dans etmek

müziğin ritmi ile fiziksel hareketliliğin inanılmaz uyumu.
dans etmek, insan da bir rahatlama ve tatlı bir yorgunluğa neden olur.
dans ı bilenin de bilmeyeninde, müziğe kendisini kaptırarak kendi kendini motive etme hali.
sessiz sakin, sıradan görünen pistlerin üzerinde hareket ettikçe nasıl başka dünyalara dönüştüğüne ve hatta insanın kendini o dünyaların yıldızı gibi hissetmesine vesile aktivite.
çıplak ayakla yapılmadığı sürece asıl tadına pek varılamaz.
herne kadar ben çok iyi olmasamda özgürlüğü sembolize eden en güzel aktivite olduğuna inanmışımdır hep. emma goldman aplamızın dediği gibi: dans edemediğim devrim devrim değildir
pek beceremediğim ancak metronomdan da hallice olduğumu düşündüğüm hareketler topluluğu. itiraf edeyim şu videolardaki figürleri arasıra evde denemiyor değilim.

http://ayisozluk.com/lnk.in/dd0578


pina bausch ; ''tanzt, tanzt sonst sind wir verloren'' yani ''danset, danset ; yoksa yok olup gideceğiz..'' sözüyle ne kadar önemli bir aktivite olduğunu hissettirmiştir.
hayatta belki de bütün düşüncelerimin ve duygularımın birleşimini
gösterebildiğin en iyi şey.
dans ettikten sonra sonra bir de kendini videoda izlemek vardır ki
o en garip şeydir.
"bu ben miyim?" tarzında şoklar içine giriyorum her seferinde.
ruhunu özgür kılmaktır. bedenin hareket etmesi şarttır. nasıl ki şampanya şişesini sallamazsan fışkırmazsa bedeni sallamazsan da ruh özgürleşemez. müziğin hangi tarz olduğu o kadar da önemli değildir tınıyı yakalamaktır marifet.