pillimiyango43

Durum: 999 - 41 - 7 - 4 - 17.10.2021 16:36

Puan: 14778 - Sözlük Kaşarı

4 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 50

eşcinsellerin dünyanın en acınası insanları olması

başlığı "eşcinsellerin dünyanın en acınası insanları olması" olan bir konunun altında tanıdığı insanlardan yola çıkarak ve -benim şahit olduğum... diye başlayan bir cümleyle fikrini belirten birini genelle yapmak ile suçlayarak linç etmek.

neyin peşindesiniz yahu, başlığın kendisi zaten genellemenin dibi.

maid

bir bölüm maid, iki bölüm devious maids. birbirlerini dengelemeleri açısından.

ayı sözlük yazarlarından film önerileri

don't breathe (nefesini tut)
ikicisi idare eder ama ilk fim çok iyidir.

rezil olmak

telefonun sessizde olması gereken bir an veya yerde cayır cayır çalmasıdır.

twitter’ın eşcinseller için cennet olması

sıradanlaşan ölümler

gerçekten de ölümün sıradanlaştığı günler yaşıyoruz.
şehitler, kazalar, intiharlar, pandemi, nefret ve kadın cinayetleri derken nereye baksan yitip giden hayatlar, arkasında bıraktıklarının üzüntüleri.

sevildiğini bil

aslında duymaya bile gerek yok.
karşındaki, senin bir başkası için yapmayacağını senin için yapıyorsa sevildiğini bil işte.

ilham perisinin tatile çıkması

yahu ne tatili? z..tiler onu evden çıkamıyor.

ayı sözlük karaoke zirvesi

seyirci olarak katılmak istediğim zirve. olsun lütfen.

ayı sözlük itiraf

hayatımdaki bazı insanların ağzına kürekle vurmak istiyorum.
böyle mecazi anlamda değil, gerçekten sandal vs. beraber açılıp tek dönmek istiyorum.

ötekileştirmek

öyle ya da böyle herkesin yapmak zorunda olduğu yoksa kendini anlatamayacağı ve karşısındakini anlayamayacağı eylem.
önemli olan bu eylemin barındırdığı niyet ve kullanılma amacı.

ses yarışmasına katılacak olsan hangi şarkıyı söylersin

valla büyük ikilem.
en sevdiğin parçayla kendini tatmin mi,
en iyi yorumladığın parçayla jüriye oynamak mı,
yoksa yüksek popülarite yakalayacağın bir parçayla halka oynamak mı?

erkek erkeğe düet

dişlerini değdirmeden sakso yapabilen babayiğit

özlenen adam akla geldiğinde hissedilenler

house of the dragon

teaser olmasından kaynaklı sanırım, heyecan yükleyecek bir noktası yok.
ayrıca hbo max umarım dizinin haklarını başka platformlara satma gibi bir hata yapmadan kendi girişinin reklamını bu dizi üzerinden yapar.

kadıköy

doğma büyüme istanbul'lu olmama rağmen doğru dürüst hiçbir yerini bilmediğim semt.
belki çevremin avrupa yakasında olmasından da kaynaklı ama yine de büyük ayıbım.
bir dönem işim gereği yazıcıoğlu'na çok gidip gelirdim, dolayısıyla sadece sahil kısmına aşinayım.
şimdilerde canım çok sıkkınsa ve tabi yer bulursam deniz kenarındaki banklarda bir şeyler içip, vapurları seyretmek çok iyi geliyor.

beddua etmek

ayrıldığım her kişiyi bununla uğurlarım, bi tür totem gibi.
daha belini doğrultabileni görmedim.

kendi spermini içmek

bazı ülkelerdeki sperm barların varlığını düşününce sadece kendin içmek yerine pazarlama konusu da düşünülmeli.

medyum memiş

yılın medyumu tartışmasıydı, o günlerin magazin programlarında epey bir olay olmuştu.

  • /
  • 50

uff snne be slk

eşcinsellerin dünyanın en acınası insanları olması

bir genelleme yapmadım. bir çıkarım yapmak için yakından ve kısmen tanıdığım, eşcinsel olduğunu bildiğim yaklaşık bir düzine insanı baz aldım. haliyle o insanlar üzerinden düşüncelerimi yazıp tezimi oluşturdum. burada esas sorun antitez üretmek yerine, komut vermeyi yeğleyen, cümleyi kırpıp bkz. oluşturup manipülasyon yapan yazarlar bence. ben sözlüğe giriş yaptığımda gerek cinsel gerek toplumsal gerek entelektüel birçok bilgi edinebileceğim bir platforma girdiğimi düşünürken, polemik kültürünü benimsemiş kimselerle karşılaşmak üzücü. keşke okuduğunuzu anlayabilseydiniz.

tartışırken kendisini kaybeden insan

keşke daha otoriter bir ailem olsaydı

yazarların değersiz olduğunu anladığı an

radyoterapi aldığım dönem, sevgilim bi gün hastaneye gelip sürpriz yapmıştı ve o gün hastane çıkışı ona gitmiştik. yemek, tv faslından sonra saatler ilerleyince uyumak için yatağa girdiğimizde, ben "sarılıp uyuruz" diye düşünerek sımsıkı sarılmaya kalktığımda, o sikimi avuçlayıp okşayarrak kaldırmaya çalışıyordu ama sikim kalkmadı ve bende "canım istemiyor, uyumak istiyorum" demiştim ve biraz daha oynadıktan sonra durmuştu. ama gecenin bi yarısı sikimi ağzına alıp sakso çekmeye çalıştığında işte o zaman değersiz olduğumu en derinden hissetmiştim.
gün boyunca da sorduğu "hiç bu hastalıktan öleceğini düşündün mü, aklına öleceğin geliyor mu, kurtulamayacağını düşündün mü" sorularında bile üzülürken ve ona çaktırmadan ağlarken dahi değersiz hissetmemiştim. ama hasta halimle gecenin bi yarısı sakso çekerek sikimi kaldırmaya çalışıp seks yapmak istediğinde, iliklerime kadar kendimi değersiz hissetmiştim.

eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı

yeniye rabet ettikçe her yana şer yağdı. bunu nereye koyacağız peki? hiç-bir şeye yeteri kadar değer verilmiyor. her şeyi elimizin ucuyla yapıyoruz. anlamı yitip gitmiş, içi boşaltılmış, eğreti hayatlar yaşıyoruz buna yaşamak denirse.

korkunç tecrübeler

bankacı bir sevgilim vardı. iş çıkışı servisten indiği yerde bekler evine kadar birlikte yürür yol üstündeki ağaçlık alanda gizli gizli öpüşürdük. benim de onun da ev arkadaşları vardı sevişemezdik ama böyle yerlerde saatlerce öpüşürdük. üçüncü ayımızda bir gün işten bir saat erken çıkacağını söyleyip beklememi istedi. bekledim geldi. her zaman olduğu gibi yol üstünde biraz öpüştükten sonra eve gidelim kimse yok dediğinde tamam dedim. eve girdik çok güzel ve özenli döşenmiş bir evdi hiç bekar evine de benzemiyordu ama pek umursamadım. bir saat (bkz:boat on the river) adlı parçayı dinleyip dans etmiştik. sonrasında beni yatak odasına sürükledi soyunduk dökündük tam sevişeceğiz kapı zili çaldı. ilk çaldığında sevgilim olacak herif banyoya koştu kıyafetlerini alıp. bense olduğum yerde aceleyle giyinmeye çalıştım. gömleğimin bir düğmesini bile stresten ilikleyemedim. kapı zili bir iki defa daha çaldı. aceleyle hırkamı üstüme geçirip fermuarını çektiğim anda kapıdan kilit sesi geldi ve kapı açıldı. sarışın bir kadın girdi içeri beni görür görmez çığlık attı.

banyodan sevgilim olacak adam bağırdı: hayatım bir dakikaya çıkıyorum. ikimiz birden tamam dedik. kadın hafif bir kaşını kaldırıp bana baktı. sonra çıktı sevgilim banyodan, üzerinde bornoz filan dedi ki "hayatım kusura bakma, bankadan stajyer arkadaş, evrak verecektim bu akşam. kapı çaldı duştaydım. sen diye açmış bulundum." diye takdim etti beni. böyleyken böyle diye durumu anlattı. ben ağzımda aptal bir gülümseme ile sadece başımı sallıyordum.

adam meğer evliymiş bebeksilerim! onun evinden, kendi evime olan 4,5 km lik yolu bunun şokuyla yumruğumu ısırarak yürümüştüm. resmen (bkz:walk of shame) di benim için. korkunç hissetmiştim ve bir daha onunla görüşmedim.

kondom ve kayganlaştırıcı alırken yanında bir şeyler daha alma ihtiyacı

yanına karpuz alınabilir. hatta yalandan karpuz seçmek için vakit harcanarak kasadaki yoğunluğun azalması beklenebilir. karpuzun tazeliği üzerine, adana mı bu diyarbakır mı diye bir iki laf edilerek kasiyerin dikkati dağıtılabilir.

ayrıca karpuzun sadece aile babası tarafından alınan bir besin olması ortamda bir saygı uyandıracaktır. karpuz alabildiğince büyük olmalı ki çoluk çocuğun rıskıymış gibi algılanıp aile babası figürü desteklensin. kalite kontrol amacıyla karpuza açılmış üçgen yanınızda bıçak olduğu, en ufak saygısız tavrın adam yaralamayla biteceği mesajı verecektir.

nihayetinde kasiyer ve esnaftan saygıyı kapıp, sevdiğinize iki poşete sarılmış bir hafta boyunca her gün yiyebileceğiniz miktarda karpuz, kondom ve kayganlaştırıcı ile gönül rahatlığıyla koşabilirsiniz.

ayı sözlükte kimsenin sizi anlamaması

anlatıyorum ama anlaşılma kaygım yok. kimi kağıda, kimi bir enstrümana, kimi de tuvale döker içindekileri. ben de buraya akıtıyorum için için boğulmamak için.

engelli biriyle seks yapmak

geçen hafta tatildeydim. bir partiye gittik yeni insanlarla tanıştık falan.. aralarında işitme engelli çok tatlı bir çocuk vardı. yakınlaştık, dans ettik derken o gece de beraber uyuduk.
aynı gece bana yürüyen başka bir çocuk daha vardı. kibarca reddetmiştim. ertesi gün yanıma gelip "ben de zor beğeniyorsun sandım gittin sağır dilsizle beraber oldun" dedi pişmiş kelle gibi sırıtarak.
dilsiz değil sağır ve bence harika biri diyebildim sadece. şaşkınlıktan konuşamadım. keşke ne kadar hadsiz, mikrop bir insan olduğunu söyleseydim. neden bu kadar kötüsün diye sorsaydım. o günden beri içimde bir sıkıntı var atamadım.

Toplam entry sayısı: 999

feminenlere ilgi duymayan gay

biri de benim. ama o çok bilmiş yargıların aksine sebep ne dışarıdan fark edilme kaygısı ne de cinsiyetçilik safsatası. sadece cinsel anlamda ilgimi uyandırmıyor, bu kadar basit.
bir de bunun üzerinden maruz kalınan ayrımcılık suçlamaları var ki o daha da vahim.
yani anlamıyorum, sen kıllı/kılsız, kaslı/kassız, uzun/kısa, büyük/küçük, genç/yaşlı olsun diye bir bir sıralarken ayrımcılık yapmıyorsun da ben feminen olmasın diyince mi ayrımcılık yapıyorum?

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

covid-19

kronoloji müthiş;
sabah saatlerinde, dünya bankası corona virüsüyle mücadele eden ülkelere 12 milyar dolar ayırdığını açıklıyor,
sonrasında imf aynı amaçla 50 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklıyor,
öğle saatlerinde sağlık bakanlığı'ndan "bu virüsün şu anda türkiye'de olma ihtimali çok yüksek" açıklaması geliyor,
geceyarısı da ilk vaka duyuruluyor.

olgun erkekler aşık oluyor mu

konu yaş grubumla alakalı olduğuna göre, o zaman bir, iki şey de ben yazayım;
genellemek doğru olmaz, genelleyecek kadar kimseyi de tanımıyorum ama en azından kendi adıma, merak etmeyin nefes alıyoruz, nefis var olduğu sürece almaya da devam ederiz, sıkıntı yapmayın.
eğer aşk dediğiniz duyguyu, tavan yapmış hormonlarınızla karıştırmıyorsanız bilinen gerçek doğru; yaşı yok, yaşanmışlıklarla alakası yok, her hissettiğiniz de yeni bir yaşam, nefes alış demek. bunu kaç yaşında hissettiğinizle de hiç mi hiç alakası yok.
aslında buna aşk demekte ne kadar doğru bilmiyorum, lakin kaçınılmaz olarak midende uçan kelebeklerin bitişiyle elinde kalan sürdürülebilir sevgi, saygı ve ilişki, önemli olan da bu zaten.
elbette fiziksel koşulların eşit olamadığı jenerasyon farklılıklarında yaş bir kriter olsa da, cinsellik kısmının da uyumla ve karşındaki kişiyi ne kadar arzuladığınla orantılı olduğunu düşünüyorum. öyle insanlarla tanıştım ki 30'lu yaşlarında ölüden hallice, 50'li yaşlarında taş gibi delikanlı. ama derdiniz salt seks ise o zaman belki de siz yanlış yerlerde aranıyorsunuz...
gelelim şevkat mi, sevgi mi kısmına; işte burada sorun genç jenerasyonun empati yoksunluğu ve ben-merkezci oluşu ikilemi yaratan çünkü bilmediği bir duygunun özellikle de karşı taraf için değerlendirmesini yapma yetisine sahip değil.
tabii bu yazdıklarım aklı selim, bir nebze kendini geliştirebilmiş, merkezinde olduğu hayatın farkında olan kişiler için geçerli, yoksa hayatın olduğu yaşta duracağını zanneden, bir 10-15 yıl sonra şimdi konuştuğu yaş gruplarına dahil olacağını idrak edemeyen beyinsizler için değil.

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

içerken yanında, -nabersin, keyifler iyi mi, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
sinemada, yanındaki koltuğa kaykılmak yerine koltuğu ortaladığını,
kahve, sohbet isterken, kahve içip telefona gömülmüş olduğunu,
eve dönüşte, arayıp -bir şey lazım mı, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
libidon tavanken, kendini bilgisayar, telefon vb başında porno izlerken bulduğunu fark ettiğin tüm o anlar.

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

fırat kaya

o şiddet fotoğraflarının üzerine yazdığı yazının dilini tanıdınız mı?
evet yanılmadınız, aylardır bakanından din adamına, gazetecisinden en tepeye kadar lgbt hedef gösterilirken kullanılanla aynı dil.
yani aslında yargılanırken tek değil, o hedef gösterenlerin hepsiyle beraber yargılanmalı.

ayı sözlük itiraf

bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel

neden en popüler yazar sen değilsin

söyleyeyim sana; sözlük beni konuşsun diye değil, ben konuşabilmek için sözlükte varım.

hoşlanılan erkeğin cinsel yönelimini anlama yolları

aslında ilk yol güzel bir yöntem... ne de olsa düşük profilli, seks düşkünü insanların takıldığı hornette, en azından bir diğer kişinin profilini aramak için bile olsa hepimizin öyle ya da böyle bir profili var.
bir diğer yöntem de ayısözlüğü bilip, bilmediğini sormak olabilir?

ölümden sonra hayat varsa neden müminler hemen ölmüyorlar

başlığın sahibi için, öncelikle ahirete inanmaman kendi açından iyi olmuş çünkü bir adım öne yürüyüp, kendini bir yerlerden atmakla allah'a ulaşma fikrin tümüyle yanlış. boşu boşuna kendine yazık edermişsin.
her ne kadar senelerimi işin ilmine vermemiş olsam da basit bir şekilde; dine göre ahiret, hak etmeden önce uğruna çaba gerektirir. yani daha basitçe; bir ödüldür. ödülün iyi veya kötü olacağını senin dünyevi yaşamındaki kararların belirler. sana verilen ödev o yaşamı layıkıyla, gösterilen doğrularla yaşamandır. içinde doğmuş olduğun, yaşadığın toplum seni yargılarken bile değiştirmen için bir seçim hakkın var, en basiti müslümanların aldığı kararların yaşam haklarını, sosyal haklarını tehlikeye sokmadığı bir toplumda yaşamayı değerlendirebilirsin? bu hakkı kullanmak yine senin hür iradenle sınırlı.
ikincisi, biraz daha kafa yorup düşünürsen, hayat tarzını, gay olmanı eleştiren kişilerin dininin ne olduğu (burada müslümanlıkla eşleştirmişsin) çok önemsiz bir nokta, zannediyor musun ki o kişi başka bir dine inansaydı senin gay olmanı ya da yaşam tarzını hazımsayacaktı? hiçbir din eşcinsel ilişkiyi onaylamaz dolayısıyla konu dini inanış ya da inançsızlık değil kişinin kendisinden mütevellittir.
çıkış noktan doğru olsaydı bütün dinsizler, inançsızlar ya da müslüman olmayanlar gay olmanı normal karşılardı ama ne yazık ki yok öyle bir dünya.
ayrıca kur'an-ı kerim'de iman edilmesi için zulmetmek diye bir şey yoktur, yine eleştirdiğin din değil kişiler olmalı.

fake kadın hesabı açarak abaza işletmek

acaba amaç ne olabilir, diye düşünerek ilk mesajı birkaç defa okudum.
seninle hiç alakası olmayan birini, seni hiç ilgilendirmeyen sebebi üzerinden, bu kadar uğraşıya girip "işletmek" için nasıl bir amaç güdülür, hala da bulabilmiş değilim.

kutsal kitaplara güncelleme gelmesi

kutsal kitaplara güncelleme gelmesini beklemek yerine beynimizi kullansak, diğer tüm canlılardan farklı olarak sahip olduğumuz düşünme yetisinden faydalansak?
haa tabii bir de "üüü sırf cinsel eğilimim farklı bu yüzden ötekileştiriliyorum " diye zırıl zırıl ağladığınız böyle bir platformda bile hiç değilse diğer insanların manevi değerlerine saygı göstermeyi öğrensek, belki bir başlangıç falan olur?

adamı göt gibi ortada bırakan sorular

yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?

tam kapanmada alkol satışının yasaklanması

ha evet, yaptığın açıklamadan sonra yazında geçen mal kelimesini hakaret anlamında değil de, deyim olarak tdk anlamıyla kullandığına inandım...
fakat anlayamadığım nokta şu oldu;
senelerdir aramızda yaşayan ve bağışıklanan biri olarak ki bu süreler içinde #432928 girdinde de belirttiğin üzere kuran'a inananların hırsız, tecavüzcü, çocuk tacizcisi, aç köpek olduklarını anlayıpta yırtma isteğini uyandıran kuran'da bu kadar açık bir şekilde beyan edilmesine rağmen, içkiye karşı olduklarını nasıl anlayamamış olman?

cahillik şuradan kaynaklanıyor; yanlış uygulamaya olan tepkinizle, öğretiye olan inançsızlığınızı birbirine karıştırıp genelliyor ve hakaret ediyorsunuz. kendi adıma inanan biri olarak sırf inandığım için, bırak bir başkasını kendimi hırsız, tecavüzcü, çocuk tacizcisi, aç köpek olarak tanımlayamazken senin bu cüreti nereden bulduğun?

zaten alınıp, darılman gereken kişi ben değilim, önce aynadaki ...fobik yansımanla hesaplaşmalısın.
Henüz takip ettiği biri yok.