köpeğin ölmesi

kasım 2013'te girdin hayatıma. 6 yaşındaydın daha. o zamandan önce hiçbir hayvana bağlılık hissetmedim. havaaalanından aldım sizi. sen büyük bi kafesin içindeydin. daha ilk geceden geldin sokuldun yanıma. belki de sahibin beni sevdiği için sen de sevdin. 2014 şubat ayında sahibinin vize sorunu çıktı ve tam 40 gün ikimiz başbaşa kaldık. işte o süre sana öyle bi alıştım ki, öyle çok sevdim ki seni. evden dışarı çıkınca seni özlemeye başladım. napıyodur şimdi? canı sıkıldı mı? acıktı mı? suyu var mı? istanbulu sevmediğini düşünüyodum. bahçeli yemyeşil bi yerden istanbul gibi beton bi yere gelmiştin. canının sıkılması benim de içimi sıkıyodu. 2016 yazı eski evine yeşilliklerin içine geri döndün. senden 5 ay sonra ben de oraya yerleştim. o 5 ay sonunda beni gördüğün zamanki sevincini asla unutamam. o kavuşmadan sonra sadece 1 haftalığına ayrıldık. hep beraberdik. yanımda uyuyuşun, acıkınca ve dışarı çıkmak istediğind gelip kafanı koluma koyuşunu hiç unutamam.
son 3 aydır bi şeylerin doğru gitmediğinin farkındaydım. o an ben napcam diye düşünürken gözlerim yaşarıyodu.
git gide daha fazla acı çektiğini gördüm. ağrı kesici ile iyi oluyodun fakat onlarda işe yaramamaya başladı.
18 mayıs 2019 da veterinere gittiğimizde dualar ettim ne olur sorun bulunsun çözelim diye. yaşın da vardı baya ama atlatabilirdin. iğne yaptı veteriner, ağrın azalır dedim umutlandım ama işe yaramadı. gece kısa kısa uykulara dalsan da ağrın olduğu aldığın nefesten, inlemenden belliydi.
19 mayıs 2019 da başka veterinere götürdük. o da bi neden bulamadı. yine ağrı kesici verdik ama bu sefer aksine daha da fenalaştın.eve geldiğimizde yerinde duramıyodun. bi oraya bi buraya yürüyüşün, aldığın o hızlı hızlı derin nefes hala kulaklarımda. zamanı gelmişti ama ayaklarım gitmiyodu.
o veterinere giden yol o kadar kısalmıştı ki, inanamadım. zaman dursun istedim. seni o odaya götürüşümüz, senin sanki biliyomuş gibi gelmek istememen. sana verdikleri o uyku ilacından 15 sn sonra yere doğru yığılışın. daha fazla dayanamadım odadan dışarı attım kendimi. 10 dakika sadece 10 dakika sonra gitmiştin. kalbim tuzla buz oldu. içim acıdı.
mezarını ellerimle kazdım ve seni o soğuk toprağa koyduk. hala inanamıyorum. hala nefesini, o şımarık ağlama taklidini duyuyor gibiyim.
o yürüdüğümüz yolda yürüdüm dün. gözlerim kıpkırmızı.keşke dedim sen de olsaydın.
seni hiçbir zaman unutmayacağım. daha şimdiden deliler gibi özledim. seni çok seviyorum.
her şeyden önce yazarımızın başı sağ olsun. yıllarca birlikte yaşadıgın ve çok sevdiğin bir canlıyı topraga vermek zor bir şey. ama neylersin hayatın kanunu bu. gün gelince hepimizin yaşayacagı bir kaçınılmaz son var.
başınız sağolsun. satırları okurken aklıma 2003'te hayatını kaybeden miniğim geldi. can dostlarımız onlar, kıyamam hiçbirine.
başın sağolsun hem kedi kızını hem köpek oğlunu kaybetmiş birisi olarak yaşadığın tarifsiz acıyı anlayabiliyorum kötü haber şudur ki hiçbir zaman unutamayacaksın ikiside bir hafta ara ile gelmişlerdi bana koyun koyuna yatardık hep bir kızım bir oğlum vardı benim.
şu an çevremde o kadar insan olmasına rağmen hepsine tek geçebileceğim can dostlarımdı onlar. ha tabiki alışıyorsun tabi ki yaran ilk günkü gibi kanamıyor tek tavsiyem başka bir cana yuva olmaktan çare olmaktan vazgeçme ben en son kedimi kaybettiğimde dedim ki bir daha asla bir canı sahiplenip kendime bunlar yaşatmayacağım öyle olmadı tabi şimdi bir kedim(kızım) oldu bir hafta evvel o geldi geleli uzun zamandır kendime neden böyle bir yasak koyduğumu düşünüyorum evet eskileri unutturmuyor ama yalanda olmasa gerek iyi geliyor
sakın ama sakın vazgeçme.