koyuyazar

Durum: 558 - 0 - 0 - 0 - 21.08.2018 15:44

Puan: 10084 - Sözlük Kaşarı

8 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

tek yönde bu akşam
  • /
  • 28

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bir önceki entryimde iş başvurusunda yediğim haltları anlatmıştım, üzerinden 2 hafta sonra şirket bana olur dedi. bende bir sevinç bir mutluluk anlatamam. kulaklarımda hülya avşar'dan yürü ya kulum çalıyor. oy oy oy.

bu sevinç uzun sürmedi. iş yerinin yaşadığım kıtada olmaması, garip bir meritrokrasi düzenin var olması ve yurdum ayısının plaza ayıları içinde sırıtması yüzünden zorlu bir süreç başladı. sabah 8'de girdiğim plazada akşam 8'de çıkmalardan tutun, iş yeri çalışanlarının çekişmeleri falan derken 2. ayı bitti.

insan kaynakları 2. ay bitiminde biz sizden memnunuz, sizde bizden memnunsunuzdur dedi. tabiki beybisi, memnun olmaz mıyım git gel günde 3 saat yol gidiyorum bee. belirsiz süreli sözleşme imzalandı falan filan ve dendi ki oryantasyonun son süreci olarak sizi kaynaştırma sürecine alıcaz.

wtf?

kaynaştırma süreci dedikleri, üst yönetim ve aşağıdakiler (işçiler) arasında kalan çalışanların bir nevi kalibre edilmesi, kölelik düzleminde nereye götü dayamaları gerektiğini bilmeleri.

kaynaştırma süreci üç aşamadan başladı. birincisi koç atanması. efendim size bir koç atıyorlar, bütün her şeyinizle ilgileniyor. tamamen çay kahve içme geyiği.

ikincisi kurumsal eğitimler: liderlik, yöneticilik, yatakta aktif olmamın 50 yolu gibi kurumsal eğitimler alıyorsunuz. bu eğitimler yüzünden istanbulda girmediğim otel kalmadı.

ve geldi son süreç güven eğitimi. bu gavurlar böyle bir şey çıkarttı. çalışanları bir araya tutup, birbirlerine bağlıyorlar. her taraf belirli zamanlarla kendini serbest bırakıyor, eğer bir insan karşısındakine tam güvenmezse bırakamazmış falan. tamam dedik bi yemediğim bu nane kaldı. ik'dan davet maili geldi. bilmem ne oteli not: yüzme şortu getirin. wtff!!!

yurdum ikcılarının bu absürtlükleri beni öldürüyor, kurumsal ikcı olmak olmayan şeyi bulup, tüm çalışanları buna inandırmaktır. kimse dememiş bu ne salakça bir uygalama diye, bizde emir kuluyuz gittik.

olimpik havuz ve çevresinde 5 tane çalışan. 4 tane üst düzey yetkili. hepimiz şortluyuz. herkesi eşleştirdiler, ben kaldım tek başıma. arkdaşları hep şefleriyle eşleştirmişler, ben listeye bir baktım bana genel müdür yazılmış. ay ben şok !!! adam geldi. kurumsal şirket gm'si sabah iş akşam spora giden, yağ oranı maksimum %10 olan, marka giyinen ve slim fit olan tipler olur genelde. yaşının 45 olmasını da not düşelim.

efenim uzattım da uzatttım, konuya giriyorum. biz iki salağı havuza soktular. işaret verilince köle kendini üst yönetimin kollarına bırakacak. eyes wide shut çekiyorlar sanki.

bu arada yüzme bilmediğimi herkese söylüyorum, özellikle gm'ye. o da bana güven diyor. ahh beybisi her güven diyene güvenseydik neler gelirdi başımıza. gülücük smiley.

havuz derinliği: 3,35 m
koyuyazar : 1,87 m (kilo 100) özellikle kiloya dikkat.
genel müdür: 1,77 m

ve atış yapıldı. 1 dk boyunca beni tutucak. beni beni bihterini. 100 kg lik bir ayıyı su üzerinde tutmanın ne olduğunu kimse düşünmemiş tabi. yap, devren işlet mantığı. sonunu düşünen kahraman olamaz ya.

koyu abiniz kendini bi bıraktı, gm dediğim adam tutamadı beni. cumbur lop suya dalmaz mıyım. panikten adamı tutayım derken elim adamım şortunun içine girdi. adam bi kalakaldı. ben tuttuğum şeyin ne olduğunu anlayınca o havuz ölmek istedim. üzerime ne varsa atın. çapa mapa...

adam tuttu beni çekti yukarı suyun içinde. geçti arkama. suyun üzerinde olimpik havuzun dört köşesinde diğer salaklar ve ben gm ile havuzun ortasında. pentegram çizdiler, keçi kanı akıtık kesin sikecekler diye düşünüyorum. derken popomda bi şey hissettim.

sıçtım herhalde derken, baktım gm beni sıkı sıkı tutuyor. resmen "men at play, season 3 epidose 5. revenge of the horse" çekiliyor. adam resmen kaldırmış, yüzme bilmeyen beni bırakmamak için sıkı sıkı omzumdan tutarken dayandı. kulağıma yaklaştı ve dedi "kusura bakma"... yerim senin kusurunu, maaşı 5 haneli adamların kusuru olmaz, benim aptallığımdır o diyemedim.

toplam süre 5 dk. adamın dayaması 2 dk. ve güven şeyi de bitti. duşlara gidildi. kendimi hülya avşar'ın kötü yol sonrası hamama girip temizlenmesi gibi 40 tas dökünmüşümdür. uzun duş sonrası bir çıktım herkes gitmiş, ben kaldım şişlinin bilmediğim bir yerinde. 500t nerden geçer abey diyecekken, arkadan bir ses "koyuu, bırakim mi seni" .

pembe masal gibi dimi, anlatsalar hadi len derim içimden ama dışımdan çaktırmadan inanmış gibi yaparım.
gm beni eve bırakacak. şişli-pendik yolu ve iş çıkışında toplam 2 saat. adam konuştu ben dinledim, hayallerini yapacaklarını anlattı. yarım saat telefonla konuştu ve eve geldik. "yoruldum ben" dedi, bi türk kahvesi yapsana sonra geri dönücem dedi. gm türk kahvesi ister, kölesi ay pardon çalışanı yapmaz mı. kendim öğütürüm kahveyi beybisi. eve çıktık, salonda oturdu, ben mutfağa kahveyi yaptım. salona getirdiğimde gm'nin pantalonu yoktu, boxer ile oturmuş beni bekliyordu. sikiceksen sikicem de, dimi. bi de kahve için uğraştırdı karaktersiz beni. hınzır smiley.

eve gelen genel müdürü el üzerinde tutmak lazım, gereği yapıldı. bu plazalar da seksler bile başka dostum.

iş görüşmesi sonrası müdür tarafından yatağa atılmak

bilen bilir, bir koyu yazar ispanyol kıvamında bir ayıcandır. tanıyanlar sever, tanımayanlar da orda burda iyi giydirir arkamdan.

bir süredir devam eden işsizlik sonrası kariyer siteleri üzerinden malum bir firmanın malum bir ilanına başvurulur.

koyuyazarın yaşadığı ilçe: tuzla
başvurulan yer: 4. levent

"hayatta aramazlar abi" düşüncesiyle kendimi avuturken, çok iyi bir insan olduğumun çevremin kötü olduğunun bir kez daha üstünden geçerken bir anda telefon çaldı.

- merhaba, koyu bey ile mi görüşüyom
+ evet benim, buyrun
- işte iş arayışınız devam ediyorsa haftaya salı günü saat 11:00 de bilmem me plazada görüşmeye davet ediyoruz
+ bana da uygundur

diyerek kapattım ama nasıl göt kalkıklığı yaşıyorum. customerları set ettim ansızın, bir anda plaza dili edebiyatı yüklendi bana.

iş görüşme tarihi geldi, çattı ben her zamanki kuruntulu halimle 1.5 saat önce bilmem ne plaza önünde kendimi buldum. ne yapim ne edim derken plaza altındaki starfucksta oturayım dedim.

tipik bear faaliyeti kahve alınır, hornet açılır. orda turist sayılırım, avrupa yakasındaki bear ve bear sevenlerden kendimi mahrum etmemem lazım diye düşünürken resimsiz bir profilden mesaj geldi.

- selam, naber?
+iyi de, bir resmin olsa daha iyi olacak
- resim geldi.

anam bir resim geldi. bi şey geldi, otomatikman kravatı gevşettim. nasıl hoş, nasıl yakışıklı. iri bi tip sakallı. içimden dedim, seni şu koltukta saatlerce öperim beybisi. içimden ama.
ben bunları yaşarken bir süre geçince otomatikman mesaj geldi.

+begenmedin mi?
- aaa olur mu çok beğendim, baya hoşsun
+ burda mı oturuyorsun?
- yok bir arkadaşa ziyarete geldim.

aramızda 150m mesafe var, görüşmek istermisin dedi, dedim ben karşının taksisiyim, mesafeler yorar adamı. kırk yıllık arkadaş gibi hayattan, hayallerden ve beklentilerden konuştuk. benim biraz işim var, sonra görüşelim dedim. tamam dedim saate baktım 10:45 . uppss geç kalıyordum.

koşa koşa plazaya gidiş, tipik formların doldurulması, ingilizce sınav ve telefonda beni arayan ikcı ile yarım saat görüşme sonrası her şey nasıl güzel gidiyor anlatamam.

ikcı arkadaş zamanınız varsa, sizi bilmem ne beyfendi ile görüştürmek isterim dedi. leopar çarsaf üzerinde ki bir artist nidasıyla tabiki beybisi dedim. beybisi içimden tabi. formal bu dil.

bu arada görüşme öncesi, görüşme sırasında, bilmem ne beyfendiyi beklerken durmadan latta geliyor. evet latte geliyor. ayıp olmasın diye sabah içtiğim bir bardak kahve, görüşmeler sırasında iki bardakta sonunda bir bardak daha derken tuvaletin yerini arıyor bedenim. oracığa bırakasım var ama plaza insanları işemezler, sıçmazlar. bunu unutmamam lazım diyerek gülümserken içeri bi adam girdi.

içeri bi adam girdi, arkasında ikcı cocuk. adam bana, ben adama nasıl kilitlendik, ikimizin yüzündeki gülümseme şaşkınlığa bıraktı kendisini.

ikcı cocuk bilmem ne bey, bu koyu bey, ismini vermek istemediğim pozisyona başvuru için görüştük, sizinle de görüştürmek istiyorum derken ben gülmeye başladım ama zor tutuyorum kendimi.

karşımdaki bilmem ne bey ile bi saat önce misyonerden, bacak omza, public durumlarındaki durumlardan hornet üzerinden konuşuyorduk.

bazen olur ya sahte kimlikle tanışılan insanlar bir yerde karşılaşır ve kaçamazlar. alternatif dünya ile gerçek dünya birbirine girdi. samanyolu içime kaçtı desem yeridir. bunların hepsi 15 sn de gerçekleşince süt dökmüş leopar olarak kalıyorsunuz ortada.

bilmem ne bey - koyu bey , hoşgeldiniz. kendinizi tanıtır mısınız?
koyuyazar - elbette, ben şunu yaptım, bunu yaptım falan da filan.

anlatıyorum ama adam yüzüme bakmıyor, cv ye takılmış. bunları anlattıktan sonra orta karar bir görüşme geçti. tam kalktık, ayrılıyoruz. gökten bir haber geldi. ikcı beni yolcu edecekken telefonu çaldı, bilmem ne bey beni asansöre kadar götürecek. toplam 5 metre yol. konuşmuyoruz, havaların soğukluğundan bahsediyoruz.

ama yüzümde nasıl bir sıkışmışlığın bir hali var, dayanamadım çıkmadan lavaboyu kullanabilir miyim? ben de herkes gibi lavobaya sıçanlardanım, tuvaleti kimse kullanmıyor çünkü.

tamam dedi, bana yolu tarif etti, asansör şurda dedi. gitti ben lavaboya gittim, tuvalete girdim. abartmıyorum bir dk sonra biri girdi ve tık sesi duydum. zaten o plaza tuvaletlerinin belasını versinler, bi ışık koymuşlar 10 sn de bir sönüyor. deliği kaçırıyorsunuz her seferinde.

ben kabinden çıktım, bilmem ne bey karşımda ellerini yıkıyor. ben de yanında ellerimi yıkarken, bana döndü ve direkt dudaklarıma yapıştı.

men at play in levent , action motor...

ama nasıl öpüyor. vakumlu süpürge sanki, sakin ol diyorum ama bi elim götümde diğeri beni sarmış. grinin elli tonunun giriş sahnesini yaşıyoruz tuvalette.

ve assolist, koyuyazar sahneye çıkar.

adamı bi geri ittirmişim, sanki tecavüze uğruyorum da namusum için savaşıyorum. dedim sen ne yapıyorsun, nasıl şaşkınım. bu sefer ben duvara yapıştım, dudaklar dudaklarda. bi elim bilmem nenin götünü avuçluyor. squat canmış dostlar, onu söyleyelim.

diğer elim fermuarı açtı. iki aç hayvan büyük ihtimalle öğlen arasında plaza tuvaletinde sevişiyor. bilmem nenin gömleğin üstten 3 ve 4 numaraları düğmelerini çözdüm. dudak dudağa öpüşüyoruz ama nasıl ter akıyor, sonunu düşünen kahraman olamaz. gömleğin aralayıp, meme ucunu emerken bi an hayvanlıktan ısırdım, aaaaahhhh diye bir ses geldi ve iki kolu ile beni bir sardı. nefes alamıyorum. ağzımda memesi, aletine attığım elim yapış yapış içinde.

boşalma aaahhhııı kadar garip bi şey yok, zevk mi alıyor acı mı çekiyor bilemiyorum. bdsmbdsdm...

derken çözüldük, benimki skinny takım elbise içinde zonklarken elimi sabunla 3 defa yıkarım. adam halen şaşkın şaşkın elini yüzünü yıkayıp, bana bakıyor ama gözler gitti zevkten.

iş görüşmesi başlama saat: 11
ik ile görüşme bitişi: 11:45
bilmem ne bey ile görüşme bitişi: 12:30
tuvalete giriş: 12:45
tuvaletten çıkış: 13:22

küsüratlı rakam vereyim, inandırıcı olsun.

not: adam evli beyler.
not1: işi alamadım, üsgün smiley.
not2: insanlar kolay kolay özel yaşamına alternatif gerçeklikten insan almıyorlar.

topu topu 4 saatte merak, sevinç, huzur, şaşkınlık, utanç ve haz yaşadım. şimdi uzaktan bilmem nenin çocukları ile çekilmiş fotoğraflarını beğeniyorum.

"ona bir oda ver baba, istediği zaman çıkıp gidebileceği, istediği zaman gelebileceği" babam ve oğlum repliği.

onun bende farklı bir yeri oldu, keşke o küçücük tuvalette bir ömür geçseydi...

gelin programından damat kaldırmak

son zamanlarda sunum çılgınlığından kendini kaptıran gelinler mevcut. her şeye bir kurdele takıyorlar, aklıma deli sorular geliyor takılan kurdeleler hakkında.

bu sunum çılgınlığında adamlar boşta kalıyor. kısa ve net adam istiyor dujj, gerisi net.

işsizliğin verdiği etkiyle sabaha karşı youtube üzerinden gelinlerin yarıştığı bir programlar gözüme çarptı. hayatları dört duvar arasında, birbirine çaka satmak dışında herhangi bir artısı olmayan tipler desem beni döverler. ne yazık ki hayatta başarı olma herkesin anlayışına göre değişiyor.

neyse bölümlere bakarken diğerlerinden daha fazla görüntülenme alan bir bölüm gördüm, bakayım derken ne göreyim. yakışıklı mı yakışıklı bi adam. boyu boyuma uygun.

hemen stalkerlık yaparak, facebook ve instagram üzerinden adam araştırılır. bulamadım. programın sonuna doğru bir ipucu yakaladım, şansa buldum.

işte çakma hesaplardan ürkütmeden eklemek. - 1 gün
ara ara beğeniler - ilk 3 günde
beğeni yağmuruna tutmalar - 3. günün safağında gandalf gelince
atılan storylere yorum yazmalar - 1. haftanın sonunda
derken açılma faslı - 2. haftanın sonunda

dedim "böyleyken böyle, kızacan biliyorum ama yapcak bi şey yok." önce kızdı, sonra sorgulama faslı başladı.

eğer herhangi hetero tip sorgulamaya başladıysa meyili diğerlerinden fazladır, bunu yazın. üstü kapalı olarak dürüst davranın. koyuyazar abiniz her şeyin en iyisini bilir.

sorgulama faslında genelde "ne zaman oldu", "neden böylesin", "beni nerden buldun" gibi sorularla devam etti. hepsine en içten yalanlarla cevap verdim ve sonunda dürüst davranarak " programda gördüm, çok hoşlandım, sadece tanımak istiyorum" dedim.

kadın dergilerinde yazılır ya, ona küçük sürprizler yapın. küçük nüanslar bırakmak lazım ki, niyetin belli olsun.

fazla uzatmadan ertesi akşam buluştuk, tipik starfucks geyiği. "yakışıklı adamsın neden böyle bir şey yapıyorsun" falan filan söylemleri. amacım yoldan çıkartmak ama muhabbet öyle bir noktaya geldi ki.. işte şöyle sıkıdılım, böyle yapıyorum. şuraları geziyorum, buralara gidecem sende gelsene. tipik anadolu style. bi an farkettim kankalık seviyesine ulaşmışız.

bazen date uygulamalarında tanıştığın kişiyle buluşup, normal bir arkadaş gibi saatlerce konuşursun, dersin bu adam iyi arkadaş olunur ve sadece arkadaş olursun.

ben ne yaptım diye düşünürseniz, insan kankasını sever mi hiç...

o damat arkadaşla her cuma akşamı buluşup, kahve içiyoruz. bir daha muhabbeti uzatanı sevsinler, direkt konuya girsene dimi. siz benim gibi yapmayın.

bu yazılanların hepsi alternatif bir gerçeklikte yaşanmıştır, kaynak belirtemem.

seks sonrası diyaloglar

"benim boxerimi giymişsin" diye cümle duydu bu kulaklar.

dark bear ile ayılığa giriş

ilk mezunların 2011 yılında verilmesi ve yoğun isteklerden sıkıldığımızdan tekrar verilmesi planlanan ayı sözlük aktivitesidir.

izel, çelik, ercan ayrıldıktan sonra ayı sözlük üzerinde olan illimünati etkisinden dolayı 2018 yılında ayıları korumak, ayıcanları hizaya getirmek ve koli listelerinin güncellenmesi sebebiyle aşağıdaki programda gerçekleştirilecek hede hüdedir.

yeni program:

1.hafta: ayılık nedir? yatakta ayı olmanın beş altın kuralı
2.hafta: sokakta beyfendi mutfakta chubyy nasıl olunur! (uygulamalıdır)
3.hafta: sözlükten kaldırılması gereken 1.nesil ayılar kimlerdir, zaafları nelerdir?
4.hafta: ilk sana pasif olucam dedikten sonraki anlamsızlığın sübjektif değerlendirilmesi
5.hafta: ispanyol ayılarına giriş, ileri sevişme taktikleri.
6.hafta: sınav (herkes kendi partnerini getirecek, partner bulamayanlara sözlük partner verecektir)
7.hafta: iş yerimdeki tonton amcayı yoldan çıkartma yöntemleri
8.hafta: üniformaya karşı yeni bir bakış açısı: iş yerindeki göbekli güvenliğe vermek...
9. hafta: body salonunda çaktırmaktan muscle bear ayarlamanın 10 ince noktası
10.hafta: "son kez vermeyecektim" diyen kankayı motive etmenin yolları.

derslere katılım zorunluluğu olup, yoklama alınacak ve gelen kişilere ayı damgası vurulacaktır.

koyuyazar ile dest-i izdivaç

dark bear ile ayılığa giriş dersinden başarılı ile geçen kişilerin katılacağı ve yurt dışında getirilen bearların ortamda fink atacağı fevkaladenin fevkinde olacak hede hüdedir.

katılımcılara önce aşagıdaki 5.haftalık ve haftada 3 saat ders verilecektir.

1.hafta: ortam insanlarından korunma yöntemleri
2.hafta: göster ama elletme felsefesine giriş
3.hafta: boyutu mu yoksa işlevi mi önemli (elbette yaşanılan ilişkinin, siz ne anladınız)
4.hafta: tek gecelik ilişkilere giriş ve ilişki sonrası bahaneler
5.hafta: tekyönde atölye çalışması (sabaha kadar göster ama elletme uygulaması)

bu dersleren başarılı geçen kişilerden iyileri kendim için ayırıp, diğerlerine hayırlı kısmetler bulunacaktır.*) *

dark bear'ın entrysini ispiyon etmek

ispiyon edilen bearlardan hala haber alınamamıştır.

nesildaşlarımdan lubunyabear ve hertürlügideriolanbear isimli iki arkadaşım dark bearın yazdıgı bir entryde yanlışlık olduğunu düşünmüşler ve ispiyon et tuşuna basmışlardır. evleri önünde siyah jiple alınan bu iki yazar kardeşlerimizden halen haber alınamıyor. 10. günde haber çalışmaları devam ederken, umutlar azalmaya başlamıştır.

burdan yetkililere sesleniyorum, zeki mürende bizi görecek mi??

depresyonda olan sevgiliye yardım etme yolları

hayatında hiç grup seks yapmamış eşcinsel

rdbear

beni arkada bırakan, aşkı memnu repliklerini kullanmama sebep olan şahsı muhteremdir.

bi de kanadaya gittikten sonra vucütta çalışmış, aman da aman. sempatiklikten seksliğe adım atmıştır. hani duvarlara kafamı vurayım, bilemiyorum.

bir seks yazarı olarak koyuyazar

siz hiç patronunuzun kocasını siktiniz mi?

uzun zamandır kafamda kurcalayan bir durum.

hayatımda en berbat yıl 2013 yılıdır. ilk sevgilisine aşık bir eski sevgili ile aynı evde yaşamanın verdiği ızdırapla yeni bir eve geçmek için yeni bir iş bakılır. derken internet üstünden "ar-ge" benzeri bir işyeri bulunur. görüşmeye gidilir, kadın patronun olduğu ve benle birlikte 2 erkeğin gerisinin kadın-kız olduğu bir şirkettir. neyse görüşmede "kız arkadaşınla mı kalıyorsun" sorusu sormuştu, ben şaşırmıştım. nerden bileyim kadının manyak olduğunu. kadının profili tarif etmek gerekirse, önceden evlenmiş-boşanmış, kocasının sahip olduğu şirketin istanbul kısmını almış, erkeklerin kendisini sikmek istediğini düşünen birisi idi. yaz ayında çalışırken her zaman mini etek ve gögüsleri açık şeyler giyer, odasına girildi mi bi eliyle gögüslerini kapatır, diğer eliyle mini eteğini aşağı çekişi vardır ki "imdattt beni sikiyorlarrr, komşularrr yetişin" demenin farklı yolu gibi gözükürdü.. kendisi ile konuşurken duvara bakıp,, konuşmama rağmen eliyle gögüslerini kapatır. bir gün biir şirketin sahibi ile görüşmeye gittik bu kadın ile, şirkete girişte saçlarını bir açtı, önden gögüs düğmelerinden birinide aynı şekilde. "vayyy vaayy vayyy" demiştim o gün içimden.

neyse bu kadın 2. evliliğini meslektaşım olan biriyle yapmış, adamda benim boylarımda gideri olan bi tip. en fazla bi kez gideri olur.

şirkette 5. ayım, evde yaşadığım haller beni sıkıştırmaya başlamış, iş yerinde kadın her odaya kamera taktırmış. hem kameradan hem de bilgisayar ekranından bizi izliyor. yan odada bir karı var o da ne konuşursak gidip, patrona ispiyonluyor. hatta kimse inanmaz ama ispiyoncu karının bilgisayarında tuvalete_gidenler_11haziran diye bir excel dosyası vardı, günlük kaçta kim tuvalete gitmiş, ne kadar durmuş falan yazıyordu. bilgisayarı bozulmasa hayatta görmezdim, derken benim evde yaşadığım insanların ruhsal durumları, işyeri manyak karının durumları benim kafamı kaydırdı. eve gidip sadece yatmak istiyordum, mutlu olduğum tek an uyku anı idi.

derken kaldığım evden kovuldum, tam tabiri siktir edildim. baktım patronda yazın manyalık ve şizofrenik derecesini artırdı. hiç unutmuyorum bir perşembe günüydü çıktım, kozyatağı carrefour da 3-4 saat elimde bir kahve ile oturmuşluğum vardır, dalmışım gitmişim. derken bunun kocası denk geldi. şak diye karşıma oturdu. naber nasılsın geyikleri derken zaten içimde bir öfke var. orospu cocugu eski sevgili zaten manyamış, arayıp agzına sıcamıyorum, bu iş yerinden cıkarsamda ne ile gecinicem derken, bir an bi şey kayıp gitti içimden o an. bir daha o şey ile karşılaşmadım. dağıtmadan konuyu geyikten sonra, bunun yaptığı işleri övmeye başladım, verdim gazı verdim gazı. ama bu kadar şerefsiz biri olabileceğimi bilmiyordum. derken buralarda düzgün manzaralı bir içki yeri olmadığını, keşke çamlıca tepesinde bugün bi bira içilse ne kadar güzel olacağını söyledim. bu adam birden gözünde ateşi gördüm, gel içelim dedi. tamam dedim aldık biraları gittik, bu halen kendini anlatıyor, ben öyle abartmadan övüyorum ki adamı adam mest oldu.

biralar bitti, koyuyazar tam bir darkside kısmına geçiş yapmıştı. otururken elim adamın pantolununa gitti, bu şaşırdı. ne yapıyorsun derken fermuarı açmıştım bile baktım yavaştan eelimdeki hareketlenmeye başladı. boyuna göre (190) falan ortalama bir pipi tükürüklü elimde büyüyordu. bu adam şaskınlıgın ve biranın verdiği sarhoşlukla hoşuna gitmeye başlamıştı. derken adamın dudaklarına yapıştım, bu kendi itsede ben daha güçlü olduğum içiin kendini kurtaramıyordu benden. en sonunda kendini bana bıraktı, dudakları dudaklarımdan elimde pipisi tabiri caizse adam inliyordu. araba içinde koltuklar hafif yatıktı, adam tam boşalmaya yaklaştıgında elimi çektim adamı hızlıca döndürmeye tesvik ettim. bu tabi ilk defa yapmanın verdiği şaşkınlıkla bana arkasını dönmüştü bile. boxerı sıyırdım, kıllı götü önümdeydi. bir kolumla kafasını bastırıyordum, diğer elimle benimkini yerleştiriyordum. iki tane hayvanın bir arabada sikişmesi ne kadar garip diye düşündüm bir an ama manyak-şizofren kadına bir şekilde hakeret etmeyeliydim, bunuda kocasını sikerek yapacaktım. birden hareketlerim sertleşmeye başladı, kurtadam filmlerindeki dönüşüm tamamlamış hayvan gibiydim. artık acıyı çektirme zamanım gelmişti, son tükürlüklü olarak öyle bir geçirdim ki, hem adam ben ben acıdan kıvranacak durumdaydık. adam kurtulmaya çalışıyordu, ben sırtından bastırıp, içinde gidip geliyordum."lütfen çıkar" diye inliyordu, o dedikçe ben daha sert vuruyordum. araba öyle bir sallanıyordu ki, o gece kimseye yakalanmadığımıza şaşırdım. ve uzun bir süre sonra ben boşaldım, adamın gözünden yaş gelmişti ama o da oturduğu koltuga boşalmıştı. böyle bir şeydi cinsellik, hem iğrenip, hem de zevk alınan şeylerin kümesiydi. arabadan indim, prezarvatifi çöp kutusuna attım. kulaklıklarımı çıkarttım, ara yollardan büyük çamlıca, küçük çamlıca falan bir yerlere kadar akşam karanlığında yürüdüm. bir otobus gördüm kadıköye gittim, sonra kadıköyden gideceğim evin otobüse bindim.

ertesi gün istifamı yazıp, çektim gittim memleketime.


not: bu hikayedeki yazılanlar gerçek dışı olup, bu sitede yazan her şey gibi eksik-yalan-karikatürüze edilmiş halidir.

ağla halime

bağımlılık yapan şarkıdır. nil buraktan dinlenildiğinde acıtır, gerçekten acıtır. "yarını olmayan, güneşi doğmayan, bir yolun yolcusuyum"

sözleri ;

kimbilir kaçıncı arayışım bu
benden kaçan mutluluğumu
nerede belli değil

kimbilir kaçıncı arayışım bu
kaybettiğim her bulduğumu
kader bana dost değil

ağla
ağla halime
gülme
kapat gözlerini
görme
tek bir şey söyleme

yok mu bir soru sormayan
yarını olmayan
güneşi doğmayan
bir yolun yolcusuyum
dokunma

ağla
ağla halime
gülme
kapat gözlerini
görme
tek bir şey söyleme

sanki bir yangın içimde
külleri savrulan, yakılan yıkılan dünyamda
artık bir yer yok sana

ağla
ağla halime
gülme
kapat gözlerini
görme
tek bir şey söyleme

ayı sözlük itiraf

insanlar maskelerini ne çok seviyor.

toblerone

ayı sözlük'ün kıro klonundan başlıklar

kıro erkeklerin ortak özellikleri

gaylerin çoğunlugunun (%98 nin) hasta olduğu tiplerdir. yüzde vereyim de inandırıcı olsun.

yüzde küsüratlı gaylerin bu kırolarla yatmak için her haltı yiyip, sonra "tuuu kaka" yaptıkları tiplerdir. o yüzden bar köşelerinde rent boy olarak çalışan tiplerin hepsi bu bahsedilen erkeklerdir.

(bkz: ayı sözlüğün kıro klonundan başlıklar)

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

loreen - we got the power

arkadaştan sevgili yapmak

nickten kişilik tahmini yapmak

insanlar gizlilik ve temizlik esaslarına dayalı olarak çalıştıkları için orda burda nickleriyle var olurlar. ister istemez hepsinin bir anlamı bulunmaktadır.

vurucutim: kendini kazanova zanneden mahalle arası tip.

kafasiharic25cm: anladınız siz onu.

darbelimatkap: "aslında erken boşalıyorum ama darbeli işte" muhabbetinin diğer yüzü.

parlakpasifarar: hanımını evde bırakıp, internet cafede kuytu köşede dikişebileceği genç tüysüz tip arayan amca.

ıssız adam

yönetmeninden dolayı aslında gizli olarak gay yaşamını anlatan hikayedir.

mutluluğu anlık olarak başka bedenlerden alan bir adam ile aslında duygusal bir erkegin tanışma muhabbetidir. bazı noktalarda erkek-kadın ilişkisinden cok, keskin hatları ile erkek-erkek ilişkisini anlatıyor.

genelde hepimizin hayatında buna benzer hikayeler olmuş veya olacak durumdadır. yıllar sonra karşılaşmalarında yapmacık güleryüzler, kendi hayatlarından bahsetmeler, herkesin kendi yoluna gittiği ifadeleri falan filan erkeklerin burnundan kıl aldırmama noktası. tabiki sonrasında maskeler düşer, sarılıverirler. sonra gururlarına yediremeyip, acı cekerek yollarına devam ederler.

tipik gay ilişkisi.
  • /
  • 28

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bazilarimizin zaman zaman dusledigi agir fantezilerden.

ayı sözlük erotik erkek fotoğrafları kampanyası

başlığı görüp ayı sözlük yazarları kendi fotolarını mı atacak acep diye düşünürken okudum aydınlandım evet yazarlar da kampanyaya dahil. zamanında bir yazar buraya sikini ve götünü attığı için bir kısım yazarlardan anlamsız linç yemişti. canı ufak süprizler yapıp ifşa çekiyorsa kime ne bundan.

yönetim olarak yapılan açıklamayı aynen tekrarlıyorum: "burası +18 bir sözlük lütfen nude atanları linçlemeyelim."

evet kendi erotik fotolarımı atmayı çok isterdim ancak sosyal mecralarda iç organlarıma kadar paylaştığım için gizemli erotik bir yanım kalmadı. pazara düşen ucuzlarcağğ fotolarımla burayı kirletmek istemem. sizler paylaşın biz beyenelim beybiler namnamham ^^

edit: dm"den gelen talepler üzerine 2 adet fotomu ekliyorum hadi bismillah.

http://i63.tinypic.com/atvokg.jpg

http://i67.tinypic.com/2e194qr.jpg

Toplam entry sayısı: 558

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bir önceki entryimde iş başvurusunda yediğim haltları anlatmıştım, üzerinden 2 hafta sonra şirket bana olur dedi. bende bir sevinç bir mutluluk anlatamam. kulaklarımda hülya avşar'dan yürü ya kulum çalıyor. oy oy oy.

bu sevinç uzun sürmedi. iş yerinin yaşadığım kıtada olmaması, garip bir meritrokrasi düzenin var olması ve yurdum ayısının plaza ayıları içinde sırıtması yüzünden zorlu bir süreç başladı. sabah 8'de girdiğim plazada akşam 8'de çıkmalardan tutun, iş yeri çalışanlarının çekişmeleri falan derken 2. ayı bitti.

insan kaynakları 2. ay bitiminde biz sizden memnunuz, sizde bizden memnunsunuzdur dedi. tabiki beybisi, memnun olmaz mıyım git gel günde 3 saat yol gidiyorum bee. belirsiz süreli sözleşme imzalandı falan filan ve dendi ki oryantasyonun son süreci olarak sizi kaynaştırma sürecine alıcaz.

wtf?

kaynaştırma süreci dedikleri, üst yönetim ve aşağıdakiler (işçiler) arasında kalan çalışanların bir nevi kalibre edilmesi, kölelik düzleminde nereye götü dayamaları gerektiğini bilmeleri.

kaynaştırma süreci üç aşamadan başladı. birincisi koç atanması. efendim size bir koç atıyorlar, bütün her şeyinizle ilgileniyor. tamamen çay kahve içme geyiği.

ikincisi kurumsal eğitimler: liderlik, yöneticilik, yatakta aktif olmamın 50 yolu gibi kurumsal eğitimler alıyorsunuz. bu eğitimler yüzünden istanbulda girmediğim otel kalmadı.

ve geldi son süreç güven eğitimi. bu gavurlar böyle bir şey çıkarttı. çalışanları bir araya tutup, birbirlerine bağlıyorlar. her taraf belirli zamanlarla kendini serbest bırakıyor, eğer bir insan karşısındakine tam güvenmezse bırakamazmış falan. tamam dedik bi yemediğim bu nane kaldı. ik'dan davet maili geldi. bilmem ne oteli not: yüzme şortu getirin. wtff!!!

yurdum ikcılarının bu absürtlükleri beni öldürüyor, kurumsal ikcı olmak olmayan şeyi bulup, tüm çalışanları buna inandırmaktır. kimse dememiş bu ne salakça bir uygalama diye, bizde emir kuluyuz gittik.

olimpik havuz ve çevresinde 5 tane çalışan. 4 tane üst düzey yetkili. hepimiz şortluyuz. herkesi eşleştirdiler, ben kaldım tek başıma. arkdaşları hep şefleriyle eşleştirmişler, ben listeye bir baktım bana genel müdür yazılmış. ay ben şok !!! adam geldi. kurumsal şirket gm'si sabah iş akşam spora giden, yağ oranı maksimum %10 olan, marka giyinen ve slim fit olan tipler olur genelde. yaşının 45 olmasını da not düşelim.

efenim uzattım da uzatttım, konuya giriyorum. biz iki salağı havuza soktular. işaret verilince köle kendini üst yönetimin kollarına bırakacak. eyes wide shut çekiyorlar sanki.

bu arada yüzme bilmediğimi herkese söylüyorum, özellikle gm'ye. o da bana güven diyor. ahh beybisi her güven diyene güvenseydik neler gelirdi başımıza. gülücük smiley.

havuz derinliği: 3,35 m
koyuyazar : 1,87 m (kilo 100) özellikle kiloya dikkat.
genel müdür: 1,77 m

ve atış yapıldı. 1 dk boyunca beni tutucak. beni beni bihterini. 100 kg lik bir ayıyı su üzerinde tutmanın ne olduğunu kimse düşünmemiş tabi. yap, devren işlet mantığı. sonunu düşünen kahraman olamaz ya.

koyu abiniz kendini bi bıraktı, gm dediğim adam tutamadı beni. cumbur lop suya dalmaz mıyım. panikten adamı tutayım derken elim adamım şortunun içine girdi. adam bi kalakaldı. ben tuttuğum şeyin ne olduğunu anlayınca o havuz ölmek istedim. üzerime ne varsa atın. çapa mapa...

adam tuttu beni çekti yukarı suyun içinde. geçti arkama. suyun üzerinde olimpik havuzun dört köşesinde diğer salaklar ve ben gm ile havuzun ortasında. pentegram çizdiler, keçi kanı akıtık kesin sikecekler diye düşünüyorum. derken popomda bi şey hissettim.

sıçtım herhalde derken, baktım gm beni sıkı sıkı tutuyor. resmen "men at play, season 3 epidose 5. revenge of the horse" çekiliyor. adam resmen kaldırmış, yüzme bilmeyen beni bırakmamak için sıkı sıkı omzumdan tutarken dayandı. kulağıma yaklaştı ve dedi "kusura bakma"... yerim senin kusurunu, maaşı 5 haneli adamların kusuru olmaz, benim aptallığımdır o diyemedim.

toplam süre 5 dk. adamın dayaması 2 dk. ve güven şeyi de bitti. duşlara gidildi. kendimi hülya avşar'ın kötü yol sonrası hamama girip temizlenmesi gibi 40 tas dökünmüşümdür. uzun duş sonrası bir çıktım herkes gitmiş, ben kaldım şişlinin bilmediğim bir yerinde. 500t nerden geçer abey diyecekken, arkadan bir ses "koyuu, bırakim mi seni" .

pembe masal gibi dimi, anlatsalar hadi len derim içimden ama dışımdan çaktırmadan inanmış gibi yaparım.
gm beni eve bırakacak. şişli-pendik yolu ve iş çıkışında toplam 2 saat. adam konuştu ben dinledim, hayallerini yapacaklarını anlattı. yarım saat telefonla konuştu ve eve geldik. "yoruldum ben" dedi, bi türk kahvesi yapsana sonra geri dönücem dedi. gm türk kahvesi ister, kölesi ay pardon çalışanı yapmaz mı. kendim öğütürüm kahveyi beybisi. eve çıktık, salonda oturdu, ben mutfağa kahveyi yaptım. salona getirdiğimde gm'nin pantalonu yoktu, boxer ile oturmuş beni bekliyordu. sikiceksen sikicem de, dimi. bi de kahve için uğraştırdı karaktersiz beni. hınzır smiley.

eve gelen genel müdürü el üzerinde tutmak lazım, gereği yapıldı. bu plazalar da seksler bile başka dostum.

iş görüşmesi sonrası müdür tarafından yatağa atılmak

bilen bilir, bir koyu yazar ispanyol kıvamında bir ayıcandır. tanıyanlar sever, tanımayanlar da orda burda iyi giydirir arkamdan.

bir süredir devam eden işsizlik sonrası kariyer siteleri üzerinden malum bir firmanın malum bir ilanına başvurulur.

koyuyazarın yaşadığı ilçe: tuzla
başvurulan yer: 4. levent

"hayatta aramazlar abi" düşüncesiyle kendimi avuturken, çok iyi bir insan olduğumun çevremin kötü olduğunun bir kez daha üstünden geçerken bir anda telefon çaldı.

- merhaba, koyu bey ile mi görüşüyom
+ evet benim, buyrun
- işte iş arayışınız devam ediyorsa haftaya salı günü saat 11:00 de bilmem me plazada görüşmeye davet ediyoruz
+ bana da uygundur

diyerek kapattım ama nasıl göt kalkıklığı yaşıyorum. customerları set ettim ansızın, bir anda plaza dili edebiyatı yüklendi bana.

iş görüşme tarihi geldi, çattı ben her zamanki kuruntulu halimle 1.5 saat önce bilmem ne plaza önünde kendimi buldum. ne yapim ne edim derken plaza altındaki starfucksta oturayım dedim.

tipik bear faaliyeti kahve alınır, hornet açılır. orda turist sayılırım, avrupa yakasındaki bear ve bear sevenlerden kendimi mahrum etmemem lazım diye düşünürken resimsiz bir profilden mesaj geldi.

- selam, naber?
+iyi de, bir resmin olsa daha iyi olacak
- resim geldi.

anam bir resim geldi. bi şey geldi, otomatikman kravatı gevşettim. nasıl hoş, nasıl yakışıklı. iri bi tip sakallı. içimden dedim, seni şu koltukta saatlerce öperim beybisi. içimden ama.
ben bunları yaşarken bir süre geçince otomatikman mesaj geldi.

+begenmedin mi?
- aaa olur mu çok beğendim, baya hoşsun
+ burda mı oturuyorsun?
- yok bir arkadaşa ziyarete geldim.

aramızda 150m mesafe var, görüşmek istermisin dedi, dedim ben karşının taksisiyim, mesafeler yorar adamı. kırk yıllık arkadaş gibi hayattan, hayallerden ve beklentilerden konuştuk. benim biraz işim var, sonra görüşelim dedim. tamam dedim saate baktım 10:45 . uppss geç kalıyordum.

koşa koşa plazaya gidiş, tipik formların doldurulması, ingilizce sınav ve telefonda beni arayan ikcı ile yarım saat görüşme sonrası her şey nasıl güzel gidiyor anlatamam.

ikcı arkadaş zamanınız varsa, sizi bilmem ne beyfendi ile görüştürmek isterim dedi. leopar çarsaf üzerinde ki bir artist nidasıyla tabiki beybisi dedim. beybisi içimden tabi. formal bu dil.

bu arada görüşme öncesi, görüşme sırasında, bilmem ne beyfendiyi beklerken durmadan latta geliyor. evet latte geliyor. ayıp olmasın diye sabah içtiğim bir bardak kahve, görüşmeler sırasında iki bardakta sonunda bir bardak daha derken tuvaletin yerini arıyor bedenim. oracığa bırakasım var ama plaza insanları işemezler, sıçmazlar. bunu unutmamam lazım diyerek gülümserken içeri bi adam girdi.

içeri bi adam girdi, arkasında ikcı cocuk. adam bana, ben adama nasıl kilitlendik, ikimizin yüzündeki gülümseme şaşkınlığa bıraktı kendisini.

ikcı cocuk bilmem ne bey, bu koyu bey, ismini vermek istemediğim pozisyona başvuru için görüştük, sizinle de görüştürmek istiyorum derken ben gülmeye başladım ama zor tutuyorum kendimi.

karşımdaki bilmem ne bey ile bi saat önce misyonerden, bacak omza, public durumlarındaki durumlardan hornet üzerinden konuşuyorduk.

bazen olur ya sahte kimlikle tanışılan insanlar bir yerde karşılaşır ve kaçamazlar. alternatif dünya ile gerçek dünya birbirine girdi. samanyolu içime kaçtı desem yeridir. bunların hepsi 15 sn de gerçekleşince süt dökmüş leopar olarak kalıyorsunuz ortada.

bilmem ne bey - koyu bey , hoşgeldiniz. kendinizi tanıtır mısınız?
koyuyazar - elbette, ben şunu yaptım, bunu yaptım falan da filan.

anlatıyorum ama adam yüzüme bakmıyor, cv ye takılmış. bunları anlattıktan sonra orta karar bir görüşme geçti. tam kalktık, ayrılıyoruz. gökten bir haber geldi. ikcı beni yolcu edecekken telefonu çaldı, bilmem ne bey beni asansöre kadar götürecek. toplam 5 metre yol. konuşmuyoruz, havaların soğukluğundan bahsediyoruz.

ama yüzümde nasıl bir sıkışmışlığın bir hali var, dayanamadım çıkmadan lavaboyu kullanabilir miyim? ben de herkes gibi lavobaya sıçanlardanım, tuvaleti kimse kullanmıyor çünkü.

tamam dedi, bana yolu tarif etti, asansör şurda dedi. gitti ben lavaboya gittim, tuvalete girdim. abartmıyorum bir dk sonra biri girdi ve tık sesi duydum. zaten o plaza tuvaletlerinin belasını versinler, bi ışık koymuşlar 10 sn de bir sönüyor. deliği kaçırıyorsunuz her seferinde.

ben kabinden çıktım, bilmem ne bey karşımda ellerini yıkıyor. ben de yanında ellerimi yıkarken, bana döndü ve direkt dudaklarıma yapıştı.

men at play in levent , action motor...

ama nasıl öpüyor. vakumlu süpürge sanki, sakin ol diyorum ama bi elim götümde diğeri beni sarmış. grinin elli tonunun giriş sahnesini yaşıyoruz tuvalette.

ve assolist, koyuyazar sahneye çıkar.

adamı bi geri ittirmişim, sanki tecavüze uğruyorum da namusum için savaşıyorum. dedim sen ne yapıyorsun, nasıl şaşkınım. bu sefer ben duvara yapıştım, dudaklar dudaklarda. bi elim bilmem nenin götünü avuçluyor. squat canmış dostlar, onu söyleyelim.

diğer elim fermuarı açtı. iki aç hayvan büyük ihtimalle öğlen arasında plaza tuvaletinde sevişiyor. bilmem nenin gömleğin üstten 3 ve 4 numaraları düğmelerini çözdüm. dudak dudağa öpüşüyoruz ama nasıl ter akıyor, sonunu düşünen kahraman olamaz. gömleğin aralayıp, meme ucunu emerken bi an hayvanlıktan ısırdım, aaaaahhhh diye bir ses geldi ve iki kolu ile beni bir sardı. nefes alamıyorum. ağzımda memesi, aletine attığım elim yapış yapış içinde.

boşalma aaahhhııı kadar garip bi şey yok, zevk mi alıyor acı mı çekiyor bilemiyorum. bdsmbdsdm...

derken çözüldük, benimki skinny takım elbise içinde zonklarken elimi sabunla 3 defa yıkarım. adam halen şaşkın şaşkın elini yüzünü yıkayıp, bana bakıyor ama gözler gitti zevkten.

iş görüşmesi başlama saat: 11
ik ile görüşme bitişi: 11:45
bilmem ne bey ile görüşme bitişi: 12:30
tuvalete giriş: 12:45
tuvaletten çıkış: 13:22

küsüratlı rakam vereyim, inandırıcı olsun.

not: adam evli beyler.
not1: işi alamadım, üsgün smiley.
not2: insanlar kolay kolay özel yaşamına alternatif gerçeklikten insan almıyorlar.

topu topu 4 saatte merak, sevinç, huzur, şaşkınlık, utanç ve haz yaşadım. şimdi uzaktan bilmem nenin çocukları ile çekilmiş fotoğraflarını beğeniyorum.

"ona bir oda ver baba, istediği zaman çıkıp gidebileceği, istediği zaman gelebileceği" babam ve oğlum repliği.

onun bende farklı bir yeri oldu, keşke o küçücük tuvalette bir ömür geçseydi...

gelin programından damat kaldırmak

son zamanlarda sunum çılgınlığından kendini kaptıran gelinler mevcut. her şeye bir kurdele takıyorlar, aklıma deli sorular geliyor takılan kurdeleler hakkında.

bu sunum çılgınlığında adamlar boşta kalıyor. kısa ve net adam istiyor dujj, gerisi net.

işsizliğin verdiği etkiyle sabaha karşı youtube üzerinden gelinlerin yarıştığı bir programlar gözüme çarptı. hayatları dört duvar arasında, birbirine çaka satmak dışında herhangi bir artısı olmayan tipler desem beni döverler. ne yazık ki hayatta başarı olma herkesin anlayışına göre değişiyor.

neyse bölümlere bakarken diğerlerinden daha fazla görüntülenme alan bir bölüm gördüm, bakayım derken ne göreyim. yakışıklı mı yakışıklı bi adam. boyu boyuma uygun.

hemen stalkerlık yaparak, facebook ve instagram üzerinden adam araştırılır. bulamadım. programın sonuna doğru bir ipucu yakaladım, şansa buldum.

işte çakma hesaplardan ürkütmeden eklemek. - 1 gün
ara ara beğeniler - ilk 3 günde
beğeni yağmuruna tutmalar - 3. günün safağında gandalf gelince
atılan storylere yorum yazmalar - 1. haftanın sonunda
derken açılma faslı - 2. haftanın sonunda

dedim "böyleyken böyle, kızacan biliyorum ama yapcak bi şey yok." önce kızdı, sonra sorgulama faslı başladı.

eğer herhangi hetero tip sorgulamaya başladıysa meyili diğerlerinden fazladır, bunu yazın. üstü kapalı olarak dürüst davranın. koyuyazar abiniz her şeyin en iyisini bilir.

sorgulama faslında genelde "ne zaman oldu", "neden böylesin", "beni nerden buldun" gibi sorularla devam etti. hepsine en içten yalanlarla cevap verdim ve sonunda dürüst davranarak " programda gördüm, çok hoşlandım, sadece tanımak istiyorum" dedim.

kadın dergilerinde yazılır ya, ona küçük sürprizler yapın. küçük nüanslar bırakmak lazım ki, niyetin belli olsun.

fazla uzatmadan ertesi akşam buluştuk, tipik starfucks geyiği. "yakışıklı adamsın neden böyle bir şey yapıyorsun" falan filan söylemleri. amacım yoldan çıkartmak ama muhabbet öyle bir noktaya geldi ki.. işte şöyle sıkıdılım, böyle yapıyorum. şuraları geziyorum, buralara gidecem sende gelsene. tipik anadolu style. bi an farkettim kankalık seviyesine ulaşmışız.

bazen date uygulamalarında tanıştığın kişiyle buluşup, normal bir arkadaş gibi saatlerce konuşursun, dersin bu adam iyi arkadaş olunur ve sadece arkadaş olursun.

ben ne yaptım diye düşünürseniz, insan kankasını sever mi hiç...

o damat arkadaşla her cuma akşamı buluşup, kahve içiyoruz. bir daha muhabbeti uzatanı sevsinler, direkt konuya girsene dimi. siz benim gibi yapmayın.

bu yazılanların hepsi alternatif bir gerçeklikte yaşanmıştır, kaynak belirtemem.

gitme kal bu şehirde

nazan öncel tarafından seslendirilen kalpleri cız eden şarkı ötesidir.

sözleri;

güz yaprakları düştü
gazeller oldu
bulut indi yeryüzüne
sevdalı oldu
bir avuntu biraz keder
böyle bize neler oldu
bu ayrılık bir de hasret
çekilmez oldu
ay karanlık hep karanlık
yüzü bize döner oldu
bir ihtimal daha vardı
felaket oldu

gitme gitme gitme kal bu şehirde
gitme gitme yazık olur bize aaahh

geceler kör dilsiz sanki
konuşmaz oldu
hüzünler koyduk üstüste
ayrılık oldu
bir avuntu biraz keder
böyle bize neler oldu
bu ayrılık bir de hasret
çekilmez oldu
ay karanlık hep karanlık
yüzü bize döner oldu
bir ihtimal daha vardı
o da yalan oldu

gitme gitme gitme kal bu şehirde
gitme yar gitme yazık olur bize
yazık olur bize
yalan olduk bizde
yalan olduk bizde.



hepimizin hayatında biri olmuştur gitmek zorunda olan, bu şarkı o gidenin arkasındaki ağıttır. avunmak, kederi kabullenme çalışmasıdır. gidenin hiç bir zaman bilmeyeceği çığlığın ta kendisidir.

yaran seks muhabbetleri

- karımdan güzel sevişiyorsun
+ evli miydin sen?
- sus ve yalamaya devam et bakim, önündeki bitecek... *

seks sonrası diyaloglar

koyuyazar - ben çıkıyorum
x kişisi - yarın derste görüşürüz, projeni getirmeyi unutma...
koyuyazar - tamam hocam :)

yemekteyiz ayı sözlük

koyuyazar ın kadikoydeki villasında yemekteyiz son hızla devam etmektedir.

sözlükte seks objesi olan koyuyazarın evinde seks, cinsellik, gurmelik ve ayılık üstüne bir gece daha yaşanacaktır.

önce dark bear kapıda görünür, mikrofonlarımızı dark beara uzattığımızda, sadece arkadaşız, yanıtını alıyoruz. hızlı adımlarla villaya giriş yapar. ardından gözler kapıya yanaşan antalya otobüsüne kayar. keremce para verip, bütün bir otobusu kapattırıp, kadıköye kadar gelmesi diğer konuklarda yuhhh, çüşşş, kafası hariç 20 cm miş abi ,gibi efektlerin çıkmasına sebeb olur. jan xwen gecenin karanlığında aniden ortaya çıkarak, kameran ve sunucunun altına sıçırtmışta olsa, yakışıklılığı ve yataktaki 20 panter gücü etkisiyle kendisini affetmiştir. sonrasında anormal genc ve ordinaryman kol kola girmiş, ellerinde sandwiç ekmekleri ile gelip, bu akşam ki yemekte çirkeflik yapacakları belli olmuştur. bodurayi gizli gizli arka kapıdan girdiği için kimsenin ruhu duymamıştır derken villanın kapısına bir limuzin gelir ve durur. içinde çıkan naringergedan lütfen arkadaşlar işimle anılmak istiyorum diyerek, bu geceki yemeğin kendisi için ne kadar önemli olduğunu arzu endam-i bülbül eder. naringergedan sonrası yanında iki tane lubunya ile gelen bear sikertir bu gece üstünü cıkartmayacağını söyler kameramıza.

toplanan konukları içerde koyuyazar, ayı postu üstünde karşılayıp eve gezdirmeye koyulur. ev kadıköyün moda semtinde olup, 3 katlı, triplextir. birinci katta mütevazi yaşamını, diğer katlarda değişik odalara dungeon kurulmuş olur, sado mazo, group, black, muscle, daddy, grandaddy, nanny tipleri evine köle etmiştir. sanki manukyanın evidir. (bkz: bir seks yazarı olarak koyuyazar)

yemekte sunulan tarrak dolması ilgileri üstüne çekmiş olup, keremce tarafından süpürürmüştür. yaprak sarmalarla orgazmik dakikalar yaşayan dark beara patlıcan kebabı ile boşalmanın eşiğine getirilmiştir. jan xwen abime köyden getirdiğim has ve temiz köy bearlarını verdiğim için büyük puanlar beklenecektir tabi. anormal genc ile ordinaryman yemekte hiçbir şeye beğenmeyip, paso çirkeflik yapmışlardır. naringergedan yemekte gelen jan xwen abimizi kesmekten yemek yiyememiştir. bear sikertir yemekteki acılar yüzünden üstünü çıkartmıştır.

yemek sonunda;
- dark bear pantolonunu çıkartıp, koyuyazarın verdiği leopar desenli pijama giymiştir.
- keremce tatlı gülüşü ile herkesin gönlüne taht kurmuştur.
- jan xwen yemek sonunda şiir okuyarak (üstü çıplak halde) herkesin tam puanını almıştır.
- ordinaryman ile anormal genc ten haber alınamamıştır.
- kapıdan içeri alınmayan ayı sozluk yazarları olan jackkk ve pisuardaki siyah kıl 1-2-3 tarafından olay çıkartılmış ve polis mahalleye gelmiştir.
- yemek sonunda wagaman ın yaptığı süprüz dans ile dark bear koltuktan düşmüş, keremce istanbula taşınmaya karar vermiş, jan xwen bıyıklarını burkarak değişik sinyaller vermiştir.
- yemeğin süprüzü olan greenday den stiptriz izlenerek fevkaladenin fevkine varılmıştır.
- koyuyazar yemeğe kattığı ilaç yüzünden kendinden geçen ayı sözlük ekibinin çıplak fotografları mistermagician tarafından çekilip, ileriki zamanlarda santaj için kenarda kasada tutulmaktadır.
- chatnoir in güzel sesinden fransızca şarkılar ile danslar edilmiştir.

yemek sonrasında koyuyazar ın ayı cinselliği ve pornosu hakkındaki izlenimleri ispanyol erkeklerle beraber anlatılmıştır. herkesin merakla dinleyip, ispanyol erkeklere göz atması sonucunda sözlüğün birinci grup seks zirvesi az kalsın olacaktı.

yemek sonrasında koyuyazarın jipiyle taksime inilip, taksim parkındaki abla grubuna ekmek atılarak, tek yönde gece cılgın showlarla bitmiştir.

oyları görelim.


bu entry tamamiyle yazarın kendi götünden uydurduğu hayal ürünü gerçeklik içermeyen bir entrydir

dark bear aktif mi pasif mi

fake meslekler

gay dünyasında "gizlilik önemlidir" düşüncesi içine kaçmış arkadaşların, uydurduğu meslek grubudur.

3 yıllık ortam mesaim boyunca tanıştıgım kişilerin yüzde 90 ı muhasebe mesleğinden çıktı. bir ara muhasebeciler derneğinde grup seks yapıyorlar zannediyordum.

ayı sözlük itiraf

iş yerinde hoşlandıgım tam tipik bir ayı var ama adam bildiğimiz şakirt. adam yüzünden cuma namazlarını kaçırmıyorum, bu gidişle hoca olacagım. *

biseksüel

toplum tarafından tam olarak anlaşılmayan, kendilerini biseksüel olarak tanıtan yalancıların sahip olduğu alandır.

şöyle ki tuzlu ve tatlı aynı anda yenmez. her zaman biri baskındır. biseksüellikte bu var, kişi belirli dönemlerde (bu dönemlerin uzunlugu değişir, bazısı 1-2 ay bazısı için ömür boyu) ya kendi cinsiyle olur ya da karşı cinsle. bu süreç karışıktır aslında ama yurdum abazyanları karı/kız bulamayıp, "nefes alsın yeter" felsefesine sahip çıktıkları için kendilerini biseksüel zannederler.

unutmayalım amerika'ya gittik diye amerikalı olunmaz. kadın yerine erkekle olan tipler genelde dengesiz, ne istediklerini bilmez. asla biseksüel değillerdir. heteroflexible insanlarıdr sadece.

sözlükçülerin kaldırdıkları adam listesi

ayı sözlükçülerin penis boyutlarından önce açıklamak istediğim listedir.

1- greenday
2- pisuardaki siyah kıl 5 (yerseniz)
3- light bear (heheheh)
4- greenday (ne yapayım abi, kendi kaşınıyor... gelmiş bana spor salonunda sırtımı sabunlar mısın dedi...)
5- tom chase
6- narin olmayan gergedan (ickiliydim, hatırlamıyorum)
7- play station (her zaman her yerde)
8- fatmagulun sucu ne (bu nu ne zaman kaldırdım bilmiyorum)

gerektiğinde güncellenecektir.

kaynak: my ass

uyandırma

zeynep dizdarın seslendirdiği güzel ötesi parçadır.

video klip http://ayisozluk.com/lnk/a7de7a

aynı zamanda sözleri çok anlamlıdır.
şarkı sözü;

uyandırma uyandırma
sakın beni uyandırma
bu gördüğüm belkide en güzel rüya
ve adıda aşk güya
o huzur dolu aşk kokan kucağında
rüyalara dalmak varken
hiç içimden gelmiyor
savaşmak bu dünyayla
sakin ve sıcak kıyılarına
kalbimi demirlemek varken
hiç içimden gelmiyor
savrulmak fırtınalarla
nanana nanana nanana
uyandırma uyandırma
sakın beni uyandırma
bu gördüğüm belki de en güzel rüya
ve adıda aşk güya
uyandırma uyandırma

sevgilinin ayı sözlük'te yazar olması

şemsiyenin bazı zamanlarda yağmurdan koruması bazı zamanlar da ise göte girmesine eş değer durumdur. ne zaman koruyup, ne zaman göte gireceği belli olmaz.

şöyle ki, sözlükte ilk günler diye bol keseden entry girilir.

örnek entry: ayi sözlük ikinci taksim buluşması
entry de " ispanyol erkeklerini havaalanından aldım, getiriyorum hacıııı" diye yazan bendenizin suçu ne?
kaşınmışım ama haberim yok. sevgili ile buluştuktan sonra sorular arka arkaya gelir...

sevgili: nasıldı buluşma?
koyuyazar: iyi falan filan, oturduk, çay falan (cümle bitmeden diğer soru gelir)
sevgili: ispanyol erkekleri ile senin ne işin var?
koyuyazar: şey, falan filan .... (mavi ekran verilir)


diyelim burda tekeşlilikte ilgili tanımlar giriliyor, bende erkekler çok eşlidir falan filan diye yardırıyorum.libido tavana vurmuş, sonra akşam oluyor, sevdiceğiz elindeki şemsiyeyi göte doğru çeviriyor.

sevgili: demek tekeşlilik yalan haaa,
koyuyazar: yaa, şimdi orası farklı
sevgili: demek oo dışarda samimi olduğun heriflerle sadece arkadaş değilsiniz
koyuyazar: neyse beni öldürmeden hoşcakal


o yüzden, sözlükte yazar veya okuyan bir sevgiliye sahip olmak bazen tehlikelidir.

grindr

bir keresinde götü kurtarmış uygulamadır.

hiç unutmam, yeni biriyle ev arkadaşı olmuşum. bende adamı uyardım dedim ki, ben eve tek gecelik birini getirmem, sendende böyle bekliyorum. yorgun argın geliyorum, laptop falan ortalıkta aman dikkat et dedim. elemanda tamam sorun değil dedi.

neyse 2 hafta geçti, grindr'dan biri bana yazıyor. bende hayatta kaldığım semtti direk söylemem, bu sefer söyledim. adam şurda şurda mı kalıyorsun, kedin söyle mi dedi. ben nasıl tırstım, göt korkusunu yaşadım. sonra ne ayaksın birader diyince, ben ev arkadaşım bu adamı eve davet etmiş, adam ev arkadaşımdan tiksinmiş (tipsiz demiyeyim ama öyle) çıkmış. sonradan bir öğreniyorum ki eve gelip, gitmeyen kalmamış anadolu yakasında.

hemen kapı dışarı ettim. halen arkamdan küfür eder.

seks amaçlı olmasada bazen doğru insanlar sayesinde bazen götü iyi kurtarabiliyor insan.