doepytoha

Durum: 143 - 91 - 0 - 0 - 08.06.2021 20:13

Puan: 2418 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

“Çocukken, büyücülerin herşeyi yapabileceklerini sanıyordun. Ben de öyle sanırdım, bir zamanlar. Hepimiz öyle sanırdık. Fakat gerçek şu ki, insanın gerçek gücü, büyüyüp bilgisi arttıkça izleyebileceği yol, iyice daralıyor. Ta ki, en sonunda sadece ve sadece mutlaka gerekenden başka yapacak şeyi kalmayıncaya kadar…” ― Ursula K. Le Guin, Yerdeniz Büyücüsü
  • /
  • 8

hepatit b

doğar doğmaz yapmamışlar mıydı bunun aşısını bizlere? aşı takvimimde öle yazıyor ilk altı ay içinde vurulmuşum. tekrar yaptırmak gerekmiyor sanırım

edit: hiçbir aşım yaptırılmamış? ölmemi filan mı istiyorlar ? şimdi aşı karnemi indirdim ve şok geçirdim

ayı sözlük günlük

sevgili sözlük,

geçen günlerde mesaj kutuma tanışma amaçlı bir mesaj geldi. o kadar sevindim ki, telegram üzerinden konuşmaya başladık. tabii ismi cismi belli değil, fotoğraf yok neyse. sonra iki tane fotoğraf yolladı ve kalbimden vuruldum. doğrusu temiz, hoş çocuktu. arkadaşlık edilebilirdi. (seks değil, arkadaşlık)

ara sıra yazdı, ben de yazdım. tabii sohbet esnasında ona bazı fotoğraflar yolladım. sonuçta fotoğraflaşmakta mesajlara bir renk katıyordu. bir iki derken benim de onun güzel yüzünü görmek istediğimi belirttim. bana sohbet esnasında dediği şey ise aynen şuydu. artık atma, hevesini kırmamak için söylemedim ama istemiyorum... du. o an gerçekten başımdan aşağı kaynar sular döküldü. kendimi berbat hissettim. hiç böyle bir hıyarla karşılaşmamıştım. o an bir cacık olmayacağını anladım, sonra işte çevirdi lafı filan falan. mesajları da sildim. rehberimden onu da. gerçekten çok üzüldüm... zaten 2021 yılındayız, teknoloji bize neler sunuyor. fotoğraflaşmak, snapleşmek hep bir iletişim türüdür. buradan tanıştığım başka bir arkadaşım var mesela. bana hep bıcırık kedisini atıyor ve gerçekten çok mutlu oluyorum. sözün kısası bu hıyar gibi olmayın. birisi sizinle interaktif bir iletişim kurmaya çalışıyorsa karşılık vermekten çekinmeyin. yoksa hep sik gibi yalnız kalacaksınız, ağlamayın.

sür pulluğunu ölülerin kemikleri üzerinde

okumamıştım, en kısa sürede okumayı planladığım kitaptır kendileri. (bkz:özdemir)ciğim kitaba dikkatimi odaklamış olabilir. evrenden bu durumu bir mesaj olarak kabul ediyorum ve kitabı ediniyorum.

(bkz:kütüphanede yokmuş)
(bkz:okumak istenilen kitabın pdfini bulamama sorunsalı)
(bkz:pdf kitap okumak)

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

romantik ya da değil her türlü ilişkilenme için karşımdaki kişiye bağlı olarak "emek" ve "zaman" yatırımı yapmaya hazır bir insanım.

eğer derseniz ki; entrylerini okuyorum, yıldızlarımız uyuşabilir. enerjin hoşuma gidiyor. arkadaşlık, sohbet edebiliriz. kafalar uyuşursa istanbul içi yüz yüze de buluşulunabilir.

cinsel hayat 101

güvenli seks kurallarını öğren. cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında bilgi edin. en önemlisi kondom kullan. evet, kondom erişimi kolay olsa dahi ekonomik durumları bahane etme.

en olmadı abilerinden, ablalarından isteyebilirsin.

güvenli sekse agresif yaklaşan vurdum duymaz tiplemelere siktiri çekmeyi unutma.

neden yalnızsınız

tanıştığım/ seks yaptığım bütün erkekler sadece seks istiyor. bir tanesi bir kez olsun bir yerlere gidelim demedi. ben öyle çok şeyler isteyen birisi, takıldığım adamların parasını yemek isteyen bir insan değilimdir.

öyle bir insan olsaydım zaten çokça teklif geldi. yok gezeriz, yeriz, içeriz, istediklerini alırım zart zurt. parada gerçekten gözüm yok, ya da evde arabada şunda bunda. en basitinden bir kahve içmek bile güzel olabilir. çok büyük şeyler aramıyorum.

tabii bunlar sadece bana bağlı değil. karşı tarafında bu tarz güzel aktivitelerde gözü olması gerekir. yok, olmayınca olmuyor.

sanırım insanlar için ikili ilişkilerdeki "emek" süreci zor geliyor. romantik ilişkilenmeler, arkadaşlıklar gerçekten "zaman", "emek" yatırımı istiyor.

arkadaşlık olarak çevremde olabildiğince "arkadaşlık" sürecini yönetebilecek olgunlukta insanlar tutmaya çalışıyorum. az olsun, öz olsun mantığı ile ilerliyorum. zırt pırt konuşmasak da, konuştuğumuz; bir araya geldiğimiz zaman bana ilham kanallığını açan insanlara gerçekten arkadaşım diyebiliyorum. o kişiden gerçekten etkilenmeliyim, bana bir şeyler katabilmeli.

romantik bir yalnızlıktan konuşacaksak eğer, evet yalnızım. seks yaptığım insanlar bana iyi gelmiyorlar, sadece anlık haz koşuşturmaları. karşımdaki kişiyi gerçekten tanımış olmuyorum. hiç bilmediğim, tanımadığım biri ile sadece sevişiyorsun. içinde neler barındırıyor, hangi dereler çağlıyor, arzuları, hissettikleri neler hiçbir şey bilmiyorsun.

bir yerden sonra "objeleştirilme" durumu başlıyor. o çok seviştiğin adam için sadece bir seks objesi haline geliyorsun.

objeleştirilmekte yalnızlığın bir rengidir diyebilirim.

romantik ya da değil her türlü ilişkilenme için karşımdaki kişiye bağlı olarak "emek" ve "zaman" yatırımı yapmaya hazır bir insanımdır. benim gibi arkadaşlık / romantik ilişkilenmeleri hakkı ile işleyebilecek insanlar karşıma çıktıkça; zaten ilişkiler ilerliyor. romantik bir ilişkilenme için şuana kadar gerçekten gerekli uygunlukta bir insan çıkmadı karşıma. çıka da bilir, bunlar hep zaman oyunları. nasip, kısmet işleri. çok fazla üzülmemek, eksiklik olarak görmemek gerekiyor.

yalnızlık süreci belki de kendimiz ile ilişkilenmeyi öğrenmemiz gereken bir süreçtir? bu konuyu da düşünmek gerekiyor. kendimizle bir ilişkilenme başlarsa neler olur?



ilk başta "ilişkilenme" durumunun ne olduğunu düşünmeye başlayarak başlayabiliriz. bana göre ilişkilenmek demek kısaca "kendimiz haricindeki nesneler, durumlar, süreçler ve kişiler ile yapılan eylem" olarak tanımlardım.

yalnız, ipin ucu burada bir yerlerde kopuyor.
-eee kendin ile ilişkilenmeden bahsediyorsun, ama tanımında "kendimiz haricindekiler" kısmınız kullandın?

kendimizle olan, tekli sandığımız ama aslında çokluk barındıran ilişkilenme biçimi biz haricindeki dış unsurlarla olan ilişkilenmemizden önce gelmesi gereken bir ilişkilenme türüdür.

bizlerin aslında çokça tanımadığımız çokluklar barındırdığımızı hissediyorum. ben olarak tanımladığımız şey gerçekten biz mi ? bizim yapı taşlarımız neler ? bizi oluşturan çokluklar yani ben dediğimiz yapının dışındakiler kimler ?



yani konu "know thyself" "kendini bil" durumuna geliyor. başkalarını bilmek, onları deneyimlemeden önce ilk başta kendini deneyimle, kendini bil.

kendini bilen insan, zaten diğerleri ile de yeterli bir biçimde sağlıklı ilişkilenmeler kurabilir.

bu yüzden "yalnızlık" dediğimiz süreç aslında "kendimizi" bilmemiz için alan açan bir süreç.

"yalnızlık" sürecini iyi bir şekilde yönetebilen kişi zaten, diğerlerinin kalabalıklıkları ile de nitelikli bir şekilde ilişkilenebilecek olgunluğa gelmiş bir halde oluyor...

boyundaki morluk

an itibaren bir sürüsüne sahip olduğum şey. ağlamak istiyorum, annemler evde yok diye bir yaramazlık yapalım dedik. başımıza gelene bak. normalde çok dikkat ederdim. ne yapacağım ? hiç bilmiyorum.

beden dersinde erkeklerle futbol oynamak yerine kızlarla voleybol oynayan erkek

ben na-cinsiyetsiz aşırı zeki ve güzel bir çocuk olduğum için, erkeklerle futbol oynamazdım. kızlardan da bazıları aşırı gerici ailelerden geldiklerinden dolayı
(erkek yaa, oynamayalım derlerdi ve kız grubundan da dışlanırdım.) ben de tek başıma okulun bahçesindeki bir gıdımcık yeşillikte toprağa dal parçasıyla resim çizer, ağaçlarla konuşurdum. öyle geçti gitti ilkokul ve ortaokul. lisede ise tribünlerde oturup, kız arkadaşlarımla gelen geçeni izlerdik. lisede bitti çok şükür zaten korona patladı. o it gibi top peşinde koşan sik kafalılarla iyi ki de aynı ortamda bulunmamışım. bu gece ; zamanında ve hala top koşturan bir adamla çok güzel dakikalar yaşadık. maçtan gelmiş, duşta onu yıkadım. köpükledim. sonra yatağa atıp, kurulayıp iliklerine kadar sömürdüm. evden ayrılırken pert haldeydi. sanırım vampir olmaya başladım. sen git o kadar top peşinde koştur, spor enerji yap. ben de senin taşaklarından enerjini emeyim .ohhhh mis !
(bkz:böyle de sömürürler)

artı ve eksi oy saçmalığı

(bkz:#435320) ben artıladıklarıma flört ediyorum, düşüncelerini beğeniyorum yaz bana bebeğim anlamına geliyor. eksilediklerime de aynı şekilde sinir olsam dahi yaz bebeğim anlamı gönderiyorum

league of legends

herkese birlikte oynayalım mı diye mesaj atan masum ben

et yemenin vahşilik olduğu gerçeği

yaparsın aşkım, evet vahşilik. aktivizm yap diye ısrar yapan yok! ama onu da yapabilirsin... adanalı doğmayı sen seçmedin. zararın neresinden dönersek kardır

birlikte altın günü yapılmak istenen sözlük yazarları

(bkz:euphoride) balım, canım kendim ve (bkz:nakhar) ile yapmak isterdim. yalnız lütfen nakhar o suşilerden yapıp getirsin, ben kısır yaparım, euphoride bir şey yapmasın. altın da getirmeyin, altınları ben takarım <33 ayhh bir de (bkz:redkid23) de gelsin, mümkünse vegan lahmacun yapıp gelsin. ayrıca (bkz:negativecreep) de gelebilir. sözlük formatının benden daha değersiz olduğunu söylediği için onu da davet ediyorum öpmek için :p ve (bkz:dark bear) da gelsin.

spor salonunda ereksiyon halinde gezmek

sırf salona bu yüzden gitmiyorum. bir sürü kaslı adam woah!

seri artı oy alan yazar

seri artı oy alan yazar

beni seri artılayan yakışıklı mesaj atabilir !kim bu yakışıklı ? aşk mektuplarımı es geçip hemen onun mesajını okuyacağım.

league of legends

merhaba, bu oyunu benimle oynamak isteyen birileri var mı ?

yazarların dayak yeme anıları

dayak yemedim. hep dövdüm. ortaokulda bir tanesi popomu ellemek istemişti. kapı koluna ittim. karnına da tekme attım. fıtık olmuş olabilir. ağlamıştı

ilkokulda benden üç kat kilolu iri bir çocuk vardı. ses tonumla ve görünüşümle dalga geçmişti. dövmüştüm. tişörtü göbeğine kadar yırtılmıştı. öğretmen beni suçlu bulup bana tokat atmıştı. sonra babam gelip müdüre şikayet etti. az kalsın adamı dövecekti.

ortaokulda ayakta işeme şeysinde penisime bakan çocuğu da dövmüştüm. şimdi olsa al ağzına derim :d

negativecreep

ağzı bozuk biri. sürekli seksist küfürler ediyor. anne sikmek şu bu. hiç hoşlanmadığım yazar tipi. homofobinin temeli seksizmdir. seksist küfürler etmeyi bırakın artık! format ne allah aşkına format ne ?

ağlamayı sevmem

ağlamayı sevmem

  • /
  • 8

boyundaki morluk

sür pulluğunu ölülerin kemikleri üzerinde

polonyalı yazar olga tokarczuk'ın şu an okumakta olduğum nobel ödüllü romanı. farklı bir konusu ve üslubu var hoşuma gitti epeydir bu tarz farklı bir kitap okumamıştım.
esas karakter bana sage ve doepytoha'yı hatırlattı. okumaları halinde benden daha çok zevk alacaklarını düşündüm ve kıskandım doğrusu *

hoşlanılan erkeğin gay çıkmaması

hornet ve tinder gibi kimin ne olduğunu bildiğin uygulamalardaki hoşlantılarımı ya da flörtlerimi hariç tutarak söylüyorum. zaten başlığa aykırı olurdu.

normal ya da str8 acting hayatımda 2 kişiden hoşlandım.

ilki aslında gay applerde aktif olarak takılan biriymiş. muhtemelen ben de görmüşümdür ama hatırlamıyordum. karşılaştığım zaman applere ara verdiği sıralar olduğu için ben bilmiyordum. bir süre hetero olduğunu düşündüm, 2 ay kadar stalkladım falan. en son bir cesaret yazınca öğrendim gay olduğunu. hetero sandığın birinin gay çıkması acayip sevindirici bir şey yahu. havalara uçmuştum o zaman. sonra konuştuk falan olmadı o iş tabi. 2 senedir ısrarla tinder'da falan benimle eşleşmiyor. sanki ne yaptıysam. tabi bu sürede çocuk baya bi açıldı. izmir'in seçkin gaylerinden oldu. tanımayan yok neredeyse. trajikomik yanı bu kadar açık bir çocuğun ara verdiği dönemi bulmam ve onu bir süre hetero sanmam. nasıl bir şans bendeki bilmiyorum.

ikincisi ise çok taze. çalıştığım bir yerdeki çocuğa fena tutuldum. 1 ay falan stalkladım. herif baya baya hetero ama ufaktan biseksüel vibeı aldım. tabi ben de gizli olduğum için ve kendimi ifşa da etmemek için sinsi yaklaşıyorum. 1 ayın sonunda ben gittim iş yerindeki birini takip ettim sosyal medyada. amaç ortak arkadaş görünmesi. malum kişinin şüphelenmemesi. sonra gittim başka birini daha, sonra başkasını derken baya bi ortak arkadaş oldu. gidip direkt onu takip etsem ne alaka diyecek çünkü. aynı yerde çalışıyoruz ama muhabbetimiz yok. açıkça anlaşılırdı bu. neyse işte en son bunu takip ettim. sonuç? herif geri bile dönmedi. ben burdayım demek için storylerini izliyorum, son fotoğrafını falan beğeniyorum adam geri dönmüyor. bildiğin yok sayıyor sanki. insan olarak bile yokum. ben aslında yoğum. lan insan bi bakar ben bu çocuğu ismen tanıyorum, ortak arkadaşımız var o kadar falan diye. yok abi ya. dönmüyor.

şu stalkladığım 1 ayda ne hayaller kurdum, kaç kez sabahlara kadar rüyamda gördüm be. o kadar insandan hoşlanmışımdır bu zamana kadar, ilk kez o rüyalarıma girdi. bütün hücrelerimle hoşlanmışım resmen. sonuç hüsran. 2 gündür mal gibiyim. ilk kez rüyalarına giren insan, seni insan olarak bile takmamış, sosyal medya gibi tek parmak hareketiyle ekleyip çıkartabileceğin bir yerden bile dönmemiş sana. can yakıcı bir yok sayılmak bu.

son karar: gay olduğundan emin olmadığım birine gönlümü kaptırmayacağım. hatta hornet, tinder da yetmez. ağzından bizzat duymam lazım. 2 fiyaskodan sonra ancak bu yöntem kurtarır beni.

2 günde 4-5 tane mutlu sonla biten gay filmi izledim. gerçeğini bulamadık bari filmi az neşelendirsin.

the thing about harry önerilir. güzel film.

neden yalnızsınız

bir erkekle ilişki yürütebileceğimi düşünmüyorum.

sadece dört duvarın arasında yaşanabilen, dışarıda elini tutamadığın, gözlerine bakıp öpemediğin, başkalarına yakalanmamak için kelimelerine dikkat etmek zorunda olduğun, arkadaşlarından ve ailenden saklı tutmak zorunda olduğun, keyfince davranamadığın bir ilişkiyi yürütmek çok zor. dört duvar arasına girince herkesle her şeyi yaparsın zaten. bu sevgililik olmaz.

ayrıca çokça ilişki aşamasına gelen flörtüm oldu. bir yerden sonra iki erkeğin egosu yarışmaya başlıyor. halbuki ben ego yarıştıran birisi olmadım hiç. okuduğun okul, yaptığın iş, geldiğin aile konusunda bir taraf üstünlük kurmaya çalışıyor. oysa ortak bir hayatta bunların bir önemi olmamalı. iki taraf da birbirini olduğu gibi kabullenmeli. henüz böyle bir erkekle de tanışmadım.

biseksüel birisi olarak kadın tarafı var tabi bir de.

kadınlardan maddiyat odaklı olmayan birisini hiç tanımadım. tabi bunu yüzüne karşı söylemiyor hiçbirisi. biraz zaman geçirince söylemlerden anlaşılıyor. o zaman ben de güle güle diyorum.

maddiyat hiç önemli olmadı benim için. daha doğrusu bir amaç olmadı. peşinden koşmadım. bugün paran yoktur, yarın olabilir fakat bugün karakterin neyse yarın da odur. kadınlarda da karakteri sağlam biriyle karşılaşmadım.

bütün bunların toplamında da bana neşe verecek bir ilişki yerine sürekli düşüncelere daldıracak bir ilişki olacaksa, olmasın. yalnızlık çok daha iyi.

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir elin parmakları kadar samimi eşcinsel arkadaşım var. bir o kadar da samimi olmadığım ama muhabbetimin olduğu var.

öncelikle arkadaşlarımın çoğu hornet'ten. hornet'i seks amaçlı kullandığım için oradaki arkadaşlarımın hepsiyle yattım. zamanla aramızda arkadaşlık da gelişti. kişinin samimiyetine bağlı olarak 1 kez yatıp hemen arkadaş olduklarım da var elbette. karşındaki insana bağlı bu.

sonra tinder'dan birkaç arkadaşım var. aralarında seks yapmayı bırak kanlı canlı görmediğim insanlar da var. tinder seksten ziyade sosyalleşme amacıyla kullanıldığı için daha uygun.

son olarak da twitter'da çok güzel bir eşcinsel ortamı var. ben pek kullanmadığım için oradan ortamım yok ama içine girilirse arkadaş edinilebilir.

ben bütün arkadaşlarımla ara sıra yatıyorum, buluşulduğunda elleşmeler, öpüşmeler oluyor. bunu istemiyorsanız arkadaş edinmek zor. çünkü iki taraf da seks konusunda özgür ve bu konudan bahsedince iki tarafı da ateş basıyor. rahatça her şeyi anlatmak demek erkeklerle ilişkileri ve seksi anlatmak demek. ortaya seks konusu açılınca elbette kan başka yere gidecek.

ben en çok seksimi "bir daha seks yapmayacağız" diye anlaştığım arkadaşımla yaptım. ikimiz de birbirimize karşı koyamıyoruz. ayrıca tanıdığın, güvendiğin ve sevdiğin birisiyle seks yapmak bir yabancıyla yapmaktan çok daha kaliteli.

bunu neden anlattım? asla seks olmayacak dersen mutlaka seks yaparsın. hayat tükürdüğünü yalatır -bu sefer gerçek anlamda-*

neden yalnızsınız

ömer hayyam o kadar güzel açıklamış ki başka bir söz söylemeye gerek yok*.

karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar
güneş yalnız da olsa etrafına ışık saçar
üzülme, doğruların kaderidir yalnızlık
kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar*

beden dersinde erkeklerle futbol oynamak yerine kızlarla voleybol oynayan erkek

ben. slim fit eşofmanımı sonuna kadar çekip, bacılarımla bütün ders voleybol oynardım. leş gibi ter kokan erkeklerin de bana "ibne lan bu ehehhe" demesini pek takmazdım. tenefüs olunca da "ayhh kızlar gelin neskafe içelim." derdim. kantine gidip dedikodu yapardık.

erkeklerin kızlarla bu kadar iyi anlaşmamı kıskandığını biliyordum. erkekler hep "olm nasıl yapıyosun lan, seni nasıl seviyorlar bu kadar?" veya "hiç birisiyle işi pişirdin mi lan eheheh" derlerdi. bense göbekli tarih hocasından hoşlanıyordum, hayat işte.

artı ve eksi oy saçmalığı

bu saçmalığa yazar engelleme seçeneğinin olmaması saçmalığı da eklenebilir. sanırım bir zamanlar varmış, ben daha vitaminken. geri gelseydi 'sözlükten defol git' şeklinde mesajları artık almazdım en azından.

yazarların evden kaçma anıları

evden kaçtım demeyelim de kafa dağıtmaya çıktım diyelim.

cinsel hazzı arttıran özellikler

akıllı olması, konuşulanı anlayıp, konuştuklarının ilgi çekici olması.
içtenlik ve yapaylıktan uzak samimiyet, ön yargılarının tavan yapmamış olması.
konuşma diliyle, yazım dilini ayırabilmesi.

mis kokuyor olması, gülen gözlere sahip olması, kıllı olması.

Toplam entry sayısı: 143

hükümetin covid-19 ile mücadele stratejileri

anneannem kanser ve durumu oldukça ağırlaştı... onun yanında olmak isterdim... çünkü onu seviyorum... yalnız, yanına gidemiyorum çünkü 20 yaş altıyım ve metrobüs kullanımım yasak. istanbul kart kapatılıyor yaşlara göre... birkaç ay önce annemler yalovadaydı. istanbul'dan yanımda refakatçi olarak ablamla birlikte deniz otobüsüne, toplu taşıma kullanarak gitmek zorunda kaldık. metrobüste beni geçirmediler. zarzor geçtik, o da polisin acımasıyla... sonra metroya binmeliydik. kartım çalışmıyordu. gişenin altından gizlice girmek zorunda kalmıştım. allahtan güvenlik yoktu... şimdi anneanneme gitmek istiyorum ama bünyem bu kadar adrenalini kaldıramayabilir... :(

günaydın dünya merhaba aşkım

sadece yazmak istedim. senin için ne manaysa, o mana. geçmişe bir iz bırakmak, geleceği döllemektir. ben de o oanda kendimden bir parça buraya bırakmak istemişim.

ayı sözlük günlük

sevgili sözlük,

geçen günlerde mesaj kutuma tanışma amaçlı bir mesaj geldi. o kadar sevindim ki, telegram üzerinden konuşmaya başladık. tabii ismi cismi belli değil, fotoğraf yok neyse. sonra iki tane fotoğraf yolladı ve kalbimden vuruldum. doğrusu temiz, hoş çocuktu. arkadaşlık edilebilirdi. (seks değil, arkadaşlık)

ara sıra yazdı, ben de yazdım. tabii sohbet esnasında ona bazı fotoğraflar yolladım. sonuçta fotoğraflaşmakta mesajlara bir renk katıyordu. bir iki derken benim de onun güzel yüzünü görmek istediğimi belirttim. bana sohbet esnasında dediği şey ise aynen şuydu. artık atma, hevesini kırmamak için söylemedim ama istemiyorum... du. o an gerçekten başımdan aşağı kaynar sular döküldü. kendimi berbat hissettim. hiç böyle bir hıyarla karşılaşmamıştım. o an bir cacık olmayacağını anladım, sonra işte çevirdi lafı filan falan. mesajları da sildim. rehberimden onu da. gerçekten çok üzüldüm... zaten 2021 yılındayız, teknoloji bize neler sunuyor. fotoğraflaşmak, snapleşmek hep bir iletişim türüdür. buradan tanıştığım başka bir arkadaşım var mesela. bana hep bıcırık kedisini atıyor ve gerçekten çok mutlu oluyorum. sözün kısası bu hıyar gibi olmayın. birisi sizinle interaktif bir iletişim kurmaya çalışıyorsa karşılık vermekten çekinmeyin. yoksa hep sik gibi yalnız kalacaksınız, ağlamayın.

kolimi kanattım

selam, çok üzücü bir olay oldu. çok güzel bir adamla tanıştım, bizim buradan beni aldı, yeni taşınacakları eve gittik. yaramazlık yaptık, sonra ben bu yakışıklıya oral filan yaptım ve oral yaparken g noktasına baskı yapıyordum. sonra patladı... seks hikayesine dönmesin. neyse bana ıslak mendil getirdi filan vucudumu siliyorum, kan gibi bir şey gördüm. dedim değildir ya. sonra o da penisini siliyordu. bir baktım baya kan var ! şok oldum, kan mı o dedim? evet dedi, ilk kez oldu. sanırım sıktın diye dedi. hani parmağınız kesilirde mendile tutarsınız ya, baya kan vardı. bunun sebebi nedir? bu tarz bir olay yaşayan var mı ? adamı resmen kanattım.(bkz: :((((( )

odun kırmak

gamlı baykuş yavv!!! okurken içimden birisi yine sözlüğe seks hikayesini mi yazdı diyordum ve heyecanla okuyordum, sonuç hüsran.:((( call me by your name çok güzel bir filmdi. kuzey italya'da çıtır bir çocuk ve ondan yaşça büyük tatlı bir adam. göle girmeleri, çimenlerde yatmaları, elio'nun oliver abisinin sırtına çıkmaları, ahh ahhh ! gençlik hayallerim... yalnız beylikdüzü'ndeki aile evimden bu satırları yazmam :d neyse oliver'ımı bulamadan kartlaşıp daddy moduna giricem sanırım.

mesaj almayı kapatmak

kusura bakmasın kimse, mesaj alımını kapatabiliyor muyum ? her sözlüğe girdiğimde bir dolu mesaj, aşk mektubu, hayran yazıları ile karşılaşıyorum.

nasıl bu kadar insanı kendime aşık ettim anlayamıyorum??

bu büyük bir problem olmaya başladı. günümün yarısı hayran mesajlarını ve aşk mektuplarını okumakla geçiyor.

_eee okuma o zaman? diyeceksiniz ama yapamıyorum, okuyorum.

ya da buradan aşıklarıma ve hayranlarıma sesleniyorum. geri dönmüyorsam azıcık bekleyin. çok yazan var, hanginize yetişeyim ?

dating applerde uymaz diyen tipler

hiçbir şey demeden engelliyorum beğenmediklerimi. kimse kusura bakmasın, kişisine göreyim. eğer ki uymayacağımız ama kibar ve güzel bir insansa ki onları kibarlıklarından dolayı beğenirim; uymuyoruz diyorum. bu kadar. zaten medeni bir şekilde teşekkür edip, fotoğrafı siliyorlar.
beğenmek ve uymak farklı şeylerdir. bir insanı beğenebilirsin ama uymayabilirsin.

bir de kendi fotoğrafını attıktan sonra, tonlarca mesaj yazıp, hadi atsana, atsana, ben attım, bekliyorum, hadi, hadi, hadi diye tonlaraca mesaj yağdıranlar var yahu atmıyorum, ne bu halin? yani birazda kime uymaz diyeceğimi, kime hiçbir şey demeyeceğimi kestirebiliyorum artık. çünkü cevap vermediğim arsız tiplemelere cevap versem, biliyorum ki neden ? neden uymaz? cevap versene? mesajları yağdırılıcak. rahatsız oluyorum, zaten doğru düzgün insan bulmak zor. herkese iyilik meleği mi olacağım? parmak kaslarıma yazık. herkes biraz da karşısındaki kişiyi okuyabiliyor.

sapık kişileri anlayabiliyorum, uyuşturucu bağımlılarını, serseri sapıkları anlayabiliyorum. kimse çıkıp da nereden anlıyorsun ya? dış görünüşten mi ? demesin. evet dış görünüşten, fotoğraftan, yazış biçiminden her şeyden anlayabiliyorum. bunlara neden sürekli teşekkür edip, uymayız sağol filan diyeyim ?

bana uymaz dediklerinde ise, ya genç sevmiyorlardır, ya da güzelliğimden kendilerini kötü hissedecekleri için uymaz diyorlardır olarak yorumluyorum. yoksa zaten bu şartlar haricinde bana hayır diyebilecek kimse yok. cıks

ayrıca fiziksel olarak ağzınızın suyunu akıtan insanlarla hiçbir sebep yokken uyumsuzluk varsa arkasındaki olabilecek nedenleri düşünün. herkesin enerji yapısı bambaşka. karakterler, mizaçlar uymayabilir, enerjiler uymayabilir. bunlar gayet doğal şeyler. strese girmeyin. uymaz demiş işte daha ne?

günaydın dünya merhaba aşkım

günaydın dünya, merhaba aşkım !

insanı sinirlendiren şeyler

tiktok videoları ve tiktok şarkıları

domuzların orgazmının yarım saat sürmesi

domuz eti ya da herhangi bir hayvanı öldürüp etini yemeyin!! yether artık ya !!!! libidonuz artsın istiyorsanız size vegan bir libido arttırıcı menü hazırlarım. düz duvara tırmanırsınız o kadar diyorum !!! et ne ya! iğrenç! libidonuz yükselir mi ? bilmem ama ter kokunuzun leş gibi sakatat kokacağı kesin! yemeyin et filan ! masum canlılar sizin malınız değil!!
(bkz:sömürüye dur de)
(bkz:hayvanları seviyoruz)

günden güne daha çok gayleşme sorunsalı

günden güne daha çok ibneleşiyorum gibi hissediyorum. eskiden daha çok maskülendim bu ilişkilerimede yansırdı, şimdi yavaş yavaş ev kızı olmaya başladım. upsss !!! kötü bir şey değil tabii ama yani git gide zırıl bir tipleme olmaya başladım. tabii bu zamanla oluyor, neden ?

günden güne daha çok gayleşme sorunsalı

günden güne daha çok ibneleşmek olarak değiştiriyorum. gay kullanımı yanlış olmuş.

düşün ki o bunu okuyor

hayatımda "o" diye birisi hiç olmadı. eşcinsel aşka inancım yok, genel olarak aşka inancım yok. kimse gelipte bu fikrimi değiştiremez.

*eksileyenler üzgünüm ama durum böyle, kendinizi eksileyin.

ağlamayı sevmem

sözlükteki müslüman yazarlar

cuma namazında gerçekten de çıtır adamlar oluyor, allah affetsin. senelerdir gitmiyorum. benim bir kolim sürekli cumaya gidiyor ve namazdan fotoğraflar paylaşıyor. bence müslümanlık eş cinsel işleri yasaklamıyor. hep sonradan bozulmalar filan diğerlerinin yobazlıkları homofobi ile müslümanlığı birleştirmiş. islam ilahi aşkı tavsiye eder <3 erkek, kadın ne fark eder. benim ilk hoşlandığım adam tasavvuf okumaları yapan neyzen bir adamdı. çok güzel enerji ve sevişmemiz gerçekten beni yükseltirdi. tabii müslümandı ve farstı. ben de tüm dualarımı toprağa yapıyordum o zamanlar. yani çok şey etmemek lazım.

??ayhh eksileyenler ağlayabilirsiniz.