ayı sözlük halk kütüphanesi

bu başlık altında, lgbti+ konulu kitaplar ya da materyaller hakkında bilgiler toplansın görüşündeyim. bi nevi amme hizmeti. böylece, çoğu yazar dil engeli ya da zaman kısıtı gibi sorunlar yüzünden, kitapları okuyamazsa en azından kısaca bilgi edinebilir diye düşünüyorum. ayrıca, bazen bazı şeyler çok kolay sorulamıyor. sorulsa da cevaplanmak istenmiyor. çünkü deneyimler kişiye özeldir ve mahrem alandır.

haliyle, "zor" bir kitabı sizler için okudum. bunu birkaç entry altında görmüştüm daha önce. muhtemelen çoğumuz, oldukça dar olan birine girmeye çabalamanın nasıl zor bir şey olduğunu biliyoruz. ben duşa sokup rahatlatıyorum ve diyorum ki "rahatla. çünkü hayır, hayır demektir. istediğin an dururuz."

elimi taşın altına koyuyorum ve sanırım en uzun entry'i giriyorum. ama sonuna kadar okunacak diye düşünmekteyim.

kitabımızın adı "how to bottom like a pornstar". bu kitabın kardeşleri de var, onlar hakkında daha çok şey yazabilirim galiba çünkü bu alan pek de deneyimimin olduğu bir alan değil.

kısaca, bilgiler şu şekilde:



yazar: woody miller
sayfa sayısı: 136
yayınevi: woodpecker media
yıl: 2014

öncelikle porno yıldızları ne yapıyormuş ve endüstri nasılmış, onlardan bahsedelim:

- sahne çekimlerinden 2-3 gün öncesinde yüksek lifli beslenme uyguluyorlar, meyve ve sebze ağırlıklı besleniyorlar, kırmızı et pek tüketmiyorlar. su ve meyve suyu çok içiyorlar. koku ve gaz olmaması için böyle yapıyorlarmış.
- sahne çekimi önceki gece dildo ya da butt plug ile uyuyorlar.
- endüstridekilerin %75'ine yakını poppers ya da uyuşturucu (ecstacy, kristal meth, vb.) kullanıyor.
- eğer ki çekim esnasında ereksiyon sağlanamazsa, stüdyo, oyunculara uyuştucu ve diğer cinsel uyarıcılar (viagra, cialis, vb. gibi) temin ediyor. ama genelde oyuncular kendi uyarıcılarını kendileri getirirmiş. marijuana testesteronu ve cinsel isteği azaltırmış.
- bazen bir sahnenin çekimi saatler sürebilmekteymiş, 5-8 saate yakın çekimler pasif roldeki oyuncuları zorluyormuş.
- endüstrideki straight erkeklerin oranı %20-%50 arasındaymış, para en güdüleyici faktörmüş bu gruptakiler için. sektörün en ünlüleri sahne başına 5000 dolar alırken, genelde bir sahneden kazanılan para 500-1000 dolar arasıymış. oyuncular daha çok eskortluk gibi işlerden ciddi paralar kazanmaktaymış.
- kayganlaştırıcı olmazsa olmazmış. işin büyük kısmı buymuş ve verilen araların çoğunun da sebebi buymuş.
- çoğu zaman porno giriş sahneleri en son çekilen sahnelermiş. oral sahneler çekildikten sonra ara verilirmiş ve böylece pasif roldeki aktör son kez lavman yapar, aktif roldeki oyuncu da bi viagra çakarmış.
- pasif roldeki oyuncular sektörün yıldızıymış çünkü aktif roldekiler uzun süre sektörde kalmıyormuş.
- pasif roldeki oyuncuyu "acı" içinde görüyorsak, "rol yapıyor" demekmiş. çünkü bir çoğu acıyı azaltmak için uyuşturucu kullanmakta hatta bazıları bir buz kalıbı sokmaktaymış kendilerine, böylece seks sırasında hissizleşmektelermiş.
- jock strap pasif olan oyuncunun sönük penisini saklamak içinmiş. bunu yapmanın bir diğer yolu da o bölgeyi elle saklamakmış.
- poppers kullanan pasif oyuncunun penisi inmekte, ayrıca aktif roldeki oyuncu poppers kullanımı esnasında kendisini geriye çekermiş çünkü poppers dumanı onun ereksiyonunu da etkilermiş. poppers bağışıklık sistemini zayıflatmakta ve hastalık kapma olasılığını arttırmaktaymış.
- çekim bittikten sonra pasif roldeki oyuncu sıcak bir tuz banyosu yapar, kendini rahatlatırmış.
- yoğun boşalmalar varsa, çoğu zaman yapay sperm kullanılıyormuş, bu maddeyi de büyük oranda yoğunlaştırılmış süt oluşturmaktaymış.
- aktif roldeki oyuncu ereksiyon hakimiyeti sağlayamıyorsa, kameraman ve diğer kişiler pasif oyuncuyu sikermiş. pasif oyuncu da gang bang sahnelerinde başka birisiyle değişebiliyormuş.
- ortalama bir penis 13 cm imiş. önceki araştırmalar doğru denemezmiş çünkü erkeklere "kaç cm penisiniz var, kendiniz söyleyin" demişler ve doğal olarak millet de istediği şeyi söylemiş.


kitabın genel anlamda anlattığı şeye gelirsek: "acı çekmeden pasif olmak". her ne kadar porno yıldızlarının ne yaptığı ile başlasa da, porno yıldızlarının çoğunun "acıyı maskelediği"nden bahsediyor. önerilen şey ise kitaptaki başka bir teknik.

- "beklenen acı düzeyi" ve maskülenliğin kaybına yönelik düşünceler, pasif olmanın önündeki en büyük engellermiş. pasif olmanın feminenlikle ilişkilendirilmesi ve pasif olunca "istenmeyen bir kimliğe ulaşılacağı" düşüncesi kişileri korkuturmuş. bazı kişiler de bir kere pasif olunca hep pasif olmak isteyeceğini zannediyormuş. yazarın bu konuda vurguladığı şey ise, pasif rolde olmanın sadece "performatif" bir eylem olduğu ve kişinin kişiliği hakkında hiçbir şey içermediğini kavrayabilmek. bu açıdan, maskülenliğin bedeninize ne soktuğunuzdan ziyade hayatınıza ne koyduğunuzla alakalı olduğuna vurgu yapılmış.

- bedene yabancı bir nesne sokulduğunda, beden, kendini korumak için kendiliğinden kasılırmış. kişinin kendini gergin hissetmesi de kasların kasılmasına neden oluyormuş. sanırım bu durum, pasif roldeki partner'ımıza bir türlü giremememizin temel sebebi. onu rahatlatmak cidden zor olabiliyor bazen. bu konuda, kegel egzersizleri ve kasları rahatlatma yoluyla sistematik hissizleştirme olayından bahsediyor yazar. yani partner'ımızı böyle rahatlatmalıymışız.

- acı varsa, sorun var demekmiş. haliyle, onu maskelemekten ziyade azaltmaya yönelik bir çaba sarfedilmeliymiş. bunun için de "sexhalation method" adında bir yöntemi öneriyor. yöntem hem fiziki hem de psikolojik yöne sahip. bir erkeği içinde hissetme olayına "zihni uyarıcı" yönü itibarıyla vurgu yapmış. yani, olay çoğu zaman kiminle birlikte olduğunu nasıl algıladığında bitiyormuş.şimdi yöntemden kısaca bahsedeceğim.

"parmağınıza kayganlaştırıcı sürün ve anal girişte parmağınızı hafifçe bastırın, içeriye sokmayın. yavaş yavaş nefes alınıp verilecekmiş. nefes alırken 4 saniye, verirken de 6 saniyede verecekmişsiniz. nefesler burundan alınıp verilecekmiş. 3 tur böyle yaptıktan sonra o bölgedeki kaslarınızı kasıp gevşetecekmişsiniz. nefes alırken kasma, nefes verirken gevşetme olacakmış. bu şekilde bir vakum olayı oluşuyormuş ve parmağınız içeriye çekiliyormuş. haliyle siz içeriye bir şey sokmamış, o bölgeniz içeriye sokulmak istenen şeyi çekiyormuş. içeriye çekilen parmağı hareketsiz tutacakmışsınız bir süre. gene sıkma ve gevşetme olayı devam ediyor. iç bölgedeki kas böylece rahatlayıp, parmağa alışıyormuş. haliyle parmak oluşan vakumla daha da içeriye sokuluyormuş."

kitabın ne anlattığı tamamen bundan ibaret. önce parmakla dene, sonra dildo falan kullan sonra da git seviş diyor. pratik yapmanın önemi oldukça vurgulanmış. parmağı da hemen ilk seferde sokamayabilirsin diyor, zamanla olurmuş, bilmiyorum.

sonrasında da sevişme durumunu anlatıyor. alaturka tuvalette oturma pozisyonu (diğer adıyla squat pozisyonu) en az acının yaşanabileceği pozisyonmuş anatomik açıdan. genelde de en az acı bacaklar göğse doğru itince olurmuş. ama en nihayetinde herşey kişinin anatomisine bağlıymış. ereksiyon halinde prostat daha çok şişer ve daha güzel boşalınırmış. haliyle prostat en rahat ereksiyon halinde bulunabilirmiş. gerçekten pasif rolde olmayı sevip sevmediğinizi anlamak için önce prostat masajını deneyin diyor yazar. çoğu zaman bu iyi bir referans olurmuş. ama prostat masajından hiç zevk almayanlar da olabilirmiş.

lavman olayından da bahsediyor kitap. su veya başka bir maddeyle temizlenmek kesinlikle çok zararlıymış. bi kere mukus tabakasını bozmakta ve bağırsak hareketini de etkiliyormuş. ayrıca birkaç saat oradan su gelebiliyor ve bazen de yırtıklar oluşuyormuş. yazarın önerdiği şey, yüksek lifli beslenme. eğer böyle beslenilirse, o zaman temizlenmeye pek gerek kalmıyormuş çünkü hiçbir şekilde artık madde kalmamaktaymış içeride. lif, herşeyi toparlarmış. eğer illaki temizlenmek istenirse de, kulak pompası kullanılabilirmiş, içine ılık su doldurup bi kere içeriye boşaltmak ve sonra da içerideki suyu dışarı atmak yeterliymiş. bahsedilen nesne de şöyle:

anladığım kadarıyla cinsel içerikli eğitici kitapların okunup özet geçileceği başlık.
ayı sözlüğün kendisi başlı başına bir kütüphane gibi zaten.hem aktif hemde pasiflere tavsiye tadında eğitim ve tecrübe paylaşımı için;
(bkz:star deniz)
(bkz:10 yıldır profesyonel aktifim)
(bkz: temizlenip gelin oo ben size neler yaparım)
(bkz: travestiye pasif olacaklara tavsiyeler)
(bkz: lavaj)
(bkz: ne oldum dememeli ne olacağım demeli)
gerek zirveler gerekse de dışarıda buluştuğum/görüştüğüm kişilerde dikkatimi çeken temel şey, "kişilerin kendilerini beğenmemeleri". bu durum, bir anlamda bende de mevcut. işin ilginç yanı, kendimi beğenmeme sürecine girdikten sonra daha fazla ilişkim oldu. belki bazı şeyler sadece kafa yapısı ya da yaşla beraber gelen olgunlukla alakalıdır.

bir chaser olarak genel beğenim "chaser - muscle bear/ bear" arası bir yerde, sanırım bear kısma daha yakınım. ama heves edip buluştuğunuz bear ile otururken, onun bedenini saklama çabası genelde sizin heyecanınızı bastırabiliyor. bazı kişilerin de kilo almamanıza yönelik olan sözleri bana hep ilginç gelmiştir. benden 30 kilo fazlası olan bir adamın bana kilolusun dediği de olmuştur. bazı kişiler küçük bir göbeğe bile tahammül edemiyor nedense.

haliyle, bedene ilişkin bir kitap okuyup anlatmak istedim bu sefer. her ne kadar çoğu soruya cevap vermese ve yeni sorularla bizi bırakıp gitse de bence anlatılmaya çalışılan şeyler duymaya değer. bedene yönelik kırılganlık, kişilerin ilişkide tercih ettiği rol ya da pozisyonu da etkileyebiliyor görüşündeyim. sanırım karşınızdakinin size tamamen teslim olmasının bir sebebi de bu. ve umarım bu kitabın anlattıkları bazı yazarları incitmez.


kitap: "fat gay men - girth, mirth and the politics of stigma"
(şişman eşcinsel erkekler - irilik, neşe ve utancın politikası)
yazar: jason whitesel
yayınevi: new york university press
sayfa sayısı: 177
yıl: 2014



iri eşcinsel erkekler kulübü "girth & mirth" üyeleriyle yapılan görüşmeler üzerinden ilerliyor kitap. bu kulüp, bir nevi iri eşcinsel erkekler ve onların hayranları için oluşturulmuş sosyal dayanışma birliği. iri erkek derken de kastedilen grup chubby ve super-chubby sanırım çünkü iri erkeklerin bear'lar tarafından da ayrımcılığa uğradıkları belirtilmiş. bear'ların kendilerini hacimden ziyade daha çok "vücut kılı"yla özdeşleştirmeleri ve maskülenliği pazarlayışlarındaki başarıları, iri eşcinsel erkekleri dışlamaktaymış. özellikle muscle bear hadisesi ulaşılamaz bir basamakmış.

akademik bulgular, üyeler ve onların deneyimleri üzerinden destekleniyor. üyelerin tek isteği, gay dünyasında öne çıkan ideal vücut tipine sahip olan kişilerle eşit şans ve saygıya ulaşmak. bedenden gelen ayrıcalıkların öne çıktığı şekilci gay dünyasında cinsel açıdan arzulanmadıklarını ve sahnenin dışına itilerek ötekileştirildiklerini düşünmekteler.

kulüp, 1970'lerde gay dünyasındaki kilodan kaynaklanan ayrımcılığa tepki olarak doğuyor. ve toplumda deneyimlenen utancı bir takım aktivitelerle dönüştürmeyi amaçlıyor. bu bağlamda, iri eşcinsel erkekler "aidiyet" olayını yaşıyor ve yalnızlıktan kurtulmuş, teselli bulmuş oluyor. oklahoma'da düzenlenen the super weekend bu etkinliklerden sadece biri. bu etkinlik kapsamında, iri eşcinsel erkekler kendilerini birer seks objesine dönüştürüyor ve normalde yapamadığı bazı aşırılıkları doyasıya yapma şansına erişiyor. bu tip etkinlikler de kendi içinde çeşitliliğe sahip; yani, bazı etkinlikler belirli bir sosyal sınıfa yönelik "bilinçli tüketim" odaklı iken bazı etkinlikler orta sınıftan erkeklere de kapılarını açıyor.

toplum iri erkekleri "eşcinsel" olarak değerlendirirken, gay dünyasında ise bu erkekler sadece "şişman" olarak değer görüyor. iri erkeklerin sürekli bir şeyler yediği düşünüldüğünden, bu kişilerle iletişim de kurulmak istenmiyor çünkü birçok kişiye göre şişmanlık "bulaşıcı". her fırsatta dile getirilen "aşırı kilolu olma" ya da obezite bu yönelimin en büyük sebebi. ayrıca, iri erkekler "yaşlı" erkek olarak da düşünülebiliyor. girth & mirth, üyelerinin ne irilikleri ne de cinsel yönelimleri nedeniyle kimseden özür dilemek zorunda olmadıklarına yönelik bir mottoya sahip. haliyle, hep bir arada bir restorana gidip yemek yemek de oldukça cesaret gerektiren bir hareket olarak algılanıyor. grup üyeleri arasında da bu eylem bir anlamda "samimiyetin olumlanması" ve "bağ kurulduğu" anlamını da taşımakta.

ideal seks objesine dönüşemeyen iri eşcinsel erkekler, bu duruma iki nedenden dolayı sahip: cinselliksizleştirme ve küçük düşürülebilirlik. anormal olarak algılanan vücut yapıları, onları arzulanabilir erkek kategorisine koymuyor. şekilci topluma karşı duruşları bu gerekçenin bir diğer nedeni. kitabın gizliden söylediği bir şey var: "cinsel arzu çoğu zaman toplumda kurgulanan bedene ya da imaja yönelik olur." yani toplum hangi erkek tipini arzulanabilir görürse, kişiler de o bedenin peşinde koşar. burada söylenecek çok şey var ama bu, başka bir kitabın konusu.

"her gün yaşanan utanç" olayını açıyor yazar. hastanelerde yapılan ayrımcılıklar (doktorun ameliyat masasının belli bir kiloyu kaldırmayacağını söylemesi, hastalık ne olursa olsun kalp krizi riski için de ekstra testler istenmesi, vb.), alışveriş yaparken yaşanan şeyler (şişman olmak "fakir" olmak anlamında değerlendirildiğinden, burada bir nevi sınıf ayrımı olayı da var, haliyle satış elemanları ilgilenmiyorlar), dekorasyon yoluyla dışlanma (çok alan kapladıkları için bazı gece kulüpleri koridorları daraltıyor, tuvalet kapılarını küçültüyor, restoranlar küçük sandalye ya da masaya sahip, gibi), aseksüelleştirme (dergiler ve diğer medya araçlarında erotik erkek kavramının dışında olduklarının belirtilmesi, iş ya da aile odaklı bir hayat yaşamaya zorlanmaları, çekicilikten yoksun oldukları düşünüldüğünden cinselliklerini ifade ettiklerinde aşağılanmaları, biriyle seks için buluşsalar bile kilolarından dolayı insanların onlarla görünmek istememesi, vb.), duygusal şiddet (nasıl olsa birini bulamaz diye partner'larının onları sürekli aldatması, ilişkide kötü muameleye maruz kalma, nasıl olsa çok seks yapan biri değildir diye düşünenler için güvenli liman olmaları, şişmanlığın feminenlikle ilişkilendirilmesi, anaç yanlarının olduğuna inanılması, vb.) bunlardan birkaçı. toplumun bir takım alavere dalavere ile bu kişileri açıkça istemediği belirtiliyor; sonuç olarak da sosyal hayatın dışına itilmiş oluyorlar. modanın ya da sanatın da bu erkekleri dışladığı su götürmez bir gerçek.

iri eşcinsel bir erkek "dilenci" gibi algılanıyor diyor bir üye, haliyle bir dilenci de "seçen" kişi olamaz. ama gruplar içinde de yaralayıcı durumlar var diye ekleniyor. bir kişinin partner'ında kilo olarak tahammül edebildiği bir ölçü var diyor. bazı kişilerin kendini karşısındakinden daha az kilolu olduğunu vurgulamaya çalışması, kişinin kendini inkar etmesi ve şişmanlık korkusu (fatphobia) gibi durumları öne çıkarıyor. oysa her iki durum da örgütlenmenin ya da bir araya gelmenin önündeki en büyük engeller.

chaserların da utancın farklı bir türünü yaşadığı belirtiliyor çünkü onlar gay dünyasında anormal algılanan bir kitleyi arzulamaktalar. eğer iri eşcinsel bir erkekle görünürlerse, itibar kaybına uğrayacaklarını düşünmekteler, ki normalde de gay dünyasındaki giderlerinin olduğunun farkındalar. bunun sebebi, chaser'ların limitli sayıda ve yüksek talep gören kitle olması. ironik olan şey şu ki chaser'lar bir tipi kovalayan kişiler olması gerekirken, aslında "kovalanan" veya "arzu edilen" kimseler. iri eşcinsel erkekler de onların direkt cevap vermemelerinden ve umut vermelerinden şikayetçi. bazıları diyor ki "hayır, tipim değilsin" deseler bile bana yeter, ama hep bir umut bırakmaları iri eşcinsel erkekleri üzüyor. chaser'lar arasında bir grup var ki, bunlar, adeta "avcı" gibiler ve ağına düşürdükleri avların sayısıyla kendi aralarında övünüyorlar.

ana-akım toplumda görünürlük ile toplum tarafından kabullenilme arasında herhangi bir korelasyon olmadığı da belirtiliyor çünkü toplum tarafından kabullenilme, toplumun "doğru" olarak adlandırdığı yoldan yürümekten geçer.

utancın yeniden dizaynı birkaç şekilde mümkün: utanca neden olan kişiyle yüzleşme, onur yürüyüşlerinde kimliği savunma, tüketici haklarına yönelik kampanyalara katılma (çoğu zaman büyük boy kıyafet bulmak mümkün olmadığından, kişiler insan hakları mahkemesine de başvurmuş), şişman ve eşcinsel olmaya yönelik kimliklerini yeniden tanımlama (çünkü iri eşcinsel erkekler iki kez çevrelerine açılmaktalar: ilki gay olduğunu belirtmek, diğeri de bunu şişmanlığı kabullenerek yapmak). bu sayede pozitif, arzulanabilir ve eğlenceli bir varoluş kurmaya çalışıyorlar. bunu yaparken de, kendilerini cinsel objeye dönüştürerek, sosyal statü farklılaşmasına odaklanarak ya da "öteki" olmayı kutlayarak yaratıcı çözümler bulma yolundalar. haliyle, kimliğin yeniden inşası aşamasında en çok ihtiyaç duyulan şey de şüphesiz "tevazu".