bazen hayatta ortak sofranın yemek tabağından kendi payımıza düşeni beğenmeme gibi bir lüksümüz var. sunulan o tepside herkesin kendine düşen bir payı olduğu gibi, insan bazen kendi payı ile yetinmeyip başka paylara, başka yerlere odaklanır.
işte o zaman, belki de farkına varsam çok yakınımda olan hazineyi uzaklarda aramak yerine... belki de her şey çok daha farklı olabilirdi, belki de olmazdı; kimse bilemez tabii. "hazine"den kastı parasal bir değer olarak düşünmemek gerekir, bu herhangi başka değerli bir olay, durum ya da hayat olabilir.
ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz için —yani geçmişteki pastadan aldığımız paya razı olma durumunu— hiç pişmanlık duymamak bu durumda verilecek en içten tepki olabilir.