antti

Durum: 693 - 0 - 0 - 0 - 21.11.2018 11:54

Puan: 11510 - Sözlük Kaşarı

5 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 35

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

ayı sözlük günlük

tarif etmesi zor deneyimler yaşıyorum. aslında çok normal şeyler ama hayatımda hiç yaşamadığım şeyler olunca, o kadar inanılmaz geliyor ki... rüya gibi.

erkek arkadaşım işyerinden bir arkadaşının kocasının piyano resitaline davet etti beni, bu akşam beraber gittik. konser öncesi işyerinden bir dünya insanla karşılaştı normal olarak, bir kısmı da türk, herkese "işte bu da erkek arkadaşım antti" diye tanıştırdı. zaten herkese anlatmış, herkes "aa antti sen misin, çok anlattı seni" dediler falan. konser sonrası da kokteyl oldu, gene benzer durumlar, bazı arkadaşları ile bayağı samimi oldum, kahkahalar, espriler falan.

hani "e yani ne var bunda?" denilebilir ama ben hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık bir ortamda birinin erkek sevgilisi olarak tanıtıldım ve bir sürü sosyalleştim falan, ki sosyalleştiklerimin çoğu da diğer türklerdi. olumsuz hiç bir şey yok, önyargı yok, zaten erkek arkadaşım anladığım kadarıyla işyerinde bayağı sevilen biri. bir taraftan çok normal, ama bir taraftan da rüya gibi. allah bozmasın, nazar değmesin ama kendimi hakkaten çok şanslı hissediyorum, şu ortamları hayatımda yaşayabildiğim için. yıllarca eşcinsel olmaktan dolayı kendine eziyet etmiş, hatta tabii eziyet de görmüş birisi olarak, oralardan şu noktaya gelmiş olmak, nasıl şans geliyor anlatamam. herhalde o kokteyldeki kimse de (muhtemelen erkek arkadaşım dahil) benim neler hissettiğimi, benim için bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu anlayamazdı.

bu arada konseri veren piyanist ingilizdi ama 10 kasım nedeniyle fazıl say'ın "nazım" isimli eserini çaldı, o notalarda da memleket havalarını hissedip bir de zaten yaşadığım o şaşkınlığın da etkisiyle hüngür hüngür ağladım sessizce.

gaylerin spor salonlarına kamp kurması

son bir senedir ben. kendime maşallah diyorum. önceden de gidiyordum ama çok düzenli sayılmazdı. şu sıralar haftanın 5 günü gider oldum aylardır. taş oldum mu, daha var ona, yine de göğüs ve kollar şişti iyice, yürüyüşüm falan değişti. böyle bir alışkanlığı hayatımda oturttuğum için mutluyum. sonuçta zaten geylerin ata sporu bu, yapmasam olmazdı hehe. gerçi gey kardeşlerimin çoğu sikiş piyasasında değerlerini yüksek tutmak için vücutlarına bakıyorlar (ki bir şey dediğim yok elbette), benim böyle bir derdim, en azından şu sıralar, yok. ama sonuçta ben de taş olayım, güzel görüneyim, giydiklerim üstüme yakışsın, kendime güvenim artsın diye gidiyorum. tabii sağlıklı olayım, güzel yaşayayım isteği de var. geçen gün erkek arkadaşım "senin göğüsler iyi şişti yaw, çok seksi geliyor bana" dediğinde kendimi o kadar iyi hissettim ki, spor salonlarına harcadığım emeklerin ve zamanın hepsine değmiş hissettim. yalan yok. bundan sonraki hedefim göğüs kaslarımla şarkılara ritim tutmak, ehehehe.

bu arada ortaokul-lise döneminde sporun her türlüsünden nefret eden, beden eğitimi derslerinden tiksinen stereotipik gey ergen biriydim, onu da belirteyim. bayağı bir aşama kaydettim.

ayı sözlük günlük

dün akşam 20 yıllık erkek en iyi arkadaşım, onun ablası ve kocası ile benim evime yemeğe geldiler. çok keyifli bir akşam geçirdik, yedik içtik. bu insanları neredeyse 20 yıldır tanıyorum ama eşcinsel olduğumu onlara açalı 1 yıldan biraz fazla oldu. bu pek gurur duyduğum bir durum değil ve açılmak benim için çok zor bir süreç oldu. yine de açılabildim çok şükür ve dün ilk defa aynı ortamda bu bilgi açık bir halde bir aradaydık. herkes kendi romantik ilişkisinden bahsederken ben de kendi sevgilimden rahat rahat bahsettim ve bu beni çok iyi hissettirdi. "oh be ulan" dedim, "hele şükür yıllardır kendimi içine hapsettiğim şeyden çıkarabildim". insanın en yakın arkadaşlarından bile hayatının önemli bir kısmını saklıyor olması büyük bir haksızlık bence. hem insanın kendine haksızlık, hem de "en yakınım" dediği kişilere haksızlık. gel gör ki, benim gibi kişiler için kolay olmuyor bu.

ben zaten kanırta kanırta da olsa açılma yolundaydım da, beni iyice rahatlatan, eşcinsel olmayı dünyanın en normal, en doğal şeyi olarak hissetmemi iyice sağlayan, beni neredeyse her arkadaşıyla tek tek sevgilisi olarak tanıştırıp, onların yanında elimi tutup beni öpen bir erkek arkadaş sahibi olmak oldu. üstüne elele tutuşup şehirlerde gezdik tozduk, hiç eşcinsel olmaktan ve bunu göstermekten çekinmeyen (gerçi göstericem diye abartı bir hareket de yapmıyordu tabii) birisi ile beraber olmak ciddi şekilde sizi de açıyor. misafirlerim gittikten sonra sevgilimi aradım (kendisi şu anda bu şehirde değil), ve beni çok değiştirdiğini, bana çok iyi geldiğini, kendisini bulduğum için kendimi çok şanslı hissettiğimi, bana yaptığı her şey için ona minnettar olduğumu söyledim. o da benim için benzer şeyleri hissettiğini söyledi. gerçi kendisini bulduğumda zaten rahat bir adamdı, ben ona ne yönde etki ettiğimi bilmiyorum, en azından bana etki ettiği yönde etki etmedim çünkü zaten rahattı işte.

bir önceki sevgilim de dünya iyisi bir insandı ve onla çok mutluydum fakat bu açılma, ilişkiyi açık etme konularında daha çekingen birisiydi. gerçi ben hayatımdaki kimseye karşı açık değilken onun hiç değilse her şeyini anlatabildiği bir annesi ile güzel bir iki tane eşcinsel dostu vardı (bunlar benim eski durumumla karşılaştırıldığında büyük şeyler bence), ayrıca mesela üniversitede kendine yakın hissettiği hocalarına da "ben eşcinselim" diye açılmışlığı olan biriydi. ama mesela ben de onu annemle tanıştırmak istemiştim de hiç kabul etmemişti, annemin vereceği tepkiden çekiniyordu, kadını boş yere üzmeyelim diyordu. oysa üzülmek değil, anneme erkek arkadaşımın da normal bir insan olduğunu, endişe edecek bir şeyin olmadığını göstermek istemiştim ben, bir de erkek arkadaşımla gurur duyuyordum, annem de görsün tanışsın istemiştim. oysa şimdiki erkek arkadaşım anneme çiçekler aldı, elini öptü, bir sürü muhabbet etti, arabasıyla gezdirdi falan, annem mest oldu resmen.

bir de farkettiğim bir şey şu ki, başka arkadaşlarıma açılmak ve onların da beni eşcinsel kimliğimle kabul ettiklerini görmek, bu şekilde rahat konuşabilmek, geri dönüp benim kendi eşcinselliğimle daha da barışmamı, kendimle daha rahat olmamı sağlayan bir döngü yaratıyor. bu nedenle de yakın çevreme açılmanın ve bu şekilde rahat olmanın psikolojim üzerindeki besleyiciliğini gözlemleyebiliyorum.

şanslı hissediyorum valla, karşıma çok güzel insanlar çıkıyor, beni seven, bana değer veren. çok şükür, nazar değmesin. insanın yanında sevgilisinin olması iyi bir şey. herkese gönlüne göre güzel bir insan vermesini dilerim.

ayı sözlük günlük

iki gündür sabah 9 akşam 11 konferanstayım, bugün de son günü, şimdi kalkıp yine gidicem. çok yoruldum çünkü gönüllü olarak resepsiyon deski senin atölye çalışmaları benim çalışıyorum, organizatörlere yardım ediyorum, bu arada da konferans programı etkinliklerini takip etmeye çalışıyorum, yeni bir sürü insanla tanışıyorum falan. avrupa’nın 4 köşesinden lgbt aktivisti tanıdığım, arkadaşım oldu. bu arada çok değişik bir sürü sunum izledim, queer yaşlılığı, nasıl topluluk oluşturulur (community building), online kampanya nasıl yapılır, kötü amaçlı datelerden nasıl sakınılır (rusya’da ciddi bir problemmiş), lgbt yıldızlardan nasıl yararlanılır gibi çok farklı konularda konuşmalar vardı. bu işlerle uğraşmayı hep sevdim, benim için başka lgbt kişilere ulaşmanın en sağlıklı yolu gibi geldi hep. dün akşam çok tatlı türkçe konuşan yunan bir çocukla tanıştım, italyan lezbiyen kadınlarla biseksüel pursuit oyunu oynadık, sonra da herkesin bet sesiyle karaoke yapmasını izledim. çok fantastik evet, zaten olayın bu kadar fantastik olması çekici yapıyor. neyse hadi kalkıp duş alayım, herkese güzel bir haftasonu dilerim.

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

kitap okuma alışkanlığı kazanmak

ben de bu alışkanlığı hayatımda düzenli oturmaya çalışıyorum bir süredir, zira sürekli internette bir şey okuyan ama kıçını kırıp kitap okuma alışkanlığını yıllardır kaybetmiş biriyim. internette okuduğum çoğu şeyin de çöp olduğunu düşünüyorum artık o nedenle sosyal medya, sözlük vs. türevlerinden kendimi izole etmeye çalışıyorum.

kitap okuma alışkanlığını oturtmak için de her sabah 7'de uyanıp en az 30 dk'ya alarm kurup, masa başında kitap okumaya başladım. hem erken uyanma alışkanlığı hem de düzenli kitap okuma alışkanlığı kazanma hedefim var. yalnız hakikaten düzgün kitap seçmek önemli. kitap sizi bağlarsa zevkle okuyorsunuz da, kitap içinizi sıkmaya başlarsa, okumak zulüm olmaya başlıyor. bu nedenle, en azından alışkanlığı oturtana kadar, sadece okumaktan zevk aldığım, sürükleyici kitaplar okumaya karar verdim.

bence erken kalkıp güne erken başlamak ve düzenli kitap okumak, bir de düzenli spor yapmakla birleşirse, insanın kendine yapabileceği en büyük iyilikler. zira kitap okumak insanı ciddi olarak geliştiren en önemli şey bence (tabii burada danielle steel kitapları okumadığınızı varsayıyorum).

kitap okuma alışkanlığı oturtmak istiyorsanız, bence internet ve sosyal medyada öldürdüğünüz zamanı da gözden geçirmek gerekli, not düşeyim.

bu arada sadece e-kitap okuyorum, telefonda da kindle uygulaması var, otobüste falan da okuyorum. ayrıca hakkaten audible gibi uygulamalara üye olarak sesli kitap da dinleyebilirsiniz.

instagram

sosyal medya ile pek alakası olmayan bir insanım, buna da herkes kullanıyor neymiş diye merak ettiğim için girdim. arkadaşlarımı buradan takip etmek hiç umurumda olmadı, keza takip edeceğim bir ünlü hayranlığım da yok. ben de kişisel ilgi alanım olan gey pornocu abileri ve gey kimliğiyle açık yakışıklı türk abileri takip etmeye başladım. yalnız bir yerden sonra başkalarının hayatını izlemek sıkmaya başlıyor, o nedenle bunları bir bir silmeye başladım. şimdi de böyle sağlıklı beslenme tüyoları, spor salonu tüyoları, kas gelişim vs. bilgilleri veren eğitici hesapları takip ediyorum. bir de favorim “içkiliydi bilmem ne” adlı geyik sayfası. kendim hiç bir şey paylaşmıyorum, takip edenim yok, kimliğim gizli ve hesap private zaten. bu şekilde instagramı da bir eğitim platformu şeklinde kullanmaya evirdim ya, ben de bi acaibim. arada da iki yakışıklı, iki mizahi paylaşım görüyorum. böyle de kullanılabiliyor ama, ilginizi çekerse.

saçını boyatmak

eşcinsel bir erkek olarak hiç boyatmadım ama boyatsam değişik ve ilginç olurdu. çok göz önüne çıkmayı tercih eden biri değilim, zaten birisi eşcinsel olduğumu anlayacak diye de yıllarca ödüm koptu, bu nedenlerden dolayı zaten yaptırmadım ama bazen acaba sarıya boyatsam nasıl olurdu diye düşündüm. dua lipa’nın şu sıralarki iğrenç hali gibi olurdum muhtemelen. türkiye’de saçını farklı renklere boyatabilen erkeklere saygım ve hayranlığım var. son derece sıkıntılı ve şiddete meyilli toplumumuzun içinde bunu yapabiliyor olmaları bence hayranlık uyandırıcı. seviyorum sizi yeşil, sarı, pembe ve mavi saçlı erkekler. çoğunuz eşcinselsiniz galiba zaten, ne mutlu sizlere.

ayrılık acısı

6 senelik, canınız kadar çok sevdiğiniz kişi sizi zart diye terkedince bayağı bayağı sağlam koyan acı. o dönem o kadar büyük bir çalkantı ve depresyon yaşadım ki, dayanamayıp bütün aileme ve arkadaşlarıma açıldım, her birinin omuzunda ayrı ağladım. sonra yakın çevreme açılmış olmak hayat kalitemi yükseltti ciddi şekilde. bu bakımdan da iyi oldu. biraz karmaşık yani durumlar benim tecrübemde.

ayı sözlük itiraf

uluslararası afedersin geyler lezbiyenler kongresine gönüllü olarak katılıyorum gelecek hafta. heyecanlıyım. aktivizm işleri yapmayalı bir sene olacak neredeyse. tekrar erkeksi bağyanların, pembe boyalı saçlı erkeklerin arasında olacak olmak mutlu ediyor beni. bakalım ne maceralar yaşayacağım. seviyom lgbt aktivizmini, full adrenalin vallaha.

ikiz olmak

tek yumurta ikizi olan bir erkek arkadaşım olmuştu ve ikiz kardeşi (erkek tabii ki ve tıpatıp aynısı, bunun yerine öbürü gelse farkı anlamam zor) eşcinsel değildi. eşcinsellik genetiktir diyenlere kafam girsin o nedenle.

eugen sandow

adamın vücudu mükemmel, götü de on numaraymış hakkaten. ölmüş gitmiş adama sulandım ya la, allah affetsin beni de...

anne ile girilen diyaloglar

annemle ne zaman telefonda görüşsek hala bana o gün ne yediğimi soruyor. hangi yemeği yediğimi hatırlamak zaten bir dert, bir de öğrense ne olacak, çok sıkıyor beni bu soru. kaç kere bana ne yediğimi sorma desem de vazgeçmedi. bunun dışında annem zaten suya sabuna dokunan hiç bir konuya girmiyor, çok yüzeysel bir muhabbetimiz var ve beni bu durum sıkıyor biraz da.

dünkü konuşmamız da şöyle:

- e peki oğlum bugün ne yedin?
- anne, bana ne yediğimi sorup durmamanı kaç kere söyleyeceğim.
- neden ama, yemek yemek hayatımızın bir parçası.
- hayatımızın bir parçası olan başka pek çok şey var, onları hiç sormuyorsun ama...

burada neyi kastettiğimi anladı tabii ama nazik herhangi bir konuya asla girmeyeceği için "iyi peki" deyip kapattı.

eşcinsellik mevzuları hakkında sürekli kötü konuşan bir anne olmasından daha iyi belki (ki o zaman iletişimimiz iyice azalır, belki de kopardı) ama bu şekilde sığ muhabbetlerle geçen bir ilişki de hiç anne-oğul ilişkisi gibi hissettirmiyor.

eşcinsel arkadaş çevresi

bu başlığı tahmin ettiğim üzere ben açmışım 2 yıl önce. etrafımdaki hiç bir arkadaşıma açık olmadığım zamanlardı ve eşcinsel kimliğimi konuşabileceğim arkadaşlar arıyordum. türkiye'de maalesef oldukça zor, ya da ben beceremedim, bilmiyorum. ayı sözlük zirvelerinden güzel insanlar tanıdım arkadaş sayılabilecek kadar güzel iletişimler de kurdum, ama hornet tarzı yerlerden arkadaş bulamadım hiç. bir ara bayağı bu konuya kafayı takmıştım.

aradan geçen iki yıl içerisinde bütün yakın çevreme, arkadaşlarımın neredeyse hepsine açıldım, çok da iyi geçti çok şükür, şimdi arkadaşlarımla normal bir şekilde yaşadıklarımı, hissettiklerimi, ilişkilerimi vs. paylaşabiliyorum. şimdilerde farkettim ki, artık ben bir eşcinsel arkadaş çevresi aramıyorum, zira halihazırdaki arkadaşlarımla da her istediğimi konuşabiliyorum. bunun ayırdına varmak benim için hoş oldu. elbette yine de eşcinsel arkadaşlarım olsun isterim tabii ama artık bu ilk entryi yazdığım zamanki gibi bunu elde etmek için özel bir efor harcamayacağım, çünkü çok elzem bir ihtiyaç olarak görmüyorum.

sözün özü, açılmak çok iyi bir şey. oh lan, rahat ettim vallaha, ama çok kastırdı amk.

corbin fisher cain

mükemmel meme uçları olan abi. zamanında benim de ilgimi çok çekmişti vücudunun güzelliği.

kadın arkadaş

bir tane erkek ve bir sürü kadın arkadaşıma eşcinselim diye açıldım, bütün arkadaşlarım da çok iyi karşıladılar ve bana destek oldular ama kadın arkadaşlarımın bazılarıyla ilişkilerim boyut değiştirdi, çok daha yakınlaştık. benle bir sürü özel hayatlarından durumlarını, hislerini paylaştılar, ben de onlara kendi özel hayatımın detaylarını, yaşadığım ilişkileri, hislerimi, hayal kırıklıklarımı paylaştım ve tüm bu paylaşımlar bana acaip iyi geldi. her biri bir terapi niteliğinde o konuşmaların. kadın arkadaşlarım benle özellerini paylaşmaktan çok derin bir keyif ve fayda aldıklarını söylüyorlar, keza aynı şeyi ben de onlar için hissediyorum. erkek olan arkadaşımla aynı yakınlık artışı olmadı, gene aynıyız. ona artık özel hayatımı anlatabiliyorum rahatça, o güzel oldu tabii, ama kafayı yedirten bir değişiklik yok. ama kadın arkadaşlarıma bayılıyorum ve onlarla yaptığım her derin muhabbet sonrasında, iyi ki açılmışım diye tekrar tekrar şükrediyorum. yok böyle bir rahatlık. yaşasın kadın arkadaşlar. bir de onların sorunlarının detaylarına vakıf oldukça, heteroseksüel olunca da hayatın sorunsuz ve muhteşem mutluluklarla dolu olmadığını görüyorum ve bu da eşcinselliğimle ilgili yaşadığım sıkıntıları dünyanın merkezinde görmemi engelliyor, hatta bazen “iyi ki de eşcinselim de bu tip sorunlarla uğraşmıyorum hiç” demeye başladığım bile oldu, ki bu benim gibi eşcinsellik konusunda çok depresyon yaşamış biri için çok ciddi bir sıçrama. açılmak bir eşcinselin kendine yapabileceği en büyük iyilik bence.

vücut yapmak

spor salonlarında ter döküp, belli bir süre sonunda bakanların bakmaya doyamadığı bir vücuda sahip olmak anlamındaki deyim.

erkeğin memesini emmek

cinsel temaşa bütününde en sevdiğim kısım. var bir meme fetişi bende. daha önceden memelerinden hiç zevk almadığını düşünen kişileri eme eme meme manyağı yapmışlığım var.

spor salonu

uzunca bir süredir haftanın 5 günü gittiğim yer. bayağı çılgın atıyorum. taş oldum mu, hayır. taş olmak için yağ oranını düşürmek gerekiyor, o da sporla değil yememek ile olan bir şey. bu aralar yememeye de başladım sanki, öğleyin tavuklu kinoa yedim mesela, çok enteresan birine dönüşüyorum. tavuk göğüs, yumurta, brokoliden oluşan garip bir diyet alışkanlığına evrilmeye başladım. kaslı abiler bunları yemiyorlar mıydı? kaslı abi olup aşırı göğüs dekolteli atletler giymek benim de hakkım değil mi? işyerindeki kız götün çok güzel olmuş dedi. yaw o kadar göğüs kol çalışıyoruz, oralar şişeceğine göt güzelleşiyor var ya, neyi yanlış yapıyorum acaba? arnold olalım derken nicki minaj mı olicem yoksaa?? erkek arkadaşım beğeniyor ama basıp basıp yanına gelince, "kaç bastın bugün?" diyor sırıta sırıta. hehe, 300 500 bastım diyorum. yalnız o değilde sabahtan salona gidince, bazen bütün gün üstüme ağırlık çöküyor, bir şey yapasım gelmiyor. artık vücudun alışması lazım değil mi, kaç senedir yapıyorum bu işi, hala fıs. yalnız o vücudu yapmak için düzgün beslenmek gerekiyor işte, kinoaları keşfedeli çok olmadı ama maalesef. makarnaya son! diyerek bu entrymi sonlandırıyorum.
  • /
  • 35
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 693

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

ayı sözlük itiraf

buraya uzun yıllar boyunca ciddi emek veren kişilerin, sözlük sahibi ile ters düştüklerinde pat diye hemen atılmalarını, beraberinde de tüm emeklerinin yok edildiğini gördüğümden beri buraya yazma motivasyonum sıfırlanmış durumda. oysa ne çok sevip değer vermiştim, önemsemiştim burayı. atıldıklarından sonra arkalarından yapılan "ay ne olur yaz, sen yaz diye ölüyorduk sanki" tarzı cynical tavır da ziyadesiyle rahatsız edici. kalan bir avuç yazarın bir kısmının da atılanların arkasından bu tavra katılmaları da, sanki buradaki kendi varlıklarının da pamuk ipliğine bağlı değilmiş gibi görmeleri de kötü. sadece yazık diyebiliyorum, çok daha farklı yerlerde olabilirdi, çok daha etkin olabilirdi, çok daha izole kalmış insana ulaşabilir, onlara umut verebilirdi bu sözlük. vizyon darlığı dedikleri şey böyle birşeymiş.

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

salatalık

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.

kılsız erkek

bal döküp yalamak gibi fantazileriniz varsa tercih edilesi erkek türü. ağza kıl gelince hoş olmuyor bence.