ayla etkisi

dünyayı açıklamak için felsefi yaklaşımlar kuran belki gününe göre ilerici aydınların bile içine düştüğü durumdur... tam anlamıyla ideal olan sistemlerin kurulamıyor olması da hayatın kendisi gibi saf ve kendiyle asla çelişmeyen sistemlerin hayat ile bağdaşamıyor olmasını da dile getirir çünkü ilerleme tam da o muhafaza edilmiş köstek adetlerin üzerine eğilerek edebiyatta veya bilimde bu çarpışmada başlar. mesela aristo bir bakıma tarihi en çok etkileyen insanlardan biridir ama o bile günümüze göre ok gerici muhafazakar fikirlere sahip idi. yaşadığı günlerin geçerli görüşlerini şu birkaç örnekte söyleyebilirim... kadınları doğal olarak erkeğe göre alt düzeyde olduklarına inanırdı ve köleliği doğa kanunlarına uygun olduğu gerekçesi ile desteklerdi. bununla birlikte aristo'nun görüşlerinden birçoğu da çarpıcı bir şekilde çağdaştır. örneğin 'yoksulluk devrimin ve suçun anasıdır' veya insanoğlunun yönetimi üzerine kafa yormuş olan her kişi, imparatorlukların kaderinin gençliğin eğitimine bağlı olduğuna inanır ki bu düşüncesini örgün eğitime bile geçmemiş bir dönemde söylemesi oldukça ilericiydi...
farz et ki bir kişiyi çok iyi tanımıyorsun ama ona dair izlenimini oluşturan bir özelliğini iyi biliyorsun, ha işte o an bu izlenimden genel bir değerlendirmeye gittiğinde gerçekliği olmayan bariz bir yargı hatasına varılır... mesela cana yakın birinin zeki veya iyi sanılması gibi. politik karşılığı liberal eğilimli birinin pürü pak hümanist olması gibi de denebilir.