ayı sözlük itiraf

  • /
  • 181
staj yaptığım yerdeki patronuma aşık olduğumu arkadaşlarıma o kadar çok anlattım ki bir de buraya yazayım dedim, belki görür.* 40lı yaşlarının ortalarında 1.87 boylarında tahminen yıllardır spor yapan ancak buna rağmen öküz gibi beslendiği için bi 110, 120 kilo olan, kahverengi gözleri ve kocaman yeniçeri bıyığıyla gönlümü feth etmiş patronum galiba sana aşık oldum... özellikle 5 dakika öncesi yaptığım bir espriden bana sarılınca sen içim eridi bi de böyle erekte oldum.* kocaman göbeğinde uyumak, küçücük popişinden öpmek istiyorum. bu kadar komik, yakışıklı, seksi, akıllı, başarılı ve zengin olmayı nereden başarıyorsun??*. neyse umarım yakında karısını boşar ve benimle evlenir *
duygularımı askıya almak, sisle üstüne bir örtü çekmek istiyorum.
nova gibiyim ışıklarım bir şekilde insanlara ulaşıyor ama karadelik gibi yutmaktan alamıyorum kendimi. biliyorum insanlar benim gibi değil yani benim gibi düşünmüyor. işin komik tarafı diğer insanlar da benim gibi düşünmüyor kimse diye hayiflaniyor.
peki bu muğlaklıklar arasından nasıl çıkıcağım, mutlak olana nasıl ulaşacağım?

herkesin bir ipi var herkes kendisinin kuklası olmuş. artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorum. kendimi anlamamak değil derdim artık kendimi tanımlayamıyorum.
hep bir yerde çıkmazlarımı buluyorum hep bir yerde duvarları kaşıkla oyuk açar halde buluyorum kendimi.
ne kendimim, ne başkasının istediği. ipler eğer inanmadığım bir yaratıcının elindeyse soruyorum şimdi neden tanrı benim iplerim diğerlerinden daha gergin?
30 günlük şua iznimin bitimine bayram tatilini de ekleyerek yaptığım 5 haftalık tatilden sonra ayı sözlük'e girer girmez yaptığım ilk iş salaş meyhanedeki yorgo'nun girilerini sırayla okumak oldu. bazı giriler bilgi katmak amaçlı da değil ama su gibi akıyor. girizgahı ayrı güzel, finali ayrı güzel. bazen okurken insan bitmesin istiyor.
kaktüs çorbası çiçeği. yıldırım yıldız kayması elektriği gazete küpürü. kupon tabak oyunu, sessiz ağaç çiçek böcek.
#404401 bahsettiğim hayalimi gerçekleştirdim sözlük.
8 kişilik bir arkadaş grubuyla istanbul'a ulaşım açısından en kolay yunan adalarından biri olan thassos'ta gerçekleştirdik. 7 yıldır hayatımı paylaştığım adamla sembolik de olsa hayatımı birleştirdim. hem de arkadaşlarımızın yardımıyla ona sürpriz yaparak.

sevgilimin baş başa çıktığımızı düşündüğü tatilimizin ilk günü, akşamüstü otel odasında duşa girdiğinde, önceden otelin lobisindeki görevliye rica ederek sakladığımız ve tören esnasında giyeceği kıyafetleri güzelce askısından çıkartıp odaya bırakıp, 45 dakika içerisinde giyinip aşağıya inmesi gerektiğini ve bir şoförün onu alacağını söyleyen bir not bırakıp çıktım odadan. yakın arkadaşlarımızdan biri, biraz gecikmeli de olsa onu otelden aldı. benim bir yıldan uzun süredir içinde bulunduğum heyecan artık an itibariyle ona da sirayet etmişti. bir sürpriz vardı ama ne çapta bir şey olduğunu hala bilmiyordu. daha sonra ikisi tören yapacağımız sahile geldiler. sahilde ikimizin de hayatında çok özel yere sahip olan 5 kişi ve ben pankartlarımızla onu orada karşıladık. dalgalar üzerinden esen rüzgar ve sezen aksu'dan çalan kutlama şarkısı eşliğinde bana yaklaşmaktaydı artık. sonra sevgilimin koluna nereyedeyse annesi kadar değer verdiği ablası girdi. onu bana getirdi ve teslim etti. ellerini tutup heyecandan tir tir titreyen sesimle konuşmamı yapmaya çalıştım. elimi sıkıp varlığını hissettirince heyecanım azaldı ve konuşmamı bitirdim. ardından belki de bizi bizden iyi tanıyan ve tören için aylarca çırpınan bir diğer arkadaşımız konuşmasını yaptı, nikahımızı kıydı ve yüzüklerimizi taktı. şampanyalarımızı, konfetileri patlattık, ismimizin baş harflerinden oluşan balonları gökyüzüne bıraktık. origami kâğıtlarından tasarladığımız gökkuşağı renklerinde minik sandallarımıza dileklerimizi yazıp denize bıraktık. ve ardından öpüştük ve sarıldık. uzun süre...

en güzeli de, o esnada onun gözlerindeki mutlulukta kaybolmaktı. gözlerine baktıkça o mutluluğun içinde ben de kayboldum.
seninle ilgili tek güzel bir laf edemeyecek olmanın derdi içindeyim.hiçbir yere yetişme kaygısı taşımayan yürüyüşlerin veyahut aceleyle yapılan menemenlerin güzelliğinden bihaber sürdürdüğün hayatına bir tane bile duru güzellik katamamış olmaktan ötürü utanç içindeyim. dünyanın telaşıyla eş, onca çabanın yersiz oluşuyla örtük, hayatın kuytuda kalmış yanlarını sana gösterdim de sen bulanık ve mayhoş yanlarını daha çekilir buldun. kıbleye ters durdun, yüzbinlerce insanın inancına tevazüyü zulüm gördün. kucağını toplumun tersine açtın, ağızını hor kullandın. "yapma" dedim, dil ne , kadar sadeyse anlam o kadar kuvvetlenir. inanmadın, bulandıkça bulandın, anlamın bir çayırda boylu boyunca yürümekle anlatabilecekken, kazdıkça kazdın dibini. ah kendi varlığına tezat olanım... bunca red içinde onca anlamla nereye varacaktın.
yalnız kalmaktan korkuyorum, bu hetero dünyasında gördüğüm tüm kalıplar asla yıkılamayacakmış gibi. kendime yer edinemediğimi ve asla bu kalıpları yıkacak güçte olduğumu düşünmüyorum. bu halde, gay bir erkek olarak bir biseksüel veya hetero kızdan çok daha dezavantajlıyım. kimse o kıza yapabildiği kadar rahat önüme güller sermeyecek veya sevdiğini ifade edemeyecek. bir hetero erkek kadar da uyumsuz ve gerginim. uzun zamandan beri ayrımcılığa zorbalığa uğraşmıyorum ama bu sistem sessiz bi şekilde izlerken dış kapıdan izlemek zoruma gidiyor. illa aşk yaşamak için gay sosyal ağlarına mı muhtacım yani ben? içim sıkılıyor ölmek istiyorum.
her ne kadar kişisel olarak tabuları aşmış insanlar olsak da, değişimin tamamen tamamlanması için herkese ulaşmasını ve en önemlisi sindirmesini beklemek zorundayız.
neredeyse girdiğim tüm başlıklara daha önce yazmışım.birileri yeni başlıklar açmalı ama artık.
28 yaşımdan sonra kendimi keşfettim. içim kıpır kıpır ama ah şu gizli kalma zorunluluğu...
hii bitchezz. bugün 3 buçuk yıllık işimden ayrılmak istediğimi patrona söyleyeceğim. hali hazırda perfomans anksiyeti olan biri olduğum için zaten gergin olacak bu konuşma inanılmaz geriyor. inanır mısınız provasını yaparken boğazım düğümleniyor. anksiyetesi olanlar bilir bok gibi bir şeydir. konuşmak istersin konuşamazsın nefes alamazsın gözlerin yaşarır vs. bu konuda bana verecek tavsiyeniz varsa çok makbule geçer.
eskiden ilişkilerin beraber yürümek olduğunu düşünürdüm ama artık farkettim ki bu genelde daha çok iki kişinin verdiği sevgi ve nefretinde içinde bulunduğu bir üstünlük mücadelesi.mutluluk ise bir ihtimal olabileceğini düşündüğünüz ama asla kalıcı olmayacak bir yanılsamadan ibaret.
bugün sevgilimin doktora tezini internette aratıp buldum, sonra indirip okumaya çalıştım. tabii tezi fena halde teknik bir konuda olduğu için bi bok anlamadim ama gene de o satırları okumak, onu yazarken neler hissediyordu acaba, neredeydi, iyi miydi, mutlu muydu falan diye saçma sapan bir romantizm yaptım, gene de hoşuma gitti. teşekkürler kısmında adımı aradım, tabii benle tanismasindan 9 yil önce yazmış tezi, saçmalıyorum da, yine de beni tanısaydı yazar mıydı, yazsaydı nasil yazardı falan diye düşündüm. ağır işsizim, ondan oluyor bunlar işte.
hayatımda ilk defa birini whatsapp'ta engelledim.

whatsapp'ta insan engelleyenleri kibirli bulurdum. ama durum şu ki, internet ortamında tanıştığım fena halde yakışıklı bulduğum ama ileri derecede depresif çıkan bir gey oğlanla arada sırada yazışıyorduk. ben tabii böyle depresif geylere yardım etmeyi seven bir yapıda olduğumdan ve üstüne çocuk da çok yakışıklı geldiğinden, bütün depresif ve ipe sapa gelmez laflarına bişiler yazıyor, şunu yap bunu yap diye tavsiye veriyordum. hiç bir tavsiyemi dinlemedi maşallah, hala kimse beni sevmiyor, çok değersizim falan diyip duruyor, bir noktada bana da sarmaya başladı ve baktım dediklerim havaya gidiyor ve anlamı yok konuşmanın, üstüne bana da bulaşmaya başladı, iyice rahatsız oldum ve engelledim, bir daha yazmasını istemedim.

sonra da içime kurt düştü, benim bu hareketim onun "beni kimse sevmiyor, kimse konuşmak istemiyor" düşüncesini destekler bir hareket oldu, ya intihar falan eder de sorumlusu ben olursam falan diye senaryolar ürettim. ama yani hakkaten, insan neye inanıyorsa onu yaşıyor ve ben hakkaten uğraştım çocuk kendini toparlasın diye.

hem yakışıklı olup hem depresif olmak da ayrı bir saçmalık yahu. resmen kaynak israfı.
bu arada bir süre yaşadığım küçük şehirde, konuşacak biri olsun diye ekşi sözlük gey portalından şehir adını aratıp mesaj atıp buluştuğum biri oldu. resmini falan görmeden yazmıştım, davetimde de "muhabbetine buluşmak istersen" demiştim. buluştuk ve yani çok harika geçmedi, biraz sıkıldım muhabbetten, sonra da ayrıldık. sonra mesaj falan attı ama ben o sırada işim bitmiş, şehirden ayrılıyordum, "kusura bakma ben ayrılıyorum" dedim. bu eleman da beni engellemiş sonrasında.

hamiş: zor iş bu internetten insanlarla tanışmak, beklentiler, hayal kırıklıkları falan. beklentini minimumda tutacaksın, herkesin üstüne atlamayacaksın.
iki gündür, bir tane karga, bahçedeki ceviz ağacındaki güzel cevizleri alıyor. ceviz ağacına pikan cevizi aşılamışlar. bu pikan cevizleri de koskoca ceviz ağacının içinde zor bulunuyor ama bu karga bulmuş. karga ağzının tadını biliyo.

ne? gay seks mi? sevgili mi? yok ya ne gezer burada gay seks. biz ceviz, karga, yeni dünya meyvesi çiçeği kokusu, çayla falan ilgileniyoruz. üçüncü dünya ülkesindeyiz biz, sizin gibi elit değilik.
iki yıllık ilişkim biteli iki hafta falan oldu. uzun süredir biteceği mesajını veriyorduk birbirimze zaten. üzgün müyüm? hayır.* ikimiz için de çok daha iyisi olduğunu bildiğim için galiba. şimdilik en büyük sorunum derslerimin çıldırmış olması ve libidomunsa kilomu aşmış olması.*
beraber oldugum gayi 1 ay sonra televizyonda program sunarken gorunce ünlü oldugunu o an anladim
büyük itiraf... elime erkek eli değmedi hiç:) ! gay, bi ve "heterolar" için büyük kayıp. izin versem parçalarlar valla, aman uzak dursunlar:)
  • /
  • 181