et yiyen insanların bedenlerinin hayvan mezarlığına dönmüş olması

özgürlüklerinden mahrum edilip, insanların mülklerinde mahkûm edilip, iyice besili hale getirildikten sonra, canlarının soğukkanlılıkla alındığı hayvanları vahşice yiyen insanların vücutlarının artık o hayvanların cesetleriyle dolmuş olmasıdır. ağzı dili olmayan, bilinçsiz ve masum hayvanların katledilmesine ortak olup, onların yaşadığı hayatları önemsemeyerek, 'ben insanım, her şeye hükmederim' egosuyla hayvan cesetlerini midelerine indiren insanlar artık birer yürüyen mezarlığa dönmüşlerdir. et yerken bir kere düşünün; o hayvanın da kalbinin attığını, nefes alıp verdiğini, gökyüzüne bakıp mutlu olduğunu. et yerken o yediğiniz etin canlı bir organizmanın bir parçası olduğunu lütfen düşünün.
bilim insanlarının bitkilerin de bir çeşit hislerinin ve hatta buna tepkilerinin olduğunu açıklamasından sonra vegan olmayanların bitkilerin yaşamına destek olarak topluca eyleme başlayıp başlamayacaklarını merak ettiren durum.
genellikle konu hakkında fazla düşünmeyip apaçık hususlar hakkında sırf cevap olsun diye kestirme argümanlar ileri süren insanların bedenlerinin karşı karşıya kaldığı durum.
doğada yaşıyoruz, bu kadar duygusal olmayın, ayrıca burada insanın hayatı bile değersiz iken hayvanlar için duyar kasmak ilginç.
homo sapiens avcı toplayıcı, hepcil bir hayvan. bizim genlerimizde bitkileri müthiş arazilerde ekip işlemek yok. bu sonradan edinilmiş bir özellik. ilk başlarda gayet de vahşi bir hayvandık yani. bu nedenle hayvandan gelen proteine ihtiyacımız var evet. ama ne kadar?

insan hep kibirli ve vahşi bir ırk oldu. diğer türleri ilk andan beri katletti hep. medeniyetleşmeye başladığı an kendi kendine savaşı da başlattı. yerleşik hayata geçince dünya kendilerine de yetmedi. teknoloji, sanayi devrimi derken bilimsel açıdan mükemmel seviyelere geldi ama bu vahşilik insanın içinde hala var.

şuan için insanın protein ihtiyacının temeli tavuk ve inek üzerinden sağlanıyor. bu iki kurban hayvan malesef güzel koşullarda yaşamıyor. kapitalizm denen herkesin bok atmakla övündüğü ama içinde yok olup gittği sistem hayvanlara daha da kötü yaklaşmamıza sebep oldu. eskiden hayvanların bir psikolojisi olduğu bilinmezdi. ama artık bilimsel olarak ispatlandı. kümeslerde, ahırlarda kilitli olan bütün hayvanlar yoğun stres altında yaşıyor. yumurtlamaya zorlanan tavuklar, zincirlerle bağlı olan inekler hep aslında birer nazi almanyası örneği. abartma demeyin, öyle. düşünen tek varlık insan değildir.

gel gelelim durum böyleyken ve bizim hayvansal gıdaya ihtiyacımız ortadayken ne yapılması gerekir? israfı azaltmak tabi ki de. etlerin çoğu ziyan oluyor. fast food markaları insanların hem sağlığına zarar hem bütçesine mesela. izin vermeyeceksin kardeşim. 21. yüzyıldayız artık neyin ne olduğu biliniyor. israf azaldıkça tüketilen hayvan da azalacak ve hayvanlar daha güzel ortamlarda yaşayacak. çok ütopik gelebilir ama durum bu. başka çözüm yolu göremiyorum. insan nüfusu sürekli artıyor ve tavuklar, inekler buna yetmek için daha fazla delirmek zorunda değil. sağlıklı hayvanlar ve sağlıklı insanlara ihtiyacımız varsa hayvan tüketiminin gereksiz yanlarını ortadan kaldırmalıyız. kapitalizmde de bu imkansız. yaşasın sscb ulaaan. hehe, şaka yaptım.
bitki yiyen insan da hayvan mezarlığı olur çünkü bitki, hayvan leşlerini gübre olarak kullanır ve kendi besinine katar. bitki de yemiyorsan o zaman yaz böyle bir şeyi. azıcık biyoloji bilgisi lütfen. lise 1 biyolojisi.
yediğimiz besinlerin sindirim ve boşaltım yoluyla vücudumuzdan atılıyor olması...
ek bilgi: katı atıkların vücudumuzdan uzaklaştırılması, sindirim; sıvı ve sıvıda çözünen atıkların uzaklaştırılması, boşaltım olayıdır.