ask olsn

Durum: 218 - 4 - 0 - 0 - 02.10.2018 17:43

Puan: 2988 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 11

çukur

kazdıkça büyüyor ah çukuru kalbimin
yaza yaza delindi satırı mektubun
kalmadım ben bana, kördüğüm bu canım, çözen yok
çözülsem bile, görecek mi gözüm?

kükrediler, durmadılar
körpe kanadım kırdılar
susma gönül, söyle anam
ben bu evlerde duramam

mabel'imin okyanusundan...

hoşlanılan erkeğin bok kokusu

geçmiş olsun efendim. allah başka dert vermesin!

29 eylül dünya kalp günü

dünya kalp günü, dünya kalp federasyonu ve üye kuruluşlar tarafından düzenlenen kalp sağlığı temasının işlendiği bir gündür. ilk defa 2000 yılında kutlanmaya başlanmıştır. temel amacı, tüm dünyada en çok ölüm nedeni olan kalp damar hastalıkları ve inmenin önlenebilmesi için yaşam tarzı düzenlemeleri konusunda toplumu bilinçlendirmektir.

bu hastalık, ne yazık ki, türkiye’de her yıl 300.000 kalp krizi, 125.000 ölüme yol açmaktadır.
***125 bin ölüm olimpiyat stadını 2 kez dolduracak sayı demektir.

bu minvalde kalp ile ilgili bilinmesinin ruhta hoş bir etki bırakacağına inandığım bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

*bebeklerin kalbi 6 haftaya ulaştığında atmaya başlar.
canlıların vücuda gelmesinde ilk harekete geçen organ kalptir. diğer tüm organlar kalp ve damar sisteminin etrafında şekillenerek fonksiyonlarını yerine getirme sürecine girer.

*kalbin sembolü tüm kültürlerde aynıydı.
tüm kültürlerde insan olmanın getirdiği duygusal ruh halleri kalbe mal edilmiştir. sevgi, dostluk, merhamet, yardımseverlik, fedakârlık, birlik, beraberlik, güven cesaret gibi ulvi duyguların simgesi olarak kabul edilmiştir.

*ilk insanlar kalbin şekillerini mağara duvarlarına çizdiler.
mö. 10.000-8.000 dönemlerinde yaşamış olan cro-magnonlar dan kalan güney fransa’da ki mağara duvarlarındaki resimlerde günümüzdekine çok benzer kalp figürleri bulunmuş olması çok ilgi çekicidir.

*mısır’da ölülerin sadece kalbi vücutta bırakılıyordu.
mö. 2.500-1.000 dönemlerine ait ölü defin ritüellerinde vücudun tüm organları çıkarılarak bir kâse içinde ölü ile birlikte gömülürken, bedende sadece kalp bırakılır ve o dönem inanılan tanrı ile hesaplaşmanın kalp üzerinden görüleceği düşünülürdü. yine mısır papirüslerindeki kalp şekli günümüzdeki ile aynıdır.

*sümerler papirüse kalbin kan pompaladığını çizdiler.
mö. 1.550 döneminde yazılmış olan tarihin ilk yazılı tıp belgesi ebers papirüsünde kalp ve nabız atışlardan, kalbin kan pompalama fonksiyonundan, vücudun her tarafına yayılmış bir damar dolaşım sisteminden bahsedilmiştir.

*hipokrat ve aristo’ya göre kalp; düşüncenin merkezidir.
hipokrat ve aristo’nun bıraktığı eserlerde kalbi duygu ve düşünce yeteneklerinin merkezi olarak gördüğüne ilişkin veriler bulunmaktadır.

*afrodizyak ve doğurganlık etkileri olan kuzey afrika’daki sliphium bitkisi günümüzdeki kalp sembolüne çok benziyordu.
günümüzde kullanılan kalp sembolüne benzeyen şeklin bir dönem afrodizyak ve doğurganlık üzerinde pozitif etkileri olan bitki ile çok benzer olması kalp ile erotik sevgi arasındaki ilişkinin tarihsel kökleri olduğu düşünülmektedir.

*üç büyük dine göre kalp, sevgi ve merhameti simgeliyor.
musevilik, hristiyanlık ve islamiyet için referans olan kitaplarda kalp, defalarca kez sevgi ve merhamet duygusu ile ilişkilendirilmiştir.

ayrıca sağlıklı ve mutlu kalpler için 6 öneri paylaşarak yazıyı bitiriyorum.
*günde en az 5 porsiyon farklı renkte çeşitli sebze ve meyveler tüketin!
*kalp dostu olan balık, yağlı tohum ve zeytinyağını dengeli tüketmeyi ihmal etmeyin!
*aktif yaşayın ve düzenli egzersiz yapın!
*fazla tuz tüketiminden kaçının!
*kızartmalar yerine ızgara, fırın haşlama gibi yöntemleri tercih edin!
*posa kaynağı kuru baklagilleri haftada en az 2 kez, tam tahılları ise her gün tüketin!

edebiyat

öyküleştirmeden yapamayan insanların, hayatın binlerce sorunuyla kavga ederken yüz yüze geldiği en önemli meselelerinden birisi ‘ruhundaki bulanıklık’ galiba. alabildiğine gürültülü, karmaşık bir düzende ilk olarak benliğini, akabinde mevcudiyetinin manasını anlamak/anlamlı kılmak için gereksinim duyduğu suallerden kaçtıkça sorunlarından da uzaklaştığını zannediyor.

edebiyatı diğer benzer disiplinlerden ayıran en önemli özelliği yanıtı olmayan sorularla yakın ilişki içine girmesidir. kişi edebiyata gerçek manada temas edince bilinç altındaki karanlık kıyılara kök salmış müphem sorularının kara bulutları ortadan kalkar, iklimi yavaş yavaş pembe mevsim çiçekleriyle bezenir. kişinin zihninde bulanıklığa sebep olan sisler dağılır ve daha önce umutsuzluk dağlarının tuttuğuna inandığı yerlerin yemyeşil ovalarla kaplı olduğunu görerek adeta küçük dilini yutar. bu şoku atlattığında tahayyül sınırları esner, derinlerden gelen yola devam etme hissinin üstündeki balçığı kaldırarak gün yüzü görmesine izin verir, kendisine başka türlü hayat ihtimallerini gösterir.

benliğinin kadim arayışı ve armağanı olan düşünceyle var olanı yıkar, bazen de yıkılanı yeniden inşa eder. yalnız geçmişle değil sezgisel bir gelecek kaygısıyla yüzleşir. kağıt kesiği gibi zihin sızlatan düşüncenin kan davalısı duygularla insana en çok acıyan yerlerinin yüksek çözünürlüklü görüntüsünü nakleder.

eski yazarlar vs yeni yazarlar

hande ateizi vs sevda demirel biz orta nesil de cem davran.

sevgiliyle uyumak

erken uyumaya özen gösteren biri olarak onda geçirdiğim gece ondan sonra uyuyorum genelde. ince tüller ardından sızan ışığın vurduğu güzel yüzündeki rahatlığı ve huzuru görünce uyku usulca yanaşıyor gözkapaklarımın limanına. hafta içi haliyle iş günü yorgun düşüyorum ama o yorgunluğa tarifi olmayan bir keyif eşlik ediyor.

insanları ölümlerine göre yargılamak

hayatları boyunca insanları yargılamayı adeta görev edinenlerin, yargıladıkları insanların son nefeslerini verirken içine düştükleri durumu da pakete dahil etmeleridir. oysa insanın hayattaki duruşu karakterine ilişkin az çok bilgi verirken o insanın ölüm döşeğindeki tavrının bu açıdan âdeta hiçbir önemi yoktur.

bu konuda friedrich nietzcshe aşağıdaki gibi buyurmuştur;

sona ermek üzere olan varoluşun bitkinliği, özellikle yaşlı insanların ölümü sırasında, beynin bu son zamandaki düzensiz ya da yetersiz beslenişi, zaman zaman ağrının çok şiddetlenişi, tüm bu durumun daha önce denenmemiş ve yeni oluşu ve sanki ölüm çok önemliymiş ve burada en korkunç türden köprülerin aşılması gerekliymiş gibi *batıl inançlı izlenimlerin ve korkuların sık sık sökün etmesi ve depreşmesi – tüm bunlar ölümden, yaşayan kişi hakkında bir kanıt olarak yararlanmaya izin vermez.

“ölüm döşeğindeki kişinin, yaşayan kişiden genel olarak daha dürüst olduğu da doğru değildir: ölüm döşeğindeki hemen hemen her insan, çevresindekilerin vakur tutumuyla, engellenen ya da akan gözyaşı ve duygu selleriyle kâh bilinçli kâh bilinçsiz bir kibirlilik komedisine sürüklenir. ölüm döşeğindeki her insana gösterilen ciddiyet, elbette kimi zavallı aşağılanmış yaratıkların yaşamları boyunca tattıkları en güzel keyif ve sayısız yoksunluğun bir tür tazmini ve taksit ödemesi olmuştur.”

*batıl inanç olduğu fikri kendisine aittir. dışında tüm söylediğine katılıyorum.

özgürlük

hegel'e göre toplumda özgürlük koşullarını oluşturma sorumluluğu ezilenlere aittir; hiçbir platonik, iyiliksever onları kurtarmaya gelmeyecektir.

melankoli

dış dünyaya yönelik coşkunun üstüne ölü toprağı serilmesi, derinlere kök salmış sancılı bir elem, hayattan tat alma performansında belirgin bir azalma, etkinliğin neredeyse bütüncül bir biçimde ortadan kalkması ve özsaygının yerine kendini haksız görme, aşırı eleştirme duygularını koyarak, kuruntularla hayatı çekilmez bir hale getirme durumudur.

kutsal devlet

rousseau’ya göre “güç hak yaratmaz, ancak meşru olan güce itaat mecburiyeti vardır.” hükümlerine itaat edilen güç, bireylerin kendi iradelerinin yansıması olduğundan, itaat edilen aslında toplumun iradesidir. dolayısıyla bireyin doğal özgürlük kaybı aslında daha yüksek bir özgürlük türüyle telafi edilmektedir. rousseau bu dönemde türkiye'de yaşasaydı yine aynı şeyi söyler miydi diye düşünmeden edemiyor insan!

ayı sözlük yazarlarının memleketleri

ikamet evliya çelebi'nin baba ocağı; kütahya.
aslen tarkan'ın baba ocağı; rize.
doğum zeyna'nın baba ocağı; samsun.

*düzeltme; işten çıktığımda kafam dolu olduğu için başlığı yazarların yaşadığı memleketler olarak algıladım. saygılar,

vaporwave dinleyen adam

sözlük kaşarı mertebesine ulaşmanın yollarını iyi bildiğini düşündüğüm, ilginç yazı şekilleri ile rahatsız edici bir üsluba sahip beyefendi. bu beyleri görünce kendimi tekdüze hissediyorum. yolunuz açık olsun efendim...

ayı sözlük yazarlarının dinlemedikleri şarkıcılar

kitap okuyan, klasik müzik dinleyen kariyerli gay

zeki müren dinlese olmaz mı?

en güzel erkek ve kadın adları

sokakta öcü yatakta cici

sokakta eros'un iştahını kaçırarak, olası aşk oklarının hedefinden çıkmak, yatakta ise sevdiceğinin oku ile tam hedeften vurulmanın keyfine varmak.

üstteki yazar

aydınlı, şalvar pantolonlu, beyaz çorabın üstüne kahverengi sandalet, kırçıllı pos bıyık tarzını benimsemiş bir amcamız diye düşündürüyordu ki girdilerine bakınca bir hanım abla olduğunu fark etmiş bulundum. hanımefendi, hakkınızı helâl edin lütfen.

gökhan hotamışlıgil

1962 ankara doğumlu harvard üniversitesinden mezun dünyaca ünlü profesörümüz. ekibi ile birlikte karaciğer yağlanması gibi hastalıkları önlemekte faydası olacak lipokin isimli hormonu keşfederek dünya bilimine büyük katkı sağlamıştır. hali hazırda sabri ülker metabolik araştırmalar merkezi başkanı olan hotamışlıgil diyabet dünyasının en prestijli ödülünü kazandı. abd'yi kurtaracak kahraman gözü ile bakılıyor kendisine.

rte bize ne yaptı

en azından hortum süleyman gibi karakterlerle camianın canına okumadı. bize reva görülen uygulamalar yeni değil arkadaşlar. bu adamın mitinglerinde en önde bayrak açılabildi. lgbti mekanları hala tıklım tıklım. aile arasında filminde lgbti birey en doğru şahsiyet olarak karakterize edilebiliyor. basılı ya da görsel yayınlar, organizasyonlar, en basitinden bizim sözlüğümüz dahi en özgür platformlardan biri. meni ile abdest almak başlığını açabilecek kadar ileri gidebiliyoruz. bizi diğerlerinden ayıran bir uygulama olduğuna inanmıyorum. çok başarılamasa da milliyetçi ve muhafazakar bir politika güdüyor. yoksa özellikle lgbti bireyleri dışlamak, haklarını gasp etmek gibi bir tutumu yok. ki bu halk iradesi arkasındayken çok da rahat bu tarz uygulamalar yapabilir durumda. taksim yürüyüşlerinin iptal edilmesinde camianın da payı var. her marjinal tipin peşinden gitmekle hak aranmıyor. önce kendi camiamızı sonra rte yi eleştirelim. kendisini sevmesem de yiğidi öldür hakkını yeme derler adama.

murat övüç

sabah sabah koskoca iki erkek babası koordinatörüm bana murat övüç'ün hikayelerini atıyor. günaydın diyerekten. dalga mı geçiyor gerçekten seviyor da mı gönderiyor anlayabilmiş değilim. ama insanı mutlu eden, gülümseten bazen yuhh dedirten bi' adam. yolu açık olsun. ne diyelim?
  • /
  • 11

gaga bulut

eşcinsellere olan nefreti körükleyen şahıs. çektiği bir video sebebiyle tutuklanmış. tutuklanma kararını sorgulayamam ama iki tane reşit olup olmadığı belli olmayan erkeği para karşılığı sokak ortasında öpüştürüp videoya kaydetmek eşcinsel bireylerin yararına olmayacaktır. bizim mücadelemizi kirletiyor bunlar. toplumda bizi ahlaksız gösterip, linç edilmemize ve dışlanmamıza sebep olan gaga bulut ve türevlerine yazıklar olsun diyorum. sayenizde eşcinsellik demek ahlaksızlık demek oldu. üstelik bunu iki tane reşit olmayan erkek çocuğuna nasıl yaptırabiliyorsun? zaten homofobik tipler eşcinselleri pedofil olarak yaftalamaya meraklı. şayet ki haklarımızda kısıtlamalar meydana geliyorsa bunun gibi ucubeler yüzündendir. ben merak ediyorum ne zaman eşcinseller sokak ortasında öpüşmeyi, soyunmayı, abartılı hareketler yapmayı, bazı şeyleri milletin gözüne sokup gösteri yapmayı bırakıp anayasaya cinsel yönelime saygı kavramını sokmak için uğraşacak? acaba bu tiplerin hangisi bunun bilincinde? acaba biz nasıl kurtuluruz, ahlaksızlık ve taşkınlık yapıp nefreti üzerimize çekerek mi, anayasal haklarımız için mücadele ederek mi?

alın işte homofobiklere gün doğmuş. bu tarz pervasız hareketler bizi yüceltmez.
https://twitter.com/SosyalBedevi27/statu...

özgürlük

che guevaraya göre ise özgürlüğün baş düşmanı halinden memnun kölelerdir.

sezen aksu şarkılarını sevmem ama bu şarkısı güzel samimiyetsizliği

bunun neden samimiyetsizlik olduğunu anlayamadığım başlık, gerçekten kadının şarkılarını sevmek gibi bir zorunluluğumuz mu var (ben severim ve arşivci olarak çoğu albümü ben de var), tek bir şarkısını sevemezler mi? ben insanlara neyin sevileceğinin ya da sevilmeyeceğinin dayatılmasından usandım. aklın yolu bir ama gönlün değil, hatırlatmak lazım.

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

mustafa kesin mustafa hatta musti der arkadaşları

sevgilinin sakso istemesi

kızlaaar durum ciddi. 6 aydır çıktığım, herkeslerden kıskandığım, evlenme hayalleri kurduğum beyaz atlı prensim benden sakso istedi. 6 aydır ilişkimizi masum masum devam ettiriyorduk ta ki bugüne kadar. bugün sakso isteyen yarın neler isteyecek? sakso isteyen erkek sevmeyen erkek midir? bu ilişki nereye gidiyor? ne yapsam çok karasızım.

üstteki yazar

yok ayol. aşk olsun aşk olmazsa meşk olsun ha bir de helal olsun.

mabel matiz

feminenliğini kullanıp dikkat çekmeye çalışan gaylerle bir tutulması da ilginç bir kafaymış.

mabel matiz feminen biri. gel gelelim eşcinselliği yanlış yansıttığı falan da yok. feminen özelliğiyle de dikkat çeken birini “eşcinselliği böyle gösteriyor” diye yaftalamak ne kadar doğru? o zaman zeki müren’e de sallayalım, feminen olan ve feminen tarza sahip herkesi kötüleyelim. olur mu böyle şey?

mabel matiz ortalamanın çok üzerinde bir pop icra eden, yazan, besteleyen biri. o “eşcinselliği yanlış gösteriyor” diyenler de bir saçmalamasınlar lütfen. feminenlik ayrı, eşcinsellik ayrı şeylerdir. mabel’e bakıp eşcinsellikten soğuyacak kişi kendi aklından şüphelenmelidir. karşınızda ilgi budalası aptal saptal kerimcan tipleri yok. üreten, çok güzel üreten birine böyle yakıştırmalar yapmak çok yanlış.

kendisi eşcinselliği geçtim sanıyorum queer bir imaj çiziyor. şarkı sözleri genelde cinsiyetsiz ve tarzında da “kadına ya da erkeğe” benzemek gibi bir kaygısı da yok. kendisi oluyor sadece ki bu çok güzel bir şey. biraz feminenlik de gözünüze batmasın.

insanları güzel şarkılarla buluşturan her şarkıcı aykırı da olsa kabul edilir. ayrıca şu düzeyde pop yapabilen birinin tarzını sevmeyebilirsiniz ama eserlerini “çöp” diye nitelendirmek işin suyunu çıkarmaktır. kötülemek için kötülemeyin efendim. şöyle değerli işler yapmaya çalışan insanlara bulaşmayın bari.

hülya koçyiğit

gelin ve susuz yaz filmlerindeki oyunculuk performansı oldukça iyi olan kadın oyuncu. yeşilçam'daki diğer kadın oyunculardan farkı, sanat filmi yapan türk yönetmenlerin onu seçmiş olmasıdır. o dönemin auteur yönetmenlerinin bir bildiği var demek ve hülya koçyiğit'i seçmekte oldukça haklılar.

facebook profil fotoğrafını fransız bayrağı yapmak

ikiyüzlülüğün daniskası.

füsun demirel

sadece eskisi kadar tutulmuyor da olabilir,çoğu gözden düşmüş sanatçının yeniden gündeme gelmek,popüler olmak maksadıyla muhalif olduğum için iş bulamıyorum,görünmemi istemiyorlar gibi paranoyalara sık başvurduğunu düşünüyorum.bir iki muhalif söylem tutturup hadi arkadaşlar birlik olalım ayağına muhalif kesimin imkanlarından(tv,gazete,dergi,belediye,tiyatro...) paylarına düşeni almış oluyorlar.şimdi bu kadın sosyalist,komünist hatta bölücü örgütlerin finanse ettiği kanallarda,tiyatrolarda vesair etkinlikte yerini alabilir ama bu yetmiyor illa ana akım medyada herkese ulaşan büyük yapımlarda oynayıp büyük kitlelere ulaşmak istiyorsa diline hakim olacak,halkın değerlerine ters düşmeyecek zira kendisi karşılığı çok öznel olan bir iş yapıyor;beğenisine ve ilgisine talip olduğu halkla çelişirse tabii ki iş bulamaz.marjinal fikirlerinin propagandasını yapmak istiyorsa ben sanatçıyım triplerinin arkasına sığınmasına hiç gerek yok.eskiden oynadığı işler ve yeniden teklif almak istediği işler belli...bildiğin prime time da yayınlanan çerezlik sitcomlarda oynayan kadın,sanatçı hassasiyetinden,muhaliflikten falan bahsediyor gülünç gerçekten

Toplam entry sayısı: 218

trt çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmde eşeğe tecavüz sahnesi

kanalın istanbul muhafızları filminde de kötü çocuğun elinde bulunan "çocuklara yapılacak kötülükler listesinin" altında gazi mustafa kemal imzası görünüyor. bu adamların dedeleri muhtemelen resim yapmak günahtır diyen adamlardı. o zamanın kaymağını yiyenlerin torunları şimdi de aynı kaymaktan besleniyorlar maalesef. tarih bir şeyleri hiç değiştirmiyor!

herkes bana asılıyor gay'i

ders: psikoloji
konu: şizofreniye giriş

uzun süren gay ilişkisi

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan hızlı tüketim en çok da bizim camiamızın etkilendiği sorun. dış etkenlerin payı büyük olsa da iç dinamiklerin bu sorunu aşabilecek güçte olduğunu son iliskimde anlamış bulunmaktayım.
nedenlerine baktığımda;
*ilk günden itibaren aynı çatı altında yaşamak ve aynı yatakta uyanmak fikrini taşımak.
*ayrı evlerde yaşanıyorsa sürekli ilgiyi diri tutmak
*çatışma olduğunda birin alttan alması, alamıyorsa susması
*sıkça anal ilişki yaşanmaması, hatta belki hiç.
*birlikte gidilebilecek arkadaş ortamları yaratmak.
*maddi manevi yanında olma çabasını hissettirmek.
*enerjisi düştüğünde yanında olmak.
*heyecanı diri tutmak adına an elinden kayıp gidecekmiş hissini yitirmemek/kaybettirmemek
*sanatsal ve kültürel faaliyetlerle ruhu birlikte doyurmaya çalışmak.
*gelecek planları kurmak ve bunları zaman zaman düşlemek.
*olmazsa olmaz saygıyı korumak.

aşk ve sevgi o zaman tazeliğini yitirmiyor. benim 9. ayım olacak hala gözüm ondan başkasını görmüyor. benim gibi ikizler burcu insanı başardıysa, siz de başarırsınız.

pippa bacca

güvercin yüreğiyle kanat çırpıp uçtu aramızdan. bir daha baharın kokusunu, kuşların ötüşünü duyamadı mı acaba? ya da baharın ta kendisi oldu belki de... kuş olmuş ötüşüyor bir yerlerde kim bilir?

abdullah öcalan ın aşırı seksi bir şey olması

midem bulandı. açık. net!

uzun süren gay ilişkisi

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan hızlı tüketim en çok da bizim camiamızın etkilendiği sorun. dış etkenlerin payı büyük olsa da iç dinamiklerin bu sorunu aşabilecek güçte olduğunu son iliskimde anlamış bulunmaktayım.
nedenlerine baktığımda;
*ilk günden itibaren aynı çatı altında yaşamak ve aynı yatakta uyanmak fikrini taşımak.
*ayrı evlerde yaşanıyorsa sürekli ilgiyi diri tutmak
*çatışma olduğunda birin alttan alması, alamıyorsa susması
*sıkça anal ilişki yaşanmaması, hatta belki hiç.
*birlikte gidilebilecek arkadaş ortamları yaratmak.
*maddi manevi yanında olma çabasını hissettirmek.
*enerjisi düştüğünde yanında olmak.
*heyecanı diri tutmak adına an elinden kayıp gidecekmiş hissini yitirmemek/kaybettirmemek
*sanatsal ve kültürel faaliyetlerle ruhu birlikte doyurmaya çalışmak.
*gelecek planları kurmak ve bunları zaman zaman düşlemek.
*olmazsa olmaz saygıyı korumak.

aşk ve sevgi o zaman tazeliğini yitirmiyor. benim 9. ayım olacak hala gözüm ondan başkasını görmüyor. benim gibi ikizler burcu insanı başardıysa, siz de başarırsınız.

trt çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmde eşeğe tecavüz sahnesi

kanalın istanbul muhafızları filminde de kötü çocuğun elinde bulunan "çocuklara yapılacak kötülükler listesinin" altında gazi mustafa kemal imzası görünüyor. bu adamların dedeleri muhtemelen resim yapmak günahtır diyen adamlardı. o zamanın kaymağını yiyenlerin torunları şimdi de aynı kaymaktan besleniyorlar maalesef. tarih bir şeyleri hiç değiştirmiyor!

kitap okuyan, klasik müzik dinleyen kariyerli gay

zeki müren dinlese olmaz mı?

eşcinsel sözlüklerde homofobinin kralına maruz kalmak

kendi cinsinden birisi ile iliski yaşanmasından ziyade escinsellerde başka bir ahlak sorunu olduğunu dusunuyorum. malesef turkiye'de eşcinseller ahlaktan yoksun bir yapi içerisindeler. kendimi de dahil ediyorum. sozluklerde yapılan da bu ahlak dışı yaklaşımların elestirilmesinden başka bir şey değil. buna mustahakiz. bunun homofobiyi koruklemesinden dolayı da uzgunuz!

kadına ibneye orospuya küfretme

kendisinden baska kimseye zarari olmayan unsurlara kufretmek ahmakliktir. cok sinirlendiysen agzina sic, g*tunu s*k v.s. hic alakasi olmayan unsurlara neden dokunuyorsun? bunlar hep cehalet.

trt'nin metroseksüel imamı

yorumlarda şekilciliğin kralına maruz kalıp bunu sonuna kadar yapan bir kitle olduğumuzu üzülerek görüyorum. adamın kendi tasarrufunda olan vücudu üstünde yaptığı değişiklikleri yermek, tenkit etmek ya da dalgasını geçmek kimsenin haddine değil. imam olmak dünyadan vazgeçmek, kendini tamamen dine adamak anlamına gelmiyor. dini hassasiyeti olan insanların da kendince estetik algıları olması doğal. insan olduğumuzu unutmayalım bebeğim.

rte bize ne yaptı

en azından hortum süleyman gibi karakterlerle camianın canına okumadı. bize reva görülen uygulamalar yeni değil arkadaşlar. bu adamın mitinglerinde en önde bayrak açılabildi. lgbti mekanları hala tıklım tıklım. aile arasında filminde lgbti birey en doğru şahsiyet olarak karakterize edilebiliyor. basılı ya da görsel yayınlar, organizasyonlar, en basitinden bizim sözlüğümüz dahi en özgür platformlardan biri. meni ile abdest almak başlığını açabilecek kadar ileri gidebiliyoruz. bizi diğerlerinden ayıran bir uygulama olduğuna inanmıyorum. çok başarılamasa da milliyetçi ve muhafazakar bir politika güdüyor. yoksa özellikle lgbti bireyleri dışlamak, haklarını gasp etmek gibi bir tutumu yok. ki bu halk iradesi arkasındayken çok da rahat bu tarz uygulamalar yapabilir durumda. taksim yürüyüşlerinin iptal edilmesinde camianın da payı var. her marjinal tipin peşinden gitmekle hak aranmıyor. önce kendi camiamızı sonra rte yi eleştirelim. kendisini sevmesem de yiğidi öldür hakkını yeme derler adama.

füsun demirel

siz istediğinizi söylemekte, yapmakta özgürsünüz. insanlar da istediklerini izlemekte ya da izlememekte özgür. ben hanımefendinin içinde yer aldığı hiçbir yapımı izlemeyi ya da takip etmeyi istemiyorum. dolayısıyla bununla ilgili yapımcıları suçlamaya hakkı yok. kendi kitlesine ulaşacağı işler yapsın zahmet olmazsa.

eşcinsel sözlüklerde homofobinin kralına maruz kalmak

kendi cinsinden birisi ile iliski yaşanmasından ziyade escinsellerde başka bir ahlak sorunu olduğunu dusunuyorum. malesef turkiye'de eşcinseller ahlaktan yoksun bir yapi içerisindeler. kendimi de dahil ediyorum. sozluklerde yapılan da bu ahlak dışı yaklaşımların elestirilmesinden başka bir şey değil. buna mustahakiz. bunun homofobiyi koruklemesinden dolayı da uzgunuz!

versem yersin ama

kaç sözlük yazarıyla ilişkiye girdigimizi sorgulayan başlığa yapilan esprilere ciddi kafa yorup felsefe yapan arkadaşım için bu başlığı açtığımı belirtmek istiyorum. yok kaç sözlük yazarıyla keyifli vakit geçirmisiz? yok kaciyla kahve icmisiz başlıkları varken neden bu başlık açılmışmış... yazar arkadasim sevişmek de en az o saydigin saygı duyduğun eylemler kadar doğaldır. öyle kinamalarla olmuyor bu isler... sen de gayet iyi biliyorsun ki; versem yersin ama!