the carters

jay-z ve beyonce çiftinin sanki sahne adları çok uzunmuş gibi birlikte hazırladıkları albüm için kendilerine seçtikleri sahne ismi. klişe şekilde soyadlarını kullanarak karı koca olduklarını insanların gözüne sokmalarına gerek yoktu.kafa karıştırmaktan başka da bir işe yaramadı çünkü.albümde çıkış şarkısı dışında vasat olmuş.keşke single la yetinselerdi.
günlerdir birçok yerde hakkında yazılıp çizilen ve dilime de dolanmış şarkıyı söyleyen çift:

genel olarak, klip ve şarkı için şöyle deniyor: de-kolonizasyon. yani, baskı altında tutulmuş zenci ırkın hesap soruşu. bunu da sanatın da beyaz olduğu vurgusu yaparak, beyazların sanatının mekkesi olan louvre müzesi’nde yapıyorlar. beyazların gerisinde resmedilen zenciler (eğer resmedildilerse tabii) artık resmin dışına taştı (yani bir anlamda toplumda “var”lar), bu yüzden resimler önünde dans ediliyor.

klipte gösterilen her resmin şarkıyla bir bağı var. mona lisa ile başlayan klip, ünlü tablo aracılığıyla zencilerin toplumdaki konumuyla kardeşlik kuruyor çünkü mona lisa soylu değildir.

şunu da belirtmek lazım: beyonce’nin geçen albümündeki manifestoyu karı-koca olarak duyuyoruz bu sefer. ve bence cidden iyiler. birçok eleştiri bir yerde toplanmış. mesela; ten rengi kıyafet. dansçıların üzerindeki kendi ten renklerine göre olan giyim kuşam, modadaki ırkçılığa bir referans. çünkü ten rengi, beyazların teninin rengidir. bir diğer eleştiri de saç üzerinden. biliyoruz ki, zenciler beyaz topluma ayak uydurmak için saçlarını düzleştirir. ve beyonce geçen albümündeki ünlü şarkısında “çocuğumun negro burnunu seviyorum” demektedir. kendisi de zamanında babasının onu kuaföre götürüp saçlarını düzleştirttiğinden bahsetmişti.

kısaca, artık çift diyor ki: biz toplumunuzda hakettiğimiz yeri aldık, artık saygı duyun. bu sınıf atlama ve gösteriş odaklı klipte de envai çeşit ünlü markayı ve tasarımı görüyoruz. çünkü modern zamanda marka kıyafetler bir nevi zırh statüsündedir.

louvre fikri kimden çıktıysa da, tebrikler. görsel açıdan inanılmaz bir iş olmuş. öne çıkan ve sivri olan sanatsal işlerden biri olduğu kuşkusuz. alkışlıyorum.