eşcinsel olmak

senin benim olabilir dediğimiz, ama başkaları tarafından kaka olarak gösterilen durumdur. senin dininin islam olması kadar normal bir durumdur hatta. tercih sebebidir. küçüklüğümden beri duyduğum ve insanları en güzel kabul etme yöntemi olan "zevkler ve renkler tartışılmaz" mantelitesi olarak kabul edilmelidir. insanlar varoluşlarından bu yana hep farklı şeyleri sevmiştir, tekdüzelik insanların canını sıkar ki bunun için yaradan kadın ve erkek diye iki cinsi yaratmış. bunların arasındaki aşkı cinselliği kimse engelleyemez. ama insanlarımız bunu anlamakta her zaman zorluk çekmiştir. bunda en büyük etki ise mahalle baskısıdır. küçüklüğümüzden beri ailemizden öğrendiğimiz, okulumuzu bitirmek, hayırlı bir kısmet bulup bir bayanla evlenmek. hayatımızı ailemiz çevremiz istediği şekilde yaşamak, hatta onların belirlediği bir bayanla evlenmek. eğerki eşcinselseniz bir hata yapıp evlenebilirsiniiz ama erkeğin gözü her zman dışarda olur. mutlu evlilik olmaz. çocukları olur ayrılırlar sonra psikolojisi bozuk çocuklar yetiştirmek zorunda kalırız. evlenmezseniz eğer mahallede dedikodu çıkar. herkes arkanızdan konuşuruz. ailenizle aranız açılır. kısacası türkiyede eşcincel olmak çok zordur. çevreniz ve aileniz anlayışı bu anlayışı kaldıramayacak durumda ise işiniz çok ama çok zordur. ama ne olursa olsun hayat kendi hayatınızdır ve hayatınızdan zevk almak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
yüce kanunumuza göre doğaya aykırı dolasıyla kanuna da aykırı şekilde düzüşen tür olmaktır.şimdi napcaz lan ammı taktıralım.*
gözlemlerime göre üç ana gruba ayrılabilir bu durum. ilk grup için eşcinsel olmak pek koymaz, hayatı eğlenceli bir modda yaşamaya müsaittirler. ait oldukları eşcinsel alt kimliği onlar için ancak solak olmak veya kızıl sakallı olmak kadar önemlidir. düşünmeye, kafa patlatmaya çok da değmez. genelde pozitif çevresi tarafından sevilen tipler olurlar.

diğer bir grup ise eşcinsel olmayı adeta görmezden gelir. bu segmentteki insanlar karşı cins ile evlenir çoluk çocuk sahibi olurlar. kendi benliklerini kabul edip yüzleşmektense güvenli bölgelerinde takılmak en güzel ve en doğru şeydir. kimileri yıllar sonra dayanamaz yüzleşmeye karar verir, kimileri hayat boyu öyle gider. eğer eşcinselliğin kalıtımsal birşey olduğu hakkındaki teoriler pozitif çıkarsa da bir çoğumuzun babası, dedesi veyahut dayısı olarak tarihe geçme şansına sahip olurlar.

son grup ise genellikle ergenlik evresinde bir bunalım ile bu durumla yüzleşmek zorunda kalırlar. kimileri kısa sürede ilk gruba transfer olurken toplum baskısı yüksek ve bireyselliği az olan ülkelerde çoğunluğu ikinci gruba bonservis bedeli olmadan koşarak gider. kalan kısmı da o bunalımı yıllarca sürdürür, eşcinselliği kabul etme aşaması zor geçer ama evlenecek ve kendine yalan söyleyecek kadar da yüzeysel değildir hayata karşı. genelde en zor kategori bu insanların kategorisidir, allah kolaylık versindir.

hayat boyunca bu gruplar arasında geçici ve kalıcı geçişler olabilir ama sonunda geceleri akılda kalan tek birşey vardır. "ulan dünkü nargileci abide de ne göt göbek vardı be."
wanda sykes'a göre siyah olmaktan daha zor:
ülkemizde komşu olarak bile en çok istenmeyen insan olmaktır. yapılan araştırmalarda sürekli ilk beşte çıkıyoruz. sanki biz sizin komşuluğunuza bayılıyorduk diyesi gelir insanın.

heteroseksüel olmaktan daha zor olsa da daha kötü değildir.
sevgilinizi en iyi arkadaşım diye tanıtmaktır.ayrılınca nerde,neden kavga ettiniz,hani iyi anlaşıyordunuz gibi bir ton soruya maruz kalmaktır.
normaldir.

bazen deli olma isteği, bazense fazla farkındalığın getirdiği sosyal travma. bazen çaresizlik, bazense sisteme daha en başından karşı durma eğilimi. bazen saklanmak, bazense olabildiğine özgürlük içinde kendi olma çabası.
ama... çoğu zaman yalnızlık ve her zaman aşktır.

gökkuşağının tüm renklerini içinde barındırmaktır.



tutkuyu, sevgiyi, huzuru, aşkı, cinselliği yaşamak istemek ama bunun ne tesadüftür ki kendi cinsinle yaşanmak istenmesidir. bu ise tamamen bakış açısına göre algılanan bir durumdur. kimi toplumlarda sıradan bir durumken, kimilerinde asla kabul görmez. karşı cinsi çok seven ve büyük aşkından onu öldürebilen, aşkının meyveleri olan çocuklara türlü işkenceler yapan heteroseksüeller bir yanda sadece kendi cinsini sevdiği, ona aşık olduğu, onunla sevişmek istediği için öldürülen eşcinseller bir yanda. yani kısaca eşcinsel olmak bir suçtur; itiraf edersen, farkedilirsen, yakalanırsan, erkek beklenirken kadın çıkarsan, heteroseksüel maskeleri yüzüne uyumlandıramazsan, evlenmezsen, kırıtırsan, göz ahlakını bozarsan ölebilirsin.
histerik olmak, çoğu zaman otekilestirilmek, çift karakterli olarak yasamaya, rol yapmaya mecbur edilmektir.buna rağmen kendini iyi tanıyan ve dalga gecmesini bilen bir eşcinsel için bulunmaz nimettir.güler geçersin kendini farklı hissedersin.
bu aralar hep bunun üzerinde düşünüp duruyorum.
yaşadığım iyi - kötü her şeyi neredeyse bunun üstüne yoruyorum. haklı olduğum zamanlar da oluyor, haksız olduğum zamanlarda.
inanmayacaksınız ama çevrem hep homofobik insanlarla, cahil insanlarla dolu. sesimin ince olması, zayıf olmam, boyumun kısa olması vs. gibi şeyler de bile hep dalga geçtiler. bütün bunları, eşcinselliğin bana verdiği özgüven eksikliğinden dolayı yadırgadım. telefonda konuşurken hep sesimi kalınlaştırmaya çalıştım, izlemediğim dizileri izledim diye söyledim. biliyorum hataydı ama insanların yüzüme '' eşcinsel, ibne '' gibi sıfatlar yapıştırmasından korktum.
ama unutmamak gerekir ki korkulan her şey insanın başına geliyor.
en yakınım dediğim insanlar bile yeri geldi duymaya tahammül edemediğim laflar söyledi bana. geçen sene hoşlandığım çocuğu en yakın arkadaşıma anlatırken ki çaresizliğimi görseydiniz ağlardınız halime. '' ya hoşlanıyorum ama gay değilim. internette okudum, vücudumuz birkaç tane hormonu aynı anda salgılayınca bir ayıya bile aşık olabiliyormuşuz. '' diye bir de bilimsel açıklama yaptım.
hep saklandım, saklandım, saklandım. hep sakladım, sakladım, sakladım...
ama her şeyin bir sonu olduğunu unutmamak gerek. 19 yaşıma kadar sakladığım her şey birer birer vücudumu bir tümör gibi ele geçiriyor ve özgürlüğünü ilan etmek istiyor.
'' söyle artık, yeter! söyle artık, yeter! ''
psikolojik destek almak istediğimi söyledim aileme. '' üniversite tercihlerinden dolayı '' gibi basit bir seçenek zannedip üstünü örttüler. yalnız kaldığım her vakit beni daha da ölüme sürüklüyor.
yalan söylemek istemiyorum ama şu ana kadar eşcinselliğin hiçbir iyi yanını görmedim.
meksikalı iş arkadaşıma göre türkiye'de cezası ölümdür. evet, kendisi biraz geri zekalı ve önyargılı olsa da ve sorduğunda ''yok canım ne alaka'' dediysem de aklıma işlenen cinayetler gelmedi değil.
iş yerindeki yaşıt kadınların kesintisiz kesmelerine maruz kalırken, neden yüz vermediğin sorulunca bağıra bağıra "eşcinselim ulan" diyemeyip "tipim değiller abi" demektir.