denizli
denizli ahalisinden birileri yok mu? ıki lafın belini kırsak, kolunu bacağını koparıp, saçını başını yolsak. böyle seçkin etkinliklere sıcak denizlili arkadaş var ise dmye davet ediyorum. zira buraya geleli 2 yıl oldu, henüz bir arkadaş edinmiş değilim. belki o gün bugündür.
barış yarkadaş
barış yarkadaş chp’den ihraç edilebilirmiş. eee, eski dikiş makinesi gibi çok ses çıkaran iğne eninde sonunda kırıldı. ne diyelim, adi kumaşlar bir yerde kendini belli ediyor. kimi çekme yapıyor, kimi rengini salıyor. sonra dikiş atsan da yamalasan da nafile. bundan sonra yolu açık olsun.
komisyon
özgür özel’in komisyona katılması, meclis salonlarını yıllar sonra biraz nezaketle, biraz da muhalefet görgüsüyle tanıştırmıştır. kim bilir, belki de ''birbirini dinleyen insanlar'' manzarasını ilk kez gören sandalyeler bile şaşkınlıktan gıcırdamıştır. fakat bu memlekette akıl ve vakar, çoğu zaman misafir gibidir; gelir ama pek kalmaz.
kavramsız ve kimliksiz bir hayat tahayyülü
“efendim, kimliksiz yaşamakmış! hani çarşıdan alınmaz, pazarda satılmaz bir şey varsa o da kimliktir ki, ana sütü gibi helâldir. insan dediğin, bir mahalleye, bir sokağa, hiç olmadı bir memleket böreğine benzer; içi karışıktır ama her malzemenin bir adı vardır.
tahayyül sahibine ister istemez sorası geliyor insanın. yoksa sen yaratılış hatası mısın, evrenin boşta kalmış paragrafı mı? madem ne kadınsın ne erkek, ne inanan ne inkârcı, ne sağ ne sol... o vakit seni kim doyurur, kim gömer, mezar taşına ne yazarız? ‘hiçlikte yaşamış, boşlukta göçmüştür’ mü insan dediğin biraz da aidiyettir; yoksa yolda yürüyen bir gölge olur, selam versen yankı yapmaz!”
ümit özdağ'ın tutuklanması
ümit özdağ’ı linçleyen pkk sever tayfa klavye başında devrim yapıyor. dağ kadrosu kontenjanından influencer olmuş bu arkadaşlar, devlete düşman, algoritmaya dost.
vatan deyince “ırkçılık”, pkk deyince “halk mücadelesi” diyorlar. story atarken che, tweet atarken qandil… çiçekli filtreyle özgürlük dersi verip, parmak arası terlikle devrim kovalamaca oynuyorlar.
sonra biri çıkıp “bayrak” deyince alerji krizi geçiriyorlar. eh, haklılar… çünkü onlar için kırmızı yalnızca kokteyl menüsündeki frozen çilek, yıldız da booking.com puanıdır sadece.
korucular çoban olsun
barış narası atan fakat ayrımcılığa hizmet eden bu tiplerin yaptığı iş, itfaiye ceketi giyip benzin bidonuyla koşmaya benzer. yontup durduğu fitne çırasını ne zaman ateşleyeceği hiç belli olmaz. koruyucuları küçümseyen bu müsveddenin yüzüne tükürmeyen sorumlular elbet bir gün hesap verecek.
mecra
günün bir vakti, şehir hengamesinden azade bir arkadaş marifetiyle önden yer tutulduğunda keyfi arşa çıkaran bir mesire alanı. hem göz zevkine hem gönül hoşluğuna hitap eden bu şirin mekânda içkiler içilirken lakırdılar havada uçuşur, kahkahalar nazlı bir gelin misali, kadıköy'ün asırlık dar sokaklarda süzülür.
orada tanışılır, kaynaşılır, sonra belki hafif bir tebessümle çarpan gönüle muhabbet düşer. zira böyle yerlerde yalnız kadehler değil, kader de yudum yudum içilir.
abdullah öcalan benim babamdır
sırrı süreyya önder
allah rahmet eylesin eylemesine de; beyefendi, sanat sepet işleri ile ugraşmasından olsa gerek milletin sinir telleriyle saz çalmayı görev bildi. "
abdullah öcalan benim babamdır." diyerek; bile isteye, tüyü yeni bitmiş vatan evlatlarının ruhları ile def çalıp oynadı. ayrıca başlı başına nasıl ki akp'de görev almak adi bir durum ise dem ve türevi partilerde görev almak o derece bayağıdır.
ayı sözlük öldü mü
unutmayalım ki ayisozluk ölümsüzdür. örtüsü ütüsüz, çayı kahvesi bayat, başlığı tozlu olsa da ayisozluk bir silkelense, bir öksürse, eski neşesini hatırlatır millete. ayrıca ölen sözlük değil; belki de yazarlar biraz yorgun, biraz meşgul. yoksa ayisozluk, osmanlı semaveri gibi: içine suyunu koyarsan, yine fokur fokur kaynar!
bakirpasif
bakır olduğunu düşündüren kullanıcı.
özgür özel
neden atatürk tarafından kurulmuş partinin başına adam gibi bir profilin gelmesine izin verilmiyor? resmen gaflet ve delalet içinde hareket ediyorlar. abi, amerika'yı yeniden keşfetmeyin. 100 yıl önce yapıldı o iş.
antalya
arkadaşlar antalya'da gayler için özel bir otel, mekan konsepti var mıdır? bir arkadaşım soruyor da!
yılmaz özdil
her sabah bir doz yılmaz özdil önerilir. bu topraklarda böyle seslerin yükselmesi umut veriyor. siyasetin niyetini okuma konusunda hep mi isabetli olur bir insan? helal olsun.
psikoloğa gitmek
herkes bir sebeple hastaneye gidip uzmanlık alanlarına göre doktorlara kendisini teslim etmiştir. türk halkı, hemen hemen her konuda olduğu gibi burada da ayar tutturamıyor tabii ki. ben hiç doktor yüzü görmedim diye övünen mi ararsın yoksa rüzgardan nem kapıp doktor doktor gezen mi? bu ayarsızlığın en çok vurduğu branş ise psikolog maalesef. bu konuda bir bilinçlendirme ve psikoloji branşını erişebilir hale getirmek çok önemli. yüzü gulmeyen bu halka bir nebze su serpmek için bu şart. bunları söyledikten sonra hayatımda ilk kez psikoloğa gitmek de benim için şart olsun.
farah zeynep abdullah
oyunculuğunu çok seviyorum. projeleri yarım koyup bizi zaman zaman sanatından mahrum bıraktığı için gönül burukluğumu iletiyorum kendisine. fakat politik duruşunu ve var oluşunu eğilip bükülmeden her seferinde cesurca ortaya koyduğu için de saygılarımı sunuyorum.
yılmaz güney
bu adama prim veren, ağız sularını akıta akıta öven tipler ne yaşıyorlar acaba? meymenet kalmamış adamın yüzünde. bakınca tiksinti veriyor. bir de ahmet kaya var. homofobikler ve tipik memleketim erkeği kafasındalar. allah bunlara fırsat vermesin. saniyesinde hayatı cehenneme çevirirler. bu yerdiğimiz yaşantıyı bile mumla aratırlar.
elimde bilet var
arkadaşlar, elimde kuruçeşme arena'da 19 eylül, salı günü için ücretsiz bir konser bileti var. solist haktan. arkadaşlara uzak geldiği için bana eşlik edecek birini bulamadım. buradan gelmek isteyen biri olur mu? sormak istedim.
sevgilinin yöneticisi olmak
evde erk savaşı verdiğiniz sevgili ile iş yerinde sınırları belli olan bir ilişkiye girmek oldukça ilginç bir deneyim. eğer mantık insanı iseniz çok sorun yaşanmaz. iş yeri dışında yasanan sorunları işe yansıtmazsınız. fakat herkesin içinde aşka gelip yanlışlıkla hayatım, aşkım gibi ifadeler kullanmak en büyük korkunuz olur. iş yerinde olabildiğince az diyalog kurmak ya da sinirleri iyice bir antrenmana sokmak gerek.
campbell