dindar ailenin dinsiz ve eşcinsel çocuğu olmak

üzücüdür. bir insanın üzgün olması için yeterlidir.
namaz kılmadığını gördükleri zaman bile aşırı derecede üzülen bir anne babaya sahip olmaktır ki başlıkta ifade edilen durumlar açıklanamaz bile.
iki seçenek vardır bu kişilerin önünde. ya her şeyi anlatır ve ailesini büyük bir hüzünle, öfkeyle bırakıp giderler ya da kalırlar. evlenme baskısına maruz kalırlar, saatlerce dini nasihatlara maruz kalırlar. sadece "tamam" derler. "haklısın annecim" derler ki anneleri üzülmesin.
iki durum da zordur yani. ailenden daha ılımlı iki kişiye açılırsın. en hafifi "hasta" derler sana. "tedavisi yok" dersin. "o zaman ölene kadar yalnız yaşaman lazım" derler.
en yakınların arkanda durmaz. onlar'ın istedikleri kalıplarda yaşabildiğin sürece desteklerler seni.
çareyi başkalarında ararsın ama aile gibisi olur mu hiç? olmaz.. zor olan da budur ya..
zor bir durumdur. ya hayat ya da aile seçilecektir bu durumda. bazı kişiler aileyi seçmektedir, fakat sanırım ben olsam hayatımı tercih ederdim. sonuçta ben onların evladıysam ve beni yargılamadan sevemeyeceklerse kendileri bilirler.

yalnız başlıkta bir şeye takıldım, dinsiz ve eşcinsel olmak beraber gelen olgular değildir. (bkz: sapla samanı karıştırmamak) ha kişi inanmıyordur o tabi ki ayrı fakat eşcinseller dinsizdir algısı gibi bir algı kesinlikle oluşmamalıdır, oluşturulmamalıdır.
(bkz:selam)

iki cambazı aynı ipte oynatmaktır. özellikle aile ile iyi bir ilişki olduğunda hayattaki en mükemmel dilemmalardan biri ile karşı kalmaktır. saçları erken beyazlatandır.
evliyken bile iki taraf sizi paylaşamayıp hayatı burnunuzdan getirirken eşcinselik durumunda aileden kopmak neredeyse kaçınılmaz. ne siz onların yıllardır tanıdığı çocuklarısınızdır, nede onlar sizi yıllardır karşılıksız seven ailenizdir.gerçeklerle yüzleşmek yerine yoksaymak daha kolay gelir.
bak işte bu tam benim durumum.eşcinsellik konusunda henüz ailede bir şey konuşulmuyor ki teyzelerim benim eşcinsel olduğumu öğrenince benim böyle olmadığımı bunun sırf değişiklik olsun diye kendi kendime uydurduğumu, geçici bir süreç olduğunu falan söylediler. benim şu anda o süreci atlattığımı ve kendimin eşcinsel olmadığımın farkına vardıklarımı sandırarak konuyu şimdilik kapattım ve galiba üniversitenin sonuna kadar falan da konuyu açmayacağım.
din konusuna gelince efenim benim annemin çok aşırı bir dindarlığı var. benide bu yuzden küçüklüğümden beri her yaz her yaz kuran kurslarina gonderirdi. e tabi bu konuda çokta başarılı olunca annem hayli sevinirdi. bense bu geçen süreçte hiçte ne kuran kurslarina gitmek ne de namaz kılmak falan istemiyordum. bununla birlikte zaman geçtikçe ateistliği tarzı şeyleri öğrenmeye başlıyorum. aynı zamanda din hakkında sorularım bir hayli o kadar çoğalıyor. sonra zaman geçtikçe dinden uzaklaştım bayağı. bazen din konusunda öyle küçük çaplı tartışmalar olsa da bir türlü anlayamıyorlar benim ateist olduğumu ki anlasalar beni goturmedikleri imam hoca vb. şeyler kalmaz zaten. anlamamaları şu anlık daha iyi çünkü bir çok yönden aileye bağlı olduğum için anlamamaları şu anlık en iyisi.
belli bir süre sonra aile ile mücadele etmeyi bırakıp, görüşmelerin minimuma inmesini sağlayan durum
yaz ortasında giyilmis kapkalin bir mont gibi basar bu durum insanı ; çıkarsan donarak ölecekmissin gibi hissesersin çünkü çıplak kalacak gibi hissettirir dayattiklarini istemezsen, soyunmak istersin ama seni ısıtan o hayat dolu güneş o sıcacık aile yakmaya başlar bu defa. sen yazı yasarken annen baban sana kat kat giydirir dinini, inancını,yasayamadiklarini, umutlarını, kendi isteklerini, gelenek gorenekleri neleri varsa yoksa... yakar havale gecirtir bu sana beş beden büyük gelen kıyafetler seni, farketmezler tukettiklerini. gençliğinin en güzel mevsimini dar ederler sana. heba ederler. havale geçirirsin koparsin aile yaşamından. sıtma tutar zihnini seversin aileni ama onlarla yasayamaz hale gelirsin. bitmez bu sitma nöbeti. vucut kendini iyileştirir mi bilmem ama akıl hastalanmamaya and içer. bir daha tutarsa o sitma bilir ki vay haline!
her bakımdan daha zor olandır. heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimler bütün ideolojik kesimlerde atfedilecekleri bir "karşı kötüyle" karşılaşır. örneğin homofobik dindar olana göre dinsizlikten kaynaklı ahlaksızlık, solcu olana göre kapitalizmin tüketim mantığından ötürü bir yozlaşma halidir. bir de siz ailenizin görüşleriyle çelişiyorsanız bütün bu karşı kötülere bakışın da hedefi oluyorsunuz. bir de çatışan ideolojilerin homofobiklerinin eşcinselliği birbirine atfetme ve kendilerini aklama çabaları var ki belki de en sinir bozucusu bu.