drmurti

Durum: 191 - 0 - 0 - 0 - 06.04.2020 00:10

Puan: 3242 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 10

koronavirüs bittiğinde yapılacaklar

sevdiğim bi mekanda bi sigara yakıp yanına da sadece çay istemek. ulan en basit aktivitelerin bile kıymetini bilememişiz.

yazarların favori mevsimleri

ayı sözlük yazarlarının sahip olmak istedikleri olağanüstü güçler

şu günlerde verebileceğim en net cevap hiçbir şeyi unutmamak olur.

kusura bakma ortalık biraz dağınık

sana geleyim diyenleri reddediş biçimim olan kelime öbeği.

elizabeth

1533 yılında doğmuş, ingilizlerin altın çağının kraliçesi ve hayatını merak ettiğim kadınlardan biridir. hayatını zor ve nispeten yalnız inşa etmiş insanlar hep ilgimi çeker. bugün bu hatun hakkında bi belgesel izledim ve dönemin papası, ispanya kralı, ablası, öz babası, sevdiği adam, kuzeni ve nice insanın ona düşmanlık ettiğini gördüm. galiba birilerinin düşmanı olmak kolay kabulleneceğim bi durum olmadığı için bu şekilde birçok düşmana karşı ayakta durmaya çalışmak bana epey ilgi çekici geliyor.

sözlükçülerin favori yemeği

sevdiğim çok yemek vardır ama enlerde içli köfteye yer açmak lazım.

hazzı ertelemek

görünce bi anlık şaşkınlığa düşütüğüm başlık. zira bir gün önce arkadaşlarımla tartıştığım ve bir tanesinin "hazzı ertelemek olgunlaşmak değil midir" şeklinde açıkladığı konudur.

neisseria gonorrhoeae

hastadan örneği alındı ise asla buzdolabı koşullarında saklanılmaması gereken gram negatif diplokok. (bkz:gonokok)

yazarların şu an ihtiyacı olan şeyler

tüm sorumluklardan azade, bomboş birkaç hafta.

ömer seyfettin

kaşağı adlı eseri olan yazardır. bu kitabı çocukluğumda okumuştum ve anımsadığım bi kısmı vardı, "çocuğun ateşler içinde yatması" . halbu ki çocuk halk arasında "kuş palazı" olarak adlandırılan cornynebacterium diphtheriae adlı bakterinin neden olduğu difteri hastalığından müzdarip ve gelin görün ki bu hastalığın en önemli klinik tablolarından biri hastada ateş görülmemesi veya çok hafif şekilde ilerlemesi... ömer seyfettin bey acaba biraz üfürüyor musunuz ki?

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

özellikle havanın güzel olduğu mevsimlerde, akşam 7, 8den sonra işin yoktur ve biriyle çıkıp bir şeyler içmek istersin veya yürümek istersin veya en olmadı bi bank kenarına kurulup muhabbet etmek...

yağmurdan sonra gelen toprak kokusu

üzerimde sedatif bir etki bırakan ve gördüğüm an müzik, çay, sigara üçlüsünü de olaya dahil ettiğim mevzudur.

sarmısaklı yoğurtlu makarna

üstüne de zeytinyağında kavrulmuş salça, köri ve pul biberden oluşan bir sos dökerseniz sizi zevkin doruklarına çıkaracak lezzettir.

sigara yakma isteği yaratan anlar

telefonla konuşurken bi ayrı güzel gidiyor meret.

sabah yapılınca ekstra zevk veren şeyler

mükemmel bir kahvaltıdır o.

tunceli

güzel bir ayrıntıdır. zorunlu hizmet için 31 mart seçimlerinden sonra gitmeyi planladığım ildir.

31 mart 2019 yerel seçimleri

şahsıma ilk kez heyecan vererek takip ettiren seçim olmuşmuştur.

platonik aşk

çok müzdarip olduğum duygusal karmaşadır. bi yandan seviyorum da bu durumu çünkü hayali gerçeğinden daha vefalı, daha içten, daha uyumlu.

hep bana insanı

kafasını taşa, duvara sürterek ateşi yeniden keşfetmek istediğim insan türüdür. bu muhabbeti arkadaşlarımla da yaparım sık sık. bana veya herhangi yakınlarına lüzumsuz isteklerde bulunuyorlarsa tek soru, tek cevap yaparız: " gerçekten kendini bu kadar özel ve ayrıcalıklı mı hissediyorsun?". ardından derin bi sessizlikle süreci noktalandırıp günlük hayata devam ederiz.

çayı sütsüz içen insan

vizyonunu ve misyonunu kendime benzettiğim insandır. evrensel kümem o kadar geniş değil, angaralıyız en nihayetinde.
  • /
  • 10

eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an

eşcinsel olduğumu hep biliyor ve farkındaydım ama bunu kabullenene ve ben buyum diyene kadar hep kötü bir şey hatta yanlış bir şey olarak görüyordum orta okul yıllarımda ilk olarak fark etmiştim erkeklere hemcinslerime karşı bazı duygusal ve cinsel ilgilerim olduğunu o zamanlar kendimden utandım ve eşcinsel olduğumu kabullenmek istemedim bu biraz da dindar bir aileye sahip olmamdan kaynaklanıyordu kendi kendimi kandırdım ergenliğe giriyorsun normaldir fazla abazasın gibisinden ilerki yıllarda kendime biseksüel kalıbı uydurdum kadınlara ilgim yoktu ama eşcinsel olduğumu hâlâ kabullenmeye hazır değildim eşcinsellik konusunda araştırmalar yapmaya başlamış kendimu kabullenmeye hazırlamaya başlamıştım ve birkaç psikolog insanla forum/chat tarzı sitede konuşup sohbet edince aslında eşcinsel olmamdan utanmamam gerektiğini bunun doğal olduğununu anlayıp kabullendim lise 2 yıllarımda 17 yaşında istemsizce başka bir eşcinsele aşık oldum ama ne aşk o sürekli aklımda fikrimda hayatım olmuş fiziğine görünüşüne dikkat etmeyen ben onun için günde 4 saat spor yaparken onun dikkatini çekmek için kendime bakım yaparken buldum kendimi o güne kadar hiç birine özel ve güzel gözükmek istememiştim onu istiyordum hemcinsimi oldukça kibar nazik hoş biriydi ve bu his içimi dolduruyordu kalbimi ve bir gece ayna karşısına geçtim ve dedim ki sen eşcinselsin oğlum bu senin gerçeğin bunu kabullen işte o kabullenme anı benim için hayatın değiştiği andı o an üzerimden ağır bir yük kalkmış rahatlamıştım değişik duygulardaydım. dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum kendimi ve o zamandan sonra benim için hayat olumlu yönde gelişti keşke bunu daha önceden kabullenseydim

hayata dair iç burkan detaylar

yine bir bayramda dedemlere gitmiştik her zamanki gibi. neredeyse bütün kuzenlerim, dayılarım, teyzelerim oradaydı. genelde pek görüşmediğimizden öpüşüp hasret giderme kısmı bi ayrı oluyor. tabii küçük çocuklar daha çok ilgi görüyor.

aralarında 2-3 yaş farkı olan iki kuzenim * de en küçük dayımdan ilgi bekliyorlardı. dayım içlerinden en küçük olanı kucağına alıp taşıyor, telefonundan bir şeyler gösteriyor ve şakalaşıp güldürüyor onu. büyük olan ise aynı şeylerin ona da yapılmasını isteyip bir adım atıyor dayıma. ama dayım ise onun ilgisini fark etmiyor herhalde ve geri çeviriyor tersleyerek. başından savıyor. kuzenim de yüzü düşmüş bir şekilde oturduğum kanepeye yanıma gelip kuruluyor sessizce.

bundan sonra sanırım benim için cidden yaşayabileceğim en çaresiz anlardan biri meydana geliyor. kuzenimin gözleri dolu dolu dayımları izlediğini görüyorum. konuşamıyor, ağlayamıyor, sadece gözlerinden neredeyse düşmekte olan o göz yaşları ve isteyip de alamadığı sevgi kırıntılarının kocaman yıkıntılarıyla savaştığını belli eden bakışlarla oturuyor. ben ise çaresizce ona bakıyorum. ve elimi omzuna atıp kendime yaslıyorum onu. o an ikimizin de gözlerinden yaşlar süzülüyor ama kimse fark etmiyor.

kimse küçücük bir çocuğun sevgiye aç kalbini fark etmiyor.

eşcinsel ilişkinin avantajları

kendini yalnız ve öteki olarak hissettiğin anlarda, hayatta en çok önem verdiğin kişinin seninle aynı durumda olması sana güç verir ve yalnız olmadığını hatırlatır. iyi ki eşcinsel olmayıp zevkine escinsellerle uzun süreli duygusal olarak takılma diye bir durum söz konusu değil, olsa da duygusal değil. sevgilinin biseksüel olması bile insanı o kadar yalnizlastiriyor ki. gerçi eşcinsel olmasak böyle bir avantaja da ihtiyaç duymazdik zaten.


kolayca aldatma olabilir ama o bir taraf için avantajken diğerinde dezavantaj.

bir de sex ihtiyacını gidermek için heterolar gibi en çirkin kıza * bile paspas olmaya gerek olmuyor. çok kolay bir şekilde bir gün içinde tanışıp sex yapılabiliniyor.

benim en sevdiğim ise ilişkinin gizemli olması. gizemli olan hep heyecan uyandırır. su an bile içim kıpır kıpır oldu.

kemal kılıçdaroğlu

ankara çubuktaki cenaze töreninde organize edilmiş çomarlar tarafından saldıraya uğramış. geçmiş olsun.

çocukluk fotoğrafları

öyle her zaman çıkmaz bunlar meydana. ya uzunca aradan sonra bir akraba gelmiştir uzak diyardan. ya saklanılan yerde inceden bir temizlik vardır ortalığa saçılıverir bir anda. bugünde öyle bir gündü aile albümünü döktük salona; albümler naylon ciltli olduğu için güzel korunmuş. renkli renksiz kimisi yırtılmış kimisi deforme olmuş fotoğraflar.

çocukluk fotoğraflarımın hepsi amatör çekim. tabi o dönemki fotoğraf makineleri digital değil haliyle sınırlı poz hakkınız var. birinde saçlarımı keserlerken dahi poz vermeyi ihmal etmemişim. diğeri bayram sabahı çekilmiş; giyinmişim en jantisinden, ayakkabılarım o biçim. bir diğerinde dayımın kucağındayım ilk ve son fotoğrafımız o günden sonra birdaha birbirimizi göremedik. bir sonrakinde geleneksel sülale pikniği en önde kuzenlerimle tabiki yine gülmüşüm.

çocukluk fotoğraflarından aklıma kazınmış tek detay gülerek poz vermem gerektiğiydi. halâ ekseriyetle gülerek poz veriyorum. hatta abarttım işi geçen gün biometrik fotoğraf çekinmem gerekiyordu ilk 5 dakika güldüğüm için çekemedi adam. gereksiz uzattım farkındayım sonuç kısmına geçiyorum. çocukluk fotoğraflarında saklı o güzel günleri çok özlüyorum. hani bu entrynin vermek istediği mesaj, ana fikri nerede diyenleri duyar gibiyim onu da bırakıyorum. biz büyüdük ve kirlendi dünya.

osmanlı kendine yaptı

yakın bir zamanda hocamla tartıştığım konu.
kendileri osmanlı nın yayılma politikasında asimile etme çabasi gütmediğini ve afrika örneğini verdi.
eğer güttüyse afrika da şuanda fransızca (genelinde) konuşulmayacağını belirtti.
yahu şu kendini seviciliğini çok anlamıyorum. kendini sev amma doğrusuyla, yanlışıyla sev. tarihte o kadar naif anlatiyoruz ki sanki osmanli devleti gül dağıtarak savaşları kazandı. adamları kesip, biçmişiz, yağmalamışız, demografik yapıları bertaraf etmeye çalışıp asimile politikalarini bu şekilde gerçekleştirmişiz hâla osmanlı hoşgörü sahibiydi bla blası.
bi bitin yahu!

31 mart 2019 yerel seçimleri

istanbul'un bir saattir %98.8 açılan sandık oranını değiştirmeyen anadolu ajansı imamoğlu ile 1000ali arasındaki farkın sadece 4500 oy olduğunu ve açılmayan sandıkların 175'inin beşiktaş ve kadıköy'de olduğunu söylüyor.

mansur yavaş

31 mart 2019 yerel seçimleri

uzun zamandır bu kadar heyecanlı bir seçim izlememiştim. kalbim neremde atıyor belli değil.

9. senfoni

(bkz:ludwig van beethoven). tamamen sağır olduğu hatta ayakta durmakta güçlük çektiği dönemde yaptığı şaheserdir.

sovyetler birliği'nin 1991'de dağılmasından sonra kurulan bağımsız devletler topluluğu sporcuları tarafından uluslararası spor organizasyonlarında (1992 barcelona olimpiyatları, 1992 avrupa futbol sampiyonasi) sporcuların milli marşı olarak kullanılmıştır.

final bölümü için wikipediadan bir alıntı:

"beethoven returned again to "turkish" music, by this time rather out of vogue, in a passage of the final movement of his ninth symphony (1824). a tenor soloist, assisted by the tenors and basses of the chorus, sings a florid variation on the famous theme, accompanied by turkish music from the orchestra. " yani finalde alaturka bölümü de varmış.

koro sözleri:

"sen ey tanrılar alevi ey elissium kızı
biz mabedine gideriz mest olmuş halde senin
adetin ayırdığı şeyler hep sihrinde gizlenir
daima kardeş olur insanlar gölgende senin

medeniyet insanlığa güneş gibi nur saçar
bilgimizin ışıkları karanlıkta yol açar
bu yol bizi mutluluğun kucağına götürür
neşe ile bağlı dostluk insanlığı yürütür

kardeş olun ey insanlar bunu ister tanrımız
bu dünyada her şey geçer en son sana dost kalır
insanlığa doğruluğa göğsünü aç korkmadan
hür doğmuştur insanoğlu hür yaşamak hakkıdır"

Toplam entry sayısı: 191

sizinle tanışacaklara tavsiyeler

tanrı erkekte delik yarattıysa eşcinsellik normal demektir

mevzuyu bir delik ve bir penis kadar sığ görenlerin cahiliyet kokan açıklamasıdır. bu düşünceyi dillendiren sanatçı eserinde "embriyojenez, insan gelişimi ve evrimsel süreç, insan anatomisine fizyolojik yaklaşım, proktoloji" gibi konulara ziyadesiyle hakim olduğunu sürrealist bir dışavurumla bizlere haykırmaktadır.

yeni bir ayı sözlük yazarı

verilen tepkilere nasıl yanıt vereceğini bilemeyendir. mekanın raconunu tam bilmediği icin kafasına estiği gibi davranandır. ulan şimdi bu iyi bir şey mi dedi yoksa sövdü mü diye düşünendir. kendisinin izlenildiğinin farkında olmadan yazıp durandır.

ayı sözlük yazarlarının depresyondan kurtulma taktikleri

yapılabilecek en guzel eylem kendini işine vermek. alternatifler;
-tempolu yürüyüş yap, mümkünse kulaklığını da yanına al. deli bi enerjin varsa bikaç kilometre yol alıp vücudunu ısıtıp koş.
- temizlik yapmak, etrafı toplamak da dehşet huzur veriyor, küçük çaplı bunalımlar icin birebir.
- her insanin yıllardir bu niye böyle diyip de araştırmadıgı seyler vardır ya, işte o ertelediğin seyi bilimsel bi makaleden ögrenmeye çalış. kendini çok farklı bi dünyanın içinde bulabilirsin emin ol.
- yakinindaki huzurevine git, dayılar felaket tavla oynuyor, muhabbetleri de fena değil.
- bu işler özel izinle oluyor tabi ama uğraşırsan bi de şöyle önerim var; sosyal güvenlik kurumuna bağlı kimsesiz çocukların barındığı " çocuk evleri " var. oraya git, çocuklarla ilgilen, onları sev, muazzam rahatlamış olarak eve döneceksin.
- bu madde bahsedeceğim tipolojide arkadaşı olmayanlara lüks gelebilir; üç tane kafadar bulup kahveye git, batak mı oynarsin, yüz bir mi orası sana kalmış.
- kitap oku, yemek yap, sevdigin seyleri ye, film izle gibi klişelere girmiyoruz sen zaten onları biliyorsun.

ayı sözlük yazarlarının profilleri

sözlüğün ciddi bi kısmının profil algısı beden kitle indekslerini hesap etmemize yönelik. kardeşim bu kadar mısın cidden?

tanrı erkekte delik yarattıysa eşcinsellik normal demektir

mevzuyu bir delik ve bir penis kadar sığ görenlerin cahiliyet kokan açıklamasıdır. bu düşünceyi dillendiren sanatçı eserinde "embriyojenez, insan gelişimi ve evrimsel süreç, insan anatomisine fizyolojik yaklaşım, proktoloji" gibi konulara ziyadesiyle hakim olduğunu sürrealist bir dışavurumla bizlere haykırmaktadır.

sarmısaklı yoğurtlu makarna

üstüne de zeytinyağında kavrulmuş salça, köri ve pul biberden oluşan bir sos dökerseniz sizi zevkin doruklarına çıkaracak lezzettir.

yağmurdan sonra gelen toprak kokusu

üzerimde sedatif bir etki bırakan ve gördüğüm an müzik, çay, sigara üçlüsünü de olaya dahil ettiğim mevzudur.

yeni bir ayı sözlük yazarı

verilen tepkilere nasıl yanıt vereceğini bilemeyendir. mekanın raconunu tam bilmediği icin kafasına estiği gibi davranandır. ulan şimdi bu iyi bir şey mi dedi yoksa sövdü mü diye düşünendir. kendisinin izlenildiğinin farkında olmadan yazıp durandır.

ankara sözlük zirvesi

bu zirveyi nasıl yapıyorlar aga, herkes birbiri ile arkadaş da ben mi dışlanmışım hep dedirten başlık.

ayı sözlük yazarlarının kullandıkları parfümler

size küçük 1 fakir itemi: çakma parfümler satan parfümeriye girip, kilo ile parfüm alabiliyorsun.

fotoğraf istediğinde güneş gözlüklü fotoğraf atan ibne

çok çorak bulduğum bir muhabbettir. tanımadığın bir insandan fotoğraf istemek bana bi nebze hadbilmezlik gibi geliyor. belki benim tanışmak olayına bakış açım farklıdır; birini tanımak onun nelerle uğraştını bilmek, neleri düşündüğünü öğrenmek, hayat felsefesini sorgulamak, entellektüel birikiminden bahsetmekle başlamalı. bunları dinlemeden bırak sevgili olmak, arkadaş olmak bile bi ilginç geliyor bana. insanların nelerden etkilendiğiyle alakalı bi konu galiba çok da dil uzatmamak lazım fakat bu kadar primitif düşünmek de bana epey yoz geliyor.

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği youtuber'lar

barış özcan diyip son noktayi koyalım mı güzellik. şu sıralar dizi takip eder gibi adamin videolarını takip ediyorum. zorla adamı sapyoseksüel yapacaksin birader ama.

ırkçılık

son dönem bana mı çok denk geliyor anlamadım, habire türk ırkı guzellemesi duyuyorum. hatta bu güzelleme öyle boyutlara varıyor ki; türk olmayan ölsün diyenler bile var. anlarım türk külturünü sever, sahip çıkarsın ama fazlası seni de beni de yorar baboş yapma.

demet altınyeleklioğlu

kimsenin sevmediği kitabı mı desem hatta dikkat çekememiş olanı mı desem bilmiyorum, "cariyenin gelini nurbanu" adlı kitabı, osmanlı serisi içinde en çok hoşuma gidendir. yazarın, dönemin venedik cumhuriyetinden, venedik kültüründen bahsetmesi güzeldi.