blackout

Durum: 153 - 1 - 0 - 0 - 03.11.2019 15:06

Puan: 2870 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Onca çatık kaşı aldırmayan binlerce tebessüm gördüm.
  • /
  • 8

mabel matiz

hande yener'in 20. yıl albümünde düet veya beste ile kendisini göreceğimiz sanatçı.

bilgisayar oyunu oynayan erkek

oynarken masa altında partnerin oral yapmasıyla daha da keyiflenecek erkektir.

kafasını yastığa koyduğu gibi uyuyan insan

hakkında hayatında hiç derdi olmadığı söylenen kafası rahat insandır.

yılmaz morgül'ün özel mesajlarını ifşa eden milli sporcu

yılmaz morgül yerine, ünlü güzel bir kadın mesaj atsaydı sikini sıvazlamaktan kendini alamazdı sik kafalı.

fermente edilmiş penis suyu

fermente edilmiş üzüm suyundan sonra sperme verilmesi uygun düşen söz grubu artık bu olsa gerek.

netflix blutv ve puhutv'nin rtük'e bağlanması

yeni alınan kararla artık insanların parasını ödeyip de izlemek istedikleri şeyleri bile denetleme, düzenleme ve yasaklama hakkına sahipler. zaten azcık bir şeyler izliyoruz da mutlu olmaya çalışıyoruz şu ülkede, onu da elimizden alın abi. insanlar hiç mutlu olmasın direkt kurşuna dizin bizi siz de kurtulun biz de. bu nedir aq?

https://tinyurl.com/y2n3opue

fermente edilmiş üzüm suyu

netflix'in rtük'e bağlanmasından sonra sansür amacıyla, "şarap" kelimesi yerine söylenecek söz öbeği.

resmen bi kal geldi bana...

https://tinyurl.com/y2v7bofv

tamer karadağlı

çocuklar duymasın'ı izlerken hatırı sayılır bir derecede yükseldiğim insan. tam bir daddy tipi var adamda.

him

lily allen'ın 2. albümü "ıt's not me, ıt's you" adlı albümünde yer alan bir şarkı.

lily allen'ı takip edenler bilir şarkılarının ne kadar eleştirel olduğunu. onun sarkastik kalemi çoğu konuda sayfalar bitirmiştir ama bu parçada o kalem resmen bir kılıca bürünmüş. yazılan cümleler o kadar acı verici ki yaşamak üzere olduğumuz dünyadaki adaletsizlikleri bir bir özetler nitelikte.

şarkı "lütfen beni bu yerden alır mısınız? yüzlerinizdeki ifadeyi görmeye katlanamıyorum. ve eğer bir tanrı varsa acaba memnun mudur? aşağı baktığında ne görüyor merak ediyorum" diye başlıyor.
şarkının girişinden de anlaşılacağı üzere allen tanrı anlayışını eleştiriyor. çünkü dünyada onca yaşanan vahşet, kötülük, pislik var; bunları nasıl görmezden gelebiliyor diye sorguluyor allen.

şarkının bir bölümünde "sizce beş parasız mıdır yoksa finansal olarak güvencede midir? ve seçim zamanı geldiğinde kime oy veriyor merak ediyorum" diye düşünüyor allen. hatta "isimleri hatırlamakta iyi midir?, sizce vergi kaçırmış mıdır? en sevdiği insan ırkı beyaz ırkı mı? hiç kokain ya da esrar çekmiş midir? hiç intihar etme eşiğine gelmiş midir" gibi sorular soruyor. daha çok soru var ama daha fazla spoiler vermeyelim. genel itibarıyla insanların neler uğruna birbirlerini yedikleri, dövdükleri ve hatta öldürdükleri bu dünyada tanrı'nın vazifesini neden yapmadığı, neden taraflı olduğundan yakınılıyor. tabi bu sorular ve sitemler yanıtsız kalıyor.

başka bir iddia ise allen'ın bu şarkıyı tıpkı "fuck you" şarkısında yaptığı gibi george bush'u hedef göstermek için yazdığı. çünkü şarkıda 11 eylül saldırısına da bir gönderme mevcut.

agnostik bir insan olarak bu şarkıyı zamanında anlamadan dinleyen ben, yaşadığım değişimlerle bu şarkıyı kendimde daha da içselleştirmiş bulunuyorum ve en favori şarkılarımdan bir tanesi olarak görüyorum. dinlemek isteyen yazarlarımız için link bırakıyorum. iyi dinlemeler.

xhamster

zamanında cinsel kimliğim ve din ile hayatı sorgulamalarım arasındaki iç savaşa, kankaları xnxx, youporn ve xvideos ile birlikte en çok tanıklık eden, her seferinde "bir daha porno izlemeyeceğim" dedikten en kötü 2 gün sonra siteye girdiğimde "ooo blackout seni buralarda görmek ne güzel" dermiş gibi bir tavırla beni karşılayan, videolarının içine serbest dalışla daldığım old school porno sitesi.

hamam böceği

bu hanım kızımız hamam böceklerini çok seviyormuş. öyle ki bir tane beslemeye kalkmış ve sonunda evinde binlercesi üremiş. ancak kızımız hamam böceklerinden bırakın tiksinmeyi, onları resmen hayatının merkezine koymuş.

sözlük yazarlarının en sevdiği canlı performans

jojo'nun seyirciyi de şarkı içine katması, orkestrayı yönetmesi ve şarkıyı tertemiz bir şekilde adeta öttürmesi.

zamansız ereksiyon

ortaokul ve lisedeyken matematik dersine çalışırken başıma sürekli gelen hadise. anlamadım hiç bir zaman. insanın matematik çalışırken siki kalkar mı lan durduk yere? oluyordu işte. sonra noldu bilmiyorum. matematikle ilgili bir işim gücüm olmadığı için. belki de hala oluyordur. açıköğretim matematik kitabı var kardeşimin, bi açıp deneyeyim bakim bi gün.

sapyoseksüel

yaklaşık olarak böyle bir şey.

anal sekste penise dışkının bulaşması

bir kez yaşamıştım bu durumu. sanırım partnerim ishal olmuştu. tabi bundan haberim olmayınca o manzarayı penisimde görmek kaderimin kaçınılmaz bir oyunuydu. acilen kendimi banyoya atıp temizlenmiştim. o partnerle de bir daha görüşmedim.

23 haziran istanbul yerel seçimi

alnının akıyla, tüm haksızlıklara rağmen, peygamber sabrıyla direnen ekrem bey'in istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu seçimdir. akp bu seçimi tekrar etmekle kendi topuğuna sıkmıştır. çünkü hatırı sayılır sayıda ilçe ellerindeyken onları da kaybetmiştir. akp'nin seçimi tekrarlatması pisliklerini temizleyecek zamanı kazanmak içindi muhtemelen. kazandık diye seviniyoruz tabi ki ancak şöyle bir durum da var; bu hırsızlar kim bilir hangi belgeleri imha ettiler 2 ay boyunca?

23 haziran istanbul yerel seçimi

uzun adam anketleri mi inceledi ne yaptı bilinmez ama nereye gittiyse öfke kusuyor adeta. imamoğlu'nu şeytan yapmadığı kaldı bir.

babanın koyu akp'li olması

içinde bulunduğum beni çok etkileyen durum. artık gerçekten dayanılmaz bir hal almaya başladı. ailecek oturup televizyon izleyemiyoruz bu durumdan sebepli. bütün tv kanallı yandaş zaten. nereyi açsa konuşmaya başlıyor ileri geri. daha önce çok tartışıp laf anlatmaya çalıştım ama nafile. bir iki senedir sessiz bir şekilde duymazlıktan geliyorum konuştuklarının. yalnız bazen o kadar kamçılıyor ki bu sözleri kendimi zor atıyorum odama. çoğu zaman eve giresim gelmiyor bu yüzden. az önce bile chpliler yok içki içmişler de bilmem ne yapmışlar. onlar kazanırsa herkes içermiş vs deyip gitti. gerçekten yoruldum bundan...

miley cyrus

she is coming adlı ep'si gayet başarılı. özellikle mother's daughter dinlerken içimde acayip ve asi bir kıpırtı uyanıyor. aynen böyle gel miley.

taylor swift

me adlı şarkısını gayet beğendiğim şarkıcı. reputation ile fazla karanlık bir hale bürünmüştü. eğlenceli taylor'u özlemişim.
  • /
  • 8

eşcinselleri aşağılayan camiler kapatılacak

yahu sen müslümansın, karıya kıza bakmazsın. ülke refahı sikinde olmaz. dünya malında zerre gözün yok. fani dünya senin için hiçbir şey ifade etmiyor. senin için mühim olan öteki dünya. bura geçici ora kalıcı. ibadet edecek bi seccade, dört duvarın olsun rızkını zaten allah verir. eee ne işin var elin gavurunun ülkesinde! siktir git arabistana. ama yok tüm dünya nimetlerinden yararlanıp, bütün ahlaksizliklari yapıp, diğer insanların huzurunu bozup sonra da huzur ıslamda diyeceksin.

aynur aydın

ilk albümü "12 çeşit la la la / 12 ways of la la la" ile piyasaya müzikalite anlamında süratli ve dolu bir giriş yapan, sonrasında ise piyasaya yakın işlerle yoluna devam eden şarkıcı. sesi çok güzeldir. yaptığı şarkıların alt yapıları lezizdir.

dön bebeğim, bu gece son gibi lezzetli akustik coverları vardır.

erdem kınay'ın iki proje albümünde de yer almış düzenleme olarak uçuşta olan "işporta" ve "sınır" adlı iki şahane şarkı söylemiştir.

"life goes on" diye tamamen imkanları zorlayarak çıkardığı ingilizce bir teklisi daha vardır.

"emanet beden" albümü daha çok ses getirmiştir. "günah sevap, bi dakika, damla damla, anlatma bana" gibi şarkıları kliplenmiştir. bu şarkılar ilk albümden daha çok hite ulaşmıştır.

catwork ile çıkardığı "siz hepiniz ben tek"
tunç berkay ile çıkardığı "bana aşk ver tanrım" teklileri mevcuttur. dinlenesidir.

geçen kış "düşüne düşüne" isminde bir slow tekli çıkarmıştır.
yine geçen yıl "salla" isminde eğlenceli bir tekliyi piyasaya sunmuştur. bu şarkı da yüksek hit alanlardan.

son günlerde ise jale'nin "gel güzelim" şarkısını cover yapmıştır. aysel gürel şarkısı okuyarak ve hakkını vererek yeniden yükselişe geçmiştir.

tekrarlıyorum sesi çok güzeldir ve iyi aranjörler ile çalışmayı seviyor.

türkiye standardının oldukça üzerinde. hadise, demet akalın, aleyna tilki ile adı yan yana gelmemelidir. tamamından üstündür.

gay buluşma parkında gezen çaycılar

gizli gay olma ihtimali yüksek olan çaycılardır. "abi çay içer misin" diye sorduklarında "yok ben senin sahlebini içmek istiyorum" diye yanıt verilince işler değişebilir.

netflix blutv ve puhutv'nin rtük'e bağlanması

her kuşu s*ktiniz de, kalan leyleğe sırayı getirdiniz dedirten karardır.

uluslararası işleyişi geliştirilmiş ve oturmuş her uygulama ve sistem bizde hep yasaklanıyor, kısıtlanıyor. vikipedi, uber, booking.com vs. netflix türevi internet kanallarına da sansür getirdiler en nihayetinde.

sizin geri kalmış beyinlerinizde oluşmuş ahlak kalıplarınıza ve uygun gördüğünüz şeylere indirgenmiş içeriklere kanaat etmek zorunda mıyız?!

dengini veya daha iyisini üretemediğiniz gibi dünya geneli kabul gören ve çalışan sistemleri engelleyecek kadar da despot bir yapıya sahipsiniz.

neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna herkes adına karar verme haddini kendinde gören baskıcı bir hükümet anlayışınızdan da gına geldi. insanlar sizin yüzünden ülkesine soğumuş halde kurtulma hayalleriyle yaşıyor. sizin de halk tarafından sansürlendiğiniz günleri bekliyoruz.

2018 trans güzeli didem akay'ın intiharı

ya maskeyle gezmek, ya gizlenmek, ya yok sayılmak, ya öldürülmek, ya intihara sürüklenmek, baskılar, hedef gösterilmeler, hasta olmakla itham edilmeler, erkek sandım kadın çıktılara yaslanmalarla örülü hayatımızda bir savaşın daha kaybedeni. gün ışığı görmeden halının altında kalsan bi dert, halının üstüne çıkıp gün ışığından mahrum edilsen ayrı; hangisi tercih, hangisi yönelim? kendimizle savaşmak, toplumla barışmak mı? kendimizle barışmak, toplumla savaşmak mı?

ayı sözlükteki ak parti düşmanlığı

cumhuriyet tarihi boyunca kör topal da olsa ilerleyen demokrasi anlayışını geçtiğimiz 17 yıl içerisinde neredeyse tamamen yok eden, kazanılmış haklarımızı bile elimizden alan bir anlayışa karşı ister istemez hissedilen duygudur. en azından kendi cinsel kimliğinden yola çıkarak düşünmeye ve sorgulamaya çalış. bu kadar mı zor? daha birkaç yıl öncesine kadar birkaç saatliğine de olsa insanların ötekileştirilmediği onur yürüyüşlerine neden artık gidemiyoruz? ben mi yasaklıyorum toplanıp yürüyüş yapmayı? bırak onur yürüyüşünü , anayasal hakkın olan toplanma ve örgütlenme özgürlüğün nerede senin? hadi bunları anlamadın diyelim. toplum ahlakına aykırı tipler imanlı gençlerimizin terbiyesini bozuyor diyerek eurovision’a bile katılmama kararı alan zihniyeti nasıl savunuyorsun? ahlaksız diye sana diyor! tehlikeli olarak seni görüyor! yoldan çıkmış diye sana diyor! işlenen yüzlerce nefret cinayeti karşısında sustukları ve hatta gizliden gizliye mutlu oldukları için, kadın mıdır kız mıdır bilemem dediği dilşat aktaş’tan, meydanlarda yuhalattığı gülsüm elvan’dan ve yüzlerce başka insandan özür dilemek bir yana, hala onlara nefret kustukları için bu zihniyetten iğreniyorum. bu zihniyetin varlığı dahi midemi bulandırıyor. bu zihniyet benim karşımda düşmanım olarak paye biçebileceğim bir değerde bile değil. sadece midemi bulandırıyor.

pis kokan erkekler

birde bunların (bkz:pis kokan kadınlar) versiyonu var düşmanına atom bombası diye atarsın

çokomel

hz. muhammed

arap paganizmini reformize edip, yahudilikle sentezleyen inanç kişisi, kendisini spitama zerdüşt ile aynı kefeye koymak en doğru olandır ki biri diğerinin yolunu izlemiş gibidir.
ikisinin de aralarında teolojik benzerlik olmamasına rağmen politeist toplumları tek tanrıcılığa yükseltmekte aynı prosesler uygulanmıştır.
muhammed'in oluşumununda ilk devindiricilik rolünü üstlendiği kültür ise bir hayli ilginçtir zira tasvir karşıtlığı konusundaki katılığı arap paganizminde tanrıların heykellerle tasvir edilmesinden ziyade geometrik şekillerle tanımlanmasından kaynak alıyor.

her ikisi de panteon'un en mistik tanrılarını alıp "tek gerçek tanrı" olarak revize ediyorlar.

bu konuda spitama zaratustra ve aradılları diğer diyetleri çok yıkamıyorlar bunun sonucunda zerdüştlükte kişileşmiş güneş imgesi olarak mithra önemli bir yer tutuyor. bunun sebebi ise kültür alışverişinde bulunulan komşu toplumların yapısında yatmakta.

öte yandan haşimoğullarından muhammed'in toplumu tek tanrılı semitik dinlerin bulunduğu coğrafyalarda güçlü ticari ve kültürel bağlara sahipler.

özellikle islam'ın erken safhalarında bölgede etkin olan habeşistan ve aden-şam ticaret yolunu yöneten hristiyan bizans'ın mevcudiyeti yatsınamaz. bununla birlikte mısır; iskenderiye başta olmak üzere gelişmiş bir hristiyan ekolüne sahip ki bunlar da teolojik tartışmalarla istanbul'a (günümüzün fener patrikhanesi) kafa tutuyorlar.

spitama'nın ise çevresinde tek tanrılı unsurlar olmadığı gibi ülke hindistan alt kıtasından gelen felsefi akımlardan etkileniyor. hindu çok tanrıcılığından her dem etkilenildiği gibi (ki mithra esasen bir hindu tanrısıdır ve agni'nin bir tezahürü olarak yorumlanabilir) iran sahasının doğu sınırında budizm'in izleri mevcut bulunuyor. (taliban'ın ,doksanlarda olması lazım, havaya uçurduğu buddha heykellerini araştırabilirsiniz.)

tüm bu şartlar birini mutlak tek tanrılı ve katı kurallı reforma yöneltirken bir diğerini daha zayıf bir geçişte bırakıyor.

her ikisi de kendinden önceki inanışlarda bulunan tanrıları şeytani güçler olarak yorumluyor, zerdüştlükte bu tanrılan daeva şeytanlarıyken( daeva ismen hindu-sanskrit dilinde tanrı manasındaki deva veya devi kelimesinden gelir), islam'da eski tanrılar ya da arap inançlarındaki hürmet edilen doğa ruhları cinler olarak şekilleniyor ve uluhiyetleri ellerinden alınıp tanrıya hesap verecek olan mükellef bir ırk olarak düşünülüyor. (şuan günümüz halk söylencelerinde korku nesneleri olmaları onların bir zamanlar ilahi varlıklar olarak görülmesinden temel aldığı gibi eski türk inançlarındaki "iyeler" inancıyla özdeşleşmeleriyle de alakalıdır.)

buna rağmen muhammed, eski pagan kültlerinden en güçlüsü olan karataş kültünü yıkmak yerine inancın merkezine oturtuyor. günümüzde bile esasen kabe'yi kabe yapan şey küp şeklinde olan o siyah örtülü yapı değil. hacerül esved taşıdır. bu taş mescidi haram'ın köşelerinden birinin duvarının içine oturtulmuş metal bir kaideye gömülü durumdadır, esasen çatlak olup bu metal kaide onu bütün tutmaktadır.

küpik yapı ise islam sonrası da dahil olmak üzere farklı zamanlarda yıkılmıştır, hacerül esved'in hasarlı olmasının sebebi de haccac döneminde mancınık darbesi yemesinden kaynaklıdır.

bazı uç görüşlü (ve muhtemelen yanlış) araştırmacılara göre ise muhammed; esasen mekke'de yaşamamıştır ve misyonuna petra antik kentinde yani nebati ülkesinde başlamıştır ama bir takım siyasi entrikalar sonucu emevi devletinin çöküşüyle daha güvenli bir ortam olan mekke'ye yeni kabe'nin kurulduğu söyleniyor. hacerrül esved de bu olaylar sırasında zarar görmüştür. lakin bulunduğu yeri kabe haline getirdiği tüm bu şaibeli yorumun ötesinde tartışılmaz bir gerçektir ki bu karataş paganizm döneminde arapların tanrılarını geometrik şekiller ile tasvir etmesinden köken alıyor olabilir ama yine de peşin konuşmamak sahayı uzmanlara bırakmak gerek.

zerdüşt ise dualist bir tahayyül sahip bir inanç üzerinden şekillendirdiği teolojisinin merkezine ışık inancını ve onun manifestosu olan güneşi ve ateşi yerleştiriyor.
spitama'nın izlediği yol yine de muğlak, çünkü çok eski ve islam'dan daha fazla değiştirilmiş bir teolojidir. sonuçta iskender öncesinden köken almış bir inançtan söz ediyoruz. sasani iranına gelene kadar zerdüştilikten gayrı ne inançlar doğup battığı o coğrafyada. iran pek bir ortodoks şii olmasına rağmen bahailik gibi akımları başlattı yakın geçmişte.

eklemeliyim ki aynı zamanda islam ve yahudilik birbirinin o kadar aynısıdır ki, beslenme adetlerinden, kişisel hijyen kurallarına ve hatta ibadet üslübuna kadar yüksek benzerlik gösteriyor. kısacası islam, yahudiliğin ekümenik versiyonu olarak adlandırılsa hatalı olunmaz.

peygamberlik iddiasında olan bu iki şahıs da bize kutsal metinler bıraktılar yahut bu iki inancın takipçileri bu metinleri oluşturdular (bilemeyiz), ki bunlar "avesta" ve "kur'an -ı kerim"dir.

avesta yapısı itibariyle çok fazla kelime tekrarlarıyla dolu bir metindir ve zerdüştün ardılları zamanla bu metne dua ve ayin metinlerini de eklemişlerdir. en göze çarpan özelliği zerdüşti şeriatının kurallarının ve cezai yaptırımlarının doğrudan kutsal kitap içinde yazmasıdır çoğu da kırbaçlanma içermektedir. bununla birlikte arınma kuralları da sözlü anlatımdan ziyade yazılı olarak metne girmiştir.

kur'an ı kerim ise kelime anlamı olarak erdemlerin derlemesi demektir. avesta kadar kelime tekrarları olmasa da rahman suresi gibi yoğun tekrarlamalara rastlanır. kitabın büyük çoğunluğunu oluşturan bakara suresi, yahudi inançındaki peygamber hikayelerinin en yoğun derlendiği ve arabize edildiği bölümdür. ayrıca avesta gibi toplumsal düzenlemeleri içerir (miras hukuku; kâfir mürted ve münafıklarla ilişkiler; evlilik ve boşanma; seksin nasıl yapılması gerektiği). bunun yanında şiirsel bir dil kullanılmıştır ve bazen uyak kuralları bozulmasın diye bilinçli telaffuz hataları vardır. yüksek sesle bir ritim eşliğinde halka olunmak amacıyla yazıldığı metinlerin yapısından anlaşılabilir.

ama kur'an'ın avesta'dan en büyük farkı şudur; avesta'dan kitabın anlatıcısı olan spitama tanrıyla olan konuşmalarını sonradan kaleme almış gibi bir üslup benimsenmişken ki soru-cevap metoduyla ilerler, kur'an tamamen tanrı'nın muhammed'in önünde yaptığı bir monolog gibidir. bu radikal farklılık döneminin dini metinlerinde rastlanmayan bir durumdur. zira kur'an'ın anlatıcısı allah'ın bizzat kendisidir. bu da bu kitabı dış gözler karşısında ilgi çekici yapar.

velhasıl muhammed gerçekten de safra kabartan bir şahsiyettir. anlatım hatalarımı bağışlayınız.

haaa bir de şu kız çocuğu kurbanı olayı da şöyledir ki bu kızların sevilmemesinden ileri gelmez aksine bu dini bir ritüeldir ve bebek kurban etmek orta doğu din geleneğinde büyük yer tutar. özellikle evli çiftin ilk doğan bebeği kurban edilmelidir. israiloğulları da hayvan kurban etmeden önce bunu yaparlardı.

esasen bebek kurbanı dünya nimetlerinin kefareti olarak orta doğu paganizminde yer buluyordu, ibraniler ise bu kefaret geleneğini çocuklardan alıp hayvanlara vermişlerdir. gelenek ilk başta doğan bebeğin yerine geçen hayvan ile evrilirken islam ile birlikte sistematize edilmiştir, böylece kurban geleneği ikinci evrilmeyle genel olarak toplumsal şükran belirtisine dönüştü. muhammed'in ise karşı çıktığı kız çocuğu gömme geleneği bunun uzantısıdır.

buna paralel olarak spitama ise kurban geleneğini tamamen yıkmıştır, zira zerdüştlükte köpekler dahil tüm çiftlik hayvanları kutsal kabul edilmiş, kanlı kurban ayinlerinin yerini buğday gibi tahıl ürünlerinin ilk hasatlarından bir parçanın tanrıya sunulması yahut alkollü bir sıvının bu vazifeyi yapması buyurulur. buna karşın hayvan kurbanı geleneği sonradan devam etti.

gaziantep

son 17 yılda sosyolojik olarak belki de geriye doğru en hızlı evrilen şehirdir. her ne kadar doğudan, ırak ve suriye’den gelen göçler buna neden olarak gösterilse de ben tam olarak buna katılmıyorum. yok arkadaş bu memleketin insanının çoğu medeniyete tepki olarak doğmuş. ve şu anda da bu durum genel nüfusa çok hızlı sirayet ediyor. memleketim olması sebebiyle her yıl birkaç kez gidiyorum ve her gittiğimde durumun daha da vahimleştiğini çok net olarak fark ediyorum. herkesin yüzünde bir mutsuzluk . herkes birbirine karşı anlayışsız. en ufak bir anlaşmazlıkta bir taraf diğer tarafı darp etmek için hazırda bekliyor gibi. geçen gün araba kullanırken karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir çifte yol verdim. önce şaşkınlık içinde arabaya baktıklar, ardından elimle geçebilirsiniz şeklinde bir işaret yaptım yine kıpırdamadılar. mecburen camı açıp geçebilirsiniz buyrun diye seslendim ve ancak öyle yola adım attılar. yayalar, karşıdan karşıya geçerken bile tedirgin.

içerisinde mutsuz ve agresif insanlar barındıran, 2 milyon nüfuslu koca bir beton yığını olmuş gibi sanki. üzülüyorum

Toplam entry sayısı: 153

askerlik

her erkek türk vatandaşından zorunlu yapılması istenen hede.

ben geçtiğimiz pazar günü tezkereyi aldım henüz. zaten giderken de bununla ilgili bir entry yazmıştım. daha dün gibi hissettiriyor.

uzun bir entry olacak. bir yazar askerlik tecrübelerimi aktarmak için rica etti ve ben de entry olarak gireyim istedim.

neyse, giderken alınması gerekenler ve askeriye tarafından istenen şeyler neler, onlara değineceğim. ilk olarak iletişim için tuşlu telefon şart. zaten acemi birliğine akıllı telefon götüremezsiniz. benim birliğimde çocuğun teki sokmuştu ama o gün ana baba günüydü diye gözden kaçmış sanırım. o da sivil valizinden hiç çıkarmamış. yemin töreni sonrasında gördük. ama yine de risk almaya değmez. tabi bağlı olacağınız usta birliğine göre ilk iki haftadan sonra ortamı süzüp akıllı telefon kullanılabilirliğini ölçtükten sonra akıllı telefon sokabilirisiniz. ama acemide böyle bir atraksiyona gerek yok. sivil hattı mutlaka sokmaya çalışın. normalde yasak ama size askercell diye bir zırvayı diretecekler alın diye. bir şekilde almayın bence. kendileri 85 liraydı yaz ayında. şu an kaç para bilmem ama sadece seçeceğiniz 5 kişiyle konuşma fırsatı veriyor. o da saat 6dan sonra. almak zorunda kalırsanız da sonradan normal turkcell hattına çevirebilirsiniz. ama yine de kendi hattınızı bir şekilde sokun. ben ayakkabı keçesinin içine atmıştım. zaten üstümü de aramadılar.

mutlaka el kremi, güneş kremi, şampuan, yara bandı, pudra, merhem, iğne iplik, çorap, ayakkabı keçesi, ıslak mendil ve peçete götürün. yara bandı ve merhem bot ayağa vurduğunda elinizin altında olsun diye, güneş kremi güneş altında çok vakit geçireceksiniz diye, pudra o güzel taşaklarınız pişik olduğu takdirde, ıslak mendil ve peçete banyo yapmaya fırsat bulamadığınızda ve tuvaletlerde de sağolsunlar hiç peçete bulundurmadıklarından, ayakkabı keçesi de bot vurmalarını engellediğinden almanız gerekenler özetle. deodorant konusunda çanta aranırken benimkisini alıp bir kenara atmışlardı. herkesinkine öyle yapıyorlardı. artık neden bilmem ama. zaten gideceğiniz yerde kantin var. deodorantı da oradan alabilirsiniz.

mutlaka bot kilidi alın; şu ucuzluk pazarlarında bolca var. genelde eğitim alayında asker olan usta erler acemilerin botlarını çalıyorlar. bu olaya da yer değiştirme derler askeri dilde. dolaplar kilitlenmmesi yasak olduğu için ona özel bir kilit almayın. eğer ben çok hassas ve titizim derseniz; yastık kılıfı götürebilirsiniz. çünkü benim yattığım acemi birliğindeki yataklar leş gibiydi. tabi ertesi güne o yastık kılıfını oradan çıkartıp eskisi duracak şekilde bırakmak gerekiyor yatağı. sonuçta kontrol ediliyor. bu arada bir tane kitap da götürebilirsiniz. tabi okuyacak vaktiniz olur mu onu bilemem.

temiz banyo havlusu, yüz ve el havlusu, 2-3 atlet, 2-3 don, spor ayakkabı, kirli ve temiz çamaşır torbası ve filesi, kamuflajlar, eşofman üstü ve altı, 2-3 çorap, 3 askı, onlar tarafından sizlere veriliyor. atlet don çorap rengi haki rengi olarak veriliyor. bunların yanında kendiniz don, atlet vs de alabilirsiniz. alacağınız renk herhangi bir yeşil tonu olsa farketmez. ama yine de haki rengi bulursanız ondan alın. tabi sivil boxer atlet vs de getirebilirsiniz. o kadar kişinin donuna bakacak halleri yoktu benim yaptığım yerde. çoğu kişinin boxerları sivildi.(güzel bacakları ve götleri çok kestim evet) bir de yıkamak gibi bir seçeneğiniz olmayacak acemi birliği boyunca. ben elde yıkıyordum her şeyimi kamuflajlar dahil. aslında büyük çamaşır makineleri vardı ama oraya herkes atmaya kalksa senin çamaşırlar kim bilir kiminkiyle akraba olur.

alışveriş kartla yapılır bu arada. nakite çok ihtiyacınız olmayacak. bu su için bile geçerli. 500 ml su 30 kuruş falansa onu bile kart ile ödüyorsun. bu da kantin kuyruklarını lady gaga'yı görmek isteyen little monsterların kuyruğuna çeviriyor.

acemide zaten 200 300 kişilik bir grup olacaksınız. o yüzden hiç ön planda olmaya gerek yok. gruba yöneltilen sorulara cevap vermeye çok da istekli olmayın. başınıza ne geleceği belli olmaz.

her şeyin paylaşıldığı, muhabbetlerin çok samimi olduğu bir ortam acemilik. sonuçta herkes aynı şekilde ve amaçta orada ve kimsenin birbirinden farkı, üstünlüğü yok. çok eğleneceksiniz arkadaşlarınızla, tabi bunun yanında askeriye de sizi bir o kadar da yoracak yürüyüşler, eğitimler vs derken. tavsiyem dış dünyayı dışarda bırakmanız olacak. ne kadar düşünmezseniz ve askeriyeye dalarsanız o kadar zaman çabuk geçer sizin için. her hazırlık yemin töreni içindir orada. illaki yürüyüş provalarında bazı beynamazlar üst üste hatalar yaparak komutanlardan azar yemenize sebep olacak ama o yemin töreni sonrasında da değişik bir duygu seline kapılacaksınız. bir de aileniz sizi izliyorsa. o andan sonra işler daha kolay olacak. usta birliğinize gittiğinizde daha rahat bir askerlik yapacak duruma gelirsiniz. tabi birliğinize ve yapacağınız işlere de bağlı bu.

velhasıl bu biz erkeklere dayatılan bir zorunluluk ve bunu bedelli, kısa veya uzun bir şekilde yapmak zorundayız. bizden çaldığı zamanda en yararlı ne yaparım diye düşünen insanlar daha çok kitap okuyordu ve çok da güzel zaman geçiriyorlardı. ben de bayağı kitap okudum ve kendimle çok zaman geçirdim. isyan modunda takılan bazı arkadaşlara hiç vakit geçmedi. ben genelde şarkı söyler, millete ilginç ilginç sorular sorar, enteresan muhabbetler açar, taklit yapar, ve oyunlar oynamak(tabu, sessiz sinema, tavla vs) için milleti ikna etmeye çalışırdım. böylece su gibi geçti gitti askerlik.

yazıma katlandığınız için teşekkür ederim, bütün sözlük ahalisine günaydınlarımı sunarım.

aşık olmak

herkesin karşılıklı olarak yaşamak istediğidir fakat ne hikmetse genelde sadece bir tarafın yapıyor olduğudur. bu sebepledir ki ızdırap çektirir, mide bulandırır. özellikle de gay olmanın her türlü suçtan daha suç görüldüğü ülkemizde hemcinsine aşık olmak. ne kadar yürek parçalayıcı bir durum olduğunu, o yüreğini ağzında hissettiren heyecanlanmalarının boşuna olduğunu farkedince anlıyorsun; bir düzcinsele aşık olmaman gerektiğini. bu yüzdendir ki aşkı, aşık olmayı en çok yaşamak isteyen biz eşcinselleriz. ama karşılığını alamadığımız, bizi tüketen o aşkların cenaze törenini eninde sonunda yaptığımız için bu duygudan yoksun kalıyoruz. sadece birbirimizin tenlerinde gezintilerle yetiniyoruz. o yüzden de artık ne olduğunu bilmiyoruz.

adrese dayalı sınavsız yerleştirme sistemi

acaba oluşturulması için genel fikrin bir emlakçının zihninden mı çıkmıştır merak ettiğimdir. bence öyledir. çünkü madem ortalık imam hatip liselerinden geçilmiyor ve çocuklarını iyi lisede okutmak isteyecek aileler mecbur anadolu ve fen lisesine en yakın yerlerde oturmayı düşüneceklerdir. dolayısıyla emlak sitelerindeki ilanlar "metro metrobüs e, anadolu ve fen liselerine yakındır", "evimiz fen lisesi manzaralıdır", "civarda hem anadolu hem de fen lisesi bulunmaktadır" şeklinde olacaktır.

sarmısaklı yoğurtlu makarna

adını duymak bile mutluluk hormonu salgılanmasına sebep oluyor. bu arada madem bu kadar sevdiği varmış o zaman festivalini de yapsınlar ya da bir sonraki ayı sözlük zirvesinin ana yemeği olsun! engel tanımadan orada olurum!

24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi

bir katakulli döndüğüne emin olmakla birlikte yine bu partinin aldığı kemik %35-40 kesinlikle yadsınamaz. bu sokaktan geçen her yetişkinin üçte birinden fazlasının bu partiye oy verdiği anlamına geliyor ki bu ağır derecede vahim. bunca hukuksuzluk, adaletsizlik, hakaret, terbiyesizlik, yolsuzluk, itaatsizlik, usulsüzlük vs olduktan sonra bu adamlar bu yüzdeyi nasıl alabilir diye soruyorum. sorunun cevabı ise halk. kesinlikle halk. bunun böyle olmasını arsızca isteyen halk. bu oyu ciddi ciddi bunlara veren gerçekten de halkın nereden baksan %40'ı. bundan böyle ne insan haklarındaki, ne işçi haklarındaki, ne de kadın haklarındaki usulsüzlüklerinden şikayet etme lüksümüz yok. çünkü bunun böyle olmasını kendileri istiyorlar. karşıma bunlardan şikayet edecek kişileri bulursam ilk soracağım şey "hangi partiye oy verdin?" olacak. bu böyle uzun uzadıya gider ben konuşur içimi dökmüş olurum aman neyse öğrenmeye çalıştığım almanca'ya biraz daha ağırlık versem iyi olacak.

ayı sözlükteki ak parti düşmanlığı

bu gözler de oy verdiğin partinin oslo görüşmelerinde ne boklar yediğini, şivan perver'le, barzani'yle güya tanımadığımız o bölgenin bayrağı ile kameralara pozlar verdiğini, partinin milletvekillerinin karaman'da 45 erkek çocuğuna yapılan iğrenç istismarı kahkaharla nasıl akladığını, şehitlere kelle dediğini, fetö ile sarmaş dolaşken devletin içine kendi elleriyle onları soktuğunu, üniversite diploması olmadan neyi sunup da cumhurbaşkanı adayı olduğunu, göz göre göre seçildiğini, bu milletin amına koyacağız diyen adamın şirketinin 422 milyon tl'lik borcunu sıfırlayıp bana verdiği geri ödemeli 15 bin tl'lik krediyi bir gün geçtiği zaman faiziyle söke söke aldığını, soma'daki 300 vatandaşımızın hayatını kaybettiği faciadan sonra maden kazaları araştırılsın önergesini nasıl reddettiğini, en çok kendilerinin zarar gördüklerini iddia ettikleri 15 temmuz olayında fetö'nün siyasi ayağı araştırılsın önergesini nasıl reddettiğini, atatürk havaalanı patlamasının, çiftlik bank hortumlamasının, çocuk istismarının, uyuşturucunun, işid'in türkiye'deki faaliyetlerinin, ege'deki 16 türkiye adasının yunan işgali altında olabileceğinin araştırılması önergelerinin savunduğun parti tarafından arsızca reddedildiğini ve daha nicelerini gördü. bir gay olarak haklarının hiç bir şekilde onlar tarafından savunulmadığını da bu gözler gördü. neresinden bakarsan bak bok bir oluşum. başka da bir şey söylemeyeceğim.

hornet

"seks için yazmayın" diyen ve sohbet muhabbet amacında olduğu yazan profillerin bilgilerinde rol bilgilerinin yazması bana tuhaf geliyor. yani madem amacın sohbet etmek, neden oraya aktif diye yazar ki insan? hmm sanırım sohbette aktif olan taraf o. tabi ya sürekli kendi konuşsun istiyor. tamamdır çaktım mevzuyu.

yılmaz morgül'ün özel mesajlarını ifşa eden milli sporcu

yılmaz morgül yerine, ünlü güzel bir kadın mesaj atsaydı sikini sıvazlamaktan kendini alamazdı sik kafalı.

askerlik

her erkek türk vatandaşından zorunlu yapılması istenen hede.

ben geçtiğimiz pazar günü tezkereyi aldım henüz. zaten giderken de bununla ilgili bir entry yazmıştım. daha dün gibi hissettiriyor.

uzun bir entry olacak. bir yazar askerlik tecrübelerimi aktarmak için rica etti ve ben de entry olarak gireyim istedim.

neyse, giderken alınması gerekenler ve askeriye tarafından istenen şeyler neler, onlara değineceğim. ilk olarak iletişim için tuşlu telefon şart. zaten acemi birliğine akıllı telefon götüremezsiniz. benim birliğimde çocuğun teki sokmuştu ama o gün ana baba günüydü diye gözden kaçmış sanırım. o da sivil valizinden hiç çıkarmamış. yemin töreni sonrasında gördük. ama yine de risk almaya değmez. tabi bağlı olacağınız usta birliğine göre ilk iki haftadan sonra ortamı süzüp akıllı telefon kullanılabilirliğini ölçtükten sonra akıllı telefon sokabilirisiniz. ama acemide böyle bir atraksiyona gerek yok. sivil hattı mutlaka sokmaya çalışın. normalde yasak ama size askercell diye bir zırvayı diretecekler alın diye. bir şekilde almayın bence. kendileri 85 liraydı yaz ayında. şu an kaç para bilmem ama sadece seçeceğiniz 5 kişiyle konuşma fırsatı veriyor. o da saat 6dan sonra. almak zorunda kalırsanız da sonradan normal turkcell hattına çevirebilirsiniz. ama yine de kendi hattınızı bir şekilde sokun. ben ayakkabı keçesinin içine atmıştım. zaten üstümü de aramadılar.

mutlaka el kremi, güneş kremi, şampuan, yara bandı, pudra, merhem, iğne iplik, çorap, ayakkabı keçesi, ıslak mendil ve peçete götürün. yara bandı ve merhem bot ayağa vurduğunda elinizin altında olsun diye, güneş kremi güneş altında çok vakit geçireceksiniz diye, pudra o güzel taşaklarınız pişik olduğu takdirde, ıslak mendil ve peçete banyo yapmaya fırsat bulamadığınızda ve tuvaletlerde de sağolsunlar hiç peçete bulundurmadıklarından, ayakkabı keçesi de bot vurmalarını engellediğinden almanız gerekenler özetle. deodorant konusunda çanta aranırken benimkisini alıp bir kenara atmışlardı. herkesinkine öyle yapıyorlardı. artık neden bilmem ama. zaten gideceğiniz yerde kantin var. deodorantı da oradan alabilirsiniz.

mutlaka bot kilidi alın; şu ucuzluk pazarlarında bolca var. genelde eğitim alayında asker olan usta erler acemilerin botlarını çalıyorlar. bu olaya da yer değiştirme derler askeri dilde. dolaplar kilitlenmmesi yasak olduğu için ona özel bir kilit almayın. eğer ben çok hassas ve titizim derseniz; yastık kılıfı götürebilirsiniz. çünkü benim yattığım acemi birliğindeki yataklar leş gibiydi. tabi ertesi güne o yastık kılıfını oradan çıkartıp eskisi duracak şekilde bırakmak gerekiyor yatağı. sonuçta kontrol ediliyor. bu arada bir tane kitap da götürebilirsiniz. tabi okuyacak vaktiniz olur mu onu bilemem.

temiz banyo havlusu, yüz ve el havlusu, 2-3 atlet, 2-3 don, spor ayakkabı, kirli ve temiz çamaşır torbası ve filesi, kamuflajlar, eşofman üstü ve altı, 2-3 çorap, 3 askı, onlar tarafından sizlere veriliyor. atlet don çorap rengi haki rengi olarak veriliyor. bunların yanında kendiniz don, atlet vs de alabilirsiniz. alacağınız renk herhangi bir yeşil tonu olsa farketmez. ama yine de haki rengi bulursanız ondan alın. tabi sivil boxer atlet vs de getirebilirsiniz. o kadar kişinin donuna bakacak halleri yoktu benim yaptığım yerde. çoğu kişinin boxerları sivildi.(güzel bacakları ve götleri çok kestim evet) bir de yıkamak gibi bir seçeneğiniz olmayacak acemi birliği boyunca. ben elde yıkıyordum her şeyimi kamuflajlar dahil. aslında büyük çamaşır makineleri vardı ama oraya herkes atmaya kalksa senin çamaşırlar kim bilir kiminkiyle akraba olur.

alışveriş kartla yapılır bu arada. nakite çok ihtiyacınız olmayacak. bu su için bile geçerli. 500 ml su 30 kuruş falansa onu bile kart ile ödüyorsun. bu da kantin kuyruklarını lady gaga'yı görmek isteyen little monsterların kuyruğuna çeviriyor.

acemide zaten 200 300 kişilik bir grup olacaksınız. o yüzden hiç ön planda olmaya gerek yok. gruba yöneltilen sorulara cevap vermeye çok da istekli olmayın. başınıza ne geleceği belli olmaz.

her şeyin paylaşıldığı, muhabbetlerin çok samimi olduğu bir ortam acemilik. sonuçta herkes aynı şekilde ve amaçta orada ve kimsenin birbirinden farkı, üstünlüğü yok. çok eğleneceksiniz arkadaşlarınızla, tabi bunun yanında askeriye de sizi bir o kadar da yoracak yürüyüşler, eğitimler vs derken. tavsiyem dış dünyayı dışarda bırakmanız olacak. ne kadar düşünmezseniz ve askeriyeye dalarsanız o kadar zaman çabuk geçer sizin için. her hazırlık yemin töreni içindir orada. illaki yürüyüş provalarında bazı beynamazlar üst üste hatalar yaparak komutanlardan azar yemenize sebep olacak ama o yemin töreni sonrasında da değişik bir duygu seline kapılacaksınız. bir de aileniz sizi izliyorsa. o andan sonra işler daha kolay olacak. usta birliğinize gittiğinizde daha rahat bir askerlik yapacak duruma gelirsiniz. tabi birliğinize ve yapacağınız işlere de bağlı bu.

velhasıl bu biz erkeklere dayatılan bir zorunluluk ve bunu bedelli, kısa veya uzun bir şekilde yapmak zorundayız. bizden çaldığı zamanda en yararlı ne yaparım diye düşünen insanlar daha çok kitap okuyordu ve çok da güzel zaman geçiriyorlardı. ben de bayağı kitap okudum ve kendimle çok zaman geçirdim. isyan modunda takılan bazı arkadaşlara hiç vakit geçmedi. ben genelde şarkı söyler, millete ilginç ilginç sorular sorar, enteresan muhabbetler açar, taklit yapar, ve oyunlar oynamak(tabu, sessiz sinema, tavla vs) için milleti ikna etmeye çalışırdım. böylece su gibi geçti gitti askerlik.

yazıma katlandığınız için teşekkür ederim, bütün sözlük ahalisine günaydınlarımı sunarım.

fermente edilmiş penis suyu

fermente edilmiş üzüm suyundan sonra sperme verilmesi uygun düşen söz grubu artık bu olsa gerek.

benimle söyle

kanal d'nin ilk bölümü dün yayınlanan, çoğu hornet'ten seçilen 100 jüri artı 1 sunucu ile, gay partisi adı altında yapılan yeni ses yarışması.

format hoş olsa da, oldukça gereksiz juri üyesi var ciddi manada sesten anlamayan. biraz daha bilindik ve kaliteli şarkıcıları bünyesine katarsa devamlılığını sürdürebilir. aksi takdirde tutacak bir program niteliğinde değil.

ayı sözlükteki ak parti düşmanlığı

bu gözler de oy verdiğin partinin oslo görüşmelerinde ne boklar yediğini, şivan perver'le, barzani'yle güya tanımadığımız o bölgenin bayrağı ile kameralara pozlar verdiğini, partinin milletvekillerinin karaman'da 45 erkek çocuğuna yapılan iğrenç istismarı kahkaharla nasıl akladığını, şehitlere kelle dediğini, fetö ile sarmaş dolaşken devletin içine kendi elleriyle onları soktuğunu, üniversite diploması olmadan neyi sunup da cumhurbaşkanı adayı olduğunu, göz göre göre seçildiğini, bu milletin amına koyacağız diyen adamın şirketinin 422 milyon tl'lik borcunu sıfırlayıp bana verdiği geri ödemeli 15 bin tl'lik krediyi bir gün geçtiği zaman faiziyle söke söke aldığını, soma'daki 300 vatandaşımızın hayatını kaybettiği faciadan sonra maden kazaları araştırılsın önergesini nasıl reddettiğini, en çok kendilerinin zarar gördüklerini iddia ettikleri 15 temmuz olayında fetö'nün siyasi ayağı araştırılsın önergesini nasıl reddettiğini, atatürk havaalanı patlamasının, çiftlik bank hortumlamasının, çocuk istismarının, uyuşturucunun, işid'in türkiye'deki faaliyetlerinin, ege'deki 16 türkiye adasının yunan işgali altında olabileceğinin araştırılması önergelerinin savunduğun parti tarafından arsızca reddedildiğini ve daha nicelerini gördü. bir gay olarak haklarının hiç bir şekilde onlar tarafından savunulmadığını da bu gözler gördü. neresinden bakarsan bak bok bir oluşum. başka da bir şey söylemeyeceğim.

tanrıya sorulacak ilk soru

kulak içini yalamak

böyle itici bir şey var ve de gayet kendini kaybedercesine yalayanlar var. bir keresinde kolinin tekiyle takılırken bu birden kulağıma abanmasın mı?! hemen üzerinden itip "bunu bir daha yaparsan seni sikerim bak" dedim. gerçi zaten onu sikmek için oradaydım. o da işin ironisi. neyse, vücudun o kadar seksi uzvu varken kulak içi yalamak bana tuhaf geliyor ve de negatif etkide huylandırıcı... tabi yalanmasından hoşlanan da vardır elbet, ona da iyi keyifler de derim tabi ki.

fermente edilmiş penis suyu

fermente edilmiş üzüm suyundan sonra sperme verilmesi uygun düşen söz grubu artık bu olsa gerek.