robertpaulsonunkocamemeleri

Durum: 158 - 0 - 0 - 0 - 31.03.2021 11:11

Puan: 4624 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

I'd like to believe that you're aware enough even now to know that there's nothing sadistic in my actions.
  • /
  • 8

climax

climax hakkında konuşulacak epeyce şey var ama birkaç bilgi ve kişisel görüş ile bir şeyler yazmak isterim bu güzelim film için.

film 1996 senesinde yaşanan gerçek bir olaydan esinlenerek çekilmiştir.
başrol hariç diğer herkes daha önce oyunculuk tecrübesi sergilememiş dansçı kişilerdir.
açılış sekansındaki koreografi hariç diğer bütün dans sahneleri doğaçlamadır.
anlaşılan şeyin aksine filmin anlattığı şey ilkel dürtüler, ölüm ve yaşam kavramlarının üzerine sorgulamadır.
mülakat sahnesinde televizyonun yanında noe’nin en sevdiği şiddet ve korku filmleri vhs olarak dizilmiştir.
gaspar noe en sevdiği film olan, stanley kubrick’in 2001: a space odyssey filminin tam zıttı olacak bir psikolojik drama filmi yapmak istediğini belirtmiş ve devolüsyon
(tersine evrim) nediri yansıtmak istemiş.

görüşlerime gelecek olursak film dışında yönetmen hakkında şunları söylemek isterim.
birçok insan bu herifin yaptığı işleri rahatsız edici buluyor ancak ben çok cesur olduğunu düşünüyorum.
öncelikle şunu kavramak gerekiyor; doğada olan her şey doğru değildir.
insan türü her ne kadar gelişmiş olan bir canlı olsa da alt benliği ile hareket etmeyi henüz yenebilmiş bir canlı türü değil.
işte bu abimiz de sanatı ile bunu gösteren ve bakın bu da her canlı gibi insanın da gerçekliği diyebilen bir yönetmen.
climax ise bu anlamda yaptığı en iyi iş.
alt benlik gerçekten kontrolümüz dahilinde bir benlik mi?
freud’un dediği gibi “çocuğun ilk adımı ölümün ilk adımıdır”
freud’a göre uyuşturucu,alkol,kitap,film gibi unsurlar ölüm içgüdüsünün gerçekliğinden kurtulma arzularıdır.
film bu anlamda ölüm içgüdüsüne güzel bir metafor olarak sunulmuştur.
ironik olan şu ki alt benliğimizi bu unsurlar ile zaman zaman kontrol edemeyiz ve filmi izlerken rahatsız olan kesimin aksine ne kadar da gerçekçi diyebilmek bile bunun bir miktar kanıtıdır.
evet rahatsız edici ama asla gerçek dışı bir anlatım değil.
son olarak cerrone’nin supernature şarkısı filmi mükemmel şekilde süslemiştir.
let’s dance!

pufidik

asla böyle bir tepki vermesini beklemediğim birinin genelgeçer bir doğru eyleme tepki göstermesi çok üzdü beni.
birkaç gün sonra “baymadı mı ya bu lgbti+ draması” dediklerinde neye karşı durduğunu daha iyi anlarsın. her şeyi geçtim birinin kendini savunmuş olmasına da müdahale etmeye gerek duymazsın en azından. kusura bakmayın ama sadece bir topluluğun hakkını savunuyorsunuz diye insan haklarına önem göstermiş olmuyorsunuz. o da içinde bulunuyorsunuz diye zorunlu bir savunma şekli muhtemelen. bence asıl baymış olan, kişinin olduğu şey ile suçlaması ve her girdisinde birilerine laf sokma çabası. yemiyoruz artık bu demokrat toksikliğini de yandaşlığını da. hiçbir boka sesiniz çıkmıyorsa çıkaranlara da salça olmayın bir zahmet.

steven spielberg

dahi diyemem ama çok iyi bir göze ve çok iyi bir kulağa sahip olan yönetmendir. sahne seçimlerindeki müziğin görsellikle adeta dans ediyor olması filmin içinde kaybolmamızı sağlıyor. “izletme büyüsü mü yaptın be adam çekerken?” diyemeden geçemiyorum şahsen. izlemediğim filmlerinin listesini yapıp hızlıca bitirmek için izlemeye başladım.
e.t.'nin yüzü, şair carl sandburg, albert einstein ve bir köpek türü olan pug'un yüzü baz alınarak oluşturulmuş ve film sıcaklığını hissettirmek için bir çocuğun göz hizasından çekilmiş.

beyoğlu'nda trans bir kadına tuz ruhu ile saldırı

aklım almıyor, bir insan bunu nasıl yapabilme gücüne sahip olabilir ya. bu nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık? twitter’daki yapılan yorumları okudum bir kez daha tiksindim bu ülkeden. potansiyel katil, şiddet yanlısı tiplerle çevrili etrafımız ve şans eseri yaşıyoruz. bazılarımızın ya yaşamı ya da yaşama umudu çoktan alındı.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

şabaniye

filmde kemal sunal’ın söylediği şarkıları, türkiye’nin ilk transseksüel assolistlerinden tijen erman seslendirmiştir.

halkın yarısından fazlası eşcinsel komşu istemiyor

şahsen istemeyen çoğunluğun gizli takılan tipler olduğuna eminim. birazı evlidir birazı öyledir, şöyledir. bu gizli takılan tipler de etrafında açık kimlikli birileri olsun istemezler, örneklerini çok görüyoruz. homofobik tiplerin gizli eşcinsel olması gibi işte, her türlü yok saymaya ve şiddete onay veren iki yüzlü müsveddeler.

peşimde

youtube videolarını veya hikayelerini eğlenerek izlemem objektif olmayacağım anlamına gelmiyor.
o kadar pr yapıp böylesine iğrenç bir şarkı çıkarmak neden?
sözler 15 yaşında birine yazdırılmış.
ses kalitesi berbat.
klip klişelikten yıkılıyor.
şarkı değeri zaten yok ama klipteki koreografi fena değildi.
peşimdeler demişsin ama arkan bomboş be bebeğim. olmamış sıfır.

rimming

mümkünse herkesin yapmaması gereken eylem. bazıları kedi gibi haldır şaldır yalıyor hiç hoş değil.

gay instagramı

27 yaşına gelmişim, bu yaşıma kadar fobik tipleri hayatımdan çıkaramadıysam yazık kafama değil mi?
çıkarabildiğim için de hem lgbti+ bireyler hem de fobik olmayan str8 bireyler bulunuyor hesabımda. gay, biseksüel hesabı değil benim hesabım kısacası. dünya’ya bir kere geliyoruz arkadaşlar ya hayatınızdan çıkarın fobik tipleri ya da sosyal medya hesaplarınızda ekli olmasın. anormal hesap mı normal hesap mı oluyor şimdi benimki onu anlayamadım bak.

gain

ücretsiz olmasına rağmen exxen’den bin kat daha iyi olduğunu düşündüğüm platform.
exxen gibi bir çöplüğe para vermektense arada ücretsiz daha iyi şeyler izleyebileceğim bir platform olması mutlu etti.
bugün 10 bin adım isimli dizinin yayınlanan bölümlerini izledim. hiç fena sayılmaz. gösterilen yerli ve yabancı yapımlar da gayet iyi başlangıca göre.

sözlüğün en okunası yazarı

(bkz:zabeldogdu)
artık yazmıyor oluşu sözlük için büyük bir kayıp.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

haluk bilginer

ödülleri :
2019 - 47. uluslararası emmy ödülleri - en iyi erkek oyuncu (şahsiyet dizisi)
2015 - 47. siyad türk sineması ödülleri - en iyi erkek oyuncu (kış uykusu)
2010 - 37.altın kelebek tv yıldızları ödülleri - en iyi erkek oyuncu (komedi) (cuma'ya kalsa)
2007 - 18.ankara film festivali - en iyi erkek oyuncu (polis)
2006 - 17. ankara film festivali - en iyi erkek oyuncu (hacivat karagöz neden öldürüldü?)
2004 - 9. sadri alışık ödülleri - en iyi erkek oyuncu (neredesin firuze)
1998 - 20.siyad türk sineması ödülleri - en iyi erkek oyuncu (masumiyet)
1998 - 10. ankara film festivali - en iyi erkek oyuncu (masumiyet)
1998 - 10.angers festivali - en iyi erkek oyuncu (masumiyet)
1997 - 11.adana altın koza film şenliği - en iyi erkek oyuncu (masumiyet)
1997 - 34. antalya film şenliği - en iyi yardımcı erkek oyuncu (masumiyet)
çokça afife tiyatro ödülleri ve çevirmen ödülleri de almıştır.

filmleri ve dizileri :
oyuncu :
2020 - 9 kere leyla (adem)(sinema filmi)
2020 - alex rider (dr. greif) (tv dizisi)
2020 - azizler (sinema filmi)
2020 - nuh tepesi (ibrahim)(sinema filmi)
2018 - şahsiyet (agah beyoğlu)(tv dizisi)
2018 - halloween /cadılar bayramı (sartain)(sinema filmi)
2017 - shelter /refuge (ahmet)(sinema filmi)
2017 - trendy (hasan) (sinema filmi)
2017 - the odd couple/eski kocam(ız) (nick) (sinema filmi)
2017 - masum (em. komiser cevdet) (tv dizisi)
2017 - kara yazı (oğuz karahan) (tv dizisi)
2017 - cingöz recai (mehmet rıza) (sinema filmi)
2017 - the ottoman lieutenant /osmanlı subayı (khalil bey)(sinema filmi)
2016 - buz devri: büyük çarpışma (türkçe seslendirme)(sinema filmi)
2016 - new blood (john malik) (tv dizisi)
2016 - ben-hur (simonides) (sinema filmi)
2015 - kırık kalpler bankası (yusuf yağmur) (sinema filmi)
2015 - komedi türkiye (jüri) (tv programı)
2014 - rosewater (baba akbar) (sinema filmi)
2013 - the reluctant fundamentalist /zoraki kral (nazmi kemal) (sinema filmi)
2013 - kış uykusu (aydın) (sinema filmi)
2013 - 2014 - kaçak (ustura faysal) (tv dizisi)
2012 - çanakkale çocukları (kasım) (sinema filmi)
2012 - hayatımın rolü (müşfik) (tv dizisi)
2012 - evliya çelebi ve ölümsüzlük suyu (evliya çelebi/seslendirme) (sinema filmi)
2012 - buz devri 4: kıtalar ayrılıyor (diego seslendirme) (sinema filmi)
2012 - acayip hikayeler (sinan) (tv dizisi)
2011 - istanbul'un altınları (reşat altın) (tv dizisi)
2011 - w.e. (mohamed al fayed)(sinema filmi)
2010 - newyork'ta beş minare (hacı gümüş) (sinema filmi)
2010 - cuma'ya kalsa (cuma) (tv dizisi)
2010 - ezel 2. sezon (kenan birkan) (tv dizisi)
2009 - ınternational /uluslararası (ahmet sunay) (sinema filmi)
2009 - sıkı dostlar (hikmet) (tv dizisi)
2009 - suluboya (sinema filmi)
2009 - buz devri 3 (diego (seslendirme)(sinema filmi)
2009 - 7 kocalı hürmüz (kuşçu cebrail) (sinema filmi)
2008 - nerede kalmıştık (ateş) (tv dizisi)
2008 - güneşin oğlu (alper canan) (sinema filmi) -
2008 - devrim arabaları (necip) (sinema filmi) -
2008 - anında görüntü show (kendisi) (tv dizisi) -
2007 - sihirli oyuncakçı (türkçe seslendirme) (sinema filmi)
2007 - sevgili dünürüm (ahmet) (tv dizisi)
2006 - polis (musa rami) (sinema filmi)
2006 - kısık ateşte 15 dakika (muhtar) (sinema filmi)
2006 - buz devri 2: erime başlıyor (türkçe seslendirme) (sinema filmi)
2005 - hacivat karagöz neden öldürüldü (karagöz) (sinema filmi)
2004 - spook (emre çelenk)(konuk oyuncu) (tv dizisi)
2004 - sayın bakanım (müsteşar samim bayraktar) (tv dizisi)
2004 - hırsız var! (seçkin doruk) (sinema filmi)
2004 - she's gone (ınspector yılmaz) (sinema filmi)
2002 - hititler (ııı. hattuşili) (sinema filmi)
2002 - buz devri (diego seslendirme) (sinema filmi)
2001 - tatlı hayat (ihsan yıldırım) (tv dizisi)
2001 - karanlıkta koşanlar (ali) (tv dizisi)
2001 - cesur kuşku (cesur) (tv dizisi)
2001 - buffalo soldiers / acemi askerler (the turk) (sinema filmi)
2000 - filler ve çimen (sabit üzücü) (sinema filmi)
2000 - eyvah kızım büyüdü (sedat) (tv dizisi)
2000 - borsa ( ) (tv dizisi)
1999 - the bill (olly) (tv dizisi)
1999 - oyuncak hikayesi 2 (türkçe seslendirme) (sinema filmi)
1999 - harem suare (abdülhamit) (sinema filmi)
1999 - güle güle (kasap) (sinema filmi)
1998 - eyvah babam (sedat) (tv dizisi)
1997 - nihavend mucize (erol alemdaroğlu) (sinema filmi)
1997 - medeni haller (haydar) (tv dizisi)
1997 - masumiyet (bekir) (sinema filmi)
1997 - kördüğüm (tv dizisi)
1996 - istanbul kanatlarımın altında (evliya çelebi) (sinema filmi)
1996 - usta beni öldürsene (aaron) (sinema filmi)
1996 - 80. adım (savcı) (sinema filmi)
1995 - oyuncak hikayesi (tükçe seslendirme) (sinema filmi)
1994 - gülşen abi (abidin özbidin / gülşen abla ) (tv dizisi)
1993 - son söz sevginin (tahsin) (tv dizisi)
1993 - the young ındiana jones chronicles (colonel ismet bey) (tv dizisi)
1992 - iki kadın (metin) (sinema filmi)
1992 - the adventures of young indiana jones (ismet bey) (sinema filmi)
1991 - ölür ayak (ömer) (sinema filmi)
1991 - safiyedir kızın adı (tv dizisi)
1991 - memories of midnight (dino mattusi)(sinema filmi)
1991 - laf lafı açıyor (kendisi)
1987 - lionheart (tüccar merchant) (sinema filmi)
1987 - kara sevdalı bulut (atilla) (sinema filmi)
1987 - ıshtar (gerilla lideri) (sinema filmi)
1987 - gecenin öteki yüzü (tv dizisi)
1987 - ateşten günler (ahmet rıfkı) (tv dizisi)
1986 - half moon street (1. arap) (sinema filmi)
1985 - bergerac (ahmet ) (tv dizisi)
1985 - murder of a moderate man (sason) (tv dizisi)
1985 - eastenders (mehmet osman) (tv dizisi)
1984 - the glory boys (taksi şoförü) (tv dizisi)
1981 - bergerac (ahmed) (tv dizisi)

tiyatro oyunları :
my fair lady
kafkas tebeşir dairesi
macbeth
pal joey
belami (west end'de ken hill'in)
the phantom of the opera

türkiye
aldatma (harold pinter)
kan kardeşleri (willy russell)
derin bir soluk al (ben elton)
çöplük (turgay nar)
histeri (terry johnson)
balkon (jean genet)
dolu düşün boş konuş (steven berkoff, 1999)
ayrılış (tom kempinsky, 2000)
ermişler ya da günahkarlar (anthony horowıtz, 2002)
balkon (moliere, 2004)
jeanne d’arc’ın öteki ölümü (stefan tsanev, 2005)
atinalı timon (w. shakespeare, 2006)
evlilikte ufak tefek cinayetler (eric-emmanuel schmitt, 2007)
7 (william shakespeare, 2009)
don juan'ın gecesi (Éric-emmanuel schmitt, 2011)
antonius ile kleopatra (w. shakespeare, 2012)
nehir (jez butterworth, 2013)
pencere (david hare, 2016-günümüz)
kral lear (w. shakespeare, 2018)

kariyeri tam bir balon olan oyuncudur. maşallah kendini şişirmişte şişirmiş. hatta helyum gazı ile şişirmiş ve uçmuş gitmiş. uluslararası bir oyuncu olmak ne haddine efenim. otursun saçma sapan bir senaryo, kitap falan yazsın. yaptığı işte en iyisi olmaya çalışmak varken her şeye parmak bassın.

ayı sözlük yazarlarının kendilerini bilgili hissettikleri konular

“insan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna.
sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir” diyor nietzsche.

the midnight sky

lily brooks dalton’ın good morning, midnight adlı kitabından uyarlanan, george clooney’nin başrol oyunculuğunu ve yönetmenliğini üstlendiği yeni netflix yapımı film.

film mükemmel diyemem ama bilim-kurgu kafasında izlenmemesi tavsiye edilir. zaten post apokaliptik dramadır türü.
görsel efekt, bilim kurgu doygunluğu gibi ayrıntılar ile karşılaştırma yapmak anlamsız olur çünkü maksimum derecede kitaba bağlı kalınmış. daha iyi işlenebilirdi.
yine de ortalamaya yakın bir film.
filmi kurtaran müzikleri diyebilirim.
tek haz veren şey alexandre desplat’ın müziğini duymak oldu.

geceye bir şarkı bırak

ayı sözlük günlük

önümüzdeki senenin yaz aylarında istanbul’a taşınmayı planlıyorum. bu kadar uzaklaştığın yeter diye isyan ediyor içimde bir şeyler. diğer yandan kafam hala çok karışık, bu süre zarfı kafamın karışıklığını gidermek ve netleştirmek için yeterli bir süre değilmiş gibi geliyor. bu sefer artık geri adım atmayacağım bir plan olsun istiyorum. onunla karşılaşmak hatta onunla aynı şehirde olduğumu bilmek bile canımı çok acıtacak ama başka hiçbir şehirde de mutlu olamayacağıma kanaat getirdim. bu kararı verme düşüncesi aklıma girdiğinden beri kendi kendimi yemeye başladım yine. fol yok yumurta yok ama ben yine dert edindim işte. tek istediğim gideceğim zamana kadar çok daha iyi ve güçlü olabilmek. bunu nasıl başaracağımı da bilmiyorum. tam 1 sene 8 ay olmuş. ben bu acının bu kadar uzun sürmesini hiç beklemiyordum. iyileşirim diyordum ama yerimde sayıp duruyorum. sanki istanbul’da olmak bazı yaralarımı saracak gibi hissediyorum. hani acının, korkunun üzerine gitmek gerekiyor galiba. kaçtıkça peşimi bırakmıyor gibi. artık kaçmamalıyım. üstüne gitmeliyim belki,
ya üzerime yıkılırsa koca şehir?
ya orada mutlu olabileceğimi düşünürken daha da mutsuz olursam?
kendime sorular sorup duruyorum. duvarlara anlatıyorum. hayattan zevk alamıyorum. ve artık cidden zevk almak istiyorum. beynimi kemiren düşünceleri atmak istiyorum. sadece buraya yazıyorum. anlatacak pek kimsem de yok sanırım. başına buyruk, kimseye fikir danışmadan kararlar alan ben bile, şöyle yap böyle yap diye fikir almaya çok ihtiyaç duyduğum bir hale geldim sözlük.

ayı sözlük yazarlarının favori eurovision şarkısı

bana göre gelmiş geçmiş en iyi eurovision şarkısı budur.

sözlükçülerin nick hikayeleri

fight club’daki bir karakterin fazla steroid kullanımından kaynaklı oluşan absürt memeleri.
sözlük için böyle bir meme olabileceğimi düşünmüştüm. sanırım olmayı başarabildim ki birçok arkadaşım meme diye hitap ediyor*
  • /
  • 8

eşcinsel cinayetleri

babak khorramdin

iran'lı film yönetmeni babak khorramdin ailesi tarafından "evlenmediği" gerekçesi ile anne ve babası tarafından öldürülmüş ve cesedi parçalara ayrılmış. türkiye'deki haberlerde cinsel yönelimi belirtilmemiş olmakla birlikte, uluslararası yayınların bir kısmında bu durum belirtilmekte.

https://www.gazeteduvar.com.tr/yonetmen-...

https://www.mirror.co.uk/news/world-news...

https://www.latintimes.com/married-man-a...

(bkz:eşcinsel cinayetleri)

sözlük yazarlarının meslekleri

arkadaş zekai özger

son günlerde yaşanan homofobik, transfobik saldırılarda inanılmaz artış ve devletin aleni lgbti+ düşmanlığı ile birlikte yeniden gündeme gelmiştir bir yazıda.

https://bianet.org/bianet/yasam/241372-b...

belgesel için:
(bkz:merhaba canım)

actual proof

peçe ile derse girmek

ilk entryde * bir laf sokma dikkatimi çekti. "demokrasi derken kendi faşizmi içinde boğulanlar" kimlermiş bu sözlükte?
ankara'daki deaş katliamında katledilenlerle alay edenlere laf edenler mi?
dersim katliamını eleştirenler mi?
her allahın günü yaşanan lgbtlere yönelik saldırılara ses çıkartmadan ülkede hayali geçmiş üzerine dayatmacılık yapanları eleştirenler mi?

peçe ile derse girmek

bu başlığı açan yazar yukarıdaki soruma yanıt olarak sözlükte bahsettiği "faşist"in ben olduğumu * - buraya değil ama nick altıma yazarak - açıklamış. * kendi deyimiyle resmi ideoloji ile "tertemiz" olmuş beyne sahip olan bu yazara * sorularıma devam edeyim:

nasıl bir dindar istersin?
nasıl bir müslüman kadın istersin?
nasıl bir eşcinsel istersin?
nasıl bir kürt istersin?
nasıl bir ateist istersin?
nasıl bir azınlık mensubu istersin?
nasıl bir alevi istersin? vs. vs.

işine gelince atatürk de namaz kılıyordu diyenlerden misin?
ırkçılığını örtbas etmek için türkçe konuştuğu sürece kürt olmasında sorun yok diyenlerden misin?
din işlerini devlet işlerine karıştırmayın deyip bir kısım cemevlerinde atatürk resmi olmasını aynı anda alkışlayanlardan mısın? yoksa laik türkiye derken ülkede kökü kazınmış ve aslında buranın yerli halkı olan azınlıklara yabancı hain diyenlerden misin?

ellerine geçse herkesi kendilerine köle olacak şekle sokacak, her türlü saldırıyı, insan hakları ihlalini, katliamı örtbas etmekte üzerlerine olmayan kişiler kalkıp ona buna faşist diyorlar. üstüne üstlük bir kişi nasıl olur da peçe takar diyerek ahahahaha

ayı sözlük günlük

birini özlüyor olmanız, ona dönmeniz gerektiğini göstermez. bazen özlemeniz gerekir, bir sabah uyanıp artık özlemediğinizi farkedene kadar.

ayı sözlük günlük

bugün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım.

sınıfta dersin ortasındayken öğrencilerimden birinin dedesinin selası okundu. küçücük yavrucak önce şaşkınlık yaşadı, ardından gözlerimin önünde haykıra haykıra ağladı ve ben onu teselli edebilecek bir şey yapamadım. oysa ki çocuk geçtiğimiz kasım ayında da babasını kaybetmişti *. bugün de dedesi...

bu günü ömrüm boyunca unutamayacağım sanırım.

radikal demokratik birlik

1980lerin sonlarında transseksüellerin, eşcinsellerin vs. de açık kimlikleri ile üye olduğu, ve kısa ömürlü olmakla birlikte, türkiye'deki siyasi hareketler içinde oldukça önemli bir oluşumdu. radikal parti diye de bilinirdi. kısaltması "rp" olunca, eşcinsellere açıkça nefret kusan refah partisi ile sadece bu açıdan benzerlik olmuştur.

o dönemlerde homofobiklerin göreli olarak yontulmuş olanları, eşcinsellere gülerek sen rp'lisin değil mi derlerdi. o tip sersemlerin yaşları ilerleyip hayatları akp tarafından başka nedenlerle kısıtlanınca, kendileri ile yüzleşmeden, şimdi çıkıp bu ülke niye böyle vs. demeleri de ayrı bir trajedidir ya, neyse bu onların sorunu. *

elbette böyle bir oluşumun başına her türlü bela da gelmiştir. sonuçta o dönemin ana akım gazetelerinde bile (veya köşe yazılarında) "topların, nonoşların, ibnelerin, kırıtanların" partisi gibi son derece eğlenceli (!) ifadelerle bahsi geçmektedir.

vikipedide hakkında kısa bir başlık açılmış.

"basın tarafından "eşcinseller partisi" olarak tanıtılan hareket üzerindeki baskılar gittikçe yoğunlaştı. ibrahim eren tutuklandı, cezaevinde şişlendi, işyerinin önünde bıçaklandı, süha tuğtepe islamcı çevrelerden aldığı yoğun tehditler sonucu istanbul'u terk etti."

https://tr.wikipedia.org/wiki/Radikal_De...

Toplam entry sayısı: 158

gay instagramı

27 yaşına gelmişim, bu yaşıma kadar fobik tipleri hayatımdan çıkaramadıysam yazık kafama değil mi?
çıkarabildiğim için de hem lgbti+ bireyler hem de fobik olmayan str8 bireyler bulunuyor hesabımda. gay, biseksüel hesabı değil benim hesabım kısacası. dünya’ya bir kere geliyoruz arkadaşlar ya hayatınızdan çıkarın fobik tipleri ya da sosyal medya hesaplarınızda ekli olmasın. anormal hesap mı normal hesap mı oluyor şimdi benimki onu anlayamadım bak.

pufidik

asla böyle bir tepki vermesini beklemediğim birinin genelgeçer bir doğru eyleme tepki göstermesi çok üzdü beni.
birkaç gün sonra “baymadı mı ya bu lgbti+ draması” dediklerinde neye karşı durduğunu daha iyi anlarsın. her şeyi geçtim birinin kendini savunmuş olmasına da müdahale etmeye gerek duymazsın en azından. kusura bakmayın ama sadece bir topluluğun hakkını savunuyorsunuz diye insan haklarına önem göstermiş olmuyorsunuz. o da içinde bulunuyorsunuz diye zorunlu bir savunma şekli muhtemelen. bence asıl baymış olan, kişinin olduğu şey ile suçlaması ve her girdisinde birilerine laf sokma çabası. yemiyoruz artık bu demokrat toksikliğini de yandaşlığını da. hiçbir boka sesiniz çıkmıyorsa çıkaranlara da salça olmayın bir zahmet.

izmir

izmir garip bir şehir. 6 ay kadar oldu bu şehre taşınalı. ne overrated bir şehirmiş meğerse yaşayınca anladım. bok kokusu, kemalist çomarları, köy gibi gelişmemiş olması, ulaşımın berbatlığı, bilinen semtlerin kalitesiz olması gibi liste uzar gider. karşıyaka’dan burnunuzu çıkarmazsanız mütevazi ve tatlı bir yaşam sürebilirsiniz. özgür olan tek ilçesi orasıdır. orası da zaten karşıyakalı değilseniz uzaylı muamelesi göreceğiniz bir yere dönüşüyor. ilçe faşizmi diye bir kavram yaratabilmişler.

beyoğlu'nda trans bir kadına tuz ruhu ile saldırı

aklım almıyor, bir insan bunu nasıl yapabilme gücüne sahip olabilir ya. bu nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık? twitter’daki yapılan yorumları okudum bir kez daha tiksindim bu ülkeden. potansiyel katil, şiddet yanlısı tiplerle çevrili etrafımız ve şans eseri yaşıyoruz. bazılarımızın ya yaşamı ya da yaşama umudu çoktan alındı.

hiv'den korkmayıp korona'dan korkan gay

hiv ile corona virüsü arasındaki büyük farkları kabaca değil de daha net ayırt edebilecek birisi olduğu için umursamıyor olabilir.
32 milyondan fazla insan hangi zaman zarfında ölmüş mesela?
tedavisi olan, öldürmeyen bir virüs ile ne olduğunu bilmediğimiz ve bu kadar kısa süre içinde çok fazla can alan bir virüsü aynı korku seviyesine çekmek biraz hiv+ bireyleri özellikle yeni tanı almış olanları korkutmaya çalışmaktan başka bir şey değil.
içi tamamen boş anlamsız bir karşılaştırma.
belki arkadaşın hiv pozitif olmayı sorun etmeyip, covid-19 olmayı sorun ediyordur.
neticede kimse kimsenin enfekte olmasına garışamaz.
korkulması gereken hiv değil böyle cahil cühela yazılara denk gelmek.

büyük penisli pasif

porno sitelerindeki çok tutulan bir videonun arka planında sözlük ismi falan mı geçiyor?
(bkz:yol geçen hanı)

hiv'den korkmayıp korona'dan korkan gay

hiv ile corona virüsü arasındaki büyük farkları kabaca değil de daha net ayırt edebilecek birisi olduğu için umursamıyor olabilir.
32 milyondan fazla insan hangi zaman zarfında ölmüş mesela?
tedavisi olan, öldürmeyen bir virüs ile ne olduğunu bilmediğimiz ve bu kadar kısa süre içinde çok fazla can alan bir virüsü aynı korku seviyesine çekmek biraz hiv+ bireyleri özellikle yeni tanı almış olanları korkutmaya çalışmaktan başka bir şey değil.
içi tamamen boş anlamsız bir karşılaştırma.
belki arkadaşın hiv pozitif olmayı sorun etmeyip, covid-19 olmayı sorun ediyordur.
neticede kimse kimsenin enfekte olmasına garışamaz.
korkulması gereken hiv değil böyle cahil cühela yazılara denk gelmek.

izmir

izmir garip bir şehir. 6 ay kadar oldu bu şehre taşınalı. ne overrated bir şehirmiş meğerse yaşayınca anladım. bok kokusu, kemalist çomarları, köy gibi gelişmemiş olması, ulaşımın berbatlığı, bilinen semtlerin kalitesiz olması gibi liste uzar gider. karşıyaka’dan burnunuzu çıkarmazsanız mütevazi ve tatlı bir yaşam sürebilirsiniz. özgür olan tek ilçesi orasıdır. orası da zaten karşıyakalı değilseniz uzaylı muamelesi göreceğiniz bir yere dönüşüyor. ilçe faşizmi diye bir kavram yaratabilmişler.

ayı sözlük günlük

önümüzdeki senenin yaz aylarında istanbul’a taşınmayı planlıyorum. bu kadar uzaklaştığın yeter diye isyan ediyor içimde bir şeyler. diğer yandan kafam hala çok karışık, bu süre zarfı kafamın karışıklığını gidermek ve netleştirmek için yeterli bir süre değilmiş gibi geliyor. bu sefer artık geri adım atmayacağım bir plan olsun istiyorum. onunla karşılaşmak hatta onunla aynı şehirde olduğumu bilmek bile canımı çok acıtacak ama başka hiçbir şehirde de mutlu olamayacağıma kanaat getirdim. bu kararı verme düşüncesi aklıma girdiğinden beri kendi kendimi yemeye başladım yine. fol yok yumurta yok ama ben yine dert edindim işte. tek istediğim gideceğim zamana kadar çok daha iyi ve güçlü olabilmek. bunu nasıl başaracağımı da bilmiyorum. tam 1 sene 8 ay olmuş. ben bu acının bu kadar uzun sürmesini hiç beklemiyordum. iyileşirim diyordum ama yerimde sayıp duruyorum. sanki istanbul’da olmak bazı yaralarımı saracak gibi hissediyorum. hani acının, korkunun üzerine gitmek gerekiyor galiba. kaçtıkça peşimi bırakmıyor gibi. artık kaçmamalıyım. üstüne gitmeliyim belki,
ya üzerime yıkılırsa koca şehir?
ya orada mutlu olabileceğimi düşünürken daha da mutsuz olursam?
kendime sorular sorup duruyorum. duvarlara anlatıyorum. hayattan zevk alamıyorum. ve artık cidden zevk almak istiyorum. beynimi kemiren düşünceleri atmak istiyorum. sadece buraya yazıyorum. anlatacak pek kimsem de yok sanırım. başına buyruk, kimseye fikir danışmadan kararlar alan ben bile, şöyle yap böyle yap diye fikir almaya çok ihtiyaç duyduğum bir hale geldim sözlük.

gay instagramı

27 yaşına gelmişim, bu yaşıma kadar fobik tipleri hayatımdan çıkaramadıysam yazık kafama değil mi?
çıkarabildiğim için de hem lgbti+ bireyler hem de fobik olmayan str8 bireyler bulunuyor hesabımda. gay, biseksüel hesabı değil benim hesabım kısacası. dünya’ya bir kere geliyoruz arkadaşlar ya hayatınızdan çıkarın fobik tipleri ya da sosyal medya hesaplarınızda ekli olmasın. anormal hesap mı normal hesap mı oluyor şimdi benimki onu anlayamadım bak.

heteroseksüel bir erkekten hoşlanmak

hiç anlam veremediğim olay. sikişmeyi istemek ile hoşlanmak arasında bariz bir ayrım olduğu içindir belki bilemiyorum.
yahu nasıl yani hiç dokunamayacağın,öpemeyeceğin,güzel sözler söyleyemeyeceğin birisinden hoşlanırsın ki?
belki de birini tanıyarak ve emin olarak hoşlanmak yaşanmışlık veya yaşlanmışlık ile alakalıdır?

seri eksi oy veren şahıs

iki gündür dadanmasının sebebi gayet açık aslında.
beklentisine karşılık vermediğim bir abaza veya haklı muhalefetimin altında ezilmiş bir andaval olma ihtimali çok yüksek.
özgüven eksikliği yaşayan ezikciğim.
sen eksi oy veriyorsun diye benim hayatımda hiçbir şey değişmiyor ama sen kendini bu şekilde tatmin ederek mutlu oluyorsun.
vizyonun yerlerde.
sırf biraz da olsa ezikliğini hatırlatmak için yazıyorum bunları. umarım en kısa sürede bu aşağılık psikolojisinden kurtulursun.
bileklerine kuvvet bebeyim, öptüm*

hiv'den korkmayıp korona'dan korkan gay

hiv ile corona virüsü arasındaki büyük farkları kabaca değil de daha net ayırt edebilecek birisi olduğu için umursamıyor olabilir.
32 milyondan fazla insan hangi zaman zarfında ölmüş mesela?
tedavisi olan, öldürmeyen bir virüs ile ne olduğunu bilmediğimiz ve bu kadar kısa süre içinde çok fazla can alan bir virüsü aynı korku seviyesine çekmek biraz hiv+ bireyleri özellikle yeni tanı almış olanları korkutmaya çalışmaktan başka bir şey değil.
içi tamamen boş anlamsız bir karşılaştırma.
belki arkadaşın hiv pozitif olmayı sorun etmeyip, covid-19 olmayı sorun ediyordur.
neticede kimse kimsenin enfekte olmasına garışamaz.
korkulması gereken hiv değil böyle cahil cühela yazılara denk gelmek.

izmir

izmir garip bir şehir. 6 ay kadar oldu bu şehre taşınalı. ne overrated bir şehirmiş meğerse yaşayınca anladım. bok kokusu, kemalist çomarları, köy gibi gelişmemiş olması, ulaşımın berbatlığı, bilinen semtlerin kalitesiz olması gibi liste uzar gider. karşıyaka’dan burnunuzu çıkarmazsanız mütevazi ve tatlı bir yaşam sürebilirsiniz. özgür olan tek ilçesi orasıdır. orası da zaten karşıyakalı değilseniz uzaylı muamelesi göreceğiniz bir yere dönüşüyor. ilçe faşizmi diye bir kavram yaratabilmişler.

how to sell drugs online fast

philipp kassbohrer ve matthias murmann tarafından yaratılan ve 6 bölümden oluşan komedi-drama türündeki netflix dizisi.

dizinin konusu;
moritz isimli nerd liseli bir karakterin, yurt dışında geçirdiği süre zarfında ekstazilere ilgi duymaya başlayan eski kız arkadaşını geri kazanmak umuduyla internet üzerinden uyuşturucu satmaya başlaması ile olaylar gelişir.
dizi gerçek bir olaydan esinlenilmiş.

şahsi fikrim netflixin teenage dizileri arasında en iyisi.
konusu uyuşturucu olduğu için ara ara görsel olarak zevkler yaşayabiliyorsunuz.
ikinci sezon onayı almış olması da mutlu etti beni.