ayı sözlük itiraf

  • /
  • 187
psikolojim bozukken herkes teker teker beni terkediyormuş gibi geliyor. psikolojim bozuk değilken "aa herkes nereye gitti hehe, gelin de oynayalım" diyorum. demek ki her şey kafada bitiyor. porno izlerken "öff ne kadar yalnızım :(" moduna giren bir ben varımdır herhalde.
sevgili terk ettiğinde kızgınlık hissederken arkadaş kaybettiğimde kırgınlık hissediyorum. bir sevgili gidince öteki gelir. bir dost kaybedince birinin onun yerini alması yıllar alabilir. sevgiliyle aynı zamanda dost olanlar için daha zor muhtemelen terk edilmek.
sevgili dostlar arkadaşlar romalılar...

kısa bir süre önce girdiğim bu platforma giriş sebebimi şimdi yazıyorum. uzun süredir kafamda yer edinen, acaba nasıldır diye merak ettiğim ve yazmayı düşündüğüm bir konu hakkında bu mecraya giriş yaptım. evet açıklıyorum ben aslında gay değilim, pasif hiç değilim. erkeğim yani basbaya hani şu kızlar ve kadınlar peşinde koşan. eşcinsellerin duygu dünyasını ve davranışlarını merak ederek girdiğim bu mecrada bir çok şey öğrendim. onların sevdiği, sevmediği, üzüldüğü, mutlu olduğu, tatmin olduğu veya olmadığı şeyler gibi daha pek çok şey. açık toplum içerisinde rahatlıkla gözlemleyemeyeceğim pek çok şeyi burada gözlemledim. biliyorum bana sövüp sayacaksınız ancak bunu yapmam gerekiyordu. buradaki başlıkları yazılanları gün gün okuyup takip ettim. duygu dünyalarına, hareketlere ve düşünecelere odaklandım. ve hikayenin sonuna geldik. bu mecraya bu yüzden teşekkür ederim. herkese iyi yaşamlar dilerim.
adım bircan
soyadım ellibeş
siz beni birellibeş olarak bildiniz
birellibeş'ten hikayeler dinlediniz.
bu sabah bir rüya gördüm. şimdi hatırladım. çok güzel bir adam beni dışarıya çağırıyordu (nereden tanışıyorum onu hatırlamıyorum). böyle olgun ve uzun boylu biriydi. büyük ihtimalle özlediğim birilerine benzetilmiştir (beyin tarafından). ya da ortaya bi karışık yapmıştır beyin. neyse. sonra nedense bu adamla istanbul'da bir gey bara gitmişiz (genellikle bu tür rüyalarım hep istanbul'da geçer ve istanbul'daki yerlerle görüntü olarak uzaktan yakından alakası yoktur). sonra bu adamla eğleniyoruz, sarılıyoruz, el ele tutuşuyoruz falan. herkes bize bakıyor seviniyor. dans ediyoruz gülüyoruz eğleniyoruz. sonra nedense adam yok oluyor. ben adamı arıyorum ama bulamıyorum. "buralardadır ya gitmez o" diyorum niyeyse. ama adamı dışarıda bile bulamıyorum. yok olmuş. sonra bardan çıkarken birisi beni görüyor falan böyle cılız bi tip. tanıyor ayağına falan yatıyorum. sanırım ayı sözlük'ten o da. ilginçtir çünkü böyle bir tip tanımam burada. tanıyosam da tanıyor ayağına yatmam, tanıyorumdur. neyse. bar da böyle karanlık bir şey değil, bildiğin alışveriş merkezi koridoru gibi salak saçma bir yer. sonra bitiyor rüya.

niyeyse böyle terk edilme konulu rüyaları çok görürüm. eğlence biter ve herkes evine döner falan. ilginç.

canlandırması:
bir gün bilgisayar başında emboli atıcam az kaldı
the handmaid's tale dizisini 3 gün önce bitirdim. ve üç gündür sanki öyle bir alternatif ülkede yaşıyorum paranoyasıyla, cinsel yönelimimi belli edersem idam edilirim korkusu ile yaşıyorum. dizi tüm hayatımı etkiledi resmen.

rezilsin gilead yönetimi, jesus'ınız ve babası rektal bir yerinize girsin.


böyle şarkılar dinleyip ayısözlük aşklarımı düşünüyorum.
müzik zevkim bomboklaşmaya başladı, aşk meşk sevmem ama yarrak kürek şarkılar dinler oldum.


onsekiz yaşıma giricem birkaç ay içerisinde ama hala aile evinde yaşıyorum. pasif lubunya istanbul kartım öğrenci basıyor diye sevinçliyim. kendimi çok ezik ve çirkin hissediyorum, eğer bu sene istediğim okula yerleşemezsem hayatım iyicene yarrağa bağlayacak. düzenli ders çalışsam her şey çok güzel olacak ama düzenli ders çalışamaz oldum son bir senedir. yine sıfır değilim ama netlerimi yükseltmem lazım. yani çok sikko bir dönemin içerisindeyim diyebilirim. hayatımdaki en büyük heyecanlı olay bir durak ötedeki kolimin evinde koliyle yiyişmek.

olaylara hızlı mı girdim bilmiyorum ama artık seks, erkekler, hiç ilgimi çekmemeye başladı. garip hissettiriyor. daha fazla yarrak, göt vucut görmek istemiyorum sanırım. çok garip hikayeler dinler oldum yeni tanıştığım insanlar tarafından ve bu hikayeler gerçekten ağır hikayeler olmaya başladı.

hiç arkadaşım yok, çok param yok, tüm gün evde odamdayım. resim çizip, ders çalışıyorum ama istediğim performansı da yakalayamıyorum bir türlü. sosyalleşeyim desem hiç arkadaşım yok. sadece sanal arkadaşlarım var. ya da bütün iyi anlaştığım insanlar farklı şehirdeler.

geceleri lanet baba tarafı akrabalarımı görüyorum sürekli. la amcık yedi saat uyku keyfim var sizi neden görüyorum ben? sinir katsayım yüksek bir şekilde kalkıyorum. gerçekten ne yapacağımı hiç bilmiyorum okulu kazanamazsam.

on sekiz yaşında bomboş bir meret olarak kalıcam türkiye şartlarında. ya da en en kötü plan olarak ailemle konuşup şartları zorlayıp hem çalışıp hem de sikim bir dil okuluna gidebileceğim bir ülke bulmam gerekecek. burada dandik bir okulda okuyup dört sene öldürmektense dört sene orda markette çalışsam daha mantıklı olabilir. uff neden ben böyle iğrenç müzikler diniliyorum ? allah kahretmesin beni cidden. bu ne ya

şarkının videosunu şimdi izledim, dha da midem bulandı. çocuk neden kadını sürekli baskılıyor? çok toksik bir ilişkileri var
insanlar neden onları seven kişiler yerine onları kontrol etmeyi seven kişileri seçer hiç anlamam, anlamayacağım da. ilişkilere dair hevesim de iyice köreldi sanırım. seninle eğlenip gülüyorlar, ondan sonra onları kontrol eden insanlara geri dönüyorlar.

kimseyi tutan yok gerçi.
nasıl anlatayım bilemiyorum. çok oturmak istediğim semte taşındım hem de bu semtte sevgilim olacağını bile bilmediğim zamanlardı onlar. sevgilim oturmak istediğim semtteydi. katmerli şans. ev? aradığım güzellikteydi. sonra hem çok yaşamak istediğim semtin tadını çıkaramayacak şekilde bir pandemi oldu. sonra sevgilim tarig oldu sonra üç kuruş kenara koymuştum evden çıkmamı söylediler yani o üç kuruş paramdan da olmam için bu çıktı şimdi de.
bakın bu karma bir evren falan değil artık bu bir çökertme operasyonu. el ele verdi evren sanki çok şey vermiş gibi her verdiğini geri alıyor. iyiye gitmiyorum farkındayım. işin pis yanı korkmuyorum! o yüzden hareketsiz bekliyorum.
birisi hiçbir şey demeden gidiverirse ve bu kişiden bir daha haber alamazsam buna üzülmeyi nasıl keserim bilmiyorum.
depresyona girdim sanırım. geceleri ağlamaklı oluyorum. annem evde, görmesin diye ağlamıyorum. 5 gündür falan böyle. ay hiç beğenmedim bu durumu.
itiraf ediyorum, ben sözlüğün yazılmcısıyım, itiraf ediyorum, sözlük için her zaman yazılımsal olarak destek vermeye çalıştım. ancak hiç kimseden bir şey beklemedim, beklemem de. bir yolda yürümek için böyle bir yola başvurdum..
kimse beni sevmiyor affagshshns
bir çocuk var, egoist olduğu aşırı belli. bugün amfide sınıf temsilcisi falan olmak için adaylığını koydu. yakışıklı ve zeki olduğunun farkında. her neyse ilgimi çekmedi değil. ancak eminim ki egoist bir hıyar kendisi. çünkü çok zeki, çok sosyal ve üstüne bir de yakışıklı olan herkes egoisttir (evet bok atıyorum). oyumu ona vereceğim sanırım. iyi niyetli olduğumdan değil ama. derslerine vakit ayıramasın, daha ilk komiteden 60'ın altında alsın da baraj yesin diye aq salağı.
psikologum ile geçen gün yaptığım seansta kendim hakkında edindiğim bir bilgi oldu ki sevgili sözlük kelimenin tam manası ile göt olup kaldım. şimdi aydınlanıyor muyum? yoksa çekip gidiyor muyum? tanıdığımı sandığım ümit (ben) den bilemiyorum. aa adımı da itiraf ettim arada :) neyse
bu çocuk hasta, ağzı burnu foşik foşik akıyor
hayatımdaki bazı insanların ağzına kürekle vurmak istiyorum.
böyle mecazi anlamda değil, gerçekten sandal vs. beraber açılıp tek dönmek istiyorum.
  • /
  • 187