pillimiyango43

Durum: 706 - 19 - 1 - 0 - 05.08.2020 14:08

Puan: 10116 - Sözlük Kaşarı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 36

sevgiliyle uyanmak

en güzel duygulardan biri. bir de yatakta oyalanacak, beraber kahvaltı yapılacak, günün kalanını da beraber geçirmek için imkan varsa değme keyfine.

sosyal medya yasası

geçmişi temizleme hareketinin vuku bulmuş hali.

bir gün nasıl olsa bitecek diyerek bir ilişkiye hiç başlamamak

bitmeyecek olanı bulma şansının önündeki en büyük engel.

şeytanın avukatı

al pacino'nun tanrı hakkında yaptığı konuşma sahnesi aşırı provokatif bulunarak bazı ülkelerde kesilerek gösterime girebilmiş film.

bak ama dokunma,
dokun ama tatma,
tat ama yutma...

ferdi özbeğen

başlığı görünce duygulandım, 90'lı yıllarda bizzat tanışma şansı da yakaladığım hem kadife sesini hem de kişiliğini sevdiğim sanatçı. göreceli olarak özel hayatını kendi özelinde tutmayı, her ne kadar magazin çukuruna çekilmek istense de sanatıyla anılmayı başarmış ender kişilerden. ayrıca unplugged albümlerin türkiye'deki ilk örneklerinden birisine imza atmıştır.

en sevdiğim parçalarından;


alttaki yazara soracaklarım var

açık ve net; umut. (ad olarak çok sevsem de kişi ismi değil, duygu olarak.)

sadece bir gün için tanınmış biriyle yer değiştirebilecek olsan (onun bedeninde kendi bilincinle) kiminle yer değiştirmeyi isterdin, niçin?

mark ruffalo

şu filmdeki salaş haline https://www.imdb.com/title/tt0361309/, bundaki oyunculuğuna (https://www.imdb.com/title/tt0861689/ bayıldığım aktör, gülümsemesi de ayrı bir çekici.

sözlük yazarlarının en tuhaf takıntıları

simetri takıntım olmamasına rağmen, aynı iki objenin merkez objeye uzaklığı en azından göz kararı aynı mesafede olmalı.
ayakkabıların her iki tarafı aynı sıkılıkta bağlanmış olmalı.
eğer çift kat bir üst giyiyorsam içteki potluk yapmamalı.

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

dünyalar savaşı - herbert george wells

üstteki yazar

nickini kıskandığım yazar.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

uzak durulması gereken insanlar

her şeye muhalif olanlar. (anlaşması zor)
sırf muhalif olmak için her şeye muhalefet edenler. (katlanması zor)

tüm dünyası eşcinsellik olanlar

anlamakta zorlandığım durum; bir konuya ilgin olmasını, daha fazla bilgin olan bir konu olmasını anlarım ama ne eşcinsellik ne cinsellik ne de başka bir konunun tüm dünyan olmasını anlayamıyorum. otursak karşılıklı ne konuşup, ne paylaşırız başı ve sonu aynı konuda bir sohbette?

yazarların şu an ihtiyacı olan şeyler

önce mesajlar ikonunda bir adet okunmamış mesaj bildirimi.
içeriğinde de, yazdıklarını keyifle okuduğum o kişiden bir adet soru cümlesi.

eski sevgiliyle arkadaş olmak

o kişiyi sadece insan olarak ne kadar sevdiğinizin yegane kanıtıdır.

gaylerin heterolardan daha iyi oldukları şeyler

yalan söyleme konusunda elimize kimse su dökemez, kendi kendimize şişirdiğimiz egodan hindi gibi kabarmakta çabası.

seyfi dursunoğlu

bugün vefatının ardından yaklaşık 15 gündür hastanede tedavi gördüğünü ve 4 gündür de komada olduğunu öğrendim.
acı kısmı ise bir zamanlar üzerinden reyting rekorları kırıp, programından milyonlar kazanan kanallara ait hiçbir mecrada haberinin bile yapılmamış olması.
bir kere de sanatçının değerini yaşarken bilelim, bir kere de hakkını yaşarken teslim edelim.

alttaki yazara soracaklarım var

hamamda seks...ahaha şaka bir yana fazla gelenekselim sanırım. fantezi diyebileceğim bir hayalim yok ama grup seks olabilr, her ne kadar artık günümüzde normalleşmiş olsa da.

bir insanın gerçekten değişebileceğine inanıyor musun?

old spice

bir dönem, fahrenheit'ın keşfinden önce türk erkeklerinin vazgeçilmez kokusu.

ayı sözlük itiraf

fena halde birisine sarılıp uyuyasım, uyandırasım, uyandırılasım ve tekrar uyutulasım var...şu korona bitsinnn artık.
  • /
  • 36

aşık olduğundan emin olamamak

filmler, kitaplar ve efsaneler biz insanlara hep karnında hissedilen kelebeklerden, beyin aktivitesinin düzgün çalışmamasından, beyaz ata binmiş kısmetlerden bahsededursun gerçek aslında biraz farklıdır.

aşk ve sevgi öğrenilebilir kavramlardır. değer veriliyor, görülüyor, birlikte geçirilen zamanda vücut mutluluk hormonlarını bolca salgılıyorsa yani mutlu hissediyorsanız ve birlikte uyuyor ve dinlenmiş hafif uyanıyorsanız emin olabilirsiniz.

ölmesi gereken ünlüler

yarım aklımla ve yanlış algılarımla isim veremeyeceğim başlıktır. yine de kimsenin ölmesini istemem gibi ahlaki doğruculuk da yapamıyorum. aklıma deadpool 2'deki deadpool'ün hitler'i öldürmek için geçmişe gittiği sahne geliyor. bebek hitler'e bir şey yapamıyor ama adamın ileride yapacaklarını biliyordu. o aşamaya gelince muhtemelen ölmesini istediğim kişiye karşı vicdani bir tutum geliştireceğim. ama ölmesini istediğimiz ünlünün ölümüne biz sebep olmayacaksak bu kararı daha rahat verebiliyoruz değil mi! ben toplumda bölücü, insanlara zararı dokunan, kötü örneklerin (ama en uç olanlarının) ölmesini isteyebilirim ama işin derinine inince orada karar mekanizması düzgün bir ritmle çalışmıyor. böyle düşününce de ölüm denen şeyin insan eline bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. karmakarışık...

susmak

karşımdakinin anlama kapasitesinin yetersiz olduğunu çözdüğümde boşa enerji harcamamak için uyguladığım teknik.

deeper and deeper

içinde yer alan pek çok gizli hit gibi harcanan bir erotica parçası. şarkı 90ların başında dünyaya yayılan dans müziğinin tanımı gibidir.



hoşlanılan erkekle duş almak

komik diyaloglarında geçtiği duş.

--hey nereye?
-ee işim bitti hayatım.
-- . gusül abdestialmadın ama.
-off yaaa.
(abdest alınmaya başlanır)
--öyle değil öyle olmaz!!
-ama benim mezhebime göre böyle alınıyo.
--hayır benim dediğim gibi alacaksın.
-öff ya öliym ben öliym iyi ki duş alalım dedik hacca yolluyacaksın adamı.
--züküşürken böyle konuşmuyordun ama !!
-assdfsdfg

covid-19

çok değişik bir süreç oluyor dünya için. kendimi kapatmaya çalıştığım evde geçen hafta o kadar corona haberine, yorumuna maruz kaldım ki bayılmak üzereydim. artık daha az okumaya çalışıyorum. “ellerinizi bol bol yıkayın” diyen birini daha görürsem kafa göz dalma gibi bir his dolacak içimde gibi hissediyorum.

evlerinde durabilen ünlülerin bunu sosyal medya eğlencesi haline getirmesi,

evlerinde duramayan insanları “sokaklar kalabalık” diye eleştirmeleri,

son zamanlarını huzur içinde geçirmek isteyen yaşlıların olayın ciddiyetini kavramak istememeleri,

onlara kötü davranan insanlar,

ailelerini göremeden boğularak yaşamına son veren binlerce insan,

venedik kanallarında gezinen balıklar,

tükenen antibakteriyel jeller, tuvalet kağıtları,

üretilen ve test aşaması hiç bitmeyecekmiş gibi gelen ilaçlar, aşılar,

kendimden çok kendileri için endişelendiğim ailem,

“gençlere bir şey olmuyor, normal gripten bu yıl 100.000 kişi öldü” diyen arkadaşım,

vefat edip başka bir hastalığı da bulunmayan birkaç istisna genç,

balkonlarda şarkı söyleyen insanlar,

new york’ta pozitif çıkan 50.000 insan,

plan yapamama düşüncesi,

seks yapamıyor olmak (biz tercih ederken o kadar da kötü değildi),

dating uygulamalarına “evde kal” yazmak,

izlenen pornoda “yemekten sonra ellerini yıkamadılar” diye gelen düşünce,

“bu virüsü ilk taşıyan kişi şu an yaşıyor mu” düşüncesi, yaşıyorsa neler hissediyor oluşu

sebep olan sevgili hayvanın şu an ne yapıyor oluşu,

uzak doğuda hayvan pazarında kafesin içinde bekleyen köpeğin hissettikleri...

bütün gün bu tip şeyleri düşünmekten beynim durma noktasına geldi. eminin birçok insan da böyle. yine de evde sıkılmak bile büyük bir lüks sanırım.

evde kalalım bakalım.

ayı sözlük itiraf

insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.

nefesin ile dertleşmek

o bile beni anlamıyor artık, vazgeçti dinlemekten

ayı sözlük günlük

yalnızlıktan geberiyorum artık günlük.
virüs yüzünden tüm sosyal aktivitelerim iptal oldu -iyice de başarıyordum sosyalleşmeyi- bir haftadır evdeyim.

evdeyken yalnızlığım daha çok canımı acıtmaya başladı. okul , iş yoğunluğundan dolayı çok hissettirmiyormuş meğersem.

yeni anladım

mesajını beklediğim kişi bana dönmedi (yine)
ah korona ah onu bu pazartesi buluşmak için ikna edicektim oysaki. bu muhabbet geçsin diye 3-4 gün bekledim fakat o bana , sana sonra yazıcağım dediği şeyi bile yazmadı yedi günde.
üzdü..
daha yazmayacam ona.

kısmet açma büyüsü bilen var mı ? büyü filan yaptırmayı düşünüyorum artık. kafayı yemeye başladım. kendimi yine instagramda çiftlere bakarken yakaladım. ulan biz bir tanesini bulamıyoruz millet polyamory ilişki yaşıyor. hemde kütahyada.

birazdan ağlayarak uyumaya çalışacağım (yine). iyi uykular günlük.

ayı sözlük günlük

merhaba günlük iki gündür bekliyorum. bekliyorum fakat yazmayacağını da biliyorum.
hep mesajları ben attım ama sıkıldım ya birazda ben ilgi göreyim. sürekli kovalayan taraf ben olmak istemiyorum hep seven hep seven ben , sevilen onlar. sıkıldım.

ne de zor sevecek sevilecek biriyle tanışmak.

neden kimseyi bulamıyorum ki günlük. sanki bedenimi saran anti-gay enerjisi var.

çok kıskanıyorum sahilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakan insanları. dudağım ne zaman bir dudağa değecek ?
içimdeki boşluk ne zaman kapanacak ?
ne zaman teninin kokusunu içime çekeceğim onun ?
ne zaman keşke zamanı durdurabilseydim diyeceğim ?

her an ölecekmişim gibi.
sevilmeden , sevişmeden , sevmeden ölmek istemiyorum.

Toplam entry sayısı: 706

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

feminenlere ilgi duymayan gay

biri de benim. ama o çok bilmiş yargıların aksine sebep ne dışarıdan fark edilme kaygısı ne de cinsiyetçilik safsatası. sadece cinsel anlamda ilgimi uyandırmıyor, bu kadar basit.
bir de bunun üzerinden maruz kalınan ayrımcılık suçlamaları var ki o daha da vahim.
yani anlamıyorum, sen kıllı/kılsız, kaslı/kassız, uzun/kısa, büyük/küçük, genç/yaşlı olsun diye bir bir sıralarken ayrımcılık yapmıyorsun da ben feminen olmasın diyince mi ayrımcılık yapıyorum?

covid-19

kronoloji müthiş;
sabah saatlerinde, dünya bankası corona virüsüyle mücadele eden ülkelere 12 milyar dolar ayırdığını açıklıyor,
sonrasında imf aynı amaçla 50 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklıyor,
öğle saatlerinde sağlık bakanlığı'ndan "bu virüsün şu anda türkiye'de olma ihtimali çok yüksek" açıklaması geliyor,
geceyarısı da ilk vaka duyuruluyor.

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

içerken yanında, -nabersin, keyifler iyi mi, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
sinemada, yanındaki koltuğa kaykılmak yerine koltuğu ortaladığını,
kahve, sohbet isterken, kahve içip telefona gömülmüş olduğunu,
eve dönüşte, arayıp -bir şey lazım mı, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
libidon tavanken, kendini bilgisayar, telefon vb başında porno izlerken bulduğunu fark ettiğin tüm o anlar.

saldırmak için başlık açmak

amaç yazara saldırmaksa, sitenin bir de özel mesaj sistemi olduğuna göre gereksiz hareket.
yok aslında derdim yazara saldırdığım deklare olsun, diğer ayıcanlar da görsün derseniz, saldırdığınız kişinin dışında kim umursar ki?

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

ayı sözlük itiraf

bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel

bir koli mekanı olarak ayı sözlük

burada bulunmanın yegane amacı başlıktaki düşünce değilse, hiçbir sorun göremiyorum.
bir insanın kendisini anlayan, söylediğini anlayabildiği, paralel hayat görüşüne sahip, düşüncelerine önem verebileceği birisiyle tanışması kadar güzel bir şey var mı?
sözlükte, kafede, metroda, mahallede olması neyi değiştirir...

instagram kullanmayan erkeğin zeki ve kültürlü olduğu gerçeği

son zamanda duyduğum en saçma genellemelerden birisi, genelleyenin düşüncesine saygı duymak! (nasıl olacaksa?) bir yana, instagram kullanan tüm erkekleri geri zeka/aptal ya da kültürsüz olarak nitelemek bir anlamda genelleyenin de zeka skalasında nereye denk geldiğini düşündürdü.

covid-19

kronoloji müthiş;
sabah saatlerinde, dünya bankası corona virüsüyle mücadele eden ülkelere 12 milyar dolar ayırdığını açıklıyor,
sonrasında imf aynı amaçla 50 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklıyor,
öğle saatlerinde sağlık bakanlığı'ndan "bu virüsün şu anda türkiye'de olma ihtimali çok yüksek" açıklaması geliyor,
geceyarısı da ilk vaka duyuruluyor.

ölümden sonra hayat varsa neden müminler hemen ölmüyorlar

başlığın sahibi için, öncelikle ahirete inanmaman kendi açından iyi olmuş çünkü bir adım öne yürüyüp, kendini bir yerlerden atmakla allah'a ulaşma fikrin tümüyle yanlış. boşu boşuna kendine yazık edermişsin.
her ne kadar senelerimi işin ilmine vermemiş olsam da basit bir şekilde; dine göre ahiret, hak etmeden önce uğruna çaba gerektirir. yani daha basitçe; bir ödüldür. ödülün iyi veya kötü olacağını senin dünyevi yaşamındaki kararların belirler. sana verilen ödev o yaşamı layıkıyla, gösterilen doğrularla yaşamandır. içinde doğmuş olduğun, yaşadığın toplum seni yargılarken bile değiştirmen için bir seçim hakkın var, en basiti müslümanların aldığı kararların yaşam haklarını, sosyal haklarını tehlikeye sokmadığı bir toplumda yaşamayı değerlendirebilirsin? bu hakkı kullanmak yine senin hür iradenle sınırlı.
ikincisi, biraz daha kafa yorup düşünürsen, hayat tarzını, gay olmanı eleştiren kişilerin dininin ne olduğu (burada müslümanlıkla eşleştirmişsin) çok önemsiz bir nokta, zannediyor musun ki o kişi başka bir dine inansaydı senin gay olmanı ya da yaşam tarzını hazımsayacaktı? hiçbir din eşcinsel ilişkiyi onaylamaz dolayısıyla konu dini inanış ya da inançsızlık değil kişinin kendisinden mütevellittir.
çıkış noktan doğru olsaydı bütün dinsizler, inançsızlar ya da müslüman olmayanlar gay olmanı normal karşılardı ama ne yazık ki yok öyle bir dünya.
ayrıca kur'an-ı kerim'de iman edilmesi için zulmetmek diye bir şey yoktur, yine eleştirdiğin din değil kişiler olmalı.

adamı göt gibi ortada bırakan sorular

yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?

çocuk yapmamak için erkeklerle seks yapan biseksüel

başlığa göre ; prezervatif takmadan da, çocuk sahibi olmasını engelleyebilecek doğum kontrol yöntemlerinin olduğunun öğretilmesi gereken biseksüel.
ilk girdiye göre ; bir heteroseksüelin sadece prezervatif takmaktan hoşlanmadığı için hemcinsinle ilişkiye girmesi...yoruma bile gerek yok.

köftehor

kesinlikle katılıyorum monattan. olumsuzluğu anlatmak için kullanılsa bile garip bir şekilde sıcaklığı, sevecenliği var kelimenin.

ünlü homofobikler

uzaktan davulun sesi hoş gelme durumu.
bir insanın gay olup, açıklamamasını ya da açıklayamamasını nasıl ünüyle ve homofobiklikle bağdaştırırız? bu anlamda sanırım sözlük içindeki büyük bir çoğunluğu da açık olmadıkları için ünsüz homofobik olarak suçlayabiliriz.
Henüz takip ettiği biri yok.