kolay hayatı seçseydim travesti olurdum

hayatını zor yoldan kazanmak isteyen doğuş adlı ademin, empati yaptığı talihsiz açıklamasıdır.

açıkçası hayata hiç bu yönden bakmamıştım.

bir an da çakralarım açıldı.

bir travestinin hayatı ne kadar kolaydır ?
bu tamamen sex işçiliğini ''kolay iş'' olarak gören fikirsiz zihniyetin ürünüdür ve bu ''kolay işi'' bir gün yapmaları temennimdir.
seks işçiliğini kolay yol olarak gören o kadar çok insan tanırım ki, böyle düşünenlerin götünde dinamit patlatılmalı. "ay hayat çok zor" diyerek kahkahalar atan bir tür daha var sanırım bunlar aynı tayfadan.
seks işçiliğini kolay yol olarak gören o kadar çok insan tanırım ki, böyle düşünenlerin götünde dinamit patlatılmalı. "ay hayat çok zor" diyerek kahkahalar atan bir tür daha var sanırım bunlar aynı tayfadan.

seks işçiliği yapmadanda yaşanılabilir.bloğumdan aktardığım birkaç satırla nasıl bir hayatımız olduğu konusunda fikir sahibi olabilirsiniz..


13 yıllık yaşamım boyunca,evet 12 çünkü 15 yaşımda kendimi keşfettim 15 yaşımda yeniden doğdum.15 yaşındaydım ve miladımı yaşıyordum erkek bedeninden hoşlandığımı farklı olduğumu ilk o zaman keşfetmiştim.zannedilen gibi sex’e dayalı bir hoşlanma değildi bu daha farklı daha estetik bir hoşlanmaydı bu.
hani yitirdiğin şeylerin değerini sonradan anlarsınya öyle zamanlarımdandı geçip giden çocukluğum. derken ergenlik dönemim geldi farklı hissetiğimi dışa vurmaya başlamam ilk bu dönemlerdeydi.gençliğiminin verdiği fırtınayla savrunduğum kaygısız şehvetli kaçamak dolu yıllardı geçen her gecenin değerini bilmediğim yıllardı.
kadının toplumdaki rolünü sorgulamaya ilk bu dönemlerimde başlamıştım.hemcinslerimden hoşlanıyordum ancak hemcinslerimle beraberken kendimi kadın karakterine bürünmüş olarak düşlüyordum.cinselliğe dayalı ıslak gençlik düşleri değildi bunlar tamamen farklı sıradan yaşama dair düşlerdi.düşlerimi yaşamak istiyordum ama ya çevremdekilerin baskılarıyla karşılaşıyordum yada tanıştığım sex arsızlarının günlük heyecanlarından biri oluyordum.
bedenimle oynamaya başlamıştım . ergenleşen vücudum git gide yabancılaşıyordu zamanla savaşmak değişimimi durdurmak istiyordum.böylesine bir değişime hazır değildim.
beyoğlunun ara sokaklarındaki marjinal barlarda sahte maskelerin arasında hikayemdeki kadın olduğum yıllardı.ne kadar sahte yitik geceler olsada mutluydum sınırlı bir zaman diliminde içimden geldiği gibi yaşıyordum.ilk saçlarımı boyamıştım sonra dar giyim efemine hareketler ..
içimde yaşadığım fırtınalardan haberi olmayan kendi tabiriyle maskulen gay arkadaşlarımdı ilk dışlayanlar sonra çevre ve ailem oldu.istediğim hayatı azda olsa yaşayabiliyordum ancak bu hayatı sürdürecek imkanlarım git gide azalıyordu.her şeyi geride bırakabilirdim ailemi yaşantımı tamamen değişebilirdim ama olmadı yapamadım.
düşlerimden izole olmuş sıradan bir yaşam sürmeye başlamıştım.insan hislerini ne kadar baskılayabilirki.bir süre sonra dışarıda toplumun bana direttiği erkek figürü kendi dünyamda ise kadın olarak yaşamaya başlamıştım.crossdresserliğinde benim için yetersiz olduğunu anladığım zaman hormon kullanmaya başladım ardından epilasyonlar saç uzatmam geldi.