ışid'i doğru yorumlamak

tamamiyle bir sesli düşünme olacak , bundan ötürü komplo gelecek bir tarafları olabilir. yaptığımda siyaset falan olmayacak, siyasetçi de değilim. ona yakın bir bölümle de alakam yok. hali hazırda okumak isteyenlere sadece düşündüklerimi söylemek amacım.burada yapacağım faşist bu tip örgütlenmelerin din ve ırktan bağımsız şekillendiğini göstermek ve para ile arasında bağ var mı diye sesli bir düşünce geliştirmekte.uzun bir yazı olabilir ve okuduktan sonra bir şey elinize geçmeyebilir, okumadan önce son çıkış için:
(bkz: geri dön )

öncelikle belkide her girimde belirtirim; bir eleştiri yapılırken genel düşünmeden yapılırsa,sizi faşizme itmekten sistemin tornavida sıkan bir halkası olmaktan alı koyamazsınız kendinizi. yani dilediğiniz şekilde sistemden çıkamaz , sistemin içine daha çok entegre olursunuz. işid'in de yorumlanması benim için önemli, zira dünyayı faşizanlaştıran bir tarafı olduğu bir gerçek. ve her dünya savaşı öncesi , ya da politika değişimlerinde bu süreçlerden geçer dünya.koalisyon güçleri adı verilen bir çok ülkenin askeri güçlerinden oluşan blok güçler her nasıl olur da, bu işi çözemez. ilginçtir benim için.

dünyada politikalar uygulamak için bekleyen bir çok güç bulunmaktadır. politikalar bazı insanların kasasını dolduracak şekilde şekillenir.buraya kadar hem fikir olduğumuzu düşünmekteyim.zira asgari ücret gibi bir realite hala önümüzde. eli kanlı olan kimdir peki? bunu düşünmeden önce şapkayı öne koymak gerek, daha da önemlisi ise elbette komplo teorilerinden uzak durmak.

reagan* ve thatcher * ekürisini herkes bilir, klasik liberalizm tükendiği 70'lere doğru , chicago üniversitesinin pek değerli profesörleri ilginç bir söylemle çıkagelmişler, ve liberalizmin yarattığı buhranı çözmek için daha da liberalleşmek gerektiğini öne sürmüşler ve bu politikalar çerçevesinde devletin elinin ekonomi piyasalarından daha çok çekilmesi söylemini geliştirmişlerdir.dünya üzerindeki karma ekonomili devletler de bunun uygulanması, ve bu ilkelerin evrensel hale gelmesi gerekirken, devletleri bu ortamları hazırlamak için faşist dönemlere sokulması gerektiğini bilen natonun değişik devletlerindeki kolları, harekete geçmiş bir çok devlet içinde ayaklanmalar çıkarılmış, devletler iç politikada gerilmiş ve bunun üzerine faşist darbeler başa geçirilmiştir. (türkiyede 80 darbesi, yunanistan albaylar cuntası,şili pinochet darbesi) elbette her ülkede bu olayların oluşturulması için, kullanılması gereken radikal örgütler bulunmalı bu da iki şekilde sağlanabilmektedir.radikal sağ, radikal sol örgütler. zaten bu iki tip örgütlenmelerinde yaptığı terörler dünya üzerinde çokça bulunmaktadır. peki bu natonun kolu dediğimiz olay nedir? bu da susurlukta türkiyenin daha çok yeni öğrenmeye çalıştığı hededir. bunu ilk fark eden elbette o dönemde(70') ülkede iktidar olan , kara oğlan ecevittir.kendisi ülkede yaşanan değişik olayları anlamlandıramazken , ordu içinde daha sonraları" kontra-gerilla" denilecek yığılanmaların olduğu belirtmeye çalışmış, ama daha sonra üzerine çok gidememiştir. kendisi o dönemde uğradığı bir çok suikast girişimi ile ünlenmiştir . fakat bu konunun üzerine giden ülkeler bulunmaktadır. italya "temiz eller" operasyonu ile bunun üzerine gidebilen devletlerden biridir.

bu operasyonun uluslararası çapta analizi yapıldığında, karşımıza devlet mekanizması içinde yuvalanan yasadışı örgütler çıkmaktadır. bu örgütler; amerikan ve ingiliz kontrgerilla kuruluşu olan stay behind tarafından 1952 yılında kurulmuştur. italya'daki adı gladyo olarak geçen örgüt; ingiltere'de stay behind, avusturya'da schwert, fransa'da rüzgar gülü, ispanya'da anti-terör kurtarma grubu (gal), batı almanya'da gehlen harekatı olarak deyimlendirilmiştir. gladyo kavramı, en kısa tanımıyla, soğuk savaş döneminde komünizmin iktidarları ele geçirmemesi için nato ülkelerinde kurulan nato ve cia destekli birimlerdir. her nato ülkesinin "özel harp dairesi"nce yönetilen örgüttür.

mehmet ali birand'ın uzun bir dönem izlemeye aldığı bu örgütlenme, uğur mumcu'nun ölümüne neden olduğu iddia edilmektedir.

bu örgütlerin ülkemizde kullandığı politika yine aynıydı, fakat yıllar sonra olaylara karışmış gerek ülkücü gerek ise dev-yol üyelerinin sözleri önemliydi:" bize yıllarca bu işleri sağcıların /solcuların yaptığı söylenmişti.tek neden onlardı, yanılmıştık"

burada sadece bankaların kasaları dolduruldu.ve politika ibresi, sağ bir partinin yükselişine neden oldu. sonuç özelleşen kamusal mallar ve elbette neo-liberal politika.peki ya sağlık?

sağlıkta ise belli standartlar vardır. daha doğrusu ilaç satmak için oynanan belli değerler bulunmaktadır.mesela şeker hastalığı için şeker oranının kandaki sınırı belli bir değeri mevcuttur. 90mg ise ve bu sene medical firmalar satmak istediği miktarda tüketim olmadıysa bu oran acilen düşürülür. 80 mg olur .böylece şeker hastası olmayan binlerce insan , şeker ilacı kullanması gerekecek ve hayali şeker hastaları yaratılacak. aynısı kolestrol için de geçerli. ya da yapay salgınlar yaratılmalı ve dünyada sağlık tekellerinin eline para geçmeli, aşı satılmalı. burada kasası dolan kimdir? dünya insanlarını tedirgin edecek ve insanların yine kutuplaşmasını sağlayacak olan nedir?bunun ucu bizede dokunmaktadır.
81'de ilk aids vakaları görülürken ülkelerin anti-eşcinsel kutuplanmalarını izleyin. ya da mültecilerden kaynaklanan rahatsızlıklar sonucu gelişen faşizme odaklanın.

amerikanın 11 eylül olaylarından sonra girdiği, irak olayının bu açıdan değerlendirilmesi mümkündür. gelişen 90'lar dünyası doğal gaz adı verilen bir petrole alternatif enerji bulmuş ve dünyanın bir çok yerinde kullanılan petrol yerini doğal gaza bırakmaya başladığı an sonuç, bir anda dini terör örgütlerinin eylemleri ile sonuçlanmış,islamofobi ve faşizanlık tavan yapmış ardından amerikanın irağa girişi ve düşen petrol şirketlerinin tekrardan zirvelere oturmaları.

şimdi işid, dünyanın faşizanlaşmasını sağlayacak ve dünyanın sinir uçlarını dokunan işler çıkarmakta, bunun sonucu nereye varır kestirmek çok güç.kim bilir belkide papa nın dediği gibi 3. dünya savaşını oynayan devletler,kutuplaşacaktır. bunu şuandan kestirmek güç fakat inansanız da inanmasanız da ingiltere'nin başına yeni thatcher geçmektedir. kim bilir belkide amerikanın da başına trump'un geçmesiyle faşizanlaşan dünyanın soğukluğunu daha çok hissedecek oluruz.buradan sonrası elbette komplo ,yaşayıp göreceğiz.


he unutmadan iğneyi birazda kendine batırması gerekende radikal mütedeyyin kesim olmalıdır. sizi bu kadar kullanıma açık bırakacak olan nedir? oturup düşünülmelidir. çözüm nedir?