intihar

bir uçurumun kenarındayken,bir binanın en üst katındayken sık sık akla gelen eylem. küçücük bi an. bir adım. fazlası değil
neredeyse bu uçuruma düşüyordum, ama düşmedim. ne yaparsam yapayım kendimi bu düşünceye sokamıyorum. intihar etmeye çalışmış, etmek isteyen insanlar tanıdım, dedikleri anlattıkları sebepleri bunlara anlam veremiyorum, empati yapabiliyordum ama ilk defa böyle bir durum karşısında dumur oldum. intihar edenleri anlıyor ama kendimi onların yerine koyamıyorum. kötü zor mümkünse yapılmaması gereken bir işlem.
kendini öldürmektir. kişi bilincini kaybettiği an canına kıyar. fiziksel acı hissedeceğinin bilincinde olmaz. bu seviyeye psikolojik sorunlar sonucu gelir. bu iş cesaret işi de değildir, iradesizliğin sonucu da değildir. tamamen anlık bir şey olabileceği gibi planlı da olabilir. planlı yapılanın daha yürek burkan bir tarafı olabilir. çünkü kişi bunu planlarken etrafındaki kimse bunun farkında olmaz. intihar edenleri ilgi çekmeye çalışan insanlar olarak tanımlayanlar da var maalesef, sanırım bu şahıslar intiharın ölüm demek olduğunu bilmiyorlar. kendini öldüren bir insanın ne gibi bir kazanımı olabilir. artık her şeyden vazgeçmiş bir insan sadece.

keşke kimse canına kıyacak kadar çaresiz hissetmese. keşke hepsine yardım edebilseydim. zaman zaman intiharı düşünsem bile, katlanılması en zor zamanlarında bu hayatı, yaşamak zorunda olduğumun bilincindeyim. dünya dediğimiz bu cehenneme alışmak zorundayız. bu dünya yalnızca kötülere ait değil.

intihar hakkında simone de beauvoir'a ait, beni derinden sarsan bir söz var, paylaşalım:

"bir intihar olayı okuyunca, insana buz gibi ter döktüren şey, pencerenin demirlerinde asılı duran narin ceset değil, intihardan hemen önce o kalpte olup biten şeydir."
  • /
  • 2