bursaya bakıyorsun bir kent bir dönem başkent
konyaya bakıyorsun bir kent bir dönem selçuklu baskenti
istanbul için zaten konuşmaya lüzum yok
bu edirne niye köy niye kasaba?
lisede ilk reel manitam atmıştı bana daha yeni çıktığı hafta
tabi ben durmadım hozier kimmiş neciymis diye bir araştırdım baktım herifin albüm yok satmış manitaya söyledim sonra dedi ki
"...k senin toko hemen gidip adamın seceresine mi baktın.."
ilk ve son deneyimimdir
lavuk zaten fatih sultan mehmet gibi ayna onunde poz verip dalgasını attığında anlamalıydım bu işten bir şey olmayacağını
bunun müptelası olanı da anlamıyorum
iyi geceler... desteğini sunan arkadaşlar hepinize çok teşekkür ederim, bol bol ilaç içince ishalden fazlası olmuyormuşsunuz şimdikik bunu öğrendim
ha bu arada aynı evi paylaştığım erkek arkadaşımla da ayrıldık, ev arkadaşı kalacağız mecbur çünkü cebimde metelik yok
iyidir, hoştur, sessizdir, sakindir ama küçüktür
küçük olduğu için eski sevgilinizi, işyerinden kötü ayrıldığınız patronunuzu, kanlı bıçaklı hasmınızı her an her yerde görebilirsiniz...
x kişinin size attığı iftira hemen hemen bütün edirne tarafından duyulabiliyor ve edirne insanı bu tür dedikoduları pek sevdiğinden de olsa gerek.
abd'de tutmak istediği evin sahibi türk çıkınca, o da evini vermemişti kendisine. muz cumhuriyeti başkanının oğlunun kurye öldürdüğü ülkede bunlar normal şeyler.
94'ün ruhuyla başlanan seçimlere ancak bu kadar ruhsuz bir adam aday çıkarılabilirdi, ekrem'e olan öfke belki iyi bir isim çıksa ampulleri istanbul'da yeniden yakardı ama bu durumda mümkün değil
boğa burcu dedi adam ya ben dedi boğa dedi liderlik dedi vasıf dedi
hayatımda yaptığım en büyük salaklıklardan biri olabilir yaşıtlarıma göre de kilolu olduğum için "ehehehe bak bir sürü eşcinsel kesin seni sahiplenirler" kafasıyla girdiğim mecrada hem zorbalığa uğradım hem de metinsel ve görsel tacizin haddi hesabı yok.... facebook ortamı nispeten daha masum gözükse de hiç masum olmadığını söylemem gerek... kendime bir söz verdim bu sebeple, genç akrabalarımdan, kardeşlerimden biri yahut evladım vs. olursa kendilerini "lgbti+" bireyi olarak tanımladıkları anda kendileriyle derneklere, lgbti+ birey buluşmalarına, onur yürüyüşlerine bizzat iştirak edecek ama bu uygulamalardan uzak tutacağım
bu body shaming mi nedir ondanım yüzünden uzun süre yapamadığım eylemdir
efem anadolulu genleri çok müsaittir kıllı olmaya, hayır alınacak noktada olsalar alırım neden almayayım? (not: almıyorum lan üşenirim)
kimliğimi bulunduğum mecrada gizlemek için sık sık yalan söylüyorum bir gün bu yalanların yüzüme birer birer çarpacağını bilmeme rağmen nitekim bir kısmı da çarpıldı yüzüme ama yalnızca "yalancı" olarak kaldım "ibne" olarak değil
sene 2016 darbe girişiminden 2-3 ay evvel falan... bir senelik ilişki bitmiş, canım sıkkın. balat'ta sevdiğim bir meyhaneye oturmuşum, kendimce kendimle iki tek atıp kalkacağım. tam o arada meyhanede "bir kızıl goncaya benzer dudağın" çalmaya başlıyor. bizim manitayla olan şarkı. kederli kederli içiyorum, bitimine müteakip hesabı ödeyip kalkıyorum. mekanın merdivenlerinden inip çıkışa yönelirken fark ediyorum, bir arka masamda oturmuş bir arkadaşıyla. garsondan özellikle rica etmiş bizim şarkıyı. kız neağladım
7 yıldır ekseriyetle televizyon izlemiyorum ancak bu sene 102. yaşına basmış anneannemin tek zevki survivor izleyip mavililerle kırmızılılar arasında beğendiği insanları bana anlatmak, onun minnoş kalbi çıt etmesin diye senede 2-3 defa bile olsa oturup onunla ciddi ciddi izliyorum
insanın kendi vücuduna dokunmasıyla hemcinsinin vücuduna dokunması aynı şey değil hani argüman üretelim diye de işkembe-i kübra yı yormaya gerek yok iş tamamen zihinde bitiyor homofobik hetero kendini tatmin ederken penisinin bir vajinaya girip çıktığını mı hayal ediyor yoksa sınıfta xx çocuğun dötüne girip çıkarken mi
kendi kendine yaptığın cinsel aktivite saf olarak cinsel yönelimin hakkında zerrece bilgi vermez bu aktivite sırasında düşündüklerin önemli hani tekrar söylemekte fayda var argüman üreteyim derken işkembe-i kübrayı patlatmaya lüzum yok beyin var kullanalım yeterli
yaş 14-15 olması lazım valide hanım ile peder bey sürekli olarak büyük şehirde çalıştıkları için bendeniz köyde anneannem ve dedem ile büyümüşüm yeşilçam filmlerinde o köyden kente göç etmişler kadar şaşkınım anadolu yakasında iki katlı bir evde oturuyoruz okulum 10 dakika yürüme mesafesinde
alışamadım kolay kolay büyük şehre insanlar farklı farklı kimse dedemin bir tanıdığının torunu değil ya da kimse köylüm değil ya da
gel zaman git zaman sınıfta diğer bir dışlanan mete ile arkadaş oldum genelde ödevleri beraber yapıyoruz okul çıkışları hemen okulun yakınındaki belediye kütüphanesine gidip ödevleri yapıyor ders çalışıyoruz ikimizde bu amerikan high school filmlerinde ki nerd boylar gibiyiz mete biraz daha uzun ve beyaz tenli ben biraz daha tombul ve buğday tenli günün birinde öğretmenden gelen bir proje ödevi bizi aynı evde uzun süre geçirmeye itti tesadüftür ki ailesi de ufak bir tanışma faslından sonra çekip gitti evde ikimiz kaldık ergen aklı işte bakanlığın bize dağıttığı ama hepimizin şifrelerine kadar kırdırdığı tabletten girdiğimiz bir site...
video ilerledikçe içten içe yanıyoruz ergen adamlarız tabi benim eşofmanımın önünde bir kabarıklık onun eşofmanı önünde bir kabarıklık metenin bana cezbedici bakışları utana sıkıla onun eli benim özelime benim elim onun özeline giderken hayatımda ilk defa biriyle öpüştüm sevişmeyi de bilmediğimizden çırılçıplak soyunup aynı yatağa girip vücudumuzun her zerresini öpüyoruz ama devamını bilmiyoruz sürtünme desen yok oral desen yok sevişe sevişe rahatladık sonrasında yüzümüze bakamadık utançtan iki hafta... sonrasında bir sene daha aynı şeylere devam... ta ki o artık heteroseksüel (!) olduğuna karar verene kadar
7 yıldır ekseriyetle televizyon izlemiyorum ancak bu sene 102. yaşına basmış anneannemin tek zevki survivor izleyip mavililerle kırmızılılar arasında beğendiği insanları bana anlatmak, onun minnoş kalbi çıt etmesin diye senede 2-3 defa bile olsa oturup onunla ciddi ciddi izliyorum
2 ocak gecesi görmem pek manidar bu başlığı, 19 kasım 2022 tarihinden bu yana devam eden bir ilişkim vardı düne kadar. biraz duygusal adamımdır hemen kaptırırım kendimi, koynuna girince huzur bulur, yanağından bir buse alsam coşarım... 31 aralık gecesi hep beraber arkadaşlarla bir mekana giderek eğlenmeye başladık, gece ilerledikçe tabi alkollerde devam etti. bizimki iki bardak içse hemen uykusu gelir, üçüncü bardakta çakırkeyf olur dörtte mortingen şıtrayze. buna rağmen gece boyunca içmeye devam ettik. sonra arkadaşların ısrarı üzerine yeni yılın ilk saatlerinde arkadaşların evinde de içmeye devam ettik. tamamı hetero bir arkadaş grubunun içinde "ev arkadaşı" olarak saklanıyorduk. artık gece vakti olunca herkes birer birer sızmaya başladı, ben bizimkinin üzerine bir battaniye örterken cebinden telefonu düştü. aldım şarja taktım. şeytan mı dürttü hocam nedir, aldım telefonu geçtim mutfağa biramı yudumlayarak kurcalamaya başladım. normalde adetim değildir böyle şeyler ama 1-2 aydır zaten saklama eğilimindeydi telefonunu. henüz biz o mekanda karşılıklı otururken, elin gavuruyla o köylü ingilizcesine güvenerek yazmalar, telegramda elalemin herifleri ile yazışmalar, benim yatağımda, benim evimde, benim koltuğumda dalgayı çekip yollamalar. sonuçta dostlar aşk bitti, ne ev kaldı geriye ne bark.
henüz net bir şey olmasa da yüksek ihtimalle dem parti'den adaylığı açıklanacak.. selahattin demirtaş'ın eşi olduğu için hem oy toplayacak hem de nefret toplayacak... 9 şubat'a kadar açıklanacak adaylar arasında olması bekleniyor
ha tüm bunlar geçtikten sonra ince ve oğan'a yönelik "oyları bölüyorsunuz" algısı yaratanlar aynı şeyi ittifak etmek için her şeyi denedikleri dem parti'ye der mi bilmiyorum...
hangi sohbet üzerine gönderdiğine bağlı olarak üzerine yorumları değiştirecek insandır
bkz: 1908 devrimi konuşurken gelirse "taşaklım tam bir ittihatçı"