physical graffiti

Durum: 106 - 0 - 0 - 0 - 20.10.2017 15:11

Puan: 1063 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 6

hiç doğmamış olmak

ne kadar şanslılar , bizden ilerisini görecekler.

ne kadar şanssızlar , onlar da ölecekler.

sosyal ortamlarda yazıştığınız birini kibarca reddetme yolları

geçiştirmek kadar haince olmayan bir yol biliyorum ; uyuşmadık , iyi günler.

en azından karşıdaki kişiye saygınızı göstermiş olursunuz boş yere umut vermezsiniz.

japon erkeği

orta ve üstü kiloda olanları çok çekicidir. vücut yapısı ile de tanınabilirler genelde kılsız olsalar da vücut hatlarıyla maskülenliği yakalarlar.

zayıfları? çöp kadar bile değerli değil.

zırıl zırıl kadınsı olup sadece aktifim diyen gay

feminenlik ile eşcinsellik arasında hiçbir ilgi olmadığı gibi aktiflik pasiflik tercihleri arasında feminenliğin bir ilgisi yoktur.

kendi beğenmediği insanı başkasının da beğenmeyeceğini sanmak

(bkz:zevkler ve renkler tartışılmaz) erkekler için beğeniler öyle farklılık gösteriyor ki düşünün bazıları kadınlardan bile hoşlanabiliyor!

bearlaşmak yada mamak

başkaları adına utanmak

burak özçivit

kalabalık bir sokağa çıkın. 30 saniye içinde bundan yüzlerce kat daha çekicisini görürsünüz.

gerçi bu çekici mi? kesinlikle hayır. bunun yerine bir kalası tercih ederdim , en azından midemi bulandırmazdı. evet midemi bulandırıyor. çirkin çünkü. hatta bir kadınla eşdeğer benim için. yoklukta bile gideri yok.

erkektir yapar

büyük bir hevesle alınıp kullanılmadan bir kenara atılan şeyler

(bkz:elektrogitar.) fender stratocaster'in alt ürünü olan squier bullet stratocaster aldım yıllar önce. yıllardır duvarda öylece asılı duruyor.

sohbetin aniden kesilmesi

karşı taraf yazmayı aniden kesmek yerine "istemiyorum" yazsa çok güzel olurdu.

ne güzel konuşuyorsun , hiçbir nedeni yokken birden susuyorlar. bana engelleyeni bile denk geldi.

bitmesi istenen moda akımları

slim fit pantolonlar. hem yakışmıyor hem de giyemiyorum bu yüzden pantolon alırken zorluklar çekiyorum.

erkeklerin bakılası yerleri

(bkz:gıdı)

gıdıya bir fetişim var galiba. hele kirli sakallıysa bitiyorum.

hornet kezbanlarından inciler

aynen şu

"cevap vermediysem usteleme"

ulan sen kimsin , kendini ne sanıyorsun? tipini görseniz kalas bile daha çekicidir bundan dersiniz.

biscolata reklamları

çerçöp. bu kadar çirkin erkeği bir araya kusursuzca toplayabilmeleri ve bu çöpleri yakışıklı göstermeye çalışmaları ile nefretimi kazandılar.

tiplere bak allah'ım ya 7/24 sövsem yine nefretim azalmaz.

ian parks

bacakları ayrı bi güzel. hatta gördüğüm en iyi bacaklara sahip olabilir kendisi.

bu arada güncel çıplak fotoğrafı bulunmuyor internette.

yazarların en kötü huyları

yeni tanıştığım insanlara karşı aşırı önyargılı olurum ve onlara kötülükler yaparım.

where the bears are

sırf görüntü için izliyorum arada sağ olsunlar benim gibiler için sahneleri bolca mevcut.

ilk sezonu anlayarak izlemeye çalıştım ama sarmadı denerim belki yine.

bu arada ana karakterlerden favorilerim (bkz:george unda)(bkz:ian parks)

tanrı kelimesinden korkan müminler

arapçılardır.

tanrı türkçedir , allah(ilah) arapça.

george unda

where the bears aredizisinin en çekici erkeği , en azından ana karakterler arasında.

başta tod(bkz:ian parks) çekici geliyor ki öyle ama bunu gördükten sonra gözüm diğerlerini görmüyor.
  • /
  • 6

sohbetin aniden kesilmesi

uygulamaları geçtim whatsappta bile olan durum.birbirini beğenmişsin numaranı vermişsin belli bir süre mesajlaşmışsın sonra pat diye muhabbet kesiliyor.kendi adıma eskiden görüşürüz ,iyi akşamlar gibi veda cümleleri kullanmadan muhabbeti bitirmezdim ve sebepsiz yere pat diye kesenlere sinir olurdum.surata telefon kapatmaktan farksız gelirdi.zamanla anladım ki o mesajlaşma en az benim kadar karşıdakinede sanal ve pamuk ipliğine bağlı .buluşma olmadığı sürece de ne yaşarsan yaşa öyle kalmaya mahkum.sanal muhabbet ne kadar artarsa da reel de buluşma ihtimali o kadar azalıyor .o yüzden çok beğendiğiniz biri olduğunda tüm imkanları zorlayıp mümkün olan en kısa sürede buluşmaya çalışın.

lgbti temalı filmler

tarafımdan izlenmiş ve arşivimde bulunan filmler. izlemek isteyip de bulamayanlara yardımcı olabilirim. iyi ki sinema var. başlıyoruz efendim.
dipnot: bazı filmlerin ana teması eşcinsellik olmasa da eşcinsel karakterler barındırmaktadır.

a single man: üniversitede akademisyen olan bir adamın yalnızlığını konu alır. hem gay hem olgun hem okuyan-araştıran bir erkek olmanın ister istemez yalnızlaştırdığını okuyabiliriz filmden. filmin yönetmeni ise ünlü modacı tom ford.

all you need is love: şu an konusunu tam hatırlayamıyorum ama çerezlik lgbti temalı filmlerden biriydi kanımca.

american beauty: yıllardır amerikan rüyasının birçok amerikan filminde gözlerimize içine sokulduğu durumu ters köşeye yatıran bir film. aslında o mutlu görünen, herşeye sahip olan amerikan ailelerinin kendi içlerinde nasıl da yalnız olduklarını ve başka limanlarda mutluluk aradığını gösterir. filmin baştan sona konusu eşcinsellik olmasa da içerisinde eşcinsel bir ilişkiyi ufak da olsa barındırır.

anlat istanbul: 5 farklı yönetmen tarafından çekilen, 5 farklı masalın birleştirilmesinden ortaya çıkan film içerisinde birçok yıldız oyuncuyu barındırırken bir eşcinsel ve bir transa da yer verir. hatta bu beş masaldan biri trans karakterin hayatına odaklanmaktadır. güven kıraç'ı bu filmde eşcinsel rolünde izlerken parmaklıklar ardında dizisinden tanıdığımız yelda reynaud'u ise travesti rölünde görüyoruz.

any day now: erkek eşcinsel bir çiftin annesi tarafından ilgilenilmeyen down sendromlu bir çocuğu evlat edinmeye çalışmasını anlatan duygusal bir film. hem eşcinselliğe hem de down sendromuna dikkat çeken bir film iki ötekiyi tek potada birleştirmeyi başarıyor.

ağır roman: mustafa altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı başrollerinde okan bayülgen ve müjde ar'ın oynadığı film içerisinde bir adet eşcinsel karakter barındırmaktadır. yan karakterlerden biri olsa da ((bkz: küçük iskender ) hikayede kendine oldukça fazla yer bulmaktadır. ayrıca filmde söz yazarlarının kraliçesi aysel gürel'i de izlemek mümkün.

billy elliot: tam olarak eşcinsel temalı film olarak değerlendirmek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama cinsiyet rollerinin üzerine gitmesi bakımında izlenmesinde fayda olan film. erkek bir çocuğun yaşıtları gibi futbol oynamak istemeyip bale yapmak istemesi üzerine 'bale sadece kız çocuklarına özgü müdür, yapmak isteyeceğimiz dans, spor veya başka bir eylemin çeşidini toplum mu belirliyor, bir erkek dans etmek istiyor fakat çük buna engel midir, engelse çük ağır olduğu için dans ederken kişi zorlanır bu nedenle yapmaması gerekir diye mi hoş bakılmaz' gibi kafamda deli soruları çözmeye çalışan film.

black swan: başrolünde bir adet natalie portman barındıran hoolywood yapımı film. oscar adaylığı da bulunan filmi göze sokulur derecede olmasa da lezbiyen temalı filmler listesine sokabiliriz.

behind the candelabra: amerikada zamanında yaşamış eşcinsel piyanistin hayatını anlatan film. söylentilere göre zeki müren isimli sanat güneşimiz de bu piyanisti izleyip ondan esinlenmiştir sahne şovları ve kıyafetleri bakımından.

edit: a ve b harfindeki bazı filmler şimdilik bu kadar, diğerlerini ve diğer harfleri daha sonra ekleyeceğim.


iki pasif gay aktiviteleri

ibneliği seks,rol modelleri sınırlara indirgeyenler için merak konusu olmuş mesele.
iki pasif gay ne la? sanki iki tiksinç varlık ya da bir araya gelince bir bok olmayan atomlar gibi.

gaylerin sevişmeden duramayan abazanlar olması

analizim geldi hemen yapim
öncelikle katılıyorum çünkü;
-sex bir kaçış yöntemidir,bizler gerçeklerden hayattan kaçıyoruz çünkü;
-türkiyede özellikle çok izole bir hayat yaşıyoruz, ailemizle arkadaşlarımızla cinsel kimliğimizi paylaşamıyoruz
-gelecek planı yapamıyoruz, evliik şansımız yok, sadakatin bağlılığın bi anlamı kalmıyor, biriyle beraber olmak hayatı daha da zorlaştırıyor
-sürekli kendimizi anlamaya çalışıyoruz kafamız hep yorgun, sex bir kafa dağıtma şekli oluyor
-aşk emektir, sevgi emektir, sanal alemden partner yapıyoruz, emeksiz, kolay gelen kolay gidiyor
hiç kimseden farklı değiliz aslında sadece havamız sanal alemde gerçek hayatta kimse o kadar sex yapamaz

kapitalizmin escinselligi kullanmasi

en azından sosyalizmdeki gibi eşcinsellik yasaklanmıyor. insanlar canı ne isterse yaşayabiliyor, herhangi bir kısıtlama yok. paran olduğu sürece tabi.

biscolata reklamları

new world orderın ticari metaforu olarak bellediği kaslı, ince ve tüysüz erkek bedeni ambalajına sarılı pazarlama ve satış harikası(!) yöntemin sonuna kadar kullanıldığı komik reklam..
karşı cinsin buna eşdeğer ambalajı da 90-60-90 tüy gibi olan, güldüğünde ağzı kulaklarına kadar uzama kabiliyeti gösteren çiroz hatunlardır.

dünya insanı, gerekli ve doğru olanın yukarıda açıkladığım ölçü ve özelliklere sahip olan insan olduğu noktasında birleştirmek istenir daima. bu özellikleri taşımayan, ve hatta bunun çok dışında özellikler arz eden insanlar ise açıkça ama çok derinden bir dışlamayla karşı karşıyadır her zaman. bazı reklamlarda, yukarıda sayılan özelliklerin çok dışında özellikler taşıyan ögelerin (örneğin başlığa konu olmuş reklamda ayı tipli erkeklerin kullanılması durumu) kullanılması da, bu dışlamanın aslında açık ve ironik bir göstergesidir. burada tüketiciye sunulan şey tam olarak, seyircinin istediği ya da beklemesi arzu edilen şeyin tam aksinin sunulması yöntemiyle komedi unsuru kullanmak ve dikkati bu yönde odaklayarak akılda kalıcılık oluşturmaktan başka birşey değildir.

tek tip bir doğru ve beğeni yaratmak adına yapılan bu türden dayatmaları kınıyor ve kelli felli, götlü göbekli ayılarla kısacası değişik renklerle dünyanın daha yaşanası ve güzellikte bir yer olacağını hatırlatıyor ve bear forever diyoruz..

(bu arada tam entry yi göndermek üzereyken televizyonda bu mükemmel reklam başlamasın mı?)

buluşmalarda yaşanan güvenlik sorunları

ayısözlük şekerlerine; bu hafta sonu yaşadığımdan yola çıkarak, sonrasında "neden ben bir buluşmada,kızlarıma, güvensizlik/güvencesizlik, korunma yollarıı" anlatmıyorum dedim, tabi bunu üst dilden söylemiyorum, ben dernek değilim sadece kendimden yola çıkıyorum. kişisel aktarım. ve genelde ayı sevenlerin kendilerini bulacağı şeyler, ayısever olduğum için sanırım.

neyse.

olay şu: çukurambar'a hayatımda gitmediğimi fark edip, bu cuma oraya gitmek istedi canım, odtülü ayılara bakmak ya da odtü'de bitti yeaa muhabbeti etmek istedim birkaç benden hallice memur arkadaşlara, hornete açtığımda yakınlarda , threesome isteyen ayı çift yazdı, seni alalım, bir şeyler içeriz, iki aktifiz (çukurambar bile olsa oralar, cinsel rolünü söyleyecek kadar erkeklikle donanması) pasif lazım, ebele gubele,
kabul ettim, arkadaşlardan kibarca ayrıldım, ilkini fazla tutmadım ikincisi beni beğendi ve zaten ikincisi "oh my god, tokiden ev al kredini ödeyeyim" derecesinde ayıydı.
çukurambar, beyaz ford focus, bir an ben " bakın ama aramızda ne yaşanırsa yaşansın, beni kesinlikle eve bırakacaksınız, değil mi?" cümlesini kurdum ki,
(ki bence haklıydım, sonuçta oralar hiç gelmediğim, bilmediğim yerler) hayatlarında hiç risk alamamşı beyaz yakalı amerikalı gay çiftten bozma "oh man what's going out?, ne diyorsun, ne yapabiliriz ki?"gibi bir cümleden sonra ilkinin ikincisi ile bakışmasından ben arabadan indirildim.
neyseki hemen oldu bunlar, arkadaşları aradım geldiler aradılar,.

olaydan sonra benim güvensizlik algım neden genişlemiş ki adamları direk darladım böyle. ?

başlayalım önermelere: (neler olduğu aşağıda)

- yeri olmayıp buluşmaya gidenler için -

1- ben genelde öğrenci iken yaşadığımdır, mutlaka adresi sorun, çaktırmadan oralar hakkında bilgi sahibi olun /(ege mahallesi vardı değil mi orada? hmm nasıl bir yer?..vb) sorularla hem mekanı tanımaya hem de adamı tanıyın.

2- bir miktar nakit para bulundurun, (geri dönüşte taksi için,) yoksa en yakın size uygun olan bankadan para çekebilecek kadar mesafeyi filan araştırın, bunu da çaktırmadan yapın.

3 - sosyoloji bilin. sosyal psikoloji de olabilir. bilin işte. ne demek bu. türkiye'deki cinsellik algısını, gaylerin sosyal hayatı, ..vb. bol bol okuma yapın ki, mesela ben, "ha ben evlidir, tamam, hetero düzeni için beni kesmez" deyip rahat rahat atlarım, beyaz yakalı ise, "orhan pamuk mu postmodern, yapma be oğuz atay'ın paltosundan çıktı" kadar kafa patlatamayacak durumda isem, gitmiyorum. karşınızdakinin, giyiminden, davranışından çıkarımlarda bulunun, (önyargı değil, önsezi: mesleki bir kavram) bize öğrenci iken sosyal yardımlarda kimin yalan söyleyebileceğini bulmamız için böyle bir kavram öğretmişlerdi, bunun için sosyoloji, ..vb. benzeri disiplinlere sahip olun.

4 - asla para alışverişinde bulunmayın.
o teklif ederse bir şeyler içmeyi bırakın alsın, ama borç para, seni sevdim gülüm, ..vb benzeri şeylere girip yaw benim çocuğumun bezi bittilere gelmeyin.

5-vaatlere güvenmeyin.
bana neler söylenmedi ki ah şekerler, beni aşağı ayrancı da ev tutup her ay gelip sikebileceğini söyleyenden tut, akp'den tanıdık birileri varmış da tayin işlerimi halledermişe kadar ne sözler, inanmayın, testesteron söyletiyor onları.

bunlar kişisel deneyimlerden yola çıkıldı. mesela en acısını anlatayım, ostim'e gittim, adam, "ben seni bırakırım" dedi, inandım. ama anlaşmamızda tek kişi olacaktı, neyse uyduruktan bir tamirci dükkanına soktu beni, bir de baktım, bunun gibi başka ayı, daha çiçeğim o zamanlar, götüm parlak , öyle heteronormatifim, threesome, rimming nedir bilmem, dışarıda "tarih öncesi köpekler havlıyordu" adam dedi, böyle ikimizi alacaksın, dedim "yok" biz tek anlaştık, adam o zaman (o sırıtışı unutamam) tek gidersin dedi. ben de öğrenciyim para nakka, taksi felan hak getire. yüzüstü ikisi sikti, iki gün evden çıkamadığımı hatırlıyorum.

ondan dolayıdır beyaz yakalı- çukurambar bebelerine o ilk sorum.

- yeri olanlar için -

1 - gelenin fotoğraflarına baktıysanız bile uymayabilirse, (sonuçta fotoğraflarda başka çıkıyor) lütfen ama lütfen kapıda bırakmayın adamları.

adam sinirlenebilir, kibarca eve alıp kahve ısmarlayın ve uyamayacağını söyleyin, nedenleri açıkça anlatın. ben bana "aşkımm göbeğim o kadar büyük ki, hava yastığı, zıplar zıplar durursun " deyip geldiğinde aslında muscle bear olan arkadaşları alıp kibarca, aslında sen beni yanlış anladım "ben şişko" (böyle deyince anlıyorlar, utanç) seviyorum.. anlatıyorum.

2 - tam tersi de olabilir. sizi beğenmeyebilir,
ben bir kere çıldırmış ağlamıştım . "eee o zaman ne nofem yazmamışşsın " profiline. gerek yok. adam feminen sevmiyor olabilir, pasif misin? diyebilir, ki "yarak kafası okusan tam taleplerim açık açık yazıyor" diyecek kadar sinirlensem de. eğer gururunuz çok incindiyse, sakince çıkmasını iletebilir, sohbet talebine karşı siz karar verin, orası sizin. istediğinizi yapın, siz o hayatı oluşturmak için işyerinde armine giyimli kadınlardan günlerce kreş dinlediniz, onun için aldous huxley'e inanın. ben kahve bileyi çok görüyorum.

3 - ev arkadaşınız varsa, söyleyin
ev arkadaşınız varsa, bunu ona söyleyin, zaten homofobik ise eve çıkmayın, benim ev arkadaşımla hiç sorun çıkmadı konu ile ilgili ve her kolide mesaj atarım ki başıma bir şey gelirse bilsin.

4 - asla siyaset , aktivizim konuşmayın?
ilk dönemlerde çok yaptım, "aktifler gay değil mi?" ne demek oluyor deyip adamları darladım, aktif pasif ne demek, yataktaki rollere göre mi belirleniyor efeminelik, ..vb aman allah'ım bir dernek broşürü dolaştım hep,sanki sandım ki" yes durup dururken, haklısın, gayliği senden öğrendim" deyip, hemen önüne çıkan ilk derneğe kayıt olacak.

siyaset de o aynı, ben haziran seçimlerinde, (sosyal psikolojik bir durum) yee hdpye oy ver, evet evet filan dolaştığım için, önüme çıkan herkese propogandik davrandığımdan, "pis terörist, ananı sikecekler" senin diye mesajlar aldığım çok oldu.
asla siyaset yok, demokrasi nöbetine gidenlerle, polislerle, askerlerle yattım, ondan sonra asla siyaset yapmadım, evime gelip lgbti simgelerini sorunca kısaca bilgi verdim.

5- her şeyinizi anlatmayın.
bunu yapıyorsunuz bence, ben ilklerde kızkardeşim lezbiyenliğe kadar gidip her şeyi anlatıyordum, kızkardeşinin kız arkadaşını izleyebilir miyim gibi teklif ile karşılaştıktan sonra anladım ki, herkese her şeyi anlatmamak gerek.

6 - sevin.
o ev sizin ve o birkaç saatlik an da. güzelleştirin. karşınızdaki kim olursa (evli, tamirci, bekar, tırcı, okuma yazma bilmeyen, lacan yutmuş, doktor, ilahiyatçı, hacı hoca..vb.) olsun, onu o anlarda sevin, müzik açın ona. bak vega albüm çıkarmış,
sohbet edin havadan sudan, çocuğu varsa anlatabileceği kadar sorun,

siz özelsiniz, siz bu lanet toplumda o özel alanı oluşturmak için sigortacılık yaptınız, siz kimbilir kaç kişiden "gay misin, ıyy bir de şişmansınız kim siker ki sizi" deyip malafatını okşayan piçlerden o özel alana geldiniz.

bu girdiyi de istediğiniz kadar kullanıp dikkate almama, geliştirme, hakkınız var.

eşcinsellerin homofobisi ile nasıl başa çıkılır

homofobi ile nasıl başa çıkılır, benim alanımın ve bir şeyler yazarsam ukalaca olur, politik bir süreç çünkü homofobi, bilirsiniz, benim asıl kafa patlatmaya müsait konum,
eşcinsellerin homofobisi ile nasıl başa çıkılır?

homofobi denen rahatsızlıktan herkes nemalandığı için, eşcinseller de bu ataerkil toplumun bir parçası olarak tabi ki homofobik olunabilir,
birkaç bilgi vermek istiyorum uzun yazıma geçmden önce, bir kere ben homofobinin bir ölçü - scala olduğunu düşünüyorum, herkes de biraz vardır yani, sadece kat sayısı düşüktür, atıyorum, orlando,'ya saldıran piç kurusunun 100 ise, twitter da kendisine yürüyen erkeğe "heteroyum la ben, git ibne" mesela 70dir, tabi sayılar kafamdan uyduruldu, kendinize bir katsayı bulun işte.
ikinci açıklamam: eşcinsellerin homofobisi derken , içselleştirilmiş homofobiden bahsetmiyorum, ben psikolog değilim," içselleştirilmiş homofobik kesin gizli gay"dir diyemem,

yukarıda yazdığım bilgiler ışığında, biri neredeyse beni intihara sürükleyen, 4 olayı anlatacağım, gerçi biri heteronormatifliğe kaçıyor, onlar üzerinden benim eşcinsellerin homofobisi ile nasıl başa çıktığımı size naçizane öneriler de bulunarak yazacağım, kabul edip etmemek sizin elinizde.

1 - tarihi siktir et, twitterdan kendisine resmen koştuğum bir ayı vardı, taciz ettiğimi düşünmüyorum, çünkü o genelde cevap veriyordu, hatta bir tweetimi fav filan yaptı, neyse, bir gün ayıyı yolda gördüm, bana nerede oturduğumu ve nerede çalıştığımı sordu, söyledim. akşam buluşmak istediğini söyledi.
ben orospu ibne olarak, umrumda olmayan biçilmiş ahlak kurallarından yoksunlukla tamam dedim, sanıyorum ki şarap içeceğiz, ..vb. elemanın sevgilisi varmış (ki bu da umrumda değil, çünkü benle gayet tek gibi konuşuyordu) ve sevgilisi , bir uzman olarak danışıldığım bir arkadaşın instagramına fotoğrafımı (üstelik çok samimi değilim o kişi ile de neyseki açığım) gönderip arkadaşa "taciz ediyor beni" demiş. arkadaş asla benim birini taciz etmediğimi biliyor olacak ki bana ilk olarak danıştı. ama danışırken , ayısözlük inan bana, jagten filmindeki herife döndüm, öyle bir utandım ki, öyle bir yerin dibine girdim ki, tamam açığım ama o kadar açık değilim, ne diyeceğimi bilemedim, neyse arkadaş uygun dille öbür ayıya cevap verdi.
engellemeden önce o ayıya şunu yazdım "sakın karşıma çıkma!" , o ne yazdı "siktir git orospu ibne!"

önerme: eğer biri size yavşıyorsa , yaylarınız gevşiyorsa egonuz yumuşar ve peşinizden koşulmak hoşa gider, "uyy göbüşünü yidiğim" denmesi harika., 40 yılda bir üstelik sadece "sokarım erkeklerine" denilen bir ülkede, bir küçük sinek kadar kocanız olmuşsa ve o bunu görmüşse , (olabilir) o zaman ibne olan karşıdaki oluyor, siz rahat rahat istikbal;'e gidip ortopedik yatak bakabilirsiniz.

kendisi ibne olmuyor, aldatan suçlu (bu kavramlara inanmamakla beraber) değil , sen orospusun , tıpkı kötü kadın arzu okay gibi.
işte o zaman homofobisini kusarlar.

çözüm: birine yavşarken, mutlaka homofobi ile maruz kalacağınızı hesap edin,yani o karşıdaki istediği kadar lgbti, aktivist, açık olsun, homofobi öldürür ve homofobi kişide bitmez.

2 - çalıştığınız yerde, lgbti varsa size uzak davranacaktır, çünkü açığa çıkmak istemeyecektir, hatta size kötü bile davranıp arkanızdan konuşabilir (ki bu içselleştirilmiş homofobi oluyor) , bu mesele çok önemli değil, eşcinsel olduğunu düşündüğüm kişiyi yine twitter da ekleyince, beni direk engelledi.

önerme: ben ki öğrenci iken fahişelik yapmış biri olarak, o kişiyi az biraz stalk ederek aslında facebookunda , ..vb. ayılarla arkadaş olduğunu gördüm, çünkü ben ona göre kadınsı, efemine..vb.yim. ve eğer benimle yemekhaneye gelirse "ibneler geliyoooo diye" marş söyleyeceklerini düşünüyor.

çözüm: maskülanite evet etkili bir yöntem, yapabilirseniz maskulenmişsiniz davranın, ben yapamıyorum, "ay doktor beyy" diyerek gayet rahat davranıyorum, bırakın karşıdakinin homofobisini. dönüp dolaşacak yanınıza gelecektir. size gelmese bile etrafında mutlaka sizin de etrafında olduğunuz insanlar olacaktır. homofobi bumerang gibidir, içinde tutamazsın ama geri tekrar sana döner.

3- çok güzel seviştiğim adam, sabahında çay içmeye çağırdığımda, beni "lütfen çok yazma , annemler yanımda" demişti ki aslında o dün seviştiğimizde yarın yemek yiyelim deyip, full aktifliğinden ödün vererek boynumu çok güzel öpmüştü. mesele burda full aktif barzoluk değil.

önerme: adam bir gün öncesinden harika seks yaptığına pişman olmamak adına "belki bir daha götürürüm" diyerek yemek daveti sözü veriyor, sonra "aman allahım, çüküm çürüyecek, ibne oldum, cehennemde yanacağım, hayatım yozgat, bok pusür" diyerek panik yaparak homofobisini kusuyor.

çözüm: seksi kendiniz için yaratın, öyle davetler alınca gerçekten karşınızdakinin emin olup olmadığını bilin, benim ki yozgatlıydı, daha ne kadar kesin olabilirdi, tabi ki ensest oranının tavan yaptığı şehirden bekleneni yapacak adam,
takmayın, maddeci olun, karşısındakinin göbeği umrunuzda olsun, orada zıplayın ve ertesi günü "aşkım güneşli sabaha uyanalım" diye düşünmeyin.

4 - aşk:
birkaç hafta önce birine açıldım, önceleri arkadaşımdı ve ben her şeyi açık açık konuşan biri olarak onunla da konuşuyordum, cinselliğimi özgürce eyleme dökmem ona biraz ahlaksızca geliyordu ama iyi arkadaştık.
dayanamayıp aşık oldum. (sonraki yazılarım, heteroya aşık olmak ve arkadaşa aşık olmak olacak) neyse ne. aşk hikayesi anlatmayacağım:
adam bana bunu yazdı: sen benle sadece sevişmek istiyorsun.

önerme: eğer orospu ibne iseniz, aşık olamazsınız, istediğiniz sadece yaraktır. ondan dolayı sadece sevişmek istersiniz. alyans takmayanlar sadece sevişmek isterler, diğerleri aşık olur, düğün yapanlar, sevgilisine su altı evlenme teklifi edenler.
homofobileri şuna dönüşür: eşcinseller seksi düşünür sadece?

çözüm: ben adamı aradım ve gerçekten düzgünce aşık olmak ile cinselliğin temel ilişkisi olduğunu ama aşkın başka şeyler ile birleşince güzelleşebileceğini anlattım, amacım onu istemek değildi, homofobiden bile bahsettim ve ona dedim ki, (şekersiz çay) ben bir adam için ömrüm boyunca şekersiz çay içmeye lanetlendim, sence bu sadece seks mi?
arkadaşlar, kendinizi anlatın, kim olursa olsun, aşağılanmanıza izin vermeyin, meselenin içyüzünü güzelce anlatın, açık açık, tane tane. imam hatipliye anlatır gibi.
ben öyle yaptım. adam anladı ve anladı.

genel çözüm: korunun, herkesin homofobisi bir anda çıkar , işte korunduğunuzda şaşırmazsınız, zırhınızı çıkartıp kalbinizin paramparça olmasından kurtulmuş olursunuz.
konuşun: son örnek gibi.

kısa kesin bazen: sakın karşıma çıkma filan ..gibi değil de homofobisini yenemeyecekseniz, kesin.

susun ve dinleyin. : bazen onlar konuşmak isterler, ben de eşcinselim homofobik değilim demek isterler.

lgbti arkadaş: eğer işyerinizde varsa, onu uzaktan izleyin, kendisi yaklaşırsa yaklaşın ve korunaklı alan yaratın birbirinize, uzaktan uzağa koruyun birbirinizi ben öyle yapıyorum.

sizi seviyorum buraya kadar okuduysanız, siz de beni sevdiğinizi biliyorum.

hornet ve growlr kullanma yöntemleri

merhaba;
aylardır düşündüğüm ve en temelde kişisel olarak uyguladığım hornet - growlr yazışma yöntemlerini siz sevgili dostlar ile paylaşma gereği duydum;
önce hatalarımı yazıp sonra doğrusunu yazarak, umarım size de yardımcı olacak bir iletişim yöntemi buluruz efenim, beraber düşünmek için yazıyorum bu arada, herhangi bir doğruyu kanıtlamak için değil, yazdıklarım beni kapsar.:

ilk olarak, lütfen erkekler ile yazıştığımızı unutmamak gerek, cinsiyetçilikten uzak durarak, toplumsal olarak erkeklikten nemalanması imkansız olan erkeklerden bahsediyorum, buna ben de dahil, cinselliğimiz sürekli karşıdakine yönelince yüceltildiğimiz, elimizden tutulup kerhanelere götürüldüğümüz, beden derslerinde kimin en büyük yarısmalarını yaptığımız erkekler /erkeklik,

1 - hata: duygusal olarak uzun uzun sohbetlere girmek:
ilk dönemlerde yapıyordum, ama sonra anladım ki, hangimiz , uzun bir sohbete katlanır olduk, ya da bir sorun üzerine kafa patlatıp , bir dakika george, politik olarak... diye konuşmaya başladık, hepimiz kestirip attık, "kes lan, siktir lan, sus oğlum" diye diye iletişimimiz kesildi, ondan dolayı uzun sohbet karşındakini tatmin etmeyecektir.
bir örnek: şizofreni çalışan bir psikiyatrist arkadaşım vardı, o artık şizofreni sahibi ailelerinin çocuklarına/yakınlarına bakış açısından yorulduğunu ve aileler ile her terapide uzun uzun konuşmanın bakış açılarını değiştiremeyeceğinden bahsederdi. bu toplumun erkeklerinin de uzun bir şeye katlanamıyor.
aforizma: barış bıçakçı ; erkekler uzun süren şeylere dayanamıyorlar.

2 - evli adamlara kızmak:

zorunlu heteroseksüellik kavramından bihabersizseniz evet kızmakta haklısınız, bence uymuyorsa direk uymuyor yazabilirsiniz, ben ilk başlarda çok kızıyordum, engelliyordum sonra benim mücadele anlayışım ile karşıdakinin aynı olması beklenebilir mi? adam bunu tercih etmiş diye düşünmeye başladım.

3 - ben sevişmem - sakso ve anal yaparım diyen full aktife ayar vermek:

öğrenci iken bu adamlar ile yatardım, sonraları resmen adamlara şu açıklamayı yazdım:
klitoris denen zar, götde de var ve eğer sikin rahat girsin istiyorsan beynindeki serotonin dopamini çalıştırması gerek , bu da insana zevk veren şeylerden oluşur, alkol, halusinasyonlar, rüyalar, uyuşturucu madde ve sevişmek...
sanardım ki anlarlar, "hıh durup dururken, haklısın hadi sevişelim" diyecek, yanılmışım.
bir de düşündüm ki herkesin cinsellik algısı aynı olabilir mi? yani adamın cinsellik algısı o , neden garipsiyoruz, sadece "uymaz" de geçebiliriz, " eleştirmek bize düşmez" dedim.

4 - fotosuz yazana kızmak:

kızdığım bir şeydi, hatta ben götü başı açık lan ben kamuda çalışıyorum, sendeki korkaklığı sikim diye yazdıklarım oldu.
açılma sorunu var dostlar, herkes belli bir yere kadar açık olabiliyor, bu zaten yeterince muhafazakarlaşan bir toplumda onlar için anlaşılır bir durum. ben artık belli yere kadar cevaplıyorum, ki bazen çok güzel sohbetlere neden olabiliyor,
bir örnek: biri ile ilk şöyle yazmıştı : foto da ısrar etmeyeceksen sohbet etmek ister misin demişti, nedense kabul etmiştim. (şimdi olsa kabul ediyorum) inanılmaz komik espriler yapmaya başladık, birbirimizi anlıyorduk, paylaştığı şarkıları hala dinlerim, artık ben buluşmak istedim ve foto da ısrar ettim, buluşmayı kabul etti ancak foto buluşma olmadan göndermedi, ardından beni önemsediğini, işi gereği haftanın 3 günü bulunduğum şehre geleceğini, güzel bir hayatımız olabileceğini..vb bahsetti. buluşma esnasında onun tipini begenmezsem bir şey demeyeceğini en azından bir kahve içmiş olabileceğimizi söyledi. neyse, kabul etmedim, ileri gidip, biz bedel ödüyoruz ..vb. aktivizm kokan cümleler kurdum, siz neden, ..kavga ettiğimizin sabahında:
durup dururken;
al. ben hakimim. dedi. buluşmadık. inanılmaz ayıydı.

5- direk yer sormak kabul edilemez sanmak

ilklerde kızıyordum, neden? aile denen cehennemde pekala insanlar kendilerini iyi hissedecekleri alanı sormak isterler, parklara bar tuvaletlerine maruz kalmış bir hayat sonuçta, ben artık yanıtlıyorum ama bunu sohbet ilerleyince yapıyorum.

6- zayıf iseniz growlr'da pek de umut beklememek

evet, kendime oluşturduğum önerme, yani tamami ile kapattım bir daha geri dönmemek şartı ile. zayıf bir chasersanız evet, pek bir şansımız olmuyor,.

7 - growlr'daki ayıların az konuşmasına içerlemek

bunu ilk maddede yanıtladım. ülkedeki "sen sus, ne bilirsinlerle" büyüdüğümüz için, şişmanlığın ciddiyetsizlik algılanıp kimse düşüncelerini takmayan bir toplumda pekala iletişimde sakat olacak.

8 - sanalcılardan uzak durmamak

önceleri benim yapamadığım durum, seksin her fantezisini konuşuyordum, ama artık o kadar zamanım yok ve ondan dolayı, sanal konuşmaya evet deyip buluşma teklifine bir türlü iş uydurup gelemeyenlere tahammülüm olmuyor,

9 - engellememek

aktivistiz ya insan hakları felan insanları engellemiyordum, ama yanlış, engel tuşunu bol bol kullanın, foto açmayıp sohbet bile etmeyenlerden direk engel basın, küfür içerikli konuya direk girenlerden eğer istemezseniz, siz bir şey yazmadan engel basın, inanın kafa rahatlıyor

9 - cevapsız bırakmak

lütfen yapılmasın, uymazsa "uymaz, tşk" yaz zamanını almaz merak etme, ölmezsin, ısrar ederse, penis fotosu atarsa o zaman bas engeli.

10 - ne istediğinizi gerçekten bilin.

ben mesela arkadaşlık istemiyorum, onu biliyorum,

11 - ne olursa olsun, üzülmemeye çalışın

valla bak önceden köpürüp ağladığım @youngbear14'ün kafasını ağrıttığım zamanlar oldu, bu aylarda artık, beklentilerim çok altında ve kimsenin beni üzemeyeceği bir alan yarattım bu uygulamalarda.

not: bunlar benim naçizane düşüncelerim, umarım eksi oy yemem, ayrıca siz de altına bir şeyler yazıp geliştirebilir, katılmayabilir, uygulayamayabilirsiniz. benim uyguladığım ve oldukça rahat olduğum bir dönemdeyim. ondan sizinle paylaşmak istedim.

Toplam entry sayısı: 106

zırıl zırıl kadınsı olup sadece aktifim diyen gay

feminenlik ile eşcinsellik arasında hiçbir ilgi olmadığı gibi aktiflik pasiflik tercihleri arasında feminenliğin bir ilgisi yoktur.

hiç doğmamış olmak

ne kadar şanslılar , bizden ilerisini görecekler.

ne kadar şanssızlar , onlar da ölecekler.

carl sagan

çok değerli bir bilim insanı. insanlara bilimi sevdirmek adına birçok kitap yazmış ve belgeseller hazırlamıştır (bkz: cosmos)

cosmos belgesellerinden birinde beni çok derinden etkileyen bir konuşma yapmıştır. * . insanoğlunun şu küçücük gezegende sadece 50 yıl hakim olabilmek için birbirine neler yaptığını düşünün. ne kadar da zavallıyız. birbirimizi öldürmeye ne kadar can atıyoruz , gerek şeref için olsun gerek ülke kurabilmek için olsun veya din için. oysa ki hayatı kendimiz ve çevremizdeki tüm canlılar için iyi kılmaya çalışsak her şey çok daha güzel olurdu.

işte carl sagan'ın o efsanevi cümleleri
carl sagan - the pale blue dot * =

cemaatçilerin ortak özellikleri

carl sagan

bu adam sayesinde hayata artık çok farklı bakıyorum. evren ve canlılar ne kadar da harika. bence gerçek mutluluk bunlarda saklı. kendi çıkarları için birbirlerine kötülük yapan insanları gördükçe ne kadar aptal olduklarını da farkediyorum

bu da evrim teorisi ile ilgili çok güzel hazırlanmış bir konuşması. 6-7 dakikada evrimin bizi ilgilendiren kısmını öğrenebilirsiniz.

ayı sözlük itiraf

1 ayı aşkın süredir hiçbir haber izlemedim , hiç haber okumadım (referandum sonucunu öğrenmek hariç) , hiç haber dinlemedim. türkiye gündemine , dünya gündemine dair ne varsa öğrenmekten kaçındım. bu zalim insanoğlunun dünyasında aklınızı kaçırmamak için yapacağınız en mantıklı hareketlerden birisi.

14 ağustos 2011 ayı sözlük'ün açılması

iyi ki açılmış. bana çok faydası oldu kendimi kabul etmemde ve çevreme açılmamda.

japon erkeği

orta ve üstü kiloda olanları çok çekicidir. vücut yapısı ile de tanınabilirler genelde kılsız olsalar da vücut hatlarıyla maskülenliği yakalarlar.

zayıfları? çöp kadar bile değerli değil.

heteroseksüel görünmek için yapılan saçma hareketler

benim asla yapmadığım hareketlerdir. beni heteroseksüel sansalar bile asla heteroseksüel olduğumu ima etmedim , aksini de. zor durumda kalırsam da cevap vermiyorum. akrabağlar ''kız yok mu? evlenme sırası sana geldi hıhıhı'' gibi şeyler söyleyince de ya cevap vermiyorum ya da gülüp geçiyorum * asla heteroseksüel gibi davranmam , bu benim özüme aykırı ve kendimden nefret ederim böyle bir şey yaparsam. herkes kendisi gibi olmalı.

bu davranışlarım beni heteroseksüel sananlara karşıdır

bediüzzaman said nursi

bediüzzaman (zamanın alimi) falan değildir.

islam dinini ayaklar altına alan , kendini peygamberden üstün gören , gerici , atatürk düşmanı , cahil , sobayla sohbet eden , ölülerden yardım dileyen , peygamberi aşağılayan , akıl sağlığı yerinde olmayan bir delidir kendisi.

saçma olan ise bu adamın '' zamanın alimi '' sanılması.

yanlış anlaşılmak

karşınızdaki kişinin sizi tanımadığını gösterir.

uzun boylu ve zayıf erkek

uzun olması yetmiyormuş gibi bir de zayıf. vücut çöp , eğer yüzü de çirkinse yürüyen çöp gözüyle bakabilirim *