antti

Durum: 794 - 3 - 2 - 0 - 15.09.2021 12:16

Puan: 14256 - Sözlük Kaşarı

7 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 40

bütün arkadaşların eşcinsel veya kadın olması

ayağımı kırdım, annemlerdeyim, hasta ziyareti olarak arkadaşlarım gelip gidiyor. annem bir noktadan sonra "oğlum maşallah bütün arkadaşların kadın, hiç erkek arkadaşın yok mu senin?" dedi. bu şekilde zaten farkında olduğum durum annem tarafından da farkedildi. bir sürü kadın, eşcinsel erkek arkadaşım da yok. bütün hayatım kadınlarla geçiyormuş, eve gelen erkekler sadece kadın arkadaşlarımın kocaları oldu. erkek milleti ile hiç uğraşmıyormuşum, ayan beyan ortaya çıktı. erkek eşcinsel olarak bütün arkadaşların kadın olması biraz oksimoron gibi dursa da aslında herhalde çok normal. yaşasın kadınlar :)

açılmaya çalışıp açılamamak

valla dünyanın en sıkıcı gey yalanı olan "ama heterolar ben heteroyum diyorlar mı, ne gerek var açılmaya?" adlı kendini kandırmacayi bir kenara bırakırsak, yakın arkadaş çevresine açılmamak ciddi psikolojik problemler olarak kişiye geri dönüyor, bizzat yaşadım, oradan biliyorum. açılmanin bir sürü riski olduğu doğru ama uzun vadede psikolojik sağlığınızı korumak için en azından hayatınızdaki bir takım değer verdiğiniz kişilere açılmak zo-run-da-si-niz.

açılmaya çalışıp açılamamak

böyle iki kişi var hayatımda. arkadaşlarıma açılmak benim için hala çok sıkıntı verici bir durum ve o kadar ıkınıp sıkınıp açıldığım iki arkadaşım oldu, tabii mesajla zira yüzyüze açılmak hala çok zor benim için. sonra mesajlaştık falan, anladılar zannettim. sonra aradan zaman geçti, hala soruyorlar "ne zaman evleniyorsun, var mı hayatında birileri?" ulan o kadar açıldık, o kadar dramasyon yaptım, boşa mı gitti o kadar heyecan... tabii bende de kabahat var, arkadaşlarıma açık açık "ben eşcinselim" diyemiyorum, "benim bir erkek arkadaşım var" demek daha kolayıma gidiyor, bunun da görünen o ki anlaşılamaması sorunu var.

açılmış olduğum arkadaşlarıma kafamda tik atıyorum, buna da açıldık kazasız belasız çok şükür diye, zaten neredeyse tüm yakın çevreme açılmış durumdayım, da sonra kafamda tik attığım kişilere aslında açılmamış olduğum ortaya çıkınca sinir bozucu bir durum oluyor.

garip garip sorunlar evet, farkındayım. mertçe çıkıp ortaya "ibneyim layn ben, erkeklerden hoşlanıyorum" desem, hiç başıma böyle salak saçma şeyler gelmeyecek. nerede o mertlik bende amk...

kaan sekban

instagram'ına baktım da, pride tshirtü giydiği, love is love dediği bir kaç postunu gördüm. bizim kiliseden gözüküyor ve bayağı da bununla barışık biri. daha bi yiyesim geldi. vücudu da güzelmiş.

ayı sözlük itiraf

açık olmadığım yakın erkek arkadaşım içki aldığımız bir ortamda bana erkek kardeşinin eşcinsel olduğunu mesajlarını gizlice okuyarak öğrendiğini anlattı. üstüne karısını aldattığını anlattı. ve bu itiraflara rağmen ben kendimi anlatamadım kafa bir dünya iken bile. artık nasıl travmatizeyim belli değil, ağzımdan sözcükler dökülmüyor, beni kesseler bile çıkamayacak galiba.

ama benim çok fena içimde patladı, yok illa açılacağım, artık bu noktada açılmazsam daha ne zaman açılıcam bu elemana. içim içimi yedi. herkese bugüne kadar mesajla açıldım, buna da öyle açılıcam gözüküyordu. aradan bir hafta geçti neredeyse. en sonunda bu gece 4'te içim içimi yiyerek gene uyandım. şöyle yazmaya karar verdim, ağlak olmayan ama fazla açık da olmayan ayrıca benim bu konuda ne kadar sıkıntılı olduğumu da anlatan bir mesaj:

- boyfriend mevzusu bende de var.
- yalnız benim için çok travmatik bir durum, bu nedenle iki sene psikiyatriste gittim (psikiyatriste gittiğimi biliyor).

bunları yazdım, sonra da pişman olup mesajları o okumadan silmeyeyim diye bütün konuşmayı sildim.

sonra da geldim bunu yazıyorum.

niye bu kadar korktuğumu sorguladım kendi kendime. arkadaşımın beni aşağı görmesinden, küçük görmesinden, bana acımasından falan çekiniyorum. empati yapamamasından. öyle biri olmadığını da biliyorum gerçi (öyle birisi benim arkadaşım olamaz çünkü) ama gene de korkular çok derin, çok köklü kahretsin ki. işte bu korkular da açıla açıla yok olacak herhalde ama zaten yakın çevremin büyük çoğunluğuna açıldım, çok da tatlış tepkiler aldım ve açılmak hayatımda yaptığım en zor ama en iyi ki yapmışım dediğim şey. ona rağmen bu yaşa geldim, hala birine açılırken ayılıp bayılmalar böyle, sinir oluyorum kendime. hayatım drama ile geçti amq!

anlık atmak

sözlükte öğrendim, böyle bisi varmış. sanırım istendiği anda selfieni çek gönder demek. karşı taraf reddedince çok ayıp etmis oluyormuş. gerçekten fotolardaki kişi sen misin diye kamera actirmanin yeni versiyonu galiba.

can bonomo

boğaz kısmına kurukafalı falan kocaman bir dövme yaptırmış kişi. yaşı da büyüyünce ilk tanıdığımız zamanlardaki sevimli hali de kalmamış. bayağı sevimsiz gözüktü gözüme. boğaz kısmına kurukafalı dövme nedir allah aşkına ya, ergenlikten çıkamadık mı?

eski sevgilinin hediyesini kullanmak

aslında öyle takıntılı veya kıskanç biri değilimdir ama kötü şekilde terkedildiğim için ne verdiyse elden çıkardım valla, görmeye katlanamadım. seni seviyorum, hayatımın aşkısın falan yazılı kupalarla bir şey içmeye devam edemezdim yani, kusura bakmasın.

looking for fun

bir insanın profilinde yazabilecek en sıkıcı şey olabilir bu. bende "uçar kaçarım, amacım sadece sikiş sokuş, derin bir şey aramıyorum, gayet yüzeyselim, uzun konuşmalara/yazışmalara gelemem" imajı çağrıştırıyor. hayatımda bunu yazmış birine hiç ilişmedim vallaha. güven vermeyen bir his oluşturuyor bende.

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir sürü eşcinsel olmayan arkadaşım var. onlara ve hayatımdaki kimseye açık olmadığım dönemde, eşcinselliğim hakkında rahat rahat konuşabileceğim, sevgilimi ve yaşadıklarımı falan anlatabileceğim bir eşcinsel arkadaşım olmasını o denli arzu ediyordum ki anlatamam. zira başka arkadaşlarımla hayatımın ciddi önemli bir kısmını paylaşamamak bana kafayı yedirtiyordu. bunun için yapmadığım şey kalmadı. bir sürü aktivism ortamına girdim (gerçi sadece arkadaş bulayım diye girmedim), sosyal medyada eşcinselliğini açıkca söyleyen kişilere yazdım, dating uygulamalarında "sevgilim var, sadece arkadaşlık arıyorum" diye dolandım durdum vs.

sonuç bayağı başarısız oldu. aktivizmi çok önemsememe rağmen aktivist gey arkadaşlardan hiç hazzedemedim. dating uygulamalarında arkadaş arıyor olmam neredeyse herkes tarafından çok yadırgandı (arkadaş arıyorum adı altında sikiş peşinde olmadığım da anlaşıldığında). bulabildiğim en en en iyi gey arkadaş edinme ortamı ayı sözlük oldu, yalan yok. tabii ayı sözlük bugünkü gibi değildi, canlıydı, zirveler düzenleniyordu vs. buradan çok güzel insanlar tanıdım, bazılarıyla arkadaşlığım halen sürüyor.

sonra ne oldu? ben psikolog msikolog falan yardımıyla yavaş yavaş çevreme açılmaya başladım, açıldıkça rahatladım, hayatım normalleşmeye başladı, depresyonumu bayağı bir yendim falan. şimdi neredeyse tüm yakın arkadaşlarıma açık biriyim, sevgilimi herkes tanıyor, sevgilimin bütün arkadaşlarını ben sevgilisi olarak tanıyorum, annem babam bile biliyor artık. ve bu da insanı acaip özgürleştiren ve kafasını boşaltan bir şey. ilginç olan şu ki, bu süreç sonrasında artık eşcinsel arkadaşım olsun diye uğraşmamaya başladığımı, hiç artık içimden gelmediğini gördüm. yani tabii ki düzgün bir eşcinsel arkadaş çevrem olmasını çok isterim ama yani bugüne kadar olmadı ve artık umurumda değil, eksikliğini de hissetmiyorum.

keşke ayı sözlük eski günlerinde olsaydı elbette, yani ülkemizdeki aşırı baskılanmış ve kısır lgbt ortamında cennet gibiydi burası, ki ben son iyi zamanlarına denk geldim, 2012'lerde çok daha canlıymış. üzücü vallahi. gene de hala yayında olmasına ve az da olsa birilerinin daha yazıyor olmasına seviniyorum.

rupaul's drag race

bir insan böyle bir şeyi nasıl izler, ne manasız bir şey bu deyip duruyordum. sonra üç bölüm ardi ardına izlemek zorunda kaldım gittiğim bir yerde. izlerken çok eğlenen insanlarla izleyince bir miktar çekilebilir olduğu doğru. yalnız üç bölüm art arda izleyince, içimden herkese "you bitches" deyip durmak gelmeye başladı.

gerçek gey olmak için böyle programları sevmek gerekiyor sanırım. leydi gaga, hande yener ve madonna da sevmiyorum. bizim geyliğimiz fasaryadan, çakma geyiz biz gibi geliyor bana.

ayı sözlük itiraf

bugün işle ilgili mevzular için bir yere görüşmeye gittim. biri 20li öbürü 40lı yaşlarında iki eleman vardı, bana tesisi gezdirdiler. ikisinin de pek ahım şahım bir tipi yoktu ama ikisi de incecik koyu renkli tshirt giymişlerdi ve ikisinin de acaip çıkık meme uçları tshirtleri altından acaip belli oluyordu. ya bir noktadan sonra gözlerim o meme uçlarında takıldı kaldı, bi ona bir öbürüne. ikisi de habire bir şey anlatıyor, maşallah çalıştıkları konu ile çok ilgili insanlar ama benim akıl gitti bir kere. bir noktadan sonra o kadar tahrik oldum ki, izin isteyip ortamdan çıkıp bi soluklanmam gerekti. bir süre dışarıda dolandım, kafayı toplayıp geri geldim. adamların bir şey anladığı yok tabii.

çok fena emişleyesim geldi ikisini de, valla yalanım yok. aynı tesiste aynı birimde bu kadar çıkık meme uçları olan iki adamın çalışıyor olması çok fena bir tesadüf olmuş. bir daha başkasını yollayacam buraya, kendim gitmiycem.

(gerçek hikaye)

how to win friends and influence people

sadece okumayla arkadaş kazanmanın mümkün olmadığı kitap. adamın dediklerini de bi zahmet yapmak zorundasınız. biraz iç bayıcı olsa da yine de kolay okunan, güzel bir kitaptır.

ayı sözlük itiraf

çocuğum olmayacağı için ülkenin nüfus artış hızını düşürüyor oluyorum ve bunla ilgili haberler okudukça kendimi suçlu hissediyorum. aslında çok saçma, bana gelene kadar bir çocuk yapan veya onu bile yapmayan heteroseksuellerin kendilerini suçlu görmesi lazım. yine de sanki ülkenin geleceğini yıkıyormusum, gelecek nesillerin sorumluluğunu almiyormusum falan gibi geliyor.

bazen düşünüyorum, keşke kalabalık aileler olsa da etrafımda, benim cocuksuzlugum çok sorun olmasa, zaten etrafta çok çocuk olsa. sonra biraz daha düşündüğümde bu şekilde olsaydi durum daha sıkıntılı olurdu, herkes çok cocukluyken benim cocuksuzlugum daha çok göze batardi, tepki toplardi diyorum.

bazen de çocuk yapmak isteyen ama kocasi olmayip yaşı geçmekte olan kadın arkadaşlarimla çocuk yapip ustumdeki vazifeyi atsam mi diyorum. sonra dertsiz başıma dert mi alayım saçmalama diyorum.

kafalar ucbinbesyuz...

bir pornoyu baştan sona izlemek

sabırlı insan işi. çekim tekniğini, ışıklandırmayı, arkadaki dekorun güzelliğini falan düşünür bu tipler.

ayı sözlük itiraf

çevreme açılmadan önce, gey arkadaşım olsun diye yanıp tutuşuyor, dating uygulamalarında arkadaş arıyordum (sevgilim vardı). herkes çok garipsiyordu. arkadaş falan da bulamadım. sonra yavaş yavaş çevreme açıldım, sevgilimi falan tanıştırdım, herkes benimsedi falan. şimdi de gey arkadaşim olsun diye bir hevesim kalmadı gitti. gene sıkıntıda olan geylere faydalı olma isteğim duruyor ama arkadaş bulayım demiyorum artık. ilginç bir deneyim.

verse sikmez misin

ya aslında bu retorik sorunun amacı şu: onun götü yamuk, bunun gözü yamuk, öbürküsünün saçı çirkin, berikisinin yüzü çirkin diye çok elaleme bok atma, bu abazanlığınla bu laf ettiklerin gelip önünde domalsalar hepsini de yamuktu çirkindi bakmadan sikersin, o nedenle çok elaleme laf etme deniliyor.

şair burada kendi tipine bakmadan başkalarına laf edenlere seslenmiş.

ragnarok

netflix dizisi. ikinci sezonunu yeni bitirdim. yani dünyanın en harika dizilerinden biri sayılmaz da, işte içindeki tipler ilginç, konu biraz ilginç, eski nordik mitolojinin günümüzde canlanması fikri ilginç geldi, emo tanrı olması falan komik geldi, bir de norveç'in süpersonik fjord manzaralarında geçiyor, onları izlemesi güzel geldi, izledim valla.

öte yandan dizideki kötü ailenin babası rolünde bayağı kıllı ve atletik bir abimiz var, soyunup da duruyor hem de, o heyecanlandırdı vallahi. yalarım valla, affetmem (thor olan tipsiz ama yoklukta onun da gideri olur).

ayı sözlük'ten okuyucuya tavsiyeler

çok acaip bir durum yok, sen yan cebimde dur ama ben bağlanmayayım, başkalarıyla da sikişmeye devam edeyim istiyor, kendi kendini rahatlatmak için de "aslında ben tek eşliyim vırt zırt" diyor ki aslında bu senden çok kendini kandırmaya çalışmak. yapman gereken şu:

öncelikle kendin ne istiyorsun ondan emin ol. tek eşli bir sevgili ilişkisi mi istiyorsun, yoksa bunla devam etsin, bozmayayım, kaçsın gitsin istemiyorum mu diyorsun. yoksa sadece durumu açıklığa kavuşturayım, ne olduğumuzu anlayayım yeter mi diyorsun. kırmızı çizgilerin neler, neye fitsin, ne olmaz vs.

bunları belirledikten sonra da arkadaşı karşına alıyorsun, ne iş, ne yapıyorsun, seni growlr'da gördüm ama tek eşlilik istiyorum diyorsun, beni eşten saymıyorsun herhalde, durum nedir diyorsun. muhtemelen seni eşten saymıyor, zaten cepte görüyor, çok da önem vermiyor. tabii bunu açık açık söylemek istemiyor çünkü bir şekilde senle ilişkiden fayda sağlıyor. o nedenle açık açık bunları söylemeyecek. ama burada da senin kırmızı çizgilerin ne o önemli olacak. bu arada yani sen de o ilişkiden fayda gördüğün için, bu herif growlr'larda gezdiğini görmene rağmen ayrılmak istemeyebilirsin. neyse, tavsiyem açık açık konuşmak yani, çok ilginç bir şey değil.

öte yandan bu arkadaşa karşı romantik duygular geliştirmişsen (ki öyle gözüküyor) ve amacın/isteğin bir ilişki yaşamak ise, bu arkadaş bunu sana vermeyecek gözüküyor, o nedenle eğer gerçekten isteğin buysa, adamın peşinde sürünmemek için, "benim isteğim bu, okey değilsen baybay" yapman gerekiyor (zor olacaktır senin için tabii). adam küçük bir ihtimal seni kaybetmek istemeyeceğinden ok diyebilir, ama büyük ihtimal (tecrübe konuşuyor) o zaman sen yoluna ben yoluma diyecek (gey milleti). işte o noktada "ok, kib bye" yapabiliyorsan herifin gözünde değerin artacak (maalesef).

bir ihtimal (ama küçük bir ihtimal yine de), bir süre sonra sende yaşadığı hisleri özleyecek ve seni o arayacak. o zaman başka bir manzara olur. aramazsa da, sen de sikerler diyip yoluna devam edicen.

öncelikle ne istediğini bilmek ve kendine saygı duymak lazım yani. yoksa böyle başkalarının gitgellerinin arasında perişan oluyor insan ve hiç gerek yok. gelene hay, gidene bay.

yardımcı olabildim umarım.

decathlon

en sevdiğim, aşk ile dolup taştığım markalarda ikea'dan sonra ikinci olabilir. iyi ki türkiye'ye gelmiş bu mağaza. ürünlerini severek ve mutlulukla kullanıyorum. aradığım her şeyi uygun fiyatlara bulabiliyorum. valla aşk aşk aşk.

ama benim için yeri ayrı olan yer tabii ki öncelikle (bkz:ikea)
  • /
  • 40
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 794

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir sürü eşcinsel olmayan arkadaşım var. onlara ve hayatımdaki kimseye açık olmadığım dönemde, eşcinselliğim hakkında rahat rahat konuşabileceğim, sevgilimi ve yaşadıklarımı falan anlatabileceğim bir eşcinsel arkadaşım olmasını o denli arzu ediyordum ki anlatamam. zira başka arkadaşlarımla hayatımın ciddi önemli bir kısmını paylaşamamak bana kafayı yedirtiyordu. bunun için yapmadığım şey kalmadı. bir sürü aktivism ortamına girdim (gerçi sadece arkadaş bulayım diye girmedim), sosyal medyada eşcinselliğini açıkca söyleyen kişilere yazdım, dating uygulamalarında "sevgilim var, sadece arkadaşlık arıyorum" diye dolandım durdum vs.

sonuç bayağı başarısız oldu. aktivizmi çok önemsememe rağmen aktivist gey arkadaşlardan hiç hazzedemedim. dating uygulamalarında arkadaş arıyor olmam neredeyse herkes tarafından çok yadırgandı (arkadaş arıyorum adı altında sikiş peşinde olmadığım da anlaşıldığında). bulabildiğim en en en iyi gey arkadaş edinme ortamı ayı sözlük oldu, yalan yok. tabii ayı sözlük bugünkü gibi değildi, canlıydı, zirveler düzenleniyordu vs. buradan çok güzel insanlar tanıdım, bazılarıyla arkadaşlığım halen sürüyor.

sonra ne oldu? ben psikolog msikolog falan yardımıyla yavaş yavaş çevreme açılmaya başladım, açıldıkça rahatladım, hayatım normalleşmeye başladı, depresyonumu bayağı bir yendim falan. şimdi neredeyse tüm yakın arkadaşlarıma açık biriyim, sevgilimi herkes tanıyor, sevgilimin bütün arkadaşlarını ben sevgilisi olarak tanıyorum, annem babam bile biliyor artık. ve bu da insanı acaip özgürleştiren ve kafasını boşaltan bir şey. ilginç olan şu ki, bu süreç sonrasında artık eşcinsel arkadaşım olsun diye uğraşmamaya başladığımı, hiç artık içimden gelmediğini gördüm. yani tabii ki düzgün bir eşcinsel arkadaş çevrem olmasını çok isterim ama yani bugüne kadar olmadı ve artık umurumda değil, eksikliğini de hissetmiyorum.

keşke ayı sözlük eski günlerinde olsaydı elbette, yani ülkemizdeki aşırı baskılanmış ve kısır lgbt ortamında cennet gibiydi burası, ki ben son iyi zamanlarına denk geldim, 2012'lerde çok daha canlıymış. üzücü vallahi. gene de hala yayında olmasına ve az da olsa birilerinin daha yazıyor olmasına seviniyorum.

iyi sevgili olmak isteyenlere tavsiyeler

sevgiliniz oldu, ne güzel ama ilişkiyi iyi götürmek, güven ve sevgi dolu sürdürmek de bir iş. bunun için tavsiyeler:

- ilişkiyi en sağlam tutan şeylerden birisi, belki de en önemlisi aradaki güven duygusu. güven duygusu zedelenince tekrar onarması da zor oluyor. o nedenle en çok buna dikkat edin. güvenini sarsacak şeyler yapmayın, yalan söylemeyin, arkasından iş çevirmeyin, verdiğiniz sözleri tutun.

- duygu ve düşüncelerinizde açık olun. söylemesi kolay, yapması zor bir davranış. ama açık olmak da çok önemli, ne hissediyorsunuz, mutluysanız hemen söyleyin, kırıldıysanız da içinize atmayın. kimse sizin ne düşündüğünüzü beyninizden okumak ya da imalarınızdan çözmek zorunda değil. kapris yapmayın, kendinizi naza çekmeyin.

- sevgilinizin üstüne yaslanmayın. sorununuz varsa sevgiliniz çözmek zorunda değil, mutsuzsanız sizi mutlu etmek zorunda değil, her derdinize koşmak zorunda değil. kendi sıkıntılarınızı kendiniz çözmeye azami gayret gösterin, sorunlarınızı sevgilinizin üstüne yıkmayın. tersi bir tutum, dünyanın en mülayim ve iyi huylu kişisiyle birlikte olsanız bile eninde sonunda ilişkinizi tüketir.

- sevgilinizi takdir edin, onda iyi bulduğunuz özelliklerini vurgulayın, kendisini daha iyi yapabilmesi için destek verin.

- karşınızdakinin isteklerini kısıtlamayın, yapamazsın, edemezsin, ben seni kıskanırım demeler, ağız burun bükmeler, bunlar da ilişki zedeleyici konular. kıskançlık seviyenizi makul (olabildiğince az) tutun. hatta en iyisi baştan neyi kabul edip neyi kabul etmeyeceğinizi konuşup anlaşmak, kartları baştan açık oynamak en iyisi.

- kendinizi sevgilinize ya da onu size muhtaç bırakacak durumlara olabildiğince girmemeye gayret edin. araya muhtaçlık duygusu (o bana muhtaç veya ben ona muhtacım) girerse, aradaki güç dengesi ciddi şekilde bozulur ve o ilişkiden sonrasında pek hayır gelmez.

neymiş, ilişki götürmesi kolay değilmiş. gerçi her türlü insan ilişkisi kolay değil, araya duygusal birliktelikler girince daha da zor olması şaşırtıcı değil aslında. öte yandan iyi bir sevgililik ilişkisinin getirisi iki taraf için de çok çok çok yüksek olduğu için insanlar iyi bir ilişki bulmak adına ciddi efor sarfediyorlar.

başarılar dilerim ilişkinizde.

ayı sözlük'ten okuyucuya tavsiyeler

çok acaip bir durum yok, sen yan cebimde dur ama ben bağlanmayayım, başkalarıyla da sikişmeye devam edeyim istiyor, kendi kendini rahatlatmak için de "aslında ben tek eşliyim vırt zırt" diyor ki aslında bu senden çok kendini kandırmaya çalışmak. yapman gereken şu:

öncelikle kendin ne istiyorsun ondan emin ol. tek eşli bir sevgili ilişkisi mi istiyorsun, yoksa bunla devam etsin, bozmayayım, kaçsın gitsin istemiyorum mu diyorsun. yoksa sadece durumu açıklığa kavuşturayım, ne olduğumuzu anlayayım yeter mi diyorsun. kırmızı çizgilerin neler, neye fitsin, ne olmaz vs.

bunları belirledikten sonra da arkadaşı karşına alıyorsun, ne iş, ne yapıyorsun, seni growlr'da gördüm ama tek eşlilik istiyorum diyorsun, beni eşten saymıyorsun herhalde, durum nedir diyorsun. muhtemelen seni eşten saymıyor, zaten cepte görüyor, çok da önem vermiyor. tabii bunu açık açık söylemek istemiyor çünkü bir şekilde senle ilişkiden fayda sağlıyor. o nedenle açık açık bunları söylemeyecek. ama burada da senin kırmızı çizgilerin ne o önemli olacak. bu arada yani sen de o ilişkiden fayda gördüğün için, bu herif growlr'larda gezdiğini görmene rağmen ayrılmak istemeyebilirsin. neyse, tavsiyem açık açık konuşmak yani, çok ilginç bir şey değil.

öte yandan bu arkadaşa karşı romantik duygular geliştirmişsen (ki öyle gözüküyor) ve amacın/isteğin bir ilişki yaşamak ise, bu arkadaş bunu sana vermeyecek gözüküyor, o nedenle eğer gerçekten isteğin buysa, adamın peşinde sürünmemek için, "benim isteğim bu, okey değilsen baybay" yapman gerekiyor (zor olacaktır senin için tabii). adam küçük bir ihtimal seni kaybetmek istemeyeceğinden ok diyebilir, ama büyük ihtimal (tecrübe konuşuyor) o zaman sen yoluna ben yoluma diyecek (gey milleti). işte o noktada "ok, kib bye" yapabiliyorsan herifin gözünde değerin artacak (maalesef).

bir ihtimal (ama küçük bir ihtimal yine de), bir süre sonra sende yaşadığı hisleri özleyecek ve seni o arayacak. o zaman başka bir manzara olur. aramazsa da, sen de sikerler diyip yoluna devam edicen.

öncelikle ne istediğini bilmek ve kendine saygı duymak lazım yani. yoksa böyle başkalarının gitgellerinin arasında perişan oluyor insan ve hiç gerek yok. gelene hay, gidene bay.

yardımcı olabildim umarım.

uzun süren gay ilişkisi

buyrun benim. ılki yedi yıl sürdüydu, şimdikinde üç buçuk yıl oldu. ıyi anlasiyorsaniz ve isteğiniz her önünüze çıkanı bafilemek değil de sevgi ve güven dolu bir ilişki ise, gayet de oluyor, hem de türkiye'de. ilişki tavsiyesi isteyenler yazabilir.

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir sürü eşcinsel olmayan arkadaşım var. onlara ve hayatımdaki kimseye açık olmadığım dönemde, eşcinselliğim hakkında rahat rahat konuşabileceğim, sevgilimi ve yaşadıklarımı falan anlatabileceğim bir eşcinsel arkadaşım olmasını o denli arzu ediyordum ki anlatamam. zira başka arkadaşlarımla hayatımın ciddi önemli bir kısmını paylaşamamak bana kafayı yedirtiyordu. bunun için yapmadığım şey kalmadı. bir sürü aktivism ortamına girdim (gerçi sadece arkadaş bulayım diye girmedim), sosyal medyada eşcinselliğini açıkca söyleyen kişilere yazdım, dating uygulamalarında "sevgilim var, sadece arkadaşlık arıyorum" diye dolandım durdum vs.

sonuç bayağı başarısız oldu. aktivizmi çok önemsememe rağmen aktivist gey arkadaşlardan hiç hazzedemedim. dating uygulamalarında arkadaş arıyor olmam neredeyse herkes tarafından çok yadırgandı (arkadaş arıyorum adı altında sikiş peşinde olmadığım da anlaşıldığında). bulabildiğim en en en iyi gey arkadaş edinme ortamı ayı sözlük oldu, yalan yok. tabii ayı sözlük bugünkü gibi değildi, canlıydı, zirveler düzenleniyordu vs. buradan çok güzel insanlar tanıdım, bazılarıyla arkadaşlığım halen sürüyor.

sonra ne oldu? ben psikolog msikolog falan yardımıyla yavaş yavaş çevreme açılmaya başladım, açıldıkça rahatladım, hayatım normalleşmeye başladı, depresyonumu bayağı bir yendim falan. şimdi neredeyse tüm yakın arkadaşlarıma açık biriyim, sevgilimi herkes tanıyor, sevgilimin bütün arkadaşlarını ben sevgilisi olarak tanıyorum, annem babam bile biliyor artık. ve bu da insanı acaip özgürleştiren ve kafasını boşaltan bir şey. ilginç olan şu ki, bu süreç sonrasında artık eşcinsel arkadaşım olsun diye uğraşmamaya başladığımı, hiç artık içimden gelmediğini gördüm. yani tabii ki düzgün bir eşcinsel arkadaş çevrem olmasını çok isterim ama yani bugüne kadar olmadı ve artık umurumda değil, eksikliğini de hissetmiyorum.

keşke ayı sözlük eski günlerinde olsaydı elbette, yani ülkemizdeki aşırı baskılanmış ve kısır lgbt ortamında cennet gibiydi burası, ki ben son iyi zamanlarına denk geldim, 2012'lerde çok daha canlıymış. üzücü vallahi. gene de hala yayında olmasına ve az da olsa birilerinin daha yazıyor olmasına seviniyorum.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

kerimcan durmaz

yeni çıkardığı klip çok wannabe olsa da personasına gayet uyuyor ve süper kaliteli olmuş. vallahi tebrik etmek lazım. görgüsüzlükte çığır açan amerikan kliplerinden eksik bir yanı yok, birkin çanta, bilmemne ayakkabı, herkes benim peşimde, flaşlar mlaşlar falan filan diyerek ayyyyynı amerikan muadillerinin aynısı bir iş koyabilmiş ortaya. adamdaki vizyon kimsede yok valla burada ya, vallahi tebrik ediyorum.

bir kez daha izler miyim? valla homofobimi azdırmamak için bu tip yapımlardan uzak kalmaya çalışıyorum aslında, ehehe.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

ayı sözlük itiraf

sürekli hayatın gey olarak ne kadar zor olduğundan sızlanıp duran geylerden hoşlanmıyorum. zor mu, evet zor olduğu bir sürü nokta var. iyi ama sızlanıp durmaktan başka ne yapıyorsun bu zorluklar hakkında, sen onu söyle. yoksa herkesin hayatında bir takım zorluklar var.

ekşi sözlük'te tomur togo diye bir gey yazar var, upuzun ve kendini çok iyi ifade eden entryler yazıyor ama nasıl ağlak, nasıl biçare yazıyor, okurken fenalıklar geçiriyorum. geçen yine upuzun bir şey yazmış, onu okudum bugün, yıllardır değişen bir şey yok elemanda. daha önce böyle yazılarını okuyup yardım etmek istemiş, mesaj atmış, neden şunu şöyle yapmıyorsun, bunu böyle yapmıyorsun diye kendimce akıl vermeye çalışmıştım. bana verdiği mesajlar hep neyi nasıl yapamayacağını canla başla savunmak üzerineydi. baktım ne desem boş, kestim sesimi.

bazı insanlar çözümlerden çok sorunlara odaklanıyor sanırım. ben bunu nasıl çözerime odaklanmak yerine, o sorunun içinde çırpınıyorlar. çok tuhafıma gidiyor doğrusu. belki de bu kurban rolünden zevk alıyorlardır, bilmiyorum tam.

türkiye'de doğmuş ve gey olan bir sürü kendine yeni ufuklar yaratabilmiş insanlar tanıdım. evet hayatlarında pek çok sıkıntı yaşadılar ama neler başaran insanlar var ya. evlenip yurtdışında aile kurmuş gayet halk çocuğu insanlar tanıdım. yapan yapıyor yani. belki herkes böyle şanslı da olmuyor da, gene de içinde bulunduğun durumdan hoşlanmıyorsan, sızlanmak yerine kalk da bir şey yap. hele ki elinin altında internet gibi inanılmaz bir teknoloji varken ve yapabileceklerinin sayısı hayalgücünün sınırlarına kalmışken, sızlanıp duranlara artık acıyamıyorum da. git bir dernekte gönüllü çalış, insan içine karış, oku kendini bu konularda geliştir, ingilizce öğren yabancı kaynaklara ve yabancı insanlara ulaş, insanlarla iletişim kur, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsan nasıl daha iyi iletişim kurarım konusunda kendini geliştir, bir şeylerin ucundan tut, bir şeylere faydalı olmaya çalış, kendini internette ifade etmeye çalış, çeviri yap, başkalarına ulaş, psikolojin bozuksa terapi al, olmadı kendi kendine terapi kitapları oku, insanların hoşuna gidecek bir beceri edin vs. neler neler var yapacak. aramak isteyene internet neler sunuyor, inanılmaz ya.

ama varsa yoksa sevgilim yok, hornet iğrenç, anneme ve kimseye söyleyemiyorum kendimi, hiç gey arkadaşım yok, hayatımda hiç sevilmeyi tadamadım, hayatımı maskeler ardında geçiriyorum, herkes bana düşman vs. vs. habire aynı şeyler. kurban psikolojisinden çıkıp, hayatımdaki olumsuzluklara karşı ben ne yapabilirim diye bir düşünmeye başlamanızı tavsiye ediyorum. deneyin bence. başarısız olursanız bir daha deneyin, gene başarısız olursanız başka bir şey deneyin, yeter ki denemeye devam edin, eninde sonunda başarılı olacağınız bir şey olacak, yok yani kaçarı yok. hayat şansını zorlayanlara gülüyor, kenarda durup mız mız mızlananlara değil. hayatımı kenarda durup mızlanarak geçirdiğimi düşünemiyorum bile.

life is what you make of it.

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.