istanbul üniversitesi

hayatımın en güzel 5 yılını geçirdiğim, beyazıta her gidişim de hala beni cezbeden güzel üniversitem...
türkiyenin en eski üniversitesi ünvanına sahip. amblemlerinde 1453 yazıyor. alman hukuk tarihçisi richard honig ise istanbul üniversitesinin tarihini 1 mart 321e götürmektedir.
bürokrasiler yumağı, 4ü lisans 4ü yüksek lisans olmak üzere 8 senemi feda ettiğim, öğrenci işleri beni resmen yaşlandıran, o fosil memurların dünya gaz ve toz bulutuyken de orda olduğunu düşündürten, girişi olup çıkışı olmayan, her şeyin aksadığı, saçma bürokrasiler ve işinizi yaptığı için sizden nefret eden memurlar yüzünden her seferinde saçımı başımı yolduran okuldur aynı zamanda. ayrıca kütüphanesinden kitap almanın yasak olduğu başka bir okul var mıdır, deyin bana a dostlar!
profesyonellikten çok uzak öğrenci işlerine sahip devlet üniversitesi.

yarım saatlik işi bir iki güne uzatan memurlar okul hakkında ön yargı yaratmaktadır. bunun dışında iletişim fakültesi türkiye'nin en kaliteli iletişim fakültelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
2 tıp fakültesine sahip öğrenci sayısı fazla olan üniversitedir.
bi şekilde kopmamaya çalıştığım üniversitedir. mıknatıs gibi çekiyor beni. bi bakıyorum açıköğretim kaydı için kapısındayım. bi bakıyorum formasyon için. ha bi şekilde illa ki beyazıta gidicem yani. deli cesaretim olsa yüksek yapmak için de gidicem ben oralara. neyse şimdilik pilav gününe gittiğim tek okulum olabilir. kabus gibi geçen ilköğretim ve ortaöğretim yıllarından sonra ilaç gibi gelen, gurur duyduğum tek eğitim yuvam...