ana dilde savunma

dün mecliste kavga-dövüş geçmiş olan yasa.
nasyonal parti mhp'nin bilindik itirazlarına, nasyonal-sosyalist parti chp'nin çağdaş tosuncukları da katılınca, memleketin siyasilerinin ne kadar "seviyeli", ne kadar "zeki" ve ne kadar "külyutmaz" oldukları ortaya çıktı.
dün meclisten geçen yasa tasarısı üzerine söz alan milletvekillerinin konuşmalarına baktığımızda, türkiyede insanların kafalarındaki bariyerlerin, hangi partiye mensup olursa olsun, kürtler ve kürtlerin hakları söz konusu olduğunda, aslında nasıl da aynı faşizan iklimden beslendiğini ve kimi solcu, kimi müslüman, kimi de milliyetçi olduğunu iddia edenlerin, kürtlere karşı nasıl da aynı ötekileştirici, düşmanca dili kullandığını göstermesi bakımından çok çarpıcı.

örneğin chp aydın milletvekili bülent tezcan, devletin resmi dilinin ve yargılama dilinin türkçe olduğunu tartışmanın, türk halkını endişelendirdiğini ileri sürdü.
vekile sormak lazım. türk halkı, kardeş olarak gördüğü, ve hakikaten bin yıllık kardeşlik hukuku bulunan kürtlerin kendi dillerinde eğitim görmesinden, savunma yapmasından neden endişelensin?
türk mahkemelerinde bir rus, ingiliz, alman kendi dilinde savunma yapabilirken, bu hakkı, bu ülkenin asli unsuru
olan bir halka neden çok görürsünüz?

akp ısparta milletvekili recep özel ise, yargılama dilinin türkçe olarak kalacağını belirterek, yapılan düzenlemenin, kck davalarında sanıkların anadilde savunma yapmak konusundaki ısrarları nedeniyle tıkanan sürecin önünü açmak için bulunmuş bir çözüm olduğunu öne sürerek, partisinin kalıcı bir çözümden ziyade, pansuman tedbirler peşinde koştuğunu göstermiş oldu.


hem geç hem de güç oldu.umarım bir gün o meclisten anadilde eğitim yasa tasarısı da geçer.
geç bile kalınan, demokratikleşebilmek adına önemli bir adımdır.. eşit yurttaşlık hakkı düzleminde bir tuğladır,tek başına yeterli değildir elbette ki.
böylesine bir gerekliliğin başkası tarafından birine hak olarak veriliyor olması bile trajikomik olan, meclisten geçen yeni yasadır. meclisteki yaşanan tartışmalar da solcu kimliği adı altında düşünmeden yaşayan insanların aslında nasıl faşizan reaksiyonlar verdiğini ibretlik bir şekilde göstermiştir. bir de sonra "biz 1000 yıldan beri birlikte yaşadık, biz onları küçümsemiyoruz, onlarlar kardeşiz" geyiğine girip "madem bu ülkenin etinden sütünden faydalanıyorsun, yapman gerekenler de bunlar, bu dili konuşacaksın" diyolar ya bitiyorum bu zihniyete. devlet kavramının amacını bana bir kez daha sorgulatmış olan kargaşaya sebep olan yasadır kısaca.
ilk olumlu sonuçlarını bugün vermiş olan düzenleme.
aralarında diyarbakır büyükşehir belediye başkanı osman baydemir'in de bulunduğu 98 bdp'li belediye başkanının yargılandığı üç yıldır süren dava, sanıkların ifadelerinin tercüman aracılığıyla alınmasından sonra, beraatle sonuçlandı.
darısı laz ve zaza halkının başına.
kürtlerin kaybettiği dava. parasıyla tercüman tutmak da ne demek? nerede kaldı sosyal devlet anlayışı. bir de sevinilmiyor mu şaşırıp kalıyorum. tanrı taala aşkına, devlete kendimi anlatmak için bir de ben mi tercüman tutacağım. devlet mi birey için, birey mi devlet için? adaleti sağlamak için görevli olan devlet, en azından kendini böyle tanımlıyor ve beni anlaması gereken de devlet. neden yırtınayım beni anlasın diye. üç kuruş param var.

(bkz: adnan abi koş anadilde savunma yapıyor)
(bkz: vay hergele bize de param yok abi dediydi)

ve son olarak

(bkz: sosyal devlet istemiyok soslu devlet istiyok )*