efemerid

Durum: 686 - 104 - 22 - 6 - 05.03.2024 00:42

Puan: 9648 - Sözlük Kezbanı

11 ay önce kayıt oldu. 13.Nesil Yazar.

bayram nedeniyle kapalıyız
  • /
  • 35

kent

stay with me'leri insanı liseye ışınlar.

bağıra bağıra söylenebilecek şarkılar

"lost my faith being high on my own"

bon iver

zor zamanlarımın, güzel zamanlarımın, aşk dolu yıllarımın, nefret dolu yıllarımın yegane dostu. justin'in sesini dinleyerek tüm ömrümü geçirebilirim. ruhumu besliyor, beni büyütüyor, rahmine alıp tekrar doğuruyor her her her seferinde. böyle bir dönemde yaşadığım için mutsuz da olsam bon iver gibi bir grupla dönemdaş ve hemhal olabildiğim için şanslı hissediyorum kendimi.




yalnızlık

güzel falan değildir. zaten yalnızlık güzelleyen insanların aslında yalnız değil şımarık olduğunu görürsünüz. aksaya aksaya hastaneye gelen tuvalete bile giderken başkasından yardım istemek zorunda kalan sırf sosyalleşmek için acil kuyruğuna giren yaşlıları görünce sikeyim yalnızlığı diyorum. "biri var mı yanınızda teyze" deyince "allah var"ı duyup göğsünüzde bir kütle öylece kalakalıyorsunuz. o allah mesela teyzenin ilaçlarını gidip eczaneden almıyor hastaneden çıkışta en azından koluna girip yoldaş olmuyor.
sevin sevilin gençler insan insana her zaman ihtiyaç duyar. ilk adımı atan siz olun çay ısmarlayın selam verin insanlar dostlar biriktirin. yardıma ihtiyacı olursa koşun. bir doktor olarak bunu çok iyi anladım belki de en iyi anlayan meslek grubundayım, çünkü insanların en çok birine ihtiyaç duyduğu anlara tanıklık ediyorum. yaşlı olmasına da gerek yok aniden ameliyata almamız gereken adamın arayıp eşyalarını getirtecek bir tane eşi dostu yoktu mesela geçen nöbet. baktım gizlice personele para verip evden getirtmek istiyor o halde ben gidip alayım diyor falan. böyle şeyler beni çok üzüyor etkileniyorum. yalnızlığa sokayım.

14 mart 2024 eczacıbaşı dynavit vs imoco volley conegliano

cev cl'nin yarı final ilk ayağı eczacıbaşı vs conegliano maçının tarihi belli oldu.
maç 14 mart perşembe treviso italya'da oynanacak.
ikinci ayak ise 20 mart çarşamba türkiye'de.
conegliano her silahı güçlü olan ve her oyuncusundan verim alan bir takım dolayısıyla durdurmak çok zor ancak vakıf'la olan maçına bakılırsa imkansız değil. boskovic'e ve hande'nin manşetlerine çok ihtiyacımız olacak. benim inancım var, o finali iki türk takımı oynayacak!


yarı finalin ilk ayağı 14 martta tr saatine göre 22:30'da.


12 mart 2024 fenerbahçe opet vs vero volley milano

cev cl'in yarı final maçının ilk ayağına 12 martta italya'da çıkıyoruz.
maalesef fikstür çok kötü geldi, önce 10 martta thy maçı 12'sinde italya maçı. vakıfa onca laf eden santarelli ve italya buna bir şey diyecek mi bakalım?
aynı zamanda egonu vs vargas izleyeceğimiz bir maç olacak. maçın ikinci ayağı 19 martta türkiye'de oynanacak. atmosferi hayal bile edemiyorum. çok büyük baskı kurmalıyız seyirciler olarak, ki fenerin izleyicisine bu konuda güvenim tam. milano hata yapmaya ve oyundan kopmaya çok yatkın bir takım bunu kullanmamız gerekecek.

fenerbahçe opet vs vero volley milano 12 martta tr saatine göre 22:00'da oynanacak.

edit: üst üste maç oynayıp takım yorulmasın diye thy ile olan maçın tarihi değişti. harikasınız! thy-fb maçı 9 mart cumartesi 18.30'da oynanacak.


ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

"it takes all that i got not to fuck this up"

konya

4 ay geçirmiştim burada. evet konya her türlü konya ancak göz korkutacak cinsten de değildi. ben meram-selçuklu arasını biliyorum. gay popülasyonu çok kısıtlı ama genelde plaza insanı tipler. özellikle kültürpark civarlarında toplanmışız ne hikmetse. meram tıp fakültesinin ilerisinde o zenginlerin olduğu mahallelerde var bi de birkaç "düzgün" gay. hiç seks amaçlı buluşmadım burada kimseyle, oturup zaman geçirmek bir şeyler yemek içmek için ayarladığım date'lerden memnun kalmıştım. birkaçıyla konuşuyoruz hala. yani olur a görevlendirilirsiniz bir şey olur konya'ya yolunuz düşer, karalar bağlamayın. işinde gücünde olgun bilinçli gayler var burada. şehir olarak da gayet nizami ve temiz bir şehirdi gördüğüm kadarıyla. otogarın ilerisinde kyk yurduna yakın gazinolar ufak bir pub meyhaneler var. çok bizlik değil tabii, burada biriyle tanışma ihtimaliniz yok ama şehirde tanışıp kafa dağıtmalık bir date'e çıkabilirsiniz burada.
bir ara ayarlayıp meram'a gideceğim tekrar, özledim o malikaneler arasında yürüyüp hayaller kurmayı.
not: sadece meram-selçuklu'yu gördüm, yazılanlar lütfen tüm konya'ya mâl edilmesin.

mutluluk

"there'll be happiness after me
but there was happiness because of me
both of these things i believe
there is happiness in our history"

haim

son albümleri women in music part iii'de hazineler barındıran girl band. mart geldiğinde göre los angeles'in bağrından kopan kızları sandıktan çıkarma vaktidir. şunlara bakın mesela:






üstelik paul thomas anderson'la kankalar. annelerinin eski sevgilisi olduğu söyleniyormuş, benden duymadınız.
anderson'ımız kızların kliplerini çekiyor aynı zamanda. zaten kliplerine bakınca hemen pta işi bu diyorsunuz. bknz:

söz vermiş şarkılar

"quit your job
cut your hair
get a dog
change your name
change your mind
change your ways
give them time
go back to school, go back to sleep
tell the secret you can't keep
begin, be done
break a vow, make a new one
call me if you need a friend, or never talk to me again
but please stay"

egonu vs vargas

2 hafta sonra cevabını öğreneceğimiz versus.
bana kalırsa, bir egonu fanboy'u olarak, gerek çevikliği gerekse oyundan hiç düşmemesiyle vargas bu versusu alır diyorum. egonu çok daha duygusal ve oyundan düşme riski daha fazla. ancak iş blok üstünden sayı almak olunca da kimse egonu'nun eline su dökemez. ayrıca sinirli bir egonu'nun tek başına koca maçı alma olasılığı da epey yüksek. 12/14 martta fenerbahçe-milano maçında bu ikiliyi karşı karşıya izleyecek olmak çok heyecan verici. muhtemelen en çok pas giden oyuncular olacaklar. bakalım ilk hangisi kırılacak?

not: işbu entry arina/ana cristina ikilisi dışında tutularak yazılmıştır, elbette ki biliyorum vargas kesilse arina yağmur olur yağar milano üstüne.


st. vincent

yeni albümü "all born screaming"i duyuran sanatçı.
albüm 26 nisanda yayında olacak. 10 şarkıdan oluşuyor, 41 dakika uzunluğunda ve closer'ı cate le bon düeti olan all born screaming.

tracklist:
1. "hell is near" 4:09
2. "reckless" 3:57
3. "broken man" 3:21
4. "flea" 3:47
5. "big time nothing" 2:59
6. "violent times" 3:57
7. "the power's out" 4:38
8. "sweetest fruit" 3:56
9. "so many planets" 3:35
10. "all born screaming" (featuring cate le bon)

albümün çıkış teklisi ise "broken man" seçilmiş.


zehra güneş

guidetti'nin tek ayak yaptıracağım ısrarı sonucu ayarı bozulmuş vakıfbank/milli takım kadın voleybol takımı oyuncusu.
gerçekten insan hayret ediyor, bu kız sırbistan maçında %100 hücumla oynayıp kariyer rekoru kırmıştı. 11/11 hücum, 4 blok çıkarmıştı. dünkü maçına bakıyorsun; sadece 7 hücum ve başarılı hücmu 1. %14 oran. 1 blok yapabilmiş, orta oyuncusundan bahsediyoruz. ve 4 servis hatası da üstüne ekleyerek maçtan -4'le çıkmış.
ki neredeyse kulüp sezonu boyunca böyle gitti.
türkiye voleybolunun yüzü kesinlikle zehra güneş'tir ve guidetti'nin de dediği gibi "formu düşmüş de olsa zehra güneş zehra güneştir" tamam ama artık birilerinin bu kızı toparlaması gerekiyor. vnl'i geçtim olimpiyatlarda orta oyuncusuna çok ihtiyacımız olacak. eda erdem tamam ama yanına aslı'yı koyup zehra'yı yedekte tutacak olmak hatta belki kadroya bile almayacak olmak çok acı. yasemin güveli'nin bile ismi geçiyor mesela. ki zamanında çok kez kıçımızı toplamış bir oyuncu için genç yaşta bu çöküş hayra alamet değil. bir an önce kendini toparlaması gerekiyor.
ayrıca gui'nin emeklilik yaşı gelmiş de geçiyor bile.

vnl 2024

2024 vnl'in ilk hafta maçları antalya'da oynanacak. tüm takımların olimpiyat as kadrolarını öne süreceği enfes maçlar bizi bekliyor. bizim fikstürümüz şöyle:

•15 mayıs - 2. gün türkiye-japonya
•16 mayıs - 3.gün türkiye- hollanda
•18 mayıs - 5.gün türkiye-italya
•19 mayıs - 6.gün türkiye- fransa

rövanş bekleyen japonya ve italya ağızları sulanmış bir şekilde bizi bekliyor olacaklar.
santarelli'ye güvenim sonsuz, biliyorum ki kısa sürede herkesi top'a çıkaracak, seçtiği kadrolarda da kılı kırk yaracağından eminim. umarım ortada aslı-eda'yı görürüz. ilkin-hande ikilisi arasından biliyorum ki santa'nın gönlü ilkin'de o yüzden içim rahat. maalesef formda olmayan isimler var: hande, zehra, gizem örge gibi. libero olarak iyi ısınmış bir ayça ve görev adamı simge var. ben açıkçası milli formayla kızların bambaşka şeyler yaptığını düşünsem de fenerbahçe'de kendinden başka opsiyon olmadığı için hiç dinlenemeyen dolayısıyla formu epey düşük gizem örge yerine ayça aykaç'ın as kadroda denenmesini isterim. zehra ve hande'yi de bench'te izlesek daha hayırlı olur gibi duruyor. bakalım.

türkiye'deki gaylerin korunmaması

yabancı bir onlyfans içerik üreticisi gelmişti geçen hafta. ne kadar türkiyeli üretici varsa hepsiyle yatmış, üstelik hiçbirinde kondom yok. hepiniz mi sağlıklısınız şimdi? iğrenç gerçekten, köyde ahırda kuzenine veren esma'dan da mı farkınız yok? olgular bu hızla patlamaya devam ederse çiçek gibi bir epidemimiz olacak türkiye'de. kimsenin umrunda değil, konuşmaya kalkanlar da çeşitli sebeplerle linçleniyor. evet seksinize karışacağız, siz de korunmayı öğreneceksiniz. çoban değilsiniz. şımarıklık artık bu.

hobonichi

dayanamadım ve spring edition'larını parayı basıp aldım. bir ajanda delisi olarak zaten ocaktan beri hobonichi'ye dokunamamak ve başka bir ajanda kullanıyor olmak aldatıyor gibi hissettiriyordu. yine kavuşmuş olduk.
ben techo cousin'ı ve weeks'ini aldım. bir de şu ayıcıklı kedili karahindibalı cover'ını. peki durur muyum, asla. bir de 5 yıllık olan günlüğünü aldım. şimdi elimde hali hazırda kullandığım bir günlüğümün ve 2 ajandamın yanına bir günlük ve 2 ajanda daha eklendi. sanırsın her günü farklı bir etkinlikte anı biriktire biriktire geçiyor hasbamın... her neyse. valla çok pahalı ama değiyor, hayat kalitesiz kağıtlara yazmak için çok kısa. ben yine sticker mticker doldururum. girl math'ini de şöyle yaptım; sonuçta 365 günün hepsinde dokunduğum kullandığım bir şey bu, toplam pahayı 365'e bölünce cüzzi bir miktar çıkıyor. birkaç kahve azaltsam haftada bu alışverişin parasını çıkarırım. öyle işte.

sevişmek için sinemaya gitmek

atakule'de sky auditorium salonu aklıma geldi bak başlığı görünce... genç gay'in anıları...
şimdi salona gitmez olduk, gittik diyelim patlamış mısır sesi duysam sinir oluyorum. huysuz ihtiyarlara döndüm daha otuz demeden, tengrim bana ilk kızlık ruhumu geri ver.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

good woman

the staves'in 4.uzunçaları. daha önce de kendisinden "arşivlik" diye bahsetmiştim. buraya ayrı bir başlık kazandırmak istedim.
çünkü gerçekten çok özel bir albüm. kızların şimdiye kadar ki en samimi ve filtresiz sözleri.
albüm, albüme de ismini veren "good woman"la açılıyor.

"surrender is sweet
forgiveness divine
but who will build statues of me
when i leave you all behind"



sonra bence albümün en iyi işi "careful, kid" geliyor. kendi kendime konuşur, kendimi uyarır gibi. "noone cares, be careful kid"
ve o efsane bridge'e geçiyoruz:
"yeah, you're working on yourself, and you're killing it
leaving all your friends, picking up your shit
standing in the snow with a cigarette
said you're gonna quit, but you never did"



sonra ardı ardına iki güzellik daha: next year, next time ve nothing's gonna happen.



"nothing's gonna happen with your back against the door"



devamında albümü kapamaya yakın son bir ısınış için devotion geliyor. şimdiye kadarki en sert staves sözlerini burada görüyoruz.

"and you're carrying me home
how sweet, life in the backseat
and it's happening again
devotion be the death of me"



"it was never enough 'til you know it's dead"

  • /
  • 35

kent

güzelinden konstantinos kavafis amca şiiri.
şöyle ki:

"başka diyarlara, başka denizlere giderim", dedin.
"bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
sanki bir hükümle yazgılanmış her çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş buraya!
daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada,
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın!"

yeni ülkeler bulamayacaksın!
bulamayacaksın yeni bir deniz!
hep peşinden izleyecek, durmadan seni bu kent!
aynı sokaklarda dolaşacak
ve aynı mahallede yaşlanacaksın,
ve burada, bu aynı evde ağaracak saçların!
bir başka kent bekleme sakın, hep aynı kente varacaksın,
sana ne bir gemi, ne de bir yol var,
zira nasıl heder ettiysen hayatını bu köşede,
yıktın onu, yok ettin tüm yeryüzünde!


şiiri ezginin günlüğü oyun albümlerinde şehir olarak müzikleştirmişlerdi.

lost soul

bakıyoruz; neler yazabiliriz diye...

ilk girimi 2011 yılında ağustos ayının 14'ünde akşam 5'te yazmışım ayı sözlük'e.
o günün üzerinden 5 yıldan fazla vakit geçmiş.

zaman, pekâlâ, hiç de acımadan patır patır ilerliyor işte.

ben, yeri geldiğinde, gayet duygusal bir insan olabiliyorum sanırım.
gerçi, bazı zamanlar oluyor, dünyanın bütün dertleri omuzlarıma birikmiş gibi hissediyorum
sonra
bazı zamanlar oluyor, dünyanın en huzurlu insanı benmişim gibi hissediyorum.

biz insanlar, bu girift ruh hâllerinden uzaklaşamıyoruz içinde yaşıyor olduğumuz dünya, dünyaya geldiğimiz zaman, zamanı harcadığımız olaylar hasebiyle.

son dönemde hem sözlük içre, hem de içinde yaşıyor olduğumuz ülke içinde olan bitenler beni ziyadesiyle etkilemiş durumda. bu yüzdendir ki uzunca bir süre kendimi soyutlamak niyetindeyim bazı mecralardan.
sözlük de bu mecralardan bir tanesi.

ülkenin içinde bulunduğu ahval dahilinde akıl sağlığımı korumanın en iyi yolu olarak bunu görüyorum:
kendimi müziklere, kitaplara ve filmlere hibe edeceğim.
"insanlardan buz gibi soğudum." diyor cahit külebi,
vardır bi' bildiği.

şu 5 yıl boyunca güzel insanlarla konuştum, güzel insanlarla tanıştım, çirkin insanların yazdıklarını okudum, çirkin insanlardan uzak durdum.
hali hazırda peyderpey konuşuyor/mesajlaşıyor olduğum iki-üç kişi var.

hayatım boyunca, franz kafka ile akıl ve ağız birliği etmişçesine, çevremde hep birkaç insan oldu zaten.
ne demiş: "huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan."
şu iki-üç kişi benim için 5 yıl 3 ayın getirisidir; yüreğime basmış, özümsemişim.
kâfidir benim için.

"insan ne için yaşar?"
peki,
"insan ne için yazar?"

ilk sorunun cevabı nezdimde değişmekle beraber,
ikinci sorunun cevabı benim için bellidir:
hayat gailelerimden bir tanesi dünyaya bir iz bırakabilmektir.

o yüzden girilerimi silmiyorum.
burada kalsınlar, okunsunlar.

ingeborg bachmann şöyle yazar pek güzel bir şiirinde*:
"hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle."

kapanışı güzel bir müzikle yapayım.

"like little puffs of smoke
we're here and then we're gone"



ayı sözlük'e yolunda başarılar dilerim.
güzel günler görmek dileğiyle.


*bu arada,
olur a iletişime geçmek isteyen yazar ya da okurlar olabilir.
mail adresi şudur:
_________________
[email protected]
_________________
istediğiniz herhangi bir şey hakkında yazabilirsiniz.
okumaktan keyif alırım.

güzel günlere...

evadamı olmak

çalışıyorum ama yine de ev adamı olmayı seviyorum. evimde takılmayı zaman geçirmeyi yalnız olmayı seviyorum

ayı sözlük itiraf

insanların yaşadıkları bana kendimi sorgulatıyor. duyduklarım, hele de burada okuduğum aşk acıları, maceralar, büyüklü küçüklü aşklar vs vs... kendimi eksik demeyeyim (zira herkesin her zaman öğreneceği bir şey vardır) ama çoğu zaman bi şeyler yaşamak için yeterli birisi olarak görüp; 23 yaşında artık ne bileyim bir-iki kayda değer bir şeyler yaşamış olması gerek diye düşünüyorum. ben mi çok dışında kalıyorum bazı şeylerin diyorum utangaçlıktan vs... son 1 yıldır artık yorulmaktan çok bıktım, sıkıldım. seks applerini bile çoğu zaman en azından düzgün birileriyle tanışma amacıyla kullanırken bu ülkede, bu zamanda, insanlardaki bitmez bilmez ego ve yüzeysellikle nereye kadar diye diye...

bazen diyorum ben başka gezegenden miyim, nasıl bu kadar izole kalmayı başardım istemeden.

enflasyon canavarı

bir diğer ikonikleşmiş görüntüsü olan canavar için (bkz: trafik canavarı olmayın afişleri)

joni mitchell

ilk albümü song to a seagull mümkünse remastered edilmemiş ilk dönem baskısı plaktan dinlendiğinde antidepresan gibidir.

yaşamayan canlı

az önce karşılaştığım ve birilerinin sırf bir şeyler söylemek/yazmak için konuştuğunu bana tekrar hatırlatan cümle.

(bkz:attention whore)

eşcinsel aşk

aşkların en güzelidir. sizi birbirine bağlayan toplum normlarını bırakın birde kötü bakarlar ama siz her şeye rağmen berabersinizdir ve hayatı birbiriniz için kolaylaştırır çocukluğunuzdan itibaren eksik hissettiğiniz sevgi ve kabullenmeyi bulursunuz.

bağıra bağıra söylenebilecek şarkılar

efemerid

kardeşim voleybol maçlarını canlı yayınlayıp grammy ödüllerinde fosur fosur uyumak yakışmadı.
sözlüğün müzik kolu başkanlığından alınıp spor kolu başkanlığına geçmesini tavsiye ettiğim yazar.

Toplam entry sayısı: 686

onlyfans

eylülün sonlarına doğru rus orta yaşlarda gayet hoş bir adam gelmişti istanbul'a. instagramda bir süredir like'laşıyorduk. açıkçası ilgimi de epey çekmişti. istanbul'a geldiğini haber verdiğinde çok heyecanlanmıştım, bildiğin rus ayısı bi tip, sarı uzun sakalları, kırışık göz çevresi ve kıllı bir vücut...
tabii hemen bilet bakıyorum hızlıca yanına uçabilmek için. kendisi otel tutmuş.
istanbul'a indi, otelde dinlenecek ben de sözde ankaradan yanına geleceğim. telefonda konuşuyoruz, bir anda benimle seksini kaydetmek istediğini ve ileride izlemek için bunu yapmak istediğini söyledi. ben tabii has anadolu çocuğu, yer mi bunları. biraz ağzını aradım ve onlyfans'e başladığını öğrendim. daha öncesinde de lafı geçmiş ve benim onlyfans'la hiç ilgilenmediğimi takip etmediğimi öğrenmişti. yani hiç haberim olmadan pornom yayılabilirdi. tabii ağzına sıçtım bunun, biletimi de yaktım. yalvardı, yüzünü buzlayacaktım dedi ama nafile. en son para teklifi yapınca iyice uyuz oldum. içimde ne varsa ingilizce bildiğim ne kadar küfür varsa ettim herife.
o defter kapanmıştı. dün twitter'da dolaşırken bir türk porno hesabı gördüm, bir onlyfans içerik üreticisi. biraz bakayım diye tıklar tıklamaz kabak gibi bizimkiyle olan pornosunun trailer'ını gördüm.
o reddettiğim sarışın rus ayısı bizim onlyfans'çıyı delmiş resmen. gerçekten güzel bir seksi kaçırmış oldum. tabii buzlanmış bile olsa seksimin bir yerlere yayılmasını istemem ama adamın penisi o kadar güzel ki... uncut, damarlı ve gayet kalın. dişimi doldururdu yani.
işte o an onlyfans'tan etimle kemiğimle nefret ettim. tek içimi ferahlatan şey bizim türkün de gayet iyi hakkını verniş olmasıydı, o yarrak öyle sürülmeliydi, gerekeni yapmış. ama
o rus ayısı benimdi, benim olabilirdi.
orada, bi rus ayısı var uzakta, o rus ayısı bizim ayımızdır diyemedim. neyse sağlık olsun, allah belanı versin onlyfans.

ibb kitapçılarında lgbti nefreti

bir de oy bölüyorsunuz diye zırlayan ibneler vardı. chp'liler sever zaten islamcılarla el ele vermeyi. hala islamcı önüne domalıp "bakın biz de sizdeniz" ayağı çekiyorlar, hem de bizim üzerimizden. benim varlığıma alenen savaş açan bir zihniyet batarsa batsın. bu ülkenin düzelebilmesi için önce bu chp tarzı oluşumların yıkılması gerekiyor. bu yüzden iyi ki dem parti var, iyi ki başak demirtaş var! ekrem'den de sokak köpeklerinin katli için islamcılarla kol kola giren mansur'dan da kurtuluyoruz bu seçimde. artık kendinize çekidüzeni de siz veriverin. hadi bir daha zırlayın akp kazanacak diye.

akp'nin iyice homofobik bir çizgiye gelmiş olması

sağcılarla ortak noktada buluşulabileceğine inanan daha göçmenle mültecinin farkını bile bilmeyen kafatasçı faşist bir yazar daha, şaşırdık mı? siz nasıl yüzsüz, nasıl korkunç insanlarsınız ya, oğlum siz kimsiniz ya? hangi sağcıyla yan yana duracaksın sen, sen toplumun bir parçasısın da evinin damında o yalandığın sağcıların füzeler patlattığı insanlar değil mi? sen daha iyi bir hayat hak ediyorsun da onlar hak etmiyor mu, sen kimsin ki bu insanlardan farkın olduğuna inanıyorsun?

ümit özdağ yeşil ışık yakmışmış, ulan özdağ tabanında sen ibne halinle nasıl bir karşılık bulacaksın? birlik olacakmışız da mülteci karşıtlığı yapacakmışız. özdağ'ın tohumlarının türk aile yapımızı bozamazlar diye açtığı pankartları da mı görmedi faşist gözlerin. toplum mülteciler ve lgbt arasında bir seçim yapacakmış, peki şeyin bundan haberin var mi mesela toplumun? oğlum toplum zaten o seçimi yaptı geçen seçimde, sen teröristsin toplumun gözünde, seçmedi yani seni hani bunun cevabını merak ediyorsan. çık bakalım pride bayrağı baskılı tshirtle fatih'e. sevgilinle el ele gez bakalım memuriyetin nasıl düşürülüyor sağcılar tarafından. akp iyice homofobik hale geldi kurtuluş özdağ'da öyle mi? şu sıçtığımın hayatını satranç oynar gibi yaşayıp piyon olmaya bu kadar hevesli olmayın.

edit: ırkçı yazar türkmenbeyi girdisini silince havaya yazmışım gibi oldu. eğer kendisini açıklasaydı veya özür girdisi yazsaydı kendi görece agresif girdimi de silerdim ancak kendisi silip kaçmayı seçti. bakan görsün bunu, kendisi hazır "fırsat" yakalamışken özdağcılarla beraber olup mülteci karşıtlığı yapmamız gerektiğini böylece toplum tarafından sevileceğimizi söylüyordu girdisinde. faşist.

edit: şimdi de seri eksilemeye başlamış, zavallı faşist herif, senin gibilerin yüzüne yüzüne faşist diye bağıracağım sizden korkan çekinen umursamayan sizin gibi olsun

acısız intihar yöntemleri

acısız intihar/ölüm yoktur, ruh bedenden kolay kolay çıkmaz, siz sadece rahat batmış güçsüz ruhlarsınız. daha bugün 18 yaşında bir çocuğa 1 buçuk saat kalp masajı yaptık dönmedi, ki durumu çok ağır olmasına rağmen bizi epey şaşırtmış ve yaşamak için direnmişti, normalde yapılması gerekenin de üzerinde tuttuk kalp masajını çünkü gencecik bir çocuktu, belli ki öylece ölmeye niyeti de yoktu, çok düşük nabızla bir gün boyunca arreste girmedi, direndi. eminim sizden daha çok yaşamayı hak etmiştir. ölüm kolay değil, acil yoğun bakımda her ölen hastamın vücudunda gözlerinde ölümü gördüm, buz gibi olmuş ellerine dokundum, ölüm sizin gibi gencecik insanların ağzına sakız edeceği bir şey değil, burada dikkat çekme çabası içinde alaya alınacak bir olay hiç değil.

özel fotolarımın olduğu telefonu kaybetmem olayı

iki yılda iki defa görüştüğü adama "sevildim de inkar edemem şimdi" demez mi... bi irkildim okuyunca, oğlum sen insanı delirtirsin ya...

ayrıca amatör pornolar tam olarak böyle sızıyor ahahha

şaka bi yana geçmiş olsun, evet kimse şifre kırmaya uğraşayım demez. algoritma şöyle işler, önce sıfırlamaya çalışır yapamazsa kırmaya çalışır. ki kusura bakma ama redmi telefonu çalacak adam ona tamah eden adam onu gider direkt telefoncuya satar. telefoncu da onu sıfırlar kırmaya uğraşmaz.

ayrıca kimse şu dönemde böyle bi şeyi sızdırmak istemez emin ol kvkk ile adam sikiyolar şu an.

illa porno çekecekseniz de bu casual bir telefonla yapılmaz, yüz kere dedik bee...
al işte ortalama bir kamera, şifreli iyi bir de harddisk. bitti gitti.

akp'nin iyice homofobik bir çizgiye gelmiş olması

sağcılarla ortak noktada buluşulabileceğine inanan daha göçmenle mültecinin farkını bile bilmeyen kafatasçı faşist bir yazar daha, şaşırdık mı? siz nasıl yüzsüz, nasıl korkunç insanlarsınız ya, oğlum siz kimsiniz ya? hangi sağcıyla yan yana duracaksın sen, sen toplumun bir parçasısın da evinin damında o yalandığın sağcıların füzeler patlattığı insanlar değil mi? sen daha iyi bir hayat hak ediyorsun da onlar hak etmiyor mu, sen kimsin ki bu insanlardan farkın olduğuna inanıyorsun?

ümit özdağ yeşil ışık yakmışmış, ulan özdağ tabanında sen ibne halinle nasıl bir karşılık bulacaksın? birlik olacakmışız da mülteci karşıtlığı yapacakmışız. özdağ'ın tohumlarının türk aile yapımızı bozamazlar diye açtığı pankartları da mı görmedi faşist gözlerin. toplum mülteciler ve lgbt arasında bir seçim yapacakmış, peki şeyin bundan haberin var mi mesela toplumun? oğlum toplum zaten o seçimi yaptı geçen seçimde, sen teröristsin toplumun gözünde, seçmedi yani seni hani bunun cevabını merak ediyorsan. çık bakalım pride bayrağı baskılı tshirtle fatih'e. sevgilinle el ele gez bakalım memuriyetin nasıl düşürülüyor sağcılar tarafından. akp iyice homofobik hale geldi kurtuluş özdağ'da öyle mi? şu sıçtığımın hayatını satranç oynar gibi yaşayıp piyon olmaya bu kadar hevesli olmayın.

edit: ırkçı yazar türkmenbeyi girdisini silince havaya yazmışım gibi oldu. eğer kendisini açıklasaydı veya özür girdisi yazsaydı kendi görece agresif girdimi de silerdim ancak kendisi silip kaçmayı seçti. bakan görsün bunu, kendisi hazır "fırsat" yakalamışken özdağcılarla beraber olup mülteci karşıtlığı yapmamız gerektiğini böylece toplum tarafından sevileceğimizi söylüyordu girdisinde. faşist.

edit: şimdi de seri eksilemeye başlamış, zavallı faşist herif, senin gibilerin yüzüne yüzüne faşist diye bağıracağım sizden korkan çekinen umursamayan sizin gibi olsun

disney+

kemalist hükümet akp tarafından çarmıha gerilen platform, tüm muhalifler nasıl oluyor da chp'nin susup akp'nin bu kadar ses çıkardığını soruyor hatta içten içe akp'yi tebrik ediyor. yerel seçimlerde büyük hezimetin ayak sesleri şimdiden duyuluyor, tece'nin yeni yüzyılının ilk çeyreği biterken akp'nin elini güçlendiren şey mustafa kemal mi olacaktı, oldu valla.

senelik üyeliğimi yeniledim, neredeyse hiçbir şey izlemiyorum, helal-i hoş olsun. zengin bir içeriği var ve arşivinin orada bir yerde duruyor olması içimi rahatlatıyor. umarım akp'lilerin ve kemalistlerin elinde lağvedilmez.

islamcılar ve kemalistler en son lgbt konuşulurken el ele vermişti, şimdi de kemal için aynı saftalar, yürrüyün be bozkurtlar kim tutar sizi

ibb kitapçılarında lgbti nefreti

bir de oy bölüyorsunuz diye zırlayan ibneler vardı. chp'liler sever zaten islamcılarla el ele vermeyi. hala islamcı önüne domalıp "bakın biz de sizdeniz" ayağı çekiyorlar, hem de bizim üzerimizden. benim varlığıma alenen savaş açan bir zihniyet batarsa batsın. bu ülkenin düzelebilmesi için önce bu chp tarzı oluşumların yıkılması gerekiyor. bu yüzden iyi ki dem parti var, iyi ki başak demirtaş var! ekrem'den de sokak köpeklerinin katli için islamcılarla kol kola giren mansur'dan da kurtuluyoruz bu seçimde. artık kendinize çekidüzeni de siz veriverin. hadi bir daha zırlayın akp kazanacak diye.

avrupa'da gay olmak

campbell

bir posta tokatlasam ömrüm huzura kavuşurmuş gibi hissettiren yazar

sevgiliyi karısından kıskanmak

hiç onun yerinde olmak istemedim, ben bu şekilde boynuzlanmak istemezdim çünkü. ne asil kadın ama... onun gibi olamayacağımı biliyorum, büyük göğüsleri, kapı gibi ünvanı, koridoru inleten koca topukluları ve herkesi büyüleyen bir cazibesi var. bazen onun kocasıyla değil de onunla birlikteymişim gibi gelir. ona hizmet ediyormuşum gibi. kocasının hayvani duygularını dindiren bir köle, içindeki şiddeti akıtacağı bir gider, toksikliğini berraklaştıracak bir antidot... kocasıyla her seviştiğimde zafer kazanan o oluyor biliyorum, kocası her bana vurduğunda her kavgamızda evi o denli huzur doluyor. kıskanmıyorum ama deli gibi "o" olmak istiyorum, kendimi sevebilmek istiyorum, kocasını kapıya koyabilmek, bana hissettirdiğinin aksine bok gibi olanın kendi olduğunu benim ondan daha iyi olduğumu kocasının suratına bağırabilmek... bir kere olsun güçlü olabilmek. bunların hepsini yapabiliyor o.

penis küsmesi

nazarımda aktifliğiyle ün salmış, yakın zamanda torun tombalağı olmuş epey süredir görüşmediğim babacığa yazdığımda bana verdiği cevap:

"penis küsmesi olmuş artık eskisi gibi değil"

canım dedem kim dedi sana bu lafı, ulan erektil disfonksiyon de, sertleşme sorunu de, hadi hepsini geçtim kuş kalkmıyor falan de, penis küsmesi ne?

olgunların en sevdiğim yanı bu işte, beyinleri az çalışıyor, böyle babacıkları çekmek istiyorum kendime. penisinizin boynunu bükmeyin, küstürmeyin dedelerim, daha sağlıklı penisler için ben hep yanınızdayım. :*

not: yazık bir olgun tarafından eksilenmişim, püüü size verdiğim emeklere

ingiliz aksanının çok seksi olması

eargasm dedikleri şey, bayılıyorum.
örneğin;

ayı sözlük yazarlarının nicklerinin gizli anlamları

pek gizli bir anlamı yok, birkaç anlamı var.

1) çabucak okunan, ardından pek iz bırakmayan gündelik yazılar için kullanılıyormuş

2) senenin belli zamanlarında yeterli koşullar oluşursa yetişen kısa dönemli bitki

3) martin eden'in okuduğu bir şiir, aynı zamanda bu şiiri kim okusa kendi yazmakta olduğu şeyi yazmaktan vazgeçermiş.

yok öyle büyük bir neden, fonetiği de hoşuma gidince almış bulundum.

akp'nin iyice homofobik bir çizgiye gelmiş olması

akp homofobi yapmıyor, nefret suçu işliyor. tabii bunun bir önemi var mı, yok. o çizgi çoktan geçildi. halkın gözünde lgbti artık bir terör örgütü, düşünün ki bunca açlığa yoksulluğa torpile adam kayırmaya rağmen insanlar chpkk diyerek chp'ye oy vermedi. insan ırkı var olduğundan beri yöneticiler insanları terörle konsolide eder. e artık pkk var diyemedikleri için yeni bir terör örgütüne ihtiyaçları vardı, o da biz olduk. bu saatten sonra hiçbir şey bizim açımızdan iyiye gitmez, dendiği gibi hükümet değişse bile gitmezdi. görüp görebileceğimiz max şey tip'in asla seçilmeyecek bir sıraya bir trans bireyi aday koyması, o da zaten artık olmaz.

yeni türkiyedeyiz artık, burada bize yer yok. daha da radikalleşecekler, doktorlara psikologlara lgbti'nin hastalık olduğuna dair broşürler hazırlatılıyor. cinsiyet değiştirme ameliyatlarının önüne çok büyük engeller getiriliyor. kapımıza çarpı koymaya bir adım uzaklar sadece. herkese bol şanslar diliyorum bundan sonrası için, umarım herkes sağlıklı iyi mutlu olabilir.