halı saha erkeği

erkeğin en güzel hali resmen. türk erkeklerine en bir sever gözle bakmama sebep olan anı doyasıya yaşayan erkek. halı saha erkeği abi, o göbeğiyle, barcelona formasıyla, yıpranmış kramponuyla halı saha erkeği diyorum ve spor salonu erkeğini kıçımla yan tarafa itiyorum.

eğlenmek için spor yapan erkek, kadın dırdırından uzaklaşmak için elindeki en makul seçeneği kullanan erkek, maç sonrası içtiği sigara sodasıyla maçtan sonra en az yarım saat gırgır yapan erkek.. işte bu, dünyanın en güzel ortamı.

futbolla hiç aram olmamıştır ama hayatımdaki tüm arkadaşlarım ultra heteroseksüel erkeklerden, kadınlardan (bildiğim kadarıyla) oluştuğu için bu erkekler beni her defasında halı sahaya çağırmayı ihmal etmezler.

- "oğlum gel lan bak çok zevkli."

+ "ı ı, cık.. gelmicem."

- "ya kaleye geçersin işte," asıl amaç belli oldu.

+ "hıı evet oraya geleyim de beni kaleye geçirin, yer miyim ben bu numaraları? ben en forvette oynarım her zaman,"

- "he amq hayatında ayağın topa değdi sanki.. ya gel tamam hiçbir şey yapma sadece dur." yani neden beni illa aralarına almak istiyorlar anlamıyorum. gelmeyeceğim ulan zorla mı..

ama bir keresinde sadece durmak koşuluyla kabul etmiştim halı sahada oynamayı ve defansta yerimi aldım. tabi bende futbol şu şekilde işliyor. "hmm top bizimkilerdeyse onlar nasılsa gol atar ben defansta bekleyeyim. ayy topu kaptırdılar. neyse ben koşmayayım nasılsa başkası koşup o toplu rakipten alır. yok yok bu rakip fena çıktı, off üstüme üstüme geliyor. dur bi azıcık koşarak önünü kesmeye çalışayım." gördüğünüz gibi futbola dair o an düşünmemem gereken ne varsa bir bir aklımdan geçirdiğim için benden halı saha erkeği falan olmaz. o gün de oynarken top inadına hep kıçıma, başıma çarpmıştı da kaleciden daha çok top tutmuştum. "top topu çeker" esprisini biri dahi orada yapsaydı halı sahayı ağlayarak terk ederdim orası ayrı.

öff çok uzatıyorum. demek istediğim, erkekler halı sahada çok güzel oluyorlar. sanki onları doğal ortamına bırakmışsın gibi, en saf, çocuk halleriyle birbirlerine rahat rahat küfrediyorlar, bağırıyorlar, o ofisteki sakin cem bey gol attıktan sonra bir aslan gibi kükrüyor falan... maç sonu gerçekleşen o güzel muhabbet.. seviyorum ben halı saha ortamını. özellikle soyunma odası ve duşların bulunduğu bölümdeki o testesteron kokusunu "ımmmhh" diye içime çekip elimi yüzümü yıkamam, sobalı bekleme salonundaki iddia, spor gazeteleri arasında oturup edilen sohbetler falan. hoş ortamlar yani bunlar.

ayrıca çok güzel halı saha erkeği bekleyicisiyimdir. telefonlarını hep bana emanet ederler. ben her şeyi tutarım.

her maçta bulunması farz fit ve yetenekli erkek hakkında düşlediğim fantezilere girmiyorum bile. ahh ah fit ve yetenekli erkek, maç bitince karın olacak o orospunun yatağına gireceğini biliyorum ama kader, seni de tutsak etti bu hayata. ne kadar üzgün olduğunu bir gün gelip bana anlatabilirsin. öhü.

sonuç olarak, yaşa sen halı saha erkeği!
dilinde hep aynı cümle: at bana!
böyle yolda görsen suratına bakmayacağın insanı halı sahada o kıyafetler* içinde görünce benim de içim ısınmıyor değil. sokak basketbolu bu kadar seksi değil mesela bence, futbol ayrı bir olay.
aha bu benim.
beni tanıdılar siz kaçın

edit: halısaha zirve mirve yaparsanız haber verin.