aşk

  • /
  • 12
abi yazarım şimdi buraya ama sığmaz ki nasıl sığdırayım bir sözlüğü aşan bir kelime bence.zaten anlatılamaz da sanırım.(bkz:o an)
"sensiz geçen zamanı, belli yaşamamışım
sensizlik bir kuyuymuş, onu aşamamışım."

dizelerinin en güzel şekilde açıkladığı, kelimelerin anlatmakta yetersiz kaldığı duygu.

esasında bu başlığa yazacaklarımın çok daha detaylı, bilimsel ve nesnel ağırlıklı olmasını planlamıştım. fakat hayat bu işte; siz ne kadar plan yaparsanız yapın hiç beklemediğiniz bir anda size müthiş bir sürpriz yapabiliyor.

aynı aşk gibi. en umutsuz, en beklentisiz, kendinizi ölüme en hazır hissetmiş olduğunuz anda karşınıza öyle bir çıkar ki; iki bin yıldır beklemiş olduğunuz o müthiş varlığı* karşınızda bulursunuz bir anda. ölmekten zerre korkmayan şahsınız bir anda ölümden ölesiye korkar hale gelir.

öyle bir korkarsınız ki ölümden, öyle bir korkarsınız ki kadınınızı yarı yolda bırakmaktan. sadece kendi ölümünüz değildir sizi korkutan. aynı zamanda onun da bir gün öleceği, onu kaybetmeniz gerekeceği* gerçeği sizi ciddi anlamda sarsar. bilmiyorum, belki de ben genel anlamda en uç noktalardaki düşüncelerimi dahi kafamda binlerce kez yaşadığım için böyle hissediyorum. ama bu onu ölesiye, ölümü dahi göze alarak sevdiğim gerçeğini asla değiştirmez.

aşk, bazılarınıza göre yalan; bazılarınıza göre de bir kandırmaca. ama aşk, siz ne kadar tanım yaparsanız yapın asla ama asla yaşamadan anlayamayacağınız kadar muhteşem bir duygu. öyle muhteşem ki, öyle tapılası ki; gerçekten aşık olan bir insanın karşısındaki insan için feda edemeyeceği şeylerin olabiliyor oluşu o aşkın gerçekliğini tamamıyla yanlışlıyor bence.

aşk dediğimiz şey maksimum fedakarlık*, sonsuz sevgi, sonuna kadar güven demektir. gerektiğinde anne olmak, baba olmak, kardeş, abla, abi, dost, yoldaş, eş, sevgili, hayat; velhasıl, her şey olmak demektir. o'nun hayatı paylaşacağı arkadaşı olmak demektir.

ben buldum. çok şey atlattım, çok şey gördüm. çok fazla şey yaşadım belki ama sonunda tanrı benim de mükafatlandırılmam gerektiğine karar vermiş olacak ki karşıma o'nu çıkardı. o, iyi ki var.

gerçekten aşk denilen bir şey varsa eğer ortada, şartlar her ne olursa olsun; ne kadar sorun yaşanırsa yaşansın, o beraberlik asla bitmez. eğer bitiyorsa onun adına aşk da denmez zaten. bakalım şair ne demiş:

"bir parça son yalnızlığa, öncekiler hazırlıktır
insan bırakmaz sevdiğini, insan sevmeyi bırakır."

seven, aşık olan insan asla bırakmaz dostlarım. bunu aklından dahi geçirmez. eğer sizi bir şekilde yarı yolda bırakıyorsa onun adı aşk değildir. hiçbir zaman da olmamıştır. belki her biriniz bu muhteşem zevki tadamayacaksınız ama dilerim ki her biriniz en azından bir kez acısıyla, mutluluğuyla tadarsınız aşkı. çünkü yaşamanın gerçek anlamda tadına, mânâsına o vakit vakıf olabiliyor insan. aşklarınızı, mutluluklarınızı, hüzünlerinizi; en önemlisi sonsuzluğa uzanan beraberliklerinizi bulmanız dileğiyle. esen kalın.
güzel ve karışık duygudur. tarif edilemez bir histir. sevdiğini kendinden çok düşünmektir. insana hayat enerjisi verir ama yeri gelir yaşama isteğini bile sizden alır. zor duygudur, hele karşılıksızsa daha zordur.
taparcasına sevdiğini farkettiğin an'dır aşk.
hiç bitmeyendir.
karşılıklı olandır, fedakarlıktır, korkularının önüne geçebilmektir, korkmamaktır, en korktuğun ve çaresiz kaldıgın an da bile vazgeçmemektir , aile olabilmektir...
her gözlerine baktığında 'iyi ki buldum seni' dediğindir.
iyi ki buldum seni cesur kadın...
bazen kötü bazen güzel olandır aşk.yer,kişi,zaman kombinasyonu mükemmelse eğer cenneti yaşatır.biri eksikse siz de eksiksiniz demektir.
ömrü 4-5 yıldır. duyardım inanmazdım siz de öyle yapın. ama bu bir bahane değil aşk yaşamamak için. öncesi de sonrası da güzel. kaybedeceğiniz birşey olmuyor. hem bitecek diye kim vazgeçebilir ki karnında kelebeklerin uçuşmasından?
aşkın yaşı cinsiyeti tercihi olmazmış. 45 yaşında bir adamla tanıştım sözlük aramızda 20 yaş var ikimizde aktifiz ama birbizimizi deli gibi seviyoruz çocuklarla gibi çok mutluyuz. bu ilişki bana çok şey öğretti herşeyin delikten ibaret olmadığını mesela... sarılmak, öpmek, tenini hissetmek ve doyasıya sevişmek bu duyguların güzelliği tarif edilemez. herkes yaşamalı bu duyguyu...
ancak kaybettiğinde fark edebildiğin, öngörüsüz, yargısız, hesapsız teslimiyet.
sertab erener'in şarkısında kalan bir sözcüktür artık. nerde o eski adamlar. şimdikiler aşkın anlamını bilmiyorlar azizim. gel biz senle çamlıcadan boğaza doğru bir kaç kelam edelim.
tek hece her gece, söylemesi kolay bulması zor, gözü kördür ama bir ömürdür.
tahminimce böyle birşeydir.
1. michael haneke'nin, yaşlı bir çiftin arasındaki aşkın olgunluğuna dikkat çektiği filminin türkçe adıdır. 2012 yapımı filmin orijinal adı amour'dur. aniden felç geçirip akıl sağlığını yitiren karısına bakıcılık eden adam, karısının bu aciz haline ne kadar daha tahammül edebilir? ona karşı içinde duyduğu yüce duygunun refleksi, aşk işte böyle bir şey dedirtiyor. tabii bunu anlamayanlar, adam niye böyle yaptı, diye ekrana boş boş da bakabilir.

aşk, özgürlüğüne kavuşturulmayı bekleyen, zeminde çırpınıp duran ama bir türlü uçamayan bir güvercindir.

https://www.imdb.com/title/tt1602620/



2. şebnem ferah'ın perdeler albümündeki eserinin adıdır. şebnem ferah, "aşk; bağlanmış kökler gibi, hayat veren toprak gibi, tüm anneler gibi güçlü olsun; camdan sızan güneş gibi, gökte yıldızlar gibi, dolu hayatlar gibi sonsuz olsun" der bu şarkısında. şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız. insan bu kavramı bu kadar ince düşüncelerle örülmüş cümlelerle ele alan biriyle sevgisini paylaşmak istiyor. ama çoğu insanın aşk anlayışı hayvani dürtülerden öteye geçemiyor. yazık, çok yazık.

"kader varsa, benimki bu olsun..."

toprağın altında
sarmaş dolaş köklerle
bağlanmışız birbirimize
cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun
aşk
bağlanmış kökler gibi
hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi
gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
toprağın üstünde
yan yana duran çiçeklerde
sarılmışız birbirimize cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun...

toprağın altında
toprağın üstünde
hatıralarımda rüyalarda...

cinsel yolla bulaşan psikolojik hastalık. anlık hevesler.
bazen kendimi çocuk gibi hissediyorum bazen de çok yaşlı.hatta o kdar yaşlı ki elini eteğini her şeyden çekmiş evinde geleni gideni olmayan hatta abartırsam son nefesine yaklaşmış biri gibi. işte bu anlarda dönüp geriye bakıyorum en güzel şeyin ne olduğunu soruyorum.idealler, başarılar mı hayır değil. paylaşımlar, sevgi ve aşk. her insan bunları mı hatırlar önemser bilmiyorum ama tüm eski aşklarımı iyi kötü farketmez anıyorum gülümsüyorum. tebrizi demişki sevmek bu kadar güzelken sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir kim bilir. her ne yaşıyorsak yaşayalım. hangi şartlar altında olursak olalım. umarım tüm insanlık içindeki sevme yeteneğini yitirmez. içinde bu canlanmamış insan görünümlü yaratıklar da umarım sevmenin tadına varabilir. sevilmek de güzel tabii ama sevmek, sevebilmek bambaşka bir duygu tarif edemiyorum sanırım. en çok serhat seni sevmiştim bu arada sen pas vermedin ama olsun. gülüşünü hiç bir zaman ama hiç bir zaman unutmayacağım. belki bambaşka paylaşımlarda bulunailirdik ama seninle geçen vaktim benim için çok anlamlı idi. şimdi bile gülümsüyorum. aşk, sen canlandıransın, yaşadığımızı hissettirensin. tanrı sevgidir diyen görüşler de var.
  • /
  • 12