wunthri

Durum: 791 - 19 - 8 - 8 - 19.06.2018 01:09

Puan: 8758 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

kiss me hard before homophobia comes
  • /
  • 40

ayı sözlük şiir defteri

kimse bilmedi beni
kaç kez tuzlu sularda boğuldum
genizim yandığında hissettim sadece yaşadığımı
hak ettiğim buydu, olabileceğim buydu.
kaç kez bir peçeteyle gittim çöp torbasına
bazen de çekilen sifonun yardımıyla
usulca ilerledim her adamın sırtında
sallandığımda bıraktım kendimi
salonu toplu olan adamların yatağına

kokumun olmadığını kabullendim
tuzlu su her şeyi temizlemezmiş.
biraz zor oldu ama öğrendim.
gözlerimin açıkken görmediğini gördüm
üstümde 80 kilo ile baş edebilirim sanmıştım
kaçırmadım perdelerimi, asla
kabullenmem gerekliydi tüm hatalarımı
80 kilonun altında ritimlerle
nefes almam gerekliydi

yaşadığını hissettirebilmek için
yaşadığımı hissettirebilmek için
yaşattığını hissettirebilmek için

aldığın nefes, başkasının verdiği
nefes olamazmış
gözlerim kızarınca anladım
hiçbir şeye hakkın yokmuş
birinin nefesinin altında
kaldığın sürece
devletin en iyi fikridir seks işçileri
kimse bilmezdi beni
babam da bilmez veli toplantılarını.

ayı sözlük şiir defteri

bir şeyler aktı içimden
birkaç şey koptu rahmimden
hangisi kol
hangisi bacak
içim kazınmış
acıkmışım
susamışım
sanma böyle içim gerçekten kazınmış
rahimden kucağa gitmeden
yere düşmüş
bir çöp torbasında bulunmuş
kremi sürülmemiş, gözü açılmamış
görmemiş bu lanet kadını
tutmamış bu elleri
bulaşmamış hiç saf kötülüğe
bilmemiş
her anne sevmezmiş çocuğunu
her çocuk sevilmezmiş
her çocuk da bilemezmiş annesinin sevmediğini
insanın kıyamayacağı yokmuş
daha iyi seçenekleri olduğu sürece
bir masadan kalkış
bir kıyafet değiştiriş
bir elin karnı yoklaması
yürümekte aksaklıklar
ödenen 1300 tl
paranın her şeyi aldığını gördüm
acıması yokmuş
acımam yokmuş
vebalı yürüyüşümde bir çocuk
tutuyor elimi,
kötülüğe kötülük yapmak istercesine
soruyor sadece
güller bürümüş mü güzelliğini
yine yerine gelecek mi en sevdiklerim
-wunthri

ayı sözlük şiir defteri

bir noktayı izlemek,
bir nokta olana kadar izlemek,
sırtı sana dönük iken,
her şeyin tersine dönmesini beklemek.

vaktin tesadüfüne rast gelmek,
bazı ipleri örmek hem de ilmek ilmek.
yine bir nokta oluncaya dek izlemek.

ilmik ilmik acılardan sicim yapmak.
yapılan sicimi tavana asmak.
kırık bir tabure üzerinde.
tavanda bir noktaya bakmak.

bu sefer nokta olana kadar değil.
bir noktaya bakmak, sadece bir nokta.

vaktiyle vücudu ile karşında duran,
dokunurken tedirgin olunmayan,
bir nokta nasıl olur?
koskoca kütleden arda kalan

saçlar kesilir, evler değiştirilir.
birilerinin salonunda bir ah işitilir.
hem de en hasından
bir nokta belirir yine ama sadece bir nokta
o nokta ki sicimi de getirir.
yine tavanı da izletir
kırık taburenin üstünde yine bekletir
nokta sadece nokta olmuştur artık.

soyutuyla somutuyla bir insan nokta olmayı da becerir.
nokta oluncaya kadar kendini de izletir.
nokta olduğunu bilmez,
nokta nerden bilsin noktalığını?
o yine noktadır, çok şey yitirmiştir.
ama nokta vardır, küçük de olsa.
sen artık bir boşluğun ötesi değilsindir.
en ağır hislerin nokta da olamamıştır.

bu da artık senin somut olamayışınmış,
bir daha görünmeyişinmiş,
o hiç zaten görmezmiş
-wunthri

ayı sözlük şiir defteri

güneş tepede, kavruk toprak.
incecik bir çatlaktan hücum eden su
zerk ediyor her hücreme
galiba bir papatya tarlasında
hava soğuyor, hafif üşüdüm.
papatyalar gitmiş, her yer kan
birazcık da revan.
ve birazcık da reva.
artık papatya tarlasında değilsindir
papatyanın da dikeni varmış
görememişim.
bilirsin aslında papatyanın dikeni yoktur
yine bilirsin hangi çiçeğin dikeni vardır
görmek istememişsindir.
artık daha fazla yakar güneş,
ve toprak daha fazla kavrulur
su bunalımında bir ülke gibisindir.
artık hasadı olur mu bir şeylerin?
rahminden akmıştır bir bir çocukların
kiminin kolu bir yerde
kiminin bacağı
bir sırtlan gibi gelmiştir
tek tek toplamıştır
kolu, bacağı
papatya tarlan yoktur artık
papatya ilk kez sakinleştirmez
uyutmaz
dinginleştirmez
papatya, papatya değildir.
-wunthri

ayı sözlük şiir defteri

birinin birisi girdi salonuma
dağılmış bir salon ne kadar güzel görünebilirdi
dağlanmış bir insan ne kadar güzel ağırlayabilirdi misafirini
samimiyetin bokuna ilk kez şahit oldum
merhametin de
ve biraz da aptallığın
bir duvar girmiş araya
duymamış çığlıklarını,
görmemiş yere düşen arsızlığını
sevmenin böylesine şahit olmamış
aynı yerden yara almışsınız
ikiniz de yaranızı atlatmışsınız da
birinin ilacı senin yaranı daha beter etmiş
sen iyileştirmişsin kendini, o güçsüzmüş.
inanmak istemişsin daha iyi olduğuna
inandırmak istemişsin daha iyi olduğuna
kirli çıkarın
birinin birisini de sokmuş salonuna
salonun dağılmış
yarası kapalı olanın yarasını sarmaya çalışmışsın
yaran açıkken
tazeymiş ki acın hissetmemişsin
o da hiç sormamış
belli ki kendi canı pek kıymetliymiş
artık yaralı bir askersindir
kurşun bile yiyecek değerin kalmamış
yarandan ölmeyi beklemişsin
süngüyle deşilen bir karın gibi
deşmişsin karnını
en değerliliğin
en kutsalın
en mahremin
bir mermiyi bile haketmemiş
o yarasını unutmuş
salonun daha fazla dağılamazmış
dağılmayınca sardıracak yarası da kalmamış
birinin birisi de gitmiş bire
-wunthri

ayı sözlük şiir defteri

çocukluğunda, çocukluğunla mahvetmişler
büyümüşsün, serpilmişsin.
en çok yara aldığın yerden vurulmuşsun
her vuruşta bir geriye dönüş
her bir geriye dönüşte ise
tepelemesine bir karabasan
bazı örtüler
bazı yataklar
hiç çıkmaz aklından bazı desenler
bazı desenler mideni bulandırır
bazı isimler endoskopi etkisi yaratır
ve temizlemez hiçbir şey artık
suyun altında kalmaktan büzüşmüş derini
kendine döner kılıcın
ilk seni keser
ilk kendine kıyarsın
ilk kırdığın ayna
senin aynandır, başkasının değil.

ilk kez o zaman sevmemişsindir allahı
ilk kez o zaman yardım etmemiştir allah
ilk kez o zaman okumuşsundur
bütün bildiğin duaları
dualar bitene kadar bitsin istemişsindir
duaların bitmemiştir
duaların bitse, allahın bitmemiştir.

derin, tavuk derisine dönmüş.
gözünde fer, yüzünde gençliğinden eser kalmamış.
örtüsüz yatak kullanalı çok olmuş.
çocukları sevmediğini kabul ettirmek ağır gelmez olmuş.
bazı evlere girilmemiş
bazı örtüsüz yataklarda kaybolunmuş.
bu bir hiç oluş.
-wunthri

ayı sözlük şiir defteri

senin de kalen düşecek.
farkedeceksin surlar da yıkılırmış,
hiç yıkılmaz denilen yapılar,
ardında bir taş bırakmamış
sen mi sağ salim kalacaksın?

senin de açlığın başlayacak.
susuzluk bir sav gibi seni de vuracak.
nil bile geri çekildi yerinden.
senin suyun senle mi kalacak?

senin de ölümün başlayacak.
çürümen yaşarken olacak.
çarmıha gerilmiş isaya bakmadı allah.
senin mi sesini duyacak?

senin de kıyametin gelecek.
en sevdiğini gözün bile aramayacak.
lut'un karısını bırakmadı allah.
seni mi onun yanında tutacak?
-wunthri

sakarya'da bacakları kesilen köpek

et tüketen insanların da güzelim yavrucağın katilinden farklı olmadığını, bunu sadece endüstriye yaptırdığını belki bir nebze insanlara düşündürebilmiştir. çok acı bir süreç olsa gerek, ne kadar kötüleştirdi bizi bu türcülük. söyleyecek pek bir şey yok. isaac singer her şeyi söylemiş. "hayvanlar söz konusu olduğunda bütün insanlar nazidir ve bu hayvanlar için sonu olmayan bir treblinka'dır."

ayı sözlük iş ağı

istanbul içi makine mühendisliği için staj yapacak yer aramaktayim. bir bilgisi olan yazarlar iletişime geçerse şimdiden teşekkürler. (staj atölye stajı değil büro stajı )

ayı sözlük check-in servisi

xxx isteyene leğende çekilmiş bebeklik fotoğrafı göndermek

daha önce çok hoş şeyler düşündüğüm bir flortum ile benzer bir durum yaşamıştım. gelinlik fotoğrafı yollayarak kendisini bir nebze şok etsem de şokun etkisinden çıkıp engellemesi uzun surmemisti. bu da böyle bir animdir.

dini inancı olmayanların genel özellikleri

mühendis sevgiliye söylenecek sözler

aşkım o eski sevgilin bu bloğa bozucu giriş etkisi yapıyor sanki?

kişinin eşcinsel olup olmadığını anlama yolları

yere buğday taneleri atılır eğer kişi eğilerek alıyorsa eşcinseldir. dizlerini kırarak arıyor ise heterodur. bir dk bu evlenilecek erkek evlenilmeyecek erkek testiydi. *

azer bülbül

aşırı iyi bir şarkıcı olduğuna inandığım merhum kişi. şurama bir ağrı girdi cümlesi ile hayatımda yer etmeye devam ediyor. bu arada güzel şeyler bırakmış arkasından
(bkz:iyi değilim)
(bkz:caney)
(bkz:kurşun yedim)
(bkz:üzülmedim ki)
(bkz:duygularım)

sevgilinin geçmişi

önemli değil diyen kişinin de geçmişi kirli değildir. önemli değil diyen kişi muhtemelen birisi ile salt olarak birleşebilmenin özüne varan ve bazı şeyleri içinde halletmiş birisidir. kısacası önemli değildir.

günlük mü ömürlük mü

ölümlük. varsa kapışacak gelsin kapışalim.

dindar ailenin dinsiz ve eşcinsel çocuğu olmak

belli bir süre sonra aile ile mücadele etmeyi bırakıp, görüşmelerin minimuma inmesini sağlayan durum

ayı sözlük itiraf

senin hatan. yine güvendin birine, kimseyi suçlama. düştüğün konumun sebebi sensin. ne bekliyordun? seni önemsemesini mi? gerçekten buna inandın mı?

insanı olgunlaştıran şeyler

  • /
  • 40

ilk yiyişte mutlu eden şeyler

human papilloma virus

sayesinde kazandığım anal kondilom -makat siğili- sebebiyle bugün yalnız başıma gidip ameliyat olduğum viral rahatsızlık.

nereden başlasam bilemiyorum. hatta bugün ilk olarak aklıma gelen yer burası oldu. çünkü durumumu aileme söylemezdim, hem arkadaşım da yoktu, aptalca hata ile düşmüştüm bu duruma bir kere.


önce okuyan için bilgi vermek istiyorum. makat siğili yani anal kondilom hpv virüsü sebebiyle deride oluşan lezyonlardır. tıpkı kadınların vajinası ya da erkeklerin penis bölgesinde çıktığı gibi anal yolda da sadece makat çevresinde ve makat girişinde oluşur bu siğiller.


neyse madem yalnızım, içimi dökmek istiyorum biraz da. bundan 1-2 ay önce makat bölgemde 1-2 sivilce gibi bir şey geldi elime duş alırken önemsemedim. 1 ay içerisinde bu sivilce dediğim şeyler büyüdü karnıbahar şeklini aldı. cinsel hayatım oldukça gülünç durumda olduğundan bunun cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğunu başta düşünmemiştim ayı sözlük okuyucusu. sonra ufak bir google araması ile karşıma çıktı tehşisim. anal kondilom. haydaaa nerden çıktı şimdi, üstelik en son cinsel birleşmemin üzerinden 3 ay geçmiş, hayatımdaki en boktan 10 dakikayı geçirmişim, aktif bir cinsel hayatımda yok. nereden geldi bu hastalık şimdi?


işte burada size hpv kişisel davranmıyormuş işte. google görseller sağolsun moralim sıfıra indi, bütün aktivitelerimi bıraktım küçük çapta bir depresyona girdim filan. umursamazca yemeğe vurdum kendimi, bilgisayar başında saatler geçirdim gece uykularım yine bozuldu, tam hayatıma çeki düzen verecekken böyle bir şeyle çöktük yine.

önce iş sigortamı kullanarak devlet hastahanesinde bir genel cerraha gittim. zira bu işin cildiyelik bir kısmı kalmamış artık proktolojik bir vaka. adam sadece elle muayene etti sevgili okur. ve yüzüme bakmaya tenezzül etmeyen bakışlarla "bir yerden bulaşmış, viral bir durum bu" dedi bana.

kondilom makatta olunca tıp etiği filan rafa kaldırılıyor bu ülkede sevgili okur. erkeksen ve makatında siğil varsa sana arsız ibne top gözüyle bakıyorlar. neyse kaldığım yerden devam edeyim, söz konusu bu cerrah beni başından savmak ve uğraşmamak için cildiyeye yolladı. ve ekledi "bu zührevi bir durum."

gittik cildiyeye kadın bana ahlak dersi vermeye çalıştı, "kondom kullanın" vs. halbuki bilmediği benim sex düşkünü arsız bir ibne değil aslında talihsiz bir şekilde internetten tanıştığı kişiyle buluşup sex yapan, saf bir ibne olmam. sosyal hayatı pek olmayan, sıradan bir insanım çünkü. bazı şeyler başıma hiç gelmeyecekmiş gibi düşünürdüm hep, o yüzden pek önemsemezdim. zaten toplumun en küçük yaştan itibaren dışladığı bir insan olduğumdan hiçbir şey önemli değil gözümde. istediğini düşünsün. ama aynı dertten muzdarip birkaç kişi okur belki, cesaret bulur diye yazıyorum. bak düşün ne kadar saf salak bir insanım, neler yaptım. devam et okumaya.

bu avam cildiye beni yine cerraha yönlendirince, başından savamadığını anlayan homofobik devlet doktoru beni bildiği bir cildiyeye yönlendirdi. gittik tabi. ama devlet hastahanesinde -daha doğrusu benim bulunduğum şehirde- aynı bölüme 15 gün geçmeden aldığın randevu geçersiz sayılıyormuş, randevuya gittiğimde yardımcısı böyle dedi ve beni doktorun odasına almadı. cerrahtan haberi almış olacak, cildiyeci sırtını dönmüş, duvara bakar vaziyette oturuyordu ve kadınla konuşurken bana bir kere dönüp bakmadı.

normalde mülayim olan ben biraz sinirlendim tabi ama kendi içimde patladım. hastahanenin bahçesinde çaresizce ne yapacağımı düşünürken "anal kondilom tedavi" yazıp google amcaya sordum. devir teknoloji devri ya, konumuma ve ip adresime göre hemen çevrede özel bir genel cerrahın ofisinin adresini verdi. şimdi ismini burada kullanmayacağım. neyse gittik bu şaşalı cerraha.

ofisten içeri girer girmez bir bayan bana "nerenizde siğil var" dedi. sanane kardeşim? doktora siğil desen olmuyor mu? "genital bölgemde" dedim. tamam dedi, muayene ücretsiz ama makat bölgenizdeyse muayene ücreti 75 tl. sağlık elden gidiyor kafasında bastırdık parasını, o arada parayı çeken diğer yardımcı hafiften sırıtıyor gibi ama kendini sıkıyor neyse geçtik muayene odasına.

cerrah, askeri hastanede çalışmış bir emekli, lazerle siğil, ben yakıp para basıyor. cildimin benli olduğunu görünce direk "lezyon" diyip uygun fiyata yakarız filan dedi ben kalsın dedim. neyse, hazır paralı muayene oluyoruz, bari penis bölgemede baksın diye "orada da vardı 1-2 siğil sonra kayboldu" dedim, derdimi anlattım filan hemen güzelce muayene etti yardımcısıyla. makat siğili için hem dış hem de makat kanalına özel olarak baktı. - anaskop deniyor bu alete-

yalnız muayeneden sonra bunun da yüzü değişti. aga ne hastalıkmış be. parasını verip muayene oluyorsun ama yine de yargılayan bakışlardan kurtulamıyorsun.neyse anlattı işte "hpv hiçbir zaman geçmez, bu siğilleri yakacağız 1 yıl takip edeceğiz seni 2 ayda bir muayeneye geleceksin" falan...

ücret için odadan çıktım danışmaya geçtim, kadın bana sgk'nın bunu ödemeyeceğini söyledi. halbuki internet sitelerinde sgk ile anlaşmalıyız yazıyordu. ki zaten bu yüzden güvenerek "hadi kurtuluyorum" ümidiyle gittim. " yok ödemiyor, özel sağlık sigortanız yoksa peşin 3750 tl dedi. ha bu arada unutmadan muayenede bana asker cerrah paşa "dışarıda 10 lezyon, içeride 20 lezyon var" demişti. yani daha başlangıç evresinde gibi bir şey. fiyatta bu. sanırım bunun biraz tuzlu olmasının sebebi, ağrıyla sızıyla uğraşmadan adamın özel cihazıyla siğilleri yakması. zaten ayakta tedavi diye geçiyormuş.

ümitsiz bir şekilde çıktım ofisten. yolda gidiyorum aklıma "zaten değersiz bir hayatım var, öyle de olacak. bitireyim de kurtulayım " gibi hint fakiri edebiyatı yapıyorum kendi kendimi üzüyorum filan.

bundan 1 hafta sonra uzun süre düşünüp karar verdim dedim orta halli özel bir hastahaneye gideyim, ne de olsa bu hastahaneler fakir fukaranın çocuğuna ve karısına değer verdiğini göstermek için genelde doğum yapmaya gidilen yerler. durum böyle olunca hasta yatışı + operasyon için aşağı yukarı aynı fiyatı kesiyorlar. atıyorum doğum için 1800 tl fiyat biçip sgklıdan 1600 tl istiyorsa, benim ufak operasyon da bu civarlarda tutar. zaten estetik adına bir işlem de değil.

özel hastahaneden aldım randevumu ama yine genel cerrahtan aldım. doktorsitesi filan gibi yerlerde olumlu oy almış, bir de kendisi aynı zamanda bir proktologmuş. -genel cerrahinin daha çok makat bölgesiyle ilgilenen alt dalı. anal fissür, kıl dönmesi, hemoroid gibi alanlara bunlar bakar aklınızda bulunsun-

tam olarak bu hafta salı günü iş çıkışı kendisine gittim muayene oldum fakat bu doktor anoskop ile içeriye bakmadı. direk anal kondilom tehşisi koydu. çözümün ameliyat olduğunu, ufak bir cerrahi operasyonla bu lezyonların yakılacağını ve bu hastalıktan 6 ay takiple kurtulacağımı söyledi. cerrahi operasyon deyince ben de bir önceki doktorun yöntemi sandım ama değilmiş meğer. bu bildiğin lokal anestezili ameliyat.

ameliyat günü aldık, maaşın yarısını hastaneye bağışladım günümü bekledim ve bugün sabahtan gittim hastaneye. evden "arkadaşımla kahvaltıya gidiyorum" diye çıktım. kimsenin ruhu duymadı sözlük. saat 8 gibi hastahaneye vardım, 9 gibi anestezi doktoru kaba bir muayene gerçekleştirdi, yarım saat içinde damar yolum açıldı, serum bağlandı, odama çıkarıldım. hayatta kendimi önemseyen bir insan olmadığım için bütün bu olanlara flu bakıyorum, bir an damar yolumu açan kız, "neden yalnız geldiniz" dedi ve bütün umursamaz tavrımın içine etti. bir anda içimi korku heyacan sardı. dedim "ufak bir operasyon olduğu için, evdekileri endişelndirmek istemedim". "hastalığınız nedir" dedi ben de "anal kondilom" dedim.

ameliyathaneye indik ve içeri girdim, bacaklarım zangır zangır titremeye başladı. o buz gibi odada kimsem yoktu resmen. iç sesim bile susmuştu. anestezi doktoru daldı içeriye. belden aşağımı uyuşturmak için omurgamdan birkaç iğne yaptı, son yaptığı iğnede bacağımı sanki birisi kırmış gibi elektrik çarpmış hissiyatı sebebiyle yerimden zıpladım.

adam "hoeeeooooop" diye bağırdı ben kem küm edip "kusura bakma" diyebildim en fazla. yalnız şaka maka sakat kalabilirdim eğer o iğneyi tam zamanında çekmeseydi. bir gülme tuttu sözlük beni orada ama içimde patlıyor kahkahalar çenem zangır zangır, ayaklarım tir tir titriyor korkudan ama gülmek istiyorum. hemşire içeri girdi ve "bu hastanın anksiyete bozukluğu var antidepresan kullanıyor" deyince anestezi doktoru 5 şırınga anestezi üzerine bir ilaç daha bastı mal gibi kaldım masada. bildiğin felçli gibiydim.

en son perdeyi kaldırdılar benim kafa o kadarını kaydedebildi. ama gözlerimin açık olduğunu hatırlıyorum. sanırım ağır bir şekilde anestezi aldığım için benim kaslar paralize oldu. bir 10-15 dakika sonra çıktım ameliyattan. doktorun yüzünü bile hatırlamıyorum içeri o mu girdi yoksa başkası mı bilemedim. bir an içimi bir şüphe sardı, acaba dedim bunlar sadece dışarıdakileri mi yaktılar ki bu kadar kısa sürdü? hem muayene esnasında cerrah makatımın giriş kısmına bakmamıştı bile. zaman kavramı heyecan ve anestezi ile kaydı direk.

neyse öyle böyle düşünürken anestezi doktoruyla göz göze geldik dedim özür dilerim ben bir anda bacağım seğirdi korktum. "önemli değil" dedi, diğer ameliyathane ekibi filan geçmiş olsun, iyi misin filan diyebildi sadece yarım ağızla. odama çıkarttılar sonra 1-2 saat uyumuşum.

uyandığımda belden aşağımı hissetmiyordum altımda bir şişlik var filan öyle biraz duvarı seyrettim. yalnız olmak biraz da olsa hoşuma gidiyor sözlük. kendi başıma açtığım şeyleri sorumluluk alıp çözümlemek mutlu etti beni. dedim "oh be üstesinden geldik".

gayet cool ve rahatlamış bir şekilde takılmaya başladım, 2 saate anestezinin etkisi yavaştan kaybolmaya başlayınca ve serum da bitince giyindim, indim kafeteryaya sigara çay yaptım. bir şeyin üzerine oturuyorum ama hissetmiyorum öyle mal bir durumda sigara içmeye indim. kafaya bak. kafeteryada doktorlardan biri asansörde denk geldi "hazır damar yolun açılmış, oradan verelim nikotini" filan dedi salak salak espri yapıp güldürdü, kafeteryada arada atılan bakışlar eşliğinde sigaramı içtim.


tabi bir elimde telefon, evdekilere "şimdi oradan, buraya geçtik takılıyoruz" kisvesi yaratmak için 2-3 saatte bir mesaj atıyorum, ama saat 15:00 olunca dedim yeter taburcu edin beni. hemşire "beyefendi doktor bey gelsin görsün sonra" dedi tamamdır dedim. çabuk bittiği için mutlu bir şekilde, "acımıyor bile" derken yavaş yavaş penisimi hissetmeye başladım. doktor gördü, ilaçları yazdı, taburcu olduk.

eve vardığımda bütün anestezi etkisi gitmişti ve öyle bir sızlıyordu ki makat bölgem anlatamam. üstelik bu sıcakta. sağolsun anestezi doktoru fevri davranarak ilaç üstüne ilaç basınca da prostat kaslarım paralize oldu, işeyemedim. bildiğin mesanem dolu ama damla damla işiyorum, gözlerim doldu ağlamaklı bir vaziyette internete bakıyorum, nasıl geçer nasıl olur diye meğerse antidepresanlarla anestezi ilaçları birleşince çok güzel şeyler oluyormuş. mesane kasları paralize oluyormuş-muş. özellikle makat bölgesi ameliyatlarından sonra böyle şeyler olabiliyormuş.

evin içinde volta atıyorum, su içiyorum bana mısın demiyor. ıkınamıyorum çünkü makat bölgem yanıyor sızlıyor filan. en sonunda ilaçların karışım etkisi gitti oturarak işeyebildim. şimdi de hala sızlıyor sözlük ameliyatlı bölgem. acı içindeyim, unutmaya çalışıyorum olmuyor. 2-3 ağrı kesici içtim geçmesini bekliyorum.

böyle işte sözlük. türkiye gibi üçüncü sınıf dünya ülkesinde, üçüncü sınıf vatandaşsan muamelen de böyle oluyor. yaşamın da böyle geçiyor. olan cebindeki parana, sağlığına oluyor. 1 doktor işini iyi yapsa, bunca zaman basit bir rahatsızlık böyle süründürmez

neyse. dersimi aldım. bir müsibet bin nasihatten daha etkili derler. şimdi 1 yıl boyunca hpv ile savaşacağım. artık kendimi değersizleştirecek ucuz ilişkiler peşinde koşmayacağım. belki karşıma birisi çıkar, uzun soluklu hani ya da hiç çıkmaz daima böyle yaşarım. umrumda değil artık. yeter ki sağlığımdan olmayayım.


edit: entrynin bazı yerleri anlam bakımından dağınık olduğu için paragrafları kısalttım, düşük olan cümleleri çıkardım.

edit 2: imla.


selamlar.

Toplam entry sayısı: 791

eylül cansın

"koskoca dünyamız batsın"
eylül cansın, henüz 92 doğumlu. hani şu intihar eden trans birey. trans önekini aman kaldırmayalım. yoksa birey olduğunu anlayamayız. hoş bu topraklarda birey olmanın da bir önemi yok ya. henüz 92 doğumlu hani şu intihar ettiği söylenen ama bir toplum cinayeti olan eylül. henüz 92 doğumlu eylül, videosunda kendi hayatından o kadar çok geçmiş ki geride bıraktığı köpeğini düşünüyor. bizim eylül'ü sığdıramadığımız şu koskoca dünyada o evine bir köpeği sığdırmış. sokaktan bulmuş köpeği de. onu da güzel bulmamışlar, sokağa bırakmışlar, atmışlar, sövmüşler, dövmüşler ve daha nice kötü şey. tanıdık geldi mi bu size? eylül belli kendisini görmüş o hayvanda. ölürken bile onu düşünüyor, o hiçbir yere çişini, kakasını yapmaz diyor. böyle de iyi kalpli bir insan. videosunda konuşuyor, ağlıyor, hıçkırıyor. bir daha açılmayacak dudaklarından "yapamadım, izin vermediler, çok denedim." cümlesi kulaklarımıza doğru hücum ediyor, ardı ardına açılan bir ateş gibi vicdanımızı hedef alıyor. biz bir insana yaşaması için izin vermeyip, ölüme itmiştik. ölümüne izin verdik, ne acı! ama o yine o kadar iyi ki ne isim veriyor ne hedef gösteriyor, herkesi vicdanıyla baş başa bırakıyorum diyor. aklıma bursa'da öldürülen trans irem'in annesinin mezarı başındaki çığlıkları geliyor. "koskoca dünyaya sığdıramadınız oğlumu" demişti. sahi biz bu koskoca (!) dünyaya neler sığdıramamıştık? modernitenin insana yüklediği acımasız kimliklerin yılgınlığıyla dolup taşan insanları sığdıramamıştık. doğduğu yeri seçemeyen, ne kadar çok denerse denesin bir türlü karşı cinsi sevemeyen ama sevmesi beklenen insanları mı sığdıramamıştık? sırf doğduğunda üreme organına bakıp "haa, bunun vajinası var bu kızdır" diyip toplumun ona yüklediği rolleri kabullenmek zorunda bırakılıp, ataerkinin etrafını sardığı kadınları mı sığdıramamıştık? biz bu dünyaya kimseyi sığdıramadık azizim. türcüleştik, kendimizden farklı gördüğümüzü ezdik, yaktık, yıktık, kurşunladık azizim. biz kimseyi sığdıramadık şu dünyaya azizim, eylül'ü sığdıramadık.
bir sistem bir toplum düşünelim. içinde yaşayan, yaşadığı varsayılan demek daha makul olur ya neyse. işte içinde yaşayan bu insanı, ağlaya ağlaya, intihara sürüklüyor. bunlar intihar değildir, cinayettir ve politiktir. bunlar münferit olaylar da değildir. sistematik, düzenli ve toplum güdümünde genelin ahlakı ve normal normlarıyla bir insanı yaşamdan koparmaktır. bu intihar değil cinayettir. katili bellidir.
biz eylül'ü sığdıramadık şu koskoca dünyaya değil. biz insanlığımızı, vicdanımızı sığdıramadık şu koskoca dünyaya. kötü olanı homofobiyi, transfobiyi, mizojiniyi, pedofiliyi bu liste uzar gider biz bunları sığdırdık da eylül'ü sığdıramadık işte.
ölümünün ardından dinde yeri yok dediler, iyi olmuş diyenler de oldu be eylül'üm. ölümünden bile rahatsız oldular, yaşamanı nasıl kabullensin bunlar. insan hayatının her şeyden önemli olduğunu kabullenememiş bir coğrafyada doğmak mıydı senin şanssızlığın? üzgünüm, nefes alamıyorum, çok üzgünüm eylül. senin küçücük kalbine sığdırdığın o sevgiyi biz şu koskoca dünyaya sığdıramamışız ya .
eylül'den bahsettik, hani trans olan, toplumun eliyle, diliyle, bakışıyla, dayağıyla, taciziyle ölüme ittiği eylül'den. henüz 92 doğumlu, 23 yaşında. vicdanımızla baş başa bırakma bizi eylül. bunlar vicdanlarında yer bulamazlar sana, ben bir kez daha ölürüm eylül.

içimde eylül'e dair kalanlar, bir yere dökmek istedim sözlük

bir erkeğin en çekici olduğu yaş

gay bardan adam kaldıran kadın

adamı kaldırmak kolaydır, maharet o penisi kaldırmakta, erekte etmekte. *

lilith'den adem'e ferman

homojen dergide yazmış olduğum ve şu zamana kadar içime en çok sinen yazı oldu herhalde. yazım diline çok dikkat etmemişim gibime geldi ama baya içselleştirdiğim bir yazı oldu. ilk defa bir yazımda bu kadar fazla duygularımı kattım diyebilirim. bu yüzden linki buraya bırakıyorum <3. dergi ekibine de bana bu imkanı tanıdıkları için teşekkürler :)
https://homojendergi.com/lilithden-ademe...

ayı sözlük itiraf

senin hatan. yine güvendin birine, kimseyi suçlama. düştüğün konumun sebebi sensin. ne bekliyordun? seni önemsemesini mi? gerçekten buna inandın mı?

jin jiyan azadi

kedime adını veren jin kelimesini öğrendiğim slogan. bir de bu sloganı erbanelerle atacaksın, değmesinler keyfine! *

hande kader

trans olduğu için gencecik iken yakılmış kadındır. bu toplumun nefretının kurbanıdır. nasıl bir nefrettir bu? bir insanı yakabilecek kadar nasıl bir nefrettir bu? hande'yi de bilirsiniz olaylı 2014 yürüyüşünde kendini tomanın önüne atan bir transtı, her zaman trans cinayetlerine tepki gösteren birisiydi. ama ses çıktı mı kimseden, hayır çıkmadı. çünkü özgecan gibi 1"masum" değildi, kadın değil, kız çocuğu değil bir dönmeydi! affetme sakın bizi hande, ben affetmiyorum kendimi sen de sakın affetme.

ayı sözlük chat

selam sisters! sözlüğün terörist radikal feminist vejetaryen gey mandalinası wunthri geri döndü ^^ selam ve dua ile

burdur'da kürde benzediği için mhpli genci döven mhpliler

ülkücü gerzekliğinde top 3'e oynamıştır
top 3
1-) senegal bayrağını kürdistan bayrağı sanıp yakma
2-) çinli diye türkistanlı birisini dövme
3-) kürt'e benziyor diye mhpli dövme shdgfhhgjjhkjjjk

aktifin malı pasifin çenesini yorarmış

hem mecaz hem gerçek anlamda doğru olacak lubun atasözüdür.

abdullah öcalan ı gelin yapan ülkücüler

benim evlenemediğim ülkede hapiste olduğu halde abdullah öcalanın evlenmesi biraz içimi burktu tabi,
buyrun link sgdhfjgkhkjl


dipnot: apoda kırmızı kuşak olmaması gözlerden kaçmadı tabi

israfil

sura üfleyecek melekmiş. kendisinden iyi bir blowjob çıkar diye düşünüyorum (bkz: swh )

kapanmadığı için 4 yaşındaki kızını öldüren baba

sözlükteki islami tayfanın seri eksiye alması? yahu cidden argüman falan üretmeyin bu konuda, islam şöyle böyle değil demeyin alın asıl gerçek islam bu işte. islamdan kaçmayın, savunuyorsunuz madem o kadar bir araştırın demi? çok merak ediyorum din üzerine sorgulamamaktan başka ne bok yaptınız? islamın ataerkil topluma kaynak olduğunu bilmez gibi ne konuşuyorsunuz acaba? islamda kadının yeri mi var? e tabi portakal göğüslü huriler falan kadına baya yer verilmiş değil mi? iki kişinin zina yapması durumunda recm edilmesi vs zaten çarpıtılmış kültürel islam demi? yahu bir gidin, alın bunu da eksileyin. islamdan nefret ediyorum ölene kadar da nefret edeceğim. bütün dinler katildir.

siktirin gidin doğuya o zaman

sözdeki erilliği bir kenara bırakıyorum şuan, illa birileri bir boklara karşı direnmeli mi? ulan devletin orda yaptığı zaten katliam asıl bunun olmaması gerek. devletin yediği boklar yüzünden ben neden doğuya gideyim? hayır illa bir yerlere gidilecekse türkler işgal ettiği bölgelerden çekilsin. ya uzun uzun yazmak istiyor insan ama size ırkçılığı vs anlatacağıma kaldırıma çöker bu sevdalar boşuna ley söylerim daha iyi

cuma'ya giden gay

dinin homofobi ile olan ilişkisini çözememiş gaydir. söylenecek çok şey var da söylenilse yerinde duramazlar. katillerine ibadet etmeye devam etsinler.
Henüz takip ettiği biri yok.