eski sevgilinin düğününe davet edilmek

cami duvarına işeyen ite sırf ''sen istedin'' demek için gidilmesi gereken düğündür. foto çekileceği zaman geline yanaşılır. hafif bir dirsek atılır ve kulağına '' benim portföyü ortak kullanalım istersen. seninkinde iş olsa ben boşamazdım.'' denir.
utanmadan davet etmişse, gider bi çeyrek altın takarım bende.
başıma gelen ve çok istememe rağmen icabet edemediğim davet. biriyle güzel bir şeyler yaşamışsınız ve bitmiş gitmiş diye neden hayatımdan çıkarayım ki, onun mutluluğunu görmek ve tanık olmak beni de mutlu eder, neden yadırganır ki? biraz sezen aksu kafasındayım bu konuda. o da bütün sevgilileriyle ve eşleriyle görüşüyor, hatta şarkısında bütün eski aşklarına selam söylüyor ya. ben de öyleyim. bütün eski sevgililerimin hala hayatındayım ve onlar da benim. sevgilileri buna dahil.
en büyük hobim ellerimle ellere teslim etmek mutlu olsun yeter ki ( olmasınn ) döner gelir o yaa
beterin daha da beteri olabiliyor, buna şükür.

(bkz: sevgilinin evlenmesi)
sünnet düğünüyse davete icabet edebilirim.

(bkz: pipili pilav)
el alışkanlığı ile bir prezervatif takarım herhalde
medeni olma durumu kabul edilir elbette ama yürek sızlamaz mı hiç?
bırak onu babamın oğlu olsa gitmem hiçbir düğüne. sikerler.
adama "altın fiyatları demekki o denli yükselmiş" dedirtir.

(bkz:düğünevinin misafirleri çeyrek altın olarak görmesi)