antti

Durum: 757 - 2 - 2 - 0 - 19.02.2021 03:45

Puan: 12814 - Sözlük Kaşarı

6 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 38

bonding

ikinci sezonu da yayınlandı sevimli dizinin, onu da bir çırpıda izledik maşallah. ikinci sezon biraz daha duygusallık dozu yüksek, ilginçlik ve aksiyon dozu düşük olmuş ama güzel yani. bu dizideki elemanlarla arkadaş olmayı isterdim valla.

ayı sözlük itiraf

sürekli hayatın gey olarak ne kadar zor olduğundan sızlanıp duran geylerden hoşlanmıyorum. zor mu, evet zor olduğu bir sürü nokta var. iyi ama sızlanıp durmaktan başka ne yapıyorsun bu zorluklar hakkında, sen onu söyle. yoksa herkesin hayatında bir takım zorluklar var.

ekşi sözlük'te tomur togo diye bir gey yazar var, upuzun ve kendini çok iyi ifade eden entryler yazıyor ama nasıl ağlak, nasıl biçare yazıyor, okurken fenalıklar geçiriyorum. geçen yine upuzun bir şey yazmış, onu okudum bugün, yıllardır değişen bir şey yok elemanda. daha önce böyle yazılarını okuyup yardım etmek istemiş, mesaj atmış, neden şunu şöyle yapmıyorsun, bunu böyle yapmıyorsun diye kendimce akıl vermeye çalışmıştım. bana verdiği mesajlar hep neyi nasıl yapamayacağını canla başla savunmak üzerineydi. baktım ne desem boş, kestim sesimi.

bazı insanlar çözümlerden çok sorunlara odaklanıyor sanırım. ben bunu nasıl çözerime odaklanmak yerine, o sorunun içinde çırpınıyorlar. çok tuhafıma gidiyor doğrusu. belki de bu kurban rolünden zevk alıyorlardır, bilmiyorum tam.

türkiye'de doğmuş ve gey olan bir sürü kendine yeni ufuklar yaratabilmiş insanlar tanıdım. evet hayatlarında pek çok sıkıntı yaşadılar ama neler başaran insanlar var ya. evlenip yurtdışında aile kurmuş gayet halk çocuğu insanlar tanıdım. yapan yapıyor yani. belki herkes böyle şanslı da olmuyor da, gene de içinde bulunduğun durumdan hoşlanmıyorsan, sızlanmak yerine kalk da bir şey yap. hele ki elinin altında internet gibi inanılmaz bir teknoloji varken ve yapabileceklerinin sayısı hayalgücünün sınırlarına kalmışken, sızlanıp duranlara artık acıyamıyorum da. git bir dernekte gönüllü çalış, insan içine karış, oku kendini bu konularda geliştir, ingilizce öğren yabancı kaynaklara ve yabancı insanlara ulaş, insanlarla iletişim kur, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsan nasıl daha iyi iletişim kurarım konusunda kendini geliştir, bir şeylerin ucundan tut, bir şeylere faydalı olmaya çalış, kendini internette ifade etmeye çalış, çeviri yap, başkalarına ulaş, psikolojin bozuksa terapi al, olmadı kendi kendine terapi kitapları oku, insanların hoşuna gidecek bir beceri edin vs. neler neler var yapacak. aramak isteyene internet neler sunuyor, inanılmaz ya.

ama varsa yoksa sevgilim yok, hornet iğrenç, anneme ve kimseye söyleyemiyorum kendimi, hiç gey arkadaşım yok, hayatımda hiç sevilmeyi tadamadım, hayatımı maskeler ardında geçiriyorum, herkes bana düşman vs. vs. habire aynı şeyler. kurban psikolojisinden çıkıp, hayatımdaki olumsuzluklara karşı ben ne yapabilirim diye bir düşünmeye başlamanızı tavsiye ediyorum. deneyin bence. başarısız olursanız bir daha deneyin, gene başarısız olursanız başka bir şey deneyin, yeter ki denemeye devam edin, eninde sonunda başarılı olacağınız bir şey olacak, yok yani kaçarı yok. hayat şansını zorlayanlara gülüyor, kenarda durup mız mız mızlananlara değil. hayatımı kenarda durup mızlanarak geçirdiğimi düşünemiyorum bile.

life is what you make of it.

mavi göz

tamam çok güzel de, bu göz renginin de varyasyonları oluyor. buz mavisi olarak tanımlanan, iyice nadir bulunan göz rengi olanların gözleri aşırı derecede ilgi çekici oluyor ama yani bu kadar ilgi çekici olmak da iyi bir şey mi diye düşündüm.

mucize doktor adlı dizideki cerrah rolündeki "onur tuna" adlı aktörün böyle gözleri var mesela. abov o ne biçim bir mavidir. hani çok güzel, çok değişik ama bir taraftan da ne biliym, sanki gerçek değilmiş izlenimi veriyor gibi. daha ortalama bir mavi tonu daha güzel bence.

amazon prime video

netflişten içim bayilinca bunun 30 günlük denemesini başlattım. içerik sayıca az ama daha izlenilebilir şeyler var gibi. aeronauts diye danish girl'deki çirkin abinin oynadığı bir filmi izledim, vallahi pek güzeldi film. house md, x files hatta buffy ve dawsons creek var yaw, inanamadim. fiyati da yarı fiyatına. biraz da bunla takılalım bakalım.

modern family

bu dizideki gey turuncu adamı çok emişlemek geliyor içimden izlerken, allah affetsin. gerçek hayatta da gey olduğunu öğrenince daha da çok emişlemek geldi vallahi. seviyorum böyle sevimli ve endişeli tipleri. turunculari zaten seviyorum. işte bu nedenle bu arkadaş tam bana göre.

ghost

çok sıkıcı bir film olacakken whoopi goldberg adlı harika oyuncu sayesinde çok eğlenceli hale gelmiş film. patrick swayze de taş ama öbür oğlanın üstüne kahve döküp gömleğini çıkarttığı sahne bana çocukken acaip erotik geliyordu.

internetten alışveriş yapmak

eskiden tek tük yapardım da 2020'deki pandemi süreciyle birlikte fena alıştım, gıda ve giyecek hariç çoğu şeyi internetten alıyorum artık. mağaza dolaşmak da ayrı keyifli bir şey elbette ama internet alışverişinin de acaip kolaylığı var. kargo teslim yeri olarak işyerimi seçiyorum elbette. hepsiburada.com'u zengin ettim galiba bu aralar işin iyice bokunu çıkarıp.

şehirlerarası aşk

zorluğu aslında ilişkiden ne beklediğinize, ilişkide nelerin sizin için tatmin edici olduğuna, görüşme sıklığınıza göre vs. değişkenlik gösterir. çok yapılmayacak bir şey değil, tatmin edici olamaz, bir şeyler illa eksik kalır diye bir şey de yok. hele ki eşcinseller arasında aşk/ilişki zaten zor kurulan bir şeyken, ilişkimiz evli hetero çiftlerin ilişkisine benzemiyor diye üzülmenin de bir anlamı yok bence.

tabii şehirlerin birbirine görece kolay ulaşımı olması iyi olur. gerçi aralarında 600km olan bir şehirlerarası ilişkim olmuştu ama cuma akşamı otobüse binip gece vakti sevgilinize ulaşabiliyorsunuz. sevgili kişisi de bi zahmet sizi otogardan karşılaşın arabasıyla.

fakirken eşcinsel ilişki yürütmek çok daha zor, işin o yanı da yine bu örnekte ortaya çıkıyor.

bir de bu pandemi döneminde bu tip şehirlerarası ilişki yürütenler biraz daha fazla yalnızlık çekmek durumunda kaldılar, kalmaya da devam ediyorlar.

george frideric handel

bu amcanın en ünlü eseri water music'tir. kralın thames nehri gezilerinde yanındaki kayıkta çalınsın diye yazıldığı için bu adı almıştır. melodisini duyan herkesin tanıyacağı popülerlikte bir müziktir.

capitol'u basan boynuzlu gösterici

başıma bir şey gelmeyecekse, son derece seksi bulduğum göstericidir. tam bir otter kendisi. redneck cumhuriyetçileri pembe götlü demokratlara tercih ettiğim de doğrudur. ülkemizde de böyle seksi şekilde protestolara katılan göstericiler istiyorum. halay çekmek çok demode bence.

ilişkilerde cinsel ilişki sıklığı

ilişkinin başlarında her gün ve günde bir kaç defa bile olabilecek kadar yüksek olan bu sıklığın, ilişkide zaman geçtikçe düşmesi normal. kimse o kadar sikişi kaldıramıyor o kadar süre boyunca. bu sıklık kişilere ve ilişkinin yakınlığına hatta aynı evde/şehirde yaşamayan eşcinsel çiftlerin buluşma sıklıklarına da bağlı olmakla beraber, en az haftada 1 veya iki haftada 1 gibi bir sıklık, ilişkinin sağlıklı gitmesi açısından olumlu olacaktır. düzgün cinsel ilişkinin partnerlerin ilişkilerini sağlamlaştırdığı, sorunları ve kavgaları çözdüğü veya en azından etkisini ciddi şekilde hafiflettiği bir gerçek sonuçta.

partnerlerden birinin cinsel isteğinin azaldığı durumlar da olabiliyor, psikolojik, ekonomik, yaşa bağlı gibi nedenlerle. böyle zamanlarda da diğer partnerin cinsel ilişki konusunda ısrarcı olmaması, tehditkar davranmaması önemli. ayrıca cinsel istek az olsa bile taraflar birbirleri ile fiziksel temasta bulunmaya ve şefkat göstermeye devam etmeye özen göstermeliler.

cinsel ilişki uzmanınız istanbul'dan bildirdi.

meme ucu piercingi

meme uçlarında devasa halkalar bulunan, gayet kinky bir adamla beraber olmuştum. meme ucu emmeyi çok severim ama farkettigim üzere, adamin memelerine ulaşmak için öncelikle o halkaları ağzına almak gerekiyordu. dışarıdan bakınca gayet azdirici dursalar da, ağzıma aldığımda bütün ağzımın içi halka ile dolduğundan, meme uçlarını emecek falan yer kalmamıştı ve bu hissiyattan hiç hoslanmamistim.

dahası, adam ayaktayken bana parmaklarımi halkalardan geçirip çekmemi önermişti. çektikçe uzadi o memeler, valla adamın memelerini koparacagim da rezalet çıkacak diye korkmuştum. adam rahattı, bisi olmaz diyordu. hakkaten de o gece meme organının elastikiyetinin sınırlarını görmüştüm. kanımca bu da pek seksi değildi ama ilginçti. zaten o gece o adamla yaşadıklarım seksten ziyade bir national geographic belgeseli çekiyormuş heyecanı ile geçmişti.

kinky arkadaşlar değişik deneyimler sunuyor evet, tavsiye ediyorum.

ayı sözlük fuck buddy aranıyor ilanları

ayrıca frotting nedir öğrenmeme vesile olmuş başlık (swh). teşekkür ediyorum buradan emeği geçenlere. çok interesting zevkleriniz var harbi.

ayı sözlük fuck buddy aranıyor ilanları

bence buraya sırf istanbul yazilmamalı. istanbul dediğin silivriden gebzeye maşallah. mesela ben, dünyanın en yakışıklısı da, en kaslısı da, en süper power bottomu da olsanız, mesela bostancıdan sonrasinda oturuyorsaniz no, no, no baby.

2021 yılından beklentiler

sex, drugs and rock'n roll.

suriye sınırında free shop olmaması rezaleti

yalan atıyor. hatay cilvegozu sinirinda acaip modern bab al-hawa free shop var, bizim free shoplara nal toplatir... di. hala yerindeyse tabii.

bonding

bir dominatrix abla ile gey yardımcısının über enteresan hikayesini anlatan, kısacık bölümlerden oluşan acaip alternatif netflix dizisi. çok keyifle izledim.

izlenesi netflix türkiye içerikleri

russian doll, unorthodox ile bonding dizileri benim netflixte izlediğim en güzel özgün içerikler oldular.

pierre loti

bol bol müslüman kesimin bulunmasının sebebi, hemen dibindeki istanbul'un en müslüman semti eyüp'tür. eyüp'ün mütedeyyin kesimi pierre loti tepesinin etrafında da bol bol bulunmaktadır.

bence güzel bir yer. alabildiğine haliç manzarası izlerken çay içip gözleme yiyebilirsiniz. sonra da oradan teleferiğe binip, eyüp sultan mezarlığı üzerinden geçerek aşağıya inersiniz. güzel bir pazar günü gezmesidir.

boyfriend material

sadece cinsel olarak tatminkar olmak dışında, aynı zamanda oturup sohbet edebileceğin, koluna takıp ortamlara akmaktan gocunmayacağın, seni sevebilme potansiyeli olan (yani kendine aşık geylerden olmayan) kişiye verilen ad.
  • /
  • 38
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 757

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

ayı sözlük itiraf

sürekli hayatın gey olarak ne kadar zor olduğundan sızlanıp duran geylerden hoşlanmıyorum. zor mu, evet zor olduğu bir sürü nokta var. iyi ama sızlanıp durmaktan başka ne yapıyorsun bu zorluklar hakkında, sen onu söyle. yoksa herkesin hayatında bir takım zorluklar var.

ekşi sözlük'te tomur togo diye bir gey yazar var, upuzun ve kendini çok iyi ifade eden entryler yazıyor ama nasıl ağlak, nasıl biçare yazıyor, okurken fenalıklar geçiriyorum. geçen yine upuzun bir şey yazmış, onu okudum bugün, yıllardır değişen bir şey yok elemanda. daha önce böyle yazılarını okuyup yardım etmek istemiş, mesaj atmış, neden şunu şöyle yapmıyorsun, bunu böyle yapmıyorsun diye kendimce akıl vermeye çalışmıştım. bana verdiği mesajlar hep neyi nasıl yapamayacağını canla başla savunmak üzerineydi. baktım ne desem boş, kestim sesimi.

bazı insanlar çözümlerden çok sorunlara odaklanıyor sanırım. ben bunu nasıl çözerime odaklanmak yerine, o sorunun içinde çırpınıyorlar. çok tuhafıma gidiyor doğrusu. belki de bu kurban rolünden zevk alıyorlardır, bilmiyorum tam.

türkiye'de doğmuş ve gey olan bir sürü kendine yeni ufuklar yaratabilmiş insanlar tanıdım. evet hayatlarında pek çok sıkıntı yaşadılar ama neler başaran insanlar var ya. evlenip yurtdışında aile kurmuş gayet halk çocuğu insanlar tanıdım. yapan yapıyor yani. belki herkes böyle şanslı da olmuyor da, gene de içinde bulunduğun durumdan hoşlanmıyorsan, sızlanmak yerine kalk da bir şey yap. hele ki elinin altında internet gibi inanılmaz bir teknoloji varken ve yapabileceklerinin sayısı hayalgücünün sınırlarına kalmışken, sızlanıp duranlara artık acıyamıyorum da. git bir dernekte gönüllü çalış, insan içine karış, oku kendini bu konularda geliştir, ingilizce öğren yabancı kaynaklara ve yabancı insanlara ulaş, insanlarla iletişim kur, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsan nasıl daha iyi iletişim kurarım konusunda kendini geliştir, bir şeylerin ucundan tut, bir şeylere faydalı olmaya çalış, kendini internette ifade etmeye çalış, çeviri yap, başkalarına ulaş, psikolojin bozuksa terapi al, olmadı kendi kendine terapi kitapları oku, insanların hoşuna gidecek bir beceri edin vs. neler neler var yapacak. aramak isteyene internet neler sunuyor, inanılmaz ya.

ama varsa yoksa sevgilim yok, hornet iğrenç, anneme ve kimseye söyleyemiyorum kendimi, hiç gey arkadaşım yok, hayatımda hiç sevilmeyi tadamadım, hayatımı maskeler ardında geçiriyorum, herkes bana düşman vs. vs. habire aynı şeyler. kurban psikolojisinden çıkıp, hayatımdaki olumsuzluklara karşı ben ne yapabilirim diye bir düşünmeye başlamanızı tavsiye ediyorum. deneyin bence. başarısız olursanız bir daha deneyin, gene başarısız olursanız başka bir şey deneyin, yeter ki denemeye devam edin, eninde sonunda başarılı olacağınız bir şey olacak, yok yani kaçarı yok. hayat şansını zorlayanlara gülüyor, kenarda durup mız mız mızlananlara değil. hayatımı kenarda durup mızlanarak geçirdiğimi düşünemiyorum bile.

life is what you make of it.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

ideal queer çift meslekleri

doktordan sevgili olmuyor. ne nöbeti ne hastası ne sınavı, tezi, makalesi bitiyor. ayrıca zamanla egoları şişiyor. ben oyumu memur sevgiliden yana kullanıyorum. mesai saatleri belli, tatili belli, aldığı maaş belli. hayat daha rahat memurcuklarla. kıps.

ayı sözlük itiraf

buraya uzun yıllar boyunca ciddi emek veren kişilerin, sözlük sahibi ile ters düştüklerinde pat diye hemen atılmalarını, beraberinde de tüm emeklerinin yok edildiğini gördüğümden beri buraya yazma motivasyonum sıfırlanmış durumda. oysa ne çok sevip değer vermiştim, önemsemiştim burayı. atıldıklarından sonra arkalarından yapılan "ay ne olur yaz, sen yaz diye ölüyorduk sanki" tarzı cynical tavır da ziyadesiyle rahatsız edici. kalan bir avuç yazarın bir kısmının da atılanların arkasından bu tavra katılmaları da, sanki buradaki kendi varlıklarının da pamuk ipliğine bağlı değilmiş gibi görmeleri de kötü. sadece yazık diyebiliyorum, çok daha farklı yerlerde olabilirdi, çok daha etkin olabilirdi, çok daha izole kalmış insana ulaşabilir, onlara umut verebilirdi bu sözlük. vizyon darlığı dedikleri şey böyle birşeymiş.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

ayı sözlük itiraf

kuzenimle buluştuk, bir sürü konuştuk, direkt balıklamasına o konulara atlamadık, her zaman yaptığımız muhabbetten başladık, şöyle oldu böyle oldu, falan filan. son derece rahat, her zamanki gibi, sıfır gerginlikle, kakara kikiri konuştum, sorun olmadı. ilerleyen zamanlarda konu bu noktaya da geldi elbette, kız herşeyi sordu, annene niye söylüyorsun bana söylesene dedi, gülüştük, o sordu ben anlattım, ama öyle polis sorgulaması gibi sormadı, gene normal muhabbet düzeyinde, araya başka şeyler de sokarak, fena halde relax bir şekilde konuştuk. hatta kendisinin de biseksüel eğilimlerinin olduğunu ama hiç aksiyon yaşamadığını anlattı. ben de bütün ilişkimi, olan biteni, çocukluğumda eşcinsellik konusunda yaşadığım bir iki komik olayı anlattım. erkek arkadaşımın yaptığı bazı salaklıkları anlattım, güldük. bütün konuşma boyunca hiç yaşadığım travmatik olaylara, eşcinsellik mevzusunun benim için açıklaması, başetmesinin aslında ne kadar problemli olduğuna ve buna benzer hiçbir şeye girmedim, aksine hep komik taraflarından ya da çok da trajik olmayan taraflarından bahsettim. güle oynaya, dünyanın en doğal olaylarından bahsediyor havasında konuştuk yani (ki aslında çok doğal da, travmatik yapan bizleriz).

yani ilk defa yaptığım bir açılma muhabbeti için aşırı derecede olumlu geçti ve aslında buna hala inanamıyorum. yokmuş böyle bir hafiflik, böyle bir özgürlük. o kadar rahatlamış durumdayım ki anlatamam. bütün kafamda kurduğum sorunlarım, hava kaçıran bir balon gibi sönüverdi gibi geliyor. pozitif duygularla doluyum. 30 yılın doldurduğu saklanmışlıklar, utanmalar, korkularım çözülüyor. şu anda bütün dünyaya eşcinselliğimi ilan edebilirmişim gibi gelmeye başladı. facebook'ta gökkuşağı bayrağı paylaşasım var. tabii şaka, bu noktaya gelmeye hala biraz daha var, ama yani çok uzak bir gelecek gibi görünmemeye başladı bana.

kuzenime buradan kocaman sevgiler gönderiyorum. aslında çok anlamadı herhalde benim rahat tavırlarımdan aslında bu konuşmanın benim için ne kadar büyük bir aşama olduğunu, çünkü çok rahat görünmek için biraz çaba sarfetmedim değil. ama ne demişler fake it until you make it. mış gibi yaptım ama sonra güzel götürdüm olayı. birilerine açılmayı düşünen ama kafasında tereddütleri olan arkadaşlara tavsiye ediyorum. güvenli bölgelerdeyseniz, karşı taraf tarafından kötü yargılanmayacağınızı düşünüyorsanız, samimi olduğunuz kişilere açılmanın çok olumlu bir rahatlatıcı etkisi oluyor. erkek arkadaşınla tanışmayı çok isterim, çok merak ettim dedi, ben de en yakın tarihte ayarlayıp tanıştırmayı planlıyorum. muhteşem ki ne muhteşem, resmen hayatımda yeni bir devir başladı. allah nazardan saklasın, tü tü tü.

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

salatalık

ayı sözlük itiraf

sürekli hayatın gey olarak ne kadar zor olduğundan sızlanıp duran geylerden hoşlanmıyorum. zor mu, evet zor olduğu bir sürü nokta var. iyi ama sızlanıp durmaktan başka ne yapıyorsun bu zorluklar hakkında, sen onu söyle. yoksa herkesin hayatında bir takım zorluklar var.

ekşi sözlük'te tomur togo diye bir gey yazar var, upuzun ve kendini çok iyi ifade eden entryler yazıyor ama nasıl ağlak, nasıl biçare yazıyor, okurken fenalıklar geçiriyorum. geçen yine upuzun bir şey yazmış, onu okudum bugün, yıllardır değişen bir şey yok elemanda. daha önce böyle yazılarını okuyup yardım etmek istemiş, mesaj atmış, neden şunu şöyle yapmıyorsun, bunu böyle yapmıyorsun diye kendimce akıl vermeye çalışmıştım. bana verdiği mesajlar hep neyi nasıl yapamayacağını canla başla savunmak üzerineydi. baktım ne desem boş, kestim sesimi.

bazı insanlar çözümlerden çok sorunlara odaklanıyor sanırım. ben bunu nasıl çözerime odaklanmak yerine, o sorunun içinde çırpınıyorlar. çok tuhafıma gidiyor doğrusu. belki de bu kurban rolünden zevk alıyorlardır, bilmiyorum tam.

türkiye'de doğmuş ve gey olan bir sürü kendine yeni ufuklar yaratabilmiş insanlar tanıdım. evet hayatlarında pek çok sıkıntı yaşadılar ama neler başaran insanlar var ya. evlenip yurtdışında aile kurmuş gayet halk çocuğu insanlar tanıdım. yapan yapıyor yani. belki herkes böyle şanslı da olmuyor da, gene de içinde bulunduğun durumdan hoşlanmıyorsan, sızlanmak yerine kalk da bir şey yap. hele ki elinin altında internet gibi inanılmaz bir teknoloji varken ve yapabileceklerinin sayısı hayalgücünün sınırlarına kalmışken, sızlanıp duranlara artık acıyamıyorum da. git bir dernekte gönüllü çalış, insan içine karış, oku kendini bu konularda geliştir, ingilizce öğren yabancı kaynaklara ve yabancı insanlara ulaş, insanlarla iletişim kur, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsan nasıl daha iyi iletişim kurarım konusunda kendini geliştir, bir şeylerin ucundan tut, bir şeylere faydalı olmaya çalış, kendini internette ifade etmeye çalış, çeviri yap, başkalarına ulaş, psikolojin bozuksa terapi al, olmadı kendi kendine terapi kitapları oku, insanların hoşuna gidecek bir beceri edin vs. neler neler var yapacak. aramak isteyene internet neler sunuyor, inanılmaz ya.

ama varsa yoksa sevgilim yok, hornet iğrenç, anneme ve kimseye söyleyemiyorum kendimi, hiç gey arkadaşım yok, hayatımda hiç sevilmeyi tadamadım, hayatımı maskeler ardında geçiriyorum, herkes bana düşman vs. vs. habire aynı şeyler. kurban psikolojisinden çıkıp, hayatımdaki olumsuzluklara karşı ben ne yapabilirim diye bir düşünmeye başlamanızı tavsiye ediyorum. deneyin bence. başarısız olursanız bir daha deneyin, gene başarısız olursanız başka bir şey deneyin, yeter ki denemeye devam edin, eninde sonunda başarılı olacağınız bir şey olacak, yok yani kaçarı yok. hayat şansını zorlayanlara gülüyor, kenarda durup mız mız mızlananlara değil. hayatımı kenarda durup mızlanarak geçirdiğimi düşünemiyorum bile.

life is what you make of it.

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.