rapor almak için söylenen yalanlar

rapor almak için uydurulan ama aynı zamanda acaba yalan soyledigim belli oluyor mu diye endişeye sevkeden yalanlar.
karnımda elektirik çarpıyor hocam, galiba midem sarktı bide başım çatlıyor. zangır zangır bi titreme geliyor sonra ateşim çıkıyor. söylemesi ayıp bi de ishal olmuşum. bitkinlikten kaldıramıyorum başımı en iyisi bugün ben evde dinleniyim ne dersiniz
"geç kaldım doktor bey."

çok komik bir gündü. ingilizceden ödevimiz vardı. başımızdaki hitler in kadın versiyonuydu. bu konuyu abartmıyorum. dişi hitler, ödevimizi yapmadığımızı görünce bizi falakaya yatırmasın diye doğukan la okuldan kaçtık. ben çok kaçan biri değildim. inektim daha çok o yıllar. sinemaya gittik. doğu ile ortak bi özelliğimiz yoktu, sadece ödevimizi yapmamaktı ortak özelliğimiz o gün. sinemanın saatine daha vardı. biletlerimizi alıp, saatlerce napacağımızı düşünerek starbucks ta beklemeye karar verdik. bu arada seçtiğimiz film twilight ın bir filmiydi. neyse bu konuya sonra döneceğim. starbucks ta ben benim hesabı ona kakaladım. bu, "çok geç kaldım doktor bey" sözlerimin sonda anlayacağınız mealinden daha kolay bir yalan sayesinde oldu. ikimiz de fazla konuşmuyoduk, telefonlarımıza gömülmüştük. o telefonda napıyordu bilmiyordum, ben 0.facebook.com dan komik paylaşımlara bakıp ona gösteriyodum. sonra o uyudu. içtiği çay uykusunu getirmişti heralde. neyse film saati geldi, filme geçtik. bu filme gelen en ilginç ikiliydik ama neyse ki salon o kadar kalabalık değildi. benim jacob lı sahnelerde ağzımın suyu akıyor, bunu doğu ya çaktırmamaya çalışıyordum. oysa daha çok gülüyordu filme. film ara verdiğinde annem aradı. telaşla tuvalete koştum, zira en sessiz yer orasıydı. "tam tuvaletteyken aradın anne!" diye çemkirdim, annem okulun nasıl geçtiğini sordu. "ingilizceciye ödev gösterdik, benimkini çok beğendi," diye yeni yeni yalan söyleme kabiliyetimi test ettim. inandı. filmi bitirip çıktığımızda, doğu ya doktora gideceğimi söledim. o günün raporlu olmasını istiyordum, 12. sınıfta devamsızlık önemli bir mevzuydu. "yemez" dedi. risk aldım. gittim, "geç kaldım doktor bey" dedim. "çok hastayım, öhö öhö, ama bugün sabah gelecek halim yoktu, lütfen tüm gün için bi rapor ayarlayabilir misiniz?"

"hala 18 yaşın altındasın, ve benim bunu babana bildirme hakkım var biliyosun di mi?" dedi.

"aramızda kalsın doktor bey" dedim.

o da beni affetmek için bir kitap okuttu zorla. beni kardeşine çok benzettiği için benimle bu kitabı yorumlamak istiyormuş, hem üniversite sınavına hazırlandığımdan benim için de iyi olurmuşmuş. neyse ben sevmiyordum bu doktoru ama okudum. bir dahaki gidişimde ona kitabında ötesinde, yazarı hakkında biyografik bilgiler verdim. işte virginia woolf lezbiyenmiş de, intihar etmiş de, falan filan. çok hoşuna gitti.

ama sonra oturduğumuz evden ve muhitten taşınma önerisi sunuldu aile mahkemesine ve ben hiç vakit kaybetmeden taşınmamıza oy verdim. 18 yaşın altındaydım hala ve bu doktoru değiştirme şansım yoktu. tek kurtuluş evden arazi olmaktı. bugün sahip olduğum aile hekimi çok daha şeker bir kadın. ara ara aklıma geliyor o doktor. çok sinir bozucu bi tipti. bi komedi serisi yazarsam ilerde bir gün, kendisi jj jameson gibi bir tiplememin ilham kaynağı olacaktır. tabi jameson daha sevimli kalır bunun yanında.
lise yıllarımda bu yalanlara başladığımda henüz çok toydum. doktora boğazım ağrıyor, gribim, öksürüyorum gibi yalanlar söylüyordum. bazılarında rapor alıyor, bazılarında elim boş dönüyordum. özellikle öğleden sonra gittiğimde rapor almam imkansızdı. böyle böyle işi öğrendik. eğer o gün okula gitmeyeceksem erkenden pijamalarla kalkıp doktorun yolunu tutuyordum. burada aç olmak önemli. yüzün solgun görünmesi lazım. sonra doktora ishal oldum, götümden işiyorum* diyordum. oraya da bakacak değil ya. gerçi bir tanesi tahlil istemişti de beden dersinde üşüttüm gerek yok deyip yırtmıştım. böylece doktordan ilaç, bol su iç tavsiyesi ve raporla mutlu mutlu ayrılıyordum.
yapmamak lazım. yediğim ekmeğe hakaret gibi olur. öyle imkanım varken bunu asla yapmıyorum. allah korusun hasta olursam anca rapor alırım.
-uyuyakaldım işe gidemedim müdür rapor al dedi.
-aslında müdür izin verdide sen yinede rapor alsan iyi olur dedi.
-aslında iznim var ama iş yeri kullanmamıza izin vermiyor, onun için geldim
-yazılım vardı geç kaldım hoca tekrar yazılı yapmak için git rapor al dedi.
-benim 40 gün rapor hakkım var yıllardır da rapor kullanmadım müdürde rapor almama izin verdi sen kim oluyorsunda bana hakkım olan şeyi vermiyorsun.
-son çare olarak zaten hastayım isterseniz boğazıma falan bakın ateşimde var sanki.