cumartesi anneleri

836. haftada kayıp yakınları için adalet arayan cumartesi anneleri, 1 nisan 1996 tarihinde evinden çıktıktan sonra kendisinden haber alınamayan talat türkoğlu için adalet çağrısında bulundu.

"gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerinin açıklanması ve gözaltında kaybetme suçundaki cezasızlığın son bulması için 836 haftadır bu toprakların en uzun barışçıl buluşmalarını gerçekleştiriyoruz. insanlığa karşı işlenmiş bir suça itiraz etmek için kamuoyu yaratma, ifade ve toplanma özgürlüğümüzü kullanıyoruz. her cumartesi saat 12.00'de bizi duymamakta, bizi görmemekte ısrar edenlere karşı varız, buradayız diyoruz…"

talat türkoğlu (45), sosyalist kimliğiyle biliniyor, istanbul avcılar'da yaşıyordu. daha önce 4 kez gözaltına alınan talat; yoğun işkence gördü ve yıllarca hapishanede kaldı. son olarak 5 ekim 1994 tarihinde tutuklanan türkoğlu, davası devam ederken tahliye edildi. tahliyeden kısa bir süre sonra  29 mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için edirne’ye gitti. istanbul’dan edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. 1 nisan 1996 tarihinde istanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

türkoğlu ailesi, insan hakları derneği ve uluslararası af örgütü, devletin ilgili tüm kurumlarına başvurularda bulundu. soru önergeleriyle konu meclis'e taşındı. ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. resmi makamlar talat türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söyledi.

1997 yılında jitem mensubu kasım açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. talat türkoğlu’nun eşkâl, kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntıları ile veren  kasım açık; onun edirne yakınlarında bulunan çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını açıkladı. talat türkoğlu'nun işkence ile öldürülen bedeninin meriç nehri’ne atıldığını söyledi. olay yerinin krokisini çizdi. olaya katılanların isimlerini verdi. tüm bunları detaylı bir biçimde yazılı ve imzalı olarak beyan etti.

bu beyanlar üzerine türkoğlu ailesi ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi.

aihm’e taşınan davada ise türkiye, etkili bir soruşturma yapmadığı ve talat türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu.

"anayasa mahkemesi de 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. iç hukuk yollarından sonuç alamayan aile tekrar aihm’e başvurdu. gözaltında kaybedilişinin 25. yılında talat türkoğlu için adalet istiyoruz!

kaç yıl geçerse geçsin talat türkoğlu ve tüm kayıplarımız  için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 137 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz." açıklamaları yapıldı.

video:


kaynak ve ayrıntı:
www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumartesi-ann...
837. haftada gözaltında kaybedilişinin 40. yılında nurettin yedigöl için adalet çağrısında bulundu.

nurettin yedigöl (26) sosyalist kimliği ile tanınıyor, istanbul’da yaşıyordu. 12 eylül askeri darbesi’nin ardından hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 10 nisan 1981 tarihinde idealtepe’de bir ev baskınında gözaltına alındı.

çok sayıda kişi nurettin’i siyasi şubede gördüklerine dair tanıklık etti. “şahidiz, işkencede öldürüldü’’ diye ifade verdi. ailesi; emniyet müdürlüğüne, askerî savcılığa, sıkıyönetim komutanlığına, millî güvenlik konseyi genel sekreterliğine, cumhurbaşkanlığına ve başbakanlığa başvurdu ancak bir sonuç alamadı. başvurdukları her yerde nurettin’in gözaltına alındığı reddedildi.

nurettin yedigöl'ün gözaltında kaybedilmesi ile ilgili farklı tarihlerde yapılan yapılan suç duyuruları sonucunda, istanbul cumhuriyet başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. ancak etkin olmaktan uzak soruşturmaların hepsinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

baba ismail yedigöl 1998 yılında aramızdan ayrılıncaya kadar nurettin’i aramaktan vazgeçmedi. anne zeycan yedigöl, 98 yaşında aramızdan ayrılıncaya kadar “oğlumu kaybedenlerden, onları yargılamayanlardan iki cihanda davacıyım. ellerim yakalarında, ahım peşlerinde olacak.” diyerek girişimlerini sürdürdü.

onların bıraktığı yerden çocukları ve torunları ile birlikte nurettin yedigöl için adalet istiyoruz!

kaç yıl geçerse geçsin nurettin yedigöl ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 138 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz."

video:


kaynak ve ayrıntı:
www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumartesi-ann...
838. haftada 26 yıl önce gözaltında kaybedilen kadir keremoğlu için adalet isteyerek şu açıklamaları yaptılar:

''vatandaşlık birey ile devlet arasında haklar ve yükümlülükler yaratan hukuki bir statüdür. bu statü ile devlet, bireyin haklarını tanıma, koruma ve güvence altına alma sorumluluğunu üstlenir. böylece vatandaş hukuka aykırı bir davranışa maruz kaldığında devlet kendisine hukuki koruma sağlamak zorundadır. çünkü kişi için hak olan, devlet için borçtur.
ancak türkiye’de devlet, gözaltında kaybedilen yüzlerce insanı ve onların ailelerini hak sahibi vatandaşlar olarak tanımadı. onların hak ve özgürlüklerini iktidarın, idarenin ve yargının keyfi davranışlarına karşı korumadı. devletin, kudretinden sual olunmaz bir muktedir güç tarafından yönetilmesi, 838 haftadır kayıp yakınlarının taleplerini adeta muhatapsız bıraktı. 838. haftamızda kadir keremoğlu’nun akıbetinin açıklanması ve adaletin sağlanması için devleti yönetenleri ve yargı makamlarını inkara ve cezasızlığa son vererek görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.
kaç yıl geçerse geçsin kadir keremoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 139 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.''

yüksekovalı keremoğlu ailesi van’da yaşıyordu. varlıklı olan aileyi tehdit eden jitem bağlantılı kişiler, “ölüm listesinde adınız var” diyerek haraç istiyordu. aile haraç vermeyi reddedince 75 yaşındaki iş insanı kadir keremoğlu 14 nisan 1995 tarihinde namaz kılmak için van merkezdeki keremoğlu camisine gidince cami çıkışı plakaları bilinen toroslu kişiler tarafından kaçırıldı. aile yaptığı araştırma sonucunda; keremoğlu’nu kaçıranların onu yeşil kod isimli mahmut yıldırım’a teslim ettiğini, ardından önce van jitem merkezine, daha sonra da van jandarma alay komutanlığı’na götürüldüğünü öğrendi. aile ayrıca kaçırma olayına karışan jitem’le ilişkili şahısların kimlik bilgilerine de ulaştı.

van emniyet müdürü, van valisi ve emniyet genel müdürü mehmet ağar ile görüşen aile bu bilgileri paylaşarak babalarının bulunmasını istedi. ayrıca ilgili tüm kurumlara başvurdu. değişik tarihlerde aile ile iletişim kuran ve kendilerini özel harp dairesi ve istihbarat mensubu olarak tanıtan kişiler ile yarbay rütbeli bir subay, babalarını teslim etmek için onlardan fidye istedi. olay, aktüel dergisi’nin 285 ve 286 sayılı nüshalarında detaylarıyla yer aldı. keremoğlu ailesi 13 ocak 1997 tarihinde tbmm susurluk araştırma komisyonu’na verdiği ifade de yaşananları anlattı ve zanlıların isimlerini açıkladı.

ancak ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. diyarbakır, hakkari ve van adliyeleri arasında gidip gelen dosyada kadir keremoğlu’nun akıbetinin açığa çıkartılmasını, sorumlu olanların cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte bir yargılama faaliyeti yürütülmesi. yargısal yolların tüketilmesi üzerine dava 2015 yılında anayasa mahkemesi’ne taşındı. anayasa mahkemesi de başvuruyu reddederek iç hukuk yollarını tamamen kapattı. dava aihm’e taşındı.

kaynak ve ayrıntı: www.gazeteduvar.com.tr/cumartesi-anneler...
video:
  • /
  • 3