adio963

Durum: 569 - 8 - 3 - 0 - 09.12.2018 20:33

Puan: 8370 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 29

eşcinsellik genetik mi

genetikse bile muhtemelen multifaktöriyel katılıyordur aynı diyabet gibi ki bu durumda da bir eğilimden söz etmekten öteye gidemeyiz. yani bu durumun oluşmasında çevresel etkiler yadsınamaz, basit mendel genetiği ile durumu anlamak imkansız olacaktır. bu da demek oluyor ki bir gün hastalık olarak tekrar anılmaya başlasa dahi tam kür ihtimali hiç olmayacaktır en azından şuan ki tıp işleyişi ile bunu iddia edebiliriz.

hiç otuzbir çekmemiş erkek

otuzbir ne abi?

otuz bir.

uzun süreli ilişki

aşık olduğum kişiye büyü yaptırmak ve onu sonsuza kadar kendime gerçekten bağlamak istiyorum, neyse ki bunu sadece aşık olduğum kişilerde istiyorum ve bunun sayısı da henüz yazıyla üçü açmış değil. öbür taraftan, aşık olmak denilen eyleminde genelde tanıyarak birilerini olabileceğini düşünüyorum. ne diyordum ben? ha, uzun ilişki yani nemenem bişi bilmiyorum.

tanım: minimum üç ay sürmesi,
ne zaman sonlanacağının kestirilememesi,
deli gibi hoşlanılması öyle böyle değil

kriterlerinden en az ikisini karşılayan ilişkiler bu adı veriyoruz efenim.

forvo

internette okunuşunu bilmediğiniz kelimelerin, kelimenin ana dilini konuşanlarca verilmiş ses kayıtlarını dinleyebileceğiniz bir site. siz de isterseniz türkçe kelimeleri ekleyebiliyorsunuz.

neden goril değil de ayı

çünkü ayı tanımı içerisinde kıl yoğunluğu kadar tatlılık da önemlidir. oyuncak ayılardan olsa gerek, ayılar her daim tatlı bilinir. birde ayının her daim daha çok şişmanlık çağrıştırması da var. karşındaki insana ayı gibi olmuşsun denildiğinde şişmanlamışsın anlamı verebilirsin ama gorille bunu yapamazsın.
kısacası goril = kıl çağrışımı (ki bunun için bile sadece maymun diyoruz)
ayı denilince = tatlı , kıllı , şişman bir şeyi tanımlıyoruz.

point nemo

ıssızlığın tanımı bu kadar mekanik olmamalı, insanlara olduğun fiziksel uzaklığın önemi nedir ki, peki ya olan duygusal uzaklık...

tanım: sizlerle iletişime geçtiğim nokta, ya da bunu hissettiğim nokta.

niyetli misin sorusuna alternatif cevaplar

+niyetli misin? (herkes bunu copy-paste yapmış galiba ben de öyle yaptım )
- evet, iyi niyetliyim ihi

ayı sözlük günlük

sıradan birgün, anormal hiçbir şeyin olmayışı ve sıradanlık... normalin rutin olarak tanımlandığı bir güne uyanmak, kendi olmayışlığın üzerine yazı yazmak, boğulmak delirircesine; hayır boğulurcasına değil delirircesine... seni anlatan şarkıyı bulamamak, tonlarcası içinde aynı yalnızlığı yaşamak, çay içmek ve susup oturmak , farkında olmak olmayacağının farkında olmak ve çay içmek üstüne demliği yercesine.

22.52

düşün ki o bunu okuyor

istediğim bir şans daha değil aynı hataları tekrarlayacağım kesin,o yüzden gel birlikte yenelim beni !

alttaki yazara soracaklarım var

soruyu en sevdiğin diye sorulmuş varsayıp cevaplıyorum. kulakta güzel bir müzikle yapılan hiç bilinmeyen yere yapılan yürüyüş.

alttaki yazar kıskançlığı yenmek için yaptığın bir şeyler var mı?

beast

the number of the beast şarkısı vardı ıron maiden'ın tarzım değil ama bana onu çağrıştırdı.

birinci nesil yazarların kaliteli olması

5.nesiller başka , yaşasın 5. nesiller.

gaylerin sanata çok yatkın olduğu gerçeği

zamanında bir panelde hocamız beyinlerin arasındaki korpus kallozum denilen iki beyni entegre eden beyin bölgesinde daha çok bağlantı olduğundan söz etmişti, bunun anlamı sağ beynin olaya daha çok iştiraki olabilir. tabi burda unutulmaması gereken ise bu çalışmalara yaklaşımın her daim şüpheyle olması gerektiği.

ayı sözlük chat

bugün girdiğim sınav hak etmediğim düzeyde kötü geçti, yapmam gereken oturup ağlamak mı yoksa çok üzülmek mi? belki hiçbiri değil bilmiyorum, tek bildiğim beni bundan uzak tutacak insanları görmek istediğim. hak etmeyen insanlara diğer heyetlerin bol keseden puan vermesine bizimkilerin bu kadar kıt davranması inanılmaz canımı sıkıyor.üzüldüğüm tek şey emek hırsızlığının var olması. peh.

ayı sözlük itiraf

dibi gördüm galiba yeniden,
neden olmuyor,
yorganı kafama çekip uyumak dahi dindirmiyor iç sesimi,
başka türlü bir şey hakikaten istediğim,
peki ya kendimi beğendirebilmek için çabalamam ahlaken bir problem değilse nedir?
tüm bunun için bir tarafını gizlemek,
ya da abartarak göstermek,
ağır.... boğuluyorum.
gittikçe dibe giriyorum,birini istiyorum ki çekip çıkarsa beni tonlarcasından, kafamı soktuğum dert kumundan.

ayı sözlük chat

inanılmaz başım ağrıyor pufs

samanyolu

oraya tekrar bakın. orası evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes içinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

carl sagan

an

cem adri'an
teom'an
dum'an

anı yaşa.

hiçbir yere ait olamamak

bir bavul değil miyim çoktandır zaten, belki bir bavul bile fazla, bir sırt çantasından ibaretim aslında. sırt çantam ve ben nereye gidersek ait olduğumuz yer orası oluyor genelde. odam ya da evim diyebileceğim hiçbir yer yok,kaldığım yerlerin hepsinde yaşam sürem belli idi.şuanda olduğu gibi evim,öğrenci evim ta kii üniversite bitene kadar.
ağır. o kadar.

ayı sözlük itiraf

vallahi bunaldım, sınavlarrnn sınavlarrrnnn yeter .

hayatımın rahat ettiğim dönemine gitmek istiyorum artık.
  • /
  • 29

ayı sözlük itiraf

uzun süredir yakın bir arkadaşımdan hoşlanıyorum. bir süre kimseye anlatamadım. başkasını sevdiğini biliyorum ve onu düşünmekten kendimi alamıyorum. o ise bana evlilik planlarından bahsedip duruyor. bazen şeytan diyor: açıl, bu eziyeti çekmek zorunda değilsin. ama yapamıyorum durumu olduğu gibi kabullenmekten başka bir şey. acı çeke çeke ince bir ayrılık duygusuyla kopuyorum ondan.

ayı sözlük günlük

tarif etmesi zor deneyimler yaşıyorum. aslında çok normal şeyler ama hayatımda hiç yaşamadığım şeyler olunca, o kadar inanılmaz geliyor ki... rüya gibi.

erkek arkadaşım işyerinden bir arkadaşının kocasının piyano resitaline davet etti beni, bu akşam beraber gittik. konser öncesi işyerinden bir dünya insanla karşılaştı normal olarak, bir kısmı da türk, herkese "işte bu da erkek arkadaşım antti" diye tanıştırdı. zaten herkese anlatmış, herkes "aa antti sen misin, çok anlattı seni" dediler falan. konser sonrası da kokteyl oldu, gene benzer durumlar, bazı arkadaşları ile bayağı samimi oldum, kahkahalar, espriler falan.

hani "e yani ne var bunda?" denilebilir ama ben hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık bir ortamda birinin erkek sevgilisi olarak tanıtıldım ve bir sürü sosyalleştim falan, ki sosyalleştiklerimin çoğu da diğer türklerdi. olumsuz hiç bir şey yok, önyargı yok, zaten erkek arkadaşım anladığım kadarıyla işyerinde bayağı sevilen biri. bir taraftan çok normal, ama bir taraftan da rüya gibi. allah bozmasın, nazar değmesin ama kendimi hakkaten çok şanslı hissediyorum, şu ortamları hayatımda yaşayabildiğim için. yıllarca eşcinsel olmaktan dolayı kendine eziyet etmiş, hatta tabii eziyet de görmüş birisi olarak, oralardan şu noktaya gelmiş olmak, nasıl şans geliyor anlatamam. herhalde o kokteyldeki kimse de (muhtemelen erkek arkadaşım dahil) benim neler hissettiğimi, benim için bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu anlayamazdı.

bu arada konseri veren piyanist ingilizdi ama 10 kasım nedeniyle fazıl say'ın "nazım" isimli eserini çaldı, o notalarda da memleket havalarını hissedip bir de zaten yaşadığım o şaşkınlığın da etkisiyle hüngür hüngür ağladım sessizce.

ilk eşcinsel deneyim

ilk deneyimimi bir yıl önce yaşadım.
çocukluk,ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite yılları,her zaman hem cinslerimden etkilendiğimi biliyordum.
çoğu insan gibi bir müddet bu durumu yok sayarak yaşadım.özellikle ortaokul ve lise yıllarında,herkes sevgili olmaya başlamışken eli yüzü düzgün,etrafımda benden hoşlanan bir sürü insan olmasına rağmen ben kimseyle sevgili olmuyordum.bir kızla sevgili olma fikri beni hiç cezbetmiyordu.kendimi derslere verdim.bir iki zoraki sevgili,ulaşılamaz platonik aşklar yaşayarak gizlenmeye çalışıyordum ama tamamen bilinçaltı,bunu farkında olarak da yapmıyordum,tamamen öyle gelişiyordu.
üniversite yılları ise biraz daha zorlu geçti,insanlar sürekli sevişiyor,ben bu duruma uzaktan bakıyordum,yakın arkadaşlarım sevgilim olmasa bile seks yapacak birilerinin olması gerektiğini söyleyip duruyorlardı.kendime uzak mesafe,bir iki uzun metrajlı sevgili yapıp üniversiteyi de öyle geçirdim.hetero rolünü olabildiğince dikkatli oynamaya çalışıyordum.kadınlarla oldum,çok fazla kadınla oldum.kendimi bir süre kadınlarla sevişebileceğime bile inandırdım.
iş hayatına başladığımda yalnızlık artık zor gelmeye başlamıştı.arada sanal seks kaçamaklarım oluyordu ama artık yetmemeye başladı.bu sefer gerçekten bir hetero olmaya,bir kadını gerçekten sevmeye,bir kadınla beraber olmayı sevmeye çalıştım.
bir sevgilim daha oldu,başlarda zorlamadan gidiyordu,kadınla da olsa düzenli bir cinsel hayatımın olması hoşuma gitmişti.denedim,oluyor gibi düşündüm ama aklımın bir köşesinde bir erkekle beraber olmak vardı.maddi açıdan da özgürdüm artık.kimseye hesap vermek zorunda da değildim.yalnız başıma tatile çıkmaya karar verdim,tatilimin tek amacı yalan yok,bir erkekle beraber olmaktı.belki de gay değilimdir diye düşünüyordum.denemeden anlamak imkansızdı,hatta büyük ihtimalle hoşuma gitmeyeceğini düşünüyordum.
biletlerimi aldım,valizimi hazırladım,sadece gideceğim şehir belliydi.daha önce hiç gitmediğim,kimseyi tanımadığım bir deniz şehriydi.
bulduğum ilk otele girdim.ilk gece biraz vakit geçirdim kendi kendime,tüm hayatımı sorguladım.bolca içtim.ama cesaret bulacak kadar içtim.mantığımı da kaybetmemem gerekiyordu.
gay dating uygulamarından birini indirdim.full aktif,full p ler ve sikicileri eledikten sonra zaten geriye bir iki kişi kalıyordu.biriyle konuşmaya başladım.tüm gece muhabbet ettik nerdeyse.ertesi gün yine tek başıma vakit geçirdim.büyük buluşma bugün olacak dedim kendi kendime,sözleşmemiştik ama biliyordum bir şeyler olacağını.hiç bir zaman yeteri kadar cesur bir insan olmamıştım.biraz daha bolca içtim o gün ve akşamında sahile buluşmaya davet ettim konuştuğum kişiyi.
o kadar içkiye rağmen hayatımda o anki kadar heyecanlı bir bekleyiş içinde olduğumu hatırlamıyorum.her ne kadar korksam da kararlı bir şekilde biramla beklemeye başladım.nasıl biri olduğumu tarif etmiştim.on beş yirmi dakika sonra biriyle göz göze geldik.ufak bir selamlaşmayla birbirimizden emin olduk.
benden yaşça büyüktü,beklediğimden çok daha hoş bir adamdı.
muhabbet etmeye başladık.en başta herkes anlıyor hissine kapılıp,geçici bir paranoya yaşadım.ellerim terledi,bir yandan da çaktırmamaya çalışıyordum.ben ne kadar tecrübesiz ve heycanlıysam karşımdaki kişi bir o kadar kendinden emin ve sakindi.bütün gerginliğime rağmen,ilk defa kendimi gizlemeye çalışmadan birileriyle her şeyi konuşabilmek,yadırganma korkusu olmadan her şeyi anlatabiliyor olmak,yalan söylememek,rol yapmamak çok fazla iyi hissettirmişti.etrafımdaki insanları da umursamaz olmuştum bir yerden sonra,zaten hiç kimseyi tanımıyordum da,ayrı bir güven veriyordu bana.iki saat kadar muhabbet ettikten sonra arabasıyla yüksek ama sakin bir yere gidip biramızı yudumlamaya başladık.gece olmuştu,deniz karanlık,şehrin ışıkları biraz uzaktaydı.tüm cesaretimi topladım,ilk defa bir erkeği öptüm.öpüşmeye başladık.kalbim kulağımda atıyordu sanki.ikimizin de dudaklarında alkol ve sigara tadı vardı.hayatımda ilk defa biriyle gerçekten öpüştüm.onlarca kadın öpmüştüm ama bu bambaşkaydı.öpüşürken hafif kirli sakalını okşadım,kadınlarda en hafif tüyden bile rahatsızlık duyarken sakallarından öptüm.defalarca.
eve gitmeyi teklif etti.bir an bile düşünmeden kabul ettim.niyeyse ilk defa tanıyor olmama rağmen en ufak bir güvensizlik hissetmedim.
evde biraz daha içtik.nerdeyse sarhoş olmak üzereydim.içerken bu sefer yanyanaydık,elinden tuttum,o gece yaşadığım her şeyi ilk defa yaşıyordum.ilk defa bir erkeğin elini tuttum,ilk defa bir erkeğin saçlarıyla oynadım.gözlerinin içine baktım.
yatak odasına geçtik daha sonra,gömleğimin iliklerini yavaş yavaş çözdü.beraber olduk.biraz müzik dinledikten sonra uyuduk.o gece sürekli uyandım,sarıldım,dokunabildiğim kadar dokundum ona.ertesi gün gidecektim.istesem bir gün daha uzatabilirdim.sabah oldu,alkolün etkisi geçince bir an pişmanlık duydum,kendimi kötü hissettim.o sınırı geçtim diye düşündüm.bir gece beni bambaşka biri yapmıştı.apar topar çıktım evden,çıkarken telefon numarasını aldım,bir daha görmeliyim onu diye düşündüm.
tüm yol boyunca onu düşündüm.o geceyi düşündüm.bir gece daha geçirmediğim için kendime lanet ettim.gittikçe eski hayatıma yaklaşıyordum,sevgilim beni evde bekliyordu.yol hiç bitmesin istedim.
eve döndüm.ona da durumu sezdirmemeye çalışıyordum ama olmadı.bir erkeğe,ona dokunduktan sonra,sevgilime dokunurken bir daha hiç bir şey hissedemedim.kısa süre sonra ayrıldım.karşımdaki kadına benden daha çok haksızlık ediyordum.en doğru olanı yaptım,zaten en başta büyük bir hata yapmıştım,onla ya da geçmişteki diğer kadınlarla beraber olmakla.kendime nasıl işkence ettiğimi hala sorguluyorum.
o adam da o geceden sonra hiç aklımdan çıkmadı.her gece konuştuk telefonda saatlerce,her fırsatta yanına gittim.gayliğimi sınamak için tanıştığım adama aşık oldum.ilk defa aşık oldum.belki her şeyi ilk defa yaşıyor olmanın verdiği heycandı bilmiyorum,belki ben biraz kezban ruhluydum.
ilk deneyimim hayatımın en güzel deneyimiydi.ve ben bunları yaşamadan önce hiç planlamamıştım.sadece biriyle seks yapıp,unutup geçeceğimi varsaymıştım.gayler sadece seks yapar diye düşnüyordum.ama öyle değilmiş.
ilk deneyimim benim devrimim,miladım oldu.belki de şansım yaver gitti ve tanışabileceğim en doğru insanlardan biriyle tanıştım.
umarım siz de benim kadar şanslı olursunuz.benim yaptığım hataları da yapmazsınız.hetero rolü yapmak uğruna birileriyle olmaktansa yalnız kalmak emin olun daha iyi.biraz cesaret ve biraz da insanları seçebilirseniz istediğiniz hayatı yaşamak için hiç bir şeyi ertelemeyin.
edit:aldattı lan.vazgeçtim gayler sadece seks yaparmış.güvenmeyin olum kimseye çok acıyor sonra.

ben geldim sözlük

uzun zamandır yoktum, belki hissettin, sanırım sevgili ekmekarası'nın uçurulmasının ardından yazmadım pek. belki de sen de pek dikkat etmedin, her neyse döndüm, kürkçü dükkanına buralardayım ararsan. bir bilsen başımdan neler geçtiğini !
ah bir anlatsam sergüzeştimi !
nasıl üzüldüm, yıkıldım, aldatıldım sözlük aldatıldım! ayağa kalktım tekrar, çalışmaya başladım hem de iki işte birden. günde dört saat uyuyorum, uyumayınca aklıma da gelmiyor sıkıntılar.
iyileşiyorum diyemem ama değişiyorum.
anlatırım aklıma geldikçe, sen dinle sözlük, en iyi sen dinliyorsun.

Toplam entry sayısı: 569

tunca tutkun

oturayım bana müzik anlatsın , oturayım bana yaşamını anlatsın, uçsuz bucaksız yaşam heybesinden. bir zirvede yanımda oturduğunda , onda eskilerin naftalin kokulu ruhunu aldım. bunu hissetmek bile o kadar ilginç geldi ki... bilmem, neşesi hiç eksik olmasın! daima neşeli çocuksuluğunu kaybetmesin ve heybesinden daha çok anıyı daha çok yazsın.

point nemo

ıssızlığın tanımı bu kadar mekanik olmamalı, insanlara olduğun fiziksel uzaklığın önemi nedir ki, peki ya olan duygusal uzaklık...

tanım: sizlerle iletişime geçtiğim nokta, ya da bunu hissettiğim nokta.

forvo

internette okunuşunu bilmediğiniz kelimelerin, kelimenin ana dilini konuşanlarca verilmiş ses kayıtlarını dinleyebileceğiniz bir site. siz de isterseniz türkçe kelimeleri ekleyebiliyorsunuz.

elif şafak

asghar farhadi

1972 doğumlu iranlı sinema yönetmeni.84 ve 89. akademi ödüllerinden yabancı dilde en iyi film ödülüyle dönmüştür.
filmlerini izlerken nuri bilge gelir aklınıza, filmlerindeki karakter çizimindeki başarı sizi günlük hayatın içinden bir kesit izlenimi verdirir. filmleri o kadar gerçek hayattandır ki kameralar olmadan tanrı bakış açısıyla filmdekilerin hayatını süzseniz ancak bu kadar abartısız ve berrak çizimlerle karşılaşırsınız.
bunu ifade etmek için de zaten dostoyevski film yapsa ancak bunu yapabilirdi denilir.

89. akademi ödüllerine amerikan başkanı trump'ın politikalarıyla ülkeye giriş ve çıkışların zorlaşmasından ötürü katılamamıştır.fakat yapacağı konuşma yazılı bir demeç halinde yayınlamıştır. okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum

şaban’la recep’in aşkına ramazan engel olamaz

tam anlamıyla homofobiklerin ekmeğine yağ sürmek olarak yorumladım, başkalarının düşüncesine saygı duymadan yapılan eylemler sempati değil antipati kazandırır, soyunarak farkındalık yaratılamaz ..
çıkıp "o mizah" naraları atmanın anlamı yok hiç kimse 3 maymunuda oynamasın yaşadığımız ülkenin mizah anlayışı belli ve hiçbirimiz birer şahan,cem,ata değilsek bunun bir anlamı yok...

bodrum'da kıyıya vuran suriyeli çocuk cesedi

1-2 ay önce pis suriyeliler , iyk suriyeliler onları ülkemizden kovalım, çadır kente ne gerek var* diye cıyak cıyak bağıran arkadaşlarımın bugün, "insanlık kıyaya vurdu" manşetiyle duvarımda çıkması çok entrasandı gerçekten. ayırt ediliyor, öğreniyoruz efenim kimler popüler kültür kurbanı insan müsveddesi ,kimler cana can değeri veren insanlık timsali....

ahlak

doğuştan beynimize kazınan bazı çerçevelerdir ahlak, toplumdan toplumada bu çerçeveler değişebilir, toplumlar bu çerçeve dışına çıkmayı ahlaksızlık olarak görür ve bunu yapanları toplumdan dışlar, yani aslında doğuştan herkesi tek düzeleştirmeye çalışan bir sistemde doğar insan... halbuki yoktur efenim böyle bir şey, insanlar kendileri koyarlar kendileri uygularlar,bunlara göre :
kaçakçılar hırsızdır fakat en büyük kaçakçı olan devletler görmezden gelinir...
hırsızlar ahlaksızdır fakat en büyük hırsızlar yani iktidarlar bunu hiç işlemezler....
transeksüeller sapkındırlar fakat sürekli fikir değiştiren politikacılar ülke kurtarıcılarıdır...
mafya kara paralı işler yapar fakat en büyük mafya devlet gayet masumdur...

kısacası ahlağın varlığı tartışıla durup gelmiştir bu zamana kadar , kesin olan ahlağın evrensel olmayışıdır...

şebnem korur fincancı

istanbul tıp fakültesi , adli tıp ana bilim dalı öğretim görevlisi , aktivist , insan hakları savunucusu.tihv kurucu üyesi, harika bir insan. hrant dink ödülü sahibi hayatı için

fibrilasyon

kalbin elektriksel deviniminin düzensiz şekilde devamı, kısaca kalbin atması yerine titremesi de denilebilir, defibrilator ya da kısaca defi denilen alet kullanılarak kalbin normal ritme sokulması gerekir

tuvalet kağıdı olarak kullanılması gereken gazeteler

aşırı uç her türlü yalakalık ve sürekli eleştri yapan gazeteler ... bir şey güzelse güzel , çirkinse çirkin demeyi bilin...

(bkz: sözcü )
(bkz: sabah )

ukde

ah de me "uk de"

tamam,vurmayın
sakinim.

arkadaşının gay olduğunu nasıl anlarsın

özsel tortopun yazdığı bir çeşit röportaj niteliği taşıyan bir yazı herkes aklınca bir şeyler yazmış fakat en ilginci yine bir geyden gelmiş;

"ben de bir gay’im. ve bizi tanımanız hiç de zor değil aslında...

işte size bizleri tanımanız için birkaç ipucu…

bir erkek;

-fazla duygusalsa,

-aşırı bakım yapıyorsa,

-madonna’yı çok seviyorsa,

-olaylara aşırı tepki veriyorsa, bazı konularda kadınlarla yarış halindeyse,

-ferzan özpetek filmlerinin hepsini biliyorsa,

-homofobikse,

-fal bakıyor ve baktırıyorsa,

-yatağa girdiğinde hep bahaneler uyduruyorsa ve ilişkiye giremiyorsa,

-konuşurken ellerini çok fazla kullanıyorsa,

-sürekli izlediği bir türk dizisi varsa,

-diyet yapma takıntısı varsa,

-iç çamaşırları fazla estetikse,

-en önemlisi de en yakın arkadaşları kızsa gay’dir. " kerem t.

yazının tamamı için
http://www.posta.com.tr/yasam/YazarHaber...


e ne dersiniz sizde de var mı bunlar? yoksa arkadaşımız bizim adımıza yanlış mı konuşmuş ? peki ya hepimizin birbirimize benzeyen önemli yanlarının olduğuna ne dersiniz?

ışid'i doğru yorumlamak

tamamiyle bir sesli düşünme olacak , bundan ötürü komplo gelecek bir tarafları olabilir. yaptığımda siyaset falan olmayacak, siyasetçi de değilim. ona yakın bir bölümle de alakam yok. hali hazırda okumak isteyenlere sadece düşündüklerimi söylemek amacım.burada yapacağım faşist bu tip örgütlenmelerin din ve ırktan bağımsız şekillendiğini göstermek ve para ile arasında bağ var mı diye sesli bir düşünce geliştirmekte.uzun bir yazı olabilir ve okuduktan sonra bir şey elinize geçmeyebilir, okumadan önce son çıkış için:
(bkz: geri dön )

öncelikle belkide her girimde belirtirim; bir eleştiri yapılırken genel düşünmeden yapılırsa,sizi faşizme itmekten sistemin tornavida sıkan bir halkası olmaktan alı koyamazsınız kendinizi. yani dilediğiniz şekilde sistemden çıkamaz , sistemin içine daha çok entegre olursunuz. işid'in de yorumlanması benim için önemli, zira dünyayı faşizanlaştıran bir tarafı olduğu bir gerçek. ve her dünya savaşı öncesi , ya da politika değişimlerinde bu süreçlerden geçer dünya.koalisyon güçleri adı verilen bir çok ülkenin askeri güçlerinden oluşan blok güçler her nasıl olur da, bu işi çözemez. ilginçtir benim için.

dünyada politikalar uygulamak için bekleyen bir çok güç bulunmaktadır. politikalar bazı insanların kasasını dolduracak şekilde şekillenir.buraya kadar hem fikir olduğumuzu düşünmekteyim.zira asgari ücret gibi bir realite hala önümüzde. eli kanlı olan kimdir peki? bunu düşünmeden önce şapkayı öne koymak gerek, daha da önemlisi ise elbette komplo teorilerinden uzak durmak.

reagan* ve thatcher * ekürisini herkes bilir, klasik liberalizm tükendiği 70'lere doğru , chicago üniversitesinin pek değerli profesörleri ilginç bir söylemle çıkagelmişler, ve liberalizmin yarattığı buhranı çözmek için daha da liberalleşmek gerektiğini öne sürmüşler ve bu politikalar çerçevesinde devletin elinin ekonomi piyasalarından daha çok çekilmesi söylemini geliştirmişlerdir.dünya üzerindeki karma ekonomili devletler de bunun uygulanması, ve bu ilkelerin evrensel hale gelmesi gerekirken, devletleri bu ortamları hazırlamak için faşist dönemlere sokulması gerektiğini bilen natonun değişik devletlerindeki kolları, harekete geçmiş bir çok devlet içinde ayaklanmalar çıkarılmış, devletler iç politikada gerilmiş ve bunun üzerine faşist darbeler başa geçirilmiştir. (türkiyede 80 darbesi, yunanistan albaylar cuntası,şili pinochet darbesi) elbette her ülkede bu olayların oluşturulması için, kullanılması gereken radikal örgütler bulunmalı bu da iki şekilde sağlanabilmektedir.radikal sağ, radikal sol örgütler. zaten bu iki tip örgütlenmelerinde yaptığı terörler dünya üzerinde çokça bulunmaktadır. peki bu natonun kolu dediğimiz olay nedir? bu da susurlukta türkiyenin daha çok yeni öğrenmeye çalıştığı hededir. bunu ilk fark eden elbette o dönemde(70') ülkede iktidar olan , kara oğlan ecevittir.kendisi ülkede yaşanan değişik olayları anlamlandıramazken , ordu içinde daha sonraları" kontra-gerilla" denilecek yığılanmaların olduğu belirtmeye çalışmış, ama daha sonra üzerine çok gidememiştir. kendisi o dönemde uğradığı bir çok suikast girişimi ile ünlenmiştir . fakat bu konunun üzerine giden ülkeler bulunmaktadır. italya "temiz eller" operasyonu ile bunun üzerine gidebilen devletlerden biridir.

bu operasyonun uluslararası çapta analizi yapıldığında, karşımıza devlet mekanizması içinde yuvalanan yasadışı örgütler çıkmaktadır. bu örgütler; amerikan ve ingiliz kontrgerilla kuruluşu olan stay behind tarafından 1952 yılında kurulmuştur. italya'daki adı gladyo olarak geçen örgüt; ingiltere'de stay behind, avusturya'da schwert, fransa'da rüzgar gülü, ispanya'da anti-terör kurtarma grubu (gal), batı almanya'da gehlen harekatı olarak deyimlendirilmiştir. gladyo kavramı, en kısa tanımıyla, soğuk savaş döneminde komünizmin iktidarları ele geçirmemesi için nato ülkelerinde kurulan nato ve cia destekli birimlerdir. her nato ülkesinin "özel harp dairesi"nce yönetilen örgüttür.

mehmet ali birand'ın uzun bir dönem izlemeye aldığı bu örgütlenme, uğur mumcu'nun ölümüne neden olduğu iddia edilmektedir.

bu örgütlerin ülkemizde kullandığı politika yine aynıydı, fakat yıllar sonra olaylara karışmış gerek ülkücü gerek ise dev-yol üyelerinin sözleri önemliydi:" bize yıllarca bu işleri sağcıların /solcuların yaptığı söylenmişti.tek neden onlardı, yanılmıştık"

burada sadece bankaların kasaları dolduruldu.ve politika ibresi, sağ bir partinin yükselişine neden oldu. sonuç özelleşen kamusal mallar ve elbette neo-liberal politika.peki ya sağlık?

sağlıkta ise belli standartlar vardır. daha doğrusu ilaç satmak için oynanan belli değerler bulunmaktadır.mesela şeker hastalığı için şeker oranının kandaki sınırı belli bir değeri mevcuttur. 90mg ise ve bu sene medical firmalar satmak istediği miktarda tüketim olmadıysa bu oran acilen düşürülür. 80 mg olur .böylece şeker hastası olmayan binlerce insan , şeker ilacı kullanması gerekecek ve hayali şeker hastaları yaratılacak. aynısı kolestrol için de geçerli. ya da yapay salgınlar yaratılmalı ve dünyada sağlık tekellerinin eline para geçmeli, aşı satılmalı. burada kasası dolan kimdir? dünya insanlarını tedirgin edecek ve insanların yine kutuplaşmasını sağlayacak olan nedir?bunun ucu bizede dokunmaktadır.
81'de ilk aids vakaları görülürken ülkelerin anti-eşcinsel kutuplanmalarını izleyin. ya da mültecilerden kaynaklanan rahatsızlıklar sonucu gelişen faşizme odaklanın.

amerikanın 11 eylül olaylarından sonra girdiği, irak olayının bu açıdan değerlendirilmesi mümkündür. gelişen 90'lar dünyası doğal gaz adı verilen bir petrole alternatif enerji bulmuş ve dünyanın bir çok yerinde kullanılan petrol yerini doğal gaza bırakmaya başladığı an sonuç, bir anda dini terör örgütlerinin eylemleri ile sonuçlanmış,islamofobi ve faşizanlık tavan yapmış ardından amerikanın irağa girişi ve düşen petrol şirketlerinin tekrardan zirvelere oturmaları.

şimdi işid, dünyanın faşizanlaşmasını sağlayacak ve dünyanın sinir uçlarını dokunan işler çıkarmakta, bunun sonucu nereye varır kestirmek çok güç.kim bilir belkide papa nın dediği gibi 3. dünya savaşını oynayan devletler,kutuplaşacaktır. bunu şuandan kestirmek güç fakat inansanız da inanmasanız da ingiltere'nin başına yeni thatcher geçmektedir. kim bilir belkide amerikanın da başına trump'un geçmesiyle faşizanlaşan dünyanın soğukluğunu daha çok hissedecek oluruz.buradan sonrası elbette komplo ,yaşayıp göreceğiz.


he unutmadan iğneyi birazda kendine batırması gerekende radikal mütedeyyin kesim olmalıdır. sizi bu kadar kullanıma açık bırakacak olan nedir? oturup düşünülmelidir. çözüm nedir?

güzel olan her şey uzaktadır

felsefi açıdan:
güzel olan her şey uzakta ise yakında olan şeyler güzel değil midir? yada
güzel olan her şey uzakta ise sadece uzaktaki şeyler güzeldir, eğer uzaktaki her şey güzelse yanımızdaki güzellikler nedir? gibi soruları akla getiren ve dahada önemlisi az sonra yiyeceğim buz dolabındaki bir paket damağın matematiğini beceremeyen ifadedir, daha doğrusu için
(bkz: uzaktaki şeyler ulaşılamamasından güzeldir)