trehaloz

Durum: 51 - 1 - 0 - 0 - 03.05.2020 16:01

Puan: 910 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

yolun sonu görünüyor
  • /
  • 3

ayı sözlük telegram grubu

birkaç gün öncesine kadar çok güzel sohbetlerin döndüğü, eğlenceli, yazarların birbirini tanıdığı ve kaynaştığı hoş bir gruptu.

ağız kokusu

ayrıca üst solunum yolu enfeksiyonları, tonsil taşı ve diyabeti olan kişilerde olması normaldir

alfa erkeği

psikolojik olarak da sosyal olarak da güçlü ve baskın olan sürüyü yöneten, kızların peşinde koştuğu, ciddi ve zayıf yanlarını belli etmemeleri gereken (bu yüzden içten içe psikolojik sorunları da olabilen) erkek tipidir.

ayı sözlük telegram grubu

evet ayı olmayanlar da girebiliyor

çok yediği halde kilo alamayan gay

sanırım bu kişi benim. hem de hayvan gibi yediğim halde. hatta arada bir gece yarısı dışarıda yemek yemeye çıktığım bile oluyor.

yazarların favori mevsimleri

sisli, su taneciklerinin asılı durduğu ve rüzgarın estiği bir havada dışarıdayken rüzgarla birlikte yüze çarpan su taneciklerini hissederek sade yumuşak kahve içilen mevsim olan sonbahar

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

eternal summer (sheng xia guang nian): 2006 yapımı tayvan eşcinsel filmi

hastası olunan sözler

şansım dönse götüme girer

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

yemek yiyerek ölmek

kişi diyabet hastasıysa karbonhidrat oranı yüksek bir yemeği aşırı yiyerek ölebilir

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

richard bach - martı jonathan livingston

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

bir erkeğin en güzel yeri

aslında erkek olması. ama bir noktaya odaklanacaksak tıraş olduktan sonra yüzde oluşan yeşilimsi iz diyebilirim.

ayı sözlük yazarlarının kendilerine biçtiği ömür

işlerim yolunda gitmezse orta yaş krizine girip 30-35 arasında ölürüm muhtemelen. zaten yaşama çok da bağlı biri olamadım küçüklüğümden beri. pek duygusal düşünemeyen, olaylara hep realist bir gözle bakan biri olduğumdan yaşama pek anlam da yükleyemedim.

biseksüel

sevgili eşcinsel bifobik yazarlar:
siz mavi var pembe var diyorsunuz ama mor diye bir rengin varlığını reddediyorsunuz. evet kimi biseksüel açgözlü kimisi erkeklere yalnızca seks için yaklaşıyor ama buradan yola çıkarak tüm biseksüelleri ve biseksüelliği kötülemek ne kadar doğru?
eşcinselleri; seks düşkünü, aralarında duygusal bir şey yaşayamayan kişiler olarak gören homofobik heterolardan ne farkınız kalıyor.

hornet kezbanlarından inciler

"orospu gibi poz verip altına imam karısı gibi sözler yazmayın"
gördüğümde adam haklı, dedim.

2020 yılından beklentiler

sözlükçülerin favori yemeği

kebap, patlıcan kebabı, soğan kebabı, kelle paça, kilis tavası, patlıcan doğraması, domates tavası...
bu liste uzayıp gidiyor. antepli olduğumdan mıdır nedir bir türlü en çok sevdiğimi seçemedim

sözlükçülerin nick hikayeleri

trehaloz, bir glikozun fruktoz ya da galaktoz yerine kendisi gibi bir glikozla ve diğer glikoz-glikoz çiftlerinin birçoğunda gibi bir glikozun 1.karbonu ile diğer glikozun başka bir karbonu ile bağ kurmak yerine diğer glikozun da yine kendisinde olduğu gibi 1.karbonu ile bağ kurması sonucu oluşan bir disakkarittir. bu hem iki glikoz arasında ve hem de her iki glikozun da 1.karbonu ile bağ yapmasından dolayı indirgen olmayan yalnızca iki şeker türünden biridir.

(diğeri de sükroz ya da halk arasında çay şekeri olarak adlandırılan glikozun fruktoz ile bağ yapması sonucu oluşan bir disakkarittir.)

trehalozdaki monosakkaritlerin her ikisinin de glikoz oluşu ve bu glikozların da aynı karbonlarıyla bağ kurması ve bu sayede indirgen olmayan bir şeker özelliğini kazanması benim onu bir erkeğin diğer şeyleri arkasında bırakarak kendisi gibi bir erkeği seçip onunla birliktelik kurması ve bu özel birlikteliğin diğer çiftlerden daha farklı ve daha hoş bir yapısının oluşuna benzetmeme yol açtı. o yüzden nick olarak trehalozu seçtim.

kendinizle çıkar mıydınız

çıkar mıydım bilmiyorum ama çok yakın dost hatta bromance yaşayabileceğim kesin
  • /
  • 3
Henüz hiç başlık açmamış.

xalo

insan kurduğu ilişkilerde zaman geçtikçe “keşke daha önce tanısaydım” cümlesini çok nadir kurmaya başlıyor. belki de değerli hissettiği çok az insan için.
uzun zamandır bu cümleyi kurmamıştım birisini tanıdıktan sonra.
xalo bana bu cümleyi kurduran değerli bir insan oldu benim hayatımda.
fikirlerine, amacına, hayattaki duruşuna saygı duyduğum ve önemsediğim bir insan.
gitmesine çok çok üzüldüm.
neyse ki sözlük dışında da birbirimizin hayatında olacağımız gerçeği var.
yine de yazılarını çokça özleyeceğiz xalocuk.
seni iyi ki tanıdım*

xalo

kendisiyle konuşmaktan, dertleşmekten, goy goy yapmaktan çok keyif aldığım, sözlüğün bana kazandırdığı büyük insanlardan. tanıdığım ve belkide tanıyacağım en iyi insanlardan olabilir kendileri.
bir kere tanıştık artık yakasınıda bırakmam, benden kurtulamazsın efenim. iyi ki varsın xalocum

büyük penisli pasif

porno sitelerindeki çok tutulan bir videonun arka planında sözlük ismi falan mı geçiyor?
(bkz:yol geçen hanı)

twink seven dayıların sakalını kes baskısı

bu şikayetimi artık içimde tutmayacağıma karar vererek bir başlık fırlatayım dedim.
gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. çoğu insan sevdiği, beğendiği bir tipe yönelirken neden bu dayılarımız her alanda her yerde, gerek net bir şekilde gerekse espri adı altında bu baskıyı uyguluyor analiz edemiyorum hiç.
elimden geldiği kadar etmeye çalışacağım.

çıkarımlarım şu yönde;
-bu dayılarımız kendinilerini beğenen bir twink bulamadıkları için yokluktan sınırları zorluyorlar.
-twinkleştirme tarikatına üyeler ve twinkleştirme misyonerliği yapıyorlar.
-dünya’da sadece twinklerin olması gerektiğini düşünerek, dünyanın daha iyi bir yer olacağına kanaat getiriyorlar. (tek tip insan modeli oluşturmak)
-yokluktan sınırları zorluyorlar.
-yokluktan sınırları zorluyorlar.

genel özellikleri;
-sakalın kimseye yakışmadığı düşüncesine sahip olmaları.
-avına sessizce yaklaşıp, sakal kestirme
politikası uygulamaları.(espriler, çıkarımlar, ikna çabaları)
-başka insanların sakal sevdiği fikrini reddetmeleri.
-razı olma evresine kolay geçiş.
-olası bir ilişkide öpüşmeme içgüdüsü.

yaran kerhane diyalogları

-ücret ne kadar?
+ 20 lira
-ama ama ama... kapıda 10 yazıyo?
+ iyi git kapıyı sik o zaman!!!


+ çorabıda çıkartayım mı bebeğim ?
- ayağınımı sokacaksın oç

eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an

eşcinsel olduğumu hep biliyor ve farkındaydım ama bunu kabullenene ve ben buyum diyene kadar hep kötü bir şey hatta yanlış bir şey olarak görüyordum orta okul yıllarımda ilk olarak fark etmiştim erkeklere hemcinslerime karşı bazı duygusal ve cinsel ilgilerim olduğunu o zamanlar kendimden utandım ve eşcinsel olduğumu kabullenmek istemedim bu biraz da dindar bir aileye sahip olmamdan kaynaklanıyordu kendi kendimi kandırdım ergenliğe giriyorsun normaldir fazla abazasın gibisinden ilerki yıllarda kendime biseksüel kalıbı uydurdum kadınlara ilgim yoktu ama eşcinsel olduğumu hâlâ kabullenmeye hazır değildim eşcinsellik konusunda araştırmalar yapmaya başlamış kendimu kabullenmeye hazırlamaya başlamıştım ve birkaç psikolog insanla forum/chat tarzı sitede konuşup sohbet edince aslında eşcinsel olmamdan utanmamam gerektiğini bunun doğal olduğununu anlayıp kabullendim lise 2 yıllarımda 17 yaşında istemsizce başka bir eşcinsele aşık oldum ama ne aşk o sürekli aklımda fikrimda hayatım olmuş fiziğine görünüşüne dikkat etmeyen ben onun için günde 4 saat spor yaparken onun dikkatini çekmek için kendime bakım yaparken buldum kendimi o güne kadar hiç birine özel ve güzel gözükmek istememiştim onu istiyordum hemcinsimi oldukça kibar nazik hoş biriydi ve bu his içimi dolduruyordu kalbimi ve bir gece ayna karşısına geçtim ve dedim ki sen eşcinselsin oğlum bu senin gerçeğin bunu kabullen işte o kabullenme anı benim için hayatın değiştiği andı o an üzerimden ağır bir yük kalkmış rahatlamıştım değişik duygulardaydım. dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum kendimi ve o zamandan sonra benim için hayat olumlu yönde gelişti keşke bunu daha önceden kabullenseydim

ayı sözlük günlük

merhaba günlük iki gündür bekliyorum. bekliyorum fakat yazmayacağını da biliyorum.
hep mesajları ben attım ama sıkıldım ya birazda ben ilgi göreyim. sürekli kovalayan taraf ben olmak istemiyorum hep seven hep seven ben , sevilen onlar. sıkıldım.

ne de zor sevecek sevilecek biriyle tanışmak.

neden kimseyi bulamıyorum ki günlük. sanki bedenimi saran anti-gay enerjisi var.

çok kıskanıyorum sahilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakan insanları. dudağım ne zaman bir dudağa değecek ?
içimdeki boşluk ne zaman kapanacak ?
ne zaman teninin kokusunu içime çekeceğim onun ?
ne zaman keşke zamanı durdurabilseydim diyeceğim ?

her an ölecekmişim gibi.
sevilmeden , sevişmeden , sevmeden ölmek istemiyorum.

trehaloz

kahveyle yaşayıp kahveyle ölmek isteyen kahve bağımlısı bir yazar. *

ayı sözlük itiraf

bir arkadaşıma açıldım. ben biseksüel erkeğim o heteroseksüel kız. açıldığım andan itibaren hiçbir şey değişmedi. eskisi gibiyiz. hatta daha bile iyiyiz. fakat biseksüelliğim konusunda sürekli konuşmaktan kaçınıyor. ilk açıldığımda da sadece "ne zaman anladın böyle olduğunu?" diye sormuştu. ondan sonraki muhabbet esnasında ben bir espri yaptığımda "ahaha doğru" demişti ve konuyu geçirmişti. bu akşam da bir erkekle olan flörtüm hakkında bir şeyler anlattım ve tepkileri "hmm, evet, olabilir" tarzı şeylerdi. konuyu daha çok irdeleyip sıkıştırmaya çalıştım ve yine tepkileri "evet, insanlar farklı hissedebilir, bence de" gibi geçiştirici cevaplardı. kızlar hakkında konuştuğumda saatlerce detaylı konuşurken erkekler hakkında konuştuğumda böyle yapması kafamda soru işaretlerine neden oldu. kendisi gayet açık fikirli ve en baştan beri beni hoş karşılayan birisi. hakkımda ne düşünüyorsun, doğruyu söyle dediğimde "hiçbir şey değişmedi, hala aynı kişisin benim için" dedi. sadece gay-biseksüel ortamına aşina olmadığı için yorum yapmıyormuş. bence bu geçerli bir sebep değil. en azından benim üzerimden fikir belirtebilir. telefonu kapatmadan da bana "biliyorum eğlence arıyorsun ama o ortamlarda fazla takılma normal insanlar gibi eğlen" dedi. ben de belki biseksüel değilim zaten kafam karışık dedim ve kapattım. halbuki köküne kadar biseksüelim. niyetim "aa ben biseksüel değilmişim" deyip bilen tek kişiyi ekarte etmek. kendisi her ne kadar hoş karşıladığını belirtse bile kaçındığı belli. ben de kendi ortamımızda fazla takıldığımı, bizim birbirimizi anladığımızı fakat hetero insanların bambaşka bir gözle baktığını fark etmiş oldum. gerçek dünyaya geri döndüm. bundan sonraki planlarım normal (bilmeyen) arkadaşlarımın yanı sıra gay-biseksüel arkadaşlar edinip bu kimliğimi farklı arkadaşlık ortamında devam ettirmek. bu zamana dek sadece seks ve ufak tefek muhabbetler harici arkadaş edinmemiştim. edinmem gerektiğine karar verdim. çünkü ne kadar yakın olursan ol hetero birisi seninle aynı açıdan bakmıyor dünyaya.

diderot etkisi

diderot etkisi: ihtiyacımız olmayan şeyleri neden isteriz?

ünlü fransız filozof denis diderot neredeyse tüm yaşamını yoksulluk içinde yaşadı, ancak bunların hepsi 1765 yılında değişti.
diderot 52 yaşındaydı ve kızı evlenmek üzereydi, ancak ortada bir sorun vardır. diderot maddi sıkıntı içindeysi ve düğün masraflarını karşılayamazdı.
maddi sıkıntıları olsa da, diderot’un adı o dönemde oldukça iyi biliniyordu çünkü o zamanın en kapsamlı ansiklopedilerinden biri olan encyclopédie‘nin kurucu ortağı ve yazarıydı.
tam da o sıralarda, rusya imparatoriçesi büyük catherine’nin, diderot’un kütüphanesini ondan 1000 gbp karşılığında satın almayı teklif etmesi sorunlarını bir anda ortadan kaldırdı. o dönemin parası ile bu oldukça yüklü bir paraydı.
kızını evlendirdi ve kendisine de küçük bir ödül olarak kırmızı bir sabahlık aldı. ancak işte sorunlar bu noktadan itibaren başladı…

1769 yılında düşünür, yaşadığı deneyimi bir makalesinde kaleme aldı ve bu sabahlığının hikayesini anlattı. onun bu yazısı neredeyse iki yüz elli yıl kadar sonra psikologlar ve pazarlama uzmanları tarafından irdelenmeye başladı.
bu olay daha sonra diderot etkisi adıyla anılmaya başlandı…
peki ne mi oldu…
diderot’un kırmızı sabahlığı çok güzeldi ancak o kadar çok güzeldi ki mevcut olduğu diğer eşyaların arasında güzelliği ile sırıtmaya başlamıştı. evin genel havası bozulmuştu, her şey onu rahatsız etmeye başlamıştı.
bu bütünlük gereksinimi diderot’ta, tüm eşyalarını iyileştirme arzusunu beraberinde getirdi. böylelikle eşyaları da yeni sabahlığının gösterişine uyumlu hale gelebilirdi. çok geçmeden, yeni bir duvar halısı, yeni tablolar, yeni baskılar, yeni bir sandalye, gardırop, ayna, yeni bir çalışma masası ve pahalı bir saatle, bütün dairesi tamamıyla değiştirdi.
ancak bir daha hiçbir zaman eski sabahlığı ile olduğu kadar mutlu olmadı…
“eski sabahlığımın mutlak efendisiydim fakat yenisinin kölesi oldum.”
1988 yılında antropolog grant mccracken, bu bütünlük arzusun ve bu arzunun satın aldığımız şeyleri nasıl şekillendirdiğini tanımlamak için diderot etkisi terimini kullandı.
diderot etkisi, yeni bir mülk edinmenin genellikle daha fazla yeni şey edinmenizi sağlayan bir tüketim sarmalı yarattığını belirtir. sonuç olarak, önceki benliklerinizin mutlu ya da tatmin olmak için asla ihtiyaç duymadığı şeyleri satın alırsınız bunun devamında.
diderot etkisi bize hayatınızın içine girmek için savaşacak daha çok şey olacağını söyler, bu nedenle önemli olan şeyleri nasıl iyileştireceğinizi, ortadan kaldıracağınızı ve odaklanacağınızı anlamanız gerekir.
sahip olduğumuz eşyaların kişiliğimizi ve toplumdaki yerimizi belirlediğini düşünürüz. ve bu yüzden de çoğunlukla, diderot etkisi’nin gücüyle bir araya gelen eşya kümeleriyle ilgileniriz. fakat genel olarak yeni bir eşyanın yaşamımıza girmesi, diderot’nun sabahlığıyla birlikte gözlemlediği tüketim durumunun ortaya çıkmasına yol açar.
tüketim mallarının mağazalarda sergilenmesi sırasında uygulanan eşleştirme ve tasarımlar da bu mantıkla yapılır. mağazalarda hazırlanan bu eşya kümelerinin her biri, birbirini tamamlayacak ürünlerle doludur ve bu tüketim nesnelerinin bütünlüğü, tamamen yeni bir kimlik ve yeni bir yaşam biçimini temsil eder. eğer bu eşya kümelerindeki bir ürün aklınızı çeldiyse, diderot etkisi’yle bunu yeni alımların takip etmesi olasıdır.
bu saptama, yeni bir sabahlık almasına karşın zenginliğe erişemeyen diderot için de geçerliydi. tam tersine eski sabahlığının içinde daha özgür hissediyordu diderot. eski sabahlığının eteğiyle tozlanan kitaplarını silebiliyor ya da kaleminin ucundan giysisine damlayan mürekkebi sorun etmiyordu belki de…
diderot’nun başta ona güven ve özgürlük vaat eden yeni sabahlığı, sonuç olarak onu kapana kıstırmıştı.

Toplam entry sayısı: 51

yazarların yatmak istediği kişilerin meslekleri

fizikçi veya matematikçi bir bilim insanı. sabaha kadar formüller üzerinde çalışırız birlikte. kuramsal fizikçi olursa tadından yenmez

yamete

o kullanılırsa seks bırakılıp dövüş başlar :)

çok yediği halde kilo alamayan gay

sanırım bu kişi benim. hem de hayvan gibi yediğim halde. hatta arada bir gece yarısı dışarıda yemek yemeye çıktığım bile oluyor.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

hornet kezbanlarından inciler

"orospu gibi poz verip altına imam karısı gibi sözler yazmayın"
gördüğümde adam haklı, dedim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

hornet kezbanlarından inciler

"orospu gibi poz verip altına imam karısı gibi sözler yazmayın"
gördüğümde adam haklı, dedim.

ayı sözlük telegram grubu

evet ayı olmayanlar da girebiliyor

çok yediği halde kilo alamayan gay

sanırım bu kişi benim. hem de hayvan gibi yediğim halde. hatta arada bir gece yarısı dışarıda yemek yemeye çıktığım bile oluyor.

yazarların yatmak istediği kişilerin meslekleri

fizikçi veya matematikçi bir bilim insanı. sabaha kadar formüller üzerinde çalışırız birlikte. kuramsal fizikçi olursa tadından yenmez

fujoşi

özellikle japonya gibi uzak doğuda görülen erkek eşcinselliği temalı manga ve animelere bayılan kızlara verilen japonca addır. sevdikleri anime ve mangadaki kişiler genellikle bishounen'lerdir. kimisi öyle bir ilgiye sahiptir ki shounen ai'nin içinde seks olmadığı için bu tarzdaki mangaları okumaz yalnızca yaoi okurlar.

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

yemek saati yaklaştıysa yemeği yiyeyim de başlayayım yemekten sonra şu kahveyi içeyim de başlayayım masa dağınıksa masayı toplayayım da başlayayım sonra şu elmayı yiyeyim de başlayayım deyip en son saat geç oldu yarın başlayayım artık demek

alttaki yazara soracaklarım var

yaşamak için yemek yenmez bana göre. karın doyurmanın yanında zevk almaya da bakmak gerek.
kuşbaşı kebap mı kıyma kebap mı?

ötenazi