deltaphi

Durum: 92 - 3 - 2 - 2 - 15.01.2021 17:07

Puan: 1804 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

Güzel şeyler çabuk biter.
  • /
  • 5

türkiye'nin en önemli problemi

ağzı olan herkes konuşuyor burada. öznelere bırakabilsek konuları çoğu şey çabucak çözülecek...

modern family

kendimi tutamıyorum, hayatımda ki stresin arttığı dönemlerde komiklikleriyle yetişiyorlar hemen..
3. kez başladım tekrardan! unutulan replikler ezberlensinn

alttaki yazara soracaklarım var

üzgünüm kuzum ama ne yazık ki kolay bir yolu olduğunu zannetmiyorum. benim denediğim yöntem şu: onu bana hatırlatan "şeyler"le yeni anılar yaratmak. beraber gittiğin cafeye tekrar git, gezdiğin yerlere tekrar git, onunla okuduğun kitabı tekrar oku, ona adadığın şarkıları tekrar dinle. hepsini yeniden kazan ve hatırandan yavaş yavaş yok etmeye çalış ama asla nokta koymaya kalkma. sadece bir virgül koy ve yaşamaya devam et.
bazı günler çok iyi hissediyorsun, hiç hatırına gelmiyor. yaşam ne güzel be diyorsun. sonra o kadar güvensiz bir anında kendini hatırlatmayı başarıyor ki tüm sistemin altüst oluyor. bol bol ağlıyorum ben, beynim yorulup kendini kapatana kadar, uykuya dalana kadar ağlıyorum. utanmıyorum bundan, acımı yaşamaya çalışıyorum. kalbin kırık da olsa, kanatların kapalı da olsa, yalnızlıktan çok korkuyor da olsan devam etmek lazım. en azından devam edebildiğin kadar...
belki hiç beklemediğin bir anda karşına bir insan gelir ve yaralarını kapatmana yardımcı olur, onu tamamen unutabilmeni sağlar. bunu umut etmek, ilerlemeni kolaylaştırıyor.
bir kalp kırıldıktan sonra tekrardan insanlara güvenmeyi başarabilir mi? gerçekten mutlu olacağım günler gelecek mi?

bir paket spagettiyi tek öğünde tek başına yemek

ağlamak

çok fazla ağlamak istiyorum, çok dolu hissediyorum kendimi. birine sarılmak, omuzunda saatlerce ağlamak istiyorum. bırakmasın beni, bir şey demesinde. ben öylece ağlayayım sessizce, sarılayım ona. bırakayım kendimi orada, o da yanımda dayanağım olsun o süre içinde sadece dursun benimle beraber.

düşün ki o bunu okuyor

kendinden vazgeç, yastığına sarıl, korkular tut, dağılsın kalbin, öl hatta orda, lanetler yağdır, beni hatırla

ayrılık seksi

yapması kişi için çok tehlikeli olabilecek bir eylem. gerçekten bir şeyler hissedilebilmişse, karşıdakini sevebilmişsen ve aslında ayrılmayı istemeyen tarafsan bir zulüm olabilir. ne git diyebiliyorsun ne de tam olarak kal diyebiliyorsun.
ben ucundan döndüm, yapamadım. pişman mıyım, bilmiyorum

yazarların ruh halini en iyi anlatan şarkılar

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

anlamlı şarkı sözleri

geriye dönemem, ölümden beterdir yenilgiler
gözyaşlarım birer birer, uykularımda toplanmış
gece oldu, sözüm bitti
uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın
ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?


sevgiler nerde, gerçekler yalanmış
aşk için kurduğum düşlerin yerini
kocaman yanılgılar almış

the white buffalo

sons of anarchy'nin efsane müziklerini yapan insan. asıl adı jake smith. inanılmaz bir güzellikte sese sahip. ilk duyduğumda çok şaşırtmıştı beni. etkileyici şarkılar yazıp söylemekte kendisi. tarzıda çok hoşuma gidiyor. hem dinlenilesi hem seyredilesi. bir kaç tane etkilendiğim şarkısını bırakıyorum aşağıya. dinleyin, ağlayın, düşüncelere dalın efenim.

they call him the matador
he settles all the scores
he kills in plain sight
with a blade and a smile
well he dont know what to think
he aint had enough to drink
will he take him by surprise
to see the whites of his eyes


çok beğendiğim bir cover parçası. girişi mükemmel ötesi.


come join the murder
soar on my wings
you'll touch the hand of god
and he'll make you king

gripin



"dur be dünya zaten canım sıkkın
dönme dünya ne olur
bırak çıksın çivin, umurunda değil kimsenin"

durma yağmur durma

bu şarkıdan kurtulamıyorum. ansızın hiç aklımda yokken dinlerken buluyorum kendimi. tekrar tekrar, her dinleyişimde daha çok hissederek, içimdeki fırtınalarla eşlik ediyorum.
kurtulmayı istiyor muyum emin de değilim hani. varolsun çalsın, hissedeyim kalbimde. takılıp kalmayayım ama devamda edebileyim. bir şarkı olarak kalsın geride.

uzun yol otobüs yolculuğu

benim gibi devasa bir boyunuz varsa belirli koltuklar dışında cehenneme çok rahatça dönebilecek yolculuktur.
önümde koltuk olmayan koltuklara oturamazsam büyük sıkıntı, zira dizimi kaybedebilirim yolculuk sırasında.
bir de uyku çok büyük sıkıntı, kafan koltuğun dışarısında kaldığı için yaslayabilecek bir yerin olmuyor. gelsin boyun tutulması.

perdenin ardındakiler

kıyıda köşede kalmış, çok başarılı şarkıları olan gruplardan biridir efenim.
son zamanlarda keşfetmeyi başarabildiğim mükemmel gruplardan. vokalin sesi çok güzel. bana cem adrian'ı hatırlatıyor, belki de bu yüzden çabuk sevebildim. çok sevdiğim 2 şarkısını bırakıyorum, dinleyin ve hissedin efenim.


"boşluğun dibinde yalnızım
biraz kararsızım
kendinden utanır mısın?
sonum belki en başımdır
yollar karışmıştır
ben olmadan kaçamaz mısın?"


"beni sev, beni gör, beni duy ve sarıl
kokunu benle sanıp bağrıma basarım
kendime darılır kendime kızarım
odamdan solmaya başladın"

xalo

kendisiyle konuşmaktan, dertleşmekten, goy goy yapmaktan çok keyif aldığım, sözlüğün bana kazandırdığı büyük insanlardan. tanıdığım ve belkide tanıyacağım en iyi insanlardan olabilir kendileri.
bir kere tanıştık artık yakasınıda bırakmam, benden kurtulamazsın efenim. iyi ki varsın xalocum

ayı sözlük günlük

bugün erken uyandım, günün en başından itibaren yapacak bir işim vardı, kendimi meşgul etmeyi başardım. evdekiler yatmaya teker teker başlayınca kahvemi aldım, kitabımı okumaya başlayacaktım ki kokunu hissettim. beynimle beraber burnumun bir oyunumu yoksa istemediğim özlemimin getirdiği bir sonuç mu bilmiyorum ama kokunu hissettim. aramızda kilometrelerce mesafe varken ben senin kokunu almayı başarabildim.

gözlerimi kapattım. tüm gün uğraşıp kendimi kandırabildiğimi düşündüm. rahatlayabileceğimi düşündüm. mutlu bir gün geçirebileceğimi sandım.
engellemeye çalıştıkça, sistemimden seni uzaklaştırmaya çalıştıkça bir yerden çıkıp bana kendini hatırlatmayı başarabiliyorsun.
ne zaman kurtulacağım senden. neden sadece ben acı hissediyorum.
beni merak etmemen, iletişim kurmamana üzülüyorum. nasıl bu kadar farklı duygular hissedebildik birbirimize karşı.


çok basit bir insan olmaya başladım. değerlerimi kaybediyorum. saplanmış durumdayım.

attila ilhan

------------------------------------------------------------------
"yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle"
------------------------------------------------------------------

yazarların karantinadayken yüzleştiği sıkıntılar

bireysel problemler yetmiyormuş gibi bir de sevdiğim, yüklerimi boşalttığım sözlüğün başına başıboş bireyciklerin de dadanması.
insanda akıl ve amaç olmalı, mantıklı hareketlerde bulunmalı. nerdeee

don't feed the troll

trolleri engellemek için aşı bulmak lazım. sözlüğe girmeden önce ıq testimi yapılsa, bilemiyorum.
beslemeyelim diyoruzda boşlukta daha da kuduruyor bu bireycikler. üzücü.
  • /
  • 5

alttaki yazara soracaklarım var

karşılaştığımız her insan, yaşadığımız her olay ve iyi veya kötü her türlü deneyim ister istemez üzerimizde iz bırakır bundan kaçamayız. şu olay olmasaydı ben daha iyi olurdum gibi sözler sarf etmenin kimseye bir faydası yok. bence eski eskide kaldı. herkes az da olsa her an değişiyor. o olay olsa da olmasa da bir şekilde değişecektik. iyi veya kötü başka olaylar yaşayacaktık ve tüm bunlara rağmen bir şekilde yaşam devam edecekti şu an da olduğu gibi. iyi veya kötü olaylar yaşamak, değişmek hayatın doğasında var.
geçmişteki olayları silmek bence imkansız çünkü kişiliğimiz o olaylara göre de şekillenmiş durumda. bu olaylara mücadele etmek, silmeye çalışmak veya hiç olmamış gibi davranmaya çalışmak gereksiz ve o olayı hala zihnimizde tutmamıza yol açan davranışlar. onun yerine geçmişteki kötü olayları kabullenip tekrar ayağa kalkıp yürümeye çalışmaya devam etmeliyiz. ne de olsa hiçbir çocuk bir kez düştüğü için bir daha düşerim korkusuyla denemekten vazgeçmiyor. yürümeyi düşe kalka öğreniyor. düşmek, kötü olaylar yaşamak bu işin doğasında var. ayağa kalkıp tekrar yürümeyi, yaşamayı denemeden gelecekte mutlu olup olamayacağını, tekrar birini sevip sevemeyeceğini bilemezsin. ama tekrar denemezsen olamayacağın kesin.

alttaki sence insanlar neden yalnızlıktan korkar?

genç sevgili vs olgun sevgili

ikisi arasında büyük kararsızlıklar yaşıyorum. yaşıtım olan birinde, olgunluk göstermesi gereken bir konuda olgunluk gösteremediği zaman ciddi problemler ortaya çıkıyor. olgun biriyle bir şeyler yaşarken ise bazen kırlarda koşmak, el ele tutuşmak istiyorum ama genel olarak çok resmiyet oluyor. sosyalleşmeye kapalı oldukları gerçeği var. bilmiyorum belki de benim tanıdığım insanlar öyleydi. kendi zamanlarında yaşadıkları kapalılığın getirisi muhtemelen. bazen de tam tersi olabiliyor tabii. kimisi yaşayamadığı hisleri aşırıya kaçarak yaşamak istiyor o da beni yoruyor.

sevgili tarafından tecavüze uğramak

tekrar aynı şeyi yaptı ve ayrıldım. ilişkide şiddetin boyutu siz müsaade ettikçe artıyor. aslında şiddete uğrayan insanlar çoğu zaman zamanında önlem almadıkları için sonu ağır oluyor. tavsiyem sevgiliniz tarafından uğradığınız şiddete bahane bulmadan, örtbas etmeden zamanında yüzleşin.

sevişmek için en iyi saatler

evrene gönderilen partner mesajının cevaplandığı, hornette atılan binlerce mesajın hiç olmazsa birine yanıt verildiği, çirkin şansına sahip olup halihazırda partnerin/sevgilinin var olduğu ilk saniyeler. işin özü elde var sıfırken sözde sabaha kadar, olunca bulunduğu yerde ve zamanda.

durma yağmur durma

"boğaziçi"nin anımsattığı diğer bir efsane parça: kargo'dan:


"...ayır bizi boğaziçi,
anlat bizi ayırmadan,
ayır bizi boğaziçi
kurtar beni boğulmadan…"

ayı sözlük itiraf

!!!bu entry aşırı derecede narsistlik içerir!!!

bıyık bıraktım ve bıyıklı olan insanları görünce dibim düşerdi.
ayna görünce 2 dk kitlenip bakıyorum kendime. kendime dibim düşüyor :)))

güzel oldum be..


!!!bu entry aşırı derecede narsistlik içerir!!!

27 haziran 2020 tırcı ile sevişmem

pudralı eldivene kadar okuyabildim.
bu hikaye olmamış. next..

eski sevgiliyi hatırlatan şeyler

ofis bilgisayarında bir dosya ararken, arama sonuçları içerisinde bir adet onunla fotoğrafım çıktı bugün. meğerse, onunla olan fotoğraflarımın hepsini, flash bellek içine koyup, iş için belgeler var diye kaydetmişim. tesadüfen gördüm. bir dünya fotoğraf var. birkaç video.

hatıra için yollamak isterdim ama artık evli...

cebimdeki yabancı

yukarıda filmle ilgili çok güzel bilgiler verilmiş. ben en çok filmde beni etkileyen kısımdan bahsetmek istiyorum ki zaten eminim burada hepimiz aynı noktada benzer şekilde etkilenmişizdir.

 spoiler!
çağlar çorumlu'nun oynadığı suavi karakteri ülkemizdeki gizli eşcinsel rolünü güzel yansıttığını düşünüyorum. oyunculuk olarak heteroseksüel bir karakterden aslında gizli gay rolü yapmasını istemek çok zor değil. ancak bunun bizler için ne kadar zor, gerçeği bilmeyen arkadaş çevremizle beraber iken benzer karı kız muhabbetleri olduğunda ne kadar tedirgin ve yaratıcı olunabildiği gerçeğini biz çok iyi biliyoruz. üstelik suavi'nin yapmak istediği "artık yakalanayım bitsin" düşüncesi de çoğu kez kafamdan geçtiği için ciddi anlamda karakter ile kendimi özdeşleştirdiğimi söyleyebilirim.

bir güzel nokta'da suavi'ye sorulan "neden daha önce söylemedin?" sorusu üzerine kerem'in "2 saat top oldum, neler çektiğimi ben biliyorum" cevabı sebebi oldukça güzel özetliyor. böyle bir soru ile karşılaşıldığında verilebilecek güzel bir cevap. kendime not.

diğer aldatma kısımları, artık o kadar çok gördük ki yerli/yabancı filmlerden, güzel birer plot twist olmaktan öteye geçmedi benim için. şaşırdım mı evet? beni suavi'nin durumu kadar etkiledi mi? hayır. muhtemelen bu konu hakkında yeteri kadar empati yapamadığım için

bilim insanı

aşık olduğum grup. bu dünya üstünde bilim insanları kadar hayran olduğum başka bir kitle yok. gerçekten dünya sizin sayenizde iyi ve kötüyü deneyimliyor.

tabi gerçek bilim insanlarını diyorum 3 ay sonra ülkesine gelen virüsle baş edemeyecek kadar düşük iqlu tipleri değil.

Toplam entry sayısı: 92

xalo

kendisiyle konuşmaktan, dertleşmekten, goy goy yapmaktan çok keyif aldığım, sözlüğün bana kazandırdığı büyük insanlardan. tanıdığım ve belkide tanıyacağım en iyi insanlardan olabilir kendileri.
bir kere tanıştık artık yakasınıda bırakmam, benden kurtulamazsın efenim. iyi ki varsın xalocum

alttaki yazara soracaklarım var

üzgünüm kuzum ama ne yazık ki kolay bir yolu olduğunu zannetmiyorum. benim denediğim yöntem şu: onu bana hatırlatan "şeyler"le yeni anılar yaratmak. beraber gittiğin cafeye tekrar git, gezdiğin yerlere tekrar git, onunla okuduğun kitabı tekrar oku, ona adadığın şarkıları tekrar dinle. hepsini yeniden kazan ve hatırandan yavaş yavaş yok etmeye çalış ama asla nokta koymaya kalkma. sadece bir virgül koy ve yaşamaya devam et.
bazı günler çok iyi hissediyorsun, hiç hatırına gelmiyor. yaşam ne güzel be diyorsun. sonra o kadar güvensiz bir anında kendini hatırlatmayı başarıyor ki tüm sistemin altüst oluyor. bol bol ağlıyorum ben, beynim yorulup kendini kapatana kadar, uykuya dalana kadar ağlıyorum. utanmıyorum bundan, acımı yaşamaya çalışıyorum. kalbin kırık da olsa, kanatların kapalı da olsa, yalnızlıktan çok korkuyor da olsan devam etmek lazım. en azından devam edebildiğin kadar...
belki hiç beklemediğin bir anda karşına bir insan gelir ve yaralarını kapatmana yardımcı olur, onu tamamen unutabilmeni sağlar. bunu umut etmek, ilerlemeni kolaylaştırıyor.
bir kalp kırıldıktan sonra tekrardan insanlara güvenmeyi başarabilir mi? gerçekten mutlu olacağım günler gelecek mi?

ayı sözlük günlük

bugün erken uyandım, günün en başından itibaren yapacak bir işim vardı, kendimi meşgul etmeyi başardım. evdekiler yatmaya teker teker başlayınca kahvemi aldım, kitabımı okumaya başlayacaktım ki kokunu hissettim. beynimle beraber burnumun bir oyunumu yoksa istemediğim özlemimin getirdiği bir sonuç mu bilmiyorum ama kokunu hissettim. aramızda kilometrelerce mesafe varken ben senin kokunu almayı başarabildim.

gözlerimi kapattım. tüm gün uğraşıp kendimi kandırabildiğimi düşündüm. rahatlayabileceğimi düşündüm. mutlu bir gün geçirebileceğimi sandım.
engellemeye çalıştıkça, sistemimden seni uzaklaştırmaya çalıştıkça bir yerden çıkıp bana kendini hatırlatmayı başarabiliyorsun.
ne zaman kurtulacağım senden. neden sadece ben acı hissediyorum.
beni merak etmemen, iletişim kurmamana üzülüyorum. nasıl bu kadar farklı duygular hissedebildik birbirimize karşı.


çok basit bir insan olmaya başladım. değerlerimi kaybediyorum. saplanmış durumdayım.

ayı sözlük itiraf

artık birisiyle sevişebilmeyi istiyorum. çok gerginim ve eskiye takılmış durumdayım, sürekli "ya gitmeseydi" diyerek hayaller kuruyorum. hayatımı yaşamama engel oluyor. gencim, üniversitedeyim ama tamamen ev kuşu haline geldim. insanların beni sevdiğini düşünmüyorum, beğenildiğimi hiç zannetmiyorum. ne mesaj atan var ne de iletişime geçen. beni sevebilecek tek kişiyi bulup kaybettiğimi düşünüyorum. tutarsızca sevişmek istiyorum. başka vücutlarda teselli aramak istiyorum ama cesaretim yok. başka biri ile tanışmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. hayatımın güzel bir evresinde olmam gerekirken ben bir noktaya saplanmış bulunmaktayım. bazı şeyleri kabullenmekten çekiniyorum, korkuyorum.

sevişmek

kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının
seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların

kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dörtnala sevişmek lazım.
----------------------------
sadece rüyalarımda yapabildiğim eylem

girit paradoksu

efendim bu paradoks öncelikle iki varsayımdan dolayı kaynaklanıyor.
1- insanlar ya yalancıdır ya da değildir.
2- yalancılar hep yalan, yalancı olmayanlar hep doğruyu söylerler.
bu varsayımların kendileri yanlış çünkü epimenides ne yalancı olabilir ne de olmayabilir. paradoksu burada ortadan kaldırabiliriz.
şayet ki konuya felsefe den yaklaşıyorsak evet felsefi sorunlar oluşturmakta ama konuyu matematik açısından ele alıyorsak tamamen saçmalıktan oluşuyor. alfred tarski böyle bir mantıksal çıkarımın matematik te yazılıp çıkarılmayacağını kanıtlamıştır efendim. ancak bu matematiğin çelişkisiz olduğunuda ortaya atamıyor çünkü kurt gödel ise matematiğin çelişkisiz olamayacağını kanıtlamıştır.
bertrand russel'ın frege nin aritmetiğine yönelik ortaya attığı bu paradoks ise gerçekten o zaman ki matematiğin çelişkisiz olmadığını düşündürüp temellerini ciddi bir şekilde sarsmıştır. kesinlikle bir bilim insanının başına gelebilecek en kötü şeye, bir eseri biter bitmez temellerinin yıkılmasını, fregel uğramıştır. yine de aralarında ki mektuplaşmalar tamamen saygı ve bilimsel etik çerçevesindedir.
güzel ve ilginç bir başlık için teşekkürler efendim. bilimle kalınız!

xalo

kendisiyle konuşmaktan, dertleşmekten, goy goy yapmaktan çok keyif aldığım, sözlüğün bana kazandırdığı büyük insanlardan. tanıdığım ve belkide tanıyacağım en iyi insanlardan olabilir kendileri.
bir kere tanıştık artık yakasınıda bırakmam, benden kurtulamazsın efenim. iyi ki varsın xalocum

alttaki yazara soracaklarım var

üzgünüm kuzum ama ne yazık ki kolay bir yolu olduğunu zannetmiyorum. benim denediğim yöntem şu: onu bana hatırlatan "şeyler"le yeni anılar yaratmak. beraber gittiğin cafeye tekrar git, gezdiğin yerlere tekrar git, onunla okuduğun kitabı tekrar oku, ona adadığın şarkıları tekrar dinle. hepsini yeniden kazan ve hatırandan yavaş yavaş yok etmeye çalış ama asla nokta koymaya kalkma. sadece bir virgül koy ve yaşamaya devam et.
bazı günler çok iyi hissediyorsun, hiç hatırına gelmiyor. yaşam ne güzel be diyorsun. sonra o kadar güvensiz bir anında kendini hatırlatmayı başarıyor ki tüm sistemin altüst oluyor. bol bol ağlıyorum ben, beynim yorulup kendini kapatana kadar, uykuya dalana kadar ağlıyorum. utanmıyorum bundan, acımı yaşamaya çalışıyorum. kalbin kırık da olsa, kanatların kapalı da olsa, yalnızlıktan çok korkuyor da olsan devam etmek lazım. en azından devam edebildiğin kadar...
belki hiç beklemediğin bir anda karşına bir insan gelir ve yaralarını kapatmana yardımcı olur, onu tamamen unutabilmeni sağlar. bunu umut etmek, ilerlemeni kolaylaştırıyor.
bir kalp kırıldıktan sonra tekrardan insanlara güvenmeyi başarabilir mi? gerçekten mutlu olacağım günler gelecek mi?

ayı sözlük itiraf

artık birisiyle sevişebilmeyi istiyorum. çok gerginim ve eskiye takılmış durumdayım, sürekli "ya gitmeseydi" diyerek hayaller kuruyorum. hayatımı yaşamama engel oluyor. gencim, üniversitedeyim ama tamamen ev kuşu haline geldim. insanların beni sevdiğini düşünmüyorum, beğenildiğimi hiç zannetmiyorum. ne mesaj atan var ne de iletişime geçen. beni sevebilecek tek kişiyi bulup kaybettiğimi düşünüyorum. tutarsızca sevişmek istiyorum. başka vücutlarda teselli aramak istiyorum ama cesaretim yok. başka biri ile tanışmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. hayatımın güzel bir evresinde olmam gerekirken ben bir noktaya saplanmış bulunmaktayım. bazı şeyleri kabullenmekten çekiniyorum, korkuyorum.

hornet'te feminen istemiyoruz kampanyası

türkan saylan'ın gerçek amacı

yazmayacaktım ama eski entryleri okudukça tutamadım kendimi.

türkan saylan, sağlık ordusunun yenilmez bir neferidir. sadece türkiye'nin değil, insanlığın yetiştirdiği en büyük hümanistlerden biridir. çok iyi bir kadın hakları, çocuk hakları savunucusudur. özellikle kız çocuklarının eğitimine, kendilerini kurtarmalarına çok önem veren ve bunu hiçbir beklenti içinde bulunmadan yapan bir insandır. adını karalamaya, ona laf atmaya çalışan insanlar, şu anda onun yetiştirdiği, özgürleştirdiği, kurtardığı öğrenclierinden medet umuyorlar.

türkan saylan iyi ki var oldu, milyonların annesi, ablası oldu, düşüncesi oldu, umudu oldu, şifası oldu. hakkı asla ödenemeyecektir. asla unutmayacağım kendisini ve hayatının son dönemlerinde ona yapılanları.
huzur içinde uyu türkan hocam.
"eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. ışıyacaksın! ölüme saniyeler kalmış olsa bile."