antti

Durum: 734 - 10 - 0 - 0 - 30.11.2018 09:13

Puan: 11672 - Sözlük Kaşarı

4 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Hizmetinizde!
  • /
  • 37

pozitif eşcinsel rol model

bir sürü güzel eşcinsel insandan olumlu şekilde etkilendim tabii ama beni en çok dönüştüren erkek arkadaşım oldu. yanınızda eşcinselliğiyle böylesine barışık, etrafındaki herkese açık, eşcinsellik konusunda şakalar yapabilen, şaka kaldırabilen, sokakta elinizi tutup dudaklarınızdan öpen, bütün arkadaşlarıyla sizi “bu da sevgilim” diye tanıştıran böyle rahat ve komik biri olunca ister istemez siz de büyük bir değişim içine giriyormuşsunuz, ben bunu öğrendim. son bir sene içinde büyük bir değişim geçirdim ben de sayesinde. annemlerle tanıştırdım, annemler de bayıldı, annem yemeğe davet edip dolma sardı şerefine falan, ne kadar güzel şeyler yaşadık. aman nazar değmesin diyorum tabii, çok şansım varmış da bu kadar iyi bir insana denk geldim. gelecek ne getirir bilmiyorum ama tabii armut gibi beklememek, hayatındaki güzel şeyleri geliştirmek için kıçını kırıp çalışmak gerekiyor. bir senede bütün depresyonlarım yokoldu gitti yalnız, bu sıralar onun farkındalığını yaşıyorum. depresyonun dibine vurmuştum geçen sene oysa ki. umarım bir daha dönmem o hallerime. neyse, maalesef böyle pozitif rol modelleri etrafımızda bulmak çok zor. ben yıllarca aktivizm camiasında çalıştım ve bulmanın ne denli zor olduğunu biliyorum maalesef. bana da ancak denk geldi valla. oraya buraya böyle şeyler yazıp nazarlara gelmek istemem tabii ama hem elimdekinin kıymetini bildiğimi kendime hatırlatmak istiyorum, hem de bunun ne kadar dönüşütürücü bir etkisi olduğunu paylaşmak istedim. allah herkese gönlüne göre birilerini verir umarım. sevgiler.

sex in strange places

izlerken yeminlen aklımın çıktığı belgesel. türkiye’de cinsellik ve fuhuş ne kadar rezil durumda ve herkes ne kadar iki yüzlü, bir kez daha görmüş olduk çok şükür. bu belgeseli çeken kızı da iyi sikmemişler o kadar gittiği genelevlerde valla, iyi cesaret abladaki.

murat prosçiler

şebnem ferah'ın can kırıkları şarkısının klibinde yer aldığında tanıdığım, çok yakışıklı adam. şimdi aklıma geldi, fotolarına baktım da, kendine pek bakmamış yaw, kilo almayaymış daha iyiymiş.

hornette ünlü birine rastlamak

youtube'dan tanıdığım, istanbul'da yaşayan, çok yakışıklı bir abi var, uzun süre instagram'dan da takip ettim. çok ünlü olmasa da, az biraz bilinen biri. bu abi hayatından gayet mutlu gözüküyor, bir sürü arkadaşı var (ezici çoğunluğu erkek), habire oradan buradan paylaşımlar. hiç efemine değil, gayet yakışıklı ve taş gibi bir abi. habire avrupa gezmelerinde. ailesiyle paylaşımları da oluyordu. yani bayağı güzel görünüyor hayatı (gerçi herkesin hayatı instagram'dan güzel gözüküyor herhalde). bu yaz tatile başka 6 erkek arkadaşı ile mikonos'a gitti, brüksel'e gay pride zamanı gittiğini biliyorum (gayli bir paylaşımı olmadı ama), instagram'da bir kere canlı yayın yaptığını gördüm, gelen soruları yanıtlıyordu, kız arkadaşın var mı sorusu 10 defa soruldu, hepsini pas geçti, başka şeyleri yanıtladı, yani bir şeyden korkusu çekincesi de yok, öyle canlı yayınlara çıkmalar falan. neyse yani eşcinsel olduğunu tahmin etmek çok zor değildi.

yalnız dün ilk defa stalking yaparken scruff'ta gördüm profilini ve yine de ufak çaplı bir şok yaşadım. ilişkisi var, "fun" arıyor yazıyor. niye şaşırdım bilmiyorum. kıskandım bir de. türkiye'de eşcinsel olup da sıkıntısız yaşıyormuş gibi duran herkesi kıskanıyorum zaten. o kadar çok eşcinsel arkadaşı olan, beraber mikonos'lara giden falan, ne güzel ulan öyle hayatlar.

haset etmeyeyim, çalışayım, benim de olsun, de mi?

eşcinsellik metropolde yaşanır

metropollerde kim kime dum duma bir hayat yaşandığından ve elinizdeki seçenek bolluğundan dolayı doğru dürüst ilişki bulmak, yürütmek, sadık kalmak gibi durumlar çok zor olabilir. görece çok küçük ve baskıcı yerlerde ise zaten birini bulmak zor olduğundan, bulduğunla yetinmek ve iyi geçinmeye çalışmak, birbirine kol kanat germek, ilişkilerin daha sıkı olması durumları da yaşanabilir. görevi nedeniyle türkiye'nin en doğu ucunda, iran sınırında yaşayan bir arkadaşım, orada çok güzel bir eşcinsel ortam yaratmıştı kendine, hayret ediyordum.

bence eşcinsellik, sizin eşcinsel kimliğinizi, yanınızdaki sevgilinizi dürüst şekilde kabul edebilecek insanların olduğu yerde en güzel yaşanır. metropollerde de kendi kafasının veya yakın çevresinin mentalitesinin içinde hapsolmuş nice eşcinsel insanlar var bu ülkede.

selin karacehennem

sabah programlarına çıkan evlilik terapisti. bu kadının olduğu programları izlemek, kadının yorumlarını dinlemekten çok zevk alıyorum.

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

hornette ünlü birine rastlamak

geçen eylül ayında athena'nın ses etme klibinde başroldeki adama rastladım, mesaj attım, çok güzel bir iş çıkarmıştınız, tebrik ederim diye, "teşekkürler" diye mesaj geldi.

daha sonra da romeo'da ressam erinç seymen'e rastladım, ona da "sizin resimlerinizi çok seviyorum, çok harika bir insansınız, sizinle tanışmak isterim" falan yazdım, adam siklemedi beni. insan bi teşekkür eder.

ünlülerle gey ortamlarında tanışıklığım şimdilik bu başarısızlık seviyelerinde.

efruz kaya

türkiye’nin ilk açık kimlikli trans avukatı olmak için çalışıyormuş. desteklerinizi bekliyor:

merhabalar,

ismim efruz.24 yaşında bir trans kadınım. malatya'da doğdum ve büyüdüm. anadolu öğretmen lisesinden mezun olduktan sonra istanbul üniversitesi hukuk fakültesine başladım ve şu an öğrenimime devam etmekteyim. hukuk okumaya henüz çocuk yaşlardayken karar verdim. haklarımı bilip, sahip çıkabilmek ve adalet mekanizmalarına dahil olabilmekti isteğim. trans bir çocuk olarak yaşadığım sistematik şiddet adaleti sıkça sorgulamama sebep oldu. yaşadığım tüm mağduriyetler ve haksızlıklar insan hakları alanında çalışan bir avukat olabilme hayalleri kurup peşinden koşmamın en büyük vesilesidir. üniversitenin ilk yılları hayli zor geçti. okul dahil her şeyi bırakmaya karar verdiğim zamanlar oldu. çevrenize bakarsanız üniversitelerde okuyan açık kimlikli görünür transların sayısının hayli az olduğunu görürsünüz. söz konusu türkiye olunca bu sayı daha da azalmaktadır. bunun sebebi transların, trans olmayan insanlardan daha başarısız olması elbette ki değil. bunun sebebi eğitime katılımda, iş hayatında ve hayatın her alanında transların karşısına çıkan yüksek ayrımcılık duvarları. bize sürekli işsiz kalacağımız, seks işçiliğinden başka iş yapamayacağımız, şiddete ve ayrımcılığa alışmamız gerektiği ve bunun bizim kaderimiz olduğu, tüm bunları hak ettiğimiz söyleniyor. ben bu kaderi kabul etmiyorum. tüm zorluklara karşın türkiye'nin açık kimlikli avukatlık mesleğini icra eden bilinen ilk translarından biri olmak istiyorum. bu kaderi değiştirebilmek ve hayallerime bir adım daha atabilmek adına ameliyatımı olup kimliğimi değiştirebilmem önemli bir noktada duruyor. ameliyat için gerekli olan meblağı tek başıma bulmam çok zor. düzenli bir işim, güvencem ve aile desteğim yok. bu kampanyayı sesimi duyurabilmek için başlattım. biliyorum ki yalnız değilim ve birlikteyken çok güçlüyüz. aklınıza takılan herhangi bir soruyu ya da söylemek istediklerinizi çekinmeden iletin lütfen. bilmenizi isterim ki her kuruş hayatımı biraz daha kolaylaştıracak ve her ne olursa olsun gücüm yettikçe hayallerime koşmaya devam edeceğim .

ara sıra gelen diyeti bozma isteği

aman sağlıklı besleneyim, vücut yağ oranımı düşüreyim, kas kütlemi artırayım, bugün de sabah 4 yumurta akı yiyeyim, tavuğun sadece göğsünden sote yapayım, öğleyin en az 30 gr protein alayım, avokadolu kinoa salatası yapayım, yanına şekersiz fıstık ezmeli shake yapayım, spor salonunda 8 km daha koşayım, ip atlayayım diye diye kafayı yerken arada bir gelen “aman sikmişim diyetini, pizza mı söylesem, üstüne ketçap mı sıkarak yesem, yanında kolaları kafaya mı diksem, ne yapsam?” diye gelen krizlerdir bunlar. diyetten sıkılmaktan mı yoksa şekerin düşmesinden mi bilinmiyor ama ara sıra geliyor. bazen bir bardak su içtikten sonra sakince yatıp bu isteğin dinmesini beklerken, bazen de “ko götüne” diyip sokağa çıkıyorum, gene de çok abartmamaya çalışarak bir dilim pizza ve bir kutu cola zero alarak nefsimi kesmeye çalışıyorum. fena durumlar bunlar. şu anda gene kafaya kola şişesini dikme isteğim var deli gibi. ne şekermiş arkadaş, bir türlü bırakamadık, sigaradan beter.

terkedilmek

6 senelik, çok değer verdiğim, aynı zamanda en iyi arkadaşım olan, beraber nice zamanlar yaşayıp, ilişkimize de karşılıklı çok emek verdiğimiz sevgilim tarafından terkedildim geçen sene temmuz ayında. büyük bir kavga, aldatma, başka biri vs. olmadan. bir takım sıkıntılarımız vardı, benim bazı davranışlarımdan rahatsız olduğunu da biliyordum ama çok ciddi bir problem yok gözüküyordu bana. sonra da böyle pat diye, pek elle tutulur bir açıklama yapmadan, hiç yüzyüze görüşmeden, hatta telefonla bile görüşmeden, bir kaç whatsapp yazışmasıyla terketti beni. sanırım o da çok zorlu bir karar vermişti, benle konuşmayı kaldıramayacak durumdaydı diye düşündüm. ama böyle ayrılık nedeni vermeden, neyi düzeltebilirizi konuşmadan terkedilmek bayağı kötüymüş. herhalde terkedilmenin her türlüsü kötü ama bunun da dereceleri var. ona ne kadar ulaşmaya çabaladıysam da, yüzyüze konuşma isteklerimi kesin bir dille reddetti. çaresizce kabullenmekten başka bir şey yapamadım.

terkedildikten sonra ben hep kendimi suçladım. şunu yanlış yaptım, burada bunu yamuk yaptım, şurada keşke şunu demeseydim, şunu deseydim vs. sürekli bir içsel muhasebe. kendimce nedenler aradım, beni neden terkettiğine dair. oldukça yıpratıcı bir süreç. üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti, başka bir erkek arkadaşım oldu, o da şükür iyi gidiyor, çok iyi bir başka insan, ona rağmen hala aklıma gelip duruyor bu içsel muhasebe hesapları. ne zaman geçer, hiç unutabilir miyim bilmiyorum.

yaşanmış onca güzel zaman, onca güzel anı, onca sevgi, onca sevgi sözcüğü, bunlara ne oluyor, o anılar hala zihnimde berrak. bunca güzel şeyi bana yaşattığı için onu hala sevmeye devam ediyorum ben aslında. ama keşke bu şekilde bitirmeseydi, en azından daha medeni bir şekilde, biraz benim de duygularımı düşünerek, beni de böyle eşekten düşmüşe döndürmeden, konuşarak, biraz da beni ikna etmeye çalışarak, "biz bu işi yapamıyoruz, ben bu şekilde yaşamak istemiyorum" falan dese çok daha iyi olurdu. bence terketmenin de insancıl bir yolu var. karşında, senelerini paylaştığın insanı bu denli kıracak, üzecek şekilde pat diye bitirmek insancıl değil. onun bu süreçte ne yaşadığını, neler düşünüp neler hissettiğini, neden bu şekilde bitirdiğini bilmiyorum, zira anlatmadı. o nedenle herhalde bir nedeni vardı kendince diyorum. o kadar güvenip sevdiğim bir insandı ki, gene de kötü bir şey konduramıyorum. çok acaip.

aradan bir yılı aşkın zaman geçti, hala bunları düşündürtüyor bana. umarım bensiz gerçekten daha mutludur en azından. en azından bu kadar kalp kırmaya değmiştir en azından birimiz için diyorum.

hüseyin rahmi gürpınar

heybeli ada’nın en güzel reçellerini kaynatan, örgü örmede üstüne olmayan, edebiyatımızın en tatlı eşcinsel yazarlarından. kitapları çok tatlıdır, çok eğlencelidir.

şokopop

gey olup hazırladığı harika videolarda lubunca kelimeleri ara sıra kullanmasıyla gönlümüze taht kurmuş magazin fenomeni araştırmacı kişilik.

gece saat 1’de yeni video atarak uykuları piç etmiştir yalnız. olsun seviyoruz.

ayı sözlük günlük

tarif etmesi zor deneyimler yaşıyorum. aslında çok normal şeyler ama hayatımda hiç yaşamadığım şeyler olunca, o kadar inanılmaz geliyor ki... rüya gibi.

erkek arkadaşım işyerinden bir arkadaşının kocasının piyano resitaline davet etti beni, bu akşam beraber gittik. konser öncesi işyerinden bir dünya insanla karşılaştı normal olarak, bir kısmı da türk, herkese "işte bu da erkek arkadaşım antti" diye tanıştırdı. zaten herkese anlatmış, herkes "aa antti sen misin, çok anlattı seni" dediler falan. konser sonrası da kokteyl oldu, gene benzer durumlar, bazı arkadaşları ile bayağı samimi oldum, kahkahalar, espriler falan.

hani "e yani ne var bunda?" denilebilir ama ben hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık bir ortamda birinin erkek sevgilisi olarak tanıtıldım ve bir sürü sosyalleştim falan, ki sosyalleştiklerimin çoğu da diğer türklerdi. olumsuz hiç bir şey yok, önyargı yok, zaten erkek arkadaşım anladığım kadarıyla işyerinde bayağı sevilen biri. bir taraftan çok normal, ama bir taraftan da rüya gibi. allah bozmasın, nazar değmesin ama kendimi hakkaten çok şanslı hissediyorum, şu ortamları hayatımda yaşayabildiğim için. yıllarca eşcinsel olmaktan dolayı kendine eziyet etmiş, hatta tabii eziyet de görmüş birisi olarak, oralardan şu noktaya gelmiş olmak, nasıl şans geliyor anlatamam. herhalde o kokteyldeki kimse de (muhtemelen erkek arkadaşım dahil) benim neler hissettiğimi, benim için bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu anlayamazdı.

bu arada konseri veren piyanist ingilizdi ama 10 kasım nedeniyle fazıl say'ın "nazım" isimli eserini çaldı, o notalarda da memleket havalarını hissedip bir de zaten yaşadığım o şaşkınlığın da etkisiyle hüngür hüngür ağladım sessizce.

mel gibson

filmlerinin güzelliğine diyecek bir şey yok ama kendisi koyu katolik, eşlerini döven ve ağır eşcinsel düşmanı bir abimiz olduğu da bir gerçek maalesef.

pembe hayat

bayağı güzel bir video çekip yayınlamışlar, tebrik ettim kendilerini. gerçekten bu kanal dedikleri içerikleri üretirse harika bir arşiv kazanmış olur türkiye.

televizyon izlememek

internet evimize girdi gireli televizyon izlemiyorum. 20 yıla yakın zaman demek. dizileri geçtim, ne haber ne belgesel izleme ihtiyacı duyuyorum. haberleri de türk medyasından almayı bırakalı çok oldu gerçi. zaman içerisinde televizyona o kadar yabancılaştım ki, bir arkadaşın evinde televizyon izleyelim denildiğinde, izlediğimiz yayın zart diye kesilip reklam çıkınca çok garipsemeye başladım. reklam gelince, zaten az olan izlediğim programa olan ilgim iyice kayboluyor.

televizyonu bırakmanın en güzel tarafı reklamlara maruz kalmamak bence. internet kullanırken de adblock olayının sonsuz savunucusuyum zaten. bu sıralar sosyal medya kullanımı da sıfırlamaya çalışıyorum, o da bir başka gereksizlik kaynağı ve oradan da reklam bombardımanına uğruyorsun. kendimi kitaplara ve spora verdim, bence hiç fena değil.

hemen sevgili olalım eşcinseli

sanırım ben. kibar şekilde yazıştıysam, buluşunca güzel bir sohbet paylaşmışsam, beraber vakit geçirdiğimizde eğlenmişsem, kafalar uymuşsa, benzer sosyal çevrelerden geliyorsak, bana düzgün davranmışsa, cinsel uyumumuz da varsa, neden sevgili olmuyoruza bağlıyorum ben hemen. tabii karşıdaki istemiyorsa ısrar etmiyorum ama kolay romantizme bağlayan biriyim. yalnız yukarıdaki kriterlerin hepsini sağlayan birileri sıkça karşıma çıkmadığından, sadece bir iki kere hayal kırıklığına uğradım. bazıları “takılalım ama sevgililik de neymiş” kafasındalar, onları da öyle kabul ediyoruz napalım.

youtuber

video çekip youtube’da yayınlayan kişi. anladığım kadarıyla ciddi izlenme rakamlarına ulaşılınca iyi paralar kazandıran bir uğraş. dünkü dava haberine konu olan iki kişi milyon dolarlar kazanıyormuş diye duyunca, bunlar kimmiş, ne videoları varmış diye baktım. enes batur ve danla biliç türkçe içerikli üretimde en popüler kişilermiş. videoları izledikten sonra acaba bende mi bu işe girsem diye düşünmedim değil. türkiye pazarında iş yapmak için çok da müthiş bir meziyetinizin olması gerekmiyor anladığım kadarıyla.

cesur kacav

maalesef kanalını kapatmış. oysa nasıl ilk defa pasif olduğunu anlattığı ve çok da samimi ve sempatik bulduğum bir video ile bayağı ünlenmişti. böyle bir videoyu türkiye’de yayınlamak gerçekten cesur bir hareketti, ben takdir etmiştim. bu arkadaş biraz cahilce sayılabilecek laflar eden biriydi ama youtube’daki türkçe içerikli videoların ekseriyetini gördükçe, çok da şaşırtmıyor bu tür şeyler. lgbt görünürlüğünü artıran herkesi destekliyorum ben samimi oldukları sürece.
  • /
  • 37
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 734

eşcinsellik metropolde yaşanır

metropollerde kim kime dum duma bir hayat yaşandığından ve elinizdeki seçenek bolluğundan dolayı doğru dürüst ilişki bulmak, yürütmek, sadık kalmak gibi durumlar çok zor olabilir. görece çok küçük ve baskıcı yerlerde ise zaten birini bulmak zor olduğundan, bulduğunla yetinmek ve iyi geçinmeye çalışmak, birbirine kol kanat germek, ilişkilerin daha sıkı olması durumları da yaşanabilir. görevi nedeniyle türkiye'nin en doğu ucunda, iran sınırında yaşayan bir arkadaşım, orada çok güzel bir eşcinsel ortam yaratmıştı kendine, hayret ediyordum.

bence eşcinsellik, sizin eşcinsel kimliğinizi, yanınızdaki sevgilinizi dürüst şekilde kabul edebilecek insanların olduğu yerde en güzel yaşanır. metropollerde de kendi kafasının veya yakın çevresinin mentalitesinin içinde hapsolmuş nice eşcinsel insanlar var bu ülkede.

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

eşcinsellere tavsiyeler

"duygu, düşünce ve hislerinizle başbaşa kalıp içinizde büyütmeyin, mutlaka sizi güvende hissettiren birini bulun ve onla konuşun. azınlık olmak zaten güç birşey, bir de bunu tek başınıza göğüslemeye çalışmayın" demiş stefan olsdal.

"what advice would you give your younger self about exploring your identity?

don’t keep your inner turmoil all to yourself! find someone to talk to, someone who makes you feel safe and will listen. being in a minority is hard in itself, and it doesn’t have to be made harder by going at it alone. you will feel safer exploring yourself knowing you have someone on your side. ı wish ı had done that!"

https://staff.tumblr.com/post/1752492357...

ayı sözlük itiraf

buraya uzun yıllar boyunca ciddi emek veren kişilerin, sözlük sahibi ile ters düştüklerinde pat diye hemen atılmalarını, beraberinde de tüm emeklerinin yok edildiğini gördüğümden beri buraya yazma motivasyonum sıfırlanmış durumda. oysa ne çok sevip değer vermiştim, önemsemiştim burayı. atıldıklarından sonra arkalarından yapılan "ay ne olur yaz, sen yaz diye ölüyorduk sanki" tarzı cynical tavır da ziyadesiyle rahatsız edici. kalan bir avuç yazarın bir kısmının da atılanların arkasından bu tavra katılmaları da, sanki buradaki kendi varlıklarının da pamuk ipliğine bağlı değilmiş gibi görmeleri de kötü. sadece yazık diyebiliyorum, çok daha farklı yerlerde olabilirdi, çok daha etkin olabilirdi, çok daha izole kalmış insana ulaşabilir, onlara umut verebilirdi bu sözlük. vizyon darlığı dedikleri şey böyle birşeymiş.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

ayı sözlük itiraf

kuzenimle buluştuk, bir sürü konuştuk, direkt balıklamasına o konulara atlamadık, her zaman yaptığımız muhabbetten başladık, şöyle oldu böyle oldu, falan filan. son derece rahat, her zamanki gibi, sıfır gerginlikle, kakara kikiri konuştum, sorun olmadı. ilerleyen zamanlarda konu bu noktaya da geldi elbette, kız herşeyi sordu, annene niye söylüyorsun bana söylesene dedi, gülüştük, o sordu ben anlattım, ama öyle polis sorgulaması gibi sormadı, gene normal muhabbet düzeyinde, araya başka şeyler de sokarak, fena halde relax bir şekilde konuştuk. hatta kendisinin de biseksüel eğilimlerinin olduğunu ama hiç aksiyon yaşamadığını anlattı. ben de bütün ilişkimi, olan biteni, çocukluğumda eşcinsellik konusunda yaşadığım bir iki komik olayı anlattım. erkek arkadaşımın yaptığı bazı salaklıkları anlattım, güldük. bütün konuşma boyunca hiç yaşadığım travmatik olaylara, eşcinsellik mevzusunun benim için açıklaması, başetmesinin aslında ne kadar problemli olduğuna ve buna benzer hiçbir şeye girmedim, aksine hep komik taraflarından ya da çok da trajik olmayan taraflarından bahsettim. güle oynaya, dünyanın en doğal olaylarından bahsediyor havasında konuştuk yani (ki aslında çok doğal da, travmatik yapan bizleriz).

yani ilk defa yaptığım bir açılma muhabbeti için aşırı derecede olumlu geçti ve aslında buna hala inanamıyorum. yokmuş böyle bir hafiflik, böyle bir özgürlük. o kadar rahatlamış durumdayım ki anlatamam. bütün kafamda kurduğum sorunlarım, hava kaçıran bir balon gibi sönüverdi gibi geliyor. pozitif duygularla doluyum. 30 yılın doldurduğu saklanmışlıklar, utanmalar, korkularım çözülüyor. şu anda bütün dünyaya eşcinselliğimi ilan edebilirmişim gibi gelmeye başladı. facebook'ta gökkuşağı bayrağı paylaşasım var. tabii şaka, bu noktaya gelmeye hala biraz daha var, ama yani çok uzak bir gelecek gibi görünmemeye başladı bana.

kuzenime buradan kocaman sevgiler gönderiyorum. aslında çok anlamadı herhalde benim rahat tavırlarımdan aslında bu konuşmanın benim için ne kadar büyük bir aşama olduğunu, çünkü çok rahat görünmek için biraz çaba sarfetmedim değil. ama ne demişler fake it until you make it. mış gibi yaptım ama sonra güzel götürdüm olayı. birilerine açılmayı düşünen ama kafasında tereddütleri olan arkadaşlara tavsiye ediyorum. güvenli bölgelerdeyseniz, karşı taraf tarafından kötü yargılanmayacağınızı düşünüyorsanız, samimi olduğunuz kişilere açılmanın çok olumlu bir rahatlatıcı etkisi oluyor. erkek arkadaşınla tanışmayı çok isterim, çok merak ettim dedi, ben de en yakın tarihte ayarlayıp tanıştırmayı planlıyorum. muhteşem ki ne muhteşem, resmen hayatımda yeni bir devir başladı. allah nazardan saklasın, tü tü tü.

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

ayı sözlük itiraf

sadece iki gün önce bir avrupa ülkesinde, etrafımda beş yüz tane gey lesbiyen trans interseks falan takılıp, havuz kenarında entellik seviyesi arşa çıkmış, bol fularlı konuşmalar yapıyorken, şu anda kendimi doğu anadolu'nun ücra bir köşesindeki bir otel odasında, az önce bir grup inşaatçının birbirlerine anlamadığım bir dilde (sanırım zazaca) küfrettiği hararetli bir toplantıdan beyin amcıklaması yaşayarak çıkmış dinlenmeye çalışırken buldum. yaşadığım kültür şoku öyle böyle değil. mimarlığı fularlı bir iş olur diye seçtiydik oysaki, peh...

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

queer teorisi

(bkz: ibne teorisi)

aslında köklerini michel foucault'nun sosyal yapılandırmacılık teorilerinden, yani gerçekliğin hepsinin bir sosyal inşa eseri olduğunun (bir çeşit matrix felsefesi yani, matrix filmi nereden çıktı sanıyorsunuz?) ve kurgu gerçeklikler içerisinde yaşadığımızın, cinselliğin ve cinsiyetlerin de keza aynı şekilde sosyal olarak yapılandırılmış ve her zaman gerçeklerle örtüşmeyen ama kalıplara sokulmaya çalışılmış şeyler olduğu tezine dayanan kuram.

bu kuramın iyice geliştirilmesi ise judith butler'ın çalışmalarına dayanır. kendisi cinsiyet ve cinsellik kavramlarının belli kıstaslara oturtulmamasını, insan cinselliğinin etiketlenmeden uzak, ayrıştırma yaşanmadan, herkesin ve her cinsel davranışın " queer" çatısı altında tek bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahseder. ona göre bu lgbttiquiwyzx şeklinde giden adlandırmalar da anlamsızdır ve bu şekilde etiketlemeye gideceksek, bu kısaltmaların sonsuzluğa ulaşacağını zira dünya üzerindeki insan sayısı kadar farklı cinselliğin olduğunu savunur.

komünist işidir bunlar, aldanmayınız.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

nalan bayar

ayşe arman'ın yazısındaki mektubundan öğrendim hikayesini. tam ne yaşadığını bilemeyiz elbette, intihara neyin sürüklediğini ama yazdıklarından yorum yaparsam, ailesi hakikaten bok gibiymiş. yerinde olsam ve bu kadar boktan bir ailem olsa hiç söylemez, ya da birine söyledikten sonra aldığım tepkiden sonra, ailemle, kardeşlerimle arama mesafe koyardım. türkiye'de mutlaka o kadar eğitimimle bir iş bulur, ayrı evde yaşar, ailemle hiç görüşmemeye, kendi konfor alanımı korumaya gayret ederdim. ayrıca almanya'ya gitmek de mantıklı bir karar olmuş da, orada öğrenciyseniz haftada 20 saat çalışma imkanınız var, mutlaka oralarda para kazanmaya bakardım, para survival durumlarında aşırı önemli sonuçta. makine mühendisliği asistanlık konularında daha esnek bir yer, buradan iş çıkar ama o olmazsa kasiyer olurdum, garson olurdum, temizlikçi olurdum. illa burs bulmaya bel bağlamazdım. sonuçta ortada hakikaten bir ölüm-kalım meselesi var ve hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. bu koşullarda kendi hayatta kalma ve oralarda tutunabilme çabalarımı ön plana almış olmaktan dolayı, türkiye'deki sevgilimi çok da ön plana koymazdım, arada telefonla görüş yeter kendini sağlama alana kadar. zaten öbür hatunun kızları, işi falan varmış. kendi götünü kurtarmadan başkasına derman olamıyorsun. aslında o yaşta almanya'da makine mühendisliği okuyacağına daha kısa zamanda bitecek, daha kısa zamanda paraya çevrilebilecek daha pratik birşey okunabilirdi. türkiye'deki iş tecrübesinin de uyumlu olabileceği birşey. yurtdışında yalnız olmak, ayrıca yaşadıklarından dolayı travmatize olmak da boktan birşey ve bu farazi olarak yazdığım şeyleri yapabilmek için sağlam bir psikoloji ve ciddi bir hayatta kalma azmi gerekiyor ve bu herkeste olmayabilir. yine de eşcinselliğimi çok fazla kendimi kurban psikolojisine sokmak için kullanmazdım, eşcinsel olup da gayet kendini kurtaran insanların olduğunu düşünür, ona göre hayatıma nasıl şekil verebileceğime odaklanırdım.

tabii bu yazdıklarım farazi ve yüzeysel oldu, kadının tam ne yaşadığını bilmiyoruz, kendi hikayesini anlattığı mektubundan yola çıktım. "yaşasam ne olacak ki?" psikolojisine girilince çok kolay olmuyor oradan çıkmak, o zaman bunları yapacak güç bulamıyorsunuz kendinizde.
Henüz takip ettiği biri yok.