heteroseksüel bir erkekten hoşlanmak

gay bir erkeğin hayatında en az bir kere olsa da düştüğü hatadır.

inanılmaz zor durumlara sokar, imkansızın ne olduğunu öğretir insana. her şeyi içinde yaşamayı öğretir. en ufak şeyden umutlanmayı da; rastgele gelen bir "naber:)" mesajından veya omuza atılan koldan...
zordur, çünkü akıntıya doğru yüzmeye benzer. ne kadar yaklaştığını düşünsen de aradaki yol yüzyıl kürek çeksen de bitmez...
sevdiği kız hakkındaki uzun uzun konuşmalarını dinlersin, yüzün gülse de içindeki her bir hücre onun o an susmasını istemektedir.
aklın başına gelir, uzak duracağım dersin. sonra ertesi gün bir bakarsın seni arıyor, "ne o küs müyüz" diye.
yanındayken bile özlemektir. o sigara içerken onu izlediğinde bunu fark edip gülerek "ne oldu?" diye sorduğunda "yok bişey ya gözüm dalmış" yalanını söylemektir, içinde katrina kasırgası kopsa bile.

bombok bir durumdur kısaca, insanın canını acıtmaktan başka bir sike yaramaz.
bir eşcinsel için yaşanabilecek en büyük trajedilerden biridir..
her zaman söyledim her zaman söyleyeceğim, heteroseksüel erkek yoktur az ya da çok votka vardır. düğününde karşılıklı oynadığım mesai arkadaşımla yattım diyorum bayanlar baylar var mı ötesi?
hayal kırıklığının gelebileceği en son nokta...
bileklerimi keseceğimm yeminle. ben aşık oluyorum ya ve imkansız çünkü o hetero yani şeker dükkanındaki diyabet gibiyim bee
heteroseksüel olduğu düşünülen-heteroseksüel olduğunu sanan/iddia eden bir erkekten hoşlanmak olarak bakılırsa imkansızlığında esneme olabilecek durum.
içinden bir gün güzel bir kelebek çıkma ihtimaliyle bir tırtıl'a aşık olmak.

(bkz: metamorfoz)
etrafında gay olmayan kişiler için olağan bir durumdur. lisede hoşlandığım sınıf arkadaşıma bunu açıkladığımda "üzgünüm, ben heteroseksüelim" demesi gibi bir durum. daha çekici oldukları bir gerçektir ama öküz olduklarından da şüphem yok.
çoğunlukla bir full aktif'ten hoşlanmak şeklinde tezahür eder.
bir de şöyle bir versiyonu mevcuttur;

(bkz: heteroseksüelin bir erkekten hoşlanması)
heteroseksüel erkek yoktur ,kendine heteroseksüel demek zorunda olan erkek vardır . *
altından kalkılmayacak bir iştir. cevap bulunmayacak bir soru gibi duracaktır, o aşk! ve sonra unutmak için onu evden kovarsın. üç ay sonra bir daha görüşülemeyeceğini bile bile ortamdaki herkese veda edip de senin yüzüne bakmaz, çıkar gider. sen de çıkartmak için karar alırsın kalbinden. çıkartırsın da. ve iki yıl sonra göbek bağına bir sancı gibi saplanan bir mesaj okuyuverirsin. "seviyorum seni pezevenk." şimdi ben napacağım dersin. sonra en iyisi sükunete devam.
eşcinsel bir kadın olarak bunun benim için mümkün olmayacağını konusunda ön bilgi sunarak, etrafımda yaşanan gay ilişkilerde, çok kaliteli ve karakter sahibi bir heteroseksüelle yaşanabileceğini gözlemlediğim ilişki biçimi.
ortaokul ve lise dönemlerimin kabusu durum. hele ki hoşlandığım erkek bir de kızların gözdesiyse, açık vermemek için ekstradan kastığım durumdur.
eğer platonik bir aşktan bahsediyorsak:

depresyon turuna hoşgeldiniz!

ağlama duvarı sağda,
zırlama bölümü solda,
ilerde gördüğünüz suratınıza doğru kahkaha atan kızlar da bu çocuğun hoşlandıkları,
hemen solda hoslandıgınız cocugun kankileriyle ibne muhabbetini göreceksiniz,
şuracıktaki ışıldayan yer hayaller dünyası, fakat aslında çer çöp, nükleer atık buralar hep..
şu anda malum erkeğin yanından geçiyoruz, size ne kadar da öküzün trene baktığı gibi bakıyor değil mi?
ne bekliyordunuz sayın yolcular?

- yeter ben iniyorum.
*
"kaççç kurtar kendiniiii" diye suratının ortasına haykırmak istediğim insanlar var.

edindiğim kötü tecrübelerden olur, bir de ad mı koysam bu duruma.* *
3ün 1ini alamamaktır. ilk kez antidepresan kullanmama sebep olan , ailemin ailesiyle konuşması da beni yerin dibine sokan durumdur. en iyisi aşık olacağını hissettiğinde hemen oradan uzaklaşmaktır.
  • /
  • 2