infantgramp

Durum: 400 - 7 - 7 - 1 - 22.07.2018 17:12

Puan: 4874 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

You are the silence in between what i thought and what i said..
  • /
  • 20

oturarak işeyen erkek

diğer ereklere "ayakta işerseniz ileride prostat kanseri olursunuz oğlum" gibi öğütler vermeyi de görev bilir kendine. şu bazı mislimanların arasına gerçekliği kabul edilen bir "bilim" kavramı var. adamlar kendi bilimlerini yaratıyor yani. ayakta işemeyi geçtim ayakta su içmemizin bile çok zararlı olduğuna o kadar eminler ki kimse onları bu yüce davadan döndüremez yani. ne zorunuz var evladım şu "ayakta" bir şeyler yapmakla?

aktifim ama gay değilim

bir gay olarak bunu söyleyen adamları savunmaya geldim. daha doğrusu anlamaya geldim diyebilirim.

şimdi "gay" dediğimiz kişiler "sadece" kendi cinsine "duygusal ve cinsel" olarak yönelen tiplerse eğer, hemcinsleriyle sadece "cinsel" ilişkiye girmek isteyen bütün kişileri aşağılamak neden? gay olmadıkları için mi aşağılayacağız bunları? "her deliğe giren abazalar bunlar, karaktersiz köpekler, hayvanlar" gibi yakıştırmalar çok acımasız genellemeler değil mi? tamam öyle olanlar var. kadınlardan yüz bulamadığı için erkekleri kullanan tipler de var ama hepsi böyle değil ki? ayrıca neden bu insanlar "eşcinselliğini kabul edemeyen" de oluyor? bir erkek hemcinsine duygusal ilgi duymayıp sadece hemcinsiyle cinsel ilişkiye girmek istiyor olamaz mı? yönelim kitabınızda yazmıyor mu bu şeyler? sadece aktif olmak istemek neden bu kadar rahatsız ediyor biz eşcinselleri? cinsel yönelim dediğimiz şeylerin daha şekillenme aşamaları bile doğru düzgün araştırılamıyorken bir kesimi karalamak neden? belki adam farklı bir süreçte? belki kendisini tanımlamakta güçlük çekiyor?
bir erkek başka bir erkeği sadece sikmek istiyorsa bu neden masum olmayan ya da eksik, yanlış bir davranış olarak görülüyor?

anlamıyorum. çok mu seviyoruz karalamayı? ya da benim kaçırdığım noktalar vardır belki, bilemeyeceğim.

sigara içen erkekle öpüşmek

sigara içmeyen biri olarak beni çok da rahatsız etmeyen bir eylem. sigarayı hiç sevmem. gel gelelim diş ve genel olarak ağız sağlığı yerindeyse karşımdaki kişinin, sigara kokusu çok da rahatsız etmiyor. french'e giden bir yol bile çizebiliyorum kendime hatta. ki sigara içmeyen biriyle öpüştüğümü hatırlamıyorum sanırım. doğru lan, hepsi püfür püfür içiyordu. hatta bir ara "sigara içmeyen tek ibne ben miyim ya?" diye düşünmedim değil.

kolonoskopi

bekaretimi bozan pis boru. bu kadar uzun bir şey tarafından kirletileceğimi asla bilemezdim :( öncesinde yaptığım hazırlıklar olsun, odaya girerken hemşirenin "şunu giyin" derkenki iğrenç surat ifadesine bile katlanışım olsun hep sabrettim. ama beklediğime değdi. benden önce odadan çıkan yaşlı teyze her ne kadar kafamdaki soru işaretlerini artırsa da hastanenin sterilliğine güvenmek zorundaydım ve sol kolumun üzerinde uzandığımda iş işten geçmişti. anüsümü ilk defa o netlikte görebilmiştim. ekrana dikkatlice bakan hemşire ve doktorun içlerinden ne düşündüklerini anlamaya çalışırken kamera (yani ilk erkeğim, eheheh) bekaretimi elimden aldı. içime doğru yaptığı uzuun yolculukta birçok yer keşfetti. bir gece öncesinden aldığım o ilacın ve yaptığım lavmanın etkisi, kokoreç yapılacak seviyede temizlenmiş barsaklarımda gözüküyordu. kendimle gurur duydum. bir iki dakika sonra içime 10 kg hava pompalayan bu kamera "boşaldım" dedi ve içimden çıktı.

sonrasında bol bol osurtuyor efendim ama masum, kokusuz osuruklar bunlar. çekinmeden rahatlayınız. ilk anal seks deneyimim böyleydi işte, duygulandım bak şimdi. seni unutmayacağım kamera erkeğim.

seks sonrası kolinin evinden ne zaman ayrılsam sorunsalı

"yemeği yiyip hemen kalktı" demesinler diye ben bir yarım saat daha oturuyorum. tabi arkadaş "işim var" gibi imalarda bulunmuyorsa. biz büyüklerimizden böyle gördük. ille de "gitme ya" derse, ben de hoşlaştıysam kırmam tabi. şimdiye kadar bu olmadı pek ama. püh.

terk edilmek

fazlasıyla edilgendi bu seferki. çok şaşırtıcıydı. birden oldu. neden bile diyemedim. suçsuz olduğumu biliyordu. bunu bana söyledi. ama koşullardı.. zaten hep geride tutmuştu kendini, çok da paylaşmadı benimle. sonra birden, gitti. soğudu belki de. öncekinde açıklama yapma gereği duymuştu. bu sefer hepten gitti. seslendim bir kere. cevap gelmedi. gitti. kabullenemiyorum. soramıyorum. kafamda kurmaktan başka bir şey yapamıyorum. başkalarıyla mutlu olma ihtimali beni aşağılıyor da aşağılıyor. içime atmaya, üzülmeye o kadar alışmışım ki..

her şeyin aklıma "o"nu getireceğini bilmezdim. ne çok anı biriktirmiş beynimde istemeden. keşke bilse miydi bu kadar değer verdiğimi "o"na? yine gidecekti ama.. hep elimden olmayan sebepler yüzünden kaybettim zaten. "o" da öyle oldu. elimde tek kalan, "o"nunla tesadüfen denk gelebileceğim bir ortamın hayali. ne yapacağım "o"nu görünce? bilemiyorum. tek bildiğim, gitti.. yok artık. çok alışmıştım.

yazarların yatmak istediği kişilerin meslekleri

polis, sivil polis, özel güvenlik, çevik kuvvet, kıdemli üstçavuş, asteğmen, kesinlikle yüzbaşı favorim. evet güvenlik gücü zaafım var.

askerlik

arada bir "ben burada ne yapıyorum" gibi sorular sorduran, türk gencinin büyük oranda ne kadar kötü durumda olduğunu gösteren değişik bir yer. normal yaşamda toplum içinde yapamadıkları yumurtalıklarını kaşımak ve yola tükürmek gibi mükemmel karakteristik özellikleriyle türk erkeği burada oldukça doğal ve ilkel. öte yandan çıkarcı, tembel ve içten pazarlıkçı da.. halbuki ben çavuşlarıma aşık falan olacaktım o kadar hayal kurmuştum, salak erkekler :(

yarılamak üzereyim, öldürmese de can sıkıcı olabiliyor bazen. cinsimden burada soğumazsam hiçbir yerde soğumam herhalde diyerek entry'i sonlandırıyorum.

türkiye'deki gaylerin türkiye'yi cehennem yurtdışını cennet olarak görmesi

şahsen türk erkeğini çok beğeniyorum. hatta huyunu, suyunu da seviyorum. kadını kadar istismara uğradığını düşünüyorum. yabancı ülke erkeklerinden çok daha sevdiğim kesin. benden çünkü. onu tanıyorum, ona alıştım.
burayı cehennem olarak görmemin sebebi mükemmel özgür ecnebi erkeklerine olan hayranlığım değil tabi ki. burayı bir eşcinsel için kötü yapan şey güvende hissetmemek. çoğu eşcinsel hem toplum hem aile baskısı altında ve resmi olarak kendisini yönelimi konusunda savunacak hiçbir resmi kurum yok. var demeyin, uygulamada bildiğiniz yok. sırf bu haklar için, rahat rahat bir eşcinsel olarak yaşayabilmek için yurtdışı tabi ki de cennet gelir insana. yadırganmamalı bu durum.

yoksa canım göbüşlü, sevimli, kıllı türk erkekciğimi hiçbir fit yabancıya değişmem. heh.

21 ocak 2018 yalnız öleceğimi fark etmem

birkaç yıl önce farkettiğim durum. alışıyorsunuz bir müddet sonra.

şınav çekerken boşalan erkek

bir videoda barfiks çekip boşalanı görmüştüm. evet pipiye dokunmadan.. benim ikinciyi çekemediğim barfiksi adam rahat rahat çekerek bir de boşaldı. nasıl bir motivasyon anlamak güç.

ayı sözlük günlük

biraz sinirliyim biraz üzgün biraz sakin. yaşanan kötü şeyler sanki aralarında toplanmışlar da bu akşam aklıma girmeye çalışma planı yapmışlar. girdiler de.. insanın istese de çözemeyeceği sıkıntılarının olması kötü bir durum. iyi şeylerse hiç gerçekçi değiller, hiç gelmeyecek gibiler. sonuç olarak siki yine tutacağız gibi bakalım.

kerimcan durmaz

gay olmayı milletin gözüne sokmak diye bir şey yoktur. arkadaş ne milletmiş bütün ahlakını bu lubunyalar bozuyor sanırsın. çocuk feminen ve böyle yaşamayı seviyor. bunu milletin gözüne sokmak için yapmıyor. insanlar kerimcan'a bakıp "bütün gay'ler böyle" diyecek kadar embesilse bu kerimcan'ın suçu değil, milleti eğiten ve toplum kurallarını şekillendirenlerin suçudur. maskülen tipli bir gay olarak kerimcan ve onun gibilerin yaşayış şekillerine asla kızmıyorum.

kişiliğine, patavatsızlığına laf edilir, ona bir şey diyemem ama şu "eşcinselliğini milletin gözüne sokmak" ifadesi hep heteroseksizmin ekmeğine yağ sürmektir. sabahtan akşama kadar heteroseksüel insanlarla muhatap olup onların boklu aşk hikayelerini dinleyen biz bundan şikayetçi olamıyoruz ama.

kerimcan'da bal gibi star ışığı var. sevmeyeni olduğu gibi seveni de çok. şahsen çok bayılmıyorum kendisine ama şu son bostancı gösterisi bile işini ne kadar ciddiye aldığının göstergesi. gay alemini iyi temsil edeceğim diye de kendi zevkinden ve yaşayış şeklinden ödün vermeyecek tabi ki.

seviyeli seks

adam ısırıyorsa seviyesizdir amq. insan biraz utanır yahu. erkeğiz diye çık üstümüze zıpla o zaman sen öyle seviyorsan. uçuk kaçık fantezilerini söylemeyip sevişme esnasında uygulayan beyin özürlülere tepki olarak çıkmış bir ifadedir bu. her şeyi de totonuzdan anlamayın, kelimelere bu kadar takılmayın.

hornet diyalogları

+selam

-selam

+yaşın kaç?

-23, senin?

+24.. deliğini yalatmayı seviyor musun?

ayı sözlük'te siklenmeyen yazar olmak

ayı sözlük gibi küçük mecralarda siklenmek için yani daha çok siklenmek için güzel yazmanın yanında bir de yazarlarla iletişim halinde olmak gerek sanırım. zirvelere katılmak, futurelavirs ya da dark bear'ı tanımak gibi meziyetlerle siz de gayet siklenen biri olabilirsiniz. bunun dışında troll ya da çok ilgi çekici olmanız lazım.

biz çok da siklenmeyenler olarak taşra memleketlerimizde basit usulde girdiğimiz entrylerle mutluyuz efendim. sefamız olsun. arada mesaj atan çıkıyor ama..

sevgili için gay hesaplarını silmek

herhalde silinecek. bu uygulamalar direkt birini bulmak üzerine kurulu. ayrıca kaybettiğin de bir şey olmuyor hesabını silince. sadece önceden engellediğin kişileri yeniden engellemek zorunda kalabilirsin o kadar.

henüz sahiplene sahiplene biriyle birlikte olamadığım için de nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum ama sanırım kıskançlıktan ölürdüm. neyse bizim düşüneceğimiz şeyler değil bunlar. ikinci seksi yapmak isteyeceğim birini bulursam şükredeceğim amq.

bunu ben mi yazmışım şoku yaratan akli malüliyet ürünü entryler

çoğu. sonra diyorum ki, "yine yapacaksın aynısını, yaz boşver". sefam olsun.

manuş baba

hareketleri ve şarkıları söyleyiş biçimi itici olan bir insan. halk adamı triplerini hiç sevmemekle birlikte kliplerindeki hallerine de uyuz oluyorum. ay hele o bakışı..

çakma solcu imajından kurtulursa belki daha iyi olabilir diyeceğim ama şuan seveni de çok. yolu açık olsun bakalım.

call me by your name

2017 yılının beklenen gayli meyli filmlerindendi. istanbul'daki şanslı pislikler gibi festivallerde izlemek nasip olmadı, e biz de korsana yöneldik de izledik.


---spoiler---

filmin bende bıraktığı izlenim şu. bana göre bir ütopya olan yaşantının aslında şuanki dünyada gerekli koşullarda yaşanabilir olması mümkün, aynı zamanda çok orospuca.

kitabı okumadığım için filmi de konusu bakımından eleştirmek durumunda kalıyorum. film, bir eşcinsel için sağlanabilecek en iyi koşullara sahip bir eşcinsel gencin yaşadığı yazı anlatıyor. bu piç -afedersiniz ama çok doluyum-, yaz tatilini müzik dinleyerek ve nota yazarak geçirirken ben onun yaşında hayvan gibi çalışıyordum da akşam 31 çekmeye mecalim kalmıyordu. evet kıskandım, hem de öküz gibi.

ulen anne iyi, baba melek, yaz tatilini sanat eseri gibi bir evde geçiriyorsun.

ailecek hobiniz kitaplardan alıntılar yapıp düşünmek. ikisi de akademisyen zaten. aq sanki çok kusurlu bir hayatları varmış gibi bir de hayvan gibi yakışıklı bir öğrenci geliyor. tam da banyoları ortak oluyor. beraber yüzüyorlar, sevişiyorlar. anne baba bununla gurur duyuyor. bu ne oğlum! yetmedi bir de şeftaliye tecavüz etti pis ergen. herkes bilgili, herkes kusursuz, herkes iyi.
hele o filmin sonunda tatile gittikleri yerlerin cennetliği? arabanın yanında dans eden insanlara eşlik etmek? sürekli sevişip durmak ve bunu özgürce yapmak?

bu kadar kusursuzluk bana fazla kardeşim. yazar resmen yatarken demiş ki "ulen bir kitap yazayım, hiçbir problem olmasın. sanat olsun, özgürlük olsun, sevgi olsun". gel gelelim o davut heykeline benzeyen kıvırcık ergenin o yaşta yaşadığı güzelliklerin yüzde birini bile yaşamadım lan. sinir oldum amq. babası da filmin sonunda bık bık mükemmel şeyler söylemez mi..

bu hikaye resmen gaylere "aha kaçırdığınız hayat bu, ağlayın amq" diye yazılmış. bir boku da sorguladığı yok. varsa da ben kaçırmışım.

neyse film güzel, ama 10 üzerinden 1 veriyorum. sevmedim çünkü. altın küreyi de iyi ki alamadın, bok.

---spoiler---
  • /
  • 20
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 400

sertleşmiş aletimden sen sorumlusun

erkeğin en sevimli hallerinden biri, suçu size attığı zamanlardır. özellikle aktif erkeklerde olur bu. "bak ben bişe yapmadım hep senin yüzünden oldu ne olacak şimdi :). beni de yoldan çıkardın ehehe." gibi ifadeler çok tatlı bence. bu kadar güzel bir kendini kandırma yok, yok! erkeklere duyduğu ilgiyi hala tam olarak kabullenemeyen erkek çekiciliğinin doruk noktası resmen.

twink hayranlığıyla pedofili arasındaki benzerlik

twink tipler zaten 25 yaşında olsalar da genelde ergen yaşta biri gibi görünürler. (hoş biz ergenken de gayet bear'dik orası ayrı.d) e şimdi böyle olunca işin ayırımı da kalmıyor pek. zaten sohbet ettiğim ne kadar eşcinsel varsa çoğu ilk cinsel ilişkilerini 18 yaşından küçükken ve gayet olgun insanlarla yaşadıklarını dile getirmişlerdi de şaşırmıştım. twink bahanesinin arkasına sığınıp gayet de genç çocuk seven insan sayısı fazla. sohbet sitelerine girip kendinizi küçük gösteren bir nick alırsanız ne demek istediğimi anlarsınız. çocukları istismar etmeye gönüllü birsürü kişi var. ben bunun pedofili olduğunu da düşünmüyorum. pedofili ciddi bir rahatsızlıktır ve buna sahip olan insanlar hiçbir çocukla ilişkiye girmeyip, içinde çok acılar çekerek tedavi olmaya bile başlıyorlar. burada anlatılan bildiğin kendince zevk meselesi. peki bu zevk ne kadar masum? tabi ki hiç değil. 15 yaşında çocuk kendinden oldukça büyük biriyle kendi rızasıyla da birlikte olabilir. bu rızanın sağlıklılığı bile tartışılabilecekken önemli olan büyük kişinin böyle bir şeye yeltenmemesi. cinselliği yaşayacaksan mental olarak da buna hazır olan biriyle yaşaman gerek. 18 yaş bir sınır. öte yandan ben 18 yaşından büyük diye de biriyle cinsellik yaşayabilme ehliyetini kendimde görmem. ne yani 17 yaşının son ayında cinselliğe hazır değil de 18'ine girince mi hazır oluyor bu çocuklar? kişi 18, 19 yaşında olunca ona birden "yetişkin" damgası vurmak da saçma. ki konu eşcinsellerse ve yer türkiye gibi bir yer ise o kişinin psikolojisi çok değişken olabilir.

twink ifadesinin arkasına sığınıp sırf kendinizi tatmin etmek için genç çocukları kullanamazsınız.

terk edilmek

fazlasıyla edilgendi bu seferki. çok şaşırtıcıydı. birden oldu. neden bile diyemedim. suçsuz olduğumu biliyordu. bunu bana söyledi. ama koşullardı.. zaten hep geride tutmuştu kendini, çok da paylaşmadı benimle. sonra birden, gitti. soğudu belki de. öncekinde açıklama yapma gereği duymuştu. bu sefer hepten gitti. seslendim bir kere. cevap gelmedi. gitti. kabullenemiyorum. soramıyorum. kafamda kurmaktan başka bir şey yapamıyorum. başkalarıyla mutlu olma ihtimali beni aşağılıyor da aşağılıyor. içime atmaya, üzülmeye o kadar alışmışım ki..

her şeyin aklıma "o"nu getireceğini bilmezdim. ne çok anı biriktirmiş beynimde istemeden. keşke bilse miydi bu kadar değer verdiğimi "o"na? yine gidecekti ama.. hep elimden olmayan sebepler yüzünden kaybettim zaten. "o" da öyle oldu. elimde tek kalan, "o"nunla tesadüfen denk gelebileceğim bir ortamın hayali. ne yapacağım "o"nu görünce? bilemiyorum. tek bildiğim, gitti.. yok artık. çok alışmıştım.

dindar ailenin dinsiz ve eşcinsel çocuğu olmak

üzücüdür. bir insanın üzgün olması için yeterlidir.
namaz kılmadığını gördükleri zaman bile aşırı derecede üzülen bir anne babaya sahip olmaktır ki başlıkta ifade edilen durumlar açıklanamaz bile.
iki seçenek vardır bu kişilerin önünde. ya her şeyi anlatır ve ailesini büyük bir hüzünle, öfkeyle bırakıp giderler ya da kalırlar. evlenme baskısına maruz kalırlar, saatlerce dini nasihatlara maruz kalırlar. sadece "tamam" derler. "haklısın annecim" derler ki anneleri üzülmesin.
iki durum da zordur yani. ailenden daha ılımlı iki kişiye açılırsın. en hafifi "hasta" derler sana. "tedavisi yok" dersin. "o zaman ölene kadar yalnız yaşaman lazım" derler.
en yakınların arkanda durmaz. onlar'ın istedikleri kalıplarda yaşabildiğin sürece desteklerler seni.
çareyi başkalarında ararsın ama aile gibisi olur mu hiç? olmaz.. zor olan da budur ya..

doğru insanı beklemek

"beklenir mi abieağ" diyenlerdenim ama o doğru olmayan birsürü gerizekalıyla geçirilen boş boş ve zevksiz vakitler sonucunda "nerdesin ulen" de dedirten bir durum bu.

hayır ben mi şanssızım bilmiyorum. şu sözlükte bile millet aşık olmuş, işte iyi kötü bir şeyler yaşamış birileriyle. peki ben, hep one night hep one night. biri öpüşmek istemez, biri ağzına almaz, biri hemen boşalır, biri iki saatte boşalmaz. bu ne oğlum? sex and the city'deki miranda'ya döndüm yemin ediyorum her ilişkide bir problem, bir mallık, bir south park sessizliği..

doğru kişiyi herkes de bekler. herkesin "doğru insan" anlayışı farklıdır. doğru insanı bekleyenler sadece aşk böcükleri değildir yani. ben de doğru herifi bekliyorum: yakın arkadaş da olabileceğim, zevklerimizin uyuştuğu bir fuckbuddy. hadi suckbuddy oldu, o da olumlu. hugbuddy de olabilir, çeşitililik bunlar hep tabi.

eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an

internette araştımaya başladığım an ki 8. sınıfa falan gidiyordum sanırım. o yaşa kadar cinsel açıdan hep erkeklere ilgi duydum. duygusal açıdansa bir kızı seviyordum. bu durumu hiç yadırgamıyordum kendimce. tabi hareketler de feminen olunca aile, arkadaşlar, hocaların dokundurmaları sinir bozmaya başlamıştı. internetten araştırdım. "birinin eşcinsel olduğunu anlamanın yolları" gibi siteler vardı o zamanlar, şimdi de vardır belki bilmiyorum. birine tıkladım ve okumaya başladım. bana uyan her maddeyle daha da yerin dibine giriyordum. gerçekten öyle olduğumu farkettiğimde inanılmaz üzülmüştüm. tabi maddeler ne kadar sağlıklıydı bilemem ama bir gay olarak beni baya iyi analiz eden madderlerdi. top, kız gibi lafları çok duymuştum, alışmıştım ama gay olduğumu maddelerle bana anlatan bir internet sitesi moralimi hepten çökertmişti. o ana kadar sadece bana saldıranlarla savaşıyordum. neden bana saldırdıklarını anlamadan sadece kendimi savunuyordum. o günden sonra içimden gelenle de savaşmaya başladım ki bana en çok zararı veren o davranışımdı.

eşcinsel olduğumuzu farkedişimiz, farketmek zorunda oluşumuz küçük hayatalarımızın önemli (ay dur plaza dili yapmazsam içimde kalır) turning point'leri bence.. şahsen ibneliğimi şuana kadar 3 dilime ayırmam gerekirse:

-farketmeden önce (fö 1994-2008)

-farketme ve reddetme (fr 2008-2014) evet uzun sürdü.

-kabulleniş ve sonrası (ks 2014-...)

bir sonraki aşama da;

-orospuluk yılları (...-...) şeklinde olursa şaşırmam. ay allah korusun, korucan dimi?

ayı sözlük

bariz kötü bir arayüze sahip sözlük. aynı zamanda çok kullanışsız.
yazar profil sayfası konusunda sınıfta kalıyor.
arama yaparken tahminde bulunmaması açılabilecek bir başlığın önceden var olup olmadığını görmeye yardım konusunda olumsuz bir şey.
yavaşlığına da değinelim. bazı başlıklarda alt alta aynı yazar tarafından girilmiş aynı entry'ler gördüm. bunun sebebi sevgili yazarların entry'yi gönder'e basması ama ayı sözlüğün birtürlü göndermemesi sonucu yine basması, sonra yine basması ve çok sevgili ayı sözlüğün bu sefer bütün entry'leri göndermesi.. bu yavaşlığın hep yaşanması.

içerik olarak eşcinsel bir temaya sahip olması da gayet süper olduğu için bu aralar en çok vakit geçirdiğim sözlük aynı zamanda. "yer var, yaş kaç, buluşalım, profil nedir, ap?" gibi ifadeler dışında kendini ifade eden eşcinselleri okumak güzel.
sanıyorum 2011'de açılmış. 5 yılda arayüz ve kullanım açısından daha iyi yerlere gelebilirdi diye düşünüyorum. yine de işin cahiliyim tabi.

caner çalışır

kerimcan durmaz ekürisi. snapchat'te bu arkadaşın da snap'lerini izlerim arada. kendisi 30'una yaklaşmış, 190 boyunda bir abimiz ama o konuşmalar, o endam o kadar komik ki anlatamam. kerimcan yaşı gereği biraz patavatsız, henüz olgunluğa ulaşamamış o yüzden pek sevemiyorum kendisini. ama caner çalışır ile arkadaş olmak isterdim sanki.

özellikle şu video'da çok gülmüştüm kendisine:


-biz almanya'dan geldik. .d.d

bir erkeğin en çekici olduğu an

utandığı andır. mahçup olduğu, başını öne eğdiği ve hafifçe gülümsediği andır..
utanan erkekte tevazu vardır. utanan erkek yanlış yaptığını kabul eder. kendini saçma sapan savunma araçları yoktur. komplekslerinden arınabilmiştir az çok.
utanan erkekleri sevin, sevdirin. bir tane de bana verin.

halı saha erkeği

erkeğin en güzel hali resmen. türk erkeklerine en bir sever gözle bakmama sebep olan anı doyasıya yaşayan erkek. halı saha erkeği abi, o göbeğiyle, barcelona formasıyla, yıpranmış kramponuyla halı saha erkeği diyorum ve spor salonu erkeğini kıçımla yan tarafa itiyorum.

eğlenmek için spor yapan erkek, kadın dırdırından uzaklaşmak için elindeki en makul seçeneği kullanan erkek, maç sonrası içtiği sigara sodasıyla maçtan sonra en az yarım saat gırgır yapan erkek.. işte bu, dünyanın en güzel ortamı.

futbolla hiç aram olmamıştır ama hayatımdaki tüm arkadaşlarım ultra heteroseksüel erkeklerden, kadınlardan (bildiğim kadarıyla) oluştuğu için bu erkekler beni her defasında halı sahaya çağırmayı ihmal etmezler.

- "oğlum gel lan bak çok zevkli."

+ "ı ı, cık.. gelmicem."

- "ya kaleye geçersin işte," asıl amaç belli oldu.

+ "hıı evet oraya geleyim de beni kaleye geçirin, yer miyim ben bu numaraları? ben en forvette oynarım her zaman,"

- "he amq hayatında ayağın topa değdi sanki.. ya gel tamam hiçbir şey yapma sadece dur." yani neden beni illa aralarına almak istiyorlar anlamıyorum. gelmeyeceğim ulan zorla mı..

ama bir keresinde sadece durmak koşuluyla kabul etmiştim halı sahada oynamayı ve defansta yerimi aldım. tabi bende futbol şu şekilde işliyor. "hmm top bizimkilerdeyse onlar nasılsa gol atar ben defansta bekleyeyim. ayy topu kaptırdılar. neyse ben koşmayayım nasılsa başkası koşup o toplu rakipten alır. yok yok bu rakip fena çıktı, off üstüme üstüme geliyor. dur bi azıcık koşarak önünü kesmeye çalışayım." gördüğünüz gibi futbola dair o an düşünmemem gereken ne varsa bir bir aklımdan geçirdiğim için benden halı saha erkeği falan olmaz. o gün de oynarken top inadına hep kıçıma, başıma çarpmıştı da kaleciden daha çok top tutmuştum. "top topu çeker" esprisini biri dahi orada yapsaydı halı sahayı ağlayarak terk ederdim orası ayrı.

öff çok uzatıyorum. demek istediğim, erkekler halı sahada çok güzel oluyorlar. sanki onları doğal ortamına bırakmışsın gibi, en saf, çocuk halleriyle birbirlerine rahat rahat küfrediyorlar, bağırıyorlar, o ofisteki sakin cem bey gol attıktan sonra bir aslan gibi kükrüyor falan... maç sonu gerçekleşen o güzel muhabbet.. seviyorum ben halı saha ortamını. özellikle soyunma odası ve duşların bulunduğu bölümdeki o testesteron kokusunu "ımmmhh" diye içime çekip elimi yüzümü yıkamam, sobalı bekleme salonundaki iddia, spor gazeteleri arasında oturup edilen sohbetler falan. hoş ortamlar yani bunlar.

ayrıca çok güzel halı saha erkeği bekleyicisiyimdir. telefonlarını hep bana emanet ederler. ben her şeyi tutarım.

her maçta bulunması farz fit ve yetenekli erkek hakkında düşlediğim fantezilere girmiyorum bile. ahh ah fit ve yetenekli erkek, maç bitince karın olacak o orospunun yatağına gireceğini biliyorum ama kader, seni de tutsak etti bu hayata. ne kadar üzgün olduğunu bir gün gelip bana anlatabilirsin. öhü.

sonuç olarak, yaşa sen halı saha erkeği!

yok olmak vs sonsuza kadar yaşamak

öldükten sonra hangisine maruz kalacağını bilemeyen insanın kendi içinde belirleyeceği versus.

sonsuza kadar yaşayacak olmak, şuan yaşadığımız hayata çeşitli anlamlar katıyor. dinlerle açıklanıyor genelde bu. gerçek midir, ölmeyi kabullenemeyen insanın uydurması bir durum mudur bilinmez. ama genel olarak insanlar tarafından diğerine göre daha cazip karşılanan bir tercih.
yok olacak olmak, hayatı anlamsızlaştırıyor. yaptığın şeyleri ne için yaptığını sorgulatıyor. sonuçta ne yaparsan yap, birgün hepsi bitecek. sevdiklerin senden önce veya sonra yok olacak. sen yok olacaksın. artık sen diye bir şey olmayacak. tıpkı seni sıcak yaz günlerinde rahatsız eden sivrisineği pat diye yok ettiğin gibi doğa da seni yok edecek. aslında çok küçük bir varlık olmana rağmen hayata bu denli anlam katabilen bir zekaya sahip olmanın verdiği acı da cabası. belki de hayatta bir mana arayarak hata yapıyoruzdur.

tadelle beyaz

dünyanın en güzel şeylerinden biri. "bu çikolataysa diğerleri ney," demekten kendimi alamıyorum resmen. yüce yerabbim bunu yapan adamları çikolata şelalerinde yüzdürsün, onları hep mutlu etsin amin.
şuan masamda duruyor, yemeye kıyamıyorum. seri üretim olan bir şeyin bu kadar güzel olması hiç adil değil gerçekten. değil ulann!

tuvalete yazı yazmak

kalemle yazıldığında kabul edilebilir yanları vardır. diğer türlüsünü söylemiyorum.

efendim okuduğum üniversitenin olsun, diğer umumi tuvaletler olsun, vapur tuvaletleri olsun biz buralara yazmayı millet olarak seviyoruz. kadınların tuvaletleri eminim gayet temizdir ama biz erkekler azıcık hayvan olduğumuz için bu konuda da eksik kalmıyoruz. şimdi benim tuvaletlerde okurken tespit ettiğim ana konular şunlar:

"pasifim, numaram 05xxxx" evet bu genelde şehirdeki umumi tuvaletlerde ya da vapurlarda karşıma çıkıyor. cevap veren var mıdır gerçekten merak ediyorum. trolleme için yazıldığını da düşünmüyorum değil.

"ibne galatasaray, en büyük beşiktaş" evet bu da genelde üniversite tuvaletlerinde karşıma çıkan bir yazı şekli. olgunlaşma sürecini emekleyerek tamamlamaya çalışan sevgili türk gencinin sıçarken aklına ne gelebilir, tabi ki de futbol gelebilir. tabi buna çarpı koyup galatasarayı, sonra feneri övenler de var. hatta adana'nın boklu bir amatör takımını bile güzide üniversitemizde tanıtmaya çalışan gençler de takdire şayan. salaklar.

"apo'nun itleri" evet bu da genelde üniversite tuvaleti mottolarından. sizce kim yazmış olabilir? tabi ki derslere bahar aylarında gömlek, kumaş pantolon, kundura; kış aylarında ise bunlara ek olarak blazer vb. ceket ve siyah uzun uzun kaban kombini ve sakallarıyla biz ibnelerin ve kızların gönlünü fetheden(!) ülkücü abilerimiz. akp'li de olabilir çünkü ben aralarında pek bir fark göremiyorum. bunlar da tuvaletleri bu şekilde işgal ederek ülkelerini kötülüklerden korumak için boş zamanlarında adam dövmeye ek iş olsrak tuvalet karalamayı kendilerine görev edinmişler. kolay gelsin.

"05xxxxx orospu merve'nin numarası" ve geldik en sevdiğime. bu da genelde üniversite tuvaletlerinde olur. iibf'de okuyan güzel merve'den kıçına tekmeyi yiyen genç erkeğimiz hıncını yine tuvalet duvarlarından alıyor efendim. numarayı silmeye çalışan merve'nin yakın arkadaşı ya da ahlak bekçisi kahraman süleyman'ı ayrı tebrik ediyorum.

evet, benim aklıma gelen bunlar. yani neymiş, avam türk erkeği sıçarken "cinsellik, siyaset ve futbol," düşünüyormuş.

şimdi de o tuvaletteki yazıları her ay silmeye çalışan temizlik görevlisi bekir amca'ya çeviriyoruz mikrofonları: "hepiizn amuğa goyam ben, ogumaa mı geldiiz, itliğe mi şerrefsizler!!" evet neden aksan yaptım bilmiyorum. ne aksanı yaptım onu da bilmiyorum ama oldu bence. "temizlikçi illa aksanlı mı konuşur, sen bizim kültür çeşitliliğimize laf mı ediyosun," gibi şeyler yazmayın lütfen.

ben niye böyle "boktan" konulara böyle uzun entry'ler giriyorum onu da bilmiyorum. sanırım canım sıkılıyor. koca istiyorum, evet.

ayı sözlük

alakam olmayan ama okumaktan zevk aldığım yazarları bir bir gönderen sözlük. gerçekten hala inanamıyorum. kendi istekleriyle mi gittiler yoksa gerçekten uçuruldular mı emin olamıyorum.
birkaç aydır sözlüğe eleştirel yaklaşan insanların böyle muamelelerle karşılaşması üzücü.
kuralları kendi keyfine göre kullanan, yazarlarla polemiğe giren yönetici profili çiziyor bazı insanlar ki bu çok itici.

çok haklı sebepleriniz varsa, ya uzun bir açıklamayla kendinizi ifade edin ya da yönetimsel sorunlarınızı kendi kendinize halledin. dışarıdan kompleksli bir sözlük gibi görünmeye başladı burası. hoş değil.

bankacıbear'ın aşk hayatını okumak istiyorum ben. öhü.

ayı sözlük itiraf

hornet'te "benim için insanlık kişilik önemli, sadece sarılıp uyuyabileceğim, nefesini hissedebileceğim birini arıyorum," gibi cümleler kurup inanılmaz kibar ve anlayışlı olan erkeklerin çoğu çirkin. nasıl atletik ve yakışıklıların çoğu ukala ve salaksa anlayışlı ve alçak gönüllüler de o kadar çirkin oluyor efendim. ya da benim göz zevkime göre hep bu durumlara denk geldim.
adam artık insanlığa o kadar önem veriyor ki kendini adamın karşısında libidosuna hakim olamayan pis bir hayvan gibi hissediyorsun, bal porsuğu gibi hissediyorsun. amq hornet'i, güzeli ayrı dert, çirkini ayrı dert. ben de çirkinim ama kimseye insanlık dersi vermiyorum. çirkinsiniz diye hornet'te insanlara abuk subuk öğretiler sunmayın artık. kıvanç tatlıtuğ gibi olsanız çoğunuzun birer kazanovaya dönüşeceğine de eminim. hıh.
Henüz takip ettiği biri yok.