robertpaulsonunkocamemeleri

Durum: 139 - 68 - 10 - 5 - 17.01.2019 18:57

Puan: 2374 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

böyle bir şeye dahil olmadım hiç. kastın malum şahısın sana yaptığı ırkçılık ise eğer bu konuda söyleyeceğimi söyledim zaten sorarsın. ikinizin arasında olan duygusal anlaşmamazlığa dahil olmamı bekleyemezsin tabii ki. bu bambaşka bir olay. gerekli başlıklarda yapılan ırkçılığa, fobikliğe zaten tepkimi gösterdim hep.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

* bi dur ortalık karışık zaten. hem ne alakası var kardeşim bağımsız olarak bir şey savunuyorum. erkek arkadaşımla aynı politik görüşe sahibim belki bu konuda. birey olmamı reddetme. çekil aradan.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

başlığa ve verilen bilgiye bak. karşılığında suriyelileri istemiyorum gibi bir tavır sergileniyor. birkaç insanın yaptığını genelleyemezsin diyorum. konya'da yaşadığın için bla bla diyor. mersin'in köyünden gelip 4 sene istanbul'da yaşamakta sana bir şey katmamış demek ki. yörük kafası diye genelleme yapmayacağım ben ama. mutlaka mersin'de de ırkçı olmayan ve bir kesime mal etmeyen insanlar vardır.tıpkı konya'da olduğu gibi.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

yazdığın şeye dikkat edeceksin o zaman savunduğun şeyin doğrultusunda.
"suriyelileri savunmak" tabiri ırkçı olduğunun en büyük göstergesi. hangi girdiye karşı neyi savunuyoruz bunu iyi gözlemle ve maydanoz olma o halde.
koyduğun entry kodunu bkz içine alırsan daha kolay olur belki. copy paste yapacak halimiz yok gereksiz fikirleriniz için.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

olayı saptırıp, manipüle etmekte üstünüze yok. arkadaşım biz burada bağımsız olarak dışlamak, istememek üzerine bir şey söylüyoruz. doğrudan yapılan ırkçılık üzerinden bir eleştirimiz var. nereden biliyorsun aynı zamanda evine süt götüremeyen adamın hakkını gözetmediğimi? birkaç insanın yaptığı yanlış olayları bütün bir ırka mensup kılmak niye? ırkçısınız işte. birileri bir yerlerde suç işliyorsa veya evine ekmek, süt götüremiyorsa bu ülkeyi yönetenlerin politikasını eleştireceksin. direkt bir ırka veya sığınmacı olanlara saldırmak neyi korumak oluyor tam olarak? ayrıca cahilliğinize hayran kalmamak elde değil. bir mülteci kişi başı 150 tl para alıyor evdeki kişi sayısına göre bu 800 olabilir. bunu sen değil bm bankası ödüyor. sen de sığınmacı olarak git sana da ödesin bm bankası. kolay sanıyorsunuz savaştan, açlıktan, yoksulluktan kaçmak üstüne birde dışlanmak. kendisiyle aynı fikirde olmayan insanları öldüren insanlara karşı çıkacaksın. suriyeli mültecilerin geneline değil. neyi eleştirip, eleştirmemeniz gerektiğini bir kavrayamadınız. ben vicdani olarak kötüyken de kötü olan arkadaşıma yardım ederim. sen etmiyorsan senin vicdan muhaseben bu.

aids'e rağmen korunmadan seks yapmak

es kaza veya bilerek pozitif duruma gelmek kişinin kendisini bağlar ve bunu kabul edip etmemek onun isteği doğrultusunda şekillenir. bu durumla barışık olmak başkasının ayrımcı davranmasını, fobisini kanulleneceği anlamına gelmiyor. sizin depresif beyinlerinizin bunun zor olduğunu düşünmesi başka hiv ile yaşayan insanları rencide edip, korkutucu davranmanıza hak sağlamıyor. herkes eline, diline dikkat edecek. ve evet sizin gibi ayrımcı, sığ, her şeye öcü gözüyle bakan, hiçbir düşüncede kendine tam yer edinememiş tiplere karşı gurur duyuyoruz yaşadığımız şey ile. sizinle mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. size de gururlu günler.

queer eye for the straight guy

programın ilk bölümünü açtıktan 15-20 dakika sonra kapatmam bir oldu. her 10 saniyede bir güzellik çirkinlik algısını dış görünüş üzerinden izleyiciye empoze etmeye çalışmaları açıkcası sinirlerime dokundu. uzun bakımlı parlak saçlı bir gey koyarak güzellik anlayışını bu şekilde yansıtmaya çalışmak korkunç. göreceli olan bir kavramı bu kadar daraltmak beynimi yordu izlerken. evin dekorasyonu vs.gibi detayların değiştirilmesi hoş olabilir ancak kişiyi doğrudan çirkinsin diye değiştirmeye çalışmak çok can sıkıcı bir eylem açımdan. aynı renk kıyafetler giymek, istediği kadar sakal uzatmak ve beden ölçüsüne göre giyinmemek çirkinlik değil seçimdir. kör olması gereken bir kuir göz maalesef. fazlaca beğenilmedi bu program benim için.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

ırkçı ve faşizan zihniyetlerin sığındığı ilk liman nedense bölünme fikri oluyor. pardon ama bu sınırlar babanızın tapulu malı değil. zamanında atalarınızın sınır, otorite, güç kavgalarının ceremesini kimse çekmek zorunda değil. farklı etnik kökenler ile seve seve yaşamayı öğreneceksiniz. devlet politikası, bu ülkenin insanları zaten mülteciler üzerinden yeterince çıkar sağlıyor,sömürüyor. kimse saçma sapan arzular yüzünden savaşmak veya savaşa maruz kalmak zorunda değil. ezilen, öldürülen ve bunu istemeyen her kesime, kökene karşı sınırlar ortadan kaldırılmalı.
faşist kafalarınız farklı olanları istememek olunca birleşiyor ancak.
bi salın artık insanlar istediği yerde istediği gibi yaşasın. bu ülke değil sınırlarını reddediğim bu dünya üzerinde yaşamaması gereken sizin zihniyetiniz.

pinktriangle

ittirmem ile kaydolan koca.
hoş geldin erkeğim.*

aids'e rağmen korunmadan seks yapmak

hayata karşı bu kadar kendinizi koruyucu davranamazsınız. negatif ile pozitif iki kişinin korunmadan ilişkiye girmesi gayet olağan ve tarafın bunu kabul etmesini sorgulamak, mallık diye hakaret etmek aksine mallıktır. pozitif olduktan sonra ilişkiye girmemek neyin çözümü veya kısıtlaması olabilir? hıv'e karşı korunurken bir sürü hastalığa yakakanabilir ve bu konuda ayrımcılığa uğrayabilirsiniz. ki umarım pozitif olursanız gerçekten cinsel hayatınızı kısıtlarsınız. bu kafayla ayrımcılığa uğramaya layıksınız ama ayrımcı davranmaya hakkınız yok. kapiş.

yanlış anlaşılan şarkı sözleri

yalın-zalim
doğrusu:sen de bu büyü de yalan
benim anladığım:sen de bu gemide yanan
ve evet az önce erkek arkadaşımın doğrusunu söylemesi ile öğrendim bunu. ağlıyorum şu an.

yazarlar yılbaşında ne yapıyor

nergis aksu

o bir idol.
o bize yeni tepki şekli verecek kadar muazzam.
"khamınıvere"

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

disjointed

25 ağustos 2017'de yayınlanan netflix orijinal yapımı olan sitcom dizi.
dizinin yaratıcıları david javerbaum ve chuck lorre 'dir(the big bang theory, mom gibi çok sevdiğim dizilerin yaratıcısı).

dizinin başrolünde kathy bates ruth adında üç oğlu ile los angeles’ta, hep hayalini kurmuş olduğu bir esrar dispanseri işleten hippie bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
ruth, hayatı boyunca esrarı yasallaştırmak adına çaba göstermiştir ve bu hareketin bir lideri, sembolü haline gelmiştir. şimdilerde de yıllarını vermiş olduğu bu zorlu mücadelenin meyvelerini zevk ile toplamaktadır. artık esrar yasaldır, hayallerine sonunda kavuşmuştur.

dizide efsane illüstrasyonlar var ve gerçekten kıyak kafalar için çerezlik bir dizi. araya serpiştirilen reklam esprileri zaten fazla güzel.
junkie arkadaşlarımın mutlaka göz atması gereken bir komedi.

salaş meyhanedeki yorgo


nicki çok sevdiğim yunan şarkıcıyı çağrıştırdı.
hoş gelmiş.

black mirror bandersnatch

son sezonunda netflix ile anlaşan ingiliz dizisinin yine netflix tarafından yapımı üstlenilen ve dün yayınlanan filmi.

filmin konusunu kısaca 1984'te genç bir programcı, karanlık bir romanı bilgisayar oyununa uyarlarken gerçekliği sorgulamaya başlıyor diye aktarabiliriz.

filmin interaktif olması fazlaca eğlenceli. sunulan iki seçenek ile alternatif sahneleri görebiliyorsunuz veya yanlış seçenek ile bir süre sonra başa dönüyorsunuz. doğru seçim ile filmin süresi olan bir buçuk saatte bitirebilirsiniz. şanslıydım ki bende öyle oldu.
ancak alternatifleri görebilmek için filme yaklaşık bir saate yakın kadar bir süre daha ayırdım.
filmi 8 farklı son ile bitirebiliyorsunuz.
kurguyu beğenmedim ve bir black mirror havası yakalayamadım.
kısacası film interaktif olması dışında bomboş.
o kadar heyecana, bekleyişe değdi mi? hayır.
dizinin son sezonunu mahvettiğin gibi filmi de eline yüzüne bulaştırmışsın netflix.
bizımla diğılsın.

sixtiees

şimdi bu kulübü gömen arkadaşlar sanki her hafta sonu istanbulda veya başka şehirlerde benzeri yerlere gitmiyorlar. kusura bakmayın ama en makul gördüğünüz yer bile neredeyse aynısı. müzikleri tartışılır. çalışanları tartışılır ama camianın kendisini gittiği mekandan ötürü eleştirmek boş. burası türkiye ve gittiğiniz her yerde aynı tipler var. olacaklar. uzun zamandır gidiyorum buraya ve başka seçenek yok maalesef. keşke olsa ama yok. ayrıca bana aşırı güvenli hissettiriyor. belki çevreden kaynaklı bilemiyorum. yılbaşı için burada orraynım. çıkın çıkın gelin.

ölmeden önce izlenmesi gereken filmler

gaspar noe

27 aralık 1963 yılında arjantin’in başkenti buenos aires doğumlu olan yönetmen gaspar noe, çocukluğunu burada ve new york’ta geçirdikten sonra 12 yaşından itibaren ailesi ile birlikte fransa’da yaşamaya başladı. ilk yönetmenlik denemesini ise 1985 yılında fernando solanas’ın yönetmiş olduğu el exilio de gardel isimli filmde yardımcı yönetmen olarak yaptı.

daha sonrasında ise 18 dakikalık kısa filmi tintarella dil una ile tek başına film yönetmiş oldu. 2 yıl sonra ise yine başka bir kısa film olan pulpe amere ile ekranların karşısına çıktı. ancak adından söz ettirmesini sağlayan film ise ırreversible oldu. bu film ile aynı yıl cannes film festivali’nde adaylık kazandı

hayatın içinde var olan bazı onaylanamaz gerçekleri filmleri ile insanın yüzüne vuruyor bu adam.
iğrenç bulunmasının dışında bu bakış açısı ile izlenilmeyi bekliyor.
her şeyden sanat üretilir diyerek gerçekten sanat üreten bir tip.
simetrik. filmlerinde kendi adını esprili bir şekilde geçirecek ve bir sahnede mastürbasyon yapan birisini canlandıracak kadar kaçık.
  • /
  • 7

sphynxinator

(bkz:#395207)

şimdi leşleşicem herkesten özür.

tüm tribin partnerim sana o ilgiyi göstermedi, sulanman elinde patladı diye. üzülme, sanaldan da koli bulabilirsin belki :( ezik seni. şimdi git otuz birini çek.* sonra biraz okuma falan yaparsın belki. iğrenç fobik herif.

ayı sözlük mafyası

şahsen ben gökkuşağı oluşturmuyorum. mafyalığı da ırkçılığı da bir renk olarak görmüyorum. o sebeple, devam.

edit: valla ben isim vermedim. failler dökülüyor işte böyle bir bir. * lol

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

sizin benzerleriniz avrupa'da falan da varlar. mesela diyorlar ki, ülkemizde eşcinsel evlilik olsun ama mülteciler evlenmesin. bahsettiği mülteci sizsiniz de aynı zamanda. avrupalı olamamış ortadoğulu ırkçılığı kokuyorsunuz.

öncelikle şu konuda bi anlaşalım, ırkçılık ifade özgürlüğü değildir. eleştiri özgürlüğü de değildir. ırkçılık, lgbti+fobi, hiv fobi gibi ayrımcılık içeren tüm yorumlara saldırmak meşrudur. nefrete yapılan saldırı özsavunmadır. size karşı suriyeliyi de türkiyeliyi de yunanistanlıyı da savunuyorum. kendimi de savunuyorum doğal olarak. savunacağım da, zerre gocunmuyorum.

bu ülkenin tarihi yoksulluk tarihidir. tüm kapitalist devletlerin, özellikle türkiye gibi üçüncü sınıf ülkelerin tamamının tarihi böyledir. ülkenin yoksulluğu suriyelilerle ilgili değildir. hep yoksulduk. kapitalizm sürdüğü sürece de yoksul olacağız. sanki ülkede yoksulluk 5 6 yıldır var ve bunun sebebi suriyelilermiş gibi konuşuyorsunuz, manipüle ediyorsunuz. ırkçılığınıza bahane arıyorsunuz.

türkiye'de işsizlik de hep vardı. suriyelilerin ve ortadoğudan göçen diğer insanların yaptığı işleri hiçbiriniz yapmazsınız. hiçbiriniz o beyaz konforunuzdan çıkıp bu kadar işkenceye razı gelmezseniz.

suriyeli karşıtı yorum yapmadan önce işin tarihselliğine bakmanız gerekiyor. o insanların buraya neden geldiğine, nasıl geldiğine, hangi koşullarda yaşadığına bakmanız gerekiyor. "suriyeliler nargile kafeye gidiyor" rererö diye zırvalıyorsunuz. hadi ya? o insanlar tüm gün bok içinde gezsin istiyorsunuz ama yok öyle bir dünya. sizin faşist rüyalarınız rüya olarak kalacak. yaşamak istediği hayat neyse, herkes ayrımcılık yapmadığı müddetçe o hayatı yaşamakta özgür. savaştan, tecavüzden, ölümden kaçan insanların burada oturup 2 saat nargile içmesi mi size batıyor? nargile kafelerden çıkmayan parliament kostümlü kolileriniz için de aynı şeyleri düşünüyorsunuzdur umarım...

ırkçısınız. bir insanı sizden ayıran şeyin hatay'ın öbür tarafında doğmuş olduğunu düşündüğünüz için ırkçısınız. nefret suçu işliyorsunuz. umuyorum ki bunun gerçekten suç olduğu adil bir ceza yasamız olur bir gün. belki ceza alma ihtimali dönüştürür sizi.

bu konu demagoji dahi kaldırmayacak bir konu. erk kafası ile, ırkçı kafalar ile o insanlara bakıyorsunuz. binlerce travmayla buralara gelen bu insanları nasıl iyi ederizi düşünmek yerine, nasıl def ederizi düşünüyorsunuz. beyaz gey konforunuz zedeleniyor diye, kendinizden farklı bir şey gördünüz diye, sonunda ülkeden sizden başka nefret odağına konacak birileri oldu diye mutlu oluyorsunuz. bundan birkaç yıl önce yapılan anketlerde insanlar "eşcinsel komşu istemeyiz" diyorlardı. artık "suriyeli komşu istemeyiz" diyorlar. nefret aynı yerden geliyor. lgbti+fobi ve ırkçılık ve diğer ayırmcılıklar aynı yerden besleniyor. ama siz, bunu fark etmiyorsunuz. çünkü beyaz gey konforu...

eğer ki bu ülkeyi sevmekten bahsediyorsak kimi referans aldığımız kritik. ben bu ülkeyi severken nazım hikmet gibi, behice boran gibi seviyorum. hatta arkadaş özger gibi. siz nihal atsız, doğu perinçek gibi, necip fazıl gibi. hatta bazen demet akalın gibi seviyorsunuz. hepiniz küçük doğu perinçeklersiniz.

son olarak sevgililk meselesi. partnerimi seçerken kiminizin yaptığı gibi sözlükten kim düşer kaygısıyla herkese sulanmıyorum. partnerimi seçerken dünya görüşüme uygun insanı bulmaya çalışıyorum. muhtemelen kendi partnerlerinizin kuyrukçuluğunu yaptığınız için ortak görüşte olan insanların sevgili olması size sırıtıyor olabilir ama öyle değil. bi ara vegan bir aktivist pride'da "et yiyene göt yok" pankartı açmıştı. onu az değiştirip hayatıma uyguluyorum. ırkçıyı, lgbti+fobiği, hiv fobiği, kadın düşmanını hayatıma almıyorum. hayatımı mücadeleyle ve dayanışmayla örüyorum, sözlükte erkek kovalayarak değil. bu sebepledir ki partnerimle aynı görüşteyim. kıps

ayı sözlük mafyası

abileri tarafından çeşitli uygulama gruplarında toplanıp sürekli eksi basan mafyadır. birkaç günde gözlemlediğim ağırlıklı yönelimlerinin ırkçı, faşist, hiv fobik olduğu yönündedir. sanırım mafyanın abilerinin adını duyurmak için çeşitli başarısız girişimleri de oldu. kimi siber suçlara yatkınlıkları olduğu da iddia edilmektedir.

aids'e rağmen korunmadan seks yapmak

aids bir hastalık değil. hiv de öyle. ama sözlükten çıkmayan, sosyalleşmemem, asla okumayan ezik tipler bunu nereden bilecekler? bilemezler. ne güzel başlık oldu tüm fobikleri bir bir belirliyoruz. mmmh

pinktriangle

sözlüğe gelir gelmez uğraşacağım ilk kişiler ırkçılar. yeni bahçem burası. hoşbuldum.
have fun.

edit: bi de hiv fobikler var. sıra sıra. tüm fobiklerle...

gay pride

lgbti+ yürüyüşlerinin adı gay pride değildir. lgbti+ onur yürüyüşü veya lgbti+ pride'dır. (bkz:2018 istanbul lgbti+ onur haftası ve gay pride) gibi başlıklar lezfobik, bifobik, transfobik ve ....fobiktir. gey sevicidir. hareketin onlarca yıllık tarihine hakarettir. bu senenin hafta ve yürüyüş başlığı/başıkları daha iyi seçilir umarım. türkiye'de de gey pride değil lgbti+ pride yapılmaktadır. http://prideistanbul.org/

sphynxinator

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar başlığındaki entrylerden anladığım kadarıyla ırkçı, milliyetçi yazardır. ilk günden midemin bulanmasına sebep olmuştur. iyileşmesi için tekrar bir not: https://multeciler.org.tr/wp-content/upl...

terf

veya trans-exclusionary radical feminist. transfobik feministlerdir. türkiye'de ve dünya'nın birçok yerinde trans dışlayıcı politikalar üretirler. ürettikleri politikalar özellikle amerika ve avrupa'da başta trans çocuklar olmak üzere tüm transları mağdur ve travmatize etmektedir.

türkiye'de bu tartışmanın en zirveye çıktığı zaman çevirmen/aktivist öznur karakaş'ın attığı transfobik tweetler sonrası olmuştur. konu hala sıcaktır denebilir. trans çocuklar üzerinden duygusal istismar yolu ile transfobi ürettiği için trans aktivistlerin tepkisini çekmiştir kendisi. geçmişte de bunun örnekleri vardır. örneğin "çok ünlü" bir feminist yazar 8 mart yürüyüşü'nde bir trans kadına "erkek geçmişinden dolayı" bu yürüyüşte olmaması gerektiğini söylemiştir. sonradan pişman olduğu için adını vermeyelim burada :)

dünya'da ise en sıcak örneği geçtiğimiz yaz london pride'de yaşanmıştır. https://www.independent.co.uk/voices/ant... bazı transfobikler, trans kadınların lezbiyen olamayacağını, bunun bir tecavüz olacağını söylemişlerdir. buna benzer daha birçok transfobik ifade ile yürüyüşte yer almışlardır. yürüyüş komitesi daha sonra bu konu için özür dilemiştir.

trans kadınlar kadındır. trans erkekler erkektir. trans çocukları mağdur ve "hasta" eden de queer/transfeminizm değil, terflerdir. bu konuların tamamı aslında tartışmaya kapalıdır.

aids'e rağmen korunmadan seks yapmak

bir süredir kocamcılık yapıp sözlüğü uzaktan takip ediyordum. sırf bu cahilce açılmış başlığı görüp üye oldum. şimdi adım adım...
1- aids mi kaldı arkadaşım? aids artık 1990'lardaki gibi geri dönülmez, iyileştirilemez bir evre değil. aids sebebiyle ölüm yok denecek kadar az.
2- hiv sizin sandığınız veya "sandırıldığınız" kadar korkunç bir durum değil. hiv'i diğer viral durumlardan bu kadar ayırarak konuşmak veya hiv'i her gün ilaç kullanmak gereken diğer durumlardan farklıymış gibi konuşmak ahlakçılıktır, cahilliktir ve hivfobidir.
3- korunmak kişinin kendi seçimidir. evet, "aids'e rağmen" korunmadım ve hiv ile yaşıyorum. zerre kadar da pişman değilim. yine olsa yine korunmam :) neyse ki çevremde bu sözlükte bu başlığa ve diğer hiv/aids başlıklarına saçma yorumlar yazan cahiller gibi insanlar yok da hiv ile tanıştığımda bu iğrenç tepkilerle karşılaşmadım.
4- tek cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hiv değil. uğraşılması çok daha zor enfeksiyonlar varken hivfobi neden? ben söyleyeyim nedenini, cahillikten...
5- hiv/aids'e dair yaptığınız korkunç yorumları hayretle okuyorum. her gördüğümde de madilemeye devam edeceğim. yeni tanı almış birilerinin sizin bu iğrenç ve cahilce yorumlarınızla ne kadar travmatize olacağını düşünün hiçbir şey düşünemiyorsanız.
hiv ile yaşayanlara bir not: hiv ile yaşıyorum, mutluyum ve hiçbir problemle karşılaşmıyorum. güçlenelim, kaygılanmayalım.

Toplam entry sayısı: 139

bağımlı kişilik bozukluğu

bağımlı kişilik bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama olarak tanımlanabilir. ergenliğin ilk zamanlarında ortaya çıkan bu rahatsızlığın temelinde kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ve bağımsız olmaktan korkması yatar. bağımlı kişiler genelde yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler, çoğunlukla depresyonda ve gergindirler.

bu kişiler kendi yeteneklerine güvenmezler ve başkalarının her zaman daha iyi fikirleri olduğunu düşünürler. birisinden ayrıldıklarında yada kaybettiklerinde çok büyük acı yaşarlar ve ilişkilerini devam ettirebilmek için her tür koşula ve duruma katlanabilirler.

bu kişiler genelde bir başkası için kendi ihtiyaçlarını bir tarafa bırakır, kendilerine yönelik kötü davranışlara katlanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. çoğunlukla kontrol eden, zorba, aşırı korumacı ve çocuk gibi davranan insanarla birlikte olurlar. birlikte oldukları kişiler kendilerine zarar verse bile (şiddet kullanma, sözlü saldırıda bulunma, küçük düşürme, aşağılama vs..) ilişkiye devam ederler çünkü tek başlarına yaşayamayacaklarına inanırlar. bütün yaşamları boyunca başka insanları rahatsız etmemek yada kızdırmamak için çaba sarfederek geçirirler. kendi varlıklarından, bağımsızlıklarından ve bireyselliklerinden vazgeçerler.

belirtiler;
1.kendi başlarına karar verememek
2.pasiflik
3.kişisel sorumluluktan kaçınmak
4.yalnız kalmaktan aşırı derecede korkmak
5.bir ilişki bittiğinde büyük acı çekmek ve çaresizlik hissetmek
6.normal yaşam gereklerini yerine getirememek
7.terkedilme korkusundan başka bir şey düşünmemek
8.kritize edilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinme
9.başka insanlara aşırı derecede bağımlı olmak
10.uzun süreli bir ilişki içinde olma ve aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duymak
11.aynı anda birden fazla insana bağımlı olmak (biri giderse diğerlerini devreye sokmak)

kaos gl

birçok dernek gibi komünleşerek saçma sapan sorun bile olarak görülmeyecek şeyleri sırf akran, arkadaş hatırı var diye haber yapıp sanki türkiye'nin kanayan yarası lgbti+ haklarını gözettiğini sadece kendi içinde düşünen sıradan bir dernek. onlar için hiçbir getirisi olmayan olaylara el atmayacak kadar kör, sağır derneklerden bir tanesi. sıradan bir lgbti+ bireyinin tecavüz veya taciz durumuna sessiz kalıp, sırf politik bir tarafı var diye yok bilmem nerede bilmem kişinin saçına bakılmış aboo eşcinsel ayrımcılık yapıştırın haberi kafası. pratik eylem beklenmesi gereken bir dernekken sadece sosyal medya üzerinden iş yapması ucuz. fon adına çabalıyorlar işte. ha ciddi olaylara sorunlara el atıyorlar mı? evet. gerçekten sorun olduğu için mi? orası muamma.

ayı sözlük günlük

bütün duyguların tanımını yapabiliyorken aşk’a sebep olan şeyin ne olduğunu bulamamak insanı ciddi anlamda deli ediyor. alışkanlık mı? hayır. yoğun şeyler yaşamıyorsun. uzun zaman geçirmemişsin. seneler süren ilişkilerin olmuş,kocaman şeyler yaşamışsın,yaralanmışsın hem de çok yaralanmışsın daha çok gülmüş,daha çok ağlamışsın. ama 4 aylık adamın canını yaktığı kadar yakamamış kimse. bilmiyorum belki insanoğlunun yenilmez olmaya çalışması,bencil olmasından kaynaklanan şeyler hissettiklerim. belki bu kadar kandırılmışlık hissi barındırmasam bünyemde bu kadar aşık olmam. bu kadar inanmasam,büyük kararlar alıp karşılığının olmadığını görmesem aşığım diyemem belki. tek istediğim her gece ve her sabah onu nasıl sevdiğimi unutmaya çalışmanın savaşını vermemek. kollarımda,koynumda uzun uzun uyutma isteğini unutmak. ne biliyim favori saçlarının uzayınca kıvır kıvır olmasının gözümün önünden gitmesini istiyorum. hiç haketmeyecek birini günün her saatinde kafanın içinde taşımak çok yorucu günlük. keşke aşk denen şeyin o ince ayarını bilebilsek ve oynayabilsek onunla. sana günaydın bana değil günlük.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

ırkçı ve faşizan zihniyetlerin sığındığı ilk liman nedense bölünme fikri oluyor. pardon ama bu sınırlar babanızın tapulu malı değil. zamanında atalarınızın sınır, otorite, güç kavgalarının ceremesini kimse çekmek zorunda değil. farklı etnik kökenler ile seve seve yaşamayı öğreneceksiniz. devlet politikası, bu ülkenin insanları zaten mülteciler üzerinden yeterince çıkar sağlıyor,sömürüyor. kimse saçma sapan arzular yüzünden savaşmak veya savaşa maruz kalmak zorunda değil. ezilen, öldürülen ve bunu istemeyen her kesime, kökene karşı sınırlar ortadan kaldırılmalı.
faşist kafalarınız farklı olanları istememek olunca birleşiyor ancak.
bi salın artık insanlar istediği yerde istediği gibi yaşasın. bu ülke değil sınırlarını reddediğim bu dünya üzerinde yaşamaması gereken sizin zihniyetiniz.

yazarların şu an ihtiyacı olan şeyler

bir an önce iyileşmek. sağ elimin fonksiyonunu geri kazanmak. sağlak iken solla osbir çektirmeye mecbur kılan bu hayat batsın yerin dibine.

pinktriangle

ittirmem ile kaydolan koca.
hoş geldin erkeğim.*

artık ayı sözlük aşk kokmuyor

sözlük artık savaş kokuyor kaos kokuyor.
nerede o eski aşk kokan sözlük.

bağımlı kişilik bozukluğu

bağımlı kişilik bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama olarak tanımlanabilir. ergenliğin ilk zamanlarında ortaya çıkan bu rahatsızlığın temelinde kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ve bağımsız olmaktan korkması yatar. bağımlı kişiler genelde yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler, çoğunlukla depresyonda ve gergindirler.

bu kişiler kendi yeteneklerine güvenmezler ve başkalarının her zaman daha iyi fikirleri olduğunu düşünürler. birisinden ayrıldıklarında yada kaybettiklerinde çok büyük acı yaşarlar ve ilişkilerini devam ettirebilmek için her tür koşula ve duruma katlanabilirler.

bu kişiler genelde bir başkası için kendi ihtiyaçlarını bir tarafa bırakır, kendilerine yönelik kötü davranışlara katlanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. çoğunlukla kontrol eden, zorba, aşırı korumacı ve çocuk gibi davranan insanarla birlikte olurlar. birlikte oldukları kişiler kendilerine zarar verse bile (şiddet kullanma, sözlü saldırıda bulunma, küçük düşürme, aşağılama vs..) ilişkiye devam ederler çünkü tek başlarına yaşayamayacaklarına inanırlar. bütün yaşamları boyunca başka insanları rahatsız etmemek yada kızdırmamak için çaba sarfederek geçirirler. kendi varlıklarından, bağımsızlıklarından ve bireyselliklerinden vazgeçerler.

belirtiler;
1.kendi başlarına karar verememek
2.pasiflik
3.kişisel sorumluluktan kaçınmak
4.yalnız kalmaktan aşırı derecede korkmak
5.bir ilişki bittiğinde büyük acı çekmek ve çaresizlik hissetmek
6.normal yaşam gereklerini yerine getirememek
7.terkedilme korkusundan başka bir şey düşünmemek
8.kritize edilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinme
9.başka insanlara aşırı derecede bağımlı olmak
10.uzun süreli bir ilişki içinde olma ve aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duymak
11.aynı anda birden fazla insana bağımlı olmak (biri giderse diğerlerini devreye sokmak)

yazarların enerjisini yükseltip mutlu eden şarkılar


otururken bile iç organlarımı kendi etrafında döndürüyor bu parça.

gaspar noe

27 aralık 1963 yılında arjantin’in başkenti buenos aires doğumlu olan yönetmen gaspar noe, çocukluğunu burada ve new york’ta geçirdikten sonra 12 yaşından itibaren ailesi ile birlikte fransa’da yaşamaya başladı. ilk yönetmenlik denemesini ise 1985 yılında fernando solanas’ın yönetmiş olduğu el exilio de gardel isimli filmde yardımcı yönetmen olarak yaptı.

daha sonrasında ise 18 dakikalık kısa filmi tintarella dil una ile tek başına film yönetmiş oldu. 2 yıl sonra ise yine başka bir kısa film olan pulpe amere ile ekranların karşısına çıktı. ancak adından söz ettirmesini sağlayan film ise ırreversible oldu. bu film ile aynı yıl cannes film festivali’nde adaylık kazandı

hayatın içinde var olan bazı onaylanamaz gerçekleri filmleri ile insanın yüzüne vuruyor bu adam.
iğrenç bulunmasının dışında bu bakış açısı ile izlenilmeyi bekliyor.
her şeyden sanat üretilir diyerek gerçekten sanat üreten bir tip.
simetrik. filmlerinde kendi adını esprili bir şekilde geçirecek ve bir sahnede mastürbasyon yapan birisini canlandıracak kadar kaçık.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

yazdığın şeye dikkat edeceksin o zaman savunduğun şeyin doğrultusunda.
"suriyelileri savunmak" tabiri ırkçı olduğunun en büyük göstergesi. hangi girdiye karşı neyi savunuyoruz bunu iyi gözlemle ve maydanoz olma o halde.
koyduğun entry kodunu bkz içine alırsan daha kolay olur belki. copy paste yapacak halimiz yok gereksiz fikirleriniz için.

aids'e rağmen korunmadan seks yapmak

es kaza veya bilerek pozitif duruma gelmek kişinin kendisini bağlar ve bunu kabul edip etmemek onun isteği doğrultusunda şekillenir. bu durumla barışık olmak başkasının ayrımcı davranmasını, fobisini kanulleneceği anlamına gelmiyor. sizin depresif beyinlerinizin bunun zor olduğunu düşünmesi başka hiv ile yaşayan insanları rencide edip, korkutucu davranmanıza hak sağlamıyor. herkes eline, diline dikkat edecek. ve evet sizin gibi ayrımcı, sığ, her şeye öcü gözüyle bakan, hiçbir düşüncede kendine tam yer edinememiş tiplere karşı gurur duyuyoruz yaşadığımız şey ile. sizinle mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. size de gururlu günler.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

ırkçı ve faşizan zihniyetlerin sığındığı ilk liman nedense bölünme fikri oluyor. pardon ama bu sınırlar babanızın tapulu malı değil. zamanında atalarınızın sınır, otorite, güç kavgalarının ceremesini kimse çekmek zorunda değil. farklı etnik kökenler ile seve seve yaşamayı öğreneceksiniz. devlet politikası, bu ülkenin insanları zaten mülteciler üzerinden yeterince çıkar sağlıyor,sömürüyor. kimse saçma sapan arzular yüzünden savaşmak veya savaşa maruz kalmak zorunda değil. ezilen, öldürülen ve bunu istemeyen her kesime, kökene karşı sınırlar ortadan kaldırılmalı.
faşist kafalarınız farklı olanları istememek olunca birleşiyor ancak.
bi salın artık insanlar istediği yerde istediği gibi yaşasın. bu ülke değil sınırlarını reddediğim bu dünya üzerinde yaşamaması gereken sizin zihniyetiniz.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

olayı saptırıp, manipüle etmekte üstünüze yok. arkadaşım biz burada bağımsız olarak dışlamak, istememek üzerine bir şey söylüyoruz. doğrudan yapılan ırkçılık üzerinden bir eleştirimiz var. nereden biliyorsun aynı zamanda evine süt götüremeyen adamın hakkını gözetmediğimi? birkaç insanın yaptığı yanlış olayları bütün bir ırka mensup kılmak niye? ırkçısınız işte. birileri bir yerlerde suç işliyorsa veya evine ekmek, süt götüremiyorsa bu ülkeyi yönetenlerin politikasını eleştireceksin. direkt bir ırka veya sığınmacı olanlara saldırmak neyi korumak oluyor tam olarak? ayrıca cahilliğinize hayran kalmamak elde değil. bir mülteci kişi başı 150 tl para alıyor evdeki kişi sayısına göre bu 800 olabilir. bunu sen değil bm bankası ödüyor. sen de sığınmacı olarak git sana da ödesin bm bankası. kolay sanıyorsunuz savaştan, açlıktan, yoksulluktan kaçmak üstüne birde dışlanmak. kendisiyle aynı fikirde olmayan insanları öldüren insanlara karşı çıkacaksın. suriyeli mültecilerin geneline değil. neyi eleştirip, eleştirmemeniz gerektiğini bir kavrayamadınız. ben vicdani olarak kötüyken de kötü olan arkadaşıma yardım ederim. sen etmiyorsan senin vicdan muhaseben bu.

kaslı hint erkeği ile olan anım