blackout

Durum: 114 - 9 - 3 - 1 - 26.03.2019 11:52

Puan: 1960 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Onca çatık kaşı aldırmayan binlerce tebessüm gördüm.
  • /
  • 6

yazarların whatsapp durumları

bu deli dünyada akla yatkın olanı mı seçtin?

gündüzleri homofobik akşamları pasif gay

en kötü part time iş olsa gerek.

panterine cinsel hastalık bulaştırdığı için vicdan azabı çeken gay

"açılan diğer başlıkla nasıl aynı olabiliyor bu başlık ya?" diye iki başlığı da ayrıntılı bir şekilde inceledim ve sayenizde körüm göz oldu.

yola devam

yaratıcısı ertuğ ergin olan şarkı. şarkı ilk olarak hande yener'in 2006 yılında çıkardığı "apayrı" adlı albümüne dahil edildi. sonrasında ertuğ şarkıyı kendisi yorumlayıp 2008'de yayımladığı "a1" adlı 2. albümüne ekledi. şahsen her iki yorumu da beğenerek dinlerim. hande'nin verdiği duygu da ertuğ'un verdiği duygu da, her iki şarkının altyapısındaki derinlik de şarkının tadını en güzel şekilde aldırıyor bana.

ne zaman saçmalıklardan bunalmış, hayat yörüngesinde dönmekten yorulmuş, kökünden kolaycasına ayrılacak bir ot kadar kırılgan olsam, bu şarkıyı dinledikten sonra içimde umut tohumlarının yeşerdiğini hissediyorum.

bu arada, ertuğ... nur içinde yatsın...

arkadaşa eşcinsel olduğunu söylemek

benden küçük 17 yaşında bir kuzenim var. arada sırada istanbul'a gelirler ailecek. malum bizde kalırlar. ben askerdeyken ara ara mesaj atıp dururdu. hem beğeneceğim komik bağlantıları hem de "iyi ki varsın" temalı şeyleri paylaşırdı benimle. bir şeyleri aslında o zaman sezmiştim. bu böyle gidip gelirken ben askerden döndüm nihayetinde yaklaşık 2 ay önce. zaten ev cümbür cemaat toplanmış, 6 aydır görmedikleri beni bekliyor herkes. kuzenim de oradaydı. biz evde büyükler ingilizce anlamıyor diye ingilizce konuşuruz duymalarını istemediğimiz bir şeyden bahsediyorsak eğer. neyse bir gün baya baya konuştuk ve çocuk birden bire neyi var neyi yoksa ortalığa döküverdi. dini inancının olmadığından girdi ve eşcinsellikten çıktı. tabi ben böyle bir şey bekliyordum ama kapı gibi suratıma çarpınca tuhaf geldi. sonra ben bu konuda ne hissediyorsa peşinden gitmesi gerektiğini, onu kimseye aldırış etmeden bu yola vardığı için tebrik ettim. ama kendimden ilk etapta bahsetmedim. ertesi günün önceki gecesinde bunu düşündüm. bana bir kuzen olarak açılması bir nevi hoşuma gitti. benle bir bağ kurduysa bu bağı ben de onunla kurabilirim dedim ve ertesi günün sabahı kahvaltıdan sonra ben de ona açıldım. "biliyordum" zaten dedi. "nasıl yani?, nereden biliyordun?" dedim. o da eşcinsel gibi durmadığımı ama hislerinin kuvvetli olduğunu söyledi. açıldıktan sonra biraz rahatladık sanırım ikimiz de. ama onun dışında gerek akraba gerek arkadaş olsun uzun süre birine açılmayı düşünmüyorum. en yakın arkadaşım açık görüşlü bir insan olsa da, bir gün onunla konuşurken konu gaylerden açılınca, "bir insan bir insanın neden bok deliğini siker ki? aklım almıyor. " demişti. bu sebeple ona açılmayı düşünmüyorum ve de diğerlerine, en azından uzun bir süre.

aslında mutlu olan ama hüzüne sokan şarkılar

umut ve hüznün bir arada olduğu.

sıcak su torbası

üşümelerde veya karın ağrılarında çok kullandığım bir eşya. özellikle belimin altına yada ayağımın altına koyduğumda orayı kavurur derecede yakması çok hoşuma gidiyor.

25 şubat 2019 beşiktaş fenerbahçe maçı

beşiktaş'ın ilk yarısını 3-0 önde tamamladığı, ikinci yarıda fenerbahçe'nin müthiş geri dönüşüyle sonucu 3-3 biten maç.

amkli konuşan eşcinsel

toplumun konuşma dili günden güne değişiklik gösterir ve bu kalıplar toplum tarafından her hangi bir cinsiyet temelli bir süzgeçten geçirilmez. çünkü bunlar zamanla dile yerleşen kalıplardır. 'amk' kelimesini bir eşcinsel kullansa kelime eşcinseli hetero yapmadığı gibi, aynı kelimeyi kullanan binlerce kadını da lezbiyen yapmaz. bird cry'ın dediği gibi ben de inançsız bir insan olarak, dile yerleşen kalıplardan ötürü; allah razı olsun, allah rahmet eylesin, inşallah, maşallah tarzı söylemlerde bulunabiliyorum. sonuçta türlü farklılıkların karambol olduğu bir ülkede yaşıyoruz ve bunların ifade edilmesi gayet doğal.

ayı sözlük itiraf

yeni iş yerimde bir kaç tane hanımefendi ciddi ciddi bana düşmüşler ama bir bilseler ki benim aklım fikrim o kumral beyefendide...

ayı sözlük yazarlarının burçları

akrep yükseleninden yay. hoaahh. evet, seks.

yazarlar sevgililer gününde ne yapıyor

hoşlandığım adamın hoşlandığı adam hakkında yaptığı muhabbeti dinliyorum. kalbim kırık.

hande yener

ne olursa olsun, sesinin ve döneminde yaptığı müzik hatırına sevdiğim sanatçı. son çalışması gravity gayet dünya standartlarında bir hit olmuş.

aşk tohumu

hande yener'in adeta gaylerin üzerine serptiği su, nasıl delirdim'den fırlamışcasına.

2 şubat dünya öpüşme günü

öpüşmeyi bırak maalesef yanından bile geçemediğim bir gün oldu. neyse seneye tekrar deneyeceğim.

pasiflerin boşalmadığını sanan insan

pasifler zihninde direkt "am" olarak kodlandığı için sadece sikip geçme derdinde olan tiptir.

reynmen

boş ve kalitesiz olanı yüceltme furyasında kendisi de ekmek bulan ne idüğü belirsiz birisi.

sevgiliyle ortak bir müzik grubu kurmak

ilk albümdeki ilk şarkıya klip çekildikten sonra aradan pek zaman geçmeden ayrılık olacağı için grup dağılacaktır. (ne pesimist adamım be.)

tumblr

olmadı be yar. ulan ne hesaplar vardı ara ara gizli profilimden girip kendimle başbaşa kaldığım libidomun tavan olduğu gecelerde o hesaplara sardığım... testesteron cennetiydi adeta. ama şimdi resmen cemaat tekeline geçmiş gibi...

sonra döndüm ve dedim ki

bele bele saçma sapan konuşma.
  • /
  • 6

yeni tanışılan kişiyle miley cyrus'ın wrecking ball'u üzerine sohbet etmek

tanıştığım kişinin evinden sabah cenazemin alınmasıyla sonuçlanacak derin sohbet.

yeni tanışılan kişiyle miley cyrus'ın wrecking ball'u üzerine sohbet etmek

yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.

anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.

sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.

gaylerin zırt pırt aşık olmaları

aşk değil bu. senden cinsel bir şey alamazlarsa başkasına yönelirler. elde etmek için aşıkmış gibi ilgili davranırlar. bazen de ayrılık sonrası boşluğa düşenler daldan dala atlar. bi garip ortam cidden. ben kimsenin sevgiye aç olduğunu sanmıyorum. sekse açlar. sevgi gösterisi bir araç sadece. herkesin duygusal tavrı beni deli ediyor. çok duygusal, hassassınız. yalnız kalmışsınız, yüreğiniz acıyor ama siz kendinize aşıksınız. yalnızlığı hak ediyorsunuz.

mütevazi

kullanımda çoğumuzun çuvalladığı yadsınamaz bir gerçek sanırım. mütevazi kelimesinin türkçe sözlükteki karşılığı: paralel demekmiş. çoğumuzun tevazu gösteren, alçak gönüllü anlamında kullandığı kelime ise mütevazı demekmiş. tüh!! bir noktayla neler kaçırmışız anlatımda.. yani bunu da yazıyorum zira hande yener’in şarkısında alenen “mütevazi olmak lazım diyosan yoooğoooğoook” diye geçiriyor kadın.. acaba o da mı paralel?!! hmmm.. o da mı siyasi len?!! ya da ya daaaaa...! az biraz, tırnak ucu kadar, minnacık, toz tanesi kadar... cahil miyiz ne?

meclis’ten dışarı(!)

muhafazakarsa eşcinsel

100 kişiye sorduk popüler cevabı aldık!! bizler deliriyoruz! farkındayız da! yahu niye deliriyoruz öyleyse?! amaaann öbür türlü çekilmez ki selahaddinciğim bey!!.. di mi?!

sosyolojide toplum içindeki bireyler ikiye ayrılıyor bu konu için. kabul edenler ve kabul ettirenler. kabul etmek savaşı soğutuyor. ancak beni hiç öngöremediğim çelişkilerle dolu bir kalıbın, profilin içine sürüklüyor. ağzımdan çıkanlara ben bile inanamıyorum!! ben bu muyum? hangi ara bu oldum? hep kabul eden değil de, kabul ettiren de olmalıyım.(denge) egolarımızın dengesi gibi aynı. id ego ve süper egolarımız. küçük bir tanım molası;

id ego: özümüzde, içimizde yapmak istediğimiz şeyler. zevk, arzu, tutku, ihtiras, şevket...
örneğin; köpükler altında çırılçıplak dans etmek istiyorum.

süper ego: çevremizin uygun gördüğü şeyleri, onay verdiği davranışları sergileme ihtiyacı.
örneğin; anam babam beni köpükler altında dans ederken görse kahrolur. iyisi mi kpss kasayım...

küçük tanımdan sonra konuyu bağlamak gerekirse,,, bizler dengeyi kaçırdık sonucuna varmak istiyorum izninizle. ne dersiniz? ne istiyorum sorusunu daha fazla sormalıyım kendime ve çevremi tartmalıyım zira bi mücadelem olacak. yalnız kabul eden değil, kabul ettiren de olabilme mücadelesi. yine soruyorum; ne istiyorum? bu benim sorum. sen de sana sor? öbürü de çıksın sorsun kendine... alacağımız şekillerde birey olduğumuzu hissedebilelim. azınlığın gücü entelektüel olmaktan gelir. bu böyledir. bizse azınlığız. bilinci biz yaratalım. bize düşer. öte yandan...

öte yandan yabancı, kapana kısıldım... toprağımın insanı bana ne tanımışsa ben o olmuşum... bazen adam olmuşum, bazen yaşım gelmiş sorumlu olmuşum, katiyen ayıp şey iken mümkün, sıra bana gelince imkansız olmuşum. ya da bi bakmışsın müslüman olmuşum, diyarbakır’da kürt, anadolu’da yobaz olmuşum. hayat bu ya, muhafazakar da olmuşum, eşcinsel de olmuşum... yaşıyoruz. ille de böyle..

teşekkürler sözlük.

amkli konuşan eşcinsel

bisiklet parkurunda bisiklet süren iki hetero arkadaşım:

x: amk şu geçen travesti mi lan?
y: sus sus duyacak şimdi.
trans birey: amkun çocuğu bi am yaptırmışım ananda böyle yok.

kelimeyi kullanmayla cinsel yönelimin yada cinsiyet rollerinin alakası yok.

bir erkeğin mastürbasyon videosundan zevk almak

sesli güldüm. gay olmanın ne demek olduğunu bilmeyen bir başlık ve metni.
karşı tarafın illa bir deliğe girip çıkması şart mı? oral anal? adamın vücudu kusursuz istediği kadar mastürbasyon yapsın her gün izlerim. sonuçta orada bakılan şeyler insanı ereksiyon etmesine yardım ediyorsa, keyifle gelmesine de yardımcı olur. zihinleriniz birilerine birşeyler itecek kadar sığ.

ufak bye

-ananın evinde de mi büyük vardı?
-ananın evinde de hep büyük yerdin sanki!

artpop

ne kadar başarılı ve gaga bir albüm olduğunu çok sonradan fark ettiğimiz 4. lady gaga albümü.

joanne ile çok farklı kulvarlardalar. o yüzden karşılaştırmak manasız olur. hatta born this way ve diğerleri ile de olmaz. çünkü "artpop" çok ayrı bir dünya.

lady gaga'yı ilk kez bu albümünün turnesi olan the artrave: the artpop ball'de canlı kanlı görüp dinledim. rengarenk ve rengarenk bir şovdu. çok heyecanlı ve güzeldi. biraz da asi.

şimdi gelelim analizime. artpop güzel bir albüm. cok sevdiğim şarkılar var. ama baktığımda en az dinlediğim gaga albümü aynı zamanda. sanırım gaga'nın o kafa karışıklığı biraz acele etmişliği bütün albüme de yansımış.

bir "flop" değil ama başarılı da değil bence. doğru düzgün "klip" bile çekmedi şarkılara. 2-3 ünü birleştirip koydu. biz ne yapsa beğeniriz ama tatmin de olmadık tam.

gaga: five feet two adlı belgeselinde kendisi de diyor. artpop'un aceleye geldiğini. joanne'de ise kendini sahneden indikten sonraki "gaga"yı göstermek istiyor. belgeselde "insanlar benden ne bekliyorsa tam tersini yapacağım" diyor zaten.

ben her türlüsünü seviyorum. popken pop, jazzken jazz, countryken country. hepsi ayrı güzel.

ayı sözlük itiraf

merhaba arkadaşlar size bir anımı anlatacağım. olay 2000'lerin başında geçiyor. bir gün evde otururken içim birden waffle çekti çünkü sittin sene yememiştim. hemen aranmaya başladım. böyle keser sapı gibi bir çilekli waffle arıyordum. aramalarım cevap vermişti ama bulduğum waffle, nasıl desem toplu iğne gibiydi. beni bir türlü doyuramadı. oradan çıkıp sokakta çaresizce yürüyordum. birden köşedeki siyahi saatçiyi gördüm, hemen yanına yaklaştım. konuştuk, anlaştık. adamın waffleları dehşetti :o. abartmıyorum bana bir saat nutellalı waffle çaktı. kendimi çok geniş hissettim ama şimdi iyiyim. herkes waffle tüketmeli.

edit: üstteki entrye hitaben yarı copy-paste ironi vardır. swh

Toplam entry sayısı: 114

askerlik

her erkek türk vatandaşından zorunlu yapılması istenen hede.

ben geçtiğimiz pazar günü tezkereyi aldım henüz. zaten giderken de bununla ilgili bir entry yazmıştım. daha dün gibi hissettiriyor.

uzun bir entry olacak. bir yazar askerlik tecrübelerimi aktarmak için rica etti ve ben de entry olarak gireyim istedim.

neyse, giderken alınması gerekenler ve askeriye tarafından istenen şeyler neler, onlara değineceğim. ilk olarak iletişim için tuşlu telefon şart. zaten acemi birliğine akıllı telefon götüremezsiniz. benim birliğimde çocuğun teki sokmuştu ama o gün ana baba günüydü diye gözden kaçmış sanırım. o da sivil valizinden hiç çıkarmamış. yemin töreni sonrasında gördük. ama yine de risk almaya değmez. tabi bağlı olacağınız usta birliğine göre ilk iki haftadan sonra ortamı süzüp akıllı telefon kullanılabilirliğini ölçtükten sonra akıllı telefon sokabilirisiniz. ama acemide böyle bir atraksiyona gerek yok. sivil hattı mutlaka sokmaya çalışın. normalde yasak ama size askercell diye bir zırvayı diretecekler alın diye. bir şekilde almayın bence. kendileri 85 liraydı yaz ayında. şu an kaç para bilmem ama sadece seçeceğiniz 5 kişiyle konuşma fırsatı veriyor. o da saat 6dan sonra. almak zorunda kalırsanız da sonradan normal turkcell hattına çevirebilirsiniz. ama yine de kendi hattınızı bir şekilde sokun. ben ayakkabı keçesinin içine atmıştım. zaten üstümü de aramadılar.

mutlaka el kremi, güneş kremi, şampuan, yara bandı, pudra, merhem, iğne iplik, çorap, ayakkabı keçesi, ıslak mendil ve peçete götürün. yara bandı ve merhem bot ayağa vurduğunda elinizin altında olsun diye, güneş kremi güneş altında çok vakit geçireceksiniz diye, pudra o güzel taşaklarınız pişik olduğu takdirde, ıslak mendil ve peçete banyo yapmaya fırsat bulamadığınızda ve tuvaletlerde de sağolsunlar hiç peçete bulundurmadıklarından, ayakkabı keçesi de bot vurmalarını engellediğinden almanız gerekenler özetle. deodorant konusunda çanta aranırken benimkisini alıp bir kenara atmışlardı. herkesinkine öyle yapıyorlardı. artık neden bilmem ama. zaten gideceğiniz yerde kantin var. deodorantı da oradan alabilirsiniz.

mutlaka bot kilidi alın; şu ucuzluk pazarlarında bolca var. genelde eğitim alayında asker olan usta erler acemilerin botlarını çalıyorlar. bu olaya da yer değiştirme derler askeri dilde. dolaplar kilitlenmmesi yasak olduğu için ona özel bir kilit almayın. eğer ben çok hassas ve titizim derseniz; yastık kılıfı götürebilirsiniz. çünkü benim yattığım acemi birliğindeki yataklar leş gibiydi. tabi ertesi güne o yastık kılıfını oradan çıkartıp eskisi duracak şekilde bırakmak gerekiyor yatağı. sonuçta kontrol ediliyor. bu arada bir tane kitap da götürebilirsiniz. tabi okuyacak vaktiniz olur mu onu bilemem.

temiz banyo havlusu, yüz ve el havlusu, 2-3 atlet, 2-3 don, spor ayakkabı, kirli ve temiz çamaşır torbası ve filesi, kamuflajlar, eşofman üstü ve altı, 2-3 çorap, 3 askı, onlar tarafından sizlere veriliyor. atlet don çorap rengi haki rengi olarak veriliyor. bunların yanında kendiniz don, atlet vs de alabilirsiniz. alacağınız renk herhangi bir yeşil tonu olsa farketmez. ama yine de haki rengi bulursanız ondan alın. tabi sivil boxer atlet vs de getirebilirsiniz. o kadar kişinin donuna bakacak halleri yoktu benim yaptığım yerde. çoğu kişinin boxerları sivildi.(güzel bacakları ve götleri çok kestim evet) bir de yıkamak gibi bir seçeneğiniz olmayacak acemi birliği boyunca. ben elde yıkıyordum her şeyimi kamuflajlar dahil. aslında büyük çamaşır makineleri vardı ama oraya herkes atmaya kalksa senin çamaşırlar kim bilir kiminkiyle akraba olur.

alışveriş kartla yapılır bu arada. nakite çok ihtiyacınız olmayacak. bu su için bile geçerli. 500 ml su 30 kuruş falansa onu bile kart ile ödüyorsun. bu da kantin kuyruklarını lady gaga'yı görmek isteyen little monsterların kuyruğuna çeviriyor.

acemide zaten 200 300 kişilik bir grup olacaksınız. o yüzden hiç ön planda olmaya gerek yok. gruba yöneltilen sorulara cevap vermeye çok da istekli olmayın. başınıza ne geleceği belli olmaz.

her şeyin paylaşıldığı, muhabbetlerin çok samimi olduğu bir ortam acemilik. sonuçta herkes aynı şekilde ve amaçta orada ve kimsenin birbirinden farkı, üstünlüğü yok. çok eğleneceksiniz arkadaşlarınızla, tabi bunun yanında askeriye de sizi bir o kadar da yoracak yürüyüşler, eğitimler vs derken. tavsiyem dış dünyayı dışarda bırakmanız olacak. ne kadar düşünmezseniz ve askeriyeye dalarsanız o kadar zaman çabuk geçer sizin için. her hazırlık yemin töreni içindir orada. illaki yürüyüş provalarında bazı beynamazlar üst üste hatalar yaparak komutanlardan azar yemenize sebep olacak ama o yemin töreni sonrasında da değişik bir duygu seline kapılacaksınız. bir de aileniz sizi izliyorsa. o andan sonra işler daha kolay olacak. usta birliğinize gittiğinizde daha rahat bir askerlik yapacak duruma gelirsiniz. tabi birliğinize ve yapacağınız işlere de bağlı bu.

velhasıl bu biz erkeklere dayatılan bir zorunluluk ve bunu bedelli, kısa veya uzun bir şekilde yapmak zorundayız. bizden çaldığı zamanda en yararlı ne yaparım diye düşünen insanlar daha çok kitap okuyordu ve çok da güzel zaman geçiriyorlardı. ben de bayağı kitap okudum ve kendimle çok zaman geçirdim. isyan modunda takılan bazı arkadaşlara hiç vakit geçmedi. ben genelde şarkı söyler, millete ilginç ilginç sorular sorar, enteresan muhabbetler açar, taklit yapar, ve oyunlar oynamak(tabu, sessiz sinema, tavla vs) için milleti ikna etmeye çalışırdım. böylece su gibi geçti gitti askerlik.

yazıma katlandığınız için teşekkür ederim, bütün sözlük ahalisine günaydınlarımı sunarım.

adrese dayalı sınavsız yerleştirme sistemi

acaba oluşturulması için genel fikrin bir emlakçının zihninden mı çıkmıştır merak ettiğimdir. bence öyledir. çünkü madem ortalık imam hatip liselerinden geçilmiyor ve çocuklarını iyi lisede okutmak isteyecek aileler mecbur anadolu ve fen lisesine en yakın yerlerde oturmayı düşüneceklerdir. dolayısıyla emlak sitelerindeki ilanlar "metro metrobüs e, anadolu ve fen liselerine yakındır", "evimiz fen lisesi manzaralıdır", "civarda hem anadolu hem de fen lisesi bulunmaktadır" şeklinde olacaktır.

24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi

bir katakulli döndüğüne emin olmakla birlikte yine bu partinin aldığı kemik %35-40 kesinlikle yadsınamaz. bu sokaktan geçen her yetişkinin üçte birinden fazlasının bu partiye oy verdiği anlamına geliyor ki bu ağır derecede vahim. bunca hukuksuzluk, adaletsizlik, hakaret, terbiyesizlik, yolsuzluk, itaatsizlik, usulsüzlük vs olduktan sonra bu adamlar bu yüzdeyi nasıl alabilir diye soruyorum. sorunun cevabı ise halk. kesinlikle halk. bunun böyle olmasını arsızca isteyen halk. bu oyu ciddi ciddi bunlara veren gerçekten de halkın nereden baksan %40'ı. bundan böyle ne insan haklarındaki, ne işçi haklarındaki, ne de kadın haklarındaki usulsüzlüklerinden şikayet etme lüksümüz yok. çünkü bunun böyle olmasını kendileri istiyorlar. karşıma bunlardan şikayet edecek kişileri bulursam ilk soracağım şey "hangi partiye oy verdin?" olacak. bu böyle uzun uzadıya gider ben konuşur içimi dökmüş olurum aman neyse öğrenmeye çalıştığım almanca'ya biraz daha ağırlık versem iyi olacak.

ilk eşcinsel deneyim

geç kabullenmenin verdiği saflık, daha öncesinde herhangi bir kadınla flört dışında bir şey yaşanmamışlık, ve bunun getirdiği tecrübesizlik ile hornette henüz bir haftadır ara ara konuştuğum bir insan. ve umumi bir tuvalet. aslında bu duruma sürüklendiğimin farkında bile değildim. çay içeceğiz diyerek buluşmuştuk. akşam iş çıkışıydı. çay içecek bir yerler ararken tuvaleti geldiğini söyledi ve umumi bir tuvaletin dışında bulduk kendimizi. ben onu dışarıda bekleme planları yaparken o 2 kişilik para ödemiş ve beni de içeriye çağırıyordu. neyse hala saf saf az sonra olacak şey aklımın ucundan bile geçmiyordu. tuvaletim de yoktu zaten. para verdi çocuk o kadar bari bir elimi yüzümü yıkayayım dedim. işimi bitirdim tam dışarı çıkacaktım ki baktım bu en köşedeki kabinden bana gel dercesine elini sallıyor. işte ancak o anda anlayabildim az sonra olacakları. o anda hazır hissetmedim kendimi açıkçası yalnız bunun eninde sonunda olacağını biliyorum, o halde kaçmamı gerektirecek bir şey kalmamıştı geriye, hala o saflıkla ve içimdeki özgüvenle kabine girdim. birden dudaklarıma yapıştı. öylesine kötü öpüşüyordu ki sanki beni yemeye çalışıyordu. pasif bir arkadaştı. orada bana ilk oral seks deneyimimi de yaşattı. o kısım öpüşmeden daha zevk verse de ilk olduğu için tuhaf hissettim. ardından ben boşalmaya yakınken yaptığı şeyi ondan sonra takıldığım hiç kimse yapmadı bana; spermlemi lıkır lıkır midesine indirdi. o anda bir şok yaşadım. ondan sonra da beni öpmeye kalktı. tabi ilk deneyim için bunu yapabilecek bir insan değildim ve onu bir daha öpmedim. çıktıktan sonra hadi görüşürüz deyip kendimi metroya attım. o an kendimi o kadar kirli hissettim ki; sürekli dalıp dalıp durdum. kabinden çıktıktan sonra ne kadar da sıvı sabunla dudaklarımı, bıyığımı ve sakallarımı yıkadıysam da o kirlilik hissi üstümden gitmemişti. eve gider gitmez ilk işim bol keseli bir duş almak oldu. ondan sonra rahatlayabildim. olayın sonrasında o kişi ile cinsel kimyamızın uymadığına kanaat getirdim. yoksa bu tiksinti başka bir şeyle açıklanamazdı. bunu da ona kibar bir dille söyledim zaten. biraz kem küm etti ama sonunda irtibatı kestik. sonrasında tam anlamıyla seksi bundan 2 ay sonrasında yaşadım. o ise "işte bahsettiğim şey budur be!, var ya tam anlamıyla bu lan!" idi. onu da sonra anlatırım çok yazmışım lan vay anasını.

tumblr

olmadı be yar. ulan ne hesaplar vardı ara ara gizli profilimden girip kendimle başbaşa kaldığım libidomun tavan olduğu gecelerde o hesaplara sardığım... testesteron cennetiydi adeta. ama şimdi resmen cemaat tekeline geçmiş gibi...

24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi

bir katakulli döndüğüne emin olmakla birlikte yine bu partinin aldığı kemik %35-40 kesinlikle yadsınamaz. bu sokaktan geçen her yetişkinin üçte birinden fazlasının bu partiye oy verdiği anlamına geliyor ki bu ağır derecede vahim. bunca hukuksuzluk, adaletsizlik, hakaret, terbiyesizlik, yolsuzluk, itaatsizlik, usulsüzlük vs olduktan sonra bu adamlar bu yüzdeyi nasıl alabilir diye soruyorum. sorunun cevabı ise halk. kesinlikle halk. bunun böyle olmasını arsızca isteyen halk. bu oyu ciddi ciddi bunlara veren gerçekten de halkın nereden baksan %40'ı. bundan böyle ne insan haklarındaki, ne işçi haklarındaki, ne de kadın haklarındaki usulsüzlüklerinden şikayet etme lüksümüz yok. çünkü bunun böyle olmasını kendileri istiyorlar. karşıma bunlardan şikayet edecek kişileri bulursam ilk soracağım şey "hangi partiye oy verdin?" olacak. bu böyle uzun uzadıya gider ben konuşur içimi dökmüş olurum aman neyse öğrenmeye çalıştığım almanca'ya biraz daha ağırlık versem iyi olacak.

ayı sözlük itiraf

yeni iş yerimde bir kaç tane hanımefendi ciddi ciddi bana düşmüşler ama bir bilseler ki benim aklım fikrim o kumral beyefendide...

reynmen

boş ve kalitesiz olanı yüceltme furyasında kendisi de ekmek bulan ne idüğü belirsiz birisi.

askerlik

her erkek türk vatandaşından zorunlu yapılması istenen hede.

ben geçtiğimiz pazar günü tezkereyi aldım henüz. zaten giderken de bununla ilgili bir entry yazmıştım. daha dün gibi hissettiriyor.

uzun bir entry olacak. bir yazar askerlik tecrübelerimi aktarmak için rica etti ve ben de entry olarak gireyim istedim.

neyse, giderken alınması gerekenler ve askeriye tarafından istenen şeyler neler, onlara değineceğim. ilk olarak iletişim için tuşlu telefon şart. zaten acemi birliğine akıllı telefon götüremezsiniz. benim birliğimde çocuğun teki sokmuştu ama o gün ana baba günüydü diye gözden kaçmış sanırım. o da sivil valizinden hiç çıkarmamış. yemin töreni sonrasında gördük. ama yine de risk almaya değmez. tabi bağlı olacağınız usta birliğine göre ilk iki haftadan sonra ortamı süzüp akıllı telefon kullanılabilirliğini ölçtükten sonra akıllı telefon sokabilirisiniz. ama acemide böyle bir atraksiyona gerek yok. sivil hattı mutlaka sokmaya çalışın. normalde yasak ama size askercell diye bir zırvayı diretecekler alın diye. bir şekilde almayın bence. kendileri 85 liraydı yaz ayında. şu an kaç para bilmem ama sadece seçeceğiniz 5 kişiyle konuşma fırsatı veriyor. o da saat 6dan sonra. almak zorunda kalırsanız da sonradan normal turkcell hattına çevirebilirsiniz. ama yine de kendi hattınızı bir şekilde sokun. ben ayakkabı keçesinin içine atmıştım. zaten üstümü de aramadılar.

mutlaka el kremi, güneş kremi, şampuan, yara bandı, pudra, merhem, iğne iplik, çorap, ayakkabı keçesi, ıslak mendil ve peçete götürün. yara bandı ve merhem bot ayağa vurduğunda elinizin altında olsun diye, güneş kremi güneş altında çok vakit geçireceksiniz diye, pudra o güzel taşaklarınız pişik olduğu takdirde, ıslak mendil ve peçete banyo yapmaya fırsat bulamadığınızda ve tuvaletlerde de sağolsunlar hiç peçete bulundurmadıklarından, ayakkabı keçesi de bot vurmalarını engellediğinden almanız gerekenler özetle. deodorant konusunda çanta aranırken benimkisini alıp bir kenara atmışlardı. herkesinkine öyle yapıyorlardı. artık neden bilmem ama. zaten gideceğiniz yerde kantin var. deodorantı da oradan alabilirsiniz.

mutlaka bot kilidi alın; şu ucuzluk pazarlarında bolca var. genelde eğitim alayında asker olan usta erler acemilerin botlarını çalıyorlar. bu olaya da yer değiştirme derler askeri dilde. dolaplar kilitlenmmesi yasak olduğu için ona özel bir kilit almayın. eğer ben çok hassas ve titizim derseniz; yastık kılıfı götürebilirsiniz. çünkü benim yattığım acemi birliğindeki yataklar leş gibiydi. tabi ertesi güne o yastık kılıfını oradan çıkartıp eskisi duracak şekilde bırakmak gerekiyor yatağı. sonuçta kontrol ediliyor. bu arada bir tane kitap da götürebilirsiniz. tabi okuyacak vaktiniz olur mu onu bilemem.

temiz banyo havlusu, yüz ve el havlusu, 2-3 atlet, 2-3 don, spor ayakkabı, kirli ve temiz çamaşır torbası ve filesi, kamuflajlar, eşofman üstü ve altı, 2-3 çorap, 3 askı, onlar tarafından sizlere veriliyor. atlet don çorap rengi haki rengi olarak veriliyor. bunların yanında kendiniz don, atlet vs de alabilirsiniz. alacağınız renk herhangi bir yeşil tonu olsa farketmez. ama yine de haki rengi bulursanız ondan alın. tabi sivil boxer atlet vs de getirebilirsiniz. o kadar kişinin donuna bakacak halleri yoktu benim yaptığım yerde. çoğu kişinin boxerları sivildi.(güzel bacakları ve götleri çok kestim evet) bir de yıkamak gibi bir seçeneğiniz olmayacak acemi birliği boyunca. ben elde yıkıyordum her şeyimi kamuflajlar dahil. aslında büyük çamaşır makineleri vardı ama oraya herkes atmaya kalksa senin çamaşırlar kim bilir kiminkiyle akraba olur.

alışveriş kartla yapılır bu arada. nakite çok ihtiyacınız olmayacak. bu su için bile geçerli. 500 ml su 30 kuruş falansa onu bile kart ile ödüyorsun. bu da kantin kuyruklarını lady gaga'yı görmek isteyen little monsterların kuyruğuna çeviriyor.

acemide zaten 200 300 kişilik bir grup olacaksınız. o yüzden hiç ön planda olmaya gerek yok. gruba yöneltilen sorulara cevap vermeye çok da istekli olmayın. başınıza ne geleceği belli olmaz.

her şeyin paylaşıldığı, muhabbetlerin çok samimi olduğu bir ortam acemilik. sonuçta herkes aynı şekilde ve amaçta orada ve kimsenin birbirinden farkı, üstünlüğü yok. çok eğleneceksiniz arkadaşlarınızla, tabi bunun yanında askeriye de sizi bir o kadar da yoracak yürüyüşler, eğitimler vs derken. tavsiyem dış dünyayı dışarda bırakmanız olacak. ne kadar düşünmezseniz ve askeriyeye dalarsanız o kadar zaman çabuk geçer sizin için. her hazırlık yemin töreni içindir orada. illaki yürüyüş provalarında bazı beynamazlar üst üste hatalar yaparak komutanlardan azar yemenize sebep olacak ama o yemin töreni sonrasında da değişik bir duygu seline kapılacaksınız. bir de aileniz sizi izliyorsa. o andan sonra işler daha kolay olacak. usta birliğinize gittiğinizde daha rahat bir askerlik yapacak duruma gelirsiniz. tabi birliğinize ve yapacağınız işlere de bağlı bu.

velhasıl bu biz erkeklere dayatılan bir zorunluluk ve bunu bedelli, kısa veya uzun bir şekilde yapmak zorundayız. bizden çaldığı zamanda en yararlı ne yaparım diye düşünen insanlar daha çok kitap okuyordu ve çok da güzel zaman geçiriyorlardı. ben de bayağı kitap okudum ve kendimle çok zaman geçirdim. isyan modunda takılan bazı arkadaşlara hiç vakit geçmedi. ben genelde şarkı söyler, millete ilginç ilginç sorular sorar, enteresan muhabbetler açar, taklit yapar, ve oyunlar oynamak(tabu, sessiz sinema, tavla vs) için milleti ikna etmeye çalışırdım. böylece su gibi geçti gitti askerlik.

yazıma katlandığınız için teşekkür ederim, bütün sözlük ahalisine günaydınlarımı sunarım.

istanbul valiliği'nin 2018 lgbti+ onur yürüyüşünü yasaklaması

olumsuzluk yaşanabilir kafasıyla yasaklanmış yürüyüş. ulan adama sormazlar mı seçim sonuçlarında güya kutlama niyetiyle yüz binlerce yığın insan müsveddesi sokağa indi de ağızlarında küfürlerle, ellerinde tabancalarla rastgele ateş açıp türkiye'nin her bir yerinde olumsuzluk yaratmadı da bu yürüyüş mü olumsuzluk yaratabilir? yok arkadaş bunların insan olacağı yok. sevgili aysun kayacı'ya, aziz nesin'e ve barbaros şansal'a saygılarımı sunuyorum. o kadar haklıymışsınız ki!

tanrıya sorulacak ilk soru

kulak içini yalamak

böyle itici bir şey var ve de gayet kendini kaybedercesine yalayanlar var. bir keresinde kolinin tekiyle takılırken bu birden kulağıma abanmasın mı?! hemen üzerinden itip "bunu bir daha yaparsan seni sikerim bak" dedim. gerçi zaten onu sikmek için oradaydım. o da işin ironisi. neyse, vücudun o kadar seksi uzvu varken kulak içi yalamak bana tuhaf geliyor ve de negatif etkide huylandırıcı... tabi yalanmasından hoşlanan da vardır elbet, ona da iyi keyifler de derim tabi ki.

içinde hiç boş şarkı olmayan albümler

son iki yılda şu ikisi;
jojo - mad love
lorde - melodrama

ayı sözlük yazarlarının burçları

akrep yükseleninden yay. hoaahh. evet, seks.

gizli gay

eşcinselliğini henüz benimseyememiş ve yahut inkar edip, hatta eşcinsellere hakarette bulunabilen şahıstır. türkiye gibi ortadoğu ülkelerinde bolca bulunan bu vasıflı insanlar genelde ataerkil örf, adet, töre, gelenek, görenek, ve din gibi unsurların etkisi altında kalıp öz benliğine hayat şansı vermeyen insanlardır.