deltaphi

Durum: 131 - 0 - 0 - 0 - 12.05.2021 15:44

Puan: 3298 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

Güzel şeyler çabuk biter.
  • /
  • 7

düşün ki o bunu okuyor

senden nefret etmek istiyorum.
sesini duyduğumda, seni gördüğümde hassaslaşıyorum. sana söylemek istediklerimi bir deftere yazdım. yaşattıklarını, hissettirdiklerini teker teker yazdım sayfalarca. tekrardan beni arayacağını biliyordum sanki. hep yanımda taşıdım karşılaşacağımızı bilerek. kendimi savunmasız bırakmak istememiştim sana karşı. güçlü durmak istemiştim.
aradığını görünce çok heyecanlandım, kızdım kendime. telefonu açmadan önce uzun uzun nefes aldım, yapabilirsin, yapmak zorundasın.
..
yapamadım. senin o allahın belası sesini duyunca, ismimi söylediğinde her şeyi unuttum. kendimle çatıştım, kendi elimle avuçlarına bıraktım beni.
özlediğini söyledin, çok korktum o an. beni yetersizsin diyip bırakıp gittiğinde, beni unutmalısın dediğinde ne hissettiysem hepsi geri geldi o an.
çok pişmanım. güvensizliklerini, içinde ki kimlik çatışmalarınını, kendini sevmemenin yarattığı toksikliği üzerime yaymana izin verdiğim için çok pişmanım. o kadar geçmesine rağmen hala seninle beraber olmak için umut beslediğime pişmanım. senin yüzünden kendimden nefret ettiğime, kendimi insanlardan uzak bıraktığıma pişmanım.
en kötüsü de yaşadıklarımızı arkadaşlarıma anlattığımda onların sinirlenip benim sinirlenmemem. seni hayatımdan çıkaramamam. ne yapmam gerektiğini bilip hala kendimi özgür bırakamamam.
ben senin yüzünden yardım alıyorum, ben senin yüzünden hayatıma devam edemiyorum, ben senin yüzünden mutlu hissetmiyorum.
senin yaşattıklarının farkında olmaman, kendini kabul edememen, kabul etmek için hiçbir çaba da bulunmaman, hiçbir şey olmamış gibi burada hayatımın içine sıçmamışsın gibi bencilce kendi hayatına mutlu şekilde devam etmenden nefret ediyorum.
bugün tekrar evime gelsen, kapıya açtığımda üstüme atlasan, devam edelim tekrar başlayalım desen, hayır diyemeyeceğimi bildiğim için kendimden nefret ediyorum.

çok yorgunum.
yorulmaktan yorgunum.
seninle uğraşmaktan yorgunum.
seni sevmekten yorgunum.
umut etmekten, ihtimalleri düşünmekten, seni düşünmekten yorgunum.

ben devam etmek istemiyorum, iyi değilim.
ama hala bırakamıyorum. canım çok acıyor, kalbim çok ağrıyor. yutkunamıyorum. düşüncelerimden kendimi alıkoyamıyorum. beynimi kapatamıyorum.
hiç yaşımda gibi hissetmiyorum.
yaşıyor hissetmiyorum.
takıldım, düştüm ve ayağa kalkamıyorum.
-------------
herkes mi susuyor
hiç kimse bilmiyor içimin yangınını
-------------

sabaha bir şarkı bırak




sevgini söylemekle başlar her şey birdenbire

ayrılık da sevdaya dahil

rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
her yerinde vücudumun ağır yanık sızıları

çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili

hayatı ertelememek

luis borges'in "anlar" şiirini aklıma getiriyor bu söz.


eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum...

geceye bir şiir bırak

beni bulacağını biliyordum...
beni bulacağını biliyordum diyerek kavuşacağımız anın yakın olduğuna inandım hep
beni bulacağına inandım
kurtulacağıma inandım
birinin beni kurtaracağına inandım
inanmak istedim
inanmaya ihtiyacım vardı
inanmaya hala ihtiyacım var
sevmeye çok ihtiyacım var
hiç tanımadıklarımı bulmaya ihtiyacım var
bir cevaba ihtiyacım var
elimdekilerin neden bana yetmediğini birinin bana açıklamasına ihtiyacım var

çok yoruldum
yorulmaktan çok yorgunum
anlıyor musun?

hastası olunan sözler

sen sandığım şey belki benim yüreğimdi

a mısın p misin diye soran hetero arkadaş

little little into the middle

takip edilesi podcast yayınları

merdiven altı terapi... deniz'i dinlemek bana o kadar iyi geliyor ki! şiddetle öneririm.
lö femine... bu 3'lünün muhabbetine bayılıyorumm. eve dönerken upuzun yolu kısacık hale getiriyorlar.

ayı sözlük winx club

şehriban bacım çok güzel söylemiş. ayı sözlük winx club imamhatip okulu tarlabaşı yerleşkesine girebilmek için çok önemli ve zorlayıcı kriterleri aşman gerekiyor. çark kabiliyetlerinden, basic nude skillerine kadar gündelik hayatta kullanılan önemli yeteneklerini test ediyoruz.
eğer kabul edilirsen de kabul ritüelimiz var, onuda tamamladıktan sonra sen de bir winxclub üyesi olabilirsin.
kabul edilmezsen de cenazen de görüşürüz hayatımmmmmm

got a secret
can you keep it?
swear, this one you'll save
better lock it in your pocket
takin' this one to the grave

hakaret gibi iltifat

kan tahlili sonuçlarıma bakan doktorumdan duyduğum sözlerdir:
"inanılmaz, gördüğüm en sağlıklı şişkosun"

birinci elit+ üye seçme ve yerleştirme zirvesi

benim de söyleyeceklerim var, hayatım winx club her çağrıldığında ortaya çıkmaz. biz ne zaman istersek bir anda tüm baldızlar toplanıp var oluruz!!111!!!.
ayrıca peri bacılarımdan gülşişe (smellycat) nin de fotoğraflarla belirttiği gibi bu sözlüğün ve hatta tr gay aleminin en genç, en çıtır, en bela elit grubu tarlabaşı perileri'dir hayatımmmm. biz seçilmeyiz seçeriz ayolll,
yakında görüşürüz, görüşemezsek de cenazenize geliriz xoxoxox

ıf ı show you, then ı know you
won't tell what ı said
'cause two can keep a secret
ıf one of them is dead

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

normalde yazmayacaktım ama cevaplarınızdan sonra zorunlu entry girmeye geldim.
efendim herkese destekleri/eleştirileri için teşekkür ederim. hiç bir biseksüel bir insanla sorunum yok, genel bir başlık yazmış olabilirim ancak kendi deneyimimi buradan paylaşmak istedim sadece.
yaşadıklarımı tamamen zaman sırasına uygun olarak yazdım ama yeterince anlaşılmıyor galiba o yüzden tekrardan belirtiyorum. ben böyle bir yaşam istediğini bilerek bu kişiye aşık olmadım, ben bu kişinin biseksüel olduğunu bile bilmeden aşık oldum. ben bu kişiye bana çok güzel zamanlar yaşattığı için, çok güzel anılar oluşturduğu için, benimle bir gelecek yaratmaya çalıştığı için aşık oldum. en azından o zamanlar bu yüzden sanıyordum.
sonrasında kendi iç yüzeyinde yaşadığı çatışmalar ve bunların bana yansımasını kendi perspektifimden anlattım.
evet en başta kendini doğru ifade etseydi, evet bu durumları ilk farkettiğinde gelip benimle konuşsaydı, evet benden kaçmayıp neler yaşadığını, düşündüklerini bana anlatsaydı merak etmeyin ben de burada bu entryi girmezdim.
ne sizin betimlediğiniz melek, dürüst insanlardan biriydi, ne de öyle davranıyordu.
eleştiren, eleştirmeyen, yanımda olan, olmayan herkese tekrardan teşekkür ederim, ancak değerlendirirken bu belirttiğim durumları dikkate alın lütfen, ben bir genelleme yapmaya çalışmıyorum kendi başımdan geçen bir ilişkiyi yazmak istedim sadece..
hiçbir zaman kırılmayacağımız/kırmayacağımız, kendimiz olabileceğimiz ilişkiler edinebilmek umuduyla...

günlük olarak ayı sözlük'ün kullanılması

elektronik bir günlük olarak kullanmayı çok seviyorum burayı. gelip ağlamalarımı buraya yapmayı.
mağdur edebiyatı felan yapmayı denemiyorum, ilgi çekme gibi bir amacımda yok. sadece yazıp rahatlamak istiyorum, düşündüklerimi aktarmak. gerçek hayat dayanılmaz hale geldiğinde bir nebze kaçabileceğim bir yer olması hoşuma gidiyor.
kendimi keşfediş sürecimde de burada ki başlıkları okurdum herkesten gizli. ayı sözlük günlük ve itiraf başlıklarında ki yazıları tek tek incelerdim, empati duyardım.

paylaşınca rahatlıyor insan, karşısındakinden cevap beklemese, cevap gelmese bile. garip ve hoş

benjamin koll

şu klibinden çıkamıyorum. neden bilmiyorum ben de o kadar fazla şeyi çağrıştırıyor ki.
az önce izledim tekrardan ve 4 dakika içerisinde neler düşündüm, neleri hatırladım, hangi duyguları özlediğimi farkettim bitirince inanamadım.
tutkudan daha etkileyici bir şey var mı şu hayatta acaba?


hayatınızın fon müziği

bu olmasını isterdim, hep çalsa bir köşede kısık bir şekilde.

matematik neden var sorunsalı

evrenin dilini anlayabilmek, onu okuyabilmek istiyorsanız matematiği bilmeniz gerekmekte.
hepimizin birer yıldız tozunu anlaması fiziğin bilimlerin en temeli olduğunu gösterdi. matematik ise bu temeli en mantıklı ve rasyonel bir şekilde anlatıyor.
biraz romantik olalım da derseniz evrenin temeli aşk diyebilirsiniz tabii :p

sevgili olmak

bir insanlar flörtleşirken tam olarak nerede sevgililiğe geçiş yapıldığını bir türlü anlayamıyorum.
ha şimdi biz neyiz diye soramıyorsun, acaba benim hakkımda ne düşünüyor, şimdi ne demek istedi, bu emoji ne anlama geliyor diye uzun uzun sorgulamalar yapıyorum.
saç uzatırken de çok kötü bir evre var ya ne tam uzun değil toplayamıyorsun, ne de tam kısa değil düzgün durmuyor. aynen o evre işte sevgili olmanın tam öncesi, flörtün bir ilerisi.
keşke bir checkpoint felan olsa hayatta da aha doldurduk barı şimdi sevgiliyiz güncellemesi gelse..

secret hitler

küçük bir oyun önerisiyle geldim.
5-10 kişilik bir arkadaş grubuyla oynanan bir oyundur efendim. oyunda iki temel grup bulunmakta faşistler*-liberaller. en basit olarak faşistler kendilerini belli etmeden liberalleri yenmeye çalışıyorlar. tam bir rol yapma oyunu olduğu için oyunu oynarken havada sen faşistsin** sen liberalsin sözleri uçuşuyor. :)
insanlara sen faşistsin, sen ırkçısın demeyi seven kişilerin bu oyuna bayılacağını düşünüyorum, onların hepsine öneririm efendiler! sinirlerini savaş açarcasına burda hızlı hızlı yazmak yerine oyunda döküp rahatlayabilirler, hepimize iyi gelir :)

pufidik

"ırkçı" indikatörü kendileri.
son gönderilerinde sözlükte ki ırkçıları, faşistleri, kemalistleri, devletçileri, elitistleri ifşalamakta. teşekkürler sipirminn
baymadı mı ya bu kahraman rolleri? ilerlesek mi biraz??

pufidik

benim ideolojimi savunmayan ırkçıdır******
münazara yarışmalarında bayağı bir başarılı olabileceğini düşündüğüm bir yazar. zira konuları istediği yerlere çekmeyi çok iyi başarıyor.
  • /
  • 7

19. istanbul lgbti+ onur yürüyüşü

onur yürüyüşlerinin pr şirketlerince yürütülmesi yapılabilecek en yanlış şey olur. burası abd değil, ki orda bile şirket destekli ve açık açık kimliklerimizin istismar edildiği, para kazanılmak için kullanıldığı yürüyüşlere alternatif olabilecek ve sömürüsüz, pr'sız yürüyüşler yaygınlaşmaya başlıyor.

türkiye'de lubunyaların özgürlük mücadelesi bir reklam ve imaj çalışması değil. lubunların yatay örgütlenmelerle, tüm komüniteyi kapsayacak şekilde, sömürüsüz, ve güncel politik olaylarla da mücadelesini kesiştirdiği bir onur yürüyüşü tarzı en doğru siyaset yapma biçimi şu zamanda.

onur yürüyüşünün 'toplumsal huzur ve genel ahlak' bahaneleriyle yasaklandığı bir ortamda, sizin ahlakınız, duyarlılıklarınız veya politik görüşlerinizle uyuşmayan lubunları sokakta yürüyüp slogan atarken görmek sizi rahatsız ediyorsa tebrikler. sizin de ait olduğunuz komünitenin çeşitliliklerinden rahatsız olmanızı sağlayacak utanç politikası üzerinizde başarılı bir şekilde işliyor demek. yani 30 yıl önce toplumun genel ahlakına uymayan bir lezbiyeni veya geyi nasıl dışlıyorlarsa, siz de şimdi kendi topluluğunuzdan birilerini onursuz addediyorsunuz. pr'cı kafalar buraya kadar çalışmıyorsa onu bilemem.

hiçbir pr'cıyı, reklamcıyı, sermayeciyi, aman çok göze batmayalımcıyı tenzih etmiyorum asla bu entride, üzgünüm. (değilim)

doepytoha

entrylerine denk geldiğimde gözlerimi devirip yüksek sesle iç çektiğim yazar. vegan sanırım, 10 entrysinden 8 i öyle diyor.

günden güne daha çok gayleşme sorunsalı

erkekler olarak ayol demek istiyoruz

ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay ay!

düşün ki o bunu okuyor

tebrik ediyorum, bulmuşsun yine enerjisini emecek birini. yazık adamcağız memur maaşıyla sigarana mı yetişsin, okul giderlerine mi? paranoyak mısın hala? gerçi sevgilinin iş yerinde olup olmadığını gidip kontrol ediyorsan evet öylesin.. sevgiline sabır diliyorum

tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak

tüm evrenden ve sözlü-yazılı tüm tarihten silinmesi gereken söz. bu başlığa bkz. verdiğiniz tüm entryleri de siz silin lütfen (yazma sebebim bu). başlığın ilerde kendisini silebilmesini de istiyorum hatta, mümkün olsa keşke. bence tecavüz ne 'kara mizah' ögesi olabilir ne de bdsm kapsayıcılık altında ifadesi yaygınlaştırılabilir. alakasız konseptler içerisinde normalleştirmeyin lütfen.

geceye gerçek bir cümle bırak

hayat bazen kötü gider*, sevdiğiniz kişiyle yollarınızı ayırır. kendinizden başlayarak tüm dünyayı suçlamaya, düşman olmaya başlarsınız. acı gereksiz saldırganlık yapar, adamı körleştirir. uyku ve yeme işlemlerinizi sekteye uğratır. sabahları yoğunlaşan bir duygudur ayrılık acısı. yatağa en son onu düşünerek yatmışsınızdır. uykunuzda ayrılık gerçekliği unutulmuştur. sonra gözlerinizi açınca tokat gibi patlar suratınızın orta yerinde. içiniz sıkılır, dünya daha iyi bir yer olmadan yataktan kalkmayı reddederken öte yandan onu aramak için telefona uzanırsınız. sesi soğuk, ifadesi kindardır telefonda. "sıçtık" dersiniz, kalkıp, telefon faturası ödemek, sözlük almak, mantar pişirmek, telefonda arkadaşlara izahat vermekle koca gün geçirirsiniz. ve gece... sabah... döngü ayrılığın acısını soğutur. dibe vurmamacasına düşersiniz. içiniz kuruyana dek.

covid-19

bahse konu bütün tedbirleri almama, sadece ev iş arasında gidip gelmeme rağmen 1 hafta önce tanıştığım illet. hapşırma ve burun akıntısı ile başladı. nette yazan burnunuz akıyorsa covid değil nezle ya da alerji safsatasını boş geçin.
2/3 gün burun akıntısı ve hapşırık devam etti. ama ne ağrı ne sızı yok.. bende alerji deyip geçiyorum. şirketten bi pozitif vaka ile temas olunca bende gidip test yaptırdım ve süreç başladı.
test sonucundan yaklaşık 40 dk sonra 0312 kodlu bi numaradan arandım ve ilaçlar eve getirildi bilgi verildi vs..
yaşamayın umarım ama bilgi verme adına söyleyeyim. yaşadığınız hiçbir ağrı sızıya benzemiyor olanlar. uzun süren ve şiddetli baş ağrısı, bel ağrısı, sırt ve diz ağrısı yaşadım ben. ağrı resmen vücutta geziyor. parol alabiliyorsunuz sadece ağrı kesici olarak. bu kadar ağrıya rağmen ben hafif bir süreç yaşadığımı düşünüyorum.
sigara içmemem ciddi bir avantaj olabilir bunun için.. bilemiyorum.
en büyük tedbir yakalanmamak demişti birisi.. süreci yaşayınca ona katılıyorum hele istanbullular çok dikkat edin yakalanmayın

arkadaş zekai özger

son günlerde yaşanan homofobik, transfobik saldırılarda inanılmaz artış ve devletin aleni lgbti+ düşmanlığı ile birlikte yeniden gündeme gelmiştir bir yazıda.

https://bianet.org/bianet/yasam/241372-b...

belgesel için:
(bkz:merhaba canım)

zina yasaklanırsa yapmaya devam eder misiniz

Toplam entry sayısı: 131

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

eğer eşcinsel bir bireyseniz yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri olabilir.
temmuz ayında karşılaştım onun ile, ilk aylar rüya gibiydi. bana bu dünyada kendi cennetimi yaşattı. hayaller kurduk beraber, sonra hiçbir şey demeden ortadan kayboldu. ilk defa kalbim o zaman kırıldı.
aradan aylar geçti, ben etkisini üzerimden atamadım. kendimi kapadım dış dünyaya, kendi kendime dönmek, içimde çözmek istedim. başaramadım. bir gece dayanamadım yazdım, sadece merhaba dedim. karşılık vermeyeceğini düşündüm ama geri döndü, bir gün sonra buluştuk. uzun zamandır kafamda kurduğum o noktayı koyabilecektim sonunda. ama onu görünce her şey değişti, duygularıma yenil düştüm. neden diye sordum, neden benden kaçtın, neden benimle konuşmadın. bir cevap alamadım. öpmek istedim, öptüm. bir kez daha denemek ister misin dedim, savaşmak ister misin. cevap veremedi. kalbim ikinci kez orada kırıldı.

aradan aylar geçti, ben hala yalnızdım. kimseyle görüşmedim, işlerime verdim kendimi. düşünmemek için yordum beynimi günler boyu. dün akşam mesaj attı. ben tam onu unutmuşken, yeni insanlarla görüşmeye, tanışmaya başlamışken o tekrar mesaj attı. kendini hatırlattı bana tekrardan. kalbim delicesine çarpmaya başladı, merhaba dedim, efendim. tekrar görüşmek istedi, uygunum dedim. 30 dakika sonra evimdeydi. aylardır hayatımdan cıkarmak için uğraştıgım, imgesini zihnimden silmek için çabaladığım insan tekrar karşımdaydı. oturduk eski bir arkadaş gibi sohbet ettik. dinliyorum seni dedim neden buradasın? bilmiyorum dedi, konuşmak istedim, seni özledim.
o seni özledim dedi, ben bir duvarımı indirdim. o seninle konuşmayı özledim dedi ben bir duvarımı daha indirdim. o sana sarılmayı özledim dedi ben kalan tüm duvarlarımı indirdim. sarıldım ve evet ben de çok özlemiştim.

seviştik. yüzüne baktım ve sordum, şimdi ne olacak. ben seni unutamadım. ben de dedi ama seni kırmaktan çok korkuyorum dedi. o zaman neden buradasın dedim cevap veremedi. bir kez daha seviştik.

aklımı toparladım, tüm cesaretimle ne olacağını konuşmamız lazım dedim. ben tekrardan aynı süreci yaşayamam, devam edemiyorum.

bana o akşam mesaj attıgında, evime girdiğinde, onun gözlerine bakarken umutlandım sözlük. tekrardan umutlandım. kendini kabul edebildiğini, denemek istediğini, benimle birlikte olmak istediğini düşündüm. düşünmek istedim..

seninle birlikte olmayı çok istiyorum ama ben bir gün çocuğum olsun istiyorum, 30 yaşındayım eğer seninle beraber olursam bu süreci çok uzatmış olacağım ve biteceği kesin olan bir ilişkiyi başlatıp seni üzmek istemiyorum, dedi. o dedi ben dinledim. o dedi ben ağladım. o dedi ben yıkıldım. o dedi benim kalbim bir kez daha kırıldı.
eğer eşcinsel olsaydım seninle direkt beraber olurdum, çoktan ayrılmamış olurduk dedi. ama değilim ve bir aile kurmak istiyorum dedi. en çokta bu beni kırdı sözlük, en çokta bu.

ben aşık olduğum insanı bir kez daha onunla bir aile kuramayacağım için, onunla bir çocuk yetiştirme ihtimalımız olmadığı için tekrardan kaybettim.

ben yalnız yaşamaya mahkum muyum dedim o zaman, hep sonu belli ilişkilerim mi olacak benim dedim. kendin gibi bir insanı bulabilirsin dedi, kendin gibi, senin gibi eşcinsel.. bir kez daha kırıldı kalbim, artık ne kadarı kaldıysa geriye.

yine umutlandım, yine kırıldım. ona kızamıyorum, kızmam gerek galiba. kalbimle bir oyuncakmış gibi oynuyor, benim neler yaşadığımı gördüğü halde oynuyor. onu unutmayı başardıgımı dusundugum her an karşıma çıkıyor. ilerleyemiyorum, devam edemiyorum.

iyi bak kendine bile diyemiyorum.

ayı sözlük winx club

şehriban bacım çok güzel söylemiş. ayı sözlük winx club imamhatip okulu tarlabaşı yerleşkesine girebilmek için çok önemli ve zorlayıcı kriterleri aşman gerekiyor. çark kabiliyetlerinden, basic nude skillerine kadar gündelik hayatta kullanılan önemli yeteneklerini test ediyoruz.
eğer kabul edilirsen de kabul ritüelimiz var, onuda tamamladıktan sonra sen de bir winxclub üyesi olabilirsin.
kabul edilmezsen de cenazen de görüşürüz hayatımmmmmm

got a secret
can you keep it?
swear, this one you'll save
better lock it in your pocket
takin' this one to the grave

hoşlanılan erkeğin kadınsı çıkması

kadınsı ne hocam hala bu devirde bunu mu tartışıyorsunuz? dilinizi, beyninizi düzeltmeniz lazım yoksa kapalı kapılar arkasından sadece 3-5 insanla devam edersiniz hayatınıza. hem ayrıca queer olup da transfobik/ terf olmak ne ya. büyüyün biraz geliştirin kendinizi

hoşlanılan erkeğin kadınsı çıkması

feminen olduğun için seninle yatmak istemiyorum (fobi)
ilgimi çekmediğin için seninle yatmak istemiyorum (gayet normal)
"o kadar yol gelmiş bari buluşayım, feminen demedim aksine devamlı övdüm" pardon da bu kişi senin acımanı gerektiren bir durumda değil??! senin onu övmen gereken bir durum da yok ortada, bu ne yahu karşında ki insana acıdığını ima ediyorsun?
zihniyeti düzeltmek için dili düzeltmek lazım önce, sonra da davranışları!

evrim ağacı

bulunduğum üniversitede ki kulüp oluşumunun başkanlığını yaptığım site. kesinlikle çok önemli ve değerli işler yapıyorlar. sadece evrimsel biyoloji için değil tüm temel bilimler için önemli atılımlar yapmaktalar. bilimsellikten uzak, sadece ingilizceyi türkçeye çeviren belli başlı youtuberlar yerine gerçekten desteklenmesi gereken nadir oluşumlardandır efendim. temellerini odtü'de atmışlardır. kurucusu çağrı bey'de desteğini her koşulda gösteren çok nadide bir bilim insanıdır. iyi ki varlar, umarım da hep var olurlar bu tarz oluşumlar ve bireyler.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

eğer eşcinsel bir bireyseniz yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri olabilir.
temmuz ayında karşılaştım onun ile, ilk aylar rüya gibiydi. bana bu dünyada kendi cennetimi yaşattı. hayaller kurduk beraber, sonra hiçbir şey demeden ortadan kayboldu. ilk defa kalbim o zaman kırıldı.
aradan aylar geçti, ben etkisini üzerimden atamadım. kendimi kapadım dış dünyaya, kendi kendime dönmek, içimde çözmek istedim. başaramadım. bir gece dayanamadım yazdım, sadece merhaba dedim. karşılık vermeyeceğini düşündüm ama geri döndü, bir gün sonra buluştuk. uzun zamandır kafamda kurduğum o noktayı koyabilecektim sonunda. ama onu görünce her şey değişti, duygularıma yenil düştüm. neden diye sordum, neden benden kaçtın, neden benimle konuşmadın. bir cevap alamadım. öpmek istedim, öptüm. bir kez daha denemek ister misin dedim, savaşmak ister misin. cevap veremedi. kalbim ikinci kez orada kırıldı.

aradan aylar geçti, ben hala yalnızdım. kimseyle görüşmedim, işlerime verdim kendimi. düşünmemek için yordum beynimi günler boyu. dün akşam mesaj attı. ben tam onu unutmuşken, yeni insanlarla görüşmeye, tanışmaya başlamışken o tekrar mesaj attı. kendini hatırlattı bana tekrardan. kalbim delicesine çarpmaya başladı, merhaba dedim, efendim. tekrar görüşmek istedi, uygunum dedim. 30 dakika sonra evimdeydi. aylardır hayatımdan cıkarmak için uğraştıgım, imgesini zihnimden silmek için çabaladığım insan tekrar karşımdaydı. oturduk eski bir arkadaş gibi sohbet ettik. dinliyorum seni dedim neden buradasın? bilmiyorum dedi, konuşmak istedim, seni özledim.
o seni özledim dedi, ben bir duvarımı indirdim. o seninle konuşmayı özledim dedi ben bir duvarımı daha indirdim. o sana sarılmayı özledim dedi ben kalan tüm duvarlarımı indirdim. sarıldım ve evet ben de çok özlemiştim.

seviştik. yüzüne baktım ve sordum, şimdi ne olacak. ben seni unutamadım. ben de dedi ama seni kırmaktan çok korkuyorum dedi. o zaman neden buradasın dedim cevap veremedi. bir kez daha seviştik.

aklımı toparladım, tüm cesaretimle ne olacağını konuşmamız lazım dedim. ben tekrardan aynı süreci yaşayamam, devam edemiyorum.

bana o akşam mesaj attıgında, evime girdiğinde, onun gözlerine bakarken umutlandım sözlük. tekrardan umutlandım. kendini kabul edebildiğini, denemek istediğini, benimle birlikte olmak istediğini düşündüm. düşünmek istedim..

seninle birlikte olmayı çok istiyorum ama ben bir gün çocuğum olsun istiyorum, 30 yaşındayım eğer seninle beraber olursam bu süreci çok uzatmış olacağım ve biteceği kesin olan bir ilişkiyi başlatıp seni üzmek istemiyorum, dedi. o dedi ben dinledim. o dedi ben ağladım. o dedi ben yıkıldım. o dedi benim kalbim bir kez daha kırıldı.
eğer eşcinsel olsaydım seninle direkt beraber olurdum, çoktan ayrılmamış olurduk dedi. ama değilim ve bir aile kurmak istiyorum dedi. en çokta bu beni kırdı sözlük, en çokta bu.

ben aşık olduğum insanı bir kez daha onunla bir aile kuramayacağım için, onunla bir çocuk yetiştirme ihtimalımız olmadığı için tekrardan kaybettim.

ben yalnız yaşamaya mahkum muyum dedim o zaman, hep sonu belli ilişkilerim mi olacak benim dedim. kendin gibi bir insanı bulabilirsin dedi, kendin gibi, senin gibi eşcinsel.. bir kez daha kırıldı kalbim, artık ne kadarı kaldıysa geriye.

yine umutlandım, yine kırıldım. ona kızamıyorum, kızmam gerek galiba. kalbimle bir oyuncakmış gibi oynuyor, benim neler yaşadığımı gördüğü halde oynuyor. onu unutmayı başardıgımı dusundugum her an karşıma çıkıyor. ilerleyemiyorum, devam edemiyorum.

iyi bak kendine bile diyemiyorum.

girit paradoksu

efendim bu paradoks öncelikle iki varsayımdan dolayı kaynaklanıyor.
1- insanlar ya yalancıdır ya da değildir.
2- yalancılar hep yalan, yalancı olmayanlar hep doğruyu söylerler.
bu varsayımların kendileri yanlış çünkü epimenides ne yalancı olabilir ne de olmayabilir. paradoksu burada ortadan kaldırabiliriz.
şayet ki konuya felsefe den yaklaşıyorsak evet felsefi sorunlar oluşturmakta ama konuyu matematik açısından ele alıyorsak tamamen saçmalıktan oluşuyor. alfred tarski böyle bir mantıksal çıkarımın matematik te yazılıp çıkarılmayacağını kanıtlamıştır efendim. ancak bu matematiğin çelişkisiz olduğunuda ortaya atamıyor çünkü kurt gödel ise matematiğin çelişkisiz olamayacağını kanıtlamıştır.
bertrand russel'ın frege nin aritmetiğine yönelik ortaya attığı bu paradoks ise gerçekten o zaman ki matematiğin çelişkisiz olmadığını düşündürüp temellerini ciddi bir şekilde sarsmıştır. kesinlikle bir bilim insanının başına gelebilecek en kötü şeye, bir eseri biter bitmez temellerinin yıkılmasını, fregel uğramıştır. yine de aralarında ki mektuplaşmalar tamamen saygı ve bilimsel etik çerçevesindedir.
güzel ve ilginç bir başlık için teşekkürler efendim. bilimle kalınız!

ayı sözlük winx club

şehriban bacım çok güzel söylemiş. ayı sözlük winx club imamhatip okulu tarlabaşı yerleşkesine girebilmek için çok önemli ve zorlayıcı kriterleri aşman gerekiyor. çark kabiliyetlerinden, basic nude skillerine kadar gündelik hayatta kullanılan önemli yeteneklerini test ediyoruz.
eğer kabul edilirsen de kabul ritüelimiz var, onuda tamamladıktan sonra sen de bir winxclub üyesi olabilirsin.
kabul edilmezsen de cenazen de görüşürüz hayatımmmmmm

got a secret
can you keep it?
swear, this one you'll save
better lock it in your pocket
takin' this one to the grave

hoşlanılan erkeğin kadınsı çıkması

feminen olduğun için seninle yatmak istemiyorum (fobi)
ilgimi çekmediğin için seninle yatmak istemiyorum (gayet normal)
"o kadar yol gelmiş bari buluşayım, feminen demedim aksine devamlı övdüm" pardon da bu kişi senin acımanı gerektiren bir durumda değil??! senin onu övmen gereken bir durum da yok ortada, bu ne yahu karşında ki insana acıdığını ima ediyorsun?
zihniyeti düzeltmek için dili düzeltmek lazım önce, sonra da davranışları!

birinci elit+ üye seçme ve yerleştirme zirvesi

benim de söyleyeceklerim var, hayatım winx club her çağrıldığında ortaya çıkmaz. biz ne zaman istersek bir anda tüm baldızlar toplanıp var oluruz!!111!!!.
ayrıca peri bacılarımdan gülşişe (smellycat) nin de fotoğraflarla belirttiği gibi bu sözlüğün ve hatta tr gay aleminin en genç, en çıtır, en bela elit grubu tarlabaşı perileri'dir hayatımmmm. biz seçilmeyiz seçeriz ayolll,
yakında görüşürüz, görüşemezsek de cenazenize geliriz xoxoxox

ıf ı show you, then ı know you
won't tell what ı said
'cause two can keep a secret
ıf one of them is dead

pufidik

benim ideolojimi savunmayan ırkçıdır******
münazara yarışmalarında bayağı bir başarılı olabileceğini düşündüğüm bir yazar. zira konuları istediği yerlere çekmeyi çok iyi başarıyor.

pufidik

"ırkçı" indikatörü kendileri.
son gönderilerinde sözlükte ki ırkçıları, faşistleri, kemalistleri, devletçileri, elitistleri ifşalamakta. teşekkürler sipirminn
baymadı mı ya bu kahraman rolleri? ilerlesek mi biraz??

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

eğer eşcinsel bir bireyseniz yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri olabilir.
temmuz ayında karşılaştım onun ile, ilk aylar rüya gibiydi. bana bu dünyada kendi cennetimi yaşattı. hayaller kurduk beraber, sonra hiçbir şey demeden ortadan kayboldu. ilk defa kalbim o zaman kırıldı.
aradan aylar geçti, ben etkisini üzerimden atamadım. kendimi kapadım dış dünyaya, kendi kendime dönmek, içimde çözmek istedim. başaramadım. bir gece dayanamadım yazdım, sadece merhaba dedim. karşılık vermeyeceğini düşündüm ama geri döndü, bir gün sonra buluştuk. uzun zamandır kafamda kurduğum o noktayı koyabilecektim sonunda. ama onu görünce her şey değişti, duygularıma yenil düştüm. neden diye sordum, neden benden kaçtın, neden benimle konuşmadın. bir cevap alamadım. öpmek istedim, öptüm. bir kez daha denemek ister misin dedim, savaşmak ister misin. cevap veremedi. kalbim ikinci kez orada kırıldı.

aradan aylar geçti, ben hala yalnızdım. kimseyle görüşmedim, işlerime verdim kendimi. düşünmemek için yordum beynimi günler boyu. dün akşam mesaj attı. ben tam onu unutmuşken, yeni insanlarla görüşmeye, tanışmaya başlamışken o tekrar mesaj attı. kendini hatırlattı bana tekrardan. kalbim delicesine çarpmaya başladı, merhaba dedim, efendim. tekrar görüşmek istedi, uygunum dedim. 30 dakika sonra evimdeydi. aylardır hayatımdan cıkarmak için uğraştıgım, imgesini zihnimden silmek için çabaladığım insan tekrar karşımdaydı. oturduk eski bir arkadaş gibi sohbet ettik. dinliyorum seni dedim neden buradasın? bilmiyorum dedi, konuşmak istedim, seni özledim.
o seni özledim dedi, ben bir duvarımı indirdim. o seninle konuşmayı özledim dedi ben bir duvarımı daha indirdim. o sana sarılmayı özledim dedi ben kalan tüm duvarlarımı indirdim. sarıldım ve evet ben de çok özlemiştim.

seviştik. yüzüne baktım ve sordum, şimdi ne olacak. ben seni unutamadım. ben de dedi ama seni kırmaktan çok korkuyorum dedi. o zaman neden buradasın dedim cevap veremedi. bir kez daha seviştik.

aklımı toparladım, tüm cesaretimle ne olacağını konuşmamız lazım dedim. ben tekrardan aynı süreci yaşayamam, devam edemiyorum.

bana o akşam mesaj attıgında, evime girdiğinde, onun gözlerine bakarken umutlandım sözlük. tekrardan umutlandım. kendini kabul edebildiğini, denemek istediğini, benimle birlikte olmak istediğini düşündüm. düşünmek istedim..

seninle birlikte olmayı çok istiyorum ama ben bir gün çocuğum olsun istiyorum, 30 yaşındayım eğer seninle beraber olursam bu süreci çok uzatmış olacağım ve biteceği kesin olan bir ilişkiyi başlatıp seni üzmek istemiyorum, dedi. o dedi ben dinledim. o dedi ben ağladım. o dedi ben yıkıldım. o dedi benim kalbim bir kez daha kırıldı.
eğer eşcinsel olsaydım seninle direkt beraber olurdum, çoktan ayrılmamış olurduk dedi. ama değilim ve bir aile kurmak istiyorum dedi. en çokta bu beni kırdı sözlük, en çokta bu.

ben aşık olduğum insanı bir kez daha onunla bir aile kuramayacağım için, onunla bir çocuk yetiştirme ihtimalımız olmadığı için tekrardan kaybettim.

ben yalnız yaşamaya mahkum muyum dedim o zaman, hep sonu belli ilişkilerim mi olacak benim dedim. kendin gibi bir insanı bulabilirsin dedi, kendin gibi, senin gibi eşcinsel.. bir kez daha kırıldı kalbim, artık ne kadarı kaldıysa geriye.

yine umutlandım, yine kırıldım. ona kızamıyorum, kızmam gerek galiba. kalbimle bir oyuncakmış gibi oynuyor, benim neler yaşadığımı gördüğü halde oynuyor. onu unutmayı başardıgımı dusundugum her an karşıma çıkıyor. ilerleyemiyorum, devam edemiyorum.

iyi bak kendine bile diyemiyorum.

türkan saylan'ın gerçek amacı

yazmayacaktım ama eski entryleri okudukça tutamadım kendimi.

türkan saylan, sağlık ordusunun yenilmez bir neferidir. sadece türkiye'nin değil, insanlığın yetiştirdiği en büyük hümanistlerden biridir. çok iyi bir kadın hakları, çocuk hakları savunucusudur. özellikle kız çocuklarının eğitimine, kendilerini kurtarmalarına çok önem veren ve bunu hiçbir beklenti içinde bulunmadan yapan bir insandır. adını karalamaya, ona laf atmaya çalışan insanlar, şu anda onun yetiştirdiği, özgürleştirdiği, kurtardığı öğrenclierinden medet umuyorlar.

türkan saylan iyi ki var oldu, milyonların annesi, ablası oldu, düşüncesi oldu, umudu oldu, şifası oldu. hakkı asla ödenemeyecektir. asla unutmayacağım kendisini ve hayatının son dönemlerinde ona yapılanları.
huzur içinde uyu türkan hocam.
"eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. ışıyacaksın! ölüme saniyeler kalmış olsa bile."

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

yazdıklarınız ve gösterdiğiniz destek için teşekkür ederim, bunlar benim için çok anlamlı.
ayrıca bir not olarak eklemek isterim ki biseksüel olan arkadaşlarım üstlerine alınmasınlar. herhangi bir genelleme yapma amacım yok, sadece beni yaralayan ve sebebinin bu olduğunu söyleyen bir insanla yaşadıklarımı buraya dökmek istedim. sizleri kırdıysam özür dilerim.