blackout

Durum: 74 - 5 - 2 - 0 - 22.05.2018 12:22

Puan: 813 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Onca çatık kaşı aldırmayan binlerce tebessüm gördüm.
  • /
  • 4

eşcinsel olmak

iş yerindeki yaşıt kadınların kesintisiz kesmelerine maruz kalırken, neden yüz vermediğin sorulunca bağıra bağıra "eşcinselim ulan" diyemeyip "tipim değiller abi" demektir.

türkiye dururken filistin için endişelenen yurdum insanı

müslümanlıktan başka bir şeyi önemsemeyen insandır. inandığı dinin güya hoşgörülü olduğunu savunurken bir yandan da gayrimüslim insanların başına gelen felaketlerden haz alma ikiyüzlülüğünü gösterir.

en çok küfür edilen durumlar

arkadaşının sana haber vermeden, kendi kendine buluşmanızı iptal etmesi ve bunu nedense yola çıktıktan sonra öğrenmek.

karpuz

peynirle beraber tüketilmesi çok lezzetli olan yaz mevsimi meyvesi.

ayı sözlük yazarlarına şarkı armağan etmek

bütün ayı sözlük yazarlarına gelsin.

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz pişmanlıkları

şu yaşıma kadar göbek deliğimde biriken pamukları bir kenara ayırsaydım kendime bir kazak örebilirdim.

en çok söylenen yalanlar

kıro erkeklerin ortak özellikleri

baygın bakan gözleriyle insanların kibar ya da normal en ufak hareketini saldırı olarak algılayıp her daim karşı saldırı içerisinde bulunan tiplerdir.

bi arkadaş

aslı; ben, bizzat, şahsen, kendim.

ilk görüşme sonrası atılan ilk mesaj

sevişmeden sonra "bunu bir daha yapalım en kısa zamanda, çok zevk aldım, harikaydı, müthişti bla bla..." demiş hatta ayrılacağım zamanda en az 2-3 dakika boyunca sarılıp, bırakmak istememişti. 2 gün sonra ben yazdım; öyle havadan sudan sohbet, sonraki gün o yazdı sohbet yine tıkandı, sonra ben yazdım ama bu sefer cevapları kaçamaklı, en son yazdığımda her mesaja 3-4 saat sonra cevap vermeye başlamış en son mesajı görüldü bile yapmamıştı. bu kadar memnun olup da sonra siklememesi şey sanki biraz şey ne bileyim... o tarihten sonra(yaklaşık iki hafta önce) insan davranışları üzerine sorgulamalar yapmayı da bırakma kararı aldım.

ayı sözlük itiraf

tırnak keserken sağ elimin baş parmağını unutma olasılığım %92.

60. grammy ödülleri

alessia cara'nın en iyi yeni şarkıcı dalında ödül aldığı ödül töreni. yalnız bu hanım kızımız 3 yıl önce piyasaya çıktı. geç gelen bir ödül oldu yani ama neyse. gecenin belki de en mantıklı ödülüydü denebilir.

jay z'nin 60. grammy ödül töreninde ödül alamaması şoku

1478 adaylıktan eli boş dönmesi bir hayli şaşırtıcı.

melodrama

en iyi albüm dalında adaylardan olup ödülü bruno mars'ın 24k magic albümüne kaptıran lorde albümü. yılın albümü olmayı fazlasıyla hak ediyordu. lanet gelsin bu müzik piyasasına yön verenlere emi.

melodrama

lorde'nin 2017'de çıkardığı 2. albümü. albüm 11 parçadan oluşuyor. green light ve perfect places şu ana kadar kliplenmiş parçalar. royals dışında green light'a kadar lorde'nin müziğini sıkıcı bulurdum.ama perfect places dinleyince bu kızın albümüne bir şans vermek lazım dedim ve oturup dinledim. tabi aradan baya zaman geçti ve ben bu albüme bayıldığım için o sıkıcı bulduğum "pure heroine" albümünü de sonrasında dinleyiverdim ve kendime "bu albüm çıktığında hangi cehennemdeydin sen!?" diye sordum. neyse albüm hakkında yorumlarım olacak ona geçelim.

lorde ilk albümü "pure heroine"deki hayalperest genç havalarını bırakıp hayatın, şöhretin, ve aşkın içine dalıp 4 yıl sonra biriktirdiği tecrübelerle mükemmel bir albüm yapmış. albüm gerçekten insandaki o melankolik havayı bir şekilde ortaya çıkartıyor. his his his. albüm çok fena hissettiriyor insana. ayrıca şarkıların yapımı da o kadar iyi tasarlanmış ki bu dünyaya ait olmadığını düşünüyorum. lorde çılgın kızmış; her insanda bir delilik vardır. ama lorde bu deliliği şarkılarında gerekse okuma tarzıyla gerekse şarkılara serpiştirilmiş o tuhaf seslerle çok sade ve masum bir şekilde gösteriyor.

 spoiler!
spoiler


green light en hareketli şarkısı ki bu şarkıyla çıkış yapıldı verilen mana ve sözlerdeki iğnelemeler süper.

sober diye bir şarkı var. ulan o nasıl bir prodüksiyon! aslında albümdeki bütün şarkılar prodüksiyon olarak arş-ı alâda ama bu şarkıda özellikle belirtmek gerek. şarkının her bölümünde başka bir şey çıkıyor ortaya, büyüleniyorsun. harmoniler, arka vokaller vs muazzam. şöyle bir dize var ki şarkı tam yükselecek derken bu kalkmış gitmiş dizeyi bildiğin fısıldayarak söylemiş. lan bu nedir ya? bu şarkıda gerçekten halıda yuvarlandım, tüm benliğimle hem de. zaten müzikten zevk alan adam ilk dinleyişte bu şarkının sözlerine dikkat edemez çünkü prodüksiyon o kadar sağlam ki.

homemade dynamite ise tove lo ile beraber kaleme aldığı bir şarkı olmuş lorde'nin. şarkıdaki tema çok farklı; benzer zevklere ve özelliklere sahip olan yeni tanıştığın bir insan hakkında. "sana en iyi yalanlarımı söyleyeceğim" sözü baya gerçekçi ve düşündürücü. bu konuda da şarkı yazılabilir olduğunu müthiş bir bütünlükle göstermişler.

the louvre şarkısı o kadar deneysel olmuş ki fakat buna rağmen inanılmaz bir uyum yakalamış. nakaratta "broadcast the boom boom boom, and make them all dance to it" sözünü oraya konuşma havasıyla koymak kimin aklına geldi? nasıl becerdiniz böyle bir şeyi. becerdiniz de nasıl bir uyum. bir de sonra "aaa" diye devam etmiyor mu? bir de bi outro bölümü var çıldıracağım. orayı her dinleyişte zaman duruyor tazeleniyorum adeta.

liability diye bir şarkı var; aman allah'ım bu nasıl bir ballad!? aşk acısını lorde ne var ne yoksa bildiğin kusmuş. kendini yalnız hissetmesinin ardından insanların kendisini bir "yük" gibi görmesinden ve bu yüklüğu kabul etmesinden mütevellit bir şarkı. muazzam. etkileyici. tüyler diken.

supercut, writer in the dark şarkıları da çok yerinde parçalar olmuş. supercut şarkısında green light şarkısındaki melodi birebir kullanılmış gibi geldi bana ama iki şarkıya da enfes yakışmış. writer in the dark şarkısının nakaratında lorde'nin önceki şarkılarında görülmemiş bir vokal performansi var. bu şekilde okuyabildiğini bilmiyordum hiç. o kadar içten geliyor ki, helal olsun demek düşüyor adama.

hard feelings/loveless, birleştirilip tek parça haline getirilmiş.sober ve the louvre'de o prodüksiyon iki şarkıdan ilkinde fena halde kendini gösteriyor ve bahsedilmeden kesinlikle geçilmez. yapamam böyle bir şey. çarpıcı sözler ve nefis bir altyapı. kelimenin tam anlamıyla harika. outro sen bu şarkıyı dinlemekten o kadar şanslısın ki diyor ve basıyor sana müzikal zevki. loveless ise yarım bırakılmış bir şarkı, dinleyen herkes keşke tüm haliyle konulsaydı albüme diye söylenmiştir mutlaka. yumuşak tonda çocuksu bir tavırla söylemiş. altyapı eski şarkılarını andırıyor.

sober ll(melodrama) en depresif, en gerçekleri surata laps diye vurucu, en ağır, ve en karanlık şarkısı albümün. şarkının prodüksiyonu sober ve the louvre gibi zengin. özellikle harmoniler olağanüstü. dinlerken fazlasıyla etkilendiğim bir parça.

liability (reprise) diye ayrı kısa bir şarkı var. sanırım ilişkinin bitiminden baya sonra yazılmış bir şarkı çünkü lorde kendini biraz daha toplamış gibi "ama değer değildin, sen öyle düşünsen de" demiş.

perfect places albümün kapanış parçası; bence albümün en güzel şarkısı. bir kere şarkının ana teması o kadar bizden ki bunu bahsetmeden geçemeyeceğim. hepimizin hayalleri, hedefleri var özellikle arkadaş grubumuzla yapmak istediğimiz geziler görmek istediğimiz deniz ötesi harika yerler. lorde de aynı düşünce içerisinde ama yeni büyümeye başlayan bir kız için. fazla büyük hayaller. çok depresif sözleri var aslında. hep partilere katılıyor, içiyor, dans ediyor ama en sonunda hep "graceless night" diye tabir ettiği bir mutsuz bir bitişe geliyor. yani aslında o kadar partiye rağmen mutsuz. nakaratta "bütün kahramanlarımı kaybediyorum, yalnız kalmaya dayanamıyorum" deyip "hadi harika yerlere gidelim" diyerek yaşadığı o mutsuzluğa, mutluluğun olduğu harika yerlere gitmeyle teselli bulmaya çalışıyor. böyle bir arayıştan sonra lorde olayı çakıyor; bu kadar zamandır harika yerleri arayıp duruyoruz aslında böyle bir yer yokmuş diyor bunu da "what the fuck are perfect places?" diyerek ifade ediyor. şahane.

 spoiler!
spoiler


genel olarak ifade edecek olursam hiç bir albümü bu kadar zevkle dinlemedim ben. yapılan bu işe inanamıyorum. green light çıktı dinledim güzelmiş dedim, ama albümü dinlemek için bir şans vermemiştim ta ki perfect places çıkana kadar. bu şarkıyla albümü dinleyeyim dedim ve mest oldum. tam anlamıyla bir şaheser. emeği geçen herkese bravo! bu albümle bir fan daha kazandın lorde!

24k magic

bruno mars'ın 7 grammy ödüllü albümü. bu kadar hakedecek bir çalışma mıdır kendisi? hiç sanmıyorum. albüm kesinlikle bruno'nun yaptığı en az iyi albüm. ne oluyor da bu kadar ödüle layık görülüyor anlamak mümkün değil.

just for laughs (gags)

yıllardır izlediğim ve her seferinde canımın sıkıntısı kilometrelerce öteye götüren şaka programı.

60. grammy ödülleri

yılın albümü ödülünü melodrama'ya vermezlerse taramalıyla basmayı planladığım ödül töreni.

burcu güneş

sesinde gerçekten çok fazla potansiyel barındıran şarkıcı. yalnız son 7-8 yıldır çıkardığı şarkıların orta-yavaş tempo olması bu potansiyeli çürütüyor gibime geliyor. nerede o yüksek notalara rahat rahat çıkan o kadın? alimallah, olmazsan olmaz, ay şahit, gözlerinde bıraktım aşkı, tılsım (özellikle de) yansın gecelerdeki o arşa çıkışlar artık yok. son yıllarda hep mıymıy, altyapıda yavaş tempo gitarla üzerine sakin sakin okuma. bu tarzdan acilen vazgeçmeli ve sesindeki potansiyeli kullanmalı.

tanrıya sorulacak ilk soru

  • /
  • 4

ayı sözlük itiraf

merhaba arkadaşlar size bir anımı anlatacağım. olay 2000'lerin başında geçiyor. bir gün evde otururken içim birden waffle çekti çünkü sittin sene yememiştim. hemen aranmaya başladım. böyle keser sapı gibi bir çilekli waffle arıyordum. aramalarım cevap vermişti ama bulduğum waffle, nasıl desem toplu iğne gibiydi. beni bir türlü doyuramadı. oradan çıkıp sokakta çaresizce yürüyordum. birden köşedeki siyahi saatçiyi gördüm, hemen yanına yaklaştım. konuştuk, anlaştık. adamın waffleları dehşetti :o. abartmıyorum bana bir saat nutellalı waffle çaktı. kendimi çok geniş hissettim ama şimdi iyiyim. herkes waffle tüketmeli.

edit: üstteki entrye hitaben yarı copy-paste ironi vardır. swh

yarakları tokuşturmak

“ötüken yolu yokuştur yarrakları tokuştur” diye bir ezgileri de var. bu arada sevmediğim birini gördüğümde içimden ne kadar yarrak kafalı bir insansın diyorum. bunu o kadar kuvvetli bir şekilde yapıyorum ki duydu mu acaba diye de düşünüyorum. düşüncesiz, kendisini aykırı zanneden fakat patavatsizliktan öteye gidemeyenler yarrak kafalıdır net.

seni seviyorum

Toplam entry sayısı: 74

adrese dayalı sınavsız yerleştirme sistemi

acaba oluşturulması için genel fikrin bir emlakçının zihninden mı çıkmıştır merak ettiğimdir. bence öyledir. çünkü madem ortalık imam hatip liselerinden geçilmiyor ve çocuklarını iyi lisede okutmak isteyecek aileler mecbur anadolu ve fen lisesine en yakın yerlerde oturmayı düşüneceklerdir. dolayısıyla emlak sitelerindeki ilanlar "metro metrobüs e, anadolu ve fen liselerine yakındır", "evimiz fen lisesi manzaralıdır", "civarda hem anadolu hem de fen lisesi bulunmaktadır" şeklinde olacaktır.

ilk eşcinsel deneyim

geç kabullenmenin verdiği saflık, daha öncesinde herhangi bir kadınla flört dışında bir şey yaşanmamışlık, ve bunun getirdiği tecrübesizlik ile hornette henüz bir haftadır ara ara konuştuğum bir insan. ve umumi bir tuvalet. aslında bu duruma sürüklendiğimin farkında bile değildim. çay içeceğiz diyerek buluşmuştuk. akşam iş çıkışıydı. çay içecek bir yerler ararken tuvaleti geldiğini söyledi ve umumi bir tuvaletin dışında bulduk kendimizi. ben onu dışarıda bekleme planları yaparken o 2 kişilik para ödemiş ve beni de içeriye çağırıyordu. neyse hala saf saf az sonra olacak şey aklımın ucundan bile geçmiyordu. tuvaletim de yoktu zaten. para verdi çocuk o kadar bari bir elimi yüzümü yıkayayım dedim. işimi bitirdim tam dışarı çıkacaktım ki baktım bu en köşedeki kabinden bana gel dercesine elini sallıyor. işte ancak o anda anlayabildim az sonra olacakları. o anda hazır hissetmedim kendimi açıkçası yalnız bunun eninde sonunda olacağını biliyorum, o halde kaçmamı gerektirecek bir şey kalmamıştı geriye, hala o saflıkla ve içimdeki özgüvenle kabine girdim. birden dudaklarıma yapıştı. öylesine kötü öpüşüyordu ki sanki beni yemeye çalışıyordu. pasif bir arkadaştı. orada bana ilk oral seks deneyimimi de yaşattı. o kısım öpüşmeden daha zevk verse de ilk olduğu için tuhaf hissettim. ardından ben boşalmaya yakınken yaptığı şeyi ondan sonra takıldığım hiç kimse yapmadı bana; spermlemi lıkır lıkır midesine indirdi. o anda bir şok yaşadım. ondan sonra da beni öpmeye kalktı. tabi ilk deneyim için bunu yapabilecek bir insan değildim ve onu bir daha öpmedim. çıktıktan sonra hadi görüşürüz deyip kendimi metroya attım. o an kendimi o kadar kirli hissettim ki; sürekli dalıp dalıp durdum. kabinden çıktıktan sonra ne kadar da sıvı sabunla dudaklarımı, bıyığımı ve sakallarımı yıkadıysam da o kirlilik hissi üstümden gitmemişti. eve gider gitmez ilk işim bol keseli bir duş almak oldu. ondan sonra rahatlayabildim. olayın sonrasında o kişi ile cinsel kimyamızın uymadığına kanaat getirdim. yoksa bu tiksinti başka bir şeyle açıklanamazdı. bunu da ona kibar bir dille söyledim zaten. biraz kem küm etti ama sonunda irtibatı kestik. sonrasında tam anlamıyla seksi bundan 2 ay sonrasında yaşadım. o ise "işte bahsettiğim şey budur be!, var ya tam anlamıyla bu lan!" idi. onu da sonra anlatırım çok yazmışım lan vay anasını.

ilk görüşme sonrası atılan ilk mesaj

sevişmeden sonra "bunu bir daha yapalım en kısa zamanda, çok zevk aldım, harikaydı, müthişti bla bla..." demiş hatta ayrılacağım zamanda en az 2-3 dakika boyunca sarılıp, bırakmak istememişti. 2 gün sonra ben yazdım; öyle havadan sudan sohbet, sonraki gün o yazdı sohbet yine tıkandı, sonra ben yazdım ama bu sefer cevapları kaçamaklı, en son yazdığımda her mesaja 3-4 saat sonra cevap vermeye başlamış en son mesajı görüldü bile yapmamıştı. bu kadar memnun olup da sonra siklememesi şey sanki biraz şey ne bileyim... o tarihten sonra(yaklaşık iki hafta önce) insan davranışları üzerine sorgulamalar yapmayı da bırakma kararı aldım.

tanrıya sorulacak ilk soru

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz pişmanlıkları

şu yaşıma kadar göbek deliğimde biriken pamukları bir kenara ayırsaydım kendime bir kazak örebilirdim.

blackout

hoş buldum sevgili dark bear. evet aynı zamanda bir britney spears albümüyüm.

blackout

sevgili futurelavirs'e de teşekkürlerimi sunarım. bu arada blackout gerçekten britney spears'ın bir başyapıt olarak görülmesi gereken bir albümü. gimme more ve piece of me dışında break the ice gibi kuul bir müziğe sahip bir şarkıyı da barındırıyor. hele o "i love this part" dediği bölüme geldi mi katliam için her seferinde hazır oluyorum. ayrıyeten gitarla kan kaynatan bir ezgiye sahip ooh ooh baby'e neden seksi bi klip çekmedin ki be kadın diyerek serzenişlerim albümün 10. yılında dahi sürmektedir. r&b tarzını fazlasıyla hissettiren toy soldier şarkısı değerlendirilmediği için tüm britney fanlarının kanayan yarası. yine "heaven on earth" gibi britneyin her türlü sesiyle duyduğumuz bir şarkı da o altın şarkılar albümünde yer alıyor. son olarak albümdeki favorim perfect lover. bir şarkı bu kadar mı baştan çıkarıcı olabilir. britney'in hot hot deyişleri ile şarkının altyapısı rakı balık, kebap ayran, kola çekirdek gibi o katledici uyumu yakalayıp bende çok ayrı bir parça haline gelmiştir.

look what you made me do

taylor swift'in yakında çıkacak olan albümü reputation'dan çıkan ilk tekli. şarkının video klibi bir günde 43 milyon izlenme elde ederek youtube rekorunu adele'in hello'sundan aldı. şarkı billboard hot 100 listesinde despacito şarkısının 16 haftalık zirve saltanatına da bu hafta itibariyle son verdi. şarkısında olduğu gibi video klibinde de taylor artık eski taylor'un(kendi tabiriyle) öldüğünü ve şimdiki taylor'un bambaşka biri olduğunu ifade ediyor. klip ve şarkıda arasının bozuk olduğu kanye west, kim kardashian, katy perry ve calvin harris'e açıkça göndermelerde bulunduğu iddia ediliyor.

kişisel yorum yapacak olursam şarkıyı pek beğenmedim ancak sanatıyla düşmanlarına cevap vermesi iyi olmuş. klip ise gerçekten baya emek sarf edilmiş, hakkını veren bir klip olmuş. özellikle eski taylorların yeni taylor'a ulaşmaya çalışma sahnesi muazzam olmuş. bu arada yukarıda saydığım ünlülerin son sahnede paylarını aldıkları sahnesi de çok zekice tasarlanmış. olayları az çok takip eden bilir bu göndermeleri. neyse, ne diyeyim; elinden gitar düşmeyen masum country şarkıcısından, yılanlardan çay servisi alan yeni taylor'a... kendisine başarılar diliyor, klibi de burada paylaşıyorum;

adrese dayalı sınavsız yerleştirme sistemi

acaba oluşturulması için genel fikrin bir emlakçının zihninden mı çıkmıştır merak ettiğimdir. bence öyledir. çünkü madem ortalık imam hatip liselerinden geçilmiyor ve çocuklarını iyi lisede okutmak isteyecek aileler mecbur anadolu ve fen lisesine en yakın yerlerde oturmayı düşüneceklerdir. dolayısıyla emlak sitelerindeki ilanlar "metro metrobüs e, anadolu ve fen liselerine yakındır", "evimiz fen lisesi manzaralıdır", "civarda hem anadolu hem de fen lisesi bulunmaktadır" şeklinde olacaktır.

ilk eşcinsel deneyim

geç kabullenmenin verdiği saflık, daha öncesinde herhangi bir kadınla flört dışında bir şey yaşanmamışlık, ve bunun getirdiği tecrübesizlik ile hornette henüz bir haftadır ara ara konuştuğum bir insan. ve umumi bir tuvalet. aslında bu duruma sürüklendiğimin farkında bile değildim. çay içeceğiz diyerek buluşmuştuk. akşam iş çıkışıydı. çay içecek bir yerler ararken tuvaleti geldiğini söyledi ve umumi bir tuvaletin dışında bulduk kendimizi. ben onu dışarıda bekleme planları yaparken o 2 kişilik para ödemiş ve beni de içeriye çağırıyordu. neyse hala saf saf az sonra olacak şey aklımın ucundan bile geçmiyordu. tuvaletim de yoktu zaten. para verdi çocuk o kadar bari bir elimi yüzümü yıkayayım dedim. işimi bitirdim tam dışarı çıkacaktım ki baktım bu en köşedeki kabinden bana gel dercesine elini sallıyor. işte ancak o anda anlayabildim az sonra olacakları. o anda hazır hissetmedim kendimi açıkçası yalnız bunun eninde sonunda olacağını biliyorum, o halde kaçmamı gerektirecek bir şey kalmamıştı geriye, hala o saflıkla ve içimdeki özgüvenle kabine girdim. birden dudaklarıma yapıştı. öylesine kötü öpüşüyordu ki sanki beni yemeye çalışıyordu. pasif bir arkadaştı. orada bana ilk oral seks deneyimimi de yaşattı. o kısım öpüşmeden daha zevk verse de ilk olduğu için tuhaf hissettim. ardından ben boşalmaya yakınken yaptığı şeyi ondan sonra takıldığım hiç kimse yapmadı bana; spermlemi lıkır lıkır midesine indirdi. o anda bir şok yaşadım. ondan sonra da beni öpmeye kalktı. tabi ilk deneyim için bunu yapabilecek bir insan değildim ve onu bir daha öpmedim. çıktıktan sonra hadi görüşürüz deyip kendimi metroya attım. o an kendimi o kadar kirli hissettim ki; sürekli dalıp dalıp durdum. kabinden çıktıktan sonra ne kadar da sıvı sabunla dudaklarımı, bıyığımı ve sakallarımı yıkadıysam da o kirlilik hissi üstümden gitmemişti. eve gider gitmez ilk işim bol keseli bir duş almak oldu. ondan sonra rahatlayabildim. olayın sonrasında o kişi ile cinsel kimyamızın uymadığına kanaat getirdim. yoksa bu tiksinti başka bir şeyle açıklanamazdı. bunu da ona kibar bir dille söyledim zaten. biraz kem küm etti ama sonunda irtibatı kestik. sonrasında tam anlamıyla seksi bundan 2 ay sonrasında yaşadım. o ise "işte bahsettiğim şey budur be!, var ya tam anlamıyla bu lan!" idi. onu da sonra anlatırım çok yazmışım lan vay anasını.

gizli gay

eşcinselliğini henüz benimseyememiş ve yahut inkar edip, hatta eşcinsellere hakarette bulunabilen şahıstır. türkiye gibi ortadoğu ülkelerinde bolca bulunan bu vasıflı insanlar genelde ataerkil örf, adet, töre, gelenek, görenek, ve din gibi unsurların etkisi altında kalıp öz benliğine hayat şansı vermeyen insanlardır.

tanrıya sorulacak ilk soru

Henüz takip eden biri yok.