benim de söyleyeceklerim var

Durum: 329 - 57 - 10 - 0 - 01.03.2021 10:44

Puan: 8810 - Sözlük Kezbanı

7 ay önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 17

iz bırakan özlü sözler

sözlükçülerin 15 yaşındaki haline vereceği öğüt

sözlerime son verirken paylaşmak istediğim bu parçayı söyleyeceklerimin tamamı olmasına karar verdim.

seviyorum seni tospik. gerisi hiç önemli değil.

milliyetçilik

cumartesi anneleri

831'nci haftada 1994'te göz altında kaybedilen istanbul üniversitesi öğrencisi cüneyt aydınlar için adalet talep eden annelerin açıklamaları şöyle:

"türkiye, kamu gücünü kullanan görevlilerin hesap verebilirliği noktasında ağır sorunlar yaşayan bir ülke. bu durum kamu gücünü kullanırken yasal yetkilerini aşıp yurttaşa karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunan kamu görevlilerini hesap sorulamaz konuma getiriyor.

831. haftadır, hesap verebilirliğin demokrasinin ve hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor, devleti yönetenleri zorla kaybetmelerle ilgili kayıp yakınlarına ve topluma hesap vermeye çağırıyoruz.

831 haftadır ısrarla soruyor ve cevap istiyoruz: gözaltında kaybedilen insanlarımıza ne oldu? onları kaybedenler neden korunuyor? devleti yönetenler neden anayasa ve uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmiyor?"

kaynak ve ayrıntı https://www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumar...

anlamlı şarkı sözleri

"sapa, kulba, kapağa itibar etme dostum,
içi boş tencerenin bu sofrada yeri yok.
para, pula, ihtişama aldanıp kanma dostum,
içi boş insanların bu dünyada yeri yok."
barış manço - halil ibrahim sofrası

"ı will train my feet
to go on with a joy
a joy ı have yet to reach
ı will let the sounds
of these woods that ı've known
sink into blood and to bone"
midlake - core of nature

"hate ber derî min lê nenerî
lê gava ku ew çû, min dil daye dû
ka ew çavên reş, ka ew dêmên geş
ka ew bêhna xweş, ka ew reng û rû"
ciwan haco - te zû tê deranî

isviçreli bilim adamları

solak olanların daha akıllı olması sorunsalı

büyüyünce ne olacaksın

x men de hangi karakter

yüzüklerin efendisinde hangi karakter

beorn diye bir karakter vardı kitapta. ıssızda kulübede yaşayan bir oduncu görünümlü insan-ayı formlarına dönüşen güçlü, kuvvetli, korkutucu ve babacan bir karakterdi. filmde hiç özenmediler karaktere ve zaten çok az göründü diye hatırlıyorum
yazık ettiler.

beklenen

verilen

daft punk

bu adamlarla ilgili duyduğum en güzel şey giorgio moroder'in bir röportajda anlattıklarıdır.

giorgio by moroder parçasını yapmak için gittiğinde üç farklı mikrofon görünce kayıt ekibine nedenini sormuş. stüdyodaki mühendis "50'lerde italyada geçen hayatınla ilgili anlattıklarını 40lar 50lerde kullanılan bu mikrofonla, yetmişlerde geçen olayları anlatınca 70'li yılların mikrofonuyla, gelecekle ilgili söylediklerini de yeni mikrofonla kaydedeceğiz" demiş. "bu aradaki farkı dinleyenler anlar mı?" diye sormuş giorgio. "normalde kimse anlamaz ama bu iki adam farkı anlıyor" demiş mühendis.

hani amaç müziği dinletmenin, kaset satmanın ötesine müzikte yetkin olmak, bunu bir tutku haline getirmiş olmaları takdire şayan.

röportaj: (01:25 itibariyle anlatıyor)


sözü geçen parça (giorgio by moroder)

ayı sözlük yazarlarının sevdiği içecekler

biten aşkın ardından dinlenebilecek şarkılar

cumartesi anneleri

830. haftada 26 yıl önce ailesiyle birlikte gittiği karakolda kaybedilen murat yıldız'ın annesi hanife yıldız: "bizimle mücadele eden ve aramızdan ayrılanların gözleri açık gitti. bu annelere yapılmış en büyük zulümdür. tüm annelerin acılarını paylaşıyorum. cumhuriyet savcılarına şunu sormak isterim. oğlumu kaybedenler belli. bizler bunları yaşarken, yakınlarımızı sorarken yakınlarımızı kaybedenler değil bizler sorgulandık. bugün bizim yanımızda olan ve olmayan insanlar hep susturuldu. karşımıza hep polis gücü çıktı. biz adalet istiyoruz. kaybedilen insanların akıbetini istiyoruz. bunları ortaya çıkarmak savcıların elindedir. biz adalete susamışız. bu insanlar nasıl kaybedildi? beni analık hakkımı elimden aldılar. ben sadece bir mezar istiyorum. yıllarca bakıp büyüttüğüm evladıma hasret bırakıldım şimdi de mezarına hasret bırakıyorlar" dedi

akıbeti merak edilen 19 yaşındaki murat yıldız, izmir’de annesi ile birlikte yaşıyordu. bir cafede otururken çıkan tartışmada silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştığı için polis tarafından aranmaya başladı. annesi hanife yıldız’ı karakola götüren polisler ‘murat hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacak’ dedi. bunun üzerine 23 şubat 1995 tarihinde murat yıldız, avukatı, kuzeni ve annesi ile birlikte, izmir bornova özkanlar asayiş şubesi’ne giderek komiser ramazan kaya ile polis memuru tahir şerbetçi’ye teslim oldu. aradan 3 gün geçtiği halde murat eve dönmeyince anne hanife yıldız, bornova özkanlar asayiş şubesi’ne gitti ancak sorularına net yanıtlar alamadı. çelişkili açıklamalar karşısında hanife yıldız ısrarını sürdürünce yetkililer, murat’ın emniyette verdiği ifadesinde silahı istanbul kartal’da sakladığını söylediği için onu polisler tahir şerbetçi ve şah ismail öztürk nezaretinde istanbul’a gönderdiklerini, yolda murat’ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler. anne hanife yıldız’ın ‘oğlum kendi isteğiyle teslim oldu. hapis cezasını bile gerektirmeyen bir suç isnadı karşısında neden kaçsın?’ itirazı boşlukta kaldı. hanife yıldız’ın tek çocuğu murat’tan bir daha haber alınamadı.

kaynak ve ayrıtı: https://www.google.com/amp/s/amp.evrense...

bir dövme modeli olarak atatürk'ün imzası

bana facebook'ta adımızın başına tc yazsak yeter dediler. umarım katakulliye gelmemişimdir.

dövme indirimini kaçırdıysam bir tweet ile yılmaz özdil'den karşılamasını isteyebilirim. şansım varsa bir köşe yazısına da konu olurum.


atatürk eşyası satan dükkanlar

bu piyasayı doyurmak, bu işin kazanç pastasından kendi payına düşene bakan dükkanlardır.

eskiden ne salakmışım demek

daha önce yaptıklarınızdan duyduğunuz utanç iç dünyanızda katettiğimiz mesafelerin bir göstergesi olabilir.

bu hisle oluşum tabiatı gereği barışık, hatta yer yer hoşnut da olabilmek gerek.

hiç bu tür bir duygu içinde olmayan insanlarda hakim olan "hiç yanılmamışlık" hissi ardında sabit fikirliliği, gerçeklerle yüzleşme cesaretsizliğini ve kibri gizliyor olabilir.

star wars seven erkek

bim'e gelen lisanslı star wars ürünleri kaçırmadan almıştır.

drag queen

şabaniye

kemal sunal'ın kan davasından kaçmak için kadın kılığına giren, abartılı makyaj, elbise ve kadınsı tavırlar sergileyen şaban/şabaniye karakterlerine can verdiği çok başarılı bir yerli drag queen uyarlaması film.

erkeklerden (pavyonun sahibi ve kan davalı olduğu adamdan) kaçtıkca dikkatlerini çeker. yer yer sert iğneleyici davranır. sesi çok beğenilir assolist olur. konuşmalarında da çok bel altı espriler yapar.

şabaniye'nin aşık olduğu kadın da şaban'ın aksine töreye, kan davasına düşkün, erkeksi tavırlı bir karakterdir. bu açıdan film stereotipik cinsiyet rollerini eleştiren bir filmdir gözümde. şabaniye'nin film çekimlerinde sahilde kartal tibet'le koşup sarıldıkları sahne, erkeklerin sigarasını yakmak için yarıştıkları sahne hoştu...

filmdeki aşk üçgenini anlatan güzel bir görsel...
  • /
  • 17

on emir

çoğu maddesini severek yaptığım demode liste.

halkın yarısından fazlası eşcinsel komşu istemiyor

halkın yarısından fazlası dul komşu istemiyor.
halkın yarısından fazlası gayrimüslim komşu istemiyor
halkın yarısından fazlası eşcinsel komşu istemiyor
halkın yarısından fazlası trans komşu istemiyor
halkın yarısından fazlası kürt komşu istemiyor
halkın yarısından fazlası alevi komşu istemiyor

(bkz:halkın yarısından fazlası insan değil)

kamyoncu

sözlükte yazdıklarından ileri görüşlü laik bir insan olduğunu anlıyoruz ama nedense türbanlı pasif s.kmeyi de severmiş gibime geliyor.

fairuz

dünya gözüyle bir görsem, bir dinlesem dediğim tek kişidir fairuz. biliyorum çok vakti kalmadı. ne üzülüyordur gitmeden vatanını huzur içinde göremeyeceği için.
buraya da wadih el safi ile beraber söyledikleri bir atışma bırakıyorum. rakı falan içerseniz daha çok yakışanını tanımam.

before night falls

kübalı eşcinsel yazar reinaldo arenas'ın komünist dönemdeki hayatını anlatan aynı isimdeki romandan uyarlanan filmi. başroldeki javier bardem'e kısa bir süre de olsa sean penn ve 2 ayrı rolde johnny depp eşlik ediyor. bardem'in oyunculuğundan bahsetmeye ne kadar gerek var bilmiyorum ama yine karakterin içinde kaybolmuş. keşke oyuncu olduğunu iddia eden bizim gerzolara oyunculuğun nasıl bir şey olduğunu, her filmde farklı bir karaktere bürünmeleri gerektiğini anlatan bir konferans verse ülkemize gelip.

neyse bardem'e dalıp yönetmeni ihmal etmek istemiyorum. çok iyi iş çıkarmış. özellikle filmin başında reinaldo'nun oyun oynadığı çukurdan dışarı doğru çektiği ve yaşadığı alanı göstererek bitirdiği sahne süperdi. balon sahnesi de keza öyle. bütün film güzel bir fotoğraf sergisi izler gibi geçiyor.
filmle ilgili beni rahatsız eden tek şey dilin ispanyolca olması gerekirken ingilizce olmasıydı.

--- spoiler ---

filmin içeriğinden bahsetmeyeceğim ama 103. dakikada çok güzel bir sürpriz vardı benim için. bir küba hikayesinde fairuz'un sesini duymak büyük bir hayranı olduğum için beni şaşırttı ve mutlu etti. sahneye de ancak bu kadar yakışabilirdi.

--- spoiler ---

eşcinsel terapisi

2012-2013 senelerinde hüseyin kaçın isimli bir doktorun eşcinselleri hetero yaptığına dair bir söylenti vardı. yorumları okuduğum da “hocam çok sağ olun beni bu illetten kurtardınız” falan diye yorumlar görmüştüm. abi siz gerçekten iyi misiniz ne illeti ya ne kurtarılması öf öf.

eşcinsel terapisi

böyle bir tedavi şeklinin olması bile beni, kah kahalara sürüklemekte.
bilimsel olarak böyle bir değişimin milyonda bir bile olabilceği nin garantisini veremeyen psikolog lar ve psikiyatrist ler.
acaba bir sineği, kelebek yada bir fareyi, aslan yapabilirlermi ? şayet bunları becerebilirlerse o zaman bu başlıktaki tedavileri sonuç verir.
ama bence boşuna çaba göstermekteler, biraz para tuzağı gibi geliyor bana böyle tedavilerin olması.
bir insanın cinsel kimliğinin önüne ne kadar geçile bilir, elinize alın bir domates yavaş yavaş sıkmaya başlayın o da elbet bir yerde patlıyacaktır.

kimse unutmasın ki bu bir hastalık değil, allah vergisi kimse bunu değiştiremez...

eşcinsel terapisi

gıcır gıcır bir ekmek kapısı. önce eşcinseller kabul edilmeyip dışlanıyor, gerek sindirerek, gerekse öldürerek toplumdan soyutlanıyor. sonra birden bu istenmeyen eşcinseller üzerinden kafalarda bir ışık yanıyor, topluma yeniden kazandırma düşüncesi oluşuyor; hem de normalleştirerek. yani bildiğiniz eşcinseller heteroseksüel oluyor. hadi ya!

sen kalk bastırılmış duygularını yaşayamayan binlerce eşcinsele bu duygularını yaşaması adına yardım etme de, o duyguları gömüp üzerinden heteroseksüel kimlik filizlendir. ne kadar da etik bir değişim-dönüşüm programı. aile baskısı, din baskısı, toplum baskısı altında iyice ezilmiş eşcinselleri seç, onları tedavi et, sonra onların sahip olacağı bedensel/ruhsal/hormonal karmaşa, kimlik bunalımı üzerinden sonuçları yayınla. sonrasında olacaklarsa belli; mutsuz insanlar, mutsuz evlilikler, penisismus, tecavüzler. sonra da al sana yeni bir ekmek kapısı. vay canına!

burnuma daha çok yeni türeyecek eşcinseller arası şiddet eğilimi kokusu geliyor. tedavi olanların eşcinselleri reddi, hadi hayırlısı!

sabaha bir şarkı bırak

bu başlığı açmayı düşünmüştüm ama artık yeter tepkisi gelir diye korkuyordum *.

sabaha bir şarkı bırak

günaydın günaydın. pazartesi sendromunuzu almaya geldim.

Toplam entry sayısı: 329

beş tl borç istenmeyecek sözlük yazarları listesi

benim listem ve sebeplerim şu şekildedir;

özdemir - (romanlardan karakter örnekleri ve psikoloğunun uzman görüşlerini birleştirerek borcun insan ilişkileri üzerindeki kötü etkisini uzun uzun anlatır sorduğunuza pişman olursunuz)

gamlı baykuş - (ikiletmeden verir ama geri istemeye utanır. gider başkasına der paramı vermiyor falan... gerer insanı)

ayimsi - (üstümde yok ama dur ben sana ayarlıycam bir yerlerden bana ıban at der sonra ses seda çıkmaz)

actual proof - (parayı vermeyeceği gibi bide sizi sigaraya puroya at yarışında alıştırır. gider annenizi babanızı döversiniz)

myjudas - (borçlar hukukuna göre senetsiz sepetsiz para vermek legal değil der senetle verir tahsilat günü gelmeden de profilinizi beğeni yağmuruna tutar. gözünüzü korkutur)

xalocum - (benim anna madrigalden alacağım var gel gidip dövüp alalım. sana helalinden on tl vericem der. bizim kimsede paramız kalmamıştır falan der. başınıza iş açar)

kamyoncu - (zaten isteyemezsiniz)

ayimsi'nin ibretlik dayısı

herkesin problemli akrabaları muhakkak vardır. asıl acı olan bu akrabanın küçükken çok sevdiğiniz bir aile bireyi olmasıdır. büyüyüp bu acı gerçekle yüzleşmek çok zordur. kendi dayımdan biliyorum. *

şabaniye

kemal sunal'ın kan davasından kaçmak için kadın kılığına giren, abartılı makyaj, elbise ve kadınsı tavırlar sergileyen şaban/şabaniye karakterlerine can verdiği çok başarılı bir yerli drag queen uyarlaması film.

erkeklerden (pavyonun sahibi ve kan davalı olduğu adamdan) kaçtıkca dikkatlerini çeker. yer yer sert iğneleyici davranır. sesi çok beğenilir assolist olur. konuşmalarında da çok bel altı espriler yapar.

şabaniye'nin aşık olduğu kadın da şaban'ın aksine töreye, kan davasına düşkün, erkeksi tavırlı bir karakterdir. bu açıdan film stereotipik cinsiyet rollerini eleştiren bir filmdir gözümde. şabaniye'nin film çekimlerinde sahilde kartal tibet'le koşup sarıldıkları sahne, erkeklerin sigarasını yakmak için yarıştıkları sahne hoştu...

filmdeki aşk üçgenini anlatan güzel bir görsel...

ayı sözlük yazarlarının sevdiği içecekler

selma aliye kavaf

eşcinselliğin hastalık olduğunu, tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen döneminde kadın ve aileden sorumlu devlet bakanı deva partisinin genel merkezi başkanlık kurulunda yer almış.

şaşırdık mı? hayır.

homofobik açıklamalarıyla alakalı şöyle de bir karikatür yapılmıştı.


türk tabipler birliği "kavaf'ın açıklaması bilimsel tıp ve insan haklarına aykırıdır” içerikli görüş bildirmişti: https://www.ttb.org.tr/makale_goster.php...

beş tl borç istenmeyecek sözlük yazarları listesi

benim listem ve sebeplerim şu şekildedir;

özdemir - (romanlardan karakter örnekleri ve psikoloğunun uzman görüşlerini birleştirerek borcun insan ilişkileri üzerindeki kötü etkisini uzun uzun anlatır sorduğunuza pişman olursunuz)

gamlı baykuş - (ikiletmeden verir ama geri istemeye utanır. gider başkasına der paramı vermiyor falan... gerer insanı)

ayimsi - (üstümde yok ama dur ben sana ayarlıycam bir yerlerden bana ıban at der sonra ses seda çıkmaz)

actual proof - (parayı vermeyeceği gibi bide sizi sigaraya puroya at yarışında alıştırır. gider annenizi babanızı döversiniz)

myjudas - (borçlar hukukuna göre senetsiz sepetsiz para vermek legal değil der senetle verir tahsilat günü gelmeden de profilinizi beğeni yağmuruna tutar. gözünüzü korkutur)

xalocum - (benim anna madrigalden alacağım var gel gidip dövüp alalım. sana helalinden on tl vericem der. bizim kimsede paramız kalmamıştır falan der. başınıza iş açar)

kamyoncu - (zaten isteyemezsiniz)

takip edilesi youtube kanalları

my analog journal - seçilmiş farklı kültürlere ait çoğunlukla eski parçaların * plak kaydı dinletileri sunuyor. çayınızı kahvenizi alıp bir yandan bir şeylere göz artarken dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/c/MyAnalogJourna...


anatolian rock revival project -başarılı görsellerle elden geçirilen anadolu rock parçaları tüm dünyayla buluşturuyorlar.
https://www.youtube.com/c/AnatolianRockR...


140journos - pek çok siyasi, tarihi, ekonomik ve sosyal olay ve durumu geniş bir spektrumdan, sağlam bir zaman çizgisinde yorumlara açık bir şekilde gösteren başarılı bir kanal
https://www.youtube.com/user/140journos


cep hikayeleri - hayatın içinden kayda değer hikayeleri aktarıyorlar.
https://www.youtube.com/c/CepHikayeleri

şabaniye

kemal sunal'ın kan davasından kaçmak için kadın kılığına giren, abartılı makyaj, elbise ve kadınsı tavırlar sergileyen şaban/şabaniye karakterlerine can verdiği çok başarılı bir yerli drag queen uyarlaması film.

erkeklerden (pavyonun sahibi ve kan davalı olduğu adamdan) kaçtıkca dikkatlerini çeker. yer yer sert iğneleyici davranır. sesi çok beğenilir assolist olur. konuşmalarında da çok bel altı espriler yapar.

şabaniye'nin aşık olduğu kadın da şaban'ın aksine töreye, kan davasına düşkün, erkeksi tavırlı bir karakterdir. bu açıdan film stereotipik cinsiyet rollerini eleştiren bir filmdir gözümde. şabaniye'nin film çekimlerinde sahilde kartal tibet'le koşup sarıldıkları sahne, erkeklerin sigarasını yakmak için yarıştıkları sahne hoştu...

filmdeki aşk üçgenini anlatan güzel bir görsel...

günler açılımı

bildiğim kadarıyla türkçede günler farsça sayılardan gelir. en azından bir kısmı
salı - se (üç)
çarşamba - çar (dört)
perşembe - penç (beş)

kürtçe'de
salı - seşem
çarşamba - çarşem
perşembe - perşem uygunluk gösterir

bu bağlantıyı da gürcüce'de de durumun aynı olmasından kurdum
(pazartesi) orshabati - ori (iki)
(salı) samshabati - sami (üç)
(çarşamba) otkhshabati - otkhi (dört)
(perşembe) khutshabati - khuti (beş)

ilginç olan, bu sayımlara göre haftanın ilk günü pazardır.

relationship goals

yalnızlık

yalnızken mutlu ve üretken olanlar için şizoid bozukluğa varmayacak derecelerde olanı makbuldür.
yalnızken sıkılan, depresif duygulara meyilli olanların da kendiyle azami vakit geçirebilmeyi deneyimlemesi elzemdir.
(bkz:iddia sahibi olmayan ortacı yazar)

bir başkadır

izlerken beni bunalttı insanların tutumları düşünme şekilleri vs...
diyalogları çok gerçekçi ve kaliteli buldum.
çocuğun oyun oynadığı halıyı, arabayı, sandalyeyi yukardan çektikleri görüntüleri çok güzel buldum. görüntüler çok güzeldi. müzikler de öyle.

beğenmediğim kısmı bitişiydi. gerçekçilikten uzak buldum.

kitap okumayan biriyle sevgili olmak

sevgililik mevzusunda bu tür bir yaklaşım yanlış olmaz ama sığ bir tavır olur.
adama ''bu aralar bakıyorum da bir aydır aynı kitaptasın bizi mi yiyosun lan. anlat bakalım ne anlatıyor o kitapta?'' mı diyeceksin?
''bu yaptığına inanamıyorum selahattin. kürk mantolu madonna'ya madonna'nın kitabı demişsin. pılını pırtını topla gidiyorsun bu evden. bitti anlıyor musun bitti!'' mi diyeceksin?

kitap okumak bu noktada sembolik bir şeydir.

muhafazakar siyasetçinin 24 erkekle gay partide basılması

homofobik girişimlerinden dolayı biri adama çok spesifik bir beddua edilmiş ve kılı kılına tutmuş sanki. *

başlığa türkiye'de mi olmuş sanıp koşarak geldim.

darısı bizim tüm homofobiklerin başına. * *

ilk eşcinsel deneyim

eşcinsel olduğumu fark ettikten sonra lisede biyoloji dersinde laboratuvarda antikorlarla kan grubumu bulmaktı.
hem faydalı ve hem de yapması zevkli bu deney ilk eşcinsel deneynimdi.

edit: imla *