tatar çölü

italyan yazar dino buzzati'nin romanı. bu sabah okumaya başladım. henüz bitirmedim. kitabın betimlemeleri ve anlatım tarzını beğendim. çölün ortasında yer alab bastiani kalesi üzerinden yola çıkarak insanın yalnızlığını ele alıyor. okurken bazen kendi hayatım ile karşılaştırıyorum. bitirdiğimde neler hissedeceğim kim bilir...ama insana bir şeyler sogulatıyor.
psikiyatristimin önerdiği kitap, epub olarak indirdim ama koboda henüz açamadığım için başlayamadım..
kobo'daki sorunu çözdüm ve kitabı aynı günde bitirdim..

çok büyük bir beklentiyle başlamıştım, sonunun muntazam bir şok edici finalle gelmesini bekliyordum lâkin beklediğim gibi olmadı.. belki de beklentilerimi yüksek tuttuğum için kitabın ana metnini de gözden kaçırdım, hem psikiyatristim önermişti kitabı, belki de davranış biçimimde büyük bir değişikliğe yol açacağına inanıp bittiğinde de "e hani yine aynı dalya*ağım" dediğim içindir bilemiyorum..

bastiani kalesi, yüz yıllar öncesinden sadece masallarda beliren tatarların çöl üzerinden gelip ülkeye giriş yapmaması için kurulmuş, sınır garnizonudur, gelenlerin büyük bir erdem gösterip bu kimsesiz ve kırallığın unuttuğu bu kalede görev alarak, büyük askeri bir imtiyaz sahip olduğu söylenir üst rütbeler tarafından, buraya henüz askeri okuldan mezun teğmen giovanni drogo'nun atanması ile başlar hikaye, kale uzaktan heybetlidir, ama içine girince o ihtişamını, askeri tekdüzeliğin bozduğunu belirtir.

zaman içinde kaleye dair düşünceler ve fikirler, aslında tatarların bir mit olduğunu ve bu kalenin de kimse tarafından iplenmediğine evrilir, drogo ise buraya dair beklentilerini hep yüksek tutarken, arkadaşlarının kaleden ayrılmasına karşı öfke duymaktadır. aslında kendisi de isterse göreve başladığı 4. ayda kaleden ayrılabilirdi, en azından ona bu söylenmişti, ama kalede onlarca yıl geçiren binbaşıları görünce bundan imtina etmişti..

hikaye sonlara doğru sadece bir ihtimal tatarlar yeniden gelir korkusu üzerine kaldırılmayan, ama asker sayısı yarıya indirilen bastiani kalesine drogo'nun ne kadar bağlandığı, ona yüklediği anlamlar, kurtulmak isteyip de bir yandan da onsuz yapamayacağını anlatıyor..

sonunu söylememe gerek yok fakat çıkardığım sonuç, boşu boşuna da olsa bazen kurduğumuz ve idealleştirdiğimiz düşüncelerin ya da hedeflerin hiç birisine ulaşamadan, tam da aksini dilediğimiz bir durumla karşılaşabileceğimizi, inandıklarımızın hiç de boşa çıkmayabileceğini fakat buna şahitlik edemeyeceğimizdir..

tavsiye edilir..