ask olsn

Durum: 455 - 65 - 9 - 1 - 21.09.2021 19:11

Puan: 6362 - Sözlük Kezbanı

8 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Bir hiçim esasen...
  • /
  • 23

türkevi

newyork'da bir gökdelen. sanmayın ak parti hükümeti düşündü tasarladı da dikti binayı oraya. o, sadece yandaş muteahhitleri ile yenileyiverdi sağ olsun. neyse, yapının tarihi 1977 yılına dayanıyor. türklere oralarda yalnız olmadığını hissettirmek amacıyla açılmış gibi geldi bana. belki bir gün kafesinde oturup hakiki rize çayı içmek nasip olur. sebep olanlara bir hayır dua ederiz. kim bilir!

trt

vurdulu kırdılı olmayan dizilerini beğeniyorum ve rahatça izliyorum. fakat habercilik anlayışı ve devletcilik kavramına hükümet sosunu bulaması beni de acayip rahatsız ediyor. bunun dışında, trt belgesel, trt 2, trt diyanet gibi tematik kanalları bence işinin hakkını veriyor. başında kim varsa bu işlerin helâl olsun. maalesef, spor kanalında da fazlaca tayyip erdoğan övgüsü gördüğüm için onu dahil edemiyorum.

yıldönümlerini unutan sevgili

çalıştığım kurumdaki ar-ge direktörü, eşiyle evlilik dönümlerini her ay kutladığını ve her ay illaki çiçek aldığını söyledi. adam, beş yıldır evli ve bunu aralıksız aşkla yaptığını anlatıyor. bu kadarı sanırım biraz fazla. anlamını yitirir gibi geliyor. fakat en azından tanışma yıl dönümü, doğumgünü ya da ilişkinin başladığı günün yıl dönümü muhakkak kutlanmalı. kutlamayı unutan sevgili de cezalandırılmalı. bu gerçekten çok önemli ve taraflar bunun kıymetini bilmek zorunda. göz ardı edilmesi önemli sorunlara yol açabilir.

misafir terbiyesizliği

kültürümüzdeki en kadim gelenektir evinize gelen misafiri rahatsız edecek hareketlerden kaçınmak ve onun rahat etmesi için her türlü imkânı ayaklarına sermek. terbiyesizlik yapacak kadar bilinçsiz insanları evinize davet etmemeli ve onları kendinize ördüğünüz özsaygı duvarının ardında bırakmalısınız ki bu güzel geleneğin dışına çıkmak zorunda kalmayasınız. oldu da kazara terbiyesizlik yapan bir misafiri evinize davet ettiniz, o da terbiyesizlik yaptı. alttan alarak, evinizden ayrılana kadar kibarca ağırlamaya devam etmeli, bir dahaki davet listelerinde üstünü karalayarak aynı hataya düşmenin önüne geçmelisiniz.

gamer sevgili

insan neyi kınarsa onunla sınanıyor. kesin inanıyorum buna. yaklaşık bir haftadır görüşemediğin sevgiliye gidiyorsun ve sırf günlük görevleri var diye seni bırakıp oyunla ilgileniyor. hiç hazzetmiyorum şu oyun işinden. bunları çıkarıp piyasaya sürenler, gençleri sömürüp en önemli şeylerini onlardan çalıyor resmen. zaman kadar kıymetli bir hazineyi saatlerce şu meretin başında durup tüketiyorlar. yazık ki ne yazık.

çözüm odaklı olmak

iletişim kurmak biraz alışveriş işidir. bu denklem bozulduğunda ortaya çatışma çıkar. bu arada, istediğinizi elde edebilmenin yegâne yolu da mesajınızı karşı tarafa onun anlayabileceği bir frekansla iletmekten geçer. aksi durumda, iletişim kesilir ve taraflardan biri taviz vermediği sürece de tümden kopar. çözüm odaklı olmak, işte tüm bu etkenleri tek potada eritmek ve fotoğrafın büyüğünü görmektir. fotoğraftaki önemsiz bir detaya takılıp bütündeki ahengi kaçırmamaktır. yani büyük adam işidir. her kişinin yiyeceği nane değildir vesselam.

hak bir gönül verdi bana

ruh hâlimizin sürekli değiştiğini harika bir şekilde ortaya koyan şahane eser. yunus emre'nin gönül pınarlarından çağıldayıp günümüze ulaşmış bu güzel mi güzel eseri halil necipoğlu besteleyerek tamamlamış.

ben de hakkın bana verdiği bu gönülü çok seviyorum. onu bir bebek gibi besleyip, yanlış yaptığında kızıyor, iyiyi yaptığında ise ödüllendirip takdir ediyorum. umarım, aciz olduğunun farkında, hırsını doğruya ve güzele yöneltebilen bir gönüle sahip olabilirim ömrüm boyunca.

ilk görüşme

ilişkilerin en sancılı anıdır. beklentiler, endişeler birbiri ile yarışa girer. siz hoşlandınız da bakalım o sizden aynı şekilde etkilendi mi? o size hayran hayran bakıyor da siz onun sadece iyi bir arkadaş olabileceğini düşünüyorsanız gelin çıkın işin içinden. bir de aynı anda, aynı şekilde etkilendiğinize emin olduğunuz kusursuz uyum hâli var ki tadından yenmez. sanki o zamana kadar hiç nefes almamışsınız da kursağınızdan ilk kez oksijen geçiyormuş gibi hissedersiniz. ahh herkese nasip olsun da mutlu mesut çiftler dolsun yurdun dört bir yanı. amin.

iç güzelliği

çok güzel ve huysuz mu? çok iyi ve çirkin mi diye sorulsa eminim %90 ikinciyi tercih eder. diğeri biraz anormal olur. bir de iç güzelliğin gerçekten takdir edilesi bir tarafı var. dış güzellik ise aynı kapsamda değerlendirmeye alınamaz. çünkü birini siz var edersiniz, diğeri ise size fiyonklu bir hediye paketi ile verilir. tabii en mâkul ve takdir edilesi olanı hem çok güzel görünen hem de gerçekten içi de güzel olandır. biz, öylesini "pırlanta gibi" diye isimlendiriyoruz.

korku filmi klişeleri

biraz önce bir mısır tarlasının yanından geçince aklıma korku filmleri geldi. sanırım en çok kullanılan öğelerden biridir. bunu bir de evde tek başına aynaya bakarken yaşıyorum. ınsanın aklına kazınıyor resmen.

paha biçilemeyen şeyler

hayatımızdaki her şeyin konumunu onlara verdiğimiz değerle bizler belirleriz. bir yanda önceliklerimiz ve önemsediklerimiz, diger yanda ise kıymetsiz görüp ihmal ettiklerimiz. farkındalığımız yeterli değilse bu değerleri ayrıştırırken biraz elimize yüzümüze bulastiriveririz. örnegin sağlıklı olmanın ve bu sağlık sayesinde çalışıp değer ürettiğin işin kıymetini bilmeyip, biraz fazla çalışınca; hasta olup yatsam diyebilecek kadar toy ve nankördür insan. sonra hasta olup, bir şeylerin asla eskisi gibi olmayacağını anladığında iş işten geçer. işini de kaybeder sağlığını da... ikisinin de aslında ne paha biçilemeyecek şeyler olduğunu o zaman anlar. ya da kendi anlamsız dünyasına küçücük bir müdahale etti diye, onu hayata getirmek ve büyütmek için bin türlü zahmete katlanan annesinin uzaklarda olmasını diler. sonra annesi, bir daha asla göremeyeceği bir yerlere göçüp gidince ne menem bir halt ettiğini anlar da şimdi derdine yanıp dövünse ne çare? velhasıl, paha biçilemeyen şeyler çoğu zaman hiç kıymet vermediğimiz hususlarda gizlidir. bunları görebilmek farkındalık gerektirir.

açılmaya çalışıp açılamamak

bu konuları gereksiz büyütüyoruz bence. kimse kimseye cinsel hayatı ile ilgili bilgi aktarmak zorunda değil. nasıl ki bir hetero erkek, ben kadınlardan hoşlanıyorum diye açılmak zorunda değilse biz de erkeklerden hoşlanıyoruz diye açılmak zorunda değiliz. evlenmek istemediğini, koşulların henüz olgunlaşmadığını söyleyip geçmek lâzım. ayrıca hayatımızdaki insanların konumlarını biz belirliyoruz. böylesi bir durumu anlamayacak kadar sığ insanlara çok da anlam yüklememek lâzım. vakit geçir ama o kadar da uzun boylu sorular soracak kadar olmasın. kısacası, biz normaliz ve kimseye hiç bir şeyi ıspatlamak zorunda değiliz.

erkeğin tesettürü göz kapaklarıdır

erkeklerin, (kadınların da) vücutlarını ön plana çıkartacak, çıplaklık içeren ya da çok göze çarpacak, ben buradayım diye bağıran kıyafetler giymesi, bana içten içe bi' itici geliyor. gözlerimizin, şaşaanız karışında daha fazla eziyet çekmesine izin vermeyin lütfen. sizin yüzünüzden, göz kapaklarımızı indirmekten bir hâl olduk. biraz saygı.

harf takıntınız var mı

var tabii. aşkın a sı, sevdanın s si ve hatta kalbin de k sı.

m harfinin u harfiyle değiştirilmesi

ulaştırma bakanlığı, metro duraklarını gösteren m harfinin u harfi ile değiştirilmesi gibi bir işe girişmiş. sorulduğunda ise, emek hırsızlığı yapılmamasının amaçlandığını beyan etmiş. tam kendilerine yakışacak bir bakış açısı. siyaset nasıl yapılmaz dersi verilse şüphesiz bu çok iyi bir örnek olurdu.

morhipo'da satılan gay ceket

gay olduğumuzu vurgulamak bana pek hoş gelmiyor. heterolar kendi cinsellikleri ile ilgili paylaşım yaptığında da hoş gelmediği gibi. neden vurgulamak zorundayız ki? kimse kimsenin cinsel hayatını merak etmemeli kimse de bunu vurgulamamalı bence. kıyafet baya hoş bu arada. danstes, üstünde paralansın.

tehlikenin farkında mısınız

tehlikeli sularda gezip, geminin habire buz dağına çarpması için manevralar yap. varını yoğunu, sonucun ne olacağına bakmadan kırıp dökmeye harca. sonra çık kuleye, tehlikenin ortaya çıkmasında verdiğin amansız çabayı, güya bertaraf edip, tehlikenin farkında mısınız diye bir türküyü diline dola. halkı da, senin borazanına kulağını tıkıyor diye eleştir. sizden olmasınlar diye adamların canına okuyan da siz, sizden olmadığı için en ağır eleştiriyi yapan da siz. nesiniz siz ya? kendini aydın sanan, fakat mum kadar bile ışık yaymaktan aciz, içi geçmişler cemiyeti mi falan mı?

iklim krizi

gerginiz. korkuyoruz. belirsizliği iliklerimize kadar yaşıyoruz. ben diyeyim 5 sene, sen de 10 sene sonra bugünler, tekrar yaşayamayacağımız anılar olacakmış gibi hissediyoruz. plastik yağmuru, metal fırtınası, ekzoz hortumu gibi yepyeni hava koşulları yaşayacakmış gibiyiz. korkunç bir manzaraya bakıp, önceden gün batımı diye bir şey vardı diyerek çocuklarımızın aklını başından alacağız sanki. velhasıl, kriz kapıda. kimsecikler de bir şey yapamaz artık.

sosyal mesafe

gelişmiş toplumlarda, pandemiden çok önce uygulamaya koyulmuş, bizde pandemi ile bile uygulanamayan sorumluluk. benim yabancı insanlarla, kendimi tedirgin hissetmeden iletişim kurabileceğim mesafe yaklaşık 1,5 mt civarındadır. fakat ülkemizde bu durum hiç böyle işlemiyor. üstelik pandemide bile. spor salonunda spor hocası tüm sporcularla dipdibe konuşup, benim ensemden yaklaşarak bir şeyler söyleyebiliyor örneğin. ayrıca uyarınca da bozuluyor. kişisel algılamadan konuya toplumsal yaklaşan çok az insana rastladım.

tüketim çılgınlığı

ahh şu yeni nesil! her şeyi çabucak tüketip bir çırpıda bitirmekte ne de mahir! o yüzdendir doygunluk hissettikleri tek şeyin açlık olması. gırtlaklarına kadar açlığa doymaları. o yüzdendir yoksunluk çukurunun karanlık sularında çırpınıp durmaları... ahh yeni nesil ahh! bir söküğü dikmeyi, bir eksiği kapatmayı bilmemeniz ne acı! hayatın sizi savurup attığı savurganlık hastalığına sıkıca tutunmanız ne büyük ızdırap!

durumunuzu net bir şekilde özetleyen bir metin bırakmak istiyorum aşağıya.

"tam olmak, daha iyi olmak, daha bütün olmak, şu ayakkabıyı da, bu kahve makinasını da, o koltuğu da almak, orada ulaşacağın bir yer var, evet az kaldı, şunu da alırsam tamam, demek;

kazanmak, harcamak, indirim kuponları kapmak, özel günlerdeki büyük indirimleri kaçırmamak,

puan biriktirmek, biriktirmek, biriktirmek, sonra günü geçmeden hepsini harcamak,
bir alana bir bedava, bir alırsan ikincisi yüzde elli indirimli, ama iki alırsan üçüncüsü bedava, ama yüz liranın üzerindeki alışverişlerinizde yirmi lira para puan kazanın,

kazanın, kazanın, harcayın, harcadıkça kazanın, kazandıkça harcayın, harcayın, az kaldı, tamam olacaksınız, ama ölüyorsunuz unutmayın."

dövüş kulübü, chuck pahniuk
  • /
  • 23

yazarların şu an yaptığı şey


edit: tüy gibi hafifledim.

açılmaya çalışıp açılamamak

açılmak kadar saçma bir şey yok. bir hetero açılıyor mu ? açılacak bir şey de yok. hepsi toplumsal dayatma... açılma olgusunu kabul eden insanlar zaten eşcinselliğin açılınacak bir şey olduğunu baştan kabul etmiş oluyor. saçmalık

ayı sözlükte kimsenin sizi anlamaması

dök derdini, elemini, kederini sözlüğe (bkz:vasfiye teyze); bin tepesine vur kırbacı (bkz:sezercik) o dertler nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa! (bkz:reha muhtar)

bir derdi olana danış mesela: ask olsn
sabırla anlatacak ya da görsellerle gösterecek birine: benim de söyleyeceklerim var gibi.

elbet biri olacaktır ileride seni anlayacak hele bir reşit ol da.

sakal mı bıyık mı

nişanlı birisi ile birlikte olur muydunuz

skywanker

bu sene yksnin onu sikeceği aşikar olan, sınav öğrencisi aptal kızımız. ders çalışmıyor ve her an sözlükte. başlık açtığım anda bana mesaj yazıyor. aylardır ders çalışmasını öğütlediğim halde dersleri ile hiç ilgilenmiyor. annesi bu mesajı okuyorsan kızına acilen internet kısıtlaması getirmelisin...

nakhar

birellibeş 15 yıldan fazla süren sevgili olma hâline 2 yıl 4 ay 10 gün önce 2019 nisan'da son verdik. birlikte gelişemedik. iletişim devam ediyor elbette. durumu iyi, ayağına taş çarpsa haberi gelir. eğer bulunduğu noktadan hareket etmek isterse bir gün, daha önce olduğu gibi hayatının lokomotifi olmaktan kaçınmam. hayat makinisti bizi yine aynı raylarda buluşturursa kim ne yapabilir. iyi ki dir benim için. aynı cümlede yalnızca arkadaşız şu an.

dayatmacı zihniyet

muhtemeldir ki tüm uluslarda vardır ve muhtemeldir ki sosyolojik açıdan kaderdir, güçlünün zayıfı ezmesi, tek tipleştirmeye çalışması, yok sayması, aşağılaması vs vs... 90'lı yılların ortalarında gay mekanlara bıyıklı almıyorlardı mesela çünkü o dönem bıyık taksimdeki gay barlarda varoş kabul ediliyordu. veya türkiye'de ayı hareketi başladığında ve kısa sürede baya bi duyulduğunda, diğer lgbt oluşumların üyeleriyle ayı gruplarının üyeleri arasında, ayılığın bir alt kültür değil de olsa olsa bir saplantı, bir fetiş olabileceği konusunda gayet hararetli tartışmalar yaşanmıştı.
bu dayatmacılık her zaman için var olmaya devam edecek, toplumsal bir kuraldır belki de. birileri çıkacak diyecek ki, bir eşcinsel nasıl olur da out olmaz, şu partiye oy verir, şuna laf söylemez, milliyetçi veya sosyalist, ateist ya da dindar olur, pride'a katılmaz, aktivist olmaz... örnekler çoğaltılır. ve bireyi mahkum eder ve birey der ki -hele en başlarda bu ortama girdiyse- 'taktir görmek ve eşcinel toplum tarafından kabul edilmek istiyorsam şöyle olmalıyım, böyle olmalıyım, azmederse zamanla olur da ama uymaz üzerine dayatılan elbise çünkü o, o değildir artık.

kuirtuluş savaşı

bu başlığı hangi aptal açtı?

linç kültürü

bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışmanın, bu yönüyle de düşünmeden uygulamaya geçmenin dışavurumudur. çoğunlukla ahlakçılıktan, kendi hayatımızdaki görece eksiklerin acısını başkasından çıkarmak gibi manasız kavramlardan beslenir.

Toplam entry sayısı: 455

uzun süren gay ilişkisi

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan hızlı tüketim en çok da bizim camiamızın etkilendiği sorun. dış etkenlerin payı büyük olsa da iç dinamiklerin bu sorunu aşabilecek güçte olduğunu son iliskimde anlamış bulunmaktayım.
nedenlerine baktığımda;
*ilk günden itibaren aynı çatı altında yaşamak ve aynı yatakta uyanmak fikrini taşımak.
*ayrı evlerde yaşanıyorsa sürekli ilgiyi diri tutmak
*çatışma olduğunda birin alttan alması, alamıyorsa susması
*sıkça anal ilişki yaşanmaması, hatta belki hiç.
*birlikte gidilebilecek arkadaş ortamları yaratmak.
*maddi manevi yanında olma çabasını hissettirmek.
*enerjisi düştüğünde yanında olmak.
*heyecanı diri tutmak adına an elinden kayıp gidecekmiş hissini yitirmemek/kaybettirmemek
*sanatsal ve kültürel faaliyetlerle ruhu birlikte doyurmaya çalışmak.
*gelecek planları kurmak ve bunları zaman zaman düşlemek.
*olmazsa olmaz saygıyı korumak.

aşk ve sevgi o zaman tazeliğini yitirmiyor. benim 9. ayım olacak hala gözüm ondan başkasını görmüyor. benim gibi ikizler burcu insanı başardıysa, siz de başarırsınız.

ebrar karakurt

milli takım forması ile çıktığı oyunlarda yüreğini ortaya koyması ile tanıdığımız başarılı sporcumuz. şimdi de yüreğini sevgilisi için ortaya koymuş ve kimseden korkmadan, gelecek tepkilerden çekinmeden ilânı aşk ederek bir kere daha ne kocaman yürekli bir kadın olduğunu cümle aleme göstermiştir. mutluluğunuz daim olsun.

gamze özçelik'in tesettüre girip dua istemesi

bir kadının bilinci olmadan tecavuz edişini yine haberi olmadan kameraya alıp paylaşan şerefsizin ayıbı, sırf konu din olduğu icin kadına mal ediliyor maalesef. sorsanız, hepsi insan hakları, kadın hakları, lgbti mağduriyeti edebiyatında başı çeker. ınsanların tercihlerine, eğilimlerine saygı duymayı öğrenin ki saygı duyulmayı hak edin. yoksa söylediğiniz her söz paçavradan ibaret olacaktır. toplumumuzun aksine gamze özçelik'in iç huzuru bulduğu mutlu bir hayat yaşamasını diliyorum.

orkid

karısı için herkesi öldürebilecek potansiyele sahip bir insan müsveddesinin, sadece işini yapmaya çalışan kasiyere şiddet uygulamasına vesile olan ped markası. umarız ki bu kadının ölümü de elinden olmaz. zira burası, uğrunda ölünen ve hergün öldürülen kadınların aynı olduğu ülke.

haram ifadesinin hukuk sistemine girmesi

laik hukuk sisteminin altını oyma girişimleri yeni değil.
bakınız;
*resmi gazetede yayınlanan faizsiz bankacılık sisteminin işleyişi ile ilgili izahın kur'an-ı kerim referans verilerek yapılması.
*müftülere verilen nikâh kıyma yetkisi.
*helâl gıda sertifikasyonu için kurulan kamu akreditasyon kurumu.
kim bilir? belki bir gün çok eşlilik savunucularına da güneş doğar.

uzun süren gay ilişkisi

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan hızlı tüketim en çok da bizim camiamızın etkilendiği sorun. dış etkenlerin payı büyük olsa da iç dinamiklerin bu sorunu aşabilecek güçte olduğunu son iliskimde anlamış bulunmaktayım.
nedenlerine baktığımda;
*ilk günden itibaren aynı çatı altında yaşamak ve aynı yatakta uyanmak fikrini taşımak.
*ayrı evlerde yaşanıyorsa sürekli ilgiyi diri tutmak
*çatışma olduğunda birin alttan alması, alamıyorsa susması
*sıkça anal ilişki yaşanmaması, hatta belki hiç.
*birlikte gidilebilecek arkadaş ortamları yaratmak.
*maddi manevi yanında olma çabasını hissettirmek.
*enerjisi düştüğünde yanında olmak.
*heyecanı diri tutmak adına an elinden kayıp gidecekmiş hissini yitirmemek/kaybettirmemek
*sanatsal ve kültürel faaliyetlerle ruhu birlikte doyurmaya çalışmak.
*gelecek planları kurmak ve bunları zaman zaman düşlemek.
*olmazsa olmaz saygıyı korumak.

aşk ve sevgi o zaman tazeliğini yitirmiyor. benim 9. ayım olacak hala gözüm ondan başkasını görmüyor. benim gibi ikizler burcu insanı başardıysa, siz de başarırsınız.

gamze özçelik'in tesettüre girip dua istemesi

bir kadının bilinci olmadan tecavuz edişini yine haberi olmadan kameraya alıp paylaşan şerefsizin ayıbı, sırf konu din olduğu icin kadına mal ediliyor maalesef. sorsanız, hepsi insan hakları, kadın hakları, lgbti mağduriyeti edebiyatında başı çeker. ınsanların tercihlerine, eğilimlerine saygı duymayı öğrenin ki saygı duyulmayı hak edin. yoksa söylediğiniz her söz paçavradan ibaret olacaktır. toplumumuzun aksine gamze özçelik'in iç huzuru bulduğu mutlu bir hayat yaşamasını diliyorum.

ebrar karakurt

milli takım forması ile çıktığı oyunlarda yüreğini ortaya koyması ile tanıdığımız başarılı sporcumuz. şimdi de yüreğini sevgilisi için ortaya koymuş ve kimseden korkmadan, gelecek tepkilerden çekinmeden ilânı aşk ederek bir kere daha ne kocaman yürekli bir kadın olduğunu cümle aleme göstermiştir. mutluluğunuz daim olsun.

gamer sevgili

insan neyi kınarsa onunla sınanıyor. kesin inanıyorum buna. yaklaşık bir haftadır görüşemediğin sevgiliye gidiyorsun ve sırf günlük görevleri var diye seni bırakıp oyunla ilgileniyor. hiç hazzetmiyorum şu oyun işinden. bunları çıkarıp piyasaya sürenler, gençleri sömürüp en önemli şeylerini onlardan çalıyor resmen. zaman kadar kıymetli bir hazineyi saatlerce şu meretin başında durup tüketiyorlar. yazık ki ne yazık.

pasif nasıl domalmalı

başlığı açan yazarı tahmin etmek hiç bu kadar kolay olmamıştı.

açılmaya çalışıp açılamamak

bu konuları gereksiz büyütüyoruz bence. kimse kimseye cinsel hayatı ile ilgili bilgi aktarmak zorunda değil. nasıl ki bir hetero erkek, ben kadınlardan hoşlanıyorum diye açılmak zorunda değilse biz de erkeklerden hoşlanıyoruz diye açılmak zorunda değiliz. evlenmek istemediğini, koşulların henüz olgunlaşmadığını söyleyip geçmek lâzım. ayrıca hayatımızdaki insanların konumlarını biz belirliyoruz. böylesi bir durumu anlamayacak kadar sığ insanlara çok da anlam yüklememek lâzım. vakit geçir ama o kadar da uzun boylu sorular soracak kadar olmasın. kısacası, biz normaliz ve kimseye hiç bir şeyi ıspatlamak zorunda değiliz.

erkeğin tesettürü göz kapaklarıdır

erkeklerin, (kadınların da) vücutlarını ön plana çıkartacak, çıplaklık içeren ya da çok göze çarpacak, ben buradayım diye bağıran kıyafetler giymesi, bana içten içe bi' itici geliyor. gözlerimizin, şaşaanız karışında daha fazla eziyet çekmesine izin vermeyin lütfen. sizin yüzünüzden, göz kapaklarımızı indirmekten bir hâl olduk. biraz saygı.

türkiye'de savaş çıksın da bizi anlayın inşallah diye dua eden suriyeli

nasıl bir cinnet hâli ise; içinde yaşadığı, koşulları ne olursa olsun hayatını sürdürdüğü bir ülke için bu ifadeyi kullanabilecek kadar küçülebiliyor insanlar. ülkenin mülteci sorununu iyi yönetemeyen hükümletin, karşılıklı nefreti körükleyecek duruma getirmesi sayesinde daha kötü manzaralara şahit olacağız anlaşılan. hayır, empati kurmaya çalışıyorum ama olmuyor. ırkçılık vb. bireysel hataları bir ülkeye ya da topluma mâl edip onların toptan acı çekmesini istemek nasıl bir akıl tutulmasıdır anlayamıyorum.

sanat camiası

borudan hallice sesi olan insanların iki kıytırık şarkı ile dâhil olabildiği, %90'ının içinde yaşadığı toplumla zerre alâkasının bulunmadığı, batılı yaşam tarzının yalnızca içi boş yanlarını benimsemiş, saçma sapan hayatları ile mide bulandıran çürümüş yapı. bu yapıda çok değerli insanlar var elbette. keşke onlar daha görünür olsa. belki biraz daha değişir bazı şeyler.

kuirtuluş savaşı

tüm önemli kavramları değersizleştirip içini boşaltmayı görev bilen insanlar var toplumda. bu müsveddelerin, hayattan gerçek manada zevk alabileceğine dair bir inanç taşımıyorum. tek coşkularını yataktaki fantezilerde yaşıyorlar sanırım. umarım bu insanlar, kurtuluş savaşı'nın kıymetini, birgün yaşayarak anlamak zorunda kalmazlar. o zaman bile arkalarını, yine o saygısızlık yaptıkları insanlar toplar eminim.