trehaloz

Durum: 61 - 1 - 0 - 0 - 01.02.2021 20:47

Puan: 1162 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

yolun sonu görünüyor
  • /
  • 4

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

"eşcinsel olsaydım seninle birlikte olurdum" ne kadar saçma salak bir bahane. bu eşcinsel olsa ne olacak bu sefer de " madem evlenemiyoruz çıkmamızın ne gereği var, sevişelim ama ben ciddi düşünmüyorum" falan derdi. hem toplum baskısından kaçayım hem de işimi gizli gizli yapayım demeye çalışıyor bu. aslında seviyormuş da falan filan. bunun yaptığı hem ayranım dökülmesin hem öteki olmasın demekten başka bir şey değil. buna gerekçe olarak da biseksüelim diyerek bahane yaratmaya çalışıyor. yürü lan gavat eşcinsel olsan ne yazar.

xalocum

sözlüğün büyük ablalarından biri geri dönmüş. kendisini tekrar aramızda görmek mutluluk verici.

ilaçlarını getireyim

kişi diyabetse ve strese bağlı olarak ani bir hiperglisemi geliştiyse insülin iğnesi kullanabilir. diyabetik hapları değil.

heteroseksüel erkeklerin farklı auraya sahip olması

bana hiç de çekici gelmeyen bir auraları var. tamam maskülenler ama birçoğununki kütüksel bir maskülenite.

smellycat

bu korona sürecinde tanıştığım bundan dolayı çok mutlu olduğum samimi, eğlenceli ve aynı zamanda grubumuzun ablası olan biricik yazar.

ayı sözlük yazarlarına şarkı armağan etmek

alttaki yazara soracaklarım var

karşılaştığımız her insan, yaşadığımız her olay ve iyi veya kötü her türlü deneyim ister istemez üzerimizde iz bırakır bundan kaçamayız. şu olay olmasaydı ben daha iyi olurdum gibi sözler sarf etmenin kimseye bir faydası yok. bence eski eskide kaldı. herkes az da olsa her an değişiyor. o olay olsa da olmasa da bir şekilde değişecektik. iyi veya kötü başka olaylar yaşayacaktık ve tüm bunlara rağmen bir şekilde yaşam devam edecekti şu an da olduğu gibi. iyi veya kötü olaylar yaşamak, değişmek hayatın doğasında var.
geçmişteki olayları silmek bence imkansız çünkü kişiliğimiz o olaylara göre de şekillenmiş durumda. bu olaylara mücadele etmek, silmeye çalışmak veya hiç olmamış gibi davranmaya çalışmak gereksiz ve o olayı hala zihnimizde tutmamıza yol açan davranışlar. onun yerine geçmişteki kötü olayları kabullenip tekrar ayağa kalkıp yürümeye çalışmaya devam etmeliyiz. ne de olsa hiçbir çocuk bir kez düştüğü için bir daha düşerim korkusuyla denemekten vazgeçmiyor. yürümeyi düşe kalka öğreniyor. düşmek, kötü olaylar yaşamak bu işin doğasında var. ayağa kalkıp tekrar yürümeyi, yaşamayı denemeden gelecekte mutlu olup olamayacağını, tekrar birini sevip sevemeyeceğini bilemezsin. ama tekrar denemezsen olamayacağın kesin.

alttaki sence insanlar neden yalnızlıktan korkar?

türk şarkıcıların yaptığı ingilizce şarkılar

çocuklarda eşcinsel davranışlar

bazı çocuklar fallik dönem denilen 4-6 yaş arasında hemcinslerine ilgi duymaya başlayıp çeşitli deneyimler yaşayabiliyor. bazı erkek çocuklar diğer erkeklerle dostluk kurmak yerine kızlarla daha samimi dostluklar kurabiliyor. kimi zaman böyle şeyler çocuğun ileride ne tür bir cinsel yönelime sahip olabileceğini gösterebiliyor.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük telegram grubu

birkaç gün öncesine kadar çok güzel sohbetlerin döndüğü, eğlenceli, yazarların birbirini tanıdığı ve kaynaştığı hoş bir gruptu.

ağız kokusu

ayrıca üst solunum yolu enfeksiyonları, tonsil taşı ve diyabeti olan kişilerde olması normaldir

alfa erkeği

psikolojik olarak da sosyal olarak da güçlü ve baskın olan sürüyü yöneten, kızların peşinde koştuğu, ciddi ve zayıf yanlarını belli etmemeleri gereken (bu yüzden içten içe psikolojik sorunları da olabilen) erkek tipidir.

ayı sözlük telegram grubu

evet ayı olmayanlar da girebiliyor

çok yediği halde kilo alamayan gay

sanırım bu kişi benim. hem de hayvan gibi yediğim halde. hatta arada bir gece yarısı dışarıda yemek yemeye çıktığım bile oluyor.

yazarların favori mevsimleri

sisli, su taneciklerinin asılı durduğu ve rüzgarın estiği bir havada dışarıdayken rüzgarla birlikte yüze çarpan su taneciklerini hissederek sade yumuşak kahve içilen mevsim olan sonbahar

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

eternal summer (sheng xia guang nian): 2006 yapımı tayvan eşcinsel filmi

hastası olunan sözler

şansım dönse götüme girer

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

yemek yiyerek ölmek

kişi diyabet hastasıysa karbonhidrat oranı yüksek bir yemeği aşırı yiyerek ölebilir
  • /
  • 4
Henüz hiç başlık açmamış.

zayıf ayı sözlük yazarı

sözlük yazarlarının meslekleri

ben de bilgisayar mühendisi değilim ama yazılımla ilgili bir iş yapıyorum. ama uzman değilim henüz. hepi topu 2 aylık tecrübem var**. umarım ileride ben de mark zuckerberg olurum.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

herhangi birine aşık olmaktan farklı olmamalıdır. biseksüellik kafası karışmışlık veya biyolojik olarak karşıt cinsimle* evleneyim de hemcinsimle de yatarım oh sefam olsun tarzı bir yönelim değildir.*

konuya gelirsek, martijne katılarak belirtmek isterim ki o aşağılık adam var ya, o kalıbına tükürdüğüm. tövbe ya odin. zerre hak etmemiş senin sevgini, kendi şerrrrrrefsizliğini meşru kılmak için de "bin bisiksiğilim iğii iğiii ivlincim bin çicik yipcim" demiş, yemezler. bunun bisekslikle alakası yok kardeşim.
üzüleceksin tabi, seviyorsun sonuçta. ama lütfen üzüldüğün şey artık niye beraber olmuyoruz olmasın, niye ben böyle birine bu kadar değer verdim olsun. yumuklusucurtanın da dediği gibi çıkar hayatından artık onu. ve bu süreçte sakın kendini yalnız bırakma, çevrendeki sevdiğin insanlardan destek almaktan çekinme. sarılmak istiyorsan assk* de burada. eskilerden porternin sürekli söylediği bir şey vardı, dik dur tacın düşmesin

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

yazdıklarınız ve gösterdiğiniz destek için teşekkür ederim, bunlar benim için çok anlamlı.
ayrıca bir not olarak eklemek isterim ki biseksüel olan arkadaşlarım üstlerine alınmasınlar. herhangi bir genelleme yapma amacım yok, sadece beni yaralayan ve sebebinin bu olduğunu söyleyen bir insanla yaşadıklarımı buraya dökmek istedim. sizleri kırdıysam özür dilerim.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

biseksüel bir birey olarak sorunun biseksüel olmakla alakası olmadığını söyleyeyim. sorun kişiyle alakalı.

birçok gayle uzun kısa ilişkim oldu. sadece duygusal olarak ilerleyen de oldu, seksle başlayıp duygusala evrilen de. duygusal olarak bir elektrik hissettiğimde hepsine açıkça söyledim.

"benim biseksüel olduğumu biliyorsun. ben sana hiçbir söz vermiyorum. seni sevsem bile bir ilişki içinde olabileceğimi düşünmüyorum. benim yönelimimi kimse bilmiyor. açıklayabileceğim bir çevrem de yok. kaçınılmaz olarak bir kadınla evleneceğim. bu bir zorunluluk değil tercih olacak. biseksüelim ve bir kadını da sevebilirim. bir aile kurmak, baba olmak istiyorum. bir erkekle güvenemediğim bir ilişkiye girip 50'li yaşlara geldiğimde yalnız olmak istemiyorum. aynı zamanda bir erkekle birlikte olduğumda ne fizyolojik olarak ne de yasal olarak bir çocuk sahibi olamayacağım. sevgi bir gün bitiyor ne yazık ki. o yüzden lütfen bana bağlı kalma. doğru insanı bulursan git ona. eğer birini seversen söyle. benim sana verebilecek bir geleceğim yok" dedim. açıkça ve dürüstçe.

hepsiyle de bir süre daha devam ettik ve daha sonra bana karşı ilgilerini kaybettiler. sevgi olsaydı bu olmazdı. onlarınkinin anlık bir ilgi alışverişi olduğunu baştan biliyordum. hepsi de ilişkinin sonunda açık ve dürüst olduğum için teşekkür ettiler. ve hala hepsiyle arada görüşüp sevişiyorum. tekrar tekrar benden önce ve benden sonraki ilişkilerinde benim kadar açık insanla karşılaşmadıklarını, duygularının kullanıldığını söylüyorlar.

uzun lafın kısası; ilk entrydeki arkadaş sadece sevişmek istedikçe geri dönmüş. bir ilişki gözüyle bakmamış. bu omurgasızlığını da biseksüelliğinin arkasına saklamaya çalışmış.

öcü olan biseksüeller değil ikiyüzlü toplumdur.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

türkiye'de birine aşık olmak başlı başına sorunken biseksüel olması biraz katmerli bir acı olmuş. umarım biran evvel rutinine kavuşursun. bırak gitsin yapsın çocuğu. sonra tekrar gelecek yazacak sakın pas verme ya da ver açık adresini öğren dövelim lavuğu.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

eğer eşcinsel bir bireyseniz yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri olabilir.
temmuz ayında karşılaştım onun ile, ilk aylar rüya gibiydi. bana bu dünyada kendi cennetimi yaşattı. hayaller kurduk beraber, sonra hiçbir şey demeden ortadan kayboldu. ilk defa kalbim o zaman kırıldı.
aradan aylar geçti, ben etkisini üzerimden atamadım. kendimi kapadım dış dünyaya, kendi kendime dönmek, içimde çözmek istedim. başaramadım. bir gece dayanamadım yazdım, sadece merhaba dedim. karşılık vermeyeceğini düşündüm ama geri döndü, bir gün sonra buluştuk. uzun zamandır kafamda kurduğum o noktayı koyabilecektim sonunda. ama onu görünce her şey değişti, duygularıma yenil düştüm. neden diye sordum, neden benden kaçtın, neden benimle konuşmadın. bir cevap alamadım. öpmek istedim, öptüm. bir kez daha denemek ister misin dedim, savaşmak ister misin. cevap veremedi. kalbim ikinci kez orada kırıldı.

aradan aylar geçti, ben hala yalnızdım. kimseyle görüşmedim, işlerime verdim kendimi. düşünmemek için yordum beynimi günler boyu. dün akşam mesaj attı. ben tam onu unutmuşken, yeni insanlarla görüşmeye, tanışmaya başlamışken o tekrar mesaj attı. kendini hatırlattı bana tekrardan. kalbim delicesine çarpmaya başladı, merhaba dedim, efendim. tekrar görüşmek istedi, uygunum dedim. 30 dakika sonra evimdeydi. aylardır hayatımdan cıkarmak için uğraştıgım, imgesini zihnimden silmek için çabaladığım insan tekrar karşımdaydı. oturduk eski bir arkadaş gibi sohbet ettik. dinliyorum seni dedim neden buradasın? bilmiyorum dedi, konuşmak istedim, seni özledim.
o seni özledim dedi, ben bir duvarımı indirdim. o seninle konuşmayı özledim dedi ben bir duvarımı daha indirdim. o sana sarılmayı özledim dedi ben kalan tüm duvarlarımı indirdim. sarıldım ve evet ben de çok özlemiştim.

seviştik. yüzüne baktım ve sordum, şimdi ne olacak. ben seni unutamadım. ben de dedi ama seni kırmaktan çok korkuyorum dedi. o zaman neden buradasın dedim cevap veremedi. bir kez daha seviştik.

aklımı toparladım, tüm cesaretimle ne olacağını konuşmamız lazım dedim. ben tekrardan aynı süreci yaşayamam, devam edemiyorum.

bana o akşam mesaj attıgında, evime girdiğinde, onun gözlerine bakarken umutlandım sözlük. tekrardan umutlandım. kendini kabul edebildiğini, denemek istediğini, benimle birlikte olmak istediğini düşündüm. düşünmek istedim..

seninle birlikte olmayı çok istiyorum ama ben bir gün çocuğum olsun istiyorum, 30 yaşındayım eğer seninle beraber olursam bu süreci çok uzatmış olacağım ve biteceği kesin olan bir ilişkiyi başlatıp seni üzmek istemiyorum, dedi. o dedi ben dinledim. o dedi ben ağladım. o dedi ben yıkıldım. o dedi benim kalbim bir kez daha kırıldı.
eğer eşcinsel olsaydım seninle direkt beraber olurdum, çoktan ayrılmamış olurduk dedi. ama değilim ve bir aile kurmak istiyorum dedi. en çokta bu beni kırdı sözlük, en çokta bu.

ben aşık olduğum insanı bir kez daha onunla bir aile kuramayacağım için, onunla bir çocuk yetiştirme ihtimalımız olmadığı için tekrardan kaybettim.

ben yalnız yaşamaya mahkum muyum dedim o zaman, hep sonu belli ilişkilerim mi olacak benim dedim. kendin gibi bir insanı bulabilirsin dedi, kendin gibi, senin gibi eşcinsel.. bir kez daha kırıldı kalbim, artık ne kadarı kaldıysa geriye.

yine umutlandım, yine kırıldım. ona kızamıyorum, kızmam gerek galiba. kalbimle bir oyuncakmış gibi oynuyor, benim neler yaşadığımı gördüğü halde oynuyor. onu unutmayı başardıgımı dusundugum her an karşıma çıkıyor. ilerleyemiyorum, devam edemiyorum.

iyi bak kendine bile diyemiyorum.

gay pornosu izlerken neye bakarsın

yeterince puanı olduğu halde telegram grubuna girmeyen yazar

puanlar tolpandıysa başlıyoruz.

ayı sözlük itiraf

bundan bir yıl önceki beni ve hayatımı,şimdiki ben ve hayatımla karşılaştırıyorum. kendimi bildiğimden beri bir şeyleri elde edebilmek için hep mücadele ettim. hani bazen hayat altın tepsiyle bir şeyleri önünüze getirir ya,işte o hiç olmadı bende. ne istiyorsam çalışmak zorunda kaldım. işin güzel tarafı, ne için çabaladıysam çok güzel sonuçlar elde ettim. çok ders çalıştım, hedeflediğim bölüme yerleştim. çok emek verdim, sağlam arkadaşlık ilişkileri kurdum. biraz ortama atıldım, eğlenceli bir çevre edindim.  küçüklüğümden beri bu böyle devam etti. ufak tefek yenilgiler dışında bütün emeklerimin karşılığını aldım. ve bundan dolayı kendime olan özgüvenim ve egom gittikçe arttı. düşünsenize, bir hedef koyuyorsunuz,onun için çabalıyorsunuz ve neredeyse her defasında bunu başarıyorsunuz. böyle bir döngünün, beraberinde kibir ve ego getirmesi kaçınılmazdı. bu döngü, virüs ülkeye gelene kadar, daha doğrusu 11 martta üniversitelerin kapanmasına kadar devam etti. bu sürecin sonunda, bitmekte olan ergenliğin getirdiği 'ben istediğim her şeyi elde ederim,ben her zaman kazanırım.' düşüncesi ve az önce bahsettiğim döngünün etkisiyle; yüksek özgüvenli, fazla egoist, hastalık derecesinde kontrol manyağının teki olup çıkmıştım. eğer son 1 yılda yaşananlar olmasaydı belki de hâlâ böyleydim. her şey böyle dört dörtlük giderken birden bire tüm hayatım değişti. şehir dışında okuduğum için istediğim saatte,istediğim kişiyle istediğim mekanda olma özgürlüğüne, daha iyisi;hayatıma kimin gireceğine karar verme özgürlüğüne fazlasıyla sahiptim. özel bir vakıftan yüksek meblağda bir burs aldığımdan maddi olarak da oldukça rahattım. arkadaşlarla sürekli gezip tozmalar, mini tatiller, cafeler, sosyal aktiviteler,şehirdışı gezileri... derslerde de oldukça başarılıydım.herhalda geçirdiğim en güzel zamanlardı .e tabi üniversiteler pandemiden dolayı kapanınca aile evine dönmemle birlikte bütün bunlar sona erdi. ilk zamanlar ailemle vakit geçirmeyi çok özlediğim için bu hayatın eksikliğini hissetmedim. ancak bir süre sonra yaptığım her hareketten hesap sormalar başlayınca doğal olarak bunaldım. niye telefonla bu kadar çok konuşuyorsun, niye buna bu kadar para veriyorsun, gecenin körü olmuş bu saate kadar nerdesin, geceleri neden uyumuyorsun... bu dediklerim belki çok sıradan ve herkesin yaşadığı şeyler,ancak o bireysel yaşadığım hayattan buraya terfi edince insan kendini hapiste gibi hissediyor. üstelik çevremdeki çoğu insan okuduğum şehirde ya da memleketlerinde olduğu için bir hayli yalnız da kaldım. ama zamanla buna da alıştım. yaza kadar zaman bu şekilde geçti. sınavlarla birlikte yasaklar da bitti. yaz geldiğinde o sakin ve soğukkanlı,her şeye çözüm bulup sorunları rahatça halleden, güçlü (ya da güçlü olduğunu sanan),  insanları takmayıp önüne bakan genç gitmiş;yerine her şeyi kafaya takan, alıngan,duygu ve düşüncelerinin kontrolünü kaybetmiş,hayata sinirli biri olmuştum. sonra değer verdiğim, en zor zamanlarında yanında olduğum iki insanın arkamdan çevirdiği işleri öğrendim. tabii,kendimi mükemmel sanıyorum ya, onlardan gelen bu hareket aşırı zoruma gitmişti. bunun üzerinden 1 hafta geçmemişken, çocukluğumdaki güzel anıların birçoğunu kendisinin yanında yaşadığım anneannem covid oldu. kurtulamayacağını çok iyi biliyordum; o yaşta,o hastalıklara sahip birinin kurtulması mucize olurdu. annemi buna hazırlamaya çalıştım elimden geldiğince. tabi bunu yaparken benim de içimde gittikçe artan bir duygu yumağı var,ama sırası değil, önce annemi toparlamam gerek diye düşündüm. 1 hafta sonra anneannemin ölüm haberiyle uyandık. annem yıkıldı. 1 hafta daha geçti,dedemi de kaybettik. 1 hafta içinde hem annesini hem babasını kaybeden annemin ,elimden geldiğince onun yanında oldum. ama bunu yaparken içimdeki duygu ve düşünceler karman çorman. zaten önceden gelen hayal kırıklıkları ve kafamda dönüp dolaşan düşünceler var, üzerine bir de canımdan çok sevdiğim insan, canından çok sevdiği 2 insanı kaybediyor. bu yüzden  ilk kez yaptığım bir şeyi yaptım ve kendimden kaçtım. ne zaman kendimle ilgili ya da anneannemle ilgili düşünceler aklıma gelse başka bir şeyle oyalandım, başka şeylerle uğraştım. sürekli annemle ilgilendim. istemese de, içinden gelmese de onu oyalamak için bir sürü şey denedim. beraber mutfağa girdik, yeni tarifler denedik, akşamları yürüyüşe çıktık, yeni mekanlara gittik. yaklaşık 1 ay sürdü bu durum. çabalarım işe yaradı,annem bayağı toparlandı. ama bu bir ay boyunca kendimden kaçışım, egoma yediremediğim için her şeyi kendi içimde yaşayışım bana çok ağıra patladı. birden gelen ve ilk kez tecrübe ettiğim panikataklar, uykusuzluk, bıkkınlık, aşırı duygusallık. kendi kontrolümü tamamen kaybetmiştim. kilo almış, sigarayı da bayağı artırmıştım. böyle sürerken bir gün 'nereye kadar?' deyip belki de son kez, yine her şeyi kontrol etmek için harekete geçtim. bir liste hazırladım. günde 1 saat spor, 1 saat kitap okuma, 2 günde 1 film bitirme, geçen sene gördüğün dersleri 1 saat kontrol etme, sigarayı yarıya indirme vs. ilk iki hafta başarılı olsam da okulun açılması,derslerin yoğunluğuyla birlikte bu listedekilerin ancak %30'unu yapabildim. ve okuldaki ilk sınavımızı oldum. çok çalışmama rağmen oldukça düşük aldım. hiçbir şeyi başaramayacağım düşüncesiyle iyice bitmiş hissedip dibe vurmuşken, artık kendimle yüzleşme vaktimin geldiğini hissettim. arkadaşlarımdan birkaçına açıldım, psikiyatriste gittim, anneannemin mezarını ziyaret ettim,sürekli meditasyon yapıp olanları kabullendim. sadece olanlarla yüzleşmedim,onlarla bütünleştim ve onların beni dönüştürdüğü şeyin,benim bir parçam olduğunu kabullendim. en çok da, bu zamana kadar nasıl bir şey olduğunu bilmediğim 'zayıf insan' ın ne olduğunu anladım. şimdi çok daha iyiyim, artık her şeyi ve herkesi kontrol etmek yerine, olayları akışa bırakıyorum. tabii ki elimi ayağımı çekmedim, ancak galiba artık nerede duracağımı kestirebiliyorum. önceden egoist bir insan olduğumu kabullendim,ve bu egoyu bir kenara bırakmaya karar verdim. kendimi başkalarıyla kıyaslayıp "daha..." ya da "en..." olmaya çalışmaya son verdim. çok daha hafif ve rahatlamış hissediyorum sözlük. farkediyorum da ben ne çok eziyet etmişim kendime. ve o kadar zorlamışım ki kendimi;başarılı ol, dik dur, asla pes etme, duygularını belli etme diye diye. bunlar belki hayatta ilerlemek, kazanmak için mükemmel telkinler, ancak bunları hayatın bütününe yaymak,bende olduğu gibi eninde sonunda bir yıkımla bitiyor. artık ne kontrolü kaybetmekten, ne başarısız olmaktan,ne pes etmekten korkmuyorum. her insan gibi ben de zaman zaman güçsüz olabilirim, benim de bir sınırım var. bunları kabullenme vakti gelmişti. hani yazının başında diyordum ya, o zamanlar ne için çabalasam heo elde ettim diye. eskiden bunun için kendimi şanslı sayardım,hayat benden yana gibi düşüncelere kapılırdım. şimdi düşünüyorum da, belki de gerçeklerimle yüzleşmem için önce en yükseğe çıkıp sonra yere çakılmam gerekiyordu, bütün fazlalıklarımın paramparça olmasi için.  neyse çok uzattım yazıyı. özetle demek istediğim, galiba biraz olgunlaşmışım sözlük.

Toplam entry sayısı: 61

yazarların yatmak istediği kişilerin meslekleri

fizikçi veya matematikçi bir bilim insanı. sabaha kadar formüller üzerinde çalışırız birlikte. kuramsal fizikçi olursa tadından yenmez

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

"eşcinsel olsaydım seninle birlikte olurdum" ne kadar saçma salak bir bahane. bu eşcinsel olsa ne olacak bu sefer de " madem evlenemiyoruz çıkmamızın ne gereği var, sevişelim ama ben ciddi düşünmüyorum" falan derdi. hem toplum baskısından kaçayım hem de işimi gizli gizli yapayım demeye çalışıyor bu. aslında seviyormuş da falan filan. bunun yaptığı hem ayranım dökülmesin hem öteki olmasın demekten başka bir şey değil. buna gerekçe olarak da biseksüelim diyerek bahane yaratmaya çalışıyor. yürü lan gavat eşcinsel olsan ne yazar.

yamete

o kullanılırsa seks bırakılıp dövüş başlar :)

hornet kezbanlarından inciler

"orospu gibi poz verip altına imam karısı gibi sözler yazmayın"
gördüğümde adam haklı, dedim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

hornet kezbanlarından inciler

"orospu gibi poz verip altına imam karısı gibi sözler yazmayın"
gördüğümde adam haklı, dedim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

1- heterolara göre çok daha fazla zevklerimiz var. onların karşı tarafta aradığı özellikler olan sarışınlık esmerlik, sakallılık sakalsızlık, uzun saçlılık kısa saçlılık, ciddi duruşluluk sempatiklik gibi kategorilerin dışında ek olarak bizde ayılık dayılık(daddy) gençlik, görünüşte feminenlik maskülenlik, davranışta feminenlik maskülenlik, kıllılık kılsızlık, göbeklilik zayıflık, çevreye karşı açıklık gizlilik gibi kategorilerin varlığı ve bunlardan dolayı çok daha seçici olmamız.

2- daha önce #394496 entrysinde de bahsedildiği üzere aleniliğin olamayışı. heterolarda bu aleniliğin varlığından dolayı ilişki kötüye gitmeye başladığında "o kadar emek harcadık, o kadar insana duyurduk, düğün nikah gibi o kadar şey yaptık, ortalıkta çocuk var ayrılmak bu çocuğu da etkiler" gibi düşüncelerden dolayı iki taraf da ilişkiyi bir anda bitirmeyip ilişkiyi yoluna koymaya çalışıyor ve aşırı bir geçimsizlik yoksa ayrılmıyor.

3- ilişkinin uzun vadeli olamama ihtimalinden dolayı bir taraf ya da her iki taraf da ilişkiye büyük yatırımlar yapmıyor, yapmaktan korkuyor. bu yatırım yapmama ilişkiyi tam bir ilişki haline getirmiyor ve en ufak şeyde bozulabilecek bir forma sokuyor.

4- kendimize birini bulma yöntemimiz heteroların birçoğunda olduğu gibi karşı tarafı doğal bir ortamda doğal ve kendisi gibi davranırken beğenmekten, işleri biraz daha yavaş götürüp daha doğal ve kendiliğinden götürmek yerine kendimize birini, eşcinsel uygulamalarından veya eşcinsel ortamlarından bulmaya çalıştığımızda karşı tarafı yalnızca tipine ve kendisini bize gösterdiği yönüyle seçmemizden dolayı karşı tarafın doğal halini, esas kişiliğini görmeden yapay bir yolla seçip yapay bir yolla yürütmemiz. buna bağlı olarak da başta görmediğimiz yönlerini sonradan görünce karşı tarafın sandığımız gibi çıkmayışının bizde yarattığı hayal kırıklığı ve bu yüzden karşı taraftan hızlıca soğumamız.

5- ilişkiye ciddi bir gözle bakmayıp karşı tarafa geçici gözle bakılması, cinsel veya duygusal olarak daha iyi birini buluncaya kadar karşı tarafla yalnızca idare etmek için ilişkiye girilmesi.

seksüel ve toplum baskısına bağlı olan sebepler dışında şimdilik aklıma gelenler bunlar.

ayı sözlük telegram grubu

evet ayı olmayanlar da girebiliyor

sözlükçülerin nick hikayeleri

trehaloz, bir glikozun fruktoz ya da galaktoz yerine kendisi gibi bir glikozla ve diğer glikoz-glikoz çiftlerinin birçoğunda gibi bir glikozun 1.karbonu ile diğer glikozun başka bir karbonu ile bağ kurmak yerine diğer glikozun da yine kendisinde olduğu gibi 1.karbonu ile bağ kurması sonucu oluşan bir disakkarittir. bu hem iki glikoz arasında ve hem de her iki glikozun da 1.karbonu ile bağ yapmasından dolayı indirgen olmayan yalnızca iki şeker türünden biridir.

(diğeri de sükroz ya da halk arasında çay şekeri olarak adlandırılan glikozun fruktoz ile bağ yapması sonucu oluşan bir disakkarittir.)

trehalozdaki monosakkaritlerin her ikisinin de glikoz oluşu ve bu glikozların da aynı karbonlarıyla bağ kurması ve bu sayede indirgen olmayan bir şeker özelliğini kazanması benim onu bir erkeğin diğer şeyleri arkasında bırakarak kendisi gibi bir erkeği seçip onunla birliktelik kurması ve bu özel birlikteliğin diğer çiftlerden daha farklı ve daha hoş bir yapısının oluşuna benzetmeme yol açtı. o yüzden nick olarak trehalozu seçtim.

yazarların yatmak istediği kişilerin meslekleri

fizikçi veya matematikçi bir bilim insanı. sabaha kadar formüller üzerinde çalışırız birlikte. kuramsal fizikçi olursa tadından yenmez

fujoşi

özellikle japonya gibi uzak doğuda görülen erkek eşcinselliği temalı manga ve animelere bayılan kızlara verilen japonca addır. sevdikleri anime ve mangadaki kişiler genellikle bishounen'lerdir. kimisi öyle bir ilgiye sahiptir ki shounen ai'nin içinde seks olmadığı için bu tarzdaki mangaları okumaz yalnızca yaoi okurlar.

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

yemek saati yaklaştıysa yemeği yiyeyim de başlayayım yemekten sonra şu kahveyi içeyim de başlayayım masa dağınıksa masayı toplayayım da başlayayım sonra şu elmayı yiyeyim de başlayayım deyip en son saat geç oldu yarın başlayayım artık demek

ötenazi

alttaki yazara soracaklarım var

yaşamak için yemek yenmez bana göre. karın doyurmanın yanında zevk almaya da bakmak gerek.
kuşbaşı kebap mı kıyma kebap mı?