sevgiliyi üzmek

sevgili derken sevilmemiş ama ezberlenmiş sevgililikten bahsetmiyorum. gerçek sevgi ilişkisinden bahsediyorum. önemsemekten, değerli görmekten, var olmaktan, kabul etmekten ve kabul görmekten, görülmekten, görmekten bahsediyorum. başını omuzunuza koyduğunda dünyanın en huzurlu ve güvenli alanında olduğunuzu hissettirecek türden sevgi. kişiye özel yeni baştan yaratılmış bir sevgi. ne bileyim o sesli sümkürürken 'gross' deseniz de aslında içten içten 'lan bana mı öyle geliyor yoksa sümkürmesi bile bir farklı mı' dediğiniz türden sevgi… konuşsa kelimeleri bachtan bir parça gibi, susarsa çölde vaha gibi hissettiğimiz türden sevgi. aynı şekilde o yanında olduğu sürece isterse tüm dünya sizi karşınıza alsın asla yalnız ve güvensiz hissetmeyeceğiniz türden. ve sevgili derken onun parmağına diken batsa dikeni ve ailesini ateşe vereceğiniz türden sevgi. yani aynı zamanda yok eden sevgi. korumak, kollamak, sakınmak aynı zamanda...

ilginçtir ki en sevdiğiniz insan işler yanlış gittiğinde ve duyguları incindiğinde sizin canınızı en çok acıtacak kişidir. tırnakların altına saplanan çöpler gibi, cam kırığı gibi küçücük olsa da canınızı derinden acıtacak bir acı… çok acı.

sevgilimi geçenlerde üzdüm. sanırım biraz kıskançlık. aramızda güven problemi olmamasına karşın bir anlığına şeytanlarım azdı. "tek kelime" ile hem gecemizi hem de bir sonraki günü mahvettim. olayı anlatmayacağım. fakat olay ve sonrasında ne kadar kötü hissettiğimi anlatamam. yüzündeki acı ve hüzün, aklıma gelen saçma sapan fikirler, keşke dilimi ısırsaydım da demeseydim dediklerimi. anladım ki bu gülsün ben hep mutlu olacakmışım zaten. kahkaha atsın, bana gününün ne kadar boktan geçtiğini anlatsın ya da harika bir projeye başladıklarından bahsetsin ben zaten keyif alacağım. onun yanımda hissetmek bu hayatın bana bahşettiği en değerli varlıkmış. onu üzerken o kadar kötü hissettim ki gece uyuyamadım. sabah gelmek bilmedi. gün bitmek bilmedi. duygusal olarak bu adamın benim üzerimdeki etkinin farkına ancak böyle vardım. aynı şekilde birbirimize ne kadar iyi geldiğimizi, hayatın açtığı yaralara merhem etkisine sahip olduğumuzu o zaman anladım. ilişkiye başladıktan sonraki ilk ciddi kavgamızdı. affettirdim kendimi tabi ki. ama neden yaşadım? neden yaşamak zorunda kaldım çok düşündüm bir daha yaşamamak için.

kendimi ne kadar anlatabildim bilemiyorum ama sevdiğinizi ve sevenlerinizi üzmeyin. herkes bencil olabilir. bu bencillik ile sevdiğimiz insanları kırabiliyoruz tabi ki. ama hiçbir şey sevdiğiniz erkeği üzmeye değmez. seviyorsanız tabi ki. ve aynı şekilde seviliyor olduğunuza inanıyorsanız.

vicdan
olması gereken yerde yapılması kaçınılmaz olan eylem.ne ölüp bitenler , unutamayanlar gördük hepsi kendi istekleriyle daha uygun alternatiflere yol aldı.halbuki hiç bırakmazlardı kendilerinden eminlerdi de sizin bırakmanızdan korkarlardı.başta hep menfaatçi insanlar bana mı denk gelir dersiniz ama sevgiyi menfaatçi insanlardan satın almaya çalışanın her seferinde siz olduğunuzu farkettiğinizde çok geç olur.taviz tavizi doğurur ve sonunda en çok üzülen de yine siz olursunuz.
sevgiliyi düzmekten iyi bir şey olmasa gerek