baba olmak

dünyanın en güzel duygusu. gerçek sevgiyi hissetmenin tek yolu belki de. özellikle canınızdan bir parçaya sarılmak, onun size "babacım" diyerek sarılması. tabi bir yandan da büyük sorumluluk. düzgün birer birey olabilmeleri için çabalamak. onlar için elinden gelen herşeyi yapmak. birçok şeyden fedakarlık yapmayı gerektirir. yorgunluğun ilacı olur kimi zaman. hasta olduklarında saatlerce başlarında beklemek, keşke onun yerine ben hasta olsaydım demek. mutlu olduklarında o gülmsemeleriyle tüm sorunlarınızı, sıkıntılarınızı unutmanızı sağlayabiliyorlar. birlikte gezip dolaşmak, birlikte spor yapmak, ders çalışmak, balık tutmak, ona kitap okurken tüm dikkatiyle sizi dinlemesi. bir söz söylediğinizde o güzel capcanlı gözleriyle gözlerinizin içine bakması. bazen uyku bastırdığında göbeğinize başını koyup uykuya dalması, daha bir çok şey. bu anların tadını çıkarmak müthiş keyifli. iyi ki varsınız canlarım.
biyolojik olarak ayrıntılarıyla 2 saati bulabilen bir çaba önemli olan sonrası. benim babam yaklaşık 10 yıldır benim nerede olduğumu, hayatta olup olmadığımı öğrenip kendi üzerine düşen görevi yerine getirdiğini düşünen hayatını kendine, 5. eşine ve işine adamış bir adam. bunları anlatmamdaki sebep 'baba olmak' ne demek, olma aşamasında olanlar yada olduklarını sanan erkeklerin farkında olup ya da olmadan yaptığı büyük hatalar olduğunu anlamalarına yardımcı olmak. evet ben artık onunla görüşmeyi kabul etmiyorum, evet ben artık onu artık hayatımda istemiyorum ama bunun acısını çekiyorum onun ise umurunda değil. neden sorusunu soruyordum önceden, bu da ona karşı olan nefretimi gün geçtikçe artırıyordu. şu an neden sorusunuda sormuyorum aslına bakarsanız sadece sinirleniyorum nefretim gün geçtikçe artıyor ama hala çünkü hala yanımda değil, kinim ise anlatılmaz yaşanır kill bill yaşatabilirim. şaka bir yana hayatınızda dark bear gibi çocuklarına değer veren bireyler olun boş kalan zamanlarınızı onlarla geçirmeye özen gösterin, merak edin, sarılın, her zaman çok değerli olduklarını belirtin, kaçıncı sınıfta olduklarını unutmayın, telefonla konuşurken onu aradağınızda ne kadar heyecanlı olduğunu düşünün, yüz yüze konuşurken onun gözlerinin içine bakın, baba oğul/kız ilişkisini yaşatmaya çalışın, söz verdiğiniz pazar gezmesini ani bir toplantı nedeniyle iptal etmeyin, büyük paralar ve hediyelerle göz boyamaya kalkmayın doğum günlerini unutmayın, sevginin ne demek olduğunu siz öğretin çocuğunuza özellikle başından beri yanında olup da sonra koptuysanız. ( çenem düştü)
anne olmak kadar zor olan.. kesinlikle ikisi de aynı uzaklıktalar.ama ister miydim? isterdim tabi aşkım mevye versin sabahlara kadar başını bekleyeyim, hazırlayıp okula göndereyim, ergenlik triplerini çekeyim, evlendirip barklandırayım.eminim güzel olurdu.mümkün olsa onca nankör erkeğe sevgimi vereceğime böyle yavruları evlat edinip sevgimi onlara verirdim daha iyi...
bizden çalınan gasp edilen haklardan bir tanesi.
bu hayatta en çok istediğim şeydir. bu babalık duygusu tam benlik öte yandan. memnun etmek için her şeyi yaparım evladımı. nasıl da sever beni. adım gibi eminim. nasıl hayran olur. ama ben onu daha bir çok severim, nasıl da öyle sevimli olabildiğine şaşıra şaşıra severim. bir insan yavrusu nasıl da mini minnacıkken büyüyüp gidiyordur gözlerin önünden. bir de bakmışımdır ihtiyar bir bunağın teki olmuşum ve o bana benziyordur. en kötü ihtimalle anama babama diğer aile efradına benzetirim. tıpkı onun gibi der dururum. kendim gibi. güççük göbenler ortalıkta gezdiğinde yaşayacağım mutluluğu hayal edebiliyorum. ona şimdiden "banane"ci olmaması için nasıl davranmalıyım onu düşünüyorum. sonra efendime söyleyeyim, heidi'yi izletirim, kamo'yu okuturum. bir çok dilde ninni de. hoppala hoppala diye göynünü bulandırırım. e canım sıkıldıysa tepki verseymiş, susmasaymış. ağlamayan bebeğe mama yok. yok kıyamam zaten tutuşturuveririm eline mutlaka bir şeyler. kemirir durur. kitaplarıma kusmaması için okuma odamda onun için ayrı bir yer yaparım. dilim yandı bir kere, yeğenlerimin kusmuk içinde bırakmadığı küttap kalmadı. şu meymenetsiz klavye bile nasibini aldı. ama onun zamanına kadar kesin bu klavye nostalji nesnesi olur. büfede falan saklarım. araba, bebek falan almam. çocuğu eline sert cisim mi verilirmiş. pambık ayılar, bezden bebekler ne güne duruyor. çok isterse düdüklü tencerenin içine koyar, araba sesi çıkartıp evin bir ucundan diğer ucuna korna eşliğinde sürüklerim onu.* ne bileyim işte ayı okuru sokarım yüreğimin içine. sonra kuş olup uçar baba evinden. ben de ardından bakarım. bu dünya ne acımasız. bu hayat ne kalleş. yavrucağım koca insan olup gitti. * *
hastalığıyla sağlığıyla eşi benzeri olmayan bir duygu. dark bear çok güzel anlatmış en başta. hayatın anlamı, yaşama sevinci. pırıl pırıl bir dünya . varlıklarıyla beni hayata bağlayan, ömrüm boyunca yaptığım en güzel iki şey kızım ve oğlum. iyi ki varsınız canlarım.
kimsenin tam olarak bilmediğidir. öyle biriyle ilişkiye girip kucagına çocuk almakla bitmiyor maalesef.
baba olmak; seninle hiç bir alakası olmayan, senin yaşadığın hayatı yaşamayacak, sen gibi düşünmeyecek, senin gibi hissetmeyecek, belki de seni sevmeyecek bir çocuğu kucaklamaktır. bütün bunları önceden bilip, ona bakmaktır. yaşamın temellerini ona öğretmektir ki, tek başına, kendine özgü bir birey olarak başı dik yaşayabilsin.

pek çoğu başaramadı. bütün yük çocukların üstüne bindi. * *
kadınların olamayacağı şey.
şimdi çok gencim falan filan ama ilerde doğru adamı bulursam en az iki kere deneyimlemek istiyorum.
bazıları hiç olmamalı. hak etmiyorlar. esenyurtta yaşanan bir haber içler ürpertici. erkek bebek isteyen baba ağlayan 6 aylık bebeğini önce dövüp sonrasında duvara vurarak öldürmüş. olay araştırılınca 2 yıl önce de başka bir bebeüini de öldürdüğü şüpheleri üzerinde toplanmış. işte bu yüzden bunun gibi şerefsiz tiplerin sikini veya kafasını ezmek lazım. üstelik 3 tane de oğlu varmış.

http://m.gercekgundem.com/guncel/111354/6-aylik-bebegini-duvara-firlatarak-oldurdu
hiç yaşayamayacağımı bildiğim duygu. bilmiyorum bir çocuğun size anne-baba diye seslenmesi nasıl bir his yaratır insanın yüreğinde.