doğruluğun ölçütü nedir

felsefik bir sualdir, yazarların biraz kafalarını kurcalayıp kendilerine has, özgün, çağ açıcı fikirlerini dile getirmesi rica olunur. soru tam olarak şöyledir;
"sizce, "doğru" olarak addettiğiniz hususun "doğru" olmasını ne sağlamıştır?
bir şey neden "doğru"dur?
bir şeyin "doğru" olabilmesi için ne gerekir?
bir şeyin "doğru"luğu kültürden kültüre değişebilir mi?"

velhasıl-ı kelam, "doğru" olan, neye göre "doğru"dur?
doğruluğun gerçekliği olmadığı ve genel geçer bir cevabı barındıramayacağını modern yaklaşımlar saptamış durumdadır. mesela gündemimizi meşgul eden soyunarak protesto hakkında doğruluk gerçeklik ve benzeri bir takım açılımları naçizane kendimce yapmak isterim... öncelikle siyasi hayatta, yasal hak talep etme süreci oldukça sancılı geçtiğini tarihten örneklerle kolayca saptayabiliriz ve dahası hayatta hiçbir şey siyasi bir talebin teorik edinimlerini pratik eylemlerle desteklemek kadar zor değildir ve siyasal hak kazanımlarının bu kadar uzun sürede gerçeklemesinin bir nedeni de budur. ahlak deyimi insani bir terimdir ve asla kesin bir forma büründürülemez. var edildiği toplumda ete kemiğe bürünür ve bu zaman içinde elbette değişir. siyasi hak talep eden kesim sonsuz özgürlükler olamadığından sınırlandırıldığı bir alanda bir özgürlük ister ve bunu isterken içinde yaşadığı toplumun ahlağını baz alarak davranmak zorundadır, bunu parlamenter siyasi geleneği olan demokrasiler için deneyimledik tarihte defalarca, yoksa yasa koyucu erki etkilemesi ve söz sahibi olması ancak bolşevik devrimi gibi bir askeri-siyasi darbe veya devrim ile mümkündür. farz edelim ki lgbti kesim ülkemizde eşitlik ve birçok alanda iyileştirme isterken mücadelesinin referansı ne olmalıdır? görünür olmak bizler için çok önemli * yani hayatında çevresi tarafından tam anlamıyla bilinmeyen moda deyimle out olmayan birilerinin ahlak ve doğruluk kime göre diyebilir, ama samimiyetimle inandığım şey toplum nezlinde kabul edilebilir ve saygı uyandıran bir resim mücadelemizin kabulü açısından kolaylıklar sağlar. bu durumda seviyeyi istanbul cihangir gibi semt bireyleri değil de annelerimiz babalarımız dahası oy çoğunluğu olan taşraya göre ayarlamak akıllıca olacaktır. yani lafın kısası o beğenmediğiniz ahlağını örfünü adetini küçümsediğiniz köylüye derdinizi anlatmak zorundasınız ve doğrular çoğunluğun doğrusudur bu ülkede maalesef. kamplaşmak ve işi yokuşa sürer gibi batı'dan ısmarlama queer teoriler toplumca kabul görmez, kabul görecek olsaydı yaklaşık yüz yıllık cumhuriyet tarihimizde medenileşme hareketi ve inkılaplar toplumca karşılık görürdü. bakınız bizi yönetenlere ne kadar da ilkelerden uzak ve yeni osmanlıcı bir tutumları var. işin açığı hepiniz de biliyorsunuz seçimlerde aldıkları oyları yani cevabım halkın genelinin üzerinden doğrular belirlenirse hak talepleri karşılığını daha kolay bulur ve bu doğrular kültürden kültüre göre değişir. toplum mühendisliği sorunu kesinlikle şablonlar üzerinden yapılmıyor. mesela berlin' de veya nyc'da olan bir uygulama burada işlemeyebilir hatta çok fena geri tepebilir.