adio963

Durum: 611 - 4 - 0 - 0 - 06.06.2019 00:19

Puan: 9086 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 31

leptospira

mikrobiyoloji ile ilgisini merak ettiğim yazar

yulaf ezmesi

diyet amaçlı birkaç gündür yemeye çalıştığımdır. aslında içine kuru meyve parçacıkları bir miktar süt ve karamela ekleyince enfes bir tat elde ediliyor, ediliyor da anlamı kalmıyor. dahası ananemin biz onu köyde hayvanlara bile vermezdik güzellemesi(!) beni demotive ediyor.
tanım: içindeki lif ve proteinden dolayı besleyici ve tok tutucu olan günlük 30 gramıyla sağlıklı kalmaya yardımcı olabilecek besin.

alttaki yazara soracaklarım var

aklıma sadece pillars of islam geliyor. yeterince layik ve laik değilim sori.

eğitim için ihtiyaç olan bir miktar parayı bir ayda nasıl bulabilirsin?

hoşlanılan erkeğin gay çıkmaması

eğer henüz hoşlanma sürecindeyseniz derhal perhize girip onu unutmaya çalışın, yok aşık olduysanız geçmiş olsun, zaten istemeseniz de perhiz yapacaksınız

#404878 bence en iyi ihtimalle bisex ya da kendini kabullenememiş gay.

ayı sözlük chat

yeyyyyyyyyyyyyyyyyyyy!!! mutluyummmmm

röyksopp

ayı sözlük günlük

sevgili ayı,
geçenlerde bir arkadaşım adioo hayat çok güzel , bu hayatı yaşamaya bayılıyorum demişti.
değişik hissettim. aslında ben de onun gibi düşünüyorum ama dile getirmiyordum, iyi oldu.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

irem derici - düşler ülkesinin gelgit akıllısı

şu şarkının bana anımsattıkları , ne kadar üzücü. koku hafızası en belirgin anımsamayı oluşturduğunu derslerde hep gördüm ama peki ya şarkı hafızası! en son dinlediğim zamanlar tam 4 sene öncesindeydi, günleri bile hatırlıyorum. öhhh be!

ayı sözlük itiraf

şimdi ben bura depresif şeyler yazmak istiyorum ama yazmamak da istiyorum ahags şöyle ki sözlüğe genelde kendimi çaresiz vesaire hissettiğimde girdiğim için burası benim için olumsuz girdi yeri halini aldı.

-kendimi çaresiz mi hissetmek ? sgsggdsh her yeni gün umudum olsun bea

2.5 litrelik kolayı tek başına içen insan

kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden birini yapan insan, farkındadır umarız.

gen ile oynayarak aids'i engellemek

gen düzenleme işleminin sonuçları sanılanın aksine çok daha kompleks bilgi gerektiren bir işlem, elimizdeki bilgilerle bu sonuçları kestirmek imkansız zira daha 20 yılını doldurmamış insan gen haritası çalışması bile genetik bilgimizi yerle bir etmiştir. kısacası bir gen ile oynamanın diğer genleri ve onların işleyişlerini nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz dahası bunun nasıl ne zaman ortaya çıkacağını da hiç bilmiyoruz. ve daha doğmamış bir çocuğu sonuçları bu kadar belirsiz bir şeye maruz bırakmak ne kadar etiktir? bir de bunu bilim insanı sıfatı ile gerçekleştirmek? bilemedim.

ayı sözlük yazarlarının keşkeleri

keşkelerim çok ama en büyük keşkelerim genelde diğer keşkelerime ayırdığım zamandan kaynaklanıyor. öne bakmak değerli daha değerli galiba.

yazarların hayata karşı duruşları

duruş kendi kelime içeriğiyle de anlaşılabildiği gibi bir devinimden yoksunluk ibaresidir ancak hayatta hiçbir zaman stabiliteyi düstur edinmedim, bazenleri mecburiyetten ama çoğunlukla eğlenceden dinamik bir hayat tarzım oldu, he yoruldum mu yoruldum ama çok da sorun değil, sonuçta ne kadar yaşadığın değil ne yaşadığın önemli şu hayatta. islam inancında çok sevdiğim bir düstur var, bugünün düne aynılığının bir kayıp olduğu üzerine, o kadar önemli ve değerli buluyorum ki.

the nun

korku filmlerinde temel aradığım özellik sanırım yerli ve millilik, hakikaten küçükken büyütüldüğüm korku ögeleridir beni asıl korkutabilen. bu yüzden "the nun" çok başarısız geldi ve hatta; gülebildim film esnasında. aynı şeyi edgar allan poe'nun hikayelerinde de görmek mümkün, korku kültürel bir duygudur ve kendi içinde mistik dinamiği kesinlikle etnik yapılara dayalıdır.

babylone_13

sevdim bende iyi biri. kendine değer vermeli ama, hayat kısa günler yakın

intihar etmek

düşünmenin bile patolojik olduğunu düşünüyorum. sorunlarınız için ilahi bakış modelini öneriyorum. biraz olaylara geniş çerçevede bakmak beni hep rahatlatıyor, şu an dünyanın üzerinde tamı tamına 7 milyar insan var ve bunların hepsinin dertleri var. bizim hissettiğimiz en ağır olanı ne de en çözülemez olanı.

sözlük yazarlarının şu an düşündükleri

yalnızlık galiba ama bunun edebiyatını yapmak istemiyorum. farklı bir durum bu,
şu an bunu hissetmeme yol açan şey sanırım beklemediğim davranışlara maruz kalmam. etrafımdaki insanlarda suç yok hakikaten, muhtemelen iyi niyetliler ve buna yol açtıklarının da farkında değiller. belki de sorun gecedir bu an için. gecelerin hep böyle bir yanı vardır, herkesin istirahate çekildiği anda gün içinde duymadığın iç ses haykırmaya başlar ve sen de mecburen dinlersin.

01.15

eşcinsellik ne zaman oluşur

çağın en iyi psikiyatrı?? psikanalizin daha bilimsel bir şey olup olmadığı bile tartışmalı. kaldı ki bu tip bir konuşma tarzı psikiyatride ne kadar mantıklı? bir yaklaşımdan bahsediyoruz. "en iyi vuu" diye bir şey yok yani ortada.

doğuştanlık konusuna gelirsek https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1815... bu ilginç bir çalışma mesela inceleyebilirsin.

alttaki yazara soracaklarım var

sanırım olmadı, sayıları genelde matematik amaçlı kullandım, soyut anlam yüklemeye çok da bir ilgim olmadı sanırım. #testdönemiçocuğu

hedefleri olan bir yaşam mı yoksa gelecek-kaygısız mı?

ehrling

yaşı 23 olan genç ve başarılı müzisyen.
(bkz:elektronik/dans )


  • /
  • 31

the nun

gerilim olarak fena bir film sayılmaz ama malesef bence conjuring evreninin en zayıf filmi olmuş. özellikle şeytani varlıkların ana karakterlerin önündeyken birden arkasında belirmesi o kadar sık kullanılmış ki filmi sıkıcı ve tahmin edilebilir yapmış. ayrıca ana karakterlerin filmin sonuna gelirken bile her gördüğü varlıkla insan olduğunu farzederek konuşma çabası da çok saçma olmuş. annabelle: creation'dan sonra hiç olmamış.

panoptikon

mahkumlar kuleden her daim gözetlendiğini sanarlar fakat kulede bulunan birisi yoktur. öğrenilmiş çaresizliğe benzetirim bu yönden (bu yüzden adı sanı olan bir akademisyenle sağlam kapışmışlığımız vardır).
daha sonralarda bunu iktidar ile özleştirip metafor olarak kullanıldı. en temeline bakıldığında bireylerin bireysizleştirildiğini görmekteyiz. devlet organında herkesin bir rakamdan ibaret olması vs. vs.
foucault güzel açıklamıştır fakat bakma kavramı tartışılması gereken bir nokta bence. sadece bence.

ayı sözlük itiraf

bazen bu yükümü taşıyamayacağımı hissediyorum sözlük.
dile kolay kapalı kapılar, duvalar arkasından 4 yıl süren bir ilişki yaşadım, bitirdim. kafada biten şeyler ne yazıkki insanin kalbinde bitmiyor. çok fedakarlıklar yaptım sözlük. sevdim be abi gel dediği zaman yer, zaman düşünmeden koşa koşa gittim yanına sadece kokusunu alayım, gözlerinin içine bakayım diye. çok sevdim sözlük hemde çok yanında uyurken rüyalarıma girecek kadar çok sevdim hemde. birlikteyken altta çalan müziği hafizama kazıdım bu anı hiç unutmayayım diye.
peki ya o diyeceksiniz. o da çok sevdi beni bunu biliyorum ve hala sevdiğinide adım kadar eminim. 4 yıllık zamanda 3 kere ayrıldık kendi isteği yüzünden ama bunun sebebi sadece aile baskısı yüzünden evlenme derdiydi o da yapamadı, olduramadı tekrardan devam ettik.
tek isteğim gidebildiği kadar gitmesiydi ama evlenmesi gerektiğini ve yaşının geldiğininde farkındaydım.
son zamanlarımızda artık bunalmaya başlamıştım bunları düşünmekten çok acı be abi valla çok aci canını bile feda edebileceğin sevdiğin, aşık olduğun insanin artık başkasıyla olması gerektiğini düşünmek.
öte yandan onunda artık bunu son zamanlarda düşündüğünü biliyordum. ama bitiremezdi onda o kadar güç yok. aldım karşıma o beni bırakmadan ben bırakayım daha az acı çekerim diye düşündüm. evlenmesi gerektiğini, hayatını ve işini düzene sokması gerektiğini anlattım çok dramatize etmeden veda konuşmasi yaptım. sadece sustu, o sustukça içimde çığlıklar daha da arttı. tek isteğim be sözlük en azından biraz çabalamasıydı, uzatmalara oynayalım demeseydi. hak verdi bana çok saçma değil mi? hem ayrılmak isteyen ben olup hemde bundan şıkayetçi olmam. ben sadece yükümü ona vermek istemiştim aslında ama kızmıyorum ona biliyorum bu ülkede, bu evrende mutlu olabilecek iki insan değiliz biz.
düşünmediğim tek bir dakika yok onu.
onum sevdiği yemekleri yapıp kendim yiyorum onun gibi hissedeyim diye. en sevdiği parfümü kullanıyorum kokusunu unutmayayım diye. en sevdiği kitabi baş ucumda yatmadan rastgele bir sayfa açıp okuyorum.
her zaman onunlayken onsuz oluyorum sözlük. kırıklarımızdan yapbozu tamamlıyorum.
kendimi unutup ona dönüyorüm sözlük.

alonebear

doğum günüymüş bugün. kutlu olsun o zaman, nice senelere

tansu çiller

kökeni erzurum olan biri olarak (bkz:pıttık)

ayı sözlük itiraf

uzun süredir yakın bir arkadaşımdan hoşlanıyorum. bir süre kimseye anlatamadım. başkasını sevdiğini biliyorum ve onu düşünmekten kendimi alamıyorum. o ise bana evlilik planlarından bahsedip duruyor. bazen şeytan diyor: açıl, bu eziyeti çekmek zorunda değilsin. ama yapamıyorum durumu olduğu gibi kabullenmekten başka bir şey. acı çeke çeke ince bir ayrılık duygusuyla kopuyorum ondan.

ayı sözlük günlük

tarif etmesi zor deneyimler yaşıyorum. aslında çok normal şeyler ama hayatımda hiç yaşamadığım şeyler olunca, o kadar inanılmaz geliyor ki... rüya gibi.

erkek arkadaşım işyerinden bir arkadaşının kocasının piyano resitaline davet etti beni, bu akşam beraber gittik. konser öncesi işyerinden bir dünya insanla karşılaştı normal olarak, bir kısmı da türk, herkese "işte bu da erkek arkadaşım antti" diye tanıştırdı. zaten herkese anlatmış, herkes "aa antti sen misin, çok anlattı seni" dediler falan. konser sonrası da kokteyl oldu, gene benzer durumlar, bazı arkadaşları ile bayağı samimi oldum, kahkahalar, espriler falan.

hani "e yani ne var bunda?" denilebilir ama ben hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık bir ortamda birinin erkek sevgilisi olarak tanıtıldım ve bir sürü sosyalleştim falan, ki sosyalleştiklerimin çoğu da diğer türklerdi. olumsuz hiç bir şey yok, önyargı yok, zaten erkek arkadaşım anladığım kadarıyla işyerinde bayağı sevilen biri. bir taraftan çok normal, ama bir taraftan da rüya gibi. allah bozmasın, nazar değmesin ama kendimi hakkaten çok şanslı hissediyorum, şu ortamları hayatımda yaşayabildiğim için. yıllarca eşcinsel olmaktan dolayı kendine eziyet etmiş, hatta tabii eziyet de görmüş birisi olarak, oralardan şu noktaya gelmiş olmak, nasıl şans geliyor anlatamam. herhalde o kokteyldeki kimse de (muhtemelen erkek arkadaşım dahil) benim neler hissettiğimi, benim için bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu anlayamazdı.

bu arada konseri veren piyanist ingilizdi ama 10 kasım nedeniyle fazıl say'ın "nazım" isimli eserini çaldı, o notalarda da memleket havalarını hissedip bir de zaten yaşadığım o şaşkınlığın da etkisiyle hüngür hüngür ağladım sessizce.

ilk eşcinsel deneyim

ilk deneyimimi bir yıl önce yaşadım.
çocukluk,ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite yılları,her zaman hem cinslerimden etkilendiğimi biliyordum.
çoğu insan gibi bir müddet bu durumu yok sayarak yaşadım.özellikle ortaokul ve lise yıllarında,herkes sevgili olmaya başlamışken eli yüzü düzgün,etrafımda benden hoşlanan bir sürü insan olmasına rağmen ben kimseyle sevgili olmuyordum.bir kızla sevgili olma fikri beni hiç cezbetmiyordu.kendimi derslere verdim.bir iki zoraki sevgili,ulaşılamaz platonik aşklar yaşayarak gizlenmeye çalışıyordum ama tamamen bilinçaltı,bunu farkında olarak da yapmıyordum,tamamen öyle gelişiyordu.
üniversite yılları ise biraz daha zorlu geçti,insanlar sürekli sevişiyor,ben bu duruma uzaktan bakıyordum,yakın arkadaşlarım sevgilim olmasa bile seks yapacak birilerinin olması gerektiğini söyleyip duruyorlardı.kendime uzak mesafe,bir iki uzun metrajlı sevgili yapıp üniversiteyi de öyle geçirdim.hetero rolünü olabildiğince dikkatli oynamaya çalışıyordum.kadınlarla oldum,çok fazla kadınla oldum.kendimi bir süre kadınlarla sevişebileceğime bile inandırdım.
iş hayatına başladığımda yalnızlık artık zor gelmeye başlamıştı.arada sanal seks kaçamaklarım oluyordu ama artık yetmemeye başladı.bu sefer gerçekten bir hetero olmaya,bir kadını gerçekten sevmeye,bir kadınla beraber olmayı sevmeye çalıştım.
bir sevgilim daha oldu,başlarda zorlamadan gidiyordu,kadınla da olsa düzenli bir cinsel hayatımın olması hoşuma gitmişti.denedim,oluyor gibi düşündüm ama aklımın bir köşesinde bir erkekle beraber olmak vardı.maddi açıdan da özgürdüm artık.kimseye hesap vermek zorunda da değildim.yalnız başıma tatile çıkmaya karar verdim,tatilimin tek amacı yalan yok,bir erkekle beraber olmaktı.belki de gay değilimdir diye düşünüyordum.denemeden anlamak imkansızdı,hatta büyük ihtimalle hoşuma gitmeyeceğini düşünüyordum.
biletlerimi aldım,valizimi hazırladım,sadece gideceğim şehir belliydi.daha önce hiç gitmediğim,kimseyi tanımadığım bir deniz şehriydi.
bulduğum ilk otele girdim.ilk gece biraz vakit geçirdim kendi kendime,tüm hayatımı sorguladım.bolca içtim.ama cesaret bulacak kadar içtim.mantığımı da kaybetmemem gerekiyordu.
gay dating uygulamarından birini indirdim.full aktif,full p ler ve sikicileri eledikten sonra zaten geriye bir iki kişi kalıyordu.biriyle konuşmaya başladım.tüm gece muhabbet ettik nerdeyse.ertesi gün yine tek başıma vakit geçirdim.büyük buluşma bugün olacak dedim kendi kendime,sözleşmemiştik ama biliyordum bir şeyler olacağını.hiç bir zaman yeteri kadar cesur bir insan olmamıştım.biraz daha bolca içtim o gün ve akşamında sahile buluşmaya davet ettim konuştuğum kişiyi.
o kadar içkiye rağmen hayatımda o anki kadar heyecanlı bir bekleyiş içinde olduğumu hatırlamıyorum.her ne kadar korksam da kararlı bir şekilde biramla beklemeye başladım.nasıl biri olduğumu tarif etmiştim.on beş yirmi dakika sonra biriyle göz göze geldik.ufak bir selamlaşmayla birbirimizden emin olduk.
benden yaşça büyüktü,beklediğimden çok daha hoş bir adamdı.
muhabbet etmeye başladık.en başta herkes anlıyor hissine kapılıp,geçici bir paranoya yaşadım.ellerim terledi,bir yandan da çaktırmamaya çalışıyordum.ben ne kadar tecrübesiz ve heycanlıysam karşımdaki kişi bir o kadar kendinden emin ve sakindi.bütün gerginliğime rağmen,ilk defa kendimi gizlemeye çalışmadan birileriyle her şeyi konuşabilmek,yadırganma korkusu olmadan her şeyi anlatabiliyor olmak,yalan söylememek,rol yapmamak çok fazla iyi hissettirmişti.etrafımdaki insanları da umursamaz olmuştum bir yerden sonra,zaten hiç kimseyi tanımıyordum da,ayrı bir güven veriyordu bana.iki saat kadar muhabbet ettikten sonra arabasıyla yüksek ama sakin bir yere gidip biramızı yudumlamaya başladık.gece olmuştu,deniz karanlık,şehrin ışıkları biraz uzaktaydı.tüm cesaretimi topladım,ilk defa bir erkeği öptüm.öpüşmeye başladık.kalbim kulağımda atıyordu sanki.ikimizin de dudaklarında alkol ve sigara tadı vardı.hayatımda ilk defa biriyle gerçekten öpüştüm.onlarca kadın öpmüştüm ama bu bambaşkaydı.öpüşürken hafif kirli sakalını okşadım,kadınlarda en hafif tüyden bile rahatsızlık duyarken sakallarından öptüm.defalarca.
eve gitmeyi teklif etti.bir an bile düşünmeden kabul ettim.niyeyse ilk defa tanıyor olmama rağmen en ufak bir güvensizlik hissetmedim.
evde biraz daha içtik.nerdeyse sarhoş olmak üzereydim.içerken bu sefer yanyanaydık,elinden tuttum,o gece yaşadığım her şeyi ilk defa yaşıyordum.ilk defa bir erkeğin elini tuttum,ilk defa bir erkeğin saçlarıyla oynadım.gözlerinin içine baktım.
yatak odasına geçtik daha sonra,gömleğimin iliklerini yavaş yavaş çözdü.beraber olduk.biraz müzik dinledikten sonra uyuduk.o gece sürekli uyandım,sarıldım,dokunabildiğim kadar dokundum ona.ertesi gün gidecektim.istesem bir gün daha uzatabilirdim.sabah oldu,alkolün etkisi geçince bir an pişmanlık duydum,kendimi kötü hissettim.o sınırı geçtim diye düşündüm.bir gece beni bambaşka biri yapmıştı.apar topar çıktım evden,çıkarken telefon numarasını aldım,bir daha görmeliyim onu diye düşündüm.
tüm yol boyunca onu düşündüm.o geceyi düşündüm.bir gece daha geçirmediğim için kendime lanet ettim.gittikçe eski hayatıma yaklaşıyordum,sevgilim beni evde bekliyordu.yol hiç bitmesin istedim.
eve döndüm.ona da durumu sezdirmemeye çalışıyordum ama olmadı.bir erkeğe,ona dokunduktan sonra,sevgilime dokunurken bir daha hiç bir şey hissedemedim.kısa süre sonra ayrıldım.karşımdaki kadına benden daha çok haksızlık ediyordum.en doğru olanı yaptım,zaten en başta büyük bir hata yapmıştım,onla ya da geçmişteki diğer kadınlarla beraber olmakla.kendime nasıl işkence ettiğimi hala sorguluyorum.
o adam da o geceden sonra hiç aklımdan çıkmadı.her gece konuştuk telefonda saatlerce,her fırsatta yanına gittim.gayliğimi sınamak için tanıştığım adama aşık oldum.ilk defa aşık oldum.belki her şeyi ilk defa yaşıyor olmanın verdiği heycandı bilmiyorum,belki ben biraz kezban ruhluydum.
ilk deneyimim hayatımın en güzel deneyimiydi.ve ben bunları yaşamadan önce hiç planlamamıştım.sadece biriyle seks yapıp,unutup geçeceğimi varsaymıştım.gayler sadece seks yapar diye düşnüyordum.ama öyle değilmiş.
ilk deneyimim benim devrimim,miladım oldu.belki de şansım yaver gitti ve tanışabileceğim en doğru insanlardan biriyle tanıştım.
umarım siz de benim kadar şanslı olursunuz.benim yaptığım hataları da yapmazsınız.hetero rolü yapmak uğruna birileriyle olmaktansa yalnız kalmak emin olun daha iyi.biraz cesaret ve biraz da insanları seçebilirseniz istediğiniz hayatı yaşamak için hiç bir şeyi ertelemeyin.
edit:aldattı lan.vazgeçtim gayler sadece seks yaparmış.güvenmeyin olum kimseye çok acıyor sonra.

ben geldim sözlük

uzun zamandır yoktum, belki hissettin, sanırım sevgili ekmekarası'nın uçurulmasının ardından yazmadım pek. belki de sen de pek dikkat etmedin, her neyse döndüm, kürkçü dükkanına buralardayım ararsan. bir bilsen başımdan neler geçtiğini !
ah bir anlatsam sergüzeştimi !
nasıl üzüldüm, yıkıldım, aldatıldım sözlük aldatıldım! ayağa kalktım tekrar, çalışmaya başladım hem de iki işte birden. günde dört saat uyuyorum, uyumayınca aklıma da gelmiyor sıkıntılar.
iyileşiyorum diyemem ama değişiyorum.
anlatırım aklıma geldikçe, sen dinle sözlük, en iyi sen dinliyorsun.

Toplam entry sayısı: 611

kuzene açılmak

tebrikler olsun. kolay değil bence, iyi karşılık verirlerse vesselam da, ya kötü bir şeyler gelişirse? bu yüzden en gereksiz gördüğüm kişiler kuzenler, ne size zarar veremeyecek kadar uzaklar ne de sizin bu durumunuzla gerçekten ilgilenebilecek kadar yakın. ya da bu benim kendi pratiğim de olabilir, bilemedim.

ölmek istiyorum

hayat gerçekten kısa aslında ve her kötü şeyin sonunu temizleyen bir ölüm realitesi de var. çok garip değil mi?bembeyaz bir sayfa sanki ölüm, bir daksil, bir silgi misali. her şeyi silen bir özelliği var, tonlarca karanlık, küfür, hakaret, nefret, mutluluk, umut, aşk, nefret, sevgi, saygı yani hayatın tüm renkleri ama en sonunda bir daksil. bunu unutmamak lazım bence. son belli, başını da üç aşağı beş yukarı öğreniyoruz, pekii
ya ortası? doldursak ya orayı gönlümüzce, doldursak ya orayı içimizden geldiğince, kendimize saygı duyarak , kendimizi bilerek. herkesin bir busu var ben buyum diyebildiği, peki ya bunu yaşamak ? hayat kısa, sadece nefrete, kine , kıskançlığa harcayacağım çok da vakit yok aslında. biraz kendimize değer verelim ve onu kirletmeyelim, yıpratmayalım, yazık olmasın ona.

tunca tutkun

oturayım bana müzik anlatsın , oturayım bana yaşamını anlatsın, uçsuz bucaksız yaşam heybesinden. bir zirvede yanımda oturduğunda , onda eskilerin naftalin kokulu ruhunu aldım. bunu hissetmek bile o kadar ilginç geldi ki... bilmem, neşesi hiç eksik olmasın! daima neşeli çocuksuluğunu kaybetmesin ve heybesinden daha çok anıyı daha çok yazsın.

point nemo

ıssızlığın tanımı bu kadar mekanik olmamalı, insanlara olduğun fiziksel uzaklığın önemi nedir ki, peki ya olan duygusal uzaklık...

tanım: sizlerle iletişime geçtiğim nokta, ya da bunu hissettiğim nokta.

forvo

internette okunuşunu bilmediğiniz kelimelerin, kelimenin ana dilini konuşanlarca verilmiş ses kayıtlarını dinleyebileceğiniz bir site. siz de isterseniz türkçe kelimeleri ekleyebiliyorsunuz.

şaban’la recep’in aşkına ramazan engel olamaz

tam anlamıyla homofobiklerin ekmeğine yağ sürmek olarak yorumladım, başkalarının düşüncesine saygı duymadan yapılan eylemler sempati değil antipati kazandırır, soyunarak farkındalık yaratılamaz ..
çıkıp "o mizah" naraları atmanın anlamı yok hiç kimse 3 maymunuda oynamasın yaşadığımız ülkenin mizah anlayışı belli ve hiçbirimiz birer şahan,cem,ata değilsek bunun bir anlamı yok...

bodrum'da kıyıya vuran suriyeli çocuk cesedi

1-2 ay önce pis suriyeliler , iyk suriyeliler onları ülkemizden kovalım, çadır kente ne gerek var* diye cıyak cıyak bağıran arkadaşlarımın bugün, "insanlık kıyaya vurdu" manşetiyle duvarımda çıkması çok entrasandı gerçekten. ayırt ediliyor, öğreniyoruz efenim kimler popüler kültür kurbanı insan müsveddesi ,kimler cana can değeri veren insanlık timsali....

ahlak

doğuştan beynimize kazınan bazı çerçevelerdir ahlak, toplumdan toplumada bu çerçeveler değişebilir, toplumlar bu çerçeve dışına çıkmayı ahlaksızlık olarak görür ve bunu yapanları toplumdan dışlar, yani aslında doğuştan herkesi tek düzeleştirmeye çalışan bir sistemde doğar insan... halbuki yoktur efenim böyle bir şey, insanlar kendileri koyarlar kendileri uygularlar,bunlara göre :
kaçakçılar hırsızdır fakat en büyük kaçakçı olan devletler görmezden gelinir...
hırsızlar ahlaksızdır fakat en büyük hırsızlar yani iktidarlar bunu hiç işlemezler....
transeksüeller sapkındırlar fakat sürekli fikir değiştiren politikacılar ülke kurtarıcılarıdır...
mafya kara paralı işler yapar fakat en büyük mafya devlet gayet masumdur...

kısacası ahlağın varlığı tartışıla durup gelmiştir bu zamana kadar , kesin olan ahlağın evrensel olmayışıdır...

şebnem korur fincancı

istanbul tıp fakültesi , adli tıp ana bilim dalı öğretim görevlisi , aktivist , insan hakları savunucusu.tihv kurucu üyesi. hrant dink ödülü sahibi hayatı için

fibrilasyon

kalbin elektriksel deviniminin düzensiz şekilde devamı, kısaca kalbin atması yerine titremesi de denilebilir, defibrilator ya da kısaca defi denilen alet kullanılarak kalbin normal ritme sokulması gerekir

sözlüğün hdplilerden oluşması

sadece şunu merak ediyorum sözlük eğer böyle birileri varsa sözlükte ki var olduğu belli sözlük....ben hdpyi tebrik ediyorum sözlük yaptıkları büyük başarıydı evet, fakat her zaman ön yargılıyım bu insanlara sözlük hayır kesinlikle nefret söyleminde bulunmayacağım şuan yapılacak en saçma şey zira...hepsi böyle değil sözlük fakat bana bu önyargılarımı kırmak için cevap versin bu pek tatlı yazarcanlarımız...

selahattin demirtaş abdullah öcalanın heykelini diktireceklerini söylemesini bilirsin sözlük,
yıl 1993 sözlük erzincanda kemaliyede en yakınlarım öldürüldü sözlük pkk tarafından sözlük pkk, canım diyebileceklerim gitti orada benim sözlük başbağlar katliamı sözlük.. bilmeyecekler sözlük anlamayacaklar, ben genede nefret söyleminde bulunmuyorum sözlük fakat karşımda birileri yaşasın hdp demesin sözlük içim acıyor anlıyor musun?nefret de etmiyorum isteyen istediğini düşünsün sözlük...ama bunları unutmasınlar sözlük ve umarım sözlük hdp de içerisindekilerde değişmiştir sözlük umarım....

tuvalet kağıdı olarak kullanılması gereken gazeteler

aşırı uç her türlü yalakalık ve sürekli eleştri yapan gazeteler ... bir şey güzelse güzel , çirkinse çirkin demeyi bilin...

(bkz: sözcü )
(bkz: sabah )

ukde

ah de me "uk de"

tamam,vurmayın
sakinim.

arkadaşının gay olduğunu nasıl anlarsın

özsel tortopun yazdığı bir çeşit röportaj niteliği taşıyan bir yazı herkes aklınca bir şeyler yazmış fakat en ilginci yine bir geyden gelmiş;

"ben de bir gay’im. ve bizi tanımanız hiç de zor değil aslında...

işte size bizleri tanımanız için birkaç ipucu…

bir erkek;

-fazla duygusalsa,

-aşırı bakım yapıyorsa,

-madonna’yı çok seviyorsa,

-olaylara aşırı tepki veriyorsa, bazı konularda kadınlarla yarış halindeyse,

-ferzan özpetek filmlerinin hepsini biliyorsa,

-homofobikse,

-fal bakıyor ve baktırıyorsa,

-yatağa girdiğinde hep bahaneler uyduruyorsa ve ilişkiye giremiyorsa,

-konuşurken ellerini çok fazla kullanıyorsa,

-sürekli izlediği bir türk dizisi varsa,

-diyet yapma takıntısı varsa,

-iç çamaşırları fazla estetikse,

-en önemlisi de en yakın arkadaşları kızsa gay’dir. " kerem t.

yazının tamamı için
http://www.posta.com.tr/yasam/YazarHaber...


e ne dersiniz sizde de var mı bunlar? yoksa arkadaşımız bizim adımıza yanlış mı konuşmuş ? peki ya hepimizin birbirimize benzeyen önemli yanlarının olduğuna ne dersiniz?

ayı sözlük islam düşmanları kulübü

umarım adı tahmin ettiğim hassaslıkla islam düşmanlığı seçilmiştir de müslüman düşmanlığı seçilmemiştir.çünkü düşüncelerin, düşünce sistemlerinin düşmanı olabilirsiniz.aslına bakarsanız anlarım da... ama insan düşmanı olmanız kabul edilebilir gelmez benim açımdan. insan kavramına atfettiğim anlam ve yüce görevden dolayı. post modernist bir çok tutumu insanı modernitenin getirdiği akılcılıktan uzaklaştırdığı için kabul edemem. ama hümanizm öyle değil. hümanizm başka. yaşama bakış perspektifim. çok değerli. önemli bir şey bu. çok..