drmurti

Durum: 182 - 0 - 0 - 0 - 12.09.2019 19:00

Puan: 2776 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 10

ömer seyfettin

kaşağı adlı eseri olan yazardır. bu kitabı çocukluğumda okumuştum ve anımsadığım bi kısmı vardı, "çocuğun ateşler içinde yatması" . halbu ki çocuk halk arasında "kuş palazı" olarak adlandırılan cornynebacterium diphtheriae adlı bakterinin neden olduğu difteri hastalığından müzdarip ve gelin görün ki bu hastalığın en önemli klinik tablolarından biri hastada ateş görülmemesi veya çok hafif şekilde ilerlemesi... ömer seyfettin bey acaba biraz üfürüyor musunuz ki?

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

özellikle havanın güzel olduğu mevsimlerde, akşam 7, 8den sonra işin yoktur ve biriyle çıkıp bir şeyler içmek istersin veya yürümek istersin veya en olmadı bi bank kenarına kurulup muhabbet etmek...

yağmurdan sonra gelen toprak kokusu

üzerimde sedatif bir etki bırakan ve gördüğüm an müzik, çay, sigara üçlüsünü de olaya dahil ettiğim mevzudur.

sarmısaklı yoğurtlu makarna

üstüne de zeytinyağında kavrulmuş salça, köri ve pul biberden oluşan bir sos dökerseniz sizi zevkin doruklarına çıkaracak lezzettir.

sigara yakma isteği yaratan anlar

telefonla konuşurken bi ayrı güzel gidiyor meret.

sabah yapılınca ekstra zevk veren şeyler

mükemmel bir kahvaltıdır o.

tunceli

güzel bir ayrıntıdır. zorunlu hizmet için 31 mart seçimlerinden sonra gitmeyi planladığım ildir.

31 mart 2019 yerel seçimleri

şahsıma ilk kez heyecan vererek takip ettiren seçim olmuşmuştur.

platonik aşk

çok müzdarip olduğum duygusal karmaşadır. bi yandan seviyorum da bu durumu çünkü hayali gerçeğinden daha vefalı, daha içten, daha uyumlu.

hep bana insanı

kafasını taşa, duvara sürterek ateşi yeniden keşfetmek istediğim insan türüdür. bu muhabbeti arkadaşlarımla da yaparım sık sık. bana veya herhangi yakınlarına lüzumsuz isteklerde bulunuyorlarsa tek soru, tek cevap yaparız: " gerçekten kendini bu kadar özel ve ayrıcalıklı mı hissediyorsun?". ardından derin bi sessizlikle süreci noktalandırıp günlük hayata devam ederiz.

çayı sütsüz içen insan

vizyonunu ve misyonunu kendime benzettiğim insandır. evrensel kümem o kadar geniş değil, angaralıyız en nihayetinde.

ayı sözlük günlük

adi bi vürüs tarafından gerçekleştirilen üst solunum yolu enfeksiyonundan muzdaribim sözlük. ulan haftanın en güzel günleri cumartesi ve pazardır onu da yatak döşek geçirdik.

yalnız yaşamak

aşırı sevdiğim ve gittikçe daha da çok alıştığım eylemdir. derler ya insana bir başkasının gölgesi bile ağır gelebilir diye; tam olarak öyle olmaya başladı. belki bazı obsesyonlarım belki de aşırı bireyselleşmemin bi nedenidir, bazen 3, 4 saati geçen misafirliklere bile katlanamıyorum.

bu tepe pullu tepe

melodisine hayran kaldığım türküdür. en çok onur gügercinoğlu'ndan dinlemeyi severim.

cinsellik olmadan aşkın bir anlam ifade etmemesi

"kime göre" dediğim başlıktır. iki olayı ve yahut olguyu kıyas edebilmek için o ikisinin aynı kulvarda olması lazım. cinsellik ve aşk size göre aynı kulvarda mı? galiba bana göre bu ikisi aynı kulvarda olmadığı için, biri olmadan diğeri anlamsız diyemiyorum.

evlilik programında erkek adaya talip olan erkek

benim dikkatimi şey çekti ya, o kadar zengin bi adam niçin flash tv izliyor da ordaki programa katılıyor?

sevgiliyle çıkılan yemeğe fuckbuddy'yi de çağırmak

kaçan kovalanır mantığıyla ilişki sürdürmeye çalışan tip

iki tarafı da yoran, yıpratan ilişki biçimidir. abi kaçmak da kovalamak da zor eylemler değil mi yav? bu kadar hayat enerjisi nerden geliyor?

mesut süre

ilişki testi diye youtube üzerinden her pazar yayınladığı bir olayı vardır. allahım adamı izlerken çıldırıyorum, nasıl da çiftleri itin götüne sokuyor.

kanser

eski yunancada yengeç demek oluyor. peki bu adamlar niye kanseri yengece benzetmiş? bikaç teorisi var olayın ama benim aklıma en çok yatanı şu ikisi: kanserin görünümünün tıpkı yengeç şekli gibi dallı budaklı olması ve yengecin yan yürümesi gibi kanser hücrelerinin de anormal hareketlerle anormal dokulara hareket etmesi.
  • /
  • 10

kemal kılıçdaroğlu

ankara çubuktaki cenaze töreninde organize edilmiş çomarlar tarafından saldıraya uğramış. geçmiş olsun.

çocukluk fotoğrafları

öyle her zaman çıkmaz bunlar meydana. ya uzunca aradan sonra bir akraba gelmiştir uzak diyardan. ya saklanılan yerde inceden bir temizlik vardır ortalığa saçılıverir bir anda. bugünde öyle bir gündü aile albümünü döktük salona; albümler naylon ciltli olduğu için güzel korunmuş. renkli renksiz kimisi yırtılmış kimisi deforme olmuş fotoğraflar.

çocukluk fotoğraflarımın hepsi amatör çekim. tabi o dönemki fotoğraf makineleri digital değil haliyle sınırlı poz hakkınız var. birinde saçlarımı keserlerken dahi poz vermeyi ihmal etmemişim. diğeri bayram sabahı çekilmiş; giyinmişim en jantisinden, ayakkabılarım o biçim. bir diğerinde dayımın kucağındayım ilk ve son fotoğrafımız o günden sonra birdaha birbirimizi göremedik. bir sonrakinde geleneksel sülale pikniği en önde kuzenlerimle tabiki yine gülmüşüm.

çocukluk fotoğraflarından aklıma kazınmış tek detay gülerek poz vermem gerektiğiydi. halâ ekseriyetle gülerek poz veriyorum. hatta abarttım işi geçen gün biometrik fotoğraf çekinmem gerekiyordu ilk 5 dakika güldüğüm için çekemedi adam. gereksiz uzattım farkındayım sonuç kısmına geçiyorum. çocukluk fotoğraflarında saklı o güzel günleri çok özlüyorum. hani bu entrynin vermek istediği mesaj, ana fikri nerede diyenleri duyar gibiyim onu da bırakıyorum. biz büyüdük ve kirlendi dünya.

osmanlı kendine yaptı

yakın bir zamanda hocamla tartıştığım konu.
kendileri osmanlı nın yayılma politikasında asimile etme çabasi gütmediğini ve afrika örneğini verdi.
eğer güttüyse afrika da şuanda fransızca (genelinde) konuşulmayacağını belirtti.
yahu şu kendini seviciliğini çok anlamıyorum. kendini sev amma doğrusuyla, yanlışıyla sev. tarihte o kadar naif anlatiyoruz ki sanki osmanli devleti gül dağıtarak savaşları kazandı. adamları kesip, biçmişiz, yağmalamışız, demografik yapıları bertaraf etmeye çalışıp asimile politikalarini bu şekilde gerçekleştirmişiz hâla osmanlı hoşgörü sahibiydi bla blası.
bi bitin yahu!

31 mart 2019 yerel seçimleri

istanbul'un bir saattir %98.8 açılan sandık oranını değiştirmeyen anadolu ajansı imamoğlu ile 1000ali arasındaki farkın sadece 4500 oy olduğunu ve açılmayan sandıkların 175'inin beşiktaş ve kadıköy'de olduğunu söylüyor.

mansur yavaş

31 mart 2019 yerel seçimleri

uzun zamandır bu kadar heyecanlı bir seçim izlememiştim. kalbim neremde atıyor belli değil.

9. senfoni

(bkz:ludwig van beethoven). tamamen sağır olduğu hatta ayakta durmakta güçlük çektiği dönemde yaptığı şaheserdir.

sovyetler birliği'nin 1991'de dağılmasından sonra kurulan bağımsız devletler topluluğu sporcuları tarafından uluslararası spor organizasyonlarında (1992 barcelona olimpiyatları, 1992 avrupa futbol sampiyonasi) sporcuların milli marşı olarak kullanılmıştır.

final bölümü için wikipediadan bir alıntı:

"beethoven returned again to "turkish" music, by this time rather out of vogue, in a passage of the final movement of his ninth symphony (1824). a tenor soloist, assisted by the tenors and basses of the chorus, sings a florid variation on the famous theme, accompanied by turkish music from the orchestra. " yani finalde alaturka bölümü de varmış.

koro sözleri:

"sen ey tanrılar alevi ey elissium kızı
biz mabedine gideriz mest olmuş halde senin
adetin ayırdığı şeyler hep sihrinde gizlenir
daima kardeş olur insanlar gölgende senin

medeniyet insanlığa güneş gibi nur saçar
bilgimizin ışıkları karanlıkta yol açar
bu yol bizi mutluluğun kucağına götürür
neşe ile bağlı dostluk insanlığı yürütür

kardeş olun ey insanlar bunu ister tanrımız
bu dünyada her şey geçer en son sana dost kalır
insanlığa doğruluğa göğsünü aç korkmadan
hür doğmuştur insanoğlu hür yaşamak hakkıdır"

miraz erbane topluluğu

türkiyede erbaneyi amacına uygun en iyi kullanan 2 gruptan biridir diğeri için (bkz:ahura ritim topluluğu) geleneksel müzikleri kendilerine has seslendirmişler iyiki varlar.

dero can/ zozan


ez teymezim/ le buké

ters oturamıyorum midem bulanıyor insanı

her işleri düzdü de oturmaları ters kaldı zaar dediğimdir.
oturma o zaman güzelim ayakta gidiver. acılı ses tonuyla yer istemekten daha iyidir hem ayakta gitmek. poponu yormamış olursun.

ayı sözlük yazarlarının yaşları

172 68 24, istanbul/eyüp aktifim.
en sevdiğim hobilerim: ayı sözlükte kendimi tanıtmak.
(bkz:benim adım cafer)

Toplam entry sayısı: 182

tanrı erkekte delik yarattıysa eşcinsellik normal demektir

mevzuyu bir delik ve bir penis kadar sığ görenlerin cahiliyet kokan açıklamasıdır. bu düşünceyi dillendiren sanatçı eserinde "embriyojenez, insan gelişimi ve evrimsel süreç, insan anatomisine fizyolojik yaklaşım, proktoloji" gibi konulara ziyadesiyle hakim olduğunu sürrealist bir dışavurumla bizlere haykırmaktadır.

sizinle tanışacaklara tavsiyeler

yeni bir ayı sözlük yazarı

verilen tepkilere nasıl yanıt vereceğini bilemeyendir. mekanın raconunu tam bilmediği icin kafasına estiği gibi davranandır. ulan şimdi bu iyi bir şey mi dedi yoksa sövdü mü diye düşünendir. kendisinin izlenildiğinin farkında olmadan yazıp durandır.

ayı sözlük yazarlarının profilleri

sözlüğün ciddi bi kısmının profil algısı beden kitle indekslerini hesap etmemize yönelik. kardeşim bu kadar mısın cidden?

10 bin saat kuralı

10 bin saat kuralı diye bi muhabbet vardır, bi konuda uzman olmak adına onun için emek sarfetmen gereken süreden bahsediyor adamlar kısacası. şimdi bi dönüp düşünüyorum, o kadar süremiz var mı bi konuda uzmanlaşmak için? hatta şöyle sorayım, adamlar senin uzmanlaşman için bu kadar süreyi sana tanıyor mu? cevap net hayır. yabani koşullarda savaşıyoruz hocam. (bkz:son tekrar yetişmedi hocam)

tanrı erkekte delik yarattıysa eşcinsellik normal demektir

mevzuyu bir delik ve bir penis kadar sığ görenlerin cahiliyet kokan açıklamasıdır. bu düşünceyi dillendiren sanatçı eserinde "embriyojenez, insan gelişimi ve evrimsel süreç, insan anatomisine fizyolojik yaklaşım, proktoloji" gibi konulara ziyadesiyle hakim olduğunu sürrealist bir dışavurumla bizlere haykırmaktadır.

yeni bir ayı sözlük yazarı

verilen tepkilere nasıl yanıt vereceğini bilemeyendir. mekanın raconunu tam bilmediği icin kafasına estiği gibi davranandır. ulan şimdi bu iyi bir şey mi dedi yoksa sövdü mü diye düşünendir. kendisinin izlenildiğinin farkında olmadan yazıp durandır.

ankara sözlük zirvesi

bu zirveyi nasıl yapıyorlar aga, herkes birbiri ile arkadaş da ben mi dışlanmışım hep dedirten başlık.

sarmısaklı yoğurtlu makarna

üstüne de zeytinyağında kavrulmuş salça, köri ve pul biberden oluşan bir sos dökerseniz sizi zevkin doruklarına çıkaracak lezzettir.

resimdeki şey duvar mı gölet mi

komiktir, ben hem gölet hem duvar görebiliyorum.

ayı sözlük yazarlarının kullandıkları parfümler

size küçük 1 fakir itemi: çakma parfümler satan parfümeriye girip, kilo ile parfüm alabiliyorsun.

fotoğraf istediğinde güneş gözlüklü fotoğraf atan ibne

çok çorak bulduğum bir muhabbettir. tanımadığın bir insandan fotoğraf istemek bana bi nebze hadbilmezlik gibi geliyor. belki benim tanışmak olayına bakış açım farklıdır; birini tanımak onun nelerle uğraştını bilmek, neleri düşündüğünü öğrenmek, hayat felsefesini sorgulamak, entellektüel birikiminden bahsetmekle başlamalı. bunları dinlemeden bırak sevgili olmak, arkadaş olmak bile bi ilginç geliyor bana. insanların nelerden etkilendiğiyle alakalı bi konu galiba çok da dil uzatmamak lazım fakat bu kadar primitif düşünmek de bana epey yoz geliyor.

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği youtuber'lar

barış özcan diyip son noktayi koyalım mı güzellik. şu sıralar dizi takip eder gibi adamin videolarını takip ediyorum. zorla adamı sapyoseksüel yapacaksin birader ama.

ırkçılık

son dönem bana mı çok denk geliyor anlamadım, habire türk ırkı guzellemesi duyuyorum. hatta bu güzelleme öyle boyutlara varıyor ki; türk olmayan ölsün diyenler bile var. anlarım türk külturünü sever, sahip çıkarsın ama fazlası seni de beni de yorar baboş yapma.

demet altınyeleklioğlu

kimsenin sevmediği kitabı mı desem hatta dikkat çekememiş olanı mı desem bilmiyorum, "cariyenin gelini nurbanu" adlı kitabı, osmanlı serisi içinde en çok hoşuma gidendir. yazarın, dönemin venedik cumhuriyetinden, venedik kültüründen bahsetmesi güzeldi.