pillimiyango43

Durum: 798 - 57 - 7 - 0 - 26.02.2021 15:24

Puan: 11504 - Sözlük Kaşarı

3 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 40

alttaki yazara soracaklarım var

parasıyla ilgilenmiyorum; fakir.
beğendiklerim genelde beğenilmez; sanırım çirkin.
olunan kadar sadık kalabiliyorum; sadakatsiz...
son seçenek çıktı.

nutella mı, banada mı?

peşimde

gözlerim kanadı, bir yandan buraya yazıp bir yandan da ambulansı aramaya çalışıyorum... izlenme sayısına olan +1 katkım için utanç içindeyim.

halkın yarısından fazlası eşcinsel komşu istemiyor

valla isterlerse ekime, istemezlerse s..ime kadar...
önce bir dönüp kendilerine baksınlar, sonra komşu seçerler.

sevişirken meme ucu ve koltukaltının yalanması

meme ucu, oldum olası çok severim, hem kendimde hem partnerimde inanılmaz zevk alırım.
ancak koltuk altını bu haftaya kadar hiç denememiştim ki bu kadar zevk verebileceğini hayal bile edemezdim.

gay olmaktan nasıl kurtuldum

bir kase patlamış mısırımı ve kahvemi alıp gelmiştim halbuki.
ama başlığa tıklayınca yaşadığım hüsran... üzdün gamlı_baykuş, üzdün akşam akşam.

erkeklerin en hassas yeri

31 çekmek

düzenli bir partner, periyodik sayılabilecek bir seks hayatınız yoksa biriken meninin atılması için gerekli eylem.
olayı, sadece elinizden zevk alır hale getirmediğiniz sürece ciddi bir zararı da yok, seks hayatına etkilerinin bir çoğu psikolojik.

eskiden ne salakmışım demek

bunu seslendirip, öz eleştiri yapabilen insanlara hayranım.
zannetmeyin ki ağzından duymadıklarınız da söylemiyor, onlar da bol bol söylüyor ama erkekliğe b.. sürmemek için seslendirmiyor.

drag queen

aklıma ilk gelen, kapatılan gece kulübü cahide'de showlarıyla, müşterilerin arasına karışıp sohbetleriyle eğlencenin dibine vurmana sebep olan unutulmaz performans sanatçıları.

bu arada direk drag queen ile alakalı olmasa da konuyla ilişkisi açısından;
the birdcage (https://www.imdb.com/title/tt0115685/) izlemesi çok keyiflidir.

şabaniye

fikir olarak esinlendiği orijinal film;
tootsie (https://www.imdb.com/title/tt0084805/)
konu türk toplum yapısına göre değiştirilmiş olsa da bazı sahneleri neredeyse birebir aynıdır.

dürüst olmak

asla yararını görmeyeceğiniz, sorsan herkeste olan ama mumla arasan da bulamayacağın erdem.

sevgili için intihar etmek

kişiliğinin, o geçen zamanda ne derece oturduğu ve ne derece geliştiğiyle alakalı.
güven kısmında kaldığın ikilemde kesinlikle ben de kalırdım.
kaldı ki bir kişinin başka bir insanı elde etmek ya da elde edemediği için intihar etmesini asla anlayamadım.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

her zaman seninkinden daha büyük pipili, daha dar delikli birinin var olduğu gerçeği.

star wars seven erkek

ilk üçleme, sinemada seyredebilmiş olan jenerasyon için alternatifsiz klasiktir.
yeşil perde önünde çekilen prequel üçleme, seriye yapılmış ihanet olsa da zorlama hikaye ile anakin skywalker'ın dart vader'a dönüşümünü görmek açısından önemlidir.
son üçlemeden bahsetmeye bile gerek yok, varlığını kabul etmek bile seriye hakaret.
ama bir tane ara film vardır ki rogue one, serinin ruhunu günümüz teknolojisi ile birleştirmeyi başarmıştır.

önemli olan star wars seven erkek hangisini seviyor, seçimi ona göre yapmak gerek.

ayı sözlük itiraf

çikolata da mutluluk vermiyor artık.
ya bende bir sorun var ya da gramajdan sonra başka bir şeylerinden de çalıyor şerefsizler.

ben sana öylesi taptım inan

bir dost gibi davran bana
herkes bizi öyle bilsin.
bugün burada bütün olanlar,
saklı gizli sürüp gitsin.

direk türk aile yapısını çökertmeye yönelik teşebbüs, çok tehlikeli.

leica

son birkaç yıldır, cep telefonu sektöründe huawei ile işbirliği yapmış efsane lens markası.

eyvallah

bazen minnet bazen teslimiyet bazen de nefret barındırabilen, nereye çekersen oraya giden garip bir sözcük.

biten aşkın ardından dinlenebilecek şarkılar

kader diyemezsin, sen kendin ettin.
aşkıma, sevgime ihanet ettin.
yalvarışın çok geç beni kaybettin.
dönme artık seni ben de terk ettim.
hani mutluluktu bu aşkın sonu,
hani sevecektin bir ömür boyu?
nasıl yaptın zalim sen bana bunu?
kader diyemezsin sen kendin ettin.
şimdi gözlerimde boş bir anısın.
sen gerçek aşkımın sahte yanısın.
sana değil tanrım bana acısın.
bu kötü günlere sen sebep oldun.

nostaljik reklamlar

  • /
  • 40

ayı sözlük itiraf

sürekli hayatın gey olarak ne kadar zor olduğundan sızlanıp duran geylerden hoşlanmıyorum. zor mu, evet zor olduğu bir sürü nokta var. iyi ama sızlanıp durmaktan başka ne yapıyorsun bu zorluklar hakkında, sen onu söyle. yoksa herkesin hayatında bir takım zorluklar var.

ekşi sözlük'te tomur togo diye bir gey yazar var, upuzun ve kendini çok iyi ifade eden entryler yazıyor ama nasıl ağlak, nasıl biçare yazıyor, okurken fenalıklar geçiriyorum. geçen yine upuzun bir şey yazmış, onu okudum bugün, yıllardır değişen bir şey yok elemanda. daha önce böyle yazılarını okuyup yardım etmek istemiş, mesaj atmış, neden şunu şöyle yapmıyorsun, bunu böyle yapmıyorsun diye kendimce akıl vermeye çalışmıştım. bana verdiği mesajlar hep neyi nasıl yapamayacağını canla başla savunmak üzerineydi. baktım ne desem boş, kestim sesimi.

bazı insanlar çözümlerden çok sorunlara odaklanıyor sanırım. ben bunu nasıl çözerime odaklanmak yerine, o sorunun içinde çırpınıyorlar. çok tuhafıma gidiyor doğrusu. belki de bu kurban rolünden zevk alıyorlardır, bilmiyorum tam.

türkiye'de doğmuş ve gey olan bir sürü kendine yeni ufuklar yaratabilmiş insanlar tanıdım. evet hayatlarında pek çok sıkıntı yaşadılar ama neler başaran insanlar var ya. evlenip yurtdışında aile kurmuş gayet halk çocuğu insanlar tanıdım. yapan yapıyor yani. belki herkes böyle şanslı da olmuyor da, gene de içinde bulunduğun durumdan hoşlanmıyorsan, sızlanmak yerine kalk da bir şey yap. hele ki elinin altında internet gibi inanılmaz bir teknoloji varken ve yapabileceklerinin sayısı hayalgücünün sınırlarına kalmışken, sızlanıp duranlara artık acıyamıyorum da. git bir dernekte gönüllü çalış, insan içine karış, oku kendini bu konularda geliştir, ingilizce öğren yabancı kaynaklara ve yabancı insanlara ulaş, insanlarla iletişim kur, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsan nasıl daha iyi iletişim kurarım konusunda kendini geliştir, bir şeylerin ucundan tut, bir şeylere faydalı olmaya çalış, kendini internette ifade etmeye çalış, çeviri yap, başkalarına ulaş, psikolojin bozuksa terapi al, olmadı kendi kendine terapi kitapları oku, insanların hoşuna gidecek bir beceri edin vs. neler neler var yapacak. aramak isteyene internet neler sunuyor, inanılmaz ya.

ama varsa yoksa sevgilim yok, hornet iğrenç, anneme ve kimseye söyleyemiyorum kendimi, hiç gey arkadaşım yok, hayatımda hiç sevilmeyi tadamadım, hayatımı maskeler ardında geçiriyorum, herkes bana düşman vs. vs. habire aynı şeyler. kurban psikolojisinden çıkıp, hayatımdaki olumsuzluklara karşı ben ne yapabilirim diye bir düşünmeye başlamanızı tavsiye ediyorum. deneyin bence. başarısız olursanız bir daha deneyin, gene başarısız olursanız başka bir şey deneyin, yeter ki denemeye devam edin, eninde sonunda başarılı olacağınız bir şey olacak, yok yani kaçarı yok. hayat şansını zorlayanlara gülüyor, kenarda durup mız mız mızlananlara değil. hayatımı kenarda durup mızlanarak geçirdiğimi düşünemiyorum bile.

life is what you make of it.

bir dövme modeli olarak atatürk'ün imzası

özdemir ablacım safını belli etmişsin, ona lafım yok. o zamanda yanındaydım, haala yanındayım ama fikrimi sorarsan göbek değilinin altına yapmış olman aşırı oldu. o yüzden kınıyorum.

ben de boynuma yaptım hatırlarsan. 3 ay boyunca millet imzayı görsün diye boynumu uzatmaktan 3 santim boynum uzadı amk. ama değdi mi evet!

kim ister ki gay olmak

bıktım valla bazen hatta son zamanlarda sık sık diyorum. günlerdir konuştuğun belki görüştüğün bir adam seni engelliyor bişey demeden ki bunu çoğu gay yapıyor. bu şerefsizler bi olmadı mesajı yazıyor mu acaba kadınlara. kadınlara da böyle itlik yapıyorlar mı acaba çok merak ediyorum. bunu üstelik her meslek grubu yapıyor bunu. yani okumuşlukla da alakası yok. ki bence lise mezunları daha efendi. mertler genelde. o kadar laçka bir durum var ki gay ortamında bıktım daha genç yaşımda, yurtdışında böyle değil mi yoksa her yerde durum aynı mı bilmiyorum. ya yalnız kalacaksın ya da sürekli böyle tiplere sinir olacaksın. anlamıyorum.

ayı sözlük günlük

ürpermek için soğuk elimi koynuma daldırmak yetmemeye başladı. yalnızlığa alıştığımı düşünüyordum. sadece biteceği güne olan inancıma tutunuyormuşum. o gün sanki hala uzakmış gibi. 9 yıl aklımı, 1 defa bedenimi, 3 ay kalbimi kandırdım. sonuçta yine yalnızdım, yine yalnızım.

ama yine de beklemeye devam edeceğim. sonuçta hala hayattayım ve hayattan bir şeyler beklemek de hakkım*.

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği seks pozisyonu

beş tl borç istenmeyecek sözlük yazarları listesi

benim listem ve sebeplerim şu şekildedir;

özdemir - (romanlardan karakter örnekleri ve psikoloğunun uzman görüşlerini birleştirerek borcun insan ilişkileri üzerindeki kötü etkisini uzun uzun anlatır sorduğunuza pişman olursunuz)

gamlı baykuş - (ikiletmeden verir ama geri istemeye utanır. gider başkasına der paramı vermiyor falan... gerer insanı)

ayimsi - (üstümde yok ama dur ben sana ayarlıycam bir yerlerden bana ıban at der sonra ses seda çıkmaz)

actual proof - (parayı vermeyeceği gibi bide sizi sigaraya puroya at yarışında alıştırır. gider annenizi babanızı döversiniz)

myjudas - (borçlar hukukuna göre senetsiz sepetsiz para vermek legal değil der senetle verir tahsilat günü gelmeden de profilinizi beğeni yağmuruna tutar. gözünüzü korkutur)

xalocum - (benim anna madrigalden alacağım var gel gidip dövüp alalım. sana helalinden on tl vericem der. bizim kimsede paramız kalmamıştır falan der. başınıza iş açar)

kamyoncu - (zaten isteyemezsiniz)

şarap içerken gelen elitlik hissi



özellike şunu içerken tam elit hissedeceğim, bir gülme geliyor.

her güzel şeyin bir sonu vardır

her çirkin şeyinde sonu olduğunun net ispatıdır. kendini güzel sanana ceza niteliğindedir. karbonfiber misin pzvnk.

sevgili tarafından tecavüze uğramak

ilişkilerin çoğunda yaşanan yaygın bir şey aslında bu ama çoğu zaman dile gelmez veya inkar edilir. ama bunun çizgisinin nerede çekileceği konusunda emin değilim.
mesela ben dün sevgilimle buluştum. seks yaparken ona çok acıyor çıkar dedim. o "dur geliyorum zaten" diyerek 3-5 saniye daha ilişkiye devam etti. bu durumda bana tecavüz etmiş olduğunu söyledim ona ama kabul etmedi kesinlikle.
tecavüz illa ilişkinin başından itibaren olacak bir şey değil bence. dur dendiği zaman durulmalı diye düşünüyorum.

aşık olduğundan emin olamamak

filmler, kitaplar ve efsaneler biz insanlara hep karnında hissedilen kelebeklerden, beyin aktivitesinin düzgün çalışmamasından, beyaz ata binmiş kısmetlerden bahsededursun gerçek aslında biraz farklıdır.

aşk ve sevgi öğrenilebilir kavramlardır. değer veriliyor, görülüyor, birlikte geçirilen zamanda vücut mutluluk hormonlarını bolca salgılıyorsa yani mutlu hissediyorsanız ve birlikte uyuyor ve dinlenmiş hafif uyanıyorsanız emin olabilirsiniz.

Toplam entry sayısı: 798

feminenlere ilgi duymayan gay

biri de benim. ama o çok bilmiş yargıların aksine sebep ne dışarıdan fark edilme kaygısı ne de cinsiyetçilik safsatası. sadece cinsel anlamda ilgimi uyandırmıyor, bu kadar basit.
bir de bunun üzerinden maruz kalınan ayrımcılık suçlamaları var ki o daha da vahim.
yani anlamıyorum, sen kıllı/kılsız, kaslı/kassız, uzun/kısa, büyük/küçük, genç/yaşlı olsun diye bir bir sıralarken ayrımcılık yapmıyorsun da ben feminen olmasın diyince mi ayrımcılık yapıyorum?

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

covid-19

kronoloji müthiş;
sabah saatlerinde, dünya bankası corona virüsüyle mücadele eden ülkelere 12 milyar dolar ayırdığını açıklıyor,
sonrasında imf aynı amaçla 50 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklıyor,
öğle saatlerinde sağlık bakanlığı'ndan "bu virüsün şu anda türkiye'de olma ihtimali çok yüksek" açıklaması geliyor,
geceyarısı da ilk vaka duyuruluyor.

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

içerken yanında, -nabersin, keyifler iyi mi, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
sinemada, yanındaki koltuğa kaykılmak yerine koltuğu ortaladığını,
kahve, sohbet isterken, kahve içip telefona gömülmüş olduğunu,
eve dönüşte, arayıp -bir şey lazım mı, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
libidon tavanken, kendini bilgisayar, telefon vb başında porno izlerken bulduğunu fark ettiğin tüm o anlar.

tek gecelik ilişki

everyone does it but no one admits it.

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

ayı sözlük itiraf

bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel

neden en popüler yazar sen değilsin

söyleyeyim sana; sözlük beni konuşsun diye değil, ben konuşabilmek için sözlükte varım.

bir koli mekanı olarak ayı sözlük

burada bulunmanın yegane amacı başlıktaki düşünce değilse, hiçbir sorun göremiyorum.
bir insanın kendisini anlayan, söylediğini anlayabildiği, paralel hayat görüşüne sahip, düşüncelerine önem verebileceği birisiyle tanışması kadar güzel bir şey var mı?
sözlükte, kafede, metroda, mahallede olması neyi değiştirir...

hoşlanılan erkeğin cinsel yönelimini anlama yolları

aslında ilk yol güzel bir yöntem... ne de olsa düşük profilli, seks düşkünü insanların takıldığı hornette, en azından bir diğer kişinin profilini aramak için bile olsa hepimizin öyle ya da böyle bir profili var.
bir diğer yöntem de ayısözlüğü bilip, bilmediğini sormak olabilir?

ölümden sonra hayat varsa neden müminler hemen ölmüyorlar

başlığın sahibi için, öncelikle ahirete inanmaman kendi açından iyi olmuş çünkü bir adım öne yürüyüp, kendini bir yerlerden atmakla allah'a ulaşma fikrin tümüyle yanlış. boşu boşuna kendine yazık edermişsin.
her ne kadar senelerimi işin ilmine vermemiş olsam da basit bir şekilde; dine göre ahiret, hak etmeden önce uğruna çaba gerektirir. yani daha basitçe; bir ödüldür. ödülün iyi veya kötü olacağını senin dünyevi yaşamındaki kararların belirler. sana verilen ödev o yaşamı layıkıyla, gösterilen doğrularla yaşamandır. içinde doğmuş olduğun, yaşadığın toplum seni yargılarken bile değiştirmen için bir seçim hakkın var, en basiti müslümanların aldığı kararların yaşam haklarını, sosyal haklarını tehlikeye sokmadığı bir toplumda yaşamayı değerlendirebilirsin? bu hakkı kullanmak yine senin hür iradenle sınırlı.
ikincisi, biraz daha kafa yorup düşünürsen, hayat tarzını, gay olmanı eleştiren kişilerin dininin ne olduğu (burada müslümanlıkla eşleştirmişsin) çok önemsiz bir nokta, zannediyor musun ki o kişi başka bir dine inansaydı senin gay olmanı ya da yaşam tarzını hazımsayacaktı? hiçbir din eşcinsel ilişkiyi onaylamaz dolayısıyla konu dini inanış ya da inançsızlık değil kişinin kendisinden mütevellittir.
çıkış noktan doğru olsaydı bütün dinsizler, inançsızlar ya da müslüman olmayanlar gay olmanı normal karşılardı ama ne yazık ki yok öyle bir dünya.
ayrıca kur'an-ı kerim'de iman edilmesi için zulmetmek diye bir şey yoktur, yine eleştirdiğin din değil kişiler olmalı.

adamı göt gibi ortada bırakan sorular

yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?

yazarların en hoşlanmadığı insan tipi

insanı bezdirecek kadar çok meraklılar. bitmek, tükenmek bilmeyen sorular silsilesinin sahipleri.

aile baskısı sonucu evlenmek zorunda kalan eşcinsel

birey olamamış, ezik, riyakar, çok eşli vs ilk önce bunları bir geçeceksiniz, davulun uzaktan hoş gelen sesleri bunlar.
hepimiz aynı aile, sosyal ya da ekonomik koşullar içerisinde yetişmiyoruz ne yazık ki ve içinde bulunmadığımız koşullarda, fikir yürütüp, hakkında ahkam kesmemiz o kadar kolay ki... hele ki bir de evli gay, biseksüellerin aldatma konusu var ki; yanından kalktığı gibi bir başkasının yanına giden insanlar sanki gay ortamında olağan değilmiş ya da çok şaşırtıcıymış gibi. (her kim olursa olsun aldatmanın her türlüsü = aldatmadır bu kadar kesin, bu kadar net)
beni bağlayan kişisel fikrim sadece, evliliğin diğer tarafının hiçbir seçim hakkı olmadan buna zorlanmış olmasına anlayış göstermez onun dışında bir de çocuk sahibi olabilmek var ki dünyalara bedel.

leica

son birkaç yıldır, cep telefonu sektöründe huawei ile işbirliği yapmış efsane lens markası.
Henüz takip ettiği biri yok.