eşcinsellik ve yalnızlık

hep mi yalnızlık tekmi yalnızlık nereye kadar yalnızlık ne kadar yalnızlık kime kadar yalnızlık kaka yalnızlık cici yalnızlık neden yalnızlık
yalnızlığı tutunamayan romantizmine kapılıp eşcinsellikle bağdaştırıp cinsel yönelime bok atmaktır. heteroseksüel olsaydım dahamı az yalnız olurdum diye sormama sebebdir aynı zamanda.
çok çok kalabalık içinde yalnızlığı hissetmek şeklinde açıklayabiliyorum.
insanı karşısına çıkan herkesle sex yapmaya iten duygudurumu.
bu dünya düzeninde hep aynı sonlar olur. istediğin kadar rahat ve özgür ol. sonuç değişmez. tecrübe sadece ne yaşayacağını anlatır sana. ama son yine değişmez. mesele sadece sevgili olması ya da olmaması değil. derin yalnızlıklara kalırsın. paylaşacak dostlar uzaktaysa, işte o zaman iyice feci olur. yalnızım dostlarım yalnızım yalnız.
durum rüzgara karşı işemek olunca yanına pek adam bulamıyorsun.
birbirinin kardeşi olmuş olgu durumlarıdır.

eşcinsel kader midir değil midir tartışılır. hatta hatta nasıl oluştuğunu kesin olarak çözebilen bile yok. yurdumun güzel insanları zorlaştırıyor olayları.

bir eşcinsel neden yalnızdır, yalnız mı yaratılmıştır, neden yalnız bırakılmıştır. ister toplum deyim, ister kişi deyin, ister başka şeyler. insanların seçebildikleri veya seçemedikleri şeyler var hayatlarında. bunların ismine şey deniliyor, çünkü tam tarifleri yok.

neden bir eşcinsel yalnız. * yalnızlık doğuştan gelmiyor, kişinin seçimleri ile var oluyor kendi hayatında. güllük gülistanlık bir mutluluk yok hayatta ama neden yalnızlık var. insanlar olarak biz rüzgar ekip, fırtına biçmek deyimini unutuyoruz. bugün yaptığımız küçük şeyler ilerde götümüzü tırladığında, hakkımızı arıyoruz fırtına içinde. sonuç nafile tabi.

neden eşcinsel yalnız bırakılmıştır. * insanlar haklarını aramıyorlar, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık ile bugunlerini kurtarıyorlar insanlar ama bu yılan elinde sonunda bir gün gelip, sokuyor. o soktuğu gün yalnızlığı enjekte ediyor kalbe.
sahibinden satılık yalnızlık...
sebebi dışarıda seni istemeyen milyonlarca kişi varken senin sevdiğin ve aynı anda da seni sevecek birini bulmanın zorluğudur.
sistemin bizi ittiği durum.yoksa kimse meraklı değil yalnızlığa.

(bkz: genç eşcinseller rahatsız )*
zaman zaman hayatımın ileriki yıllarını düşününce en değişmez olarak gördüğüm 2 terim. malum her insan yalnızdır, buna zaten yapılabilecek birşey yok, kabullenmek lazım. eşcinsellik konusunda da öyle sanırım. başa gelen çekilir
söz konusu yalnızlık olunca eşcinseller sürekli dış etkenleri suçlama eğilimi gösteriyor. *

eşcinsellerin bu konudaki argümanlarını şöyle sıralayayım:
-heteroseksüel ilişki gibi uzun soluklu bir ilişki yaşama şansımız yok çünkü evlilik bağıyla bağlanamıyoruz.
-heteroseksüel ilişki gibi uzun soluklu bir ilişki yaşama şansımız yok çünkü aile toplum iş gibi etkenler eninde sonunda buna bir son verecek.
-eşcinseller tek gecelik ilişki arayan bireyler oldukları için sonuna kadar senle beraber olabilecek birini bulma ihtimali sıfıra yakın.
-erkekler çok eşli bir yaradılışa sahip olduğu için 2 erkeğin uzun süre tek eşliliği sürdürmesi zor.
...

vesaire liste böyle uzar gider, ama bu listeye asla müdahil etmediğimiz yegane şey var. o da kendimiz.

tanıdığım nerdeyse bütün gaylerden "yalnız ölmek istemiyorum" hikayesi dinlemişimdir. en çok da garibime giden budur hatta. bu kadar çok ömür boyu sürecek ilişki arayan bir topluluk nasıl oluyor da ilişkilerini bu kadar hızlı tüketmeyi başarabilir? çünkü bütün bunların hepsi geyik! ne yardan vazgeçebiliyoruz ne de serden. sikiş çok tatlı geliyor, ondan vazgeçmek istemiyoruz ama öte yandan da korkuyoruz orta yaşlardan itibaren yorulacağız, beğenilmeyeceğiz ve yalnız öleceğiz diye. sonra da kader utansın edebiyatı yapıyoruz. ha tabi bir de şöyle bir şey var: herkes beyaz atlı prensini bekliyor, süper yakışıklı, süper seksi, süper zeki, süper başarılı, süper eğlenceli kısaca süper bir adam gelecek ve onu çekip bu leş hayattan kurtaracak. * o adam gelmdeiği için de çamura yatıp kaderime tüküreyim edebiyatı yapıyoruz. ben kendi adıma en azından drama yapmamayı ve hayatımda yanlış giden şeyler için kendimi suçlamayı öğrendim. **
yalnızlık kişisel bir durumdur. cinsel kimliğin bir yan ürünü olduğunu düşünmüyorum... genelde etrafımıza karşı kapalı kutu gibi oluruz. her şeyi paylaşmamanın, bazı şeyleri saklamanın, bazen üst kimlik sebebi ile, klasımız yerinde olsun diye bir şeyler saklıyoruz. ve gün gelip bu saklananları konuşmak istediğimizde, etrafta kimse kalmamış oluyor.
bazen hayat sizi yalnız olmaya alıştırıyor. hep bir şeyleri saklamanın verdiği o garip olgunlukla, yalnız kalmanın en iyisi olacağını düşünüp, böyle takılmaya başlıyorsunuz. hele birde bundan keyif alıyorsanız, işte o zaman sorun başlıyor. çok saçma , çelişik bir durumdur. hem etrafınızda birileri olsun istersiniz, hem de bir süre sonra off yeter kaçayım ben diye aranırsınız...
yalnızlık yine de , keyifli olsa da, zordur. ama bizlerin hayatında, doyumsuz cinsel iştahımız ile, ya yalnız kalıp, arı misali çiçekten çiçeğe koşarız, ya da yalnızlığımızı içimizde yaşar, hayatımızı birisi ile paylaşırız... en azından fiziken yalnız kalmamış oluruz... ama bu süre zarfında gözler hep fıldır fıldırdır...
bu kadar çoğunlukta insanların üzücü durumunu gördükçe, sözlükteki bütün yalnız ayıcanlara 40 yaşlarına geldiklerinde nikah kıyıp kurtarmayı vaad ettiğim sonla gelen durumdur.
-eeee ne olucak bize
-ne nolucak abi
-giderek yalnızlaşıyoruz yalnız ölücez farkındasın dimi
-yoo
-evlenip çoluk çocuğa karışmak lazım sonra o çocuk yaşlanınca baksın sana
-ee ne demeye getiriyosun yani
-ayrılalım ayrılmak için boktan bi mazerete ihtiyacım var
-bsg
keneden daha yapışkan ve daha ateşli gecelere sebep olan, yastığa sarılınca bir nebze geçtiğini hissettiğiniz hastalık. ilacı olsa da içsek...
böyle iyi ya...
yalan efendim neresi iyi ya hep tek hep tek nereye kadar sürecek...

işte böyle insanı kendi içinde çelişkiye düşüren bir durum .
  • /
  • 2