eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

sorunu başkasında aramamalısınız. eğer bir ilişki iki kişi arasında ise ve bir yarınsızlık var ise sorumlusu o iki kişidir. kaç eşcinsel sevgili birbirine sadık?
mungan'ın düşünsel derinliğine yakıştırılamayacak düzeyde hatalı bir genelleme.
hetero ilişkilerin de birçoğu yarınsızdır artık. evlenirken bile amaaan olmazsa boşanırım naapim diye evlenenler var. tabi genelleme yapmamak gerek.
sabrın, toleransın, değerlerin ve anlamların oldukça düşüp nerdeyse yok olma düzeyine geldiği şu zamanlarda, söylenebilecek bir laf evet. *

*
söylenen kişinin muhtemelen kendi tecrübelerine dayanarak yaptığı ve popüler söz üretme amacı kokan gereksiz bir genelleme
türkiye'de yaşayanlar için maalesef doğru bir genelleme. en basitinden biseksüel ve aile baskısı gören bir erkek düşünün. onun karşısına çıkan bir kadın, birlikte olduğu erkekten daima daha önde. çünkü o kadınla evlenebilir, ondan çocuğu olabilir. böylece aile baskısından da kurtulmuş olur. *
ilişki içindeki ya da henüz dışındaki eşcinsellerin bireysel yarınsızlığı kadar acı verici değildir. henüz yok edilmek istenirken birbirimizi var edememişiz çok mu?
fazlasıyla melankolik ve arabesk bir yaklaşım. kim yarınından haberdar ki? kaç gün ömrün olduğunu biliyor musun? hetero ilişkilerin yarını olduğundan nasıl emin oluyorsun? bir yastıkta kocamak üzere bir araya gelen insanların o ilişkiyi nasıl sürdüklerini biliyor musun? sorsan birçoğu "sıçayım böyle yarının içine!" der. bir ilişkiyi üretmek, var etmek, sürdürmek insanların elinde bence. geçinmeye, sadık kalmaya, sürdürmeye niyetin varsa yarının da olur. yok daldan dala konayım niyetindeysen zaten yarını gözden çıkarmışsın demektir.
bunu en son sevgilim demişti bana. "senle evlenmicez sonuçta bir sonumuz yok" dedi ve 1 ay sonra da aldattı. bana göre yarınsızlık denklemi sadakatsiz adamın can simidi. birbirinin olmak için söz veren iki insan gerçek anlamda sadık kalmayı başarıyorsa ölene kadar birlikte yaşlanabilir.

bu biraz algı-talep meselesi aslında. yarınsızlığı salt eşcinselliğe yıkmamak lazım. kaldı ki hetero ilişkilerde de yarınsızlık önermesi geçerli. 2 hafta önce 20 yıllık evli bir çifti boşadım eee hani nerde yarın kardeş al bunlar hetero işte!?!
resmiyeti olmadığı sürece yarınsızlık devam edecektir .
sonumuz yoktu derler ya, onun örneği, heterolar için geçerli olan şeyler eşcinseller için biraz daha geçerli, zira biz hiç evlenemeyeceğimiz, erkek doğasına sahip olduğumuz, artık tahamülümüz kalmadığı ve etrafta dikkat dağıtıcı çok fazla şey ve kişi olduğu için sadakat mevzusunun giderek zorlaştığı, bilhassa yeni uygulamalarla aldatmaya ve aldatılmaya her zamankinden açık olduğumuz için eşcinseller için daha geçerli bir önerme. amasya'nın bardağı biri olmadı biri daha deyip ilk tökezlemede bitiriliveriyor ilişkiler veya çük şişede durduğu gibi durmadığı için...
büyük oranda doğru olan ifade.

- ortamlar, sosyal platformlar/uygulamalar
- tamamına yakın bir eşcinsel kitlenin "gizli" olması dolayısıyla bir gün "hetero evlilik" yapma ihtimali/baskısı ve bununla birlikte yaşlanınca, hastalanınca yalnız kalma korkusundan ve çevre baskısından kaynaklanan sıkıntı
baydı, yeter bu kadar. geleceği yok. o kadar. vardır diyen yalan söyler, kendini aldatır, üzülür. inanan her zaman kaybeder. gönül eğlendiren, kullanan, yıkan devam eder hayatına. geride kalansa kendini yiyip bitirir ya da ortama uyup piç olur adeta ya da elini eteğini çeker tamamen.
anı yaşayın. bir süre sonra ilişkinizin bir yarını olmasını istemediğinizi görüyorsunuz zaten.
valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.
evet genel baktığın zaman, hiçbir şeyin yarınının garantisi yok. ilişkilerin de, hetero ilişkilerin de... ama seversen, sevilirsen ama gerçekten olursa bunlar; inanıyorum mümkün bu düşünceyi kırmak.

aklı başka yerde olanla zaten olmaz, emin olmayanla...
resmi evliliklerin de durumu neredeyse yarınsızlıklar üzerine kurulu olmaya çoktan başladı. fakat eşcinsellerde miras hakkı, gelecek kaygısı, evlat edinme hakkı gibi işlerin olmayışı da olumsuz bir faktör. bir süre sonra insanlar istediği an kafasına göre kapıyı çekip çıkabiliyor. artık ilişkileri sonlandırmak dahi kimseye acı vermiyor. üzgünüm.
genelde tanışmayla başlayıp sevişmeyle sonlanan ilişki türü.çünkü biz genelde seviştikten sonra tanışıyoruz sex uyumu yakalanmayınca da yollar ayrılıyor,normalde ise tanışıp uzun süre cinsellik noktasına gelene kadar flört ediliyor. sonunda uyum yakalanmazsa yine yollar ayrılıyor ama aradan aylar hatta yıllar geçtiği için yarını varmış gibi bir yanılgı oluşuyor.
heteroseksüel ilişki, eşcinsel ilişki hangi ilişki türü olursa olsun hiçbir ilişkinin yarınını bugünden kestiremez kimse. eğer ki kestirebiliyor olsalardı senelerce beraber kaldıktan sonra boşanmaktansa hiç başlamazlardı. demek ki bir şeyler, insanlar her zaman değişiyor. düşünceler değişiyor, istekler hayaller değişiyor. küçükken nefret ettiğin bi sebzeyi büyüdüğünde sevmen gibi. senelerce hetero bir ilişkideyken bir anda hemcinsine ilgi duyabilir insan. insan enteresan bir varlık. ilişkilerden ziyade insan yarınsızdır.
kesinlikle katılıyorum. bunun cinsel yönelimlerle ilgisi olduğunu düşünmüyorum, genel olarak erkeklik ile ilgili. etrafınızda heteronormatif ilişkilere baksanıza, aldatılmayan ya da aldatmayan var mı? hala devam ettiriyorlar ne için.?
üniversitede iken evli bir adamla işi büyütmüştük, bayağı bayağı sevgili sevgili takılıyoruz, çok güzel bir pastanede çalışıyordu, bana kendi tarifi kurabiyeler yapıyordu, neyse ne. ne oldu bir gün? karısı aradı beni. şok. kadın ile oturdum ve o kadın demişti ki; ben yıllardır kocamı biliyorum, yani bilirsin, arada kaçamak yapmasına da izin veriyordum, ama sizinki başka olmaya başladı, ... düşünsenize şimdi her iki taraftaki ilişki ilişki mi? bir yandan da sürdürülmek zorunda kalan bir yandan da kurabiye kurabiye aşkla yanan bedenler. bıraktım ayıyı.
bir şekilde bitiyor, bitmek zorunda kalıyor, dayanamıyor, biseksüel ilişkimde olmuştu, dayanamadı çocuk, tıpı bitirip doktorlaşınca, büyüyen göbeği gibi egosu da büyüdü, heteronormatif ilişkiler bitmiyor, arada çocuk oluyor, erkektir oluyor,
not: kaç yasımda olursam olayım, hornete gireceğim ve kendimi suçlamıyorum, bizi hornet ya da benzeri hayatlara maruz bırakan toplumun kendisi ile mücadele etmeyi sürdürerek. inadına.
eşcinsel ilişkilerin bir çoğu kişiler öyle istediği için yarınsız. genelde bir çok eşcinsel "nasılsa evlenmicem, bari her çiçekten bal alayım" derdinde malesef. evet hetero ilişkiler de yarınsız, çünkü yine insanlar öyle istiyor. herkes, "kimin eli kimin cebinde belli olmasın" istiyor. dünya çok garipleşti. bir ilişki sürdürmek çok zor, hele ki eşcinsel bir ilişki. her ne kadar elinizden geldiğince sürdürmeye çalışsanız da bir süre sonra toplum baskısı, toplumun haberi olmasa dahi, sizi bitirmeye başlıyor yavaş yavaş. evlenmek zorunda bırakılmak, ailelerin bir şekilde öğrenmesi vs. adına ne derseniz deyin. bazen de siz istediğiniz kadar yarınınız olsun isteyin, çevresel nedenlerden dolayı bitmek zorunda kalıyor hem de severken, acıyla. ya da çok büyük fedakarlıklar yapmak zorunda bırakılıyorsunuz, ailenizden uzak yaşamak, onları görememek gibi. bence, zaten toplumca dışlanmış insanlar olarak eğer karşımıza gerçekten kafalarımızın uyuştuğu, dürüst birisi çıktıysa ona dört elle sarılmalıyız. çünkü bu devirde düzgün insan gerçekten hiç kolay bulunmuyor. bulduysan sonuna kadar gitmelisin, gerekirse onun için savaşmalısın. uğruna feda etmen gerekenleri gözardı etmeyerek tabi. sonuçta ailen de bir tane. *