infantgramp

Durum: 445 - 23 - 2 - 1 - 20.10.2018 07:17

Puan: 6902 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

You are the silence in between what i thought and what i said..
  • /
  • 23

gayromeo.com

uygulamalar yokken bu siteler vardı. hala var sanırım ama o zamanki güzellikleri ayrıydı tabi. facebook’u en severek kullandığımız yıllara denk gelirdi. ergendim. liseliydim. çiçekli böcekli bir resmimin olduğu bir profilim vardı. uzak uzak yerlerden insanlarla konuşurdum. o mesaj geldi sesi ve kırmızısını hiç unutmam. ne mutlu hissederdim.

olanaksızlık daha güzelmiş sanki. eskiden yaş profil diye soran olmazdı romeoda, merhaba nasılsın tanışmak ister misin derlerdi. öhü.

olgun gay

45 yaşından sonra geneli kafayı yiyen insanlar bütünü. bunlardaki azgınlığı ergenlerde bile bulmak zor. hayır anlamıyorum, yaşlanınca isteğin azalması gerekmiyor mu?

reddedersin kibarca, küfreder hakaret eder. susmaz, defalarca yazar. caps lock açık yazar. hayır dersin, neden der. engellersin, hesabı silip yeniden açtığında yine yazar.

saygılı, anlayışlı olguna nadiren denk gelirken agresif ve azgın olgunlar neden beni buluyor anlamıyorum.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

hornet’te hoşlandığımız adamlara öküz gibi açılabilirken gerçek hayatta kediye dönmemiz durumu. nerede özgürsen orada rahatsındır. çalıştığın iş yerindeki bir adamdan aşırı derecede hoşlanıyorsan bunu ona söyleyebilmek için onun bu durumu başkalarına söyleme, seni yumruklama gibi ihtimallerini göze alman lazım. çünkü ülke bu.

şu olabilir: bir arkadaşından aşırı hoşlanıyorsundur. sana zarar vermeyeceğinden eminsindir. ona söyleyebilirsin. söyleyebilmek o kadar güzel bir şey ki.. o kadar çok söyleyemiyoruz ki bir şeyleri biz gayler kendimizi bildik bileli.. dağıttım yine.

3,5 milyon suriyeliyle onur duymalıyız

hala içlerinden biriyle yatamadığım için ben duymuyorum. savaştan kaçıp buraya sığınan fotoğrafçı ya da gazeteci, otuzlu yaşlarında, saçları kıvırcığa yakın dalgalı, beyaz tenli, kirli sakallı... ahh ah. haha.

üstteki yazar

ooh gezsin tabi ortaköylerde istanbullarda. nicki, sonu bear ile biten nickler ailesine aittir. neden ve nasıl bir yalnız olduğu bilinmemektedir. arz ederim.

aileye açılmak

ilk başlarda bık bık konuşurlar, sonra alışırlar ister istemez. en azından annenize açılabilirsiniz. güzel oluyor. tabi ne anne babalar var, o yüzden herkes kendi ailesine göre açıklar ya da açıklamaz durumunu.

ben ailemdeki kadın bireylere anlattım. annem hala kabul etmiyor ama bir şey de diyemiyor. gel gelelim “kadıınn bana koca bul yaaa” diyerek evde şakalaşmak ve küfür yemek bile güzel bir duygu. ablanın eve gelip “eve erkek mi attın yoksa” deyip bağırması falan..

keşke yönelimimizi açıkça yaşayabilsek.. aslında o kadar güzel ve eğlenceli yönleri var ki sosyal hayatta da. ahh ah.

full artı full aktif

full ötesi. öyle böyle değil. hani hiç kaçarı yok. poposuna dokunursan dayağı yersin. popoyu geçtim, arkasında durman bile yasak. acayip bir aktif bunlar.

2. dakikada benzinleri bitmese anlayacağız da, bu tanım ne lan..

tamam full dediniz okey, onu kabul ettik ama full artı full’ün altında yatan mana tam olarak ne?

yapmayın türk erkekleri gözünüzü seveyim. bu kadar haşin, seks tanrısı olmayın yahu. korkuyoruz vallahi. avrupadaki aktifler bizimkilerden ders almalı bence. adamlar full artı full yahu!

hakan sabancı

hakan sabancı olmak nasıl bir duygu acaba.. bir ülkenin en zengin ailelerinden birinin mensubusun ve bu zenginlik için hiç uğraşmadın, aksine doğduğundan beri hep bu varlığın ekmeğini yedin ve bunu kimse sorgulamadı. sürekli şımartılarak büyüdün.

sanıyorum 3 kardeşler ve aralarından en yakışıklı olan hakan. çocuk bildiğin gerçekten yakışıklı ulan. diğerleriyle fotoğraf çekilince insan onları üvey evlat falan sanıyor.
sürekli geziyorsun, acayip yakışıklısın, zenginsin.
acaba bu çocuğun nasıl bir derdi olabilir? sabah uyandığında ne düşünüyor, çok merak ediyorum. geceleri uykusunu kaçıran bir sıkıntısı oldu mu hiç hayatında.. ya da ne gibi kaygıları olabilir insan düşünmeden edemiyor.
hakan sabancı olmak nasıl bir şey aq?

penis boyu 9 cm'yi geçemeyen aktif gaylerdeki öz güven kaynağı

ben bu tipleri seviyorum. “ya ne güzel acıtmaz işte :)” deyip kendilerini pazarlamaya çalışmıyorlar mı, kıyamam ya.. insanın hemen veresi geliyor vallahi. onlara da yazık değil mi oğlum, küçümsemeyin adamları. onlar da aktif olmak istiyor. yavrularım benim. ehehehe.

homofobiyi sevgiyle bitirmek

pride isimli filmde işlenmişti bu konu. filmin gerçek hayatta yaşanan bir olaydan yola çıkılarak yapıldığı düşünüldüğünde dünya üzerinde homofobiyi sevgiyle bitirmenin mümkün olduğunu görüyoruz. tabi şimdi dünya üzeri deyince birsürü çeşitlilik çıkıyor insanın karşısına. filmimiz mesela, bu dünyanın ingiltere’sinde gerçekleşen bir olayı anlatıyor.

bu türkiye’de olur mu? bilemiyorum. sevgiyle bu işi çözmek, birçok şeyi alttan almamız gerektiğini gösteriyor. herkes o kadar da kalpsiz, homofobik değil aslında. bilmeyen de var, anlayamamış da var, anlamaya çalışmayan da var. türk insanı o kadar da kötü değil. hatta bir anlasalar, o samimi karakterlerini bize de yansıtacaklar da her konuda olduğu gibi eşcinsellik konusunda da öğrenme kıtlığı yaşıyorlar. sonuçta bir siyasi partinin her türlü dalaverelerini koşulsuz kabul eden bir çoğunlukla yaşıyoruz. koşullandığı zaman asla ikna olmayan, son derece cahil bir özellik bu. eşcinselliğe bakış da biraz böyle ülkemizde.

pride spoiler

mesela filmde madenci köyündeki maden kapatılacak diye bizim aktivist eşcinsellerimiz o köye yardıma gitmişti yanlış hatırlamıyorsam. köy homofobikti. çoğu zaman “yardımınızı istemiyoruz” gibi laflarla bizimkileri aşağıladılar ama aktivistlerimiz bıkmadan yardım etmeye devam ettiler. en sonunda pride’a köy ile birlikte katıldılar.

türkiye’de ezilen, haksızlığa uğrayan ve bunu protesto etmeye çalışan herkes inanılmaz bir kolluk gücüyle karşılaştığı için şu zamanlarda böyle bir topa giremeyiz.

böyle uç noktalarda dolaşmadan yardıma ihtiyaç duyan insanların yanında varlığımızı hissettirebilirsek belki kabul edilebiliriz. görünmek istiyorsak bu şekilde görülelim. sokaklarda yılda bir kere “dünya yerinden oynar ibneler özgür olsa” diye çığırtacağımıza ibnelerin dünyayı nasıl güzelleştireceğini özgür olmadan da elimizden geldiğince göstermemiz daha doğru olmaz mı?


sonuç olarak biz türk eşcinselleri de bu ülkenin insanı olduğumuz için uğraşmıyoruz işte. hazıra konmak, tembel olmak ruhumuzda var. gizliliğimizi kıramıyoruz ki kendimizi topluma ifade edelim, bu da ayrı bir mesele.

kendi doğum gününü kutlamayan insan

son yıllarda turkcell dışında hatırlayan kimse olmadığı için ben.

böyle günlere değer veriyorum ama çevremde kimse vermiyor. beni sevmediklerinden değil. ya onlar için çok da önemli olmadığından ya da hatırlamamalarından.

ama söz verdim bir sonrakine tek başıma kutlayacağım. evet pasta alıp mum bile dikeceğim. turkcell bebeğimle kutlarız yani. hem bana o günlüğüne 1 gb hediye verirse turkcell ile seks bile yapabilirim.

islam'da eşcinsellik

şöyle bir düşününce.. eğlenceli gelendir. seksten sonra fuckbuddy’n gusül almaya gider. banyodan gelen sümkürme sesleri insanın içini gıdıklar. hehe.

arkadaş namaz kıldıktan sonra dua ederken yanına gidip salça olursun, gülerek “gitsene lan” der.

bir şehre gezmeye gittiğinizde cami, türbe gezersiniz. o camide namaz kılarken elinde ceket, dışarıda onu beklersin.

sol elle yemek yediğini görünce yavaşça eline vurur. seni gülerek uyarır.

tabi bu yönelimiyle barışık, ne yaptığının farkında olan müslüman erkekler için geçerli.

islamın teoriğiyle ilgilenmediğim için uygulamasında dindar bir erkekle beraber olsaydım böyle güzel şeyler yaşamak isterdim herhalde. ne acayip zevklerim var benim ya. resmen künfeyekün kızıyım şuan. bu yüzden yalnızım sanırım.

türk erkeklerinin yüzde kırkının gay olması

her erkeğe ilgi duyan erkek homoseksüel değildir arkadaşlar şunu bir öğrenemedik gitti. bayılıyorsunuz milleti gay yapmaya he. türk erkeklerinin çoğu bicurious olabilir, gay olmak öyle herkese nasip olabilecek bir şey değildir. azınlıktayız merak etmeyin.

o hornet’lerde vs. eşcinsel olmayan da birsürü insan var. işin “yönelim sonsuzdur” olayına girmedim bile.

heterofobi

fobi kelimesi iyi düşünülmeli burada, homofobide olduğu gibi. yoksa eşcinselliğe her negatif yorum yapan kişi homofobik değildir mesela. bu açıdan heteroseksüellerin kötü davranışlarından dolayı onlardan soğumamız bizi heterofobik yapmaz. fobi ayrı bir şeydir.

mesela ben yolda sarmaş dolaş bir çift gördüğümde imreniyorum, bazen kıskanıyorum. uyuz oluyorum. çünkü onlar hetero ve dünya onlar için dönüyor. durum böyle. bize karşı bu kadar umursamaz olmalarından nefret ediyorum mesela. bencil ve çoğunlukta olmalarından nefret ediyorum. bu beni heterofobik yapmaz, haklı yapar, azınlık yapar sadece.

scat sex

bugün, iki aydır bu boku yemiş (gerçek manada yedirmiş,öğk) biriyle konuştuğumu öğrenmemle beni üzüntülere boğan son derece iğrenç bir şey.

yüce mevlam, niye beni hep böyle insanlarla karşılaştırıyorsun yarabbim? niye bana efendi, terbiyeli, pipisine kendinin dışında el değmemiş delikanlılar göstermiyorsun da milletin ağzına sıçan insanları çıkarıyorsun karşıma? nedaaaeeeen, nedeeaaannn?!!

madonna'nın en iyi şarkısı

nitelik açısından like a prayer. harika bir altyapı ve düzene sahiptir. dönemine göre değil, şimdiki pop şarkılarına göre de oldukça orijinal ve yaratıcı bir parçadır. klibini söylemiyorum bile.

ama en sevdiğim: nothing fails.

sözlükçülerin en sevdiği sözlükçüler

actual proof, pisuvardaki siyah kil 3, ekmekarası, kuma (favorim), ayimsi, futurelavirs, mutfakta panda yatakta koala.

çoğu şuan yok. ya da yazmıyorlar. bana sözlüğü sevdiren adamlar bunlardı genelde. gözlerim aramıyor değil.

koli

genelde lubunyaların dillerine pelesenk olmuş saçma bir tabir. hayır bir anlamı da yok. var mı? biri bana söylesin lütfen varsa. sipariş verirsin de kolin gelir, öyle bir anlamı mı var anlamadım.

ben de paket diyeyim sana o zaman. paketim geldi görüşürüz diyeyim arkadaşıma. çok alındım şuan.

birden gelen entry girme isteği

bir başlıyor bende bu. duramıyorum. art arda dört, beş tane girmeden rahat edemiyorum. çenem düşüyor. bak bu da onlardan biri mesela. tutamıyorum kendimi sözlük. yardım edieaan!

hakaret gibi iltifat

seks esnasında genelde bazı erkeklerin kadınlara ya da pasif gay’lere söylediği şeyler: off orospum, kaltak yaa, fahişem benim yavrum ohh.

adam ne yapsın, kendini böyle ifade edebiliyor. hiç alınmayın yani o lafları söylerken, aslında sizi ne kadar sevdiğini anlatmaya çalışıyor. o orospunun altında ne anlamlar gizli bilemezsiniz. bir kere “benim orospum” diyor bak bu çok önemli. adam sahipleniyor seni. hiç anlamıyorsunuz erkeklerin halinden vallahi. hehe.
  • /
  • 23

eşcinsel bireylerin garip huyları

off, ayy, bıktım bu homofobiklerden, çok yalnızım yhaa diye yakınmalarına rağmen diğer eşcinsellerle arkadaşlık kurmak istememeleri. seks yapmayı marifet olarak görüp, aşırı seks düşkünlüğünü eleştiren eşcinsellere çemkirmeleri. eşcinselliği sadece cinsel odaklı ele alıp, toplumda yaşadığımız sorunlara kulak tıkamaları. toplumdan ayrışmaya çalışıp, saçma sapan bir eşcinsel kültürü oluşturup buna bütün eşcinsellerin uymalarını beklemeleri. mesela lubunca diye bir dil uydurup toplumdan ayrışmaya çalışırlar, gay gibi giyinmek diye bir şey çıkarırlar, gay ikonu diye şarkıcı bulurlar, gay şarkıları vardır. mesela koli kelimesini kullanmak istemezseniz homofobik olursunuz, oluşturdukları bu garip ve toplumdan ayrışma amacı güden kültürlerini eleştirirseniz yine homofobik olursunuz. ahlakçı olduğunuzu söylerler. eşcinsellikle ilgili yeterince bilgi sahibi değillerdir. eşcinselliği eleştirmekle bir kısım eşcinsel yaşantısını eleştirmeyi birbirine karıştırırlar. bütün ilişkileri aktiflik pasiflik üzerine kuruludur. ben yüzde 45 pasifim kendime yüzde 65'lik orana sahip bir pasif arıyorum diyenler de vardır. espriden anlamayıp huysuz dedeler gibi öfke nöbeti geçirirler.

sevgilinin bir başkasıyla vakit geçirirken daha mutlu olduğunu fark etmek

sevgilinizin ilişkinizdeki ilk günlerinden farklı olarak sizleyken mutsuz, üzgün ve somurtkan olup, başka bir erkekleyken güldüğünü, eğlendiğini, mutlu olduğunu fark ettiğiniz âna tekabül eder. sürekli tartışmaya başlamışsınızdır, varlığınızın onu rahatsız ettiğini hissedersiniz, siz görüşmek için hâlâ can atarken o sizi başından savmaya çalışır. biraz yalnız kalmak istediğini söyler. artık başka arkadaşları, tanıştığı başka insanlar vardır hayatında. sizden adım adım uzaklaşmıştır sanki. sonra onu bir ortamda gözlemleme fırsatını yakalarsınız. ortamda ona bakıp gülümsediği, konuşmak için can attığı biri olduğunu görürsünüz. sizin geldiğinizi görünce suratı düşer. size ne zamandır gülümsemediğini fark edersiniz. onun gülüşleri artık sanki başka bir yabancıya aittir. nihayetinde artık siz de onun için bir yabancı oluvermişsinizdir. yenilgiyi ve artık sevilmemeyi kabul edip, orayı terk edersiniz. içiniz burkulur, ağlayamayacak kadar hüzün yüklenirsiniz. derdinizi denize dökmek, oradan rüzgârlarla uzaklara akıtmak istersiniz. evet, sizi aldatmamıştır hiçbir zaman. size yalan da söylememiştir ama siz, onun sizleyken mutsuz olduğunu bile bile, onu ilişkiye devam etme konusunda bilmeden zorlamışsınızdır. yine de hafiften bir aldatılmışlık hissi kaplar içinizi. sizi aldatansa yine kendiniz olmuşsunuzdur. sessiz sedasız bir yel olup eve doğru giderken şarkılara bürünürsünüz;

hornette yazışılan erkekten doktora diplomasının onaylı suretini istemek

profilinde welleducated etiketini eksik etmeyen oxford mezunu kültürlü ve eğitimli beyefendinin, taliplerinden onunla cinsel ilişkiye girmeden evvel talep ettiği belgelerin içinde en önemli olanıdır. yüksek lisans mezunlarını bile birer amele olarak gören bu kültürlü beyefendiye ilkokul diplomasını gönderenler bile olur. hatta bazı adaylar zayıflarla dolu karnelerinin fotokopilerini gönderme cüretinde bulunurlar. kültür mantarı beyefendimizin hiçbirine toleransı yoktur.

bana da bazen yök eşdeğerliği olmayan ya da sahte olduğu besbelli olan onaysız diploma suretleri gelebiliyor. seks yapacağım kişiyi ince eleyip sık dokuyarak seçtiğimden inanın çok zorlanıyorum.

mabel matiz

son albümü maya'da en dikkatimi çeken parçalar;

sarmaşık
a canım
boyalı da saçların
fırtınadayım
mendilimde kırmızım var

tabi fırtınadayım şarkısına da lgbti temalı bomba bir klip bekliyorum.

eşcinsellerden sürekli darbe yiyip kendi kabuğuna çekilen eşcinsel

yalnızlaşmanın kendi gibi olandan kaynaklı en infial yaratan şekli. bir kez insan kendisine yakın hissettiği bir grup ya da çevreden soğuyunca, kendi gibi olmayanlar bu insana neler neler yapabilir bir düşünün.

aldatılma, anlaşılamama, yalan dolan, boşa çıkan hevesler ve kendinden kaynaklı hayli kişisel sonu olmayacağını düşündüğü bir yola girme hissiyatı bunda etkili olabiliyor. kocaman adamlar olup hala doğru dürüst duygusal yakınlaşmaya girememiş insanlar var, yanlışın nerde olduğu noktasında dürüst davranınca ortak paydalar da çıkabiliyor, direkt karşı tarafa bok atmamak da lazım.

ancak öyle ya da böyle bir şeyleri yaşamak isterken yaşayamamak, ya da tam oldu derken olamadığını görmek üzerine kurulu kayıplar ve ziyan oluşlar var.

Toplam entry sayısı: 445

kadıköy'de eşcinsel mekan olmaması

istanbullunun derdi de güzelmiş anasını satayım. biz hornet’te trip yarışı yaparken adamlar yeni gay bar bekliyor, eskileri yetmiyor. ulan istanbullu, iyisiyle kötüsüyle hayatı sen yaşıyorsun vallahi. ben de dün sabah emekli öğretmen amcayla sohbet ettim denizde.

seks hayatınızı iki kelime ile anlatın

twink hayranlığıyla pedofili arasındaki benzerlik

twink tipler zaten 25 yaşında olsalar da genelde ergen yaşta biri gibi görünürler. (hoş biz ergenken de gayet bear'dik orası ayrı.d) e şimdi böyle olunca işin ayırımı da kalmıyor pek. zaten sohbet ettiğim ne kadar eşcinsel varsa çoğu ilk cinsel ilişkilerini 18 yaşından küçükken ve gayet olgun insanlarla yaşadıklarını dile getirmişlerdi de şaşırmıştım. twink bahanesinin arkasına sığınıp gayet de genç çocuk seven insan sayısı fazla. sohbet sitelerine girip kendinizi küçük gösteren bir nick alırsanız ne demek istediğimi anlarsınız. çocukları istismar etmeye gönüllü birsürü kişi var. ben bunun pedofili olduğunu da düşünmüyorum. pedofili ciddi bir rahatsızlıktır ve buna sahip olan insanlar hiçbir çocukla ilişkiye girmeyip, içinde çok acılar çekerek tedavi olmaya bile başlıyorlar. burada anlatılan bildiğin kendince zevk meselesi. peki bu zevk ne kadar masum? tabi ki hiç değil. 15 yaşında çocuk kendinden oldukça büyük biriyle kendi rızasıyla da birlikte olabilir. bu rızanın sağlıklılığı bile tartışılabilecekken önemli olan büyük kişinin böyle bir şeye yeltenmemesi. cinselliği yaşayacaksan mental olarak da buna hazır olan biriyle yaşaman gerek. 18 yaş bir sınır. öte yandan ben 18 yaşından büyük diye de biriyle cinsellik yaşayabilme ehliyetini kendimde görmem. ne yani 17 yaşının son ayında cinselliğe hazır değil de 18'ine girince mi hazır oluyor bu çocuklar? kişi 18, 19 yaşında olunca ona birden "yetişkin" damgası vurmak da saçma. ki konu eşcinsellerse ve yer türkiye gibi bir yer ise o kişinin psikolojisi çok değişken olabilir.

twink ifadesinin arkasına sığınıp sırf kendinizi tatmin etmek için genç çocukları kullanamazsınız.

sertleşmiş aletimden sen sorumlusun

erkeğin en sevimli hallerinden biri, suçu size attığı zamanlardır. özellikle aktif erkeklerde olur bu. "bak ben bişe yapmadım hep senin yüzünden oldu ne olacak şimdi :). beni de yoldan çıkardın ehehe." gibi ifadeler çok tatlı bence. bu kadar güzel bir kendini kandırma yok, yok! erkeklere duyduğu ilgiyi hala tam olarak kabullenemeyen erkek çekiciliğinin doruk noktası resmen.

terk edilmek

fazlasıyla edilgendi bu seferki. çok şaşırtıcıydı. birden oldu. neden bile diyemedim. suçsuz olduğumu biliyordu. bunu bana söyledi. ama koşullardı.. zaten hep geride tutmuştu kendini, çok da paylaşmadı benimle. sonra birden, gitti. soğudu belki de. öncekinde açıklama yapma gereği duymuştu. bu sefer hepten gitti. seslendim bir kere. cevap gelmedi. gitti. kabullenemiyorum. soramıyorum. kafamda kurmaktan başka bir şey yapamıyorum. başkalarıyla mutlu olma ihtimali beni aşağılıyor da aşağılıyor. içime atmaya, üzülmeye o kadar alışmışım ki..

her şeyin aklıma "o"nu getireceğini bilmezdim. ne çok anı biriktirmiş beynimde istemeden. keşke bilse miydi bu kadar değer verdiğimi "o"na? yine gidecekti ama.. hep elimden olmayan sebepler yüzünden kaybettim zaten. "o" da öyle oldu. elimde tek kalan, "o"nunla tesadüfen denk gelebileceğim bir ortamın hayali. ne yapacağım "o"nu görünce? bilemiyorum. tek bildiğim, gitti.. yok artık. çok alışmıştım.

eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an

internette araştımaya başladığım an ki 8. sınıfa falan gidiyordum sanırım. o yaşa kadar cinsel açıdan hep erkeklere ilgi duydum. duygusal açıdansa bir kızı seviyordum. bu durumu hiç yadırgamıyordum kendimce. tabi hareketler de feminen olunca aile, arkadaşlar, hocaların dokundurmaları sinir bozmaya başlamıştı. internetten araştırdım. "birinin eşcinsel olduğunu anlamanın yolları" gibi siteler vardı o zamanlar, şimdi de vardır belki bilmiyorum. birine tıkladım ve okumaya başladım. bana uyan her maddeyle daha da yerin dibine giriyordum. gerçekten öyle olduğumu farkettiğimde inanılmaz üzülmüştüm. tabi maddeler ne kadar sağlıklıydı bilemem ama bir gay olarak beni baya iyi analiz eden madderlerdi. top, kız gibi lafları çok duymuştum, alışmıştım ama gay olduğumu maddelerle bana anlatan bir internet sitesi moralimi hepten çökertmişti. o ana kadar sadece bana saldıranlarla savaşıyordum. neden bana saldırdıklarını anlamadan sadece kendimi savunuyordum. o günden sonra içimden gelenle de savaşmaya başladım ki bana en çok zararı veren o davranışımdı.

eşcinsel olduğumuzu farkedişimiz, farketmek zorunda oluşumuz küçük hayatalarımızın önemli (ay dur plaza dili yapmazsam içimde kalır) turning point'leri bence.. şahsen ibneliğimi şuana kadar 3 dilime ayırmam gerekirse:

-farketmeden önce (fö 1994-2008)

-farketme ve reddetme (fr 2008-2014) evet uzun sürdü.

-kabulleniş ve sonrası (ks 2014-...)

bir sonraki aşama da;

-orospuluk yılları (...-...) şeklinde olursa şaşırmam. ay allah korusun, korucan dimi?

halı saha erkeği

erkeğin en güzel hali resmen. türk erkeklerine en bir sever gözle bakmama sebep olan anı doyasıya yaşayan erkek. halı saha erkeği abi, o göbeğiyle, barcelona formasıyla, yıpranmış kramponuyla halı saha erkeği diyorum ve spor salonu erkeğini kıçımla yan tarafa itiyorum.

eğlenmek için spor yapan erkek, kadın dırdırından uzaklaşmak için elindeki en makul seçeneği kullanan erkek, maç sonrası içtiği sigara sodasıyla maçtan sonra en az yarım saat gırgır yapan erkek.. işte bu, dünyanın en güzel ortamı.

futbolla hiç aram olmamıştır ama hayatımdaki tüm arkadaşlarım ultra heteroseksüel erkeklerden, kadınlardan (bildiğim kadarıyla) oluştuğu için bu erkekler beni her defasında halı sahaya çağırmayı ihmal etmezler.

- "oğlum gel lan bak çok zevkli."

+ "ı ı, cık.. gelmicem."

- "ya kaleye geçersin işte," asıl amaç belli oldu.

+ "hıı evet oraya geleyim de beni kaleye geçirin, yer miyim ben bu numaraları? ben en forvette oynarım her zaman,"

- "he amq hayatında ayağın topa değdi sanki.. ya gel tamam hiçbir şey yapma sadece dur." yani neden beni illa aralarına almak istiyorlar anlamıyorum. gelmeyeceğim ulan zorla mı..

ama bir keresinde sadece durmak koşuluyla kabul etmiştim halı sahada oynamayı ve defansta yerimi aldım. tabi bende futbol şu şekilde işliyor. "hmm top bizimkilerdeyse onlar nasılsa gol atar ben defansta bekleyeyim. ayy topu kaptırdılar. neyse ben koşmayayım nasılsa başkası koşup o toplu rakipten alır. yok yok bu rakip fena çıktı, off üstüme üstüme geliyor. dur bi azıcık koşarak önünü kesmeye çalışayım." gördüğünüz gibi futbola dair o an düşünmemem gereken ne varsa bir bir aklımdan geçirdiğim için benden halı saha erkeği falan olmaz. o gün de oynarken top inadına hep kıçıma, başıma çarpmıştı da kaleciden daha çok top tutmuştum. "top topu çeker" esprisini biri dahi orada yapsaydı halı sahayı ağlayarak terk ederdim orası ayrı.

öff çok uzatıyorum. demek istediğim, erkekler halı sahada çok güzel oluyorlar. sanki onları doğal ortamına bırakmışsın gibi, en saf, çocuk halleriyle birbirlerine rahat rahat küfrediyorlar, bağırıyorlar, o ofisteki sakin cem bey gol attıktan sonra bir aslan gibi kükrüyor falan... maç sonu gerçekleşen o güzel muhabbet.. seviyorum ben halı saha ortamını. özellikle soyunma odası ve duşların bulunduğu bölümdeki o testesteron kokusunu "ımmmhh" diye içime çekip elimi yüzümü yıkamam, sobalı bekleme salonundaki iddia, spor gazeteleri arasında oturup edilen sohbetler falan. hoş ortamlar yani bunlar.

ayrıca çok güzel halı saha erkeği bekleyicisiyimdir. telefonlarını hep bana emanet ederler. ben her şeyi tutarım.

her maçta bulunması farz fit ve yetenekli erkek hakkında düşlediğim fantezilere girmiyorum bile. ahh ah fit ve yetenekli erkek, maç bitince karın olacak o orospunun yatağına gireceğini biliyorum ama kader, seni de tutsak etti bu hayata. ne kadar üzgün olduğunu bir gün gelip bana anlatabilirsin. öhü.

sonuç olarak, yaşa sen halı saha erkeği!

caner çalışır

kerimcan durmaz ekürisi. snapchat'te bu arkadaşın da snap'lerini izlerim arada. kendisi 30'una yaklaşmış, 190 boyunda bir abimiz ama o konuşmalar, o endam o kadar komik ki anlatamam. kerimcan yaşı gereği biraz patavatsız, henüz olgunluğa ulaşamamış o yüzden pek sevemiyorum kendisini. ama caner çalışır ile arkadaş olmak isterdim sanki.

özellikle şu video'da çok gülmüştüm kendisine:


-biz almanya'dan geldik. .d.d

ayı sözlük

bariz kötü bir arayüze sahip sözlük. aynı zamanda çok kullanışsız.
yazar profil sayfası konusunda sınıfta kalıyor.
arama yaparken tahminde bulunmaması açılabilecek bir başlığın önceden var olup olmadığını görmeye yardım konusunda olumsuz bir şey.
yavaşlığına da değinelim. bazı başlıklarda alt alta aynı yazar tarafından girilmiş aynı entry'ler gördüm. bunun sebebi sevgili yazarların entry'yi gönder'e basması ama ayı sözlüğün birtürlü göndermemesi sonucu yine basması, sonra yine basması ve çok sevgili ayı sözlüğün bu sefer bütün entry'leri göndermesi.. bu yavaşlığın hep yaşanması.

içerik olarak eşcinsel bir temaya sahip olması da gayet süper olduğu için bu aralar en çok vakit geçirdiğim sözlük aynı zamanda. "yer var, yaş kaç, buluşalım, profil nedir, ap?" gibi ifadeler dışında kendini ifade eden eşcinselleri okumak güzel.
sanıyorum 2011'de açılmış. 5 yılda arayüz ve kullanım açısından daha iyi yerlere gelebilirdi diye düşünüyorum. yine de işin cahiliyim tabi.

bir erkeğin en çekici olduğu an

utandığı andır. mahçup olduğu, başını öne eğdiği ve hafifçe gülümsediği andır..
utanan erkekte tevazu vardır. utanan erkek yanlış yaptığını kabul eder. kendini saçma sapan savunma araçları yoktur. komplekslerinden arınabilmiştir az çok.
utanan erkekleri sevin, sevdirin. bir tane de bana verin.

beyaz atlet

bayıla bayıla giyiyorum. yırtasıya kadar giyiyorum. eskiden üstünden cevşen de sarkıtırdım, kıllı göğsümle harika bir match (moda dilime de kurban olun) olurdu. anam alıyor ben giyiyorum. comfort family giyiyorum. terimi emiyor, üstüne giydiğim kıyafetlerimin daha derli durmasını sağlıyor. çıkkın meme uçlarımı saklıyor. her boka yarıyor. erkeğin sütyeni beyaz atletidir.
beğenmeyen de kıçımızı yesin.

askerlik

arada bir "ben burada ne yapıyorum" gibi sorular sorduran, türk gencinin büyük oranda ne kadar kötü durumda olduğunu gösteren değişik bir yer. normal yaşamda toplum içinde yapamadıkları yumurtalıklarını kaşımak ve yola tükürmek gibi mükemmel karakteristik özellikleriyle türk erkeği burada oldukça doğal ve ilkel. öte yandan çıkarcı, tembel ve içten pazarlıkçı da.. halbuki ben çavuşlarıma aşık falan olacaktım o kadar hayal kurmuştum, salak erkekler :(

yarılamak üzereyim, öldürmese de can sıkıcı olabiliyor bazen. cinsimden burada soğumazsam hiçbir yerde soğumam herhalde diyerek entry'i sonlandırıyorum.

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

çok yanlış bir başlık. “çekici” denmesini anlarım ama “yakışıklı” deyip genelleştirmek nedir onu anlamadım. o çekicilik de heteronun çok cool, dürüst, havalı olmasından değil maskülen olmasından kaynaklanıyor bu kadar.

özellikle doğduğundan beri her türlü koşul kendisi için sağlanan, yüceltilen, yönelimiyle tamamiyle barışık şekilde yetiştirilen türk heteroseksüellerimizin genel olarak hala nasıl bu kadar embesil olabildiklerini düşünürken bu tip başlıkları görmek üzücü.

her türlü zorlukla biz ibneler mücadele edelim, sonra heteroseksüelleri yüceltelim bir de, oldu.

adam maskülen ve bunu seviyorsun, iş bu kadar basit.

3,5 milyon suriyeliyle onur duymalıyız

hala içlerinden biriyle yatamadığım için ben duymuyorum. savaştan kaçıp buraya sığınan fotoğrafçı ya da gazeteci, otuzlu yaşlarında, saçları kıvırcığa yakın dalgalı, beyaz tenli, kirli sakallı... ahh ah. haha.

eşcinsellerin sürekli seks düşünmediğini iddia eden eşcinsel

eşcinselliğe zarar verir. heteroseksizmin ikiyüzlü yapısını besler. daha kendi bile kendinen emin değildir. yazıktır.

hayır seks düşününce ne oluyor? sapık mu oluyoruz? hep seks hep seks mi oluyoruz biz yani? hetero erkekler çok mu misliman? hetero arkadaşım hornet'i bile kıskanıyor len. "abi neden bunun bize göre versiyonu yok" diyor. "var," diyorum, "tinder var ama sen de denk gele gele en garip kızların olduğu ülkeye geldin amq". kendiniz yapamıyorsunuz, biz yapınca öeğğğ. hadi oradan.

herkes seks düşünür. eşcinsel, daha rahat sekse ulaşır. çünkü erkeğiz. sefamız olsun.
Henüz takip ettiği biri yok.