edmond kirsch

Durum: 5 - 0 - 0 - 0 - 04.04.2020 00:59

Puan: 218 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

- Henüz bio girmeye vakti olmamış.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

28 mart 2020 ayı sözlük istanbul zirvesi

eşcinsellik

eşcinsellik evet... eşcinsel olarak doğduğumuz andan itibaren hayatımızın en güzel yıllarını çoğu zaman yalnız geçiriyoruz. sosyal çevremiz ve aile yapımızın izin verdiği kadar eşcinsel olabiliyoruz. hislerimiz bastırılıyor. hatta cüretkâr çevreler hasta olduğumuzu ima ediyor bize. ki gerçekten hasta olduğumu düşünmeye başladığım dönemlerde otizm aklıma geliyordu. yani bu şekilde doğduysam ve herhangi bir kalıcı tedavisi yoksa neden bize de iyi davranılmıyor diye düşünürdüm? eğer hastaysam neden bana da iyi davranılmıyor? ve zaman içerisinde birçok insanla tanıştım farklı hayat hikayeleri anlayışlı aileler, olayı namus meselesine çevirenler... hatta ve hatta eşcinsel olmasına rağmen hislerimizi ötekileştiren, durumumu sadece yatak odası muhabbetinden daha ileriye götüremeyen insanlar ilede tanıştım. bir eşcinsel olarak bende baskı ile büyüdüm ve hetero olarak yaşadım yıllarca yada bunun taklidini yapmak zorunda kaldım. bunun bana ileride bir sürü eksi getireceğini düşünerek daha çok kendimi geliştirmeye çalıştım çünkü eşcinselleniz insanllar cahilliğini size nefret ve öfke olarak çeviriyordu. ben gerke yabancı dil gerek genel kültür olarak o kadar iyi olmalıydımki mesleki veya sosyal hayatımda kimsenin altında kalmamalıydım. burada daha çocukluktan kafama yerleşen düşünceler yıllar içerisinde beni acımasız bir insan yaptığı kanısına vardım. evet ben bir yerlere gelmiştim, iyi kazanıyordum konserler, tiyatro modern sanat, bilgisayar oyunlarına kadar... herşeyi öğrendim her konuda kendi fikrime sahiptim ama dediğim gibi benim gibi olan insanları önemsememeye onların duygularını hiçe saymaya başlamıştım. "eşcinsellik" olarak adlandıran ve doğduğumdan beri içimde yaşayan hem cinsimin kollarında bulduğum huzur sapkınlık olarak adlandırıldı ve ben bunu bencilce berbataraf etmeye çalışmıştım. bugün bu eşcinsellik konusunun aklıma gelme sebebi hayatımda artık büyük değişikliklere imza atıyor olmam. üniversite yıllarımdaki gibi yaşamıyor ve insanlığa karşı bir sorumluluk hissediyor olmam.

yakın zamanda askere gitmeye karar verdim. ben eşcinselim diye ortalıkta gezinmesem de sorana söyleyen cinsten biriyim. aile hedimime bunu paylaştığımda beni tabiki psikiyatriye yönlendirdiler. hikaye gerçekten çok uzun ama kısaca şundan bahsetmek isterimki hetero görünüşüm ve cocukken hiçbir şekilde etek giymek veya makyaj yapma isteklerim bulunmadığı için eşcinsel kategorisine giremeyeceğimi öğrenmiş bulunmaktayım. aslında hiçbir zaman vatani görevimden kaçma isteiğim olmamıştı fakat bu yapılan saçma sapan tespitler beni yıkamasada benimle aynı şeyleri yaşayan birçok eşcinsele zarar verebileceğini zaten hayatının en güzel dönemlerinin çoğunda yalnız olduğu için intahara sürüklenen birçok gence zarar verebileceğini düşünmeye başladım.

değerli yazar arkadaşlarım, aramızda eşcinseller, heterosekküller ve transeksüel arkadaşlarımızda bulunmakta en azından öyle varsayıyorum. döndükten sonra artık daha somut adımlar atmak istiyorum. bugün hepinizinde bildiği gibi bir app i açtığınızda 16-17-18 yaşıdna arkadaşlarımızın normal bir date i nasıl gerçekleştireceğini bilemediği gibi veya bir sokakta bir cafede kimseyle oturup konuşamadığı için kendi geliştirdiğimiz yanlışlarıda onlara aktarıyoruz ve sadece sonuç olarak mutsuzluk üretiyoruz. insanlar demek öyleymiş diyip birbirlerinin kalplerini kırmaya devam ediyorlar.

evet eşcinselliğin ülkemizde tam olarak bu şekilde korkunç bir yere gittiğini düşlünüyorum. gün gelirde herşey yasalar ile korunan hale gelse bile evliliklerimiz bu güzel ülkemizin toplarında resmi hale gelse bile birbirimize karşı nefret ve güvensizlik tophumları ekiyoruz sürekli.sonuç olarak böyle doğduk ve eşcinsel olarak devam edeceksek ki ben kendimde artık herhangi bir sorun göremiyorum, daha duyarlı tanımlamalar yapmamız gerektiğine inanıyorum. geçmişte yapılan hataları acımasızca eleştirme yerine. (bkz:evli erkeğin evli erkekle eşcinsel ilişkisi) gibi daha yapıcı olmamız gerekiyor veya gidin "adam gibi" askerliğinizi yapın şeklinde yorumlarda bulunurken kişinin orada az uyuyacağı veya fiziksel olarak zorlanacağından çok aşağılanma ve hor görülme korkuları yaşayabileceğini varsayarak yorum yapın.

eşcinselliğin şuan ülkemizde çok yanlış tanımlara sahip olduğunu ve bunu düzeltmek adına yapıcı yorumlarla yorulmadan ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.

edmond kirsch

dan brown'un origin/başlangıç adlı kitabından bir karakter. fütürist, dahi ve kaliteli bir sanat tüketicisi.

(bkz:aynı benim gençliğim)

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

justin richards - doctor who/siluet

yalnız yaşayan gay

içinde bulunduğum durumdur ama gerçekten hayatınızda biri de yoksa işte o zaman tam anlamıyla yalnızsınızdır

ayı sözlük hacker zirvesi

ayı sözlük olarak, lgbt topluluğunun kokuşmuşluğunun, izoleliğinin, zorbalığının ve bencilliğinin önüne geçmek için hack zirvesi yapmayı düşünüyorum. aynı zamanda homofobi için de mücadele edilecek. sadece homofobik lgbtliler ile mücadele edilmeyecek. zirveye katılacaklar için gereklilikler:

2 yıl veya daha fazla deneyimli,
erkek,
ayı veya olgun,
apache ve linux ile ilgili olan,
php, html, css ve javascript konusunda bilgili,
hacklemeye tutkulu olan,
askeri eğitimini tamamlamış,
penisi 18cm'den uzun olan,
bakire olmayan(ama esneklik gösterilebilir, çünkü güzel hackerlar hep bakire oluyor),
artı: gözlük takmak.

konum: antalya ışıklar starbucks.

gelenlere "eşcinsel hackerlar vardır" yazılı mor tişörtler verilecek.

sevişilmek istenen sözlük yazarları

adını arayan tek ben miyim.

sözlük yazarlarının bestelediği müzikler

ben müzik besteleme işine yeni başladım, ama yine de bir şeyler denemeyi seviyorum. yaptığım müziklerin %99'u, yaptığım oyunlara bestelendi. ilk müzik, acıklı(bence). enstrümanını arp yapmayı düşünüyorum. ikincisi de digimon world 3'ün seabed adlı müziğinden esinlenme. o müzik biraz hareketli ve acıklıydı, bu biraz elmasımsı, bulutumsu, ıslak bir müzik oldu.

https://soundcloud.com/sphynxinator07/sa...
https://soundcloud.com/sphynxinator07/se...
https://www.youtube.com/watch?v=cwdOZl_X...

sizin de bestelediğiniz müzikler var mı?

gülse birsel

en iyi oyun müzikleri

karakterimi kastığımda bu haritaya ilk girişim ve müziği duyuşum. çok güzel bir histi.

eddie van der meer

en sevdiğim çalışmalarından bir tanesi fullmetal alchemist brothers* dır. ayrıca cover videolarına animeye ait bir şeyler eklemesi da ayrı güzellik katıyor.

the end

the doors'un 1967 yılında yayınlanmış ilk albümlerinde yer alan ve ölümün anlatıldığı, dinleyeni yaklaşık 12 dakika boyunca zihinsel ve düşünsel yolculuğa çıkartan unutulmaz şarkısıdır.

aynı zamanda grubun vokalisti jim morrison'un şarkı sözü yazmak için cesaretlendirdiği bir başka müzik efsanesi nico'nun morrison'un ölümü ardından ona ithaf ettiği albümün de adıdır. bu albümde nico'nun the end yorumunda şarkının sansürlenen meşhur "mother ı want to ..." kısmındaki ölümcül ses tonu karanlığın dibidir dense yeridir.

"this is the end, beautiful friend
this is the end, my only friend, the end
of our elaborate plans, the end
of everything that stands, the end
no safety or surprise, the end
ı'll never look into your eyes...again
..."

the doors


nico *

selçuk aydemir

ilk işlerin ekmeğini yemek diye bir şey var bizim sanat kültür alemimizde. amerika'da sadece bir şarkıyla ömür boyu ortalarda takılabilir pekala insanlar. bizdeki berkant samanyolu misali. sinemada da bunun örnekleri mevcut. şahan ve recepleri, ata demirer ve eyvah eyvahları gibi. selçuk aydemir de konu farklıymış gibi olsa da aynı döngüye saplanıp kalmış insanlardan. tabi biz ondan orijinal bir senaryo ya da mükemmel oyunculuk yönetimi beklemiyoruz. beklemiyoruz da sanki artık son işleri zorlama oluyor gibi.

alkolün haram olması

ilginç bir durum.

kul: allah'ım, sana hiç şirk koşmadım, haramdan uzak durdum, alkole ağzımı değdirmedim.
allah: turşu yemişsin, ekmek yemişsin? poğaça yapmışsın, pizza yapmışsın? dışarıda uzun süre duran meyvelerin suyunu yalamışsın.
kul: nasıl? ney?
allah: turşudaki fermentasyondan dolayı etil alkol açığa çıkmış. sen de onları turşu ile beraber yemişsin. aynı şekilde hamura da maya katmışsın, o da etil alkol salmış.
kul: noluyo ya?
allah: oha sakız çiğnemişsin?
kul: çiğnemeyecek miydim?
allah: sakızın içinde ksilitol varmış. şeker alkolunu ağzına almış, emmişsin.
allah: krem de mi sürdün allah belanı versin e mi. kremde de gliserol var amk. setil alkol var içinde onun.
allah: lan body scrub da mı kullandın? izopropil alkol var onun içinde.

Toplam entry sayısı: 5

eşcinsellik

eşcinsellik evet... eşcinsel olarak doğduğumuz andan itibaren hayatımızın en güzel yıllarını çoğu zaman yalnız geçiriyoruz. sosyal çevremiz ve aile yapımızın izin verdiği kadar eşcinsel olabiliyoruz. hislerimiz bastırılıyor. hatta cüretkâr çevreler hasta olduğumuzu ima ediyor bize. ki gerçekten hasta olduğumu düşünmeye başladığım dönemlerde otizm aklıma geliyordu. yani bu şekilde doğduysam ve herhangi bir kalıcı tedavisi yoksa neden bize de iyi davranılmıyor diye düşünürdüm? eğer hastaysam neden bana da iyi davranılmıyor? ve zaman içerisinde birçok insanla tanıştım farklı hayat hikayeleri anlayışlı aileler, olayı namus meselesine çevirenler... hatta ve hatta eşcinsel olmasına rağmen hislerimizi ötekileştiren, durumumu sadece yatak odası muhabbetinden daha ileriye götüremeyen insanlar ilede tanıştım. bir eşcinsel olarak bende baskı ile büyüdüm ve hetero olarak yaşadım yıllarca yada bunun taklidini yapmak zorunda kaldım. bunun bana ileride bir sürü eksi getireceğini düşünerek daha çok kendimi geliştirmeye çalıştım çünkü eşcinselleniz insanllar cahilliğini size nefret ve öfke olarak çeviriyordu. ben gerke yabancı dil gerek genel kültür olarak o kadar iyi olmalıydımki mesleki veya sosyal hayatımda kimsenin altında kalmamalıydım. burada daha çocukluktan kafama yerleşen düşünceler yıllar içerisinde beni acımasız bir insan yaptığı kanısına vardım. evet ben bir yerlere gelmiştim, iyi kazanıyordum konserler, tiyatro modern sanat, bilgisayar oyunlarına kadar... herşeyi öğrendim her konuda kendi fikrime sahiptim ama dediğim gibi benim gibi olan insanları önemsememeye onların duygularını hiçe saymaya başlamıştım. "eşcinsellik" olarak adlandıran ve doğduğumdan beri içimde yaşayan hem cinsimin kollarında bulduğum huzur sapkınlık olarak adlandırıldı ve ben bunu bencilce berbataraf etmeye çalışmıştım. bugün bu eşcinsellik konusunun aklıma gelme sebebi hayatımda artık büyük değişikliklere imza atıyor olmam. üniversite yıllarımdaki gibi yaşamıyor ve insanlığa karşı bir sorumluluk hissediyor olmam.

yakın zamanda askere gitmeye karar verdim. ben eşcinselim diye ortalıkta gezinmesem de sorana söyleyen cinsten biriyim. aile hedimime bunu paylaştığımda beni tabiki psikiyatriye yönlendirdiler. hikaye gerçekten çok uzun ama kısaca şundan bahsetmek isterimki hetero görünüşüm ve cocukken hiçbir şekilde etek giymek veya makyaj yapma isteklerim bulunmadığı için eşcinsel kategorisine giremeyeceğimi öğrenmiş bulunmaktayım. aslında hiçbir zaman vatani görevimden kaçma isteiğim olmamıştı fakat bu yapılan saçma sapan tespitler beni yıkamasada benimle aynı şeyleri yaşayan birçok eşcinsele zarar verebileceğini zaten hayatının en güzel dönemlerinin çoğunda yalnız olduğu için intahara sürüklenen birçok gence zarar verebileceğini düşünmeye başladım.

değerli yazar arkadaşlarım, aramızda eşcinseller, heterosekküller ve transeksüel arkadaşlarımızda bulunmakta en azından öyle varsayıyorum. döndükten sonra artık daha somut adımlar atmak istiyorum. bugün hepinizinde bildiği gibi bir app i açtığınızda 16-17-18 yaşıdna arkadaşlarımızın normal bir date i nasıl gerçekleştireceğini bilemediği gibi veya bir sokakta bir cafede kimseyle oturup konuşamadığı için kendi geliştirdiğimiz yanlışlarıda onlara aktarıyoruz ve sadece sonuç olarak mutsuzluk üretiyoruz. insanlar demek öyleymiş diyip birbirlerinin kalplerini kırmaya devam ediyorlar.

evet eşcinselliğin ülkemizde tam olarak bu şekilde korkunç bir yere gittiğini düşlünüyorum. gün gelirde herşey yasalar ile korunan hale gelse bile evliliklerimiz bu güzel ülkemizin toplarında resmi hale gelse bile birbirimize karşı nefret ve güvensizlik tophumları ekiyoruz sürekli.sonuç olarak böyle doğduk ve eşcinsel olarak devam edeceksek ki ben kendimde artık herhangi bir sorun göremiyorum, daha duyarlı tanımlamalar yapmamız gerektiğine inanıyorum. geçmişte yapılan hataları acımasızca eleştirme yerine. (bkz:evli erkeğin evli erkekle eşcinsel ilişkisi) gibi daha yapıcı olmamız gerekiyor veya gidin "adam gibi" askerliğinizi yapın şeklinde yorumlarda bulunurken kişinin orada az uyuyacağı veya fiziksel olarak zorlanacağından çok aşağılanma ve hor görülme korkuları yaşayabileceğini varsayarak yorum yapın.

eşcinselliğin şuan ülkemizde çok yanlış tanımlara sahip olduğunu ve bunu düzeltmek adına yapıcı yorumlarla yorulmadan ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.

edmond kirsch

dan brown'un origin/başlangıç adlı kitabından bir karakter. fütürist, dahi ve kaliteli bir sanat tüketicisi.

(bkz:aynı benim gençliğim)

eşcinsellik

eşcinsellik evet... eşcinsel olarak doğduğumuz andan itibaren hayatımızın en güzel yıllarını çoğu zaman yalnız geçiriyoruz. sosyal çevremiz ve aile yapımızın izin verdiği kadar eşcinsel olabiliyoruz. hislerimiz bastırılıyor. hatta cüretkâr çevreler hasta olduğumuzu ima ediyor bize. ki gerçekten hasta olduğumu düşünmeye başladığım dönemlerde otizm aklıma geliyordu. yani bu şekilde doğduysam ve herhangi bir kalıcı tedavisi yoksa neden bize de iyi davranılmıyor diye düşünürdüm? eğer hastaysam neden bana da iyi davranılmıyor? ve zaman içerisinde birçok insanla tanıştım farklı hayat hikayeleri anlayışlı aileler, olayı namus meselesine çevirenler... hatta ve hatta eşcinsel olmasına rağmen hislerimizi ötekileştiren, durumumu sadece yatak odası muhabbetinden daha ileriye götüremeyen insanlar ilede tanıştım. bir eşcinsel olarak bende baskı ile büyüdüm ve hetero olarak yaşadım yıllarca yada bunun taklidini yapmak zorunda kaldım. bunun bana ileride bir sürü eksi getireceğini düşünerek daha çok kendimi geliştirmeye çalıştım çünkü eşcinselleniz insanllar cahilliğini size nefret ve öfke olarak çeviriyordu. ben gerke yabancı dil gerek genel kültür olarak o kadar iyi olmalıydımki mesleki veya sosyal hayatımda kimsenin altında kalmamalıydım. burada daha çocukluktan kafama yerleşen düşünceler yıllar içerisinde beni acımasız bir insan yaptığı kanısına vardım. evet ben bir yerlere gelmiştim, iyi kazanıyordum konserler, tiyatro modern sanat, bilgisayar oyunlarına kadar... herşeyi öğrendim her konuda kendi fikrime sahiptim ama dediğim gibi benim gibi olan insanları önemsememeye onların duygularını hiçe saymaya başlamıştım. "eşcinsellik" olarak adlandıran ve doğduğumdan beri içimde yaşayan hem cinsimin kollarında bulduğum huzur sapkınlık olarak adlandırıldı ve ben bunu bencilce berbataraf etmeye çalışmıştım. bugün bu eşcinsellik konusunun aklıma gelme sebebi hayatımda artık büyük değişikliklere imza atıyor olmam. üniversite yıllarımdaki gibi yaşamıyor ve insanlığa karşı bir sorumluluk hissediyor olmam.

yakın zamanda askere gitmeye karar verdim. ben eşcinselim diye ortalıkta gezinmesem de sorana söyleyen cinsten biriyim. aile hedimime bunu paylaştığımda beni tabiki psikiyatriye yönlendirdiler. hikaye gerçekten çok uzun ama kısaca şundan bahsetmek isterimki hetero görünüşüm ve cocukken hiçbir şekilde etek giymek veya makyaj yapma isteklerim bulunmadığı için eşcinsel kategorisine giremeyeceğimi öğrenmiş bulunmaktayım. aslında hiçbir zaman vatani görevimden kaçma isteiğim olmamıştı fakat bu yapılan saçma sapan tespitler beni yıkamasada benimle aynı şeyleri yaşayan birçok eşcinsele zarar verebileceğini zaten hayatının en güzel dönemlerinin çoğunda yalnız olduğu için intahara sürüklenen birçok gence zarar verebileceğini düşünmeye başladım.

değerli yazar arkadaşlarım, aramızda eşcinseller, heterosekküller ve transeksüel arkadaşlarımızda bulunmakta en azından öyle varsayıyorum. döndükten sonra artık daha somut adımlar atmak istiyorum. bugün hepinizinde bildiği gibi bir app i açtığınızda 16-17-18 yaşıdna arkadaşlarımızın normal bir date i nasıl gerçekleştireceğini bilemediği gibi veya bir sokakta bir cafede kimseyle oturup konuşamadığı için kendi geliştirdiğimiz yanlışlarıda onlara aktarıyoruz ve sadece sonuç olarak mutsuzluk üretiyoruz. insanlar demek öyleymiş diyip birbirlerinin kalplerini kırmaya devam ediyorlar.

evet eşcinselliğin ülkemizde tam olarak bu şekilde korkunç bir yere gittiğini düşlünüyorum. gün gelirde herşey yasalar ile korunan hale gelse bile evliliklerimiz bu güzel ülkemizin toplarında resmi hale gelse bile birbirimize karşı nefret ve güvensizlik tophumları ekiyoruz sürekli.sonuç olarak böyle doğduk ve eşcinsel olarak devam edeceksek ki ben kendimde artık herhangi bir sorun göremiyorum, daha duyarlı tanımlamalar yapmamız gerektiğine inanıyorum. geçmişte yapılan hataları acımasızca eleştirme yerine. (bkz:evli erkeğin evli erkekle eşcinsel ilişkisi) gibi daha yapıcı olmamız gerekiyor veya gidin "adam gibi" askerliğinizi yapın şeklinde yorumlarda bulunurken kişinin orada az uyuyacağı veya fiziksel olarak zorlanacağından çok aşağılanma ve hor görülme korkuları yaşayabileceğini varsayarak yorum yapın.

eşcinselliğin şuan ülkemizde çok yanlış tanımlara sahip olduğunu ve bunu düzeltmek adına yapıcı yorumlarla yorulmadan ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.

edmond kirsch

dan brown'un origin/başlangıç adlı kitabından bir karakter. fütürist, dahi ve kaliteli bir sanat tüketicisi.

(bkz:aynı benim gençliğim)

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

justin richards - doctor who/siluet