plot twist

Durum: 314 - 3 - 0 - 0 - 10.04.2019 15:33

Puan: 4592 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

dancing with a ghost
  • /
  • 16

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

nerede olduğu belirlenip belirlenmediğini merak ettiğim zirvedir. ona göre bilet alalım erkenden neredeyse.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

ankara'daysa benim de katılacağım zirve olur.

albertcamus

biseksüelleri her fırsatta aşağılayıp genellemeler yapmaktan çekinmeyen ama kendisi hakkında yapılan aynı davranışlara nevrotik bir şekilde cevap veren kullanıcı. hayat güzel gemiler falan.

the red pill

redditin en leş, en seksist subreddit'lerden birisi sanırım. özellikle birini bulamayacak kadar sosyallik becerisi olmayan heteroseksüellerin mekanı.

lady gaga dinleyen gayin asıl amacı

şebnem ferah dinleyen ama kendini rafine bir dinleyici sanan insan
on beş yaşından sonra şebnem ferah dinleyen insan
hipster bile olamayan insan

bunlara bakınız koyabilirsiniz

kızlarla hiç denedin mi

ablama "açıldığımda" verdiği ilk tepkiydi. anadan babadan da keseceksin umudu.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

soft cell

tainted love cover'ları pek hoş olan müzik grubu.

ariana grande

son zamanlarda controversy'den controversy'e koşmaktadır. önce kanye west şeysi, daha sonra 7 rings klibindeki aşırı bronzlaşmış haliyle cultural appropiation, sonrasında da break up with your girlfriend klibindeki halleri queer baiting olarak değerlendirilen popstar.

albüm fena değil ama bengü'nün vakti zamanında dediği gibi, ariana ariana bana bay geldi, ben sıkıldım artık.

play dead

björk'ün en güzel şarkılarından biridir. ironik olarak, en az sevdiğim albümü olan ilk albümü "debut' ta bulunur ve albümü kapatır.

blackout

britney spears'in en iyi ve bu iyiliği de bir acaip olmasına borçlu olan albümü.

şu an depresyonda yazıyorum bu entry'i, belki o da beni etkiliyor. ama şunu demek istiyorum; bu albümdeki o "unutmak için dans et" havası başka hiç bir dans pop albümünde bu kadar yabancı, soğuk ve tehlikeli olmadı sanırım. albümün (bu hem sözlerde, hem de britney'nin hunharca autotune'lanan vokallerinde görülebilir) bir insanın duygularından kendisini soyutlaması, bunu bir "crazy night out" temasında işlemesi sanırım en güzel yeri. evet bu tema görmezden gelindiğinde bile şarkılar bayağı sağlam. gimme more, break the ıce, hot as ıce, heaven on earth falan hem tam bir banger, hem de her mükemmel pop şarkısı gibi hafiften deneysel. ama albümün asıl tadını veren o insanın kendi duygularına, dünyasına ve çevresindeki insanlara hissettiği yabancılaşma hissinin bir mainstream pop albümünde işlenişi (özellikle albümün context'ini bildiğinizde daha etkileyici) ve "why should ı be sad?" ile gerçek dünyaya, sorunlara ve kafa karışıklığına geri dönülen an.

hayatı güzelleştirme yolları

bildiğim ama hiç bir zaman gerçekleştiremeyeceğimden korktuğum bir öneri var.

"kafanın içinden çık"

wish you were gay

son zamanlarda çok fazla dinlediğim ve hafiften takıntı haline getirdiğim billie eilish'in son şarkısı. bayağı relatable, üzgün ve o ses efektleriyle yer yer garip olmuş. sevdik bunu da efenim.

starbucks

kendimi elit hissetmek istersem kesinlikle gitmeyeceğim kahvecidir. rahat olması, gittiğim şubesinin büyük olması ve başınızda bekleyen bir garson olmaması yüzünden tercih ettiğimdir. bir de çalışan baristaları seviyorum, iyi çocuklar. şiddetli depresyon yaşadığım ve tek konuştuğum insanların onlar olduğu zamanlarda ya ekstradan bir bardak kahve verirlerdi ya da halimi hatrımı sorarlardı "abi iyisin değil mi" diye. bu da gloria jeanslerde ya da bilimum kahvecilerde olduğundan daha samimi geliyor, onun da bir etkisi var.

bir de polar pijamamla günü kah okuyup kah netflixte takılarak sıkılınca da insanlara bakarak harcayabildiğim kalabalık olsa da ben de huzur yaratan bir mekan. en azından gittiğim şubesi öyle.

sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler

polar pijama ve salep iyi geliyor.

biseksüel

lgbt'nin b'si. gay kültürünün içindeler yani. biz nasıl seksbağımlısıdelikçierkekler isek heteroseksüel düzenin gözünde; onlar da delikfarketmezdiyenabazalar. bir de kendi içimizde saçma salak ön yargılarla daha fazla marjinalleştirmek yerine farklılığı kucaklasak. o tiksindiğimiz nefret söylemlerini, genellemeleri biz kullanmasak. savaş falan da olmasa ve pizza yiyince kilo versem. dünya daha güzel bir yer olur.

netflix vs hulu

lovely head

goldfrapp'ın ilk albümü felt mountain'in vertigo yaratan tekinsiz şarkısı.

katy perry

eksiye hazırım değer, şarkı mükemmel zira.

yazarlar sevgililer gününde ne yapıyor

termal çoraplarımı ve iki beden büyük polar pijamamı giydim bekliyorum.
  • /
  • 16

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

hiç sevgilisi olmamış ayı sözlük yazarları

bazen “nasıl olurdu” diye düşünüyorum. “neden böyle uzak kaldım” diye düşünüyorum sonra. cevap bulamıyorum. aslında basitti. gizliydim ben de herkes gibi ve etrafımda kendimi açabileceğim kimsem yoktu. bu çoğu kişinin yaşadığı bir şeydi. sonra gizliliğimden fedakarlıkta bulunmaya başladım. insanlarla buluştum, benim gibi olan. dinledim, güldüm, seviştim. sonra ayrıldık. çoğuyla sadece bir kere görüştüm. kaç insanla görüştüğümü bile hatırlamıyorum. bazen buluşup kahve içtik, bazen gay bara gittik, bazen seks yaptık, bazen playstation oynadık bu insanlarla ama hiçbiri hayatımda az da olsa kalıcı bir şekilde yer almadı. ya onlar başka yerlere gitti, ya da ben onlarla buluştuğum yerin misafiriydim, ya da ısınamadık tam olarak birbirimize. bazen seviştiğim kişilerle yeniden sevişmek bile istemedim. canım nasıl istiyorsa öyle davrandım. bir ideale kaptırmadım kendimi. ne mi oldu sonra?

bu tip anlık yakınlaşmalar hissizleştirdi beni. eskiden, korkakken, çekingenken kurduğum hayallerden o kadar uzaklaştım ki artık hayal bile kurmuyorum. sadece “nasıl olurdu” diye düşünüyorum. biriyle sevgili olsaydım nasıl olurdu? akşam eve geç geldiğimde beni merakla evde bekleyen, hastayken yanımda olan, beraber tatile gittiğim, beni kıskanan, kıskandığım, kötü kokarken bile sarılabildiğim, sarılarak uyuduğumbiri nasıl olurdu? aslında, birkaç kez sarılarak uyumayı denedim. yattığım kişi göğsümde uyurken hissizdim sadece. karakterini bilmediğim bir adamdı sadece göğsümdeki. güzel sevişiyordu, muhabbeti de iyiydi ama kimdi gerçekte? sevgili olmak farklı bir şey değil mi.. bilemiyorum.

yalnız bir yaşlı olarak ölme ihtimali çoğu eşcinselin aklından geçer. sanıyorum önemli olan bu ihtimal aklımıza geldiğinde bizde beliren duygu durumu. yalnız ölecek olmak çoğu insanı üzer. beni üzen, artık bu ihtimalin beni üzmemesi. ya da yalnızlığa alışmak mı oluyor bu? yine bilemiyorum.

“aşk, meşk işleri yalan” diyip kestirip atanlardan da olamadım, sevgili arayanlardan da. ortada kaldım yine anasını satayım. şimdi, bir erkekle yakınlaşsam, gerçekten birbirimizden hoşlansak ve sevgili olmaya doğru gitsek nasıl davranmam gerektiğini bile bilmiyorum. sevgili olmak nasıl bir şey, sahiplenmek, sorumlu hissetmek.. bunlar nasıl duygular? güzel ve kötü yanları geliyor aklıma. düşünebiliyorum sadece. sevgilim olsaydı, onu kaybetseydim. ne düşünürdüm? ne hissederdim? hayatım, hiç yaşamadığım ve belki de yaşamayacak olduğum bu ihtimalleri düşünmekle geçiyor. belki de her insan biraz böyle.

küçük odamda, tanıdığım herkese uzak bir coğrafyada sadece ayı sözlük’e dökebiliyorum içimi. bazen telefonumdaki gay uygulamalarındaki erkeklerden penis resimleri alıyorum. beğeniyorum, beğenmiyorum. kendimle başbaşa kalıyorum sonra yine. insan kendisiyle kalınca aklında bin tilki dolaşır. hayatlarımıza dair elimizde olan ya da olmayan bağlantılarımızı düşünürüz. akşamın bu saatinde, küçük odamda, “nasıl olurdu” diye düşünüyorum. bu gecemi buna ayırdım.

ihtiyaçlar hiyerarşisinin 3. basamağı bende hep eksik kaldı. belki bir gün o yer dolar. bilemiyorum. sadece ne hissettiğimi, istediğimi bilmek isterdim. insan kendisini tanımaya çalışırken bile bu kadar zorlanırken, bir başkasıyla nasıl bir bütün oluşturabilir? ben bunu yapamazken, başkaları nasıl yapıyor?

en iyisi yatayım.

duygularını saklayan erkek

duygu sömürücülerine karşı öğrenilmiş refleksini kullanan erkektir.
sömürge olmamak için baştan gizlemeli, karşı tarafın duygularından emin olunduğunda saklamayı bırakmalı.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

fortnite

epic games'in battle royale ve save the world gibi iki ayrı modu olan oyunu. epey beceri istiyor. ama alıştıktan sonra verdiği tatmin hissi pubg'ye kıyasla bir hayli fazla benim gözümde. save the world de fena değil. hatta görev çeşitliği sebebiyle battle royale'den daha çok sarıyor. silah yardımı alınır veya yapılır*.

skinny pantolon giyen erkeğin asıl amacı

belden altım belden üstüm kadar geniş ne giysem skinny. kendimi durduramıyorum.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

wish you were gay

billie eilish'in çıkardığı son tekli.


baby, ı don't feel so good
six words you never understood
ı'll never let you go;
five words you never say
ı laugh along like nothing's wrong
four days has never felt so long
ıf three's a crowd and two is us
one slipped away
ı just wanna make you feel okay
but all you do is look the other way
ı can't tell you how much ı wish ı didn't wanna stay
ı just kinda wish you were gay
ıs there a reason we're not through?
ıs there a twelveth step just for you?
our conversations are in blue
eleven heys
ten fingers pulling out my hair
nine times you never made it fair
ı ate alone at seven; six minutes away
how am ı supposed to make you feel okay?
when all you do is walk the other way?
ı can't tell you how much ı wish ı didn't wanna stay
ı just kinda wish you were gay
to spare my pride
to give your lack of interest an explanation
ı'm not your type
maybe ı'm not your preferred gender orientation
ı'm so selfish
but you make me feel helpless
and ı can't stand another day
ı can't stand another day
ı just wanna make you feel okay
but all you do is look the other way
ı can't tell you how much ı wish ı didn't wanna stay
ı just kinda wish you were gay
ı just kinda wish you were gay


bir erkeğin mastürbasyon videosundan zevk almak

sesli güldüm. gay olmanın ne demek olduğunu bilmeyen bir başlık ve metni.
karşı tarafın illa bir deliğe girip çıkması şart mı? oral anal? adamın vücudu kusursuz istediği kadar mastürbasyon yapsın her gün izlerim. sonuçta orada bakılan şeyler insanı ereksiyon etmesine yardım ediyorsa, keyifle gelmesine de yardımcı olur. zihinleriniz birilerine birşeyler itecek kadar sığ.

amkli konuşan eşcinsel

hay amk başladı yine edepli abilerimiz ahlak ve uyduruk eşcinsellik dersi vermeye. insanların kişisel özellikleri nede rahatsız ediciymiş. birinin anasına değil de babasına sövmek gerekiyor anlaşılan. amk da derim mk da amq de mq de. herşeyi derim. her söylenilen küfür eyleme geçmiyor. bi am'a bağımlılık gibi bir durum söz konusu değil. insanlar alışagelmiş küfürleri yapmak istediği için değil de sinirini atmak için kullanır amk. öğrenin artık.


(bkz:god is a woman) aman diyim ona da sövmeyin.

Toplam entry sayısı: 314

sözlüğe ne yazacağını bilememek

valla bak.. böyle iş yerinde mal gibi durdum birşeyler yazmaya çalışıyorum. o kadar enteresan bir hayatım yok ki yaptığım şeyleri öğle arasında banci campin yapmak diye başlıklar açayım. ya da aforizma da kasamıyorum, komik desen hiç değilim. bilemedim şimdi.

yazarların enerjisini yükseltip mutlu eden şarkılar



uzun zamandır bu şarkı.

albertcamus

biseksüelleri her fırsatta aşağılayıp genellemeler yapmaktan çekinmeyen ama kendisi hakkında yapılan aynı davranışlara nevrotik bir şekilde cevap veren kullanıcı. hayat güzel gemiler falan.

araplardan nefret etme sebepleri

blackout

britney spears'in en iyi ve bu iyiliği de bir acaip olmasına borçlu olan albümü.

şu an depresyonda yazıyorum bu entry'i, belki o da beni etkiliyor. ama şunu demek istiyorum; bu albümdeki o "unutmak için dans et" havası başka hiç bir dans pop albümünde bu kadar yabancı, soğuk ve tehlikeli olmadı sanırım. albümün (bu hem sözlerde, hem de britney'nin hunharca autotune'lanan vokallerinde görülebilir) bir insanın duygularından kendisini soyutlaması, bunu bir "crazy night out" temasında işlemesi sanırım en güzel yeri. evet bu tema görmezden gelindiğinde bile şarkılar bayağı sağlam. gimme more, break the ıce, hot as ıce, heaven on earth falan hem tam bir banger, hem de her mükemmel pop şarkısı gibi hafiften deneysel. ama albümün asıl tadını veren o insanın kendi duygularına, dünyasına ve çevresindeki insanlara hissettiği yabancılaşma hissinin bir mainstream pop albümünde işlenişi (özellikle albümün context'ini bildiğinizde daha etkileyici) ve "why should ı be sad?" ile gerçek dünyaya, sorunlara ve kafa karışıklığına geri dönülen an.

albertcamus

biseksüelleri her fırsatta aşağılayıp genellemeler yapmaktan çekinmeyen ama kendisi hakkında yapılan aynı davranışlara nevrotik bir şekilde cevap veren kullanıcı. hayat güzel gemiler falan.

araplardan nefret etme sebepleri

hoşlanılan adamın eski sevgilisinden bahsetmesi

artık hoşlanmama nedenidir.

yani hakkını vereyim şimdi yurt dışına çıkmışlar onu anlattı da bir saat telefonda bundan bahsedilmez. o arada dergi okudum, çay içtim, çamaşır topladım ama hala biz teksas'ta şuna gittik, vizemi böyle aldım, teyzesiyle yemeğe gittik diyordu ki başım dönmüş, yığılmışım kanepeye.

bu kadar öküz olmayın lan. asıldığım belli, hani kovalasın diye yapıyorsan ben üşengeç adamım anasını satayım. uyurum daha iyi.

ayı sözlük chat

discord hesabı açılması güzel bir plan. ama öyle bir şey olması halinde buraya çok uğranılmaz gibi.

sözlüğe ne yazacağını bilememek

valla bak.. böyle iş yerinde mal gibi durdum birşeyler yazmaya çalışıyorum. o kadar enteresan bir hayatım yok ki yaptığım şeyleri öğle arasında banci campin yapmak diye başlıklar açayım. ya da aforizma da kasamıyorum, komik desen hiç değilim. bilemedim şimdi.

sevgiliyle bilgisayar oyunu oynamak

sevgili kısmını bir türlü gerçekleştiremediğimdir.

evli bir erkekle ilişki yaşamak

bir kere flört aşamasındayken evli olduğunu bildiğim ama o sırada bunu çok umursamadığım bir adamla konuşurken kolunda kızının isminin yazdığı dövmeyi göstermişti de yerin dibine girmiştim kendi kendime. kimseyi yargılamak bana düşmez ama asla yapmayacağım bir şey olduğuna karar verdim o andan sonra.

ayı sözlük chat

dönen dramayı yakalayayım bir.

valentina <3 bana o thalia nın her üç ayda farklı pembe dizi çektiği altın zamanları hatırlatıyor.

“we love a good combination of fashon, talent and shadiness” kısacası

alttaki yazara soracaklarım var

heroes.

en son izlediğim film neydi ve hakkında ne düşünüyorsun ?

hoşlanılan adamın eski sevgilisinden bahsetmesi

artık hoşlanmama nedenidir.

yani hakkını vereyim şimdi yurt dışına çıkmışlar onu anlattı da bir saat telefonda bundan bahsedilmez. o arada dergi okudum, çay içtim, çamaşır topladım ama hala biz teksas'ta şuna gittik, vizemi böyle aldım, teyzesiyle yemeğe gittik diyordu ki başım dönmüş, yığılmışım kanepeye.

bu kadar öküz olmayın lan. asıldığım belli, hani kovalasın diye yapıyorsan ben üşengeç adamım anasını satayım. uyurum daha iyi.