cumartesi anneleri

gözaltında kaybolan yakınlarının akıbetini sormak için her hafta galatasaray meydanı'nda toplanan cumartesi annelerine 615. buluşmaya polis müdahale etmiş. kayıplarını aramak, sormak da suç olmuş artık bu ülkede!

http://t24.com.tr/haber/cumartesi-annele...
"bm'de devlet savunması: cumartesi anneleri'ne izin yok, çünkü turistler rahatsız oluyor"

turist olmak daha önemli olunca durum bu...

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/20...
galatasaray meydanı onlarsız bir hiç.
umudun adı onlar.
direnişin, azmin.

817. hafta yapılan açıklamaları şu şekilde: "anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılması; yurttaşın devlete güven duyduğu bir hukuk devleti ile mümkündür. devlet, yurttaşların hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür. ancak türkiye’de devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği için anayasal hak ve özgürlüklerimizden mahrumuz. devletin sınırsız gücü ve şiddeti karşısında yargının koruma kalkanından mahrumuz. hukuk bizim için işlemiyor, ne kayıplarımıza ne de adalete ulaşamıyoruz. 817. haftamızda “çiçeklerle donatacağı bir mezar” hayali gerçekleşmeden aramızdan ayrılan elmas eren’in, “oğlumu istiyorum, adalet istiyorum!” diyen çığlığını, çocukları ve torunları ile birlikte sesimize ekliyoruz."

akıbeti merak edilen isim 40 yıl önce gözaltına alınan ve hala haber alınamayan hayrettin eren.

kaynak ve ayrıtı: https://www.gazeteduvar.com.tr/cumartesi...
bu insanları bile kullandılar zamanında liberal gözükmek için. şimdi kayıp çocuğunu arayan insanları biber gazıyla copla gözaltına alıyorlar. onun yerine cebine para sıkıştırıp milleti hdp il binası önüne gönderiyorlar. e onlara gösteri izni var da bunlara niye yok?
818. hafta yapılan açıklamaları şu şekilde:
''bu topraklarda yaşanan gözaltında kaybetme gerçeğine dikkat çekiyoruz. 818 haftadır, devletin kayıp yakınlarını görmezden gelme, suçun faillerini koruma politikasını anlatıyoruz. 818 haftadır, kayıp yakınlarının kuşaklar boyunca karşılaştıkları inkâra, adaletsizliğe, baskıya rağmen gerçeğe ve adalete ulaşmak için yürüttükleri ısrarlı mücadeleyi görünür kılmaya çalışıyoruz. 818 haftadır, devleti yönetenlere ve kamuoyuna sesleniyoruz: maruz kaldıkları zalimane uygulamalar karşısında kayıp yakınlarının korunması, desteklenmesi, hak arayışlarına ortak olunması hukukun üstünlüğü ilkesinin ve vicdanın gereğidir"

akıbeti merak edilen isim 1994 yılında mardin'in midyat ilçesinde bağlı doğançay köyünde evi basılarak gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan 39 yaşındaki nihat aydoğan'dı.

kaynak ve ayrıtı: https://www.gazeteduvar.com.tr/cumartesi...
çocuklarının akibetini öğrenmek için her cumartesi galatasaray meydanını yağmurda,çamurda,sıcakta,karda mesken tutmuş annelerdir.dövülmüş, sürülmüş, bu uğurda yıllarca direnip oğullarının cenazesini bulamadan ölenler vardır.plaze de mayo anneleri neyse arjantin için cumartesi anneleri'de bizim için odur.
827. hafta yapılan açıklamaları şu şekilde: "anayasa'nın 2. maddesi türkiye cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu yazar. hukuk devleti, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. türkiye, hiçbir zaman hukuk devleti olmamıştı. ancak denge ve denetimden tümden uzaklaşmış yeni hükümet sistemi ile hukukun tamamen dışına çıktı. hukukun üstünlüğüne, demokratik hesap verebilirliliğe ve adalete kapalı bu sistemde bireyin temel hak ve özgürlükleri korumasız kaldı. şiddet ve yaygın hak ihlalleri yoluyla varlığını sürdüren siyasi rejim, hakikat ve adalet talebimizi varlığına bir tehdit olarak gördü ve karşılıksız bıraktı."

akıbeti merak edilen isimler 20 yıl önce karakola gittikten sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan serdar tanış ve ebubekir deniz

aihm'e taşınan davada mahkeme, tanış ve deniz’in kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğu sonucuna varmış ve türkiye’yi oybirliği ile mahkûm etmişti. (başvuru no. 65899/01)

kaynak ve ayrıtı: https://www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumar...
828. hafta yapılan açıklamaları şu şekilde: "yıllardır ısrarla altını çiziyoruz: zamanaşımı; devletin suça ceza yaptırımı ile müdahalesinin artık gerekli olmadığı düşüncesinden doğar ve suçtan sorumlu olanların kovuşturulmasını ve cezalandırılmasını engeller"
"zamanaşımı; unutmaya, affetmeye, vazgeçmeye dairdir. biz kuşaktan kuşağa aktardığımız mücadelemizle  çeyrek asırdır haykırıyoruz: unutmuyoruz, affetmiyoruz, vazgeçmiyoruz."

akıbeti merak edilen isim 1980 yılında polis kurşunuyla vurulan ve bir daha kendisinden haber alınamayan öğretmen maksut tepeli

2015 yılında aile, anayasa mahkemesi’ne başvurdu. aym, 2017 yılında başvuru ile ilgili zaman bakımından kabul edilemezlik kararı verdi. iç hukuktan sonuç alınamayınca konu aihm'ye taşındı.

kaynak ve ayrıtı: https://www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumar...
çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini arıyor ve her cumartesi sessiz çığlıklarıyla buradayız diyorlar bıkmadan yılmadan. kaybedilenlerin meydanıdır galatasaray meydanı. cumartesi annelerinin meydanıdır galatasaray meydanı.
829. hafta yapılan açıklamaları şu şekilde: "topluma; hukuku tanımayan yönetimlerin hepimize yaşattığı hukuksuzluğa demokratik yollarla itiraz etmek toplumsal bir görevdir” hatırlatmasında bulunuyoruz"

akıbeti merak edilen isim 1995 şubat ayında gözaltına alınan, 110 günlük ısrarlı takibin ardından işkence görmüş bedeni kimsesizler mezarlığında bulunan rıdvan karakoç

açıklamanın devamında "yargı makamlarından sonuç alamayan bizler de 829 haftadır barışçıl yöntemlerle sesimizi duyurmaya, kamuoyu oluşturarak hukuki bir sonuç yaratmaya çalışıyoruz.  topluma; “hukuku tanımayan yönetimlerin hepimize yaşattığı hukuksuzluğa demokratik yollarla itiraz etmek toplumsal bir görevdir” hatırlatmasında bulunuyoruz. 829. haftamızda 26 yıldır hukuk işletilmeyerek bize “yaşadığınız adaletsizlikle baş başasınız!” mesajı verilen rıdvan karakoç dosyası ile kamuoyunun karşısındayız." denildi

kaynak ve ayrıtı: https://www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumar...
830. haftada 26 yıl önce ailesiyle birlikte gittiği karakolda kaybedilen murat yıldız'ın annesi hanife yıldız: "bizimle mücadele eden ve aramızdan ayrılanların gözleri açık gitti. bu annelere yapılmış en büyük zulümdür. tüm annelerin acılarını paylaşıyorum. cumhuriyet savcılarına şunu sormak isterim. oğlumu kaybedenler belli. bizler bunları yaşarken, yakınlarımızı sorarken yakınlarımızı kaybedenler değil bizler sorgulandık. bugün bizim yanımızda olan ve olmayan insanlar hep susturuldu. karşımıza hep polis gücü çıktı. biz adalet istiyoruz. kaybedilen insanların akıbetini istiyoruz. bunları ortaya çıkarmak savcıların elindedir. biz adalete susamışız. bu insanlar nasıl kaybedildi? beni analık hakkımı elimden aldılar. ben sadece bir mezar istiyorum. yıllarca bakıp büyüttüğüm evladıma hasret bırakıldım şimdi de mezarına hasret bırakıyorlar" dedi

akıbeti merak edilen 19 yaşındaki murat yıldız, izmir’de annesi ile birlikte yaşıyordu. bir cafede otururken çıkan tartışmada silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştığı için polis tarafından aranmaya başladı. annesi hanife yıldız’ı karakola götüren polisler ‘murat hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacak’ dedi. bunun üzerine 23 şubat 1995 tarihinde murat yıldız, avukatı, kuzeni ve annesi ile birlikte, izmir bornova özkanlar asayiş şubesi’ne giderek komiser ramazan kaya ile polis memuru tahir şerbetçi’ye teslim oldu. aradan 3 gün geçtiği halde murat eve dönmeyince anne hanife yıldız, bornova özkanlar asayiş şubesi’ne gitti ancak sorularına net yanıtlar alamadı. çelişkili açıklamalar karşısında hanife yıldız ısrarını sürdürünce yetkililer, murat’ın emniyette verdiği ifadesinde silahı istanbul kartal’da sakladığını söylediği için onu polisler tahir şerbetçi ve şah ismail öztürk nezaretinde istanbul’a gönderdiklerini, yolda murat’ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler. anne hanife yıldız’ın ‘oğlum kendi isteğiyle teslim oldu. hapis cezasını bile gerektirmeyen bir suç isnadı karşısında neden kaçsın?’ itirazı boşlukta kaldı. hanife yıldız’ın tek çocuğu murat’tan bir daha haber alınamadı.

kaynak ve ayrıtı: https://www.google.com/amp/s/amp.evrense...
831'nci haftada 1994'te göz altında kaybedilen istanbul üniversitesi öğrencisi cüneyt aydınlar için adalet talep eden annelerin açıklamaları şöyle:

"türkiye, kamu gücünü kullanan görevlilerin hesap verebilirliği noktasında ağır sorunlar yaşayan bir ülke. bu durum kamu gücünü kullanırken yasal yetkilerini aşıp yurttaşa karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunan kamu görevlilerini hesap sorulamaz konuma getiriyor.

831. haftadır, hesap verebilirliğin demokrasinin ve hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor, devleti yönetenleri zorla kaybetmelerle ilgili kayıp yakınlarına ve topluma hesap vermeye çağırıyoruz.

831 haftadır ısrarla soruyor ve cevap istiyoruz: gözaltında kaybedilen insanlarımıza ne oldu? onları kaybedenler neden korunuyor? devleti yönetenler neden anayasa ve uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmiyor?"

kaynak ve ayrıntı https://www.gazeteduvar.com.tr/amp/cumar...
832'nci haftada göz altında kaybedilen kadınlar için adalet talep eden annelerin açıklamaları şöyle:

“• 1991 yılında cizre’de gözaltına alındıktan 18 yıl sonra yol yapım çalışması sırasında kemikleri bulunan makbule ökdem’e ne oldu?

• 1992 yılında dersim’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra işkenceden tanınmaz haldeki bedeni elazığ karşıyaka kartepe’de mevkiinde gömülü bulunan, ayten öztürk’e ne oldu?

• 1992 yılında mardin/derik’te 2 kişi ile birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan rıdda yavuz’a ne oldu?

• 1993 yılında hizbullah tarafından nusaybin’de başına çuval geçirilerek kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan sedika dal’a ne oldu?

• 1993 yılında bitlis/tatvan/ wanik köyündeki evlerinden kardeşi ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan hamide şarlı’ya ne oldu?

• 1994 yılında dersim/ mirik’te köye yapılan askeri operasyon sonrası kendilerinden bir daha haber alınamayan hatun ışık, yeter ışık, elif ışık, ve gülizar serin ve onun 3 yaşındaki kızı dilek serin'e ne oldu?

• 1994 yılında istanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan lütfiye kaçar’a ne oldu?

• 1994 yılında muş’un hasköy ilçesine bağlı ortaç köyünde hayvanlarını sağmak için gittikleri yaylada askeri bir operasyonun ortasında kalan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan gülnaz tatu ve kadriye tatu’ya ne oldu?

• 1995 yılında ankara’da gözaltına alınan, işkence görmüş bedeni 76 gün sonra kırıkkale kimsesizler mezarlığı’nda “kimliği meçhul kişi” olarak gömülü bulunan ayşenur şimşek’e ne oldu?

• 1995 yılında diyarbakır/bismil’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan hatice şimşek’e ne oldu?

• 1996 yılında diyarbakır/ bağlar’daki ev baskınında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan şükran daş’a ne oldu?

• 1996 yılında diyarbakır’da eşi mahmut ile birlikte gözaltına alınan ve 2 yıl sonra cizre asri mezarlığı’na “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldüğü anlaşılan ancak mezar yeri hala açıklanmayan fahriye mordeniz’e ne oldu?

• 1997 yılında kulp-diyarbakır yolunda otomobilleri durdurulduktan sonra eşi orhan ile birlikte beyaz toros ile kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan zozan eren’e ne oldu?

• 1998 yılında izmir/çeşme/alaçatı’da üç arkadaşı ile birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan neslihan uslu’ya ne oldu?

• 1998 yılında hizbullah tarafından mersin’de kaçırıldıktan 18 ay sonra, işkence görmüş bedeni konya meram’daki bir villanın bodrumunda gömülü bulunan konca kuriş’e ne oldu?

kaç yıl geçerse geçsin gözaltında kaybedilen kadınlar için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 133 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz”

video:


kaynak ve ayrıntı https://www.google.com/amp/s/amp.evrense...
cumartesi anneleri...
yıllar geçtikçe, insanca şeyler hissedebilen herkesin içerisinde uyandırdığı hisler de değişmekte, birikmekte, demlenmekte, yıllanmakta, büyümekte.
tıpkı, susurluk kazası sonrası ortaya saçılan karanlık-derin devleti protesto eden 1 dakika karanlık eylemi günlerinin türkiyesi gibi; tıpkı akp adlı çeteye dünyanın en demokratik ve aile boyu entellektüel paylaşımların sokakları çınlattığı gezi direnişi döneminin türkiyesi gibi...
böylesi güzel analar doğuran anaların topraklarındaki adamlar/insanlar, neden/nasıl olabiliyor canavar?
ceberrut devlet anlayışı neden tekrar tekrar yeniden doğuyor zümrüd-ü anka gibi?

anadolu işte, kendi çocuklarını boğan canavar bir ana gibi mi, yoksa, ahmed arif'in o muhteşem şiirindeki gibi mi?
artık, hayret etme, utanma ve üzülme becerimizi bile kaybedip duyarsızlaşmak en fecisi...ellerinden ve ayaklarından öpmeli o anaların, boştur gerisi...yine de en güzelini anadolu şiirinde söylenmiş zaten, inadına inadına inadına inadına dayan diş ile tırnak ile, senden sonraki çocuklar ağlamasın diye!

-anadolu-
beşikler vermişim nuha
salıncaklar hamaklar
havva anan dünkü çocuk sayılır
anadoluyum ben
tanıyor musun?

utanırım
utanırım fıkaralıktan
ele güne karşı çıplak
üşür fidelerim
harmanım kesat
kardeşliğin çalışmanın
beraberliğin
atom güllerinin katmer açtığı
şairlerin bilginlerin dünyalarında
kalmışım bir başıma
bir başıma ve uzak
biliyor musun?

binlerce yıl sağılmışım
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı seher sabah uykularımı
hükümdarlar saldırganlar haydutlar
haraç salmışlar üstüme
ne iskender takmışım
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler gölgesiz
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım
görüyor musun?

nasıl severim bir bilsen
köroğlunu
karayılanı
meçhul askeri
sonra pir sultanı ve bedrettini
sonra kalem yazmaz
bir nice sevda
bir bilsen
onlar beni nasıl severdi
bir bilsen urfa da kurşun atanı
minareden barikattan
selvi dalından
ölüme nasıl gülerdi
bilmeni mutlak isterim
duyuyor musun?

öyle yıkma kendini
öyle mahzun öyle garip
nerede olursan ol
içerde dışarda derste sırada
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının fesatçının hayının
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile diş ile
umut ile sevda ile düş ile
dayan rüsva etme beni
gör nasıl yeniden yaratılırım
namuslu genç ellerinle
kızlarım
oğullarım var gelecekte
herbiri vazgeçilmez cihan parçası
kaç bin yıllık hasretimin koncası
gözlerinden
gözlerinden öperim
bir umudum sende
anlıyor musun?
833'üncü haftada 1994'te evi ateşe verildikten sonra korucu ve askerlerce göz altına alınan 37 yaşındaki 5 çocuk babası mirze ateş için adalet talep eden annelerin açıklamaları şöyle:

"833 haftadır, kayıplarımıza ve adalete ulaşmak için mücadele ediyor, mücadelemizin önündeki en büyük engeli oluşturan, devletin cezasızlık politikalarına dikkat çekiyoruz. kamu gücünü kullanırken yetkilerini aşıp yurttaşa karşı suç işleyenlerden hesap sorulmamasının ağır hak ihlallerini teşvik ettiği gerçeğinin altını çiziyoruz.

833 haftadır, haykırıyoruz: cezasızlık mücadele, bizim için bir adalet meselesidir. gözaltında kaybetmeler dahil, ağır insan hakları ihlallerinin önlenmesi meselsesidir. hukukun üstünlüğünün sağlanması ve halkın güven duyduğu bir yargı sistemi inşası meselesidir.

bu yüzden 833 haftadır, tüm toplumu hakikatten ve adaletten uzaklaştırmayı hedefleyen cezasızlık politikalarına itiraz etmenin bir vatandaşlık görevi olduğunu söylüyoruz.

833. haftamızda 27 yıldır sonuçsuz bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan mirze ateş dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.''

akıbeti merak edilen kişi, kulp’un konuklu köyü’ne bağlı sadıka mezrası’nda yaşayan mirze ateş, 18 mart 1994 tarihinde gece yarısından sonra gerçekleşen baskında evi ateşe verildi, asker ve korucular tarafından darp edilerek gözaltına alındı. elleri kelepçelenen, başına torba geçirilen mirze ateş, aynı durumdaki diğer köylülerle birbirlerine halatla bağlandı. gözaltına alınanlar önce sivrice karakoluna oradan kulp jandarma komutanlığına götürüldü. sonrasında gözaltına alındıkları reddedildi ve bir daha haber alınamadı.

video:

kaynak ve ayrıntı: https://www.gazeteduvar.com.tr/cumartesi...
eylemlerinin 834. haftasında 21 mart 1995’te istanbul’da gözaltına alınıp kaybedilen hasan ocak için adalet istediler.

hasan ocak 21 mart 1995 tarihinde polisler tarafından gözaltına alındı. vatan caddesi'ndeki istanbul terörle mücadele şube müdürlüğü'ne götürüldü. burada başında bayram kartal’ın olduğu tim 3 tarafından işkenceyle sorgulandı.

onu gözaltında gören, gözaltı listesinde adını gören tanıkları vardı ama gözaltına alındığı inkar edildi. her yerde hasan'ı arayan ailesi, arkadaşları ve ihd tüm resmi kurumlardan 'bizde yok' cevabı aldı. 58 günlük arayışın sonunda hasan ocak'ın ağır işkence izlerini taşıyan ve 'meçhul kişi' olarak işlem gören bedenine, altınşehir kimsesizler mezarlığı’nda ulaşıldı.

beykoz cumhuriyet savcılığının 1995/1075 hazırlık numarası ile takip ettiği dosyada ise 20 yıldır rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı. dosya savcısı sık sık değiştirildi, sonunda takipsizlik kararı verildi. bu karara yapılan itiraz kabul edildi.

avrupa insan hakları mahkemesi (aihm), hasan ocak'ın annesi emine ocak'ın yaptığı başvuru sonucu aldığı 15 temmuz 2004 tarihli kararında avrupa insan hakları sözleşmesi'nin "yaşam hakkı"nı düzenleyen 2. maddesinin ihlal edildiğini bildirdi. türkiye'yi, yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle 25 bin euro manevi tazminata mahkum etti.

video:


kaynak ve ayrıntı: https://m.bianet.org/bianet/insan-haklar...
benim annem cumartesi...her birine bin selam olsun!
700. haftada barışçıl toplantı ve gösterileri haklarını kullanırken polis şiddetine maruz kalıp gözaltına alındılar. bu hafta sevdiklerinin, kayıplarının, faili meçhul çocuklarının akıbeti peşinde bu insanlık suçunun karşısında duran bu anneler engellenirken kayıplardan sorumlu insanların bu denli baskı görmemesi utanç verici.

835. haftada görülen dava süreci ile ilgili açıklamaları şu şekilde:
"bir insana yönelmiş en vahşi saldırı olan gözaltında kaybetme gerçeğini hatırlatmak, kaybedilen sevdiklerimizi unutturmamak için 835 haftadır mücadele ediyoruz. bunu yaptık çünkü başvurduğumuz tüm devlet kurumları kayıplarımızın varlığını inkar etti. onların akıbetlerini açıklamayı reddetti. hukuku bizim için işlemedi...
bizim için hiçbir şey yapmayan iktidar sahipleri, 700. haftamızda sesimizi duyurmaya çalıştığımız galatasaray meydanı’nı ağır polis şiddeti ile bize yasakladılar. elimizdeki karanfillere karşı tomayla, copla, gazla, kalkanla geldiler. bizi darp ederek gözaltına aldılar...
adliyelerde yargılanması gerekenler bizler değil, kayıplarımızın failleridir. kayıplarımız devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındılar ve bir daha geri dönemediler. onların başına ne geldiğini ve akıbetlerine dair hakikati bilmeye hakkımız var. kimse bu hakkımızı engelleyemez...
mahkemede haykırdık: davalı değil, davacıyız. kaç yıl geçerse geçsin, bedeli ne olursa olsun kayıplarımızı aramaktan ve 136 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz."

video:

kaynak und ayrıntı: https://www.gazeteduvar.com.tr/cumartesi...
  • /
  • 3