geçenlerde genç yaşta ölen bir iş arkadaşımızın cenaze törenine gittik. ölüm, mesleğim gereği aşina olmadığım ya da garipsediğim bir şey değil; yeni doğmuş, 100 yaşında, gebe, genç erkek/kadın çok ölümü bizzat gördüm. bu konuda çok ketumum sanıyorum.
törende ölen kişinin vasiyeti üzerine arkadaşı konuşmasını bitirince çaldı old friends'i. birbirlerine söz vermişler hangimiz önce ölürse diğeri törende bu şarkıyı çalsın diye. çok etkilendim, hiç böyle bir şey söylemediğimizi düşündüm birbirimize arkadaşlarımla, partnerimle. tabii kültür gereği cenazemizde şarkı çalmak mezar başında garip olabilirdi ama, müziğin hayatımdaki önemini hatırlayınca ben de arkadaşlarıma bir şarkı attım. ölürsem sonrasında dinleyin diye.
ne güzel şarkıdır old friends, keşke böyle karşılaşmamış olsaydık tekrar.
"can you imagine us years from today
sharing a park bench quietly?
how terribly strange to be 70
old friends, memory brushes the same years
silently sharing the same fears."
çayımızı çöreğimizi aldık yağmuru izlemek için şehrin dışına akan yollara düştük. dolunay arefesi olması biraz keyif kaçırıyor tabii ancak bu harika doğa olayının olabildiğince keyfini çıkarmak istiyorum.
3 gün bir yayla evinde sıcak şarap, birkaç dost, the national'ın bugün yayınladıkları konser kaydı ve yağmurla geçecek. eskiden olsa muhtemelen kendime off day vermezdim, illa yanıma birkaç iş alırdım. büyüdükçe böyle anların değerini anlıyorum galiba. 26. yaşıma bir hediye; hadi gökyüzü, hadi geminid yap şovunu!
kişiye saldırmak/karalamak, benzetmeye dayalı karalamak, ispat yükümlülüğü, durumsal kişi karalamak, ''sen de...'' cümleleriyle karalamak, otoriteye başvurarak karalamak, cımbızlama, indirgemecilik, geleneğe başvurma vs. gibi başlıklarda incelenebilir. bir üst entry'de paylaşılan linkte türler güzel özetlenmiş.
bir de tartışmalarında buna başvuran kişilerin bindiği trenin vagonları bununla sınırlı da değil genelde. whataboutizm, tokenizm, doxing, hipermoralizm, ostrasizm vs. hepsine düşerler.
size böyle gelen lowbrow'larla hiç münakaşa etmemek en sağlıklısı. müzakere kültürü insanın içinde olması ve en geç 20'lerin başında kazanılması gereken bir şey. sonradan gelişmiyor.
ayrıca bu konuda daha detaylı okuma yapmak isteyenlere aristotales'in ''sofistçe çürütmeler'' kitabını önerebilirim.
edit: link veren yazar entry'sini silmiş, biraz boşa düşmüş oldu. scotopia videosunda bahsediyor biraz.
bu seneki geminid meteor yağmurunu oldukça enteresan bir zamanda izleyeceğiz.
aralığın 13'ü cumaya denk geliyor. üstelik 15'inde dolunay var. bunların arasında da 13-14 ve şanslıysak 15'inde yağmuru izleyebileceğiz. geçen sene ay hilâldi, bu sene dolunayın olması şansızlık oldu yine de şafak vakti ayağa dikecek beni bu güzellik.
aralığın 14'üne bahri günleri başlayacak. hikayeye göre sabah yıldızının oğlu keyks ile rüzgarlar kralının kızı alkyone birbirlerine aşık olur, bir gün keyks'in gemisi batıp cesedi suya vurunca alkyone suyun üzerinden adeta uçarak geçer ve sevdiğinin bedenine sarılır. tanrı zeus, keyks'i boğulmasın diye dalgıçkuşuna, alkyone'u ise suyun üstünde aksın diye bahrikuşuna dönüştürür. aynı zamanda aralığın 14'ünü de fırtınasız kılar ki bahrikuşları sevdiklerine uçabilsinler. zeus bu sene de çalışırsa fırtınasız bir gökte yağmuru daha net izleyebiliriz.
ayrıca birkaç yüzyıl öncesinde yaşasak cadılar için oldukça kanlı âyinler olurdu muhtemelen. 13 cuması, dolunay ve meteorlar...
off günümde flörte kısır yapmak için maydonoz ve nane toplayayım diye bahçeye indiğimde geçen ektiğim dereotlarının yeşerdiğini görmek... çok seviyorum böyle anları, mutluluğun/mutsuzluğun bir iklim değil hava durumu olduğunu ve bazen karabulutlarla kaplansam da elbet güneşin de bulutların ardından çıkacağını bana hatırlatıyorlar.
lisemden arandım ben de. bu zamana kadar hiç gitmediğim için artık aramazlar diye düşünmüştüm ama... ülke değiştirmeden son bir kez hocalarımı görmek için gitmeye karar verdim. liseden kalan birkaç arkadaşımla zaten halihazırda görüşüyorduk. işe yarar bir şey'deki leyla gibi hissediyorum. kibirli, mesafeli, duvarlı efemerid lise yemeğine gidiyor ha, enteresan.
koca bir medfen burası, yazdıklarımız da hüve’l-bâkīli mermerler. bir gün bakıp ya işeyecekler ya da papatya ekecekler. "artık senin mekânın servilik altında bir yermiş" dedirtelim.
anal seks abartılıyor.
iki erkeğin birbirine en yakın olduğu, türlü duyguların eşlik etmesi gereken seksin aşamalarından biridir.
heteronormatif dayatmanın getirdiği anlayış üzerine yanlış yorumlanıp yanlış beklentilere sokabilir insanı. ilk seksinize gerdekmiş gibi davranmayın.
biri sizin içinize girecek, derinlerinizde bir parçasını gezdirecek. size zevk verecek, onun beyninin kimyasal dengesiyle oynuyor olacaksınız. siz de ona zevk vereceksiniz.
bu sevdiğiniz bir erkekle oluyorsa cennetvari bir deneyim olacak. aksiyonlarla değil duygularla düşüncelerle ilgilenmeye bakın.
sevgilinizi içinize alıyorsunuz, vücutlarınız birleşiyor, ayaklarınızı vücuduna sarıyorsunuz. gözleriniz birbirine kenetlenmiş. tüm bunlar olurken tabii ki acı da olacak, zorlanacaksınız da. ama tüm bunlar seksin bir parçası zaten. kimi günler penetrasyona bile gerek duymadan birbirinizi boşaltıyor olacaksınız.
her şeyin ilki zordur, bunu bu kadar önemseyip bundan korkup yıllarca kendini seksten uzak tutan insanlar var.
arkadaşlar seks penetrasyonun çok ötesinde beyninizin içinde olan bir şey. öyle olmasaydı mastürbasyon da yapamazdık. mastürbasyondan farklı olarak, artık yanınızda biri daha var. ve artık bu zevki iki kişi yaşıyorsunuz, bunu yaşarken de birbirinize yardımcı oluyorsunuz. bu kadar basit...
kendinizi germenize korkmanıza gerek yok. iyi temizlenin, iyi yağlanın yeter. gerisi beyninizde.
bir de şu "sevdiğiniz insanla olmalı" kafasından çıkın, sevdiğiniz değil istediğiniz insanla olmalı.
eylülün sonlarına doğru rus orta yaşlarda gayet hoş bir adam gelmişti istanbul'a. instagramda bir süredir like'laşıyorduk. açıkçası ilgimi de epey çekmişti. istanbul'a geldiğini haber verdiğinde çok heyecanlanmıştım, bildiğin rus ayısı bi tip, sarı uzun sakalları, kırışık göz çevresi ve kıllı bir vücut...
tabii hemen bilet bakıyorum hızlıca yanına uçabilmek için. kendisi otel tutmuş.
istanbul'a indi, otelde dinlenecek ben de sözde ankaradan yanına geleceğim. telefonda konuşuyoruz, bir anda benimle seksini kaydetmek istediğini ve ileride izlemek için bunu yapmak istediğini söyledi. ben tabii has anadolu çocuğu, yer mi bunları. biraz ağzını aradım ve onlyfans'e başladığını öğrendim. daha öncesinde de lafı geçmiş ve benim onlyfans'le hiç ilgilenmediğimi takip etmediğimi öğrenmişti. yani hiç haberim olmadan pornom yayılabilirdi. tabii ağzına sıçtım bunun, biletimi de yaktım. yalvardı, yüzünü buzlayacaktım dedi ama nafile. en son para teklifi yapınca iyice uyuz oldum. içimde ne varsa ingilizce bildiğim ne kadar küfür varsa ettim herife.
o defter kapanmıştı. dün twitter'da porno izleyeyim diye dolaşırken bir türk porno hesabı gördüm, bir onlyfans içerik üreticisi. biraz bakayım diye tıklar tıklamaz kabak gibi bizimkiyle olan pornosunun trailer'ını gördüm.
o reddettiğim sarışın rus ayısı bizim onlyfans'çıyı delmiş resmen. gerçekten güzel bir seksi kaçırmış oldum. tabii buzlanmış bile olsa seksimin bir yerlere yayılmasını istemem ama adamın penisi o kadar güzel ki... uncut, damarlı ve gayet kalın. dişimi doldururdu yani.
işte o an onlyfans'tan etimle kemiğimle nefret ettim. tek içimi ferahlatan şey bizim türkün de gayet iyi hakkını verniş olmasıydı, o yarrak öyle sürülmeliydi, gerekeni yapmış. ama
o rus ayısı benimdi, benim olabilirdi.
orada, bi rus ayısı var uzakta, o rus ayısı bizim ayımızdır diyemedim. neyse sağlık olsun, allah belanı versin onlyfans.
24, iki ay sonra 25 olacak, garip yaşlar. bir kaç sene önce gecenin bi vakti parkta kapşonu çekmiş taladro dinleyerek sigara içen sakalsız tüysüz çocuktum, tabi artık bu yaşları da gençten sayıyorlar ama bıyıklı göbekli bir gençlik, arkam ergenliğe yaslanıyor önüm orta yaşlara doğru gün sayıyor, böyle iki arada bir derede.
pusulan bozuk değilse.. hayatta aktif bir arayışın yoksa bile er yada geç gözüne kestirdiğin biri olur yada biri seni gözüne kestirir. ama pusula bozuk ise.. öyle insanlar gelir ki hayatına sonuna kadar doğru olmadığını düşündüğün ama o'nun yüzünden dibine kadar "doğru" hissettiğin.. pişman olabileceğin şeyler yaparsın. belki yine bulursun birini ama pusulan iyice şaşar.. umudun tükendiği yerde pusulayı usulca bir kenara bırakırsın...
2025 aile yılını ardımızda bıraktığımız şu günlerde, öldürülen onca lgbt+bireyleri de anarak, 2026 yılında en azından nefretle öldürülmeden yaşamak istiyorum..
valilik mekanın beyoğlu kaymakamlığı tarafından kapatıldığını açıkladı. kruvaziyer gemisindeki yolcuları mekanına davet etmesiyle başlatılan cadı avının hedefi oldu. böylece gemiyle gelen lgbti yolcuların ülkeye sokulmamasıyla artık hiçbir eşcinsel ülkeye giriş yapamayacak, hiçbir taksici onları dolaştıramayacak, hiçbir esnaf eşcinselleri kazıklayamayacak ve hiçbirinden vergi kazanılamayacak. türkiye’de eşcinsellik mekanın kapanmasıyla sona erecek, artık tek yön devri bitecek ve lgbti mensupları başka yönlere ve yönelimlere geçecek ve hepimiz heteroseksüel bir çatı altında o meşhur hoşgörü ikliminde yaşamaya başlayacağız.
arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.
yazdıkları sözler o kadar samimi ki, resmen birisi günlüğünüzü almış ve şarkı yapmış gibi hissettiriyor. hayatımın her dönemine dair bir şeyler bulabiliyorum şarkılarında.
zamanında gözaltına alınıp salınan, onur yürüyüşlerinde onurla yürüyen, lgbti+ kimliğini koruyan queer bir gazeteci, muhabir, siyasetçi. selam sana imparator.
eylülün sonlarına doğru rus orta yaşlarda gayet hoş bir adam gelmişti istanbul'a. instagramda bir süredir like'laşıyorduk. açıkçası ilgimi de epey çekmişti. istanbul'a geldiğini haber verdiğinde çok heyecanlanmıştım, bildiğin rus ayısı bi tip, sarı uzun sakalları, kırışık göz çevresi ve kıllı bir vücut...
tabii hemen bilet bakıyorum hızlıca yanına uçabilmek için. kendisi otel tutmuş.
istanbul'a indi, otelde dinlenecek ben de sözde ankaradan yanına geleceğim. telefonda konuşuyoruz, bir anda benimle seksini kaydetmek istediğini ve ileride izlemek için bunu yapmak istediğini söyledi. ben tabii has anadolu çocuğu, yer mi bunları. biraz ağzını aradım ve onlyfans'e başladığını öğrendim. daha öncesinde de lafı geçmiş ve benim onlyfans'le hiç ilgilenmediğimi takip etmediğimi öğrenmişti. yani hiç haberim olmadan pornom yayılabilirdi. tabii ağzına sıçtım bunun, biletimi de yaktım. yalvardı, yüzünü buzlayacaktım dedi ama nafile. en son para teklifi yapınca iyice uyuz oldum. içimde ne varsa ingilizce bildiğim ne kadar küfür varsa ettim herife.
o defter kapanmıştı. dün twitter'da porno izleyeyim diye dolaşırken bir türk porno hesabı gördüm, bir onlyfans içerik üreticisi. biraz bakayım diye tıklar tıklamaz kabak gibi bizimkiyle olan pornosunun trailer'ını gördüm.
o reddettiğim sarışın rus ayısı bizim onlyfans'çıyı delmiş resmen. gerçekten güzel bir seksi kaçırmış oldum. tabii buzlanmış bile olsa seksimin bir yerlere yayılmasını istemem ama adamın penisi o kadar güzel ki... uncut, damarlı ve gayet kalın. dişimi doldururdu yani.
işte o an onlyfans'tan etimle kemiğimle nefret ettim. tek içimi ferahlatan şey bizim türkün de gayet iyi hakkını verniş olmasıydı, o yarrak öyle sürülmeliydi, gerekeni yapmış. ama
o rus ayısı benimdi, benim olabilirdi.
orada, bi rus ayısı var uzakta, o rus ayısı bizim ayımızdır diyemedim. neyse sağlık olsun, allah belanı versin onlyfans.
anal seks abartılıyor.
iki erkeğin birbirine en yakın olduğu, türlü duyguların eşlik etmesi gereken seksin aşamalarından biridir.
heteronormatif dayatmanın getirdiği anlayış üzerine yanlış yorumlanıp yanlış beklentilere sokabilir insanı. ilk seksinize gerdekmiş gibi davranmayın.
biri sizin içinize girecek, derinlerinizde bir parçasını gezdirecek. size zevk verecek, onun beyninin kimyasal dengesiyle oynuyor olacaksınız. siz de ona zevk vereceksiniz.
bu sevdiğiniz bir erkekle oluyorsa cennetvari bir deneyim olacak. aksiyonlarla değil duygularla düşüncelerle ilgilenmeye bakın.
sevgilinizi içinize alıyorsunuz, vücutlarınız birleşiyor, ayaklarınızı vücuduna sarıyorsunuz. gözleriniz birbirine kenetlenmiş. tüm bunlar olurken tabii ki acı da olacak, zorlanacaksınız da. ama tüm bunlar seksin bir parçası zaten. kimi günler penetrasyona bile gerek duymadan birbirinizi boşaltıyor olacaksınız.
her şeyin ilki zordur, bunu bu kadar önemseyip bundan korkup yıllarca kendini seksten uzak tutan insanlar var.
arkadaşlar seks penetrasyonun çok ötesinde beyninizin içinde olan bir şey. öyle olmasaydı mastürbasyon da yapamazdık. mastürbasyondan farklı olarak, artık yanınızda biri daha var. ve artık bu zevki iki kişi yaşıyorsunuz, bunu yaşarken de birbirinize yardımcı oluyorsunuz. bu kadar basit...
kendinizi germenize korkmanıza gerek yok. iyi temizlenin, iyi yağlanın yeter. gerisi beyninizde.
bir de şu "sevdiğiniz insanla olmalı" kafasından çıkın, sevdiğiniz değil istediğiniz insanla olmalı.
koca bir medfen burası, yazdıklarımız da hüve’l-bâkīli mermerler. bir gün bakıp ya işeyecekler ya da papatya ekecekler. "artık senin mekânın servilik altında bir yermiş" dedirtelim.
lisemden arandım ben de. bu zamana kadar hiç gitmediğim için artık aramazlar diye düşünmüştüm ama... ülke değiştirmeden son bir kez hocalarımı görmek için gitmeye karar verdim. liseden kalan birkaç arkadaşımla zaten halihazırda görüşüyorduk. işe yarar bir şey'deki leyla gibi hissediyorum. kibirli, mesafeli, duvarlı efemerid lise yemeğine gidiyor ha, enteresan.
anal seks abartılıyor.
iki erkeğin birbirine en yakın olduğu, türlü duyguların eşlik etmesi gereken seksin aşamalarından biridir.
heteronormatif dayatmanın getirdiği anlayış üzerine yanlış yorumlanıp yanlış beklentilere sokabilir insanı. ilk seksinize gerdekmiş gibi davranmayın.
biri sizin içinize girecek, derinlerinizde bir parçasını gezdirecek. size zevk verecek, onun beyninin kimyasal dengesiyle oynuyor olacaksınız. siz de ona zevk vereceksiniz.
bu sevdiğiniz bir erkekle oluyorsa cennetvari bir deneyim olacak. aksiyonlarla değil duygularla düşüncelerle ilgilenmeye bakın.
sevgilinizi içinize alıyorsunuz, vücutlarınız birleşiyor, ayaklarınızı vücuduna sarıyorsunuz. gözleriniz birbirine kenetlenmiş. tüm bunlar olurken tabii ki acı da olacak, zorlanacaksınız da. ama tüm bunlar seksin bir parçası zaten. kimi günler penetrasyona bile gerek duymadan birbirinizi boşaltıyor olacaksınız.
her şeyin ilki zordur, bunu bu kadar önemseyip bundan korkup yıllarca kendini seksten uzak tutan insanlar var.
arkadaşlar seks penetrasyonun çok ötesinde beyninizin içinde olan bir şey. öyle olmasaydı mastürbasyon da yapamazdık. mastürbasyondan farklı olarak, artık yanınızda biri daha var. ve artık bu zevki iki kişi yaşıyorsunuz, bunu yaşarken de birbirinize yardımcı oluyorsunuz. bu kadar basit...
kendinizi germenize korkmanıza gerek yok. iyi temizlenin, iyi yağlanın yeter. gerisi beyninizde.
bir de şu "sevdiğiniz insanla olmalı" kafasından çıkın, sevdiğiniz değil istediğiniz insanla olmalı.
eylülün sonlarına doğru rus orta yaşlarda gayet hoş bir adam gelmişti istanbul'a. instagramda bir süredir like'laşıyorduk. açıkçası ilgimi de epey çekmişti. istanbul'a geldiğini haber verdiğinde çok heyecanlanmıştım, bildiğin rus ayısı bi tip, sarı uzun sakalları, kırışık göz çevresi ve kıllı bir vücut...
tabii hemen bilet bakıyorum hızlıca yanına uçabilmek için. kendisi otel tutmuş.
istanbul'a indi, otelde dinlenecek ben de sözde ankaradan yanına geleceğim. telefonda konuşuyoruz, bir anda benimle seksini kaydetmek istediğini ve ileride izlemek için bunu yapmak istediğini söyledi. ben tabii has anadolu çocuğu, yer mi bunları. biraz ağzını aradım ve onlyfans'e başladığını öğrendim. daha öncesinde de lafı geçmiş ve benim onlyfans'le hiç ilgilenmediğimi takip etmediğimi öğrenmişti. yani hiç haberim olmadan pornom yayılabilirdi. tabii ağzına sıçtım bunun, biletimi de yaktım. yalvardı, yüzünü buzlayacaktım dedi ama nafile. en son para teklifi yapınca iyice uyuz oldum. içimde ne varsa ingilizce bildiğim ne kadar küfür varsa ettim herife.
o defter kapanmıştı. dün twitter'da porno izleyeyim diye dolaşırken bir türk porno hesabı gördüm, bir onlyfans içerik üreticisi. biraz bakayım diye tıklar tıklamaz kabak gibi bizimkiyle olan pornosunun trailer'ını gördüm.
o reddettiğim sarışın rus ayısı bizim onlyfans'çıyı delmiş resmen. gerçekten güzel bir seksi kaçırmış oldum. tabii buzlanmış bile olsa seksimin bir yerlere yayılmasını istemem ama adamın penisi o kadar güzel ki... uncut, damarlı ve gayet kalın. dişimi doldururdu yani.
işte o an onlyfans'tan etimle kemiğimle nefret ettim. tek içimi ferahlatan şey bizim türkün de gayet iyi hakkını verniş olmasıydı, o yarrak öyle sürülmeliydi, gerekeni yapmış. ama
o rus ayısı benimdi, benim olabilirdi.
orada, bi rus ayısı var uzakta, o rus ayısı bizim ayımızdır diyemedim. neyse sağlık olsun, allah belanı versin onlyfans.
koca bir medfen burası, yazdıklarımız da hüve’l-bâkīli mermerler. bir gün bakıp ya işeyecekler ya da papatya ekecekler. "artık senin mekânın servilik altında bir yermiş" dedirtelim.
kişiye saldırmak/karalamak, benzetmeye dayalı karalamak, ispat yükümlülüğü, durumsal kişi karalamak, ''sen de...'' cümleleriyle karalamak, otoriteye başvurarak karalamak, cımbızlama, indirgemecilik, geleneğe başvurma vs. gibi başlıklarda incelenebilir. bir üst entry'de paylaşılan linkte türler güzel özetlenmiş.
bir de tartışmalarında buna başvuran kişilerin bindiği trenin vagonları bununla sınırlı da değil genelde. whataboutizm, tokenizm, doxing, hipermoralizm, ostrasizm vs. hepsine düşerler.
size böyle gelen lowbrow'larla hiç münakaşa etmemek en sağlıklısı. müzakere kültürü insanın içinde olması ve en geç 20'lerin başında kazanılması gereken bir şey. sonradan gelişmiyor.
ayrıca bu konuda daha detaylı okuma yapmak isteyenlere aristotales'in ''sofistçe çürütmeler'' kitabını önerebilirim.
edit: link veren yazar entry'sini silmiş, biraz boşa düşmüş oldu. scotopia videosunda bahsediyor biraz.