libidolu46

Durum: 88 - 40 - 9 - 5 - 14.10.2018 23:40

Puan: 1080 - Sözlük Kezbanı

2 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 5

hornette mesaj attığı profili okumayan tip

zap yapar gibi profil gezer bunlar..

ayı sözlük yazarlarının kullandığı otomobiller

hornette mesaj attığı profili okumayan tip

kavala kurabiyesi

bim'de satılırdı bir ara.. bayağı bir zaman almıştık. hala satılıyor mu, bilen varsa yeşillendirsin.

ibrahim bedir

eski akit tv sunucusu... çok tatlıştır kendileri :)

ayı sözlük chat

hastayım yaa... çorba yapan kimsem olsa ya... yarın bir de taa silivri'ye gideceğim jale'nin muayenesi için.

aynı dili konuşmadığın biriyle sevişmek

ah o çinli eddie aaaah... minicikti ama devasaydı...

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

aileye açılmak

reddedilmek, hasta olduğunun düşünülmesi, depresyon tedavisi başlangıcı... depresyona girdiğim bir dönemde açılmıştım... ve hala ailemle yaşıyorum, üniversite döneminde açılmıştım. tedavi devam ediyor 2015'den beridir...

ayı sözlük yazarlarının hobileri

yeni insanlar tanımak ve spotify'da müzik arşivi yapmak...... hesabımı takip etmek isteyen ayıcanlar dmden ulaşabilirler. kıps.

kriz zamanı hayatta kalma yöntemi

ye iç ama sıçma diyeceğim de modern insanın istekleri hiç bitmiyor... şu dışarıda yeme içme alışkanlığımı kessem %50 tasarrufa geçerim hazaar... saygılar, kıps.

2.5 litrelik kolayı tek başına içen insan

sarhoşken söylenen sözler

ıııı sigaram, telefonum, çakmağım.......... aaa sigaram bitmiş, ne ara bitirdim ben o sigarayı.

en rahatsız edici filmler

2 girls 1 cup, ne o ya fantezi desen fantezi değil film desen film değil... ama porno da değil acayip bir şey, izlerken çok rahatsız olmuştum. merakımın esiri oldum, izlemez olaydıım...

ehonomi çoh eyi

yaw he he yersen mnkyym...

gaylerin yaptığı meslekler

kerzpos operatörü, grafiker, kasiyer, ön muhasebeci, depo sorumlusu, ütü paket işçisi, vs. vs. vs.... bu güne kadar yaptığım bazı işler.... şu an depo sorumlusu gibi bir şeyim, hedefim üretim sorumlusu olmak...

3,5 milyon suriyeliyle onur duymalıyız

full artı full aktif

cosmo donanıma extra opsiyonlu opel astra mısın sen lan!?! (bkz:ayı sözlük yazarlarının kullandığı otomobiller)

sözlükçülerin 15 yaşındaki haline vereceği öğüt

o kadar çok osbir çekme! erken boşalma derdine düşersin........
  • /
  • 5

lgbti'yi kabul etmemek

benim yaptığımdır. kimse herhangi bir oluşumu kabul etmek zorunda değildir. istisnasız tüm oluşumlar tek tipleştiricidir. bizim gibi değilsen bizden değilsin, bize benzemek zorundasın düşüncesine sahip bir oluşumda yer almak istememek haktır. lgbt üyelerinin bir eşcinselden eleştiri aldıklarında saldırıya geçip, o eşcinsele karşı ayrımcılık yapmalarına da anlam veremiyorum. ne yapayım, benim düşünce yapımı ya da hayat tarzımı temsil etmeyen, haklarımı savunmayan bir örgüte illa biat mı etmeliyim? yürüyüşlerinizi biliyorum, isteklerinizi, pankartlarınızı, yürüyüşlerde soyunup sokak ortasında öpüşmelerinizi, velev ki ibneyiz pankartı taşımanızı, eşcinselliği feminenlik ve seks düşkünlüğü olarak topluma aşılamanızı biliyorum. bütün bunlara riayet etmek zorunda mıyım, bunlardan hoşlanmıyor olamaz mıyım? pride kelimesini bile gurur yerine bir ahlak terimi olan onur olarak türkçeye çevirip bu ismin altında yürüyüş düzenlemek, hem de ahlaki eylemler temelinde? toplum bize ibne diyor, ben de bu ibne kelimesinden rahatsız olmadığımı göstermek için evet, ibneyim mi demeliyim illa. eskiden eşcinsel olmakla gurur duyardım, hoş hâlâ duyuyorum. ama etrafımdaki insanlar her eşcinseli o yürüyüşlerdeki tipler gibi sanıyor. eşcinseller neden bu kadar dağıtıyor kendilerini bilmiyorum ama onlara karışamam fakat hayat tarzı olarak kendilerini lgbt oluşumuna ait hissedenlerden oldukça uzak olduğumu söylemeliyim. özünde utangaç, hassas ve duygusal bir insanım zaten. anneme bile eşcinsel olduğumu söylediğimde kadın olmak istediğimi sandı. peki ya neden böyle düşünüyordu, bunda kimin payı vardı? şayet bu tarz yürüyüşler, bu tarz abartılı şeyler olmasa ve eşcinselliği bu kadar göze batar hale getirmeseydiniz, ben de arkadaşlarıma rahatça eşcinsel olduğumu söyleyebilir ve biraz daha özgür hissederdim. en azından kafalarında bana dair ön yargıları olmadıklarını bilirdim.

dünyada eğer bir 'şey'sen daima seni temsil ettiğini iddia eden bir güruha tâbi olmak mecburiyetindesin. halbuki her insan eşsizdir. niçin eşcinsel denince akla gelen şeye dönüşmek ya da bunu kabul etmek zorundayım. ben kimseye düşman değilim, kimseyi de ötekileştirmek ya da toplumun homofobisini destekliyormuş gibi görünmek istemiyorum. zaten onların nefreti benim hayat tarzımla ilgili değil. tamam, toplum ve onun değerleri de umurumda değil. ama bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyorum. burada haliyle geçmişten de gelen bir baskı hissediyorum. eşcinselim dediğimde 'aa sen şöyle misin' denmesini ve dışlanmayı göze almak istemiyorum. çünkü ben 'aa öyle' değilim. olmak zorunda da değilim. bir kalıba uymak zorunda da değilim. bulunduğum çevrede rahat ve sıradan hayatımı huzurlu bir şekilde devam ettirmek istiyorum. tabii ki lgbt üyesi insanlar gibi biri olmak da sorun değil ama bana uygun değil. olmak zorunda mı? bu, onlardan nefret ettiğim anlamına gelmez. aynı şekilde beni homofobik de ilan edemezsiniz. ama ben bu yerleşmiş eşcinsel algısından da sıkıldım. tanıştığım her eşcinselin eğlence, imaj ve seks düşkünü olmasından da sıkıldım. adam akıllı biriyle arkadaşlık kuramamaktan, düzgün konularda muhabbet edememekten de sıkıldım. çocukluk travmalarımın önüme sunulmasından da sıkıldım. kendimi kabul edeli çok olmadı. kendimi kabul etme sürecim benimle uğraşan, sözlü ya da fiziksel tacizine uğradığım insanlar yüzünden uzun sürdü. belli bir yaşa kadar hep kabuğuma çekilip yaşamak zorunda kaldım, bu 'gurur' yürüyüşlerine de katılmak istedim ama yok, her şey sandığım gibi değilmiş. takıldığımız barlar bile leş gibi. kim kimin kucağında dans edecek ona bakıyoruz. bir bara girdiğinde yanına biri geliyor, sohbet eder gibi yapıp içki ısmarlamanı daha sonrasında da ücretini ödeyeceğin bir otele götürmeni istiyor. eşcinsellerin uğradığı kafelerde bile hornet sesleri havada uçuşuyor. herkes seks için kendine uyacak birini arama derdinde, gözler dört dönüyor, her gün seks yapsalar bile bu azgınlık gitmeyecek belli. yani, bu mudur türkiye'de eşcinsellik? bunları eleştiriyor olmam bile eşcinselleri sinirlendiriyor eminim. beni hetero akıllı biri olarak gördüğünüzü de biliyorum ama benim istediğim eşcinsel ilişkiler bu şekilde değil. norm-al'likten söz etmiyorum. normlara ait olmaktan değil ama ne bileyim düzgün insan olmak mesela? a mısın p misin sorusu yerine okuduğun bir kitaptan bahsetmek? abartılı cinselliğe vurgu yapan hareketler eşliğinde dans etmek yerine karşındakinin göğsüne koyup başını hafif müzikte sarhoşluğunun tadını çıkarmak? bu güne kadar hep, beraber film izlemeyi teklif etmişimdir, kabul eden çıkmadı henüz. bu lgbt toplantıları filan oluyor, onlara bir gideyim bakayım dedim ama kısacık şort giymiş bir erkeğin kolunda asılı 'sanane ayol' yazılı çantayı gördüğümde vazgeçtim. yok, bakmayın, bu beni tiksindirmiyor ama yok, bana göre değil.

ilk eşcinsel deneyim

ilk deneyimimi bir yıl önce yaşadım.
çocukluk,ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite yılları,her zaman hem cinslerimden etkilendiğimi biliyordum.
çoğu insan gibi bir müddet bu durumu yok sayarak yaşadım.özellikle ortaokul ve lise yıllarında,herkes sevgili olmaya başlamışken eli yüzü düzgün,etrafımda benden hoşlanan bir sürü insan olmasına rağmen ben kimseyle sevgili olmuyordum.bir kızla sevgili olma fikri beni hiç cezbetmiyordu.kendimi derslere verdim.bir iki zoraki sevgili,ulaşılamaz platonik aşklar yaşayarak gizlenmeye çalışıyordum ama tamamen bilinçaltı,bunu farkında olarak da yapmıyordum,tamamen öyle gelişiyordu.
üniversite yılları ise biraz daha zorlu geçti,insanlar sürekli sevişiyor,ben bu duruma uzaktan bakıyordum,yakın arkadaşlarım sevgilim olmasa bile seks yapacak birilerinin olması gerektiğini söyleyip duruyorlardı.kendime uzak mesafe,bir iki uzun metrajlı sevgili yapıp üniversiteyi de öyle geçirdim.hetero rolünü olabildiğince dikkatli oynamaya çalışıyordum.kadınlarla oldum,çok fazla kadınla oldum.kendimi bir süre kadınlarla sevişebileceğime bile inandırdım.
iş hayatına başladığımda yalnızlık artık zor gelmeye başlamıştı.arada sanal seks kaçamaklarım oluyordu ama artık yetmemeye başladı.bu sefer gerçekten bir hetero olmaya,bir kadını gerçekten sevmeye,bir kadınla beraber olmayı sevmeye çalıştım.
bir sevgilim daha oldu,başlarda zorlamadan gidiyordu,kadınla da olsa düzenli bir cinsel hayatımın olması hoşuma gitmişti.denedim,oluyor gibi düşündüm ama aklımın bir köşesinde bir erkekle beraber olmak vardı.maddi açıdan da özgürdüm artık.kimseye hesap vermek zorunda da değildim.yalnız başıma tatile çıkmaya karar verdim,tatilimin tek amacı yalan yok,bir erkekle beraber olmaktı.belki de gay değilimdir diye düşünüyordum.denemeden anlamak imkansızdı,hatta büyük ihtimalle hoşuma gitmeyeceğini düşünüyordum.
biletlerimi aldım,valizimi hazırladım,sadece gideceğim şehir belliydi.daha önce hiç gitmediğim,kimseyi tanımadığım bir deniz şehriydi.
bulduğum ilk otele girdim.ilk gece biraz vakit geçirdim kendi kendime,tüm hayatımı sorguladım.bolca içtim.ama cesaret bulacak kadar içtim.mantığımı da kaybetmemem gerekiyordu.
gay dating uygulamarından birini indirdim.full aktif,full p ler ve sikicileri eledikten sonra zaten geriye bir iki kişi kalıyordu.biriyle konuşmaya başladım.tüm gece muhabbet ettik nerdeyse.ertesi gün yine tek başıma vakit geçirdim.büyük buluşma bugün olacak dedim kendi kendime,sözleşmemiştik ama biliyordum bir şeyler olacağını.hiç bir zaman yeteri kadar cesur bir insan olmamıştım.biraz daha bolca içtim o gün ve akşamında sahile buluşmaya davet ettim konuştuğum kişiyi.
o kadar içkiye rağmen hayatımda o anki kadar heyecanlı bir bekleyiş içinde olduğumu hatırlamıyorum.her ne kadar korksam da kararlı bir şekilde biramla beklemeye başladım.nasıl biri olduğumu tarif etmiştim.on beş yirmi dakika sonra biriyle göz göze geldik.ufak bir selamlaşmayla birbirimizden emin olduk.
benden yaşça büyüktü,beklediğimden çok daha hoş bir adamdı.
muhabbet etmeye başladık.en başta herkes anlıyor hissine kapılıp,geçici bir paranoya yaşadım.ellerim terledi,bir yandan da çaktırmamaya çalışıyordum.ben ne kadar tecrübesiz ve heycanlıysam karşımdaki kişi bir o kadar kendinden emin ve sakindi.bütün gerginliğime rağmen,ilk defa kendimi gizlemeye çalışmadan birileriyle her şeyi konuşabilmek,yadırganma korkusu olmadan her şeyi anlatabiliyor olmak,yalan söylememek,rol yapmamak çok fazla iyi hissettirmişti.etrafımdaki insanları da umursamaz olmuştum bir yerden sonra,zaten hiç kimseyi tanımıyordum da,ayrı bir güven veriyordu bana.iki saat kadar muhabbet ettikten sonra arabasıyla yüksek ama sakin bir yere gidip biramızı yudumlamaya başladık.gece olmuştu,deniz karanlık,şehrin ışıkları biraz uzaktaydı.tüm cesaretimi topladım,ilk defa bir erkeği öptüm.öpüşmeye başladık.kalbim kulağımda atıyordu sanki.ikimizin de dudaklarında alkol ve sigara tadı vardı.hayatımda ilk defa biriyle gerçekten öpüştüm.onlarca kadın öpmüştüm ama bu bambaşkaydı.öpüşürken hafif kirli sakalını okşadım,kadınlarda en hafif tüyden bile rahatsızlık duyarken sakallarından öptüm.defalarca.
eve gitmeyi teklif etti.bir an bile düşünmeden kabul ettim.niyeyse ilk defa tanıyor olmama rağmen en ufak bir güvensizlik hissetmedim.
evde biraz daha içtik.nerdeyse sarhoş olmak üzereydim.içerken bu sefer yanyanaydık,elinden tuttum,o gece yaşadığım her şeyi ilk defa yaşıyordum.ilk defa bir erkeğin elini tuttum,ilk defa bir erkeğin saçlarıyla oynadım.gözlerinin içine baktım.
yatak odasına geçtik daha sonra,gömleğimin iliklerini yavaş yavaş çözdü.beraber olduk.biraz müzik dinledikten sonra uyuduk.o gece sürekli uyandım,sarıldım,dokunabildiğim kadar dokundum ona.ertesi gün gidecektim.istesem bir gün daha uzatabilirdim.sabah oldu,alkolün etkisi geçince bir an pişmanlık duydum,kendimi kötü hissettim.o sınırı geçtim diye düşündüm.bir gece beni bambaşka biri yapmıştı.apar topar çıktım evden,çıkarken telefon numarasını aldım,bir daha görmeliyim onu diye düşündüm.
tüm yol boyunca onu düşündüm.o geceyi düşündüm.bir gece daha geçirmediğim için kendime lanet ettim.gittikçe eski hayatıma yaklaşıyordum,sevgilim beni evde bekliyordu.yol hiç bitmesin istedim.
eve döndüm.ona da durumu sezdirmemeye çalışıyordum ama olmadı.bir erkeğe,ona dokunduktan sonra,sevgilime dokunurken bir daha hiç bir şey hissedemedim.kısa süre sonra ayrıldım.karşımdaki kadına benden daha çok haksızlık ediyordum.en doğru olanı yaptım,zaten en başta büyük bir hata yapmıştım,onla ya da geçmişteki diğer kadınlarla beraber olmakla.kendime nasıl işkence ettiğimi hala sorguluyorum.
o adam da o geceden sonra hiç aklımdan çıkmadı.her gece konuştuk telefonda saatlerce,her fırsatta yanına gittim.gayliğimi sınamak için tanıştığım adama aşık oldum.ilk defa aşık oldum.belki her şeyi ilk defa yaşıyor olmanın verdiği heycandı bilmiyorum,belki ben biraz kezban ruhluydum.
ilk deneyimim hayatımın en güzel deneyimiydi.ve ben bunları yaşamadan önce hiç planlamamıştım.sadece biriyle seks yapıp,unutup geçeceğimi varsaymıştım.gayler sadece seks yapar diye düşnüyordum.ama öyle değilmiş.
ilk deneyimim benim devrimim,miladım oldu.belki de şansım yaver gitti ve tanışabileceğim en doğru insanlardan biriyle tanıştım.
umarım siz de benim kadar şanslı olursunuz.benim yaptığım hataları da yapmazsınız.hetero rolü yapmak uğruna birileriyle olmaktansa yalnız kalmak emin olun daha iyi.biraz cesaret ve biraz da insanları seçebilirseniz istediğiniz hayatı yaşamak için hiç bir şeyi ertelemeyin.
edit:aldattı lan.vazgeçtim gayler sadece seks yaparmış.güvenmeyin olum kimseye çok acıyor sonra.

seksi bir erkeğin kucağına oturmak

bu işte sırası ile şunlar yapılır:
-ilk önce adama bir gülücük atılır, o da sana güler, böyle gülücükler falan birbirini takip eder.
-daha sonra her iki taraf da azar ve iki taraf da birbirinin dudağına yapışır.
-birbirinin dillerini emerken kendinden geçen taraflardan sikici olan adam, diğerini soyar. soyduktan sonra pasif tarafın meme uçlarına yapışır.
-daha sonra yarrağa aç olan pasif, aktif olan adamın yarrağını 20 yıldır yarrak görmemişçesine ağzına alıp emmeye başlar.
-aktif adam ıslandıktan ve kıvama geldikten sonra o anki zevkin verdiği güçle pasif olanı güçlü ve kıllı kollarıyla kaldırır ve kucağa oturtur.
-öpüşmeler burada da devam eder. pasif olan, bir yandan da aktif olan erkeğin yumuşacık vücudunu eller, erkeğe sarılır ve kokusunu içine çeker. o sıcaklık hiçbir şeyde yoktur. bir anlığına da olsa bütün dertlerinden kurtulmuştur.
-daha sonra aktif adam iyice azar ve pasif olan erkeği kucağında hoplatmaya başlar.
-aktif olan seksi adam pasifin götünü dağıtırken, git gel yaparken, pasif olan erkek kendinden geçmiştir. o an tek düşündüğü şey, ne kadar güvenli olduğu, güven veren bir erkeğin kollarında olduğudur.
-bu sırada aktif olan adam hala adamı kucağında hoplatmaktadır. bir yandan da birbirinin boyunları, vücutlarını öperler.
-pasif olan erkek, o azgınlıkta aktif olan adamın parmaklarını yalamaya başlar. ellerinde emmediği yer bırakmaz.
-daha sonra aktif olan adam bağırmaya başlar. o yüzündeki hoşlanma ifadesi, adamın kendisinden bile seksidir. daha sonra seni yarrağına götürür ve yüzüne patlar.
-aktif adam, pasif adamın meme uçlarına yarrağını sürter. alınan zevk, iki taraf için de tarifsizdir.
-seksi elleriyle sana o güzel spermlerini yedirir. bir yandan aktif adamın seksi ellerinin tadına da bakmaktadır pasif olan erkek.
-daha sonra aktif adam, pasif olanı koltuğa tekrar oturtur ve tekrar sikmeye başlar.
-pasif adam yüzünden anlaşılacağı kadarıyla zevkten çıldırmıştır ve boşalmak üzeredir. büyük ve azgın bir bağırışla partnerinin vücuduna boşalır.
-ikisi de rahatlamış bir şekilde birbirine sarılarak, ne kadar güzel bir erkekle seks yaptığını düşünür iki taraf da. geriye kalmış tek şey vardır, o da büyük bir rahatlık hissi.

10 ağustos 2018 dolar kuru

bir ülke düşünün sadece bir günde hatta bir gün değil 12 saatte parası %20 değer kaybetsin ve maalesef kimseden ses seda çıkmasın. hala ben 50 liralık benzin alıyorum dolar borcum yok diyor insanlar... başkanımız yaptığı mitingde dolar molar bize sökmez der, damadı ilkokul düzeyinde sunum yapar ve sonuç 1 dolar : 6,74 türk lirası... çok yazık çok acı çok kötü.... haaa bunlar iyi günlerimiz domates patatesi bile dolarla alan bir ülke olarak artık duble yollarda yatar millet bahçelerinde yuvarlanır millet kıraathanelerinde pişpirik oynarız....

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bir önceki entryimde iş başvurusunda yediğim haltları anlatmıştım, üzerinden 2 hafta sonra şirket bana olur dedi. bende bir sevinç bir mutluluk anlatamam. kulaklarımda hülya avşar'dan yürü ya kulum çalıyor. oy oy oy.

bu sevinç uzun sürmedi. iş yerinin yaşadığım kıtada olmaması, garip bir meritrokrasi düzenin var olması ve yurdum ayısının plaza ayıları içinde sırıtması yüzünden zorlu bir süreç başladı. sabah 8'de girdiğim plazada akşam 8'de çıkmalardan tutun, iş yeri çalışanlarının çekişmeleri falan derken 2. ayı bitti.

insan kaynakları 2. ay bitiminde biz sizden memnunuz, sizde bizden memnunsunuzdur dedi. tabiki beybisi, memnun olmaz mıyım git gel günde 3 saat yol gidiyorum bee. belirsiz süreli sözleşme imzalandı falan filan ve dendi ki oryantasyonun son süreci olarak sizi kaynaştırma sürecine alıcaz.

wtf?

kaynaştırma süreci dedikleri, üst yönetim ve aşağıdakiler (işçiler) arasında kalan çalışanların bir nevi kalibre edilmesi, kölelik düzleminde nereye götü dayamaları gerektiğini bilmeleri.

kaynaştırma süreci üç aşamadan başladı. birincisi koç atanması. efendim size bir koç atıyorlar, bütün her şeyinizle ilgileniyor. tamamen çay kahve içme geyiği.

ikincisi kurumsal eğitimler: liderlik, yöneticilik, yatakta aktif olmamın 50 yolu gibi kurumsal eğitimler alıyorsunuz. bu eğitimler yüzünden istanbulda girmediğim otel kalmadı.

ve geldi son süreç güven eğitimi. bu gavurlar böyle bir şey çıkarttı. çalışanları bir araya tutup, birbirlerine bağlıyorlar. her taraf belirli zamanlarla kendini serbest bırakıyor, eğer bir insan karşısındakine tam güvenmezse bırakamazmış falan. tamam dedik bi yemediğim bu nane kaldı. ik'dan davet maili geldi. bilmem ne oteli not: yüzme şortu getirin. wtff!!!

yurdum ikcılarının bu absürtlükleri beni öldürüyor, kurumsal ikcı olmak olmayan şeyi bulup, tüm çalışanları buna inandırmaktır. kimse dememiş bu ne salakça bir uygalama diye, bizde emir kuluyuz gittik.

olimpik havuz ve çevresinde 5 tane çalışan. 4 tane üst düzey yetkili. hepimiz şortluyuz. herkesi eşleştirdiler, ben kaldım tek başıma. arkdaşları hep şefleriyle eşleştirmişler, ben listeye bir baktım bana genel müdür yazılmış. ay ben şok !!! adam geldi. kurumsal şirket gm'si sabah iş akşam spora giden, yağ oranı maksimum %10 olan, marka giyinen ve slim fit olan tipler olur genelde. yaşının 45 olmasını da not düşelim.

efenim uzattım da uzatttım, konuya giriyorum. biz iki salağı havuza soktular. işaret verilince köle kendini üst yönetimin kollarına bırakacak. eyes wide shut çekiyorlar sanki.

bu arada yüzme bilmediğimi herkese söylüyorum, özellikle gm'ye. o da bana güven diyor. ahh beybisi her güven diyene güvenseydik neler gelirdi başımıza. gülücük smiley.

havuz derinliği: 3,35 m
koyuyazar : 1,87 m (kilo 100) özellikle kiloya dikkat.
genel müdür: 1,77 m

ve atış yapıldı. 1 dk boyunca beni tutucak. beni beni bihterini. 100 kg lik bir ayıyı su üzerinde tutmanın ne olduğunu kimse düşünmemiş tabi. yap, devren işlet mantığı. sonunu düşünen kahraman olamaz ya.

koyu abiniz kendini bi bıraktı, gm dediğim adam tutamadı beni. cumbur lop suya dalmaz mıyım. panikten adamı tutayım derken elim adamım şortunun içine girdi. adam bi kalakaldı. ben tuttuğum şeyin ne olduğunu anlayınca o havuz ölmek istedim. üzerime ne varsa atın. çapa mapa...

adam tuttu beni çekti yukarı suyun içinde. geçti arkama. suyun üzerinde olimpik havuzun dört köşesinde diğer salaklar ve ben gm ile havuzun ortasında. pentegram çizdiler, keçi kanı akıtık kesin sikecekler diye düşünüyorum. derken popomda bi şey hissettim.

sıçtım herhalde derken, baktım gm beni sıkı sıkı tutuyor. resmen "men at play, season 3 epidose 5. revenge of the horse" çekiliyor. adam resmen kaldırmış, yüzme bilmeyen beni bırakmamak için sıkı sıkı omzumdan tutarken dayandı. kulağıma yaklaştı ve dedi "kusura bakma"... yerim senin kusurunu, maaşı 5 haneli adamların kusuru olmaz, benim aptallığımdır o diyemedim.

toplam süre 5 dk. adamın dayaması 2 dk. ve güven şeyi de bitti. duşlara gidildi. kendimi hülya avşar'ın kötü yol sonrası hamama girip temizlenmesi gibi 40 tas dökünmüşümdür. uzun duş sonrası bir çıktım herkes gitmiş, ben kaldım şişlinin bilmediğim bir yerinde. 500t nerden geçer abey diyecekken, arkadan bir ses "koyuu, bırakim mi seni" .

pembe masal gibi dimi, anlatsalar hadi len derim içimden ama dışımdan çaktırmadan inanmış gibi yaparım.
gm beni eve bırakacak. şişli-pendik yolu ve iş çıkışında toplam 2 saat. adam konuştu ben dinledim, hayallerini yapacaklarını anlattı. yarım saat telefonla konuştu ve eve geldik. "yoruldum ben" dedi, bi türk kahvesi yapsana sonra geri dönücem dedi. gm türk kahvesi ister, kölesi ay pardon çalışanı yapmaz mı. kendim öğütürüm kahveyi beybisi. eve çıktık, salonda oturdu, ben mutfağa kahveyi yaptım. salona getirdiğimde gm'nin pantalonu yoktu, boxer ile oturmuş beni bekliyordu. sikiceksen sikicem de, dimi. bi de kahve için uğraştırdı karaktersiz beni. hınzır smiley.

eve gelen genel müdürü el üzerinde tutmak lazım, gereği yapıldı. bu plazalar da seksler bile başka dostum.

uncut

ingilizcede "kesik olmayan, kesilmemiş" anlamına gelir. sünnet olmamış erkekler için kullanılır.
- senin ki cut mı? uncut mı?
+cut elhamdülillah...

Toplam entry sayısı: 88

aileye açılmak

reddedilmek, hasta olduğunun düşünülmesi, depresyon tedavisi başlangıcı... depresyona girdiğim bir dönemde açılmıştım... ve hala ailemle yaşıyorum, üniversite döneminde açılmıştım. tedavi devam ediyor 2015'den beridir...

türkiye'de çekici zengin zeki esprili iyi kalpli bir erkek olmak

ayyyy göndert göndert :*

full artı full aktif

cosmo donanıma extra opsiyonlu opel astra mısın sen lan!?! (bkz:ayı sözlük yazarlarının kullandığı otomobiller)

2.5 litrelik kolayı tek başına içen insan

hornette mesajlara cevap vermemek

fotosuzsa cevap vermem... ha cevap verdim muhabbet boka sardı ağzını paylarım sonra.